Kitap Künyesi
Yazar: Philip K. Dick
Çevirmen: Mehmet Ada Öztekin
Orijinal Adı: A Scanner Darkly
Yayın Evi: Altıkırkbeş Basın Yayın
İSBN: 9786055532420
Sayfa Sayısı: 350
--reklam--
Karanlığı Taramak Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Sanırım bu benim başyapıtım diyor Dick, kitabın hemen başında. Uyuşturucudan örülü, her şeyin uyuşturucu üstüne kurulduğu bir ters ütopya, 68in boşlukta çiçek yetiştirebilen kuşağına küçük bir selam, belli belirsiz bir gülümseme. Kaybedenler Kulübü her şeyin kenarında durup, sorulmuş her sorunun ancak yeni bir soruya sebep olacağını bilerek, tipik 6.45 BK metinlerinden birini daha tedirginlikle sunar. Kısaca söylemek gerekirse; Yaşayıp ölmek ve diğer şeyler üzerine bir kitap.
--reklam--
Karanlığı Taramak Alıntıları - Sözleri
- Eğer ölü bir insanın içinden dışarı baksaydın yine de görebilirdin, ama göz kaslarını çalıştıramadığın için odaklayamazdın. Başını veya göz kürelerini çeviremezdin. Bütün yapabileceğin, görüş alanından bir şey geçene kadar beklemek olurdu. Donup kalırdın. Devamlı beklerdin. Berbat bir sahne olurdu.
- "GERÇEK BAŞARISIZLIK, BAŞKALARINI BAŞARISIZLIĞA UĞRATMAKTIR."
- Bazen keşke çıldırmanın yolunu bilseydim diyorum. Nasıl olduğunu unutmuşum.
- Eğer ölü bir insanın içinden dışarı baksaydın yine de görebilirdin, ama göz kaslarını çalıştıramadığın için odaklayamazdın. Başını veya göz kürelerini çeviremezdin. Bütün yapabileceğin, görüş alanından bir şey geçene kadar beklemek olurdu. Donup kalırdın. Devamlı beklerdin. Berbat bir sahne olurdu.
- Ya bütün bunları ben uydurmuşsam? dedi kendi kendine.
- “Arctor'un elini aldı, sıktı, tuttu ve sonra bir anda bırakıverdi. Ama gerçek dokunuşu orada, Arctor'un kalbinde varlığını sürdürdü. İşte o kalıcıydı. Yaşamının geri kalan onca yılı boyunca; onsuz geçen, onu asla göremediği, ondan haber alamadığı, hakkında hiçbir şey öğrenemediği, sağ mı, mutlu mu, ölü mü, ne olduğunu bilmediği onca yıl boyunca. O dokunuş içinde kalıp yer etti, varlığında mühürlendi, ve asla onu terk etmedi. Donna'nın elinin o tek dokunuşu.”
- "En tehlikeli insan kendi gölgesinden korkandır."
- Gerçekte ben kimim, diye sordu kendi kendine. Bir an için üzerinde karma elbisesi olmasını istedi. O zaman, diye düşündü, belirsiz bir gölge olmaya devam edebilirdim, ve sokaktaki koşuşturan insanlar beni bunun için alkışlarlardı. Kulüpteki sunucuyu hatırladı. “Şimdi belirsiz gölgemizi alkışlayalım “ Tanınmak için ne ilginç bir yol. Örneğin onun düşündükleri belirsiz gölge değil de bir başkası olup olmadığından nasıl emin olabiliyorlardı? Elbisenin içinde Fred'den başka birisi de olabilirdi, veya bir başka Fred olabilirdi, ve onlar asla bunu bilemeyecekti, Fred ağzını açıp konuştuğu zaman bile. Emin olamazlardı. Asla bilemezlerdi, örneğin o, pekala Fred taklidi yapan Al olabilirdi. Elbisenin içindeki herkes olabilirdi, hatta elbisenin içi boş bile olabilirdi. Orange İlçe Genel Yönetim Binası'nda karma elbiseye ses düzeneği takıp onu şerifin ofisinden kumandayla hareket ettirebilirlerdi. O zaman Fred, o gün işinin başında olup da metni ve mikrofonu eline geçirmiş herhangi birisi, ya da o gün işinin başında olan herkesin bir toplamı olabilirdi.
- "Hayatta her şey sadece bir süreliğinedir."
- Hayattaki her şey, sadece bir süre vardır.
- “Bazen keşke çıldırmanın yolunu bilseydim diyorum. Nasıl olduğunu unutmuşum.” “Bu kayıp bir sanat,” dedi Hank. “Belki bu konuda bir kullanma klavuzu vardır.
- "Buna bir itirazı yoktu; zaman duygusundan kurtulmayı seviyordu. Bu sayede ilgisini müdahale edilmeksizin önemli konulara yoğunlaştırabiliyordu. "
--reklam--
Karanlığı Taramak İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Üç kere baştan başa, sayısız kez açıp açıp okuduğum, tüm hayatımın başucu kitabı dediğim kitap. Philip K. Dick'i gözümde ilah mertebesine yükselten inanılmaz bir başyapıt. Keşke kelimelerle aram daha iyi olsa da bu kitabı ne kadar sevdiğimi anlatabilsem... (Ilgaz D.)
Philip K. Dick çok sevdiğim yazarlardan biri, Karanlığı Taramak adlı kitabı da ismini çokça duyduğum ve merak ettiğim bir kitaptı, fakat kitabı bitirmemle birlikte Karanlığı Taramak, hiç ama hiç beğenmediğim ve açık ara farkla okuduğum en kötü PKD kitabı haline geldi. PKD'nin hayatından yoğun izler taşıyan ve başyapıtı olarak adlandırdığı bu yarı-otobiyografik kitapta, geleceğin Amerikası'ndan bir kesit anlatılıyor. Nüfusun büyük çoğunluğunun kullandığı "D Maddesi" adlı uyuşturucu türü nedeniyle devlet zor zamanlar geçirmektedir. D maddesi, kullananları müptela haline getiren oldukça tehlikeli ve uzun dönemde de beyinde ciddi hasarlara yol açan bir ilaçtır. Gerçek adı Fred olan bir narkotik ajanı, Robert Arctor (Bob) adı altında D maddesi kullanan bir grup uyuşturucu satıcısının kimliklerini açığa çıkarmak amacıyla aralarına sızmış, ancak bu süreçte kendisi de D maddesinden çokça kullanmış ve gerçek kimliği ve büründüğü diğer kimlik olan Bob birbirine karışmaya başlamıştır. Başarılı olma potansiyeli sahip konusuna karşın hemen hemen hiçbir bilim-kurgu ögesi barındırmamasıyla Karanlığı Taramak, uyuşturucu konusunda yazılmış sıradan bir kitap haline gelmiş. Sıkıcı anlatım, akıcılıktan uzak olaylar dizisi ve yetersiz çeviri de tüm bu kötü özelliklerin üstüne tuz biber ekmiş. Uyuşturucu alt kültürü, bolca argo içeren diyaloglar, sanrılar, çoklu kimlik bunalımı gibi filmlerde çokça rastlanabilecek temalardan hoşlanıyorsanız bu kitap size göre; fakat benim gibi bu tarz konulara ilgi duymuyorsanız bu kitaptan hoşlanmayacaksınız. (Seda)
Dick'le tanışmak adına güzel bir kitap seçmişim.. Kazanmak veya kaybetmek gibi bir kaygısı olmayan bir yazar kendisi, yazması gerektiği için, önemsediği şeyleri tüm halleriyle yazmayı yeğleyen.. Ve uyuşturucuyla yaşam kısmını ve birlikte getirdiklerini ince bir zarla kaplayıp gösteriyor size ne siz enfekte oluyorsunuz ne de roman bozguna uğruyor.. (Ömer Bekiroğlu)
--reklam--
Karanlığı Taramak PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Philip K. Dick - Karanlığı Taramak kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Karanlığı Taramak PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Philip K. Dick Kimdir?
Bazı kitaplarını Richard Phillips ya da Jack Dowland mahlaslarıyla yazmıştır. Hayranları tarafından kısaca PKD olarak adlandırılır.
Hayatının büyük bölümünü Kaliforniya'da geçirdi. Bir plakçı dükkânı işletmesi ve radyoda klasik müzik programları yapması dışında, başlıca uğraşı yazarlık oldu. Kırka yakın bilim-kurgu romanı dışında ana akım romanları da yazdı, ancak pek başarılı olamadı. Ölümünden sonra beş cilt halinde toplanan yüz civarında öyküsü vardır.
Ölümünden önce fazla tanınmayan bir yazar olan Dick'in roman ve kısa hikâyelerini bir kısmı ölümünden sonra senaryolaştırılıp film olarak büyük beğeni kazanmıştır. Bunların arasında en ünlüleri, yönetmen Ridley Scott tarafından "Blade Runner" adıyla 1982 yılında çekilen "Do Androids Dream of Electric Sheep?" (kitap olarak Türkiye'de basımı: 1996, Bıçak Sırtı, Kavram Yayınları; 2006, Android'ler Elektrikli Koyun Düşler mi?, Altıkırkbeş Yayın) ve 1965 yılında yazdığı "We Can Remember It For You Wholesale" öyküsünden yola çıkılarak yönetmen Paul Verhoeven tarafından çekilen1990 yapımı "Total Recall" filmleridir. Her iki film yapılmış en iyi bilim-kurgu filmleri arasında yer almaktadır. PKD'nin 1956 yılında yazdığı "The Minority Report" adlı öyküsü yönetmen Steven Spielberg tarafından 2002'de filme alınmıştır.
Dick'in yazdığı bilim-kurgu romanlarını türünün diğer örneklerinden ayıran en önemli özellik, gelecekte gerçekten olması muhtemel olaylarla birlikte toplumsal değişimleri genellikle "çalışan sınıf" çerçevesinde ele almasıdır. Dick toplumsal konuların yanı sıra siyasi ve metafizik konuları da ele almış, romanlarında tekelci şirketler ve otoriter hükümetler bolca yer bulmuştur. Özellikle erken dönem romanları, "gerçeklik" kavramının sorgulanması üzerine kuruludur.
Önemli yapıtları
Önemli romanları arasında: Martian Time-Slip (1964, Mars'ta Zaman Kayması), The Penultimate Truth (1964, Sondan Bir Önceki Hakikat), The Three Stigmata of Palmer Eldritch (1965, Palmer Eldritch'in Üç Bilmecesi) ve Ubik (1969) sayılabilir. The Man in the High Castle (1963, Hugo Ödülü sahibi) (Yüksek Şatodaki Adam) romanı birçok eleştirmen tarafından Dick'in başyapıtı olarak gösterilmiştir.
Dick, adı geçen romanlarıyla Amerikan Ulusal Kütüphanesi'nde yer almaya hak kazanan ilk ve tek bilim kurgu yazarı olmuştur
--reklam--
Philip K. Dick Kitapları - Eserleri
- Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?
- Yüksek Şatodaki Adam
- Şizofreni ve Değişimler Kitabı
- Ubik
- Gökteki Göz
- Vulcan'ın Çekici
- Çığrından Çıkmış Zaman
- Alfa Ayının Kabileleri
- Toplu Öyküler - 1. Cilt
- Elektrikli Düşler
- Karanlığı Taramak
- Albemuth Özgür Radyosu
- Mars'ta Zaman Kayması
- Kozmik Kuklalar
- Galaktik Çömlek Tamircisi
- Android ve İnsan
- Uzay Piyangosu
- Sondan Bir Önceki Gerçek
- "Aksın Gözyaşlarım" Dedi Polis
- Yaratılan Dünya
- Ölüm Labirenti
- Sizi İnşa Edebiliriz
- Kader Ajanları
- Simulakra
- Uzaydaki Çatlak
- Gelecek Seneyi Bekle
- Titanlı Oyuncular
- Bir Palavracının İtirafları
- Dr. Gelecek
- Timothy Archer
- Palmer Eldrictch'in 3 Stigmatası
- Dr. Kan Bedeli
- Kozmoloji ve Kozmogoni
- Valis
- Yetenekliler Dünyası
- Uzayda Suikast Uzay serisi 1
- Tefsir
- Alay Eden Adam
- Sokaktan Gelen Sesler
- Hesaplaşma
- Azınlık Raporu
- Suikastçı
- Mary ve Koca Dünya
- Kutsal İstila
- Adjustment Team
- Öteki Tutkular
- I Hope I Shall Arrive Soon
- Do Androids Dream of Electric Sheep ?
- Bir Bilimkurgu Yazarının Kısa ve Mutlu Yaşamı
- Ubik
- Second Variety
- Beyond Lies The Wub
--reklam--
Philip K. Dick Alıntıları - Sözleri
- Diğerlerini terk etmesinin gerekçesini ölçüp biçti. Hepsinden önemlisi de Mali’yi terk etmesinin. Sevdiği kadını. Çömlek berbattı. (Galaktik Çömlek Tamircisi)
- Bazı olaylar bildiriliyordu. 2203 yılının Mayıs ayı başlarında, haber makineleri İsveç üzerinde beyaz kargaların uçtuğu olayını heyecanla yayınlıyordu. (Uzayda Suikast Uzay serisi 1)
- Eskiden hastalar kalıplaşmış iki sınıfa ayrılırdı: toplumda iş göremeyecek, arabasını yıkayıp cilalayamayacak, elektrik faturalarını ödeyemeyecek ve bir martini içtikten sonra güzel bir sohbeti sürdüremeyecek kadar hasta yani deli oldukları için hastanede tutulması zorunlu olanlar... ve herkesin ayakkabılarının bağını çözmek, evlerinin ya da iş yerlerinin önünden üçtekerli bisikletle geçen çocukları saymak zorunluluğu hissetmek gibi basit “isterik” şikayetler ya da “gerçeklik durumu” ile uyumlu olarak anksiyete haline indirgenen “nevrotik” rahatsızlıklar, özellikle de insansız bir uzay aracının Pazar sabahı tam da söz konusu rahatsız kişi mangalında kızarttığı hamburger köfteleriyle uğraşırken Atlantik okyanusu yerine bahçenin tam ortasına düşeceğine dair ruhsal açıdan sağlıksız, mantıksız korkular yüzünden psikiyatrik yardıma başvuracak kadar akıllı olanları kapsayan nevrotikler. (Şizofreni ve Değişimler Kitabı)
- Libera me, Domine! (Ubik)
- Sinir buhranı yaşayan insanlar çoğunlukla bu yaşadıklarını açıklamak amacıyla bir yığın araştırma yaparlar. Tabii bu araştırmalar bir yere varmaz. (Valis)
- Olan şey her ne olursa olsun, ölçüsüz bir kötülükten ibaret. Madem öyle, mücadele etmek niye? Seçmek niye? Tüm alternatifler aynıysa… (Yüksek Şatodaki Adam)
- İnsan zihni olağandışı inatçıydı ve çok yavaş değişiyordu. (Uzaydaki Çatlak)
- Sabit fikirleri sorun değil çözüm olduğu için onu düşünerek defetmek mümkün değildi, sonunda başlı başına daha büyük bir sorun halini alsa da. (Timothy Archer)
- Ruh hastalarıyla uğraşırsan sen de onlardan biri olur, ruh hastası olur çıkarsın. (Simulakra)
- Savaş olmadan eğitim ya da zekâya sahip olmayan işe yaramaz, yetersiz insan kitlesi kontrolsüzce yayılıp büyür. Savaş onların sayısını azaltmaya yarıyordu. (Toplu Öyküler - 1. Cilt)
- Tanrım, bir kitap okudular diye durmadan konuşuyorlar. (Yüksek Şatodaki Adam)
- "Bizi huzursuz ve tatminsiz yapan vahşi bir içgüdü değil. Size ne olduğunu söyleyeyim; bizi böyle yapan insanoğlunun en yüce amacı. Büyüme ve ilerleme ihtiyacı... yeni şeyler bulma... yayılma. Yayılma, başka deneyimlere, başka yerlere ulaşma ihtiyacı. Anlama ve sürekli değişeceği biçimde yaşama ihtiyacı. Rutini ve tekrarı bir kenara itmek, anlamsız tekdüzelikten kendini kurtarmak ve ileriye atılmak. Sürekli hareket halinde olma ihtiyacı..." (Uzay Piyangosu)
- Jones boğuk bir sesle, “Benim için,” dedi, “bu an geçmişin ta kendisi. Şimdi, burada, bu binada, üçünüzle oturuyorum, oysa bu benim için bir sene önce olup bitti. Benim durumum geleceği görmekten ziyade bir ayağımın geçmişte sıkışıp kalmasına daha çok benziyor. Ayağımı çekip kurtaramıyorum. Rötarlı yaşıyorum; sonsuza kadar hayatımın bir senesini tekrar tekrar yaşayacağım.” Omuz silkti. “Tekrar ve tekrar. Yaptığım, söylediğim, duyduğum, tecrübe ettiğim her şeyi ikinci bir kez yaşamak zorundayım.” Sesini yükseltmişti; sesi tiz, acı dolu ve umutsuzdu. “Aynı hayatı iki kez yaşıyorum.” Cussick yavaşça, “Bir başka deyişle,” dedi, “senin için gelecek değişmez. Geleceği bilmen onu değiştirmemi mümkün kılmıyor.” Jones buz gibi bir kahkaha attı. “Değiştirmek mi? Gelecek tamamen sabit. Bu duvardan daha sabit, daha kalıcı.” Elini öfkeyle arkasındaki duvara vurdu. “Sizce bu yetenek beni özgür mü kılıyor? Hadi, kandırmayın kendinizi... Gelecek hakkında ne kadar az şey bilirseniz, kendinizi o kadar iyi hissedersiniz. Güzel bir yanılsama içinde yaşıyorsunuz; özgür bir iradeniz var sanıyorsunuz.” “Ama bu senin için geçerli değil.” Jones acıyla “Hayır,” dedi. “Bir sene önce yorgun argın attığım adımları yeniden atıyorum. Bir tanesini bile değiştiremiyorum. Bu konuşmayı ezbere biliyorum. İçine tek bir yeni kelime dahi ekleyemeyeceğim gibi, mevcut tek bir kelimeyi de atamam.” (Yaratılan Dünya)
- Ruh insan için neyse, makine için de insan odur: Fonksiyonel hiyerarşi açısından bu bir ek boyuttur. İçimizden biri Tanrı gibi davrandığında (pelerinini bir yabancıya verdiğinde) makine de insan gibi davranır yani programlanmış döngüsünü bir karara bağlı olarak ertelemek için duraklar. (Android ve İnsan)
- Geçmiş görünmeyendir, dibe batırılandır, hala oradadır, bir sonrakinin üzerinde izini bırakmak için her an yüzeye çıkabilme kapasitesine sahiptir maalesef- ve sıradan bir deneyimin aksine- gözden kaybolmuştur. (Ubik)
- Sana, ödeyemeyeceğin kadar pahalıya mal olacağım. (Alfa Ayının Kabileleri)
- Belmont Bevatronu’nun proton ışın saptırıcısı 1959 yılı Ekim ayının ikinci günü öğleden sonra saat dörtte yaratıcılarına ihanet etti. Bunu izleyen olaylar göz açıp kapayıncaya dek olup bitti. Artık yeterince saptırılmayan –ve dolayısıyla denetim dışı kalan– altı milyon volt gücündeki ışın demeti salonun tavanına doğru yükselirken, halka biçimindeki dev mıknatısa tepeden bakan bir gözlem platformunu da kül ediverdi. O sırada taraçada sekiz kişi bulunmaktaydı: bir grup meraklı gezgin ve mihmandarları. Taraça ayaklarının altından yitince bu sekiz kişi Bevatron salonunun zeminine düştü ve manyetik alan boşaltılıp katı radyasyon kısmen nötralize edilinceye dek şoka girmiş durumda ve yaralı, öylece yattılar. Sekiz kişiden dördünün hastaneye kaldırılması gerekti. Yanıkları daha hafif olan iki kişi süresiz gözleme alındı. Kalan iki kişi ise muayene ve ilk tedavileri yapıldıktan sonra salıverildi. Olay San Fransisco ve Oakland’daki yerel gazetelerde yer aldı. Kurbanların avukatları dava açma hazırlıklarına girişti. Bevatron’la ilgisi bulunan kimi görevliler Wilcox-Jones Saptırıcısı ve girişken yaratıcıları ile birlikte ıskartaya alındı. Bir grup işçi fiziksel hasarı onarmaya başladı. Olay topu topu birkaç saniye sürmüştü. Hatalı sapma saat 4.00’te başlamış ve olağanüstü yüklü proton ışın demeti mıknatısın yuvarlak iç salonundan yayılırken sekiz kişi saat 4.02’de altmış ayak yükseklikten içine düşmüştü, ilk düşerek zemine çarpan, mihmandarlık yapan genç bir zenciydi. Son düşen ise yakınlardaki güdümlü füze fabrikasından gelen genç bir teknisyen olmuştu. Genç teknisyen platforma giderlerken arkadaşlarından ayrılmış, hole geri dönmüş ve sigara için ceplerini karıştırmaya başlamıştı. Eğer eşini yakalayabilmek için ileri atılmış olmasaydı belki de diğerleriyle birlikte aşağı sürüklenmeyecekti. Beyninde kalan açık seçik son anısı da bu olmuştu: Sigaralarının elinden düşüşü ve Marsha’nın çırpınarak kayıp giden ceket yenini yakalayabilmek için boşa atılışı… (Gökteki Göz)
- “Fakat bir kimseye müjde veren haber diğer bir kimsenin kaderi oluyordu... (Uzayda Suikast Uzay serisi 1)
- .... ve can sıkıntısı kötüdür, çünkü tam olarak gayret sarf etmiyorsun demektir; tembellik ediyorsun... (Dr. Kan Bedeli)
- Güdünün kendisi en büyük ahlak sorunudur, eyleme geçirilmiş günah sadece şeytansı arzuların açığa çıkmış halidir. Doğru ve yanlış, bir adamın yaptıklarıyla değil hissettikleriyle bağlantılıdır. (Gökteki Göz)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin