Kitap Künyesi

Yazar: Richard Sennett

Çevirmen: Barış Yıldırım

Orijinal Adı: The Corrosion Of Character The Personal Consequences Of Work İn The New Capitalism

Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları

İSBN: 9789755393704

Sayfa Sayısı: 171

--reklam--

Karakter Aşınması Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Yeni ekonomik düzenin büyülü sözcüğü "değişim"in doğası nedir, insanlara nasıl yansıyor? Her zaman kısa vadeye endeksli bir ekonomide kişi nasıl kalıcı değer ve hedeflere sahip olabilir? Her an parçalanan veya sürekli yeniden yapılanan kurumlarda, kişi kendi kimliğini ve yaşam öyküsünü nasıl oluşturabilir? 

Küreselleşme olgusunu makro düzeyde inceleyen birçok kitap yayımlandığı halde, bu sürecin mikro düzeyi, insan karakteri üzerindeki etkileri pek az incelendi. Richard Sennett, Karakter Aşınması'nda bunu yapıyor. Ona göre sermayenin, günümüz ekonomisinin bütün dünyaya yayılmış dalgalı denizlerinde "hızlı kâr"ın dışında başka bir amacı yok; şirketlerini piyasadaki anlık değişimlere müdahale edecek biçimde esnekleştirip, yeniden yapılandırıyor. Kişilerden sürekli kendisini yenilemesini, seyyar olmasını, risk almasını, rekabet becerisini geliştirerek yırtıcı bir karakter edinmesini, takım çalışmasında uyumlu olmasını bekliyor. Ancak eski kapitalizmin rutin ve monoton yapısına karşı savunulan bu politikaya yakından bakıldığı zaman sadece eski iktidar yapılarının rengini değiştirdiği görülüyor. Çalışanlar için esnekliğin anlamı ise yaşam boyu iş güvencesinin yok olması; sürekli iş ve şehir değiştirerek yön duygusunu yitirmek; istikrarlı işlerin yerini geçici projelere bırakması ve bir işten diğerine, dünden yarına sürüklenen yaşam parçacıklarından beslenen, rekabetin körüklediği "güvensizlik" ve "kayıtsızlık" duygusu... Ve bir de karakter aşınması...

Oysa insan karakteri, duygusal deneyimlerimizin uzun vadeli olması ve başkalarıyla girdiğimiz ilişkilere yüklediğimiz etik değerler üzerinden gelişir. Karakter, içsel bütünlük, ilişkilerde karşılıklı bağlılık ve uzun vadeli bir hedef için çaba harcamak biçiminde kendini gösterir. Yeni kapitalizm ise güvenmeyi,

bağlanmayı ve uzun vadeli planlar yapmayı kârlı bulmaz, reddeder.

Sennett Karakter Aşınması'nda gelişmiş bilgisayarlarla üretilen ekmeğin kalitesinden çok, ekmeği yiyenlerin hayatına bakıyor ve soruyor: "Bu sistem insanın yaşamına değer ve anlam katıyor mu?" Ve ekliyor: "Değişim, kitlesel ayaklanmalarda değil, ihtiyaçlarını birbirleriyle paylaşan insanların arasında, toprakta yeşerir. İnsanları birbirleri için kaygılanmaz hale getiren bir rejimin, meşruiyetini uzun süre koruyamayacağından eminim."

--reklam--

Karakter Aşınması Alıntıları - Sözleri

  • "Eğer, başarının da sadece bir tesadüf olduğunu düşünürseniz, başarısızlığın acısını ve önemini değerlendirmek mümkün olmaz."
  • Günümüzde orta sınıf standardında bir yaşam sürmek için bir ailede iki yetişkinin çalışması şarttır. Ancak kadınlar daha esnek çalışma saatlerine ihtiyaç duyuyordu; hangi sınıftan olursa olsun, kadınların pek çoğu yarı zamanlı çalışan, tam zamanlı annedir.
  • Yeni düzende “en çok emek sarf edenler en azla yetiniyor.” Adam Smith
  • Dünya güzel ve adaletli bir yer olsaydı, saygı gören kişiler, gördüğü itibarın karşılığını aynı ölçüde geri verirdi.
  • ''Ucuz adamlar pahalı makinelere ihtiyaç duyar.''
  • Kısa vadeye dayalı kapitalizm, karakterin insanları birbirine bağlayan ve herbirini sürdürebilir bir benlik duygusuyla donatan özelliklerin aşınması tehlikesini barındırıyor.
  • En çok emek sarf edenler en azla yetiniyor.
  • Bana güvenen insanlar olduğu için, davranışlarımdan başkalarına karşı sorumluyum. Kişi ne kadar düzensiz bir yaşam sürerse sürsün, her zaman sözünü tutmalıdır.
  • "Bu insanlar özgür: Ama, yaşadıkları ahlakdışı bir özgürlüktür."
  • Rorty, eğitim konusunda; “Bir yandan gençleri sosyalleştirirken, diğer yandan da bu gençlerin sürekli olarak bu sosyalleşme sürecinden şüphe duymasına neden olan bir kültürü aklım almıyor.” der.
  • Risk alma isteği, sadece girişimci kapitalistlere ya da olağanüstü maceracı bireylere özgü bir özellik olarak görülmüyor. Risk kitleler tarafından her gün omuzlanması gereken bir zorunluluk
  • İnsan sürekli baştan başlamak, her gün kendini tekrar kanıtlamak zorunda kalır. Bu şekilde sürekli riske maruz kalmak, karakter duygumuzu iyice aşındırır. İnsan her defasında “baştan başlar.”
  • ''Ruhen hepimiz birer göçmeniz.''
  • Günümüzde kariyer kelimesini doktorluk ya da mühendislik gibi profesyonel mesleklerle eşanlamlı düşünsek de, kariyerin temel öğelerinden biri olan, belirli becerilere sahip olma durumu, sadece profesyonel ya da burjuva kesimle sınırlı değildir.
  • Rutin, insan karakterinin bütün derinliğini yok etme tehlikesini barındırır.

--reklam--

Karakter Aşınması İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Okumayı bitirdiğimde ikinci kez okumaya karar verdiğim nadir kitaplardan Karakter Aşınması. Yaşam öyküleriyle, tarihle, fabrika imgeleriyle kapitalizm ve karakter üzerine yapılmış tartışmalarla; kapitalizmin evrimini ve bu değişikliğin insan yaşamına, değerlerine, karakterine yaptığı etkiyi tartışıyor Richard Sennett. Genelde okuduğum kitapların altı çizili satırlarını paylaşmayı, kitap hakkında fikir vermesi açısından iyi bir yöntem sayarım ancak bu kitaptan alıntılar paylaşmayacağım. Altı çizilmiş her bir satır bir önceki satırla ya da bir önceki anlatılmış yaşam öyküsüyle bağlantılı, yahut bir sonraki yaşam öyküsüne bir bakış kazandıracak ek bilgi niteliğinde çünkü. Alıntılanacak satırların burada sergileyeceği yalın hal, kitap hakkında vermesi gereken fikri vermeyebilir. Bu açıdan bütüncül bir kitap, onu parçalara ayırarak okumak imkansız. Richarde Sennett, karakteri oluşturan öğelerin; ekonomiden ve iş hayatının işleyişinden bağımsız olgular olmadığını söyleyerek, eski kapitalizm ile esnekliğe evrilen yeni kapitalizmin insan karakterine, komşuluk ilişkilerine, aile hayatına yansımasını işliyor kitabında. Kitap hakkında daha ayrıntılı bilgi almak isterseniz; Marmara Üniversitesi Din Psikolojisi anabilim dalında yüksek lisans yapan öğrencilerin Modern Psikiyati dersi hocası Prof. Kemal Sayar’ın gözetiminde hazırladıkları konu ve kitap sunumlarının yer aldığı bir blogu incelemenizi ve kitabı mutlaka okumanızı öneririm. Kitabın arka kapağında yer alan tanıtım yazısı ise şöyle: Yeni ekonomik düzenin büyülü sözcüğü “değişim”in doğası nedir, insanlara nasıl yansıyor? Her zaman kısa vadeye endeksli bir ekonomide kişi nasıl kalıcı değer ve hedeflere sahip olabilir? Her an parçalanan veya sürekli yeniden yapılanan kurumlarda, kişi kendi kimliğini ve yaşam öyküsünü nasıl oluşturabilir? Küreselleşme olgusunu makro düzeyde inceleyen birçok kitap yayımlandığı halde, bu sürecin mikro düzeyi, insan karakteri üzerindeki etkileri pek az incelendi. Richard Sennett, Karakter Aşınması’nda bunu yapıyor. Ona göre sermayenin, günümüz ekonomisinin bütün dünyaya yayılmış dalgalı denizlerinde “hızlı kar”ın dışında bir başka amacı yok; şirketlerini piyasadaki anlık değişimlere müdahale edecek biçimde esnekleştirip, yeniden yapılandırıyor. Kişilerden sürekli kendisini yenilemesini, seyyar olmasını, risk almasını, rekabet becerisini geliştirerek yırtıcı bir karakter edinmesini, takım çalışmasında uyumlu olmasını bekliyor. Ancak eski kapitalizmin rutin ve monoton yapısına karşı savunulan bu politikaya yakından bakıldığı zaman sadece eski iktidar yapılarının rengini değiştirdiği görülüyor. Çalışanlar için esnekliğin anlamı ise yaşam boyu iş güvencesinin yok olması; sürekli iş ve şehir değiştererek yön duygusunu yitirmek; istikrarlı işlerin yerini geçici projelere bırakması ve bir işten diğerine, dünden yarına sürüklenen yaşam parçacıklarından beslenen, rekabetin körüklediği “güvensizlik” ve “kayıtsızlık” duygusu… Ve bir de karakter aşınması… Oysa insan karakteri, duygusal deneyimlerimizin uzun vadeli olması ve başkalarıyla girdiğimiz ilişkilere yüklediğimiz etik değerler üzerinden gelişir. Karakter, içsel bütünlük, ilişkilerde karşılıklı bağlılık ve uzun vadeli bir hedef için çaba harcamak biçiminde kendini gösterir. Yeni kapitalizm ise güvenmeyi, bağlanmayı ve uzun vadeli planlar yapmayı karlı bulmaz, reddeder. Sennett Karakter Aşınması’nda gelişmiş bilgisayarlarla üretilen ekmeğin kalitesinden çok, ekmeği yiyenlerin hayatına bakıyor ve soruyor: “Bu sistem insanın yaşamına değer ve anlam katıyor mu?” Ve ekliyor “değişim, kitlesel ayaklanmalarda değil, ihtiyaçlarını birbirleriyle paylaşan insanların arasında, toprakta yeşerir. İnsanları birbirleri için kaygılanmaz hale getiren bir rejimin, meşruiyetini uzun süre koruyamayacağından eminim.” (Hülya Yücel Ergün)

Kapitalizm: Yazarımız 1943 yılında Chicago'da dünyaya gelmiştir. Harvard ve Chicago Üniversitelerin de okumuş, mezun olmuştur. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü ve Londra Ekonomi Okulunda sosyoloji profesörü olarak çalışmıştır. Kitap kapitalizmin insanların karakterlerinde oluşturduğu psikolojik ve sosyolojik süreçleri incelemektedir. Bu süreci tanıdığı yakın çevresindeki insanlardan esinlenerek hikayeleştirmiş ve okura sunmuştur. Küreselleşme olgusu bir çok kitapta makro düzeyde incelenmiştir. Fakat mikro düzeyde bir inceleme çok fazla yapılmamıştır. Richard Sennett bu eserinde küreselleşme olgusunu mikro düzeyde inceliyor. Kitapta, Adam Smith, Henry Ford, Diderot gibi insanların savlarına yer verilmiş. Ve yazarımız bu savları analiz edip birbirleriyle kıyaslamıştır. Kitapta ele alınan olgular, sürüklenme, rutin, esneklik, okunaksız, risk, iş etiği, başarısızlık ve tehlike gibi konu başlıklarının çatısında değerlendirmiştir. Kitabın hikaye kısmında, Sennett, eski tanıdığı Enrico'nun ve onun oğlu Rico'nun hayat hikayelerini anlatmıştır. Enrico bir şirkette hademe olarak çalışmaktadır. Enrico Değişimden, sürprizlerden uzak sıradan hayatı olan bir adamdır. Fakat çocuklarının kendisiyle aynı kaderi paylaşmamaları ve Üniversite okumaları için çabalamaktadır. Rico toplumda iyi bir kademeye gelse de hayatında yolunda gitmeyen durumlar vardır. Değişime açık olmayı, risk alabilmeyi savunan, Rico ve eşi bazen kontrolü kaybettiklerini düşünmektelerdir. Hikayede Enrico'nun dönemindeki kapitalizm ile Rico dönemindeki kapitalizm de kıyaslanmaktadır. Kapitalizmin insanlar üzerindeki etkisini kavramak, kapitalizmin mikro olgularına farklı bir çerçeveden bakmak isteyenler için çok kıymetli bir eser. Şimdiden okuyacak olan arkadaşlara iyi okumalar diliyorum. (Deniz Müldür)

Akışkan İnsanın Doğuşu: Aydınlanma ile birlikte toplumun tüm katmanlarının yararlanması gereken biricik önemli şeyin zaman olduğunu fark eden düşünürler, öncesinde akılsızca yürütülmüş olan ve Aydınlanma ile rasyonalize edilmiş düşüncelerdeki pürüzlülükleri, daha fazla Aydınlanma ile giderebileceğini düşünmüştür. Bu da zamanın daha rasyonalize edilmesi anlamı taşır ki, Weber'in "demir kafes"i, bu anlatımımızın bir özetidir. Bu kafes, demirdendir ve dolayısıyla güçlüdür, zamanı disipline eden bir yapıdır; bunun asıl karşılığı bürokrasidir, böylece zaman en akıllıca kullanılabilirdi. Burada meydana gelen sorunlar aşılırken daha Aydınlanmacı, bu sebeple daha rasyonel ilerlendi, zaman daha küçük parçalara bölündü ve bunun getirisiyle "emek" kavramı evrime uğradı; çalışma süreleri, saatlik ücretler vb. konularda regulasyonlara gidildi. Artık her bir kuruşun kazanılmasının uzun stratejileri geliştirilmişti ve 'daraltılan zaman' insan benliğini bu stratejilerin esiri altına soktu, insan kuruş kazanma stratejilerinde sürüklenen bir yaratık formuna girdi, zamansız bir yaratık olmasına karşın insanın. Her input'un değişim varlığına sokulduğunda verdiği output bir bağlamda düşünüldüğünde; aşırı rasyonalizasyonun sonucu olarak kapitalizm, evrim geçirmeye zorlatıldı. Otoriter olan iktidarların da bu değişimden nasibini almasıyla "otoriter olmayan" iktidarlar meydana geldi ve otorite işçiler arasında 'farkındalığı' olanların eline geçti ve hiyerarşideki eşitsizlik daha yükseldi; bunu iktisadi mantığın dışına çıkıp daha halktan bir ifadeyle anlatabiliriz: "zengin daha zengin, fakir daha fakir oluyor." Dönüşüm sürecini hızlı ele aldığımın farkındayım, esasında bu geçiş sürecindeki temel vurgunun klasik kapitalizmin esnek kapitalizme evrilmesidir, bunun da sebebi Aydınlanmanın getirdiği rasyonalizmin en üst seviyelere tırmanmasıdır. Döne dolaşa toplum dengeye gireceğinden bu tırmanışın bir sonucu olarak yeni arayışlara yönelindi ve "esnek" ya da "akışkan" kavramı da bu arayışın sonucunda anlam değişimine uğradı. Elbette bu değişimin kökeninde üretimdeki arz-talep mantığının imbalansı yatmaktadır. Durmaksızın seri ve primordial üretimler yapan (fordizm) ve arzı talebe göre regule etmeyen sistem, sosyolojik açıdan talepte tepkeye sebep oldu, sonuçta üretilen ürünler çeşitlendirildi ve nicelikte az sayıda olmaya başladı (postfordizm), tekelleşmenin estetiği farklı bir anlama büründü. Artık yavaş yavaş 'tüketici toplum'un kapıları aralanmıştı. Bu geçiş süreci yalnız iktisadi değil, siyasi, psikolojik, bilimsel vb. birçok açıdan etkilendi ve geçiş hızlandı. Postfordizmde öne çıkmaya başlayacak olan 'esnek' üretim, kapital düzenin hayatta kalması için çok önemli bir kan transfüzyonu olmuştu adeta. Artık 'iş' yoktu, 'projeler' vardı; artık 'uzun vadeli stratejiler' yok, yerine 'her an değişime uğrayabilecek stratejiler' vardı. Örneğin büyük bir şirket 'kısa süreli sözleşme' ile şirket içindeki bir görevi küçük şirketlere aktarmaktadır. Piyasada çabuk getiri elde etmek isteyen bir üretici, kurumunu hızla değiştirmesi gerektiğinin bilincindeydi. Psişik aygıtın bu gelişmelerden nasıl etkilendiğine bakarsak; uzun vadeli stratejiler döneminde birbirlerine güven ve sadakat duyma zamanı bulabilecek insanların, kısa vadeli dönemde böyle bir zamanı yaşayamamasından kaynaklı; önce insanlar arasına güven kuramama süreci girdi, bunun çarpık kentleşmeden de nasibini alacağını biliyoruz elbet; hatta bazı sosyoekolojik konuların iktisadi konuların içerisine konuşlandırılması gerektiği düşüncesi, burada sorgulanabilir ama konu bütünlüğü için buraya girmeyeceğim. Daha gözle görülebilir örnek olarak kitaptaki Rico'nun dediği gibi, artık komşularımızı tanıyabilecek zamanımız yok ve 'bir şeyler' oluyor, onlarla birbirimizin adını öğrenme ve en ileri düzeyde mahalle sorunları dışında bir şey konuşamadan ayrılıyoruz. Kapitalizmdeki sözde 'esnek' değişimin yarattığı tablo budur. Aslında anlatılanların hepsi, klasik kapitalizmde rutin olanın açtığı olumsuzlukların, Aydınlanmacı mantıkla, yine yok edilmeye çalışılmasıyla; meydana gelen esnek kapitalizmin (ve bu sebepten dolayı metalaştırılmış zamanın evrimsel) anlatımıdır. Bu bağlamda 'yeniden tasarlama' süreciyle işçiler işten çıkartılmaya başlandı ve bu durum, kalan işçilerin "ben de çıkarılacak mıyım?" düşüncesiyle güvensizliğinin artışına sebep oldu. Bununla da kalmadı, 'katmansızlaştırma' ve 'dikey ayrışma', kalan işçilerin iş yükünü arttırmıştır. Küresel işsizlikteki bu artış "elimden her iş gelir" şeklinde, tüm dünyada aynı olan bir insan profili yaratmıştır. Bu da distopik sosyolojide 'robotik insan' modelinin doğuşuna örnek teşkil edecek bir profildir. 'Esnekliğin' kapitalizme verdiği bu güçlü kan, 'özgürleşme' başlığı altında yapıldığı için son derece başarılı olmuştur. Evet, insanlar esneklikle birlikte özgürleşmiştir, çalışma saatlerini işçi belirlemektedir, hatta kişi evden, kafeden, sokaktan çalışabilmektedir; tüm bunlar özgürlükle ilişik de olsa bunlar esasen 'moralsiz (ahlakdışı) özgürlükler'dir. Zira, artık otorite olmayacağını söyleyen iş yeri, otoritesizliğin zorunluluktan otorite yaratacağını bilmezden gelir ve işçisini gizli bir otoriteyle baskı altında tutar (1984'ün distopik Büyük Birader'inin tele-ekranlarda oluşunu hatırlayın). Evden çalışma imkanı sunan işveren, bir şekilde de olsa, işçisinin bilgisayardaki çalışma sitesinde kaç dakika zaman geçirip neler yaptığını görüntüleyebilmektedir, ama gelgelelim artık 'özgürlük' vardır. 'Artık otorite yok, baskı yok' sloganlarıyla özgürlüğün kapitalizmin ruhunda olduğunu söyleyen çakal düşünce, insanları belirsizliğin circulus vitiosus'una hapsedip ruhen köreltmektedir, bu körelmenin getirdiği kaygılar, esnek kapitalizm ile bütünleşen esas duygudur. Kısaca belirtilmesi gereken temel nokta, yeni kapitalizmin esnek reform ile birlikte "akışkan" karakterde bir insan yaratmasıdır; bu akışkan kişi, durmaksızın değişen dünyaya durmaksızın yetişmeye çalışmaktadır ve böylece hayatını anlamsız bir çile haline sokmaktadır ki, bu "dünyevi çilecilik" şeklinde ifade edilir ve esas anlamı, kişinin işine olan bu aceleciliğinin onun kişiliğine emilmesidir. Zira kişilik, sosyolojik tarifiyle, belli bir yaş döneminde maturasyonu sona eren bir şey değildir. Sennett, kapitalizmin tarihini anlatırken kapitalizmin gelişimsel sürecindeki düşünsel ortamı da tarif ederek okuyucunun bunu nesnel bir şekilde değerlendirmesini sağlamış, sahadan verdiği çok değerli örneklerle, başta iktisatçılar olmak üzere, okurlarına yepyeni bir bakış kazandırmıştır. Bilhassa son sayfalarda verilen istatistik tabloları, metinde varılan yargıların raporlanmış bilimsel sonuçlarıdır diyebiliriz. (Yusuf Bozdağ)

--reklam--

Karakter Aşınması PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Richard Sennett - Karakter Aşınması kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Karakter Aşınması PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Richard Sennett Kimdir?

Richard Sennett (d. 1 Ocak 1943, Chicago), Massachusetts Teknoloji Enstitüsü ve Londra Ekonomi Okulu'de sosyoloji profesörü, New York Üniversitesi'nde sosyal bilimler profesörüdür. New York Institute for the Humanities'in (New York Beşeri Bilimler Enstitüsü) kurucu direktörüdür.

Sennett'in sosyal bilimlere en önemli katkılarından biri, kentlerin modern dünya gerçekliği içerisinde bireysel yaşamları şekillendirişi ile ilgilidir. 2006 yılında Hegel ödülünü kazanmış , 2008 yılında ise 100,000 Euro değerindeki Düseldorf Gerda Henkel Vakfı tarafından verilen Gerda Henkel ödülüne layık görülmüştür.

Sennett, 1987'den beri sosyolog Saskia Sassen ile evlidir.

--reklam--

Richard Sennett Kitapları - Eserleri

  • Karakter Aşınması
  • Otorite
  • Ten ve Taş
  • Yeni Kapitalizmin Kültürü
  • Kamusal İnsanın Çöküşü
  • Yabancı
  • Saygı
  • Zanaatkar
  • Gözün Vicdanı Kentin Tasarımı ve Toplumsal Yaşam
  • Sınıfın Gizli Yaraları
  • Beraber
  • The Conscience Of the Eye: The Design and Social Life of Cities

--reklam--

Richard Sennett Alıntıları - Sözleri

  • Sınıf otoritesi ve yargı sistemi, insanları birbirine düşman yaparken kendisini gizler; sistemin gücünün esrarı ile büyülenmiş insanlar saygı için birbirleri ile savaşırken, sistemin kendisine meydan okunmaz. (Sınıfın Gizli Yaraları)
  • Günümüzde orta sınıf standardında bir yaşam sürmek için bir ailede iki yetişkinin çalışması şarttır. Ancak kadınlar daha esnek çalışma saatlerine ihtiyaç duyuyordu; hangi sınıftan olursa olsun, kadınların pek çoğu yarı zamanlı çalışan, tam zamanlı annedir. (Karakter Aşınması)
  • Şehir farklı cinslerde insanlar­dan oluşturulur, birbirine benzeyen insanlar bir şehri var edemez. (Beraber)
  • Çoğu açlıklar gibi saygı kıtlığı da insan yapımıdır.Yiyeceğin aksine saygının hiçbir maliyeti de yoktur. O zaman saygı niçin bu kadar kıt olsun ki? (Saygı)
  • Bizim kim olduğumuzun cevabı, doğrudan şekilde bedenlerimizin ne yapabildiğinde yatıyor. Insan elinin işleyişinde olduğu gibi, sosyal sonuçlar da insan bedeninin yapısında ve işlevinde saklıdır. Maddi şeyleri şekillendirme durumunda olan bedensel kapasitelerimiz, sosyal ilişkilerde kullandıklarımızla benzerlik taşır. (Zanaatkar)
  • Bir kişi ne kadar çok emre maruz kalıyorsa diyor bu işçi, öz saygısını devam ettirebilmek için gerçekten de işyerinde değil de başka bir yerde olduğunu daha çok düşünür. Ancak işyerinde "başarılı olmanız" beklendiğine göre ve gerçekten de aslında orada değilseniz, nasıl başarılı olabilirsiniz ki? (Sınıfın Gizli Yaraları)
  • İnsan sürekli baştan başlamak, her gün kendini tekrar kanıtlamak zorunda kalır. Bu şekilde sürekli riske maruz kalmak, karakter duygumuzu iyice aşındırır. İnsan her defasında “baştan başlar.” (Karakter Aşınması)
  • Kitap okuyan ya da sessizce pencereden dışarı bakan sıkış tıkış bedenlerle dolu tren vagonu, on dokuzuncu yüzyılda ortaya çıkmış büyük bir toplumsal değişikliğe işaret ediyordu: Sessizlik bireysel mahremiyeti korumak amacıyla kullanılıyordu. (Ten ve Taş)
  • milliyetçilik ülkelerini terk edenleri adeta ameliyatla bir uzuvları kesilmiş hastalar gibi göstermiştir. Yunanlardan beri bir millete ait olmanın tam bir insan olmak için gerekli olduğunun düşünüldüğü doğrudur şüphesiz (Yabancı)
  • En iyi şarkı söyleyen ya da dans eden, en yakışıklı, en güçlü ve en zeki olan ya da en güzel konuşan kişi en fazla sayılan kişi olur; ve bu, eşitsizliğe aynı zamanda da kötü huya doğru atılan ilk adımdır. (Saygı)
  • "Bu insanlar özgür: Ama, yaşadıkları ahlakdışı bir özgürlüktür." (Karakter Aşınması)
  • Bu sosyoloji zanaatı, günümüzde yeniliğin ne anlama geldiğini ortaya çıkarmaya hem fazlasıyla uygundur hem de değildir. Uygundur, çünkü toplumun akıcılık ve akış üzerindeki vurgusu, kişinin zihninden geçen bir yorumun çözümlenmesi süreciyle kesişir. Uygun değildir, çünkü çoğu insanın bu geniş kapsamlı görüşmelere katılmaktaki amacı, sonuçlar çıkarmak, dünyada nasıl konumlandırıldıklarının bir açıklamasını bulmaktır. Ak (Yeni Kapitalizmin Kültürü)
  • Bizler tecrit etmeyi bir iktidarın dayatılması olarak görme eğilimindeyizdir ki bu da tecrit edilen halkı pasif kurbanlar haline getirir. Ama Rönesans Venediki'nde Yahudi gettosunun oluşumu daha karmaşık bir hikaye anlatır bize. Gerçekten de istekleri hilafına tecrit edilmiş olan, ama daha sonra bu şekilde ayrı tutulmalarından yeni topluluk biçimleri yaratan ve toplumsal aktörler sıfatıyla tecrit edilmiş olmaktan bir menfaat elde eden sürgünlerin hikayesidir bu. (Yabancı)
  • Yine de, gördük ki sadece fedakarlığın bir kişiyi sevdiği insanlar için "değerli" yaptığı var sayılmaktadır. (Sınıfın Gizli Yaraları)
  • Risk alma isteği, sadece girişimci kapitalistlere ya da olağanüstü maceracı bireylere özgü bir özellik olarak görülmüyor. Risk kitleler tarafından her gün omuzlanması gereken bir zorunluluk (Karakter Aşınması)
  • Her şeyi bilemezsiniz ama bildiğiniz bir şey bile sizi okkalı bir zengin yapabilir (Beraber)
  • Yani en çok, kendinin en az farkında olduğun zaman kendinsindir. (Yabancı)
  • Almanca Bildung sözcüğü, bir genci ömür boyu süren bir yaşam biçimine hazırlayan kişisel oluşum sürecine verilen isimdir. (Yeni Kapitalizmin Kültürü)
  • Refah sistemi içinde olan kişilerin aklına katı eşitlik fıkri, problemlerinin ya da muhtaç olma durumlannın temelinde kendi haklarında kararlan başkalarının vermesinin olduğunu hissettikleri zaman gelir. Saygı kazanmak için bu insanlar zayıf ve muhtaç olmamak zorundadırlar. (Saygı)
  • Eğer bir insa­na kendimizin bir yansımasıymış gibi davranırsak, onun kendi va­roluşunun gerçekliğini inkar etmiş oluruz; kişi karşısındakinin baş­ka biri olduğuna dair temel gerçeğe saygı duymalıdır. Buradan çı­kacak ders şudur: Karşımızdakilere saygı duyuyorsak kendimizin onlarda projeksiyonunu yapmayalım. (Saygı)