Kitap Künyesi
Yazar: Georges Perec
Çevirmen: Siren İdemen
Editör: Savaş Kılıç
Orijinal Adı: La boutique obscure, 124 rêves
Yayın Evi: Metis Yayıncılık
İSBN: 9786053160052
Sayfa Sayısı: 248
--reklam--
Karanlık Dükkan Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kurmaca bir anlatıda dile dökülen nedir? Anlatılanlar sonuçta, daha en baştan dille, dil içinde tasavvur edilmez mi hep? Dil içinde vücut bulmadan, dile dökülebilmiş bir şey var mıdır? Georges Perec işte böyle bir sınav koyuyor önüne: Kolay dile gelmeyen bir şey olan rüyaları kaleme almak… Perec, 1968-1972 arasında bir deneye girişir ve farklı bir edebiyat türü yaratmak istercesine rüyalarını kayda geçirir: "Herkes rüya görür. Ama sadece bazıları hatırlar rüyalarını, hatırlayanların çok azı onları anlatır, kâğıda dökenlerse daha da azdır. İhanet edeceğini bile bile (ve bunu yaparken mutlaka kendinize de ihanet edersiniz) insan niye rüyalarını yazmaya kalkar ki?" diye başlıyor söze yazar, "Gördüğüm rüyaları kayda geçirdiğimi sanıyordum; kısa süre sonra fark ettim ki, meğer sırf yazmak için rüya görür olmuşum."
Diğer kitaplarından tanıdığımız tekniklerin, bulmaca ve oyun merakının kendini gösterdiği bu rüya anlatılarında yazarın kitaplarına ışık tutacak ipuçları bulmak da mümkün. Karanlık Dükkân, özel bir yazarın iç dünyası için bir "cümle kapısı".
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Karanlık Dükkan Alıntıları - Sözleri
- Evimde büyük bir oda keşfettiğimi sanıyorum, meğer bana ait değilmiş, hatta sokakmış orası.
- "rüya görüyorum o da yanımda yanılsama rüyadayım diye geçiriyorum içimden ama sanki eli elime fazla güçlü dokunuyor uyanıyorum (...)"
- gerçeğim hiç de gerçek olmadığını düşündüğüme göre nasıl inanayım rüyaların rüya olduğuna
- her şey, herkes tehditkar hale geliyor. geçtiğim yerlerin hepsi bana yabancı.
- Bizi neyin beklediğini biliyorum. Umudum yok. Bir an önce bitsin. Ya da, bir mucize... Günün birinde, hayatta kalmayı öğrenmek?
- Bunca zamana rağmen, belki de hâlâ tam olarak kaynamamış bıngıldaklara dikkat!
- "Perec harflerinden mahrum bırakıyor kendini"; "kitap/kaybolus--6864" [...]
- Geçtiğim yerlerin hepsi bana yabancı.
- Hâlâ genç olduğuna emin olsan da, daha şimdiden can dostlarından ikisi ölmüş, üçüncüsü de ölmek üzere olduğuna göre, artık o kadar da genç olmamalısın...
- ...zira labirent kendi dışından başka hiçbir yere götürmez.
- Masum olduğumu hissediyorum. En büyük derdim, kirli çoraplarımı yıllarca değiştiremeyecek olmam.
- "Vaktiyle belli bir yükseklikten (mesela yüksek bir kemerin üzerinden) atlamayı öğrenmiştim. Bu sefer, çok daha yüksekteymişim hissine kapılıyorum, neredeyse Eyfel Kulesi'nin birinci katı hizasında. Aşağıdaki bahçenin otlarını ve ince şeritler gibi kumdan yolları gayet net seçiyorum, eğer atlarsam kendimi öldüreceğime de eminim. Ama sonuçta, bu kadar yüksekten atlamaya mecbur olmadığımı, çok daha alçak bir kemerden atlamam gerektiğini, hatta aslında atlamam da gerekmediğini, altından geçip gidebileceğimi öğreniyorum."
- "..Hissettiğim duygu, yakından tanıdığınız bir binanın uzun süre tahta perdelerin arkasında gizli kaldıktan sonra, cephesini hafifçe değişmiş halde (ya da tamamen kökten değişikliğe uğramasına rağmen tanınır halde) yeniden ilk gördüğünüz andaki duyguya benziyor biraz: Demek sonunda bu evin, bu sokağın, bu mahallenin nihai görüntüsü böyle olacakmış! Ne kadar uzun süredir herkes bunu bekliyordu! İşte buna benzeyecekmiş diye geçiriyordum içimden!"
--reklam--
Karanlık Dükkan İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Merhaba kitap dostları günaydın..Georges Perec benim çok sevdiğim ve çoğu kitabını okuduğum bir yazar.Şimdi size yazarın Karanlık Dükkan 124 rüya isimli kitabından bahsetmek istiyorum. Perec'ibir uyumsuz olarak tanımlamak gelmiyor içimden, ama o yine de bir kent uyumsuzudur.Başka bir deyişle, uyumsuzluk onun mecburiyetidir.Yıllarca, her gün ayı köhne binanın kapısını aralamış, aynı merdivenleri çıkmış, aynı sesleri dinlemiş, aynı odada, aynı pencereden, aynı meydana bakmış gibidir. Söylenenlere göre Perec, kendi yazın yeteneklerinin sınırlarını zorlamak isterken, büyüleyici bir şekilde yazıya dair eksiklerinin ne olduğunun da farkına varmış.30 yılı aşkın bir süre boyunca hiçbir yazarın denemeye cesaret edemediği, başarılı olamadığı yahut denemeye değer görmediği bir teknikle yazmayı deneyip ve bu konuda son derece inatçı bir motivasyonla gayesine ulaşmış. Karanlık Dükkan kitabına değinecek olursam. Perec rüya durumunu sosyolojik açıdan değerlendiriyorum zira sosyoloğum der, ayrıca rüyalar siyahların, beyazların, altsinif-ustsinif diye toplumdaki yerinize göre şekillenir der, ki kendi ruyalarindan hiç kamplarda bulunmamasına rağmen kendi kabusunu oluşturup resmen o dönemi yaşar gibi oluşturmuş rüyalarını... Bilinç altı ve bilinç dışı unsurların rüyalara ve zihnimize etkileri gözle görülebilir bir dereceye sahiptir. Bu eserde de yazar tüm bunları kanıtlamıştır.Yine keyifli bir Perec okuması oldu tavsiye ederim.. (Dark Reader)
#GeorgesPerecKülliyatı~~~: Hangi yazarın sonsuz biyografisini okumak istiyorsun deseler, şimdilik tek yazarım "Georges Perec" derim, sonsuz sevgimle... Herkes rüya görür, ama bazıları hatırlar, hatırlayanın çok azı onları anlatır, kağıda dökenler daha da azdır, gördüğüm rüyaları kayda geçiriyordum ki meğer sırf yazmak için rüya görür oldum diyor Perec (çok zekice 1durum, rüyaları kayda almak gerçi ben hiç rüya görmüyorum, görüyorsam da çok okuduğum dönemde kitaplar arası karakterleri değiştirip görmek, buda vahim 1durum, kitaplar, karaktetler 1-1ine giriyor, sakın denemeyin :-)))... Perec rüya durumunu sosyolojik açıdan değerlendiriyorum zira sosyoloğum der, ayrıca rüyalar siyahların, beyazların, altsinif-ustsinif diye toplumdaki yerinize göre şekillenir der, ki kendi ruyalarindan hiç kamplarda bulunmamasına rağmen kendi kabusunu oluşturup resmen o dönemi yaşar gibi oluşturmuş rüyalarını... Rüyalarında kitapları ve kitap karakterleri mevcuttur ki kendi kitaplarını gördüğü kısımlar benim için daha anlamlı oldu, özellikle rüya demiyrm kabusu olan "w Avrasya ateş ülkesi"nin oluşumu bu gördüğü kabuslardan mi oldu ki diye düşünmedim de değil, ya da uyuyan adam dan bahsettiği kısımlar, ki kayboluş ruyasinin olduğu kısım efsaneydi, düşünün 1kitap yazıyorsunuz hiç "E" harfi yok rüyada bi bakiyorsunuz 1kelime e, 2kelime e, 3kelime e harfi derken tüm kelimelerde e var uyanma anınızı 1düşünün resmen kabus sen okadar e harfi kullanmadan yaz kitabi, rüyanda her kelimede e harfi var, tam vahşet 1uyanis olur sanrm :-)))) Kitapta annesini kastettiği kısımlar yine içimi sızlatır ki annesi 1kaybolus hikayesidir... Annesi ile ilgili blmler "Annemi özlüyorum" der ki yürekten hissederim bu durumu :-((( Rüya görüyorum O da yanımda Ruyadayim diye geçiriyorum içimden Ama sanki eli elime fazla güçlü dokunuyor Uyanıyorum Sahiden de yanımda Delicesine 1mutluluk Işığı açıyorum Saniyenin yüzde 1i kadar ışık belirip sonra sönüyor Sarılıyorum ona (Uyanıyorum, yalnızım) bu kısımda gözlerim dolmuş olabilir düşündüğü annesi mi ki diye... Rüyada bile hayatın gerçeklerine mağlup olmasi ya da tam umutsuz olduğu anda rüyada olduğunu farketmedeki mutluluk, 2li ilişkilerdeki gerçeklerin rüyada da hala geçerliliğini kaybetmiyor olmasi bilinçaltı olsa gerek, Perec le boyumuz aynı gözümden kalpler çıkıyor 1.68 (gerçi arkadaşlar hep benim en az 1.70 gösterdiğimi söyleyip hiç1zaman onları inandiramadgm doğrudur zira Perec de kendini 1.70 kabul ediyor :-))) Çok çok severek okudum ama bence 1kac kitabını okuduktan sonra (özellikle uyuyan adam, kayboluş ve w ateş ulkesi) bu kitabı okursanız daha anlamlı gelecektir rüyalar, kesinlikle tavsiyemdir... (Ayşe...)
--reklam--
Karanlık Dükkan PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Georges Perec - Karanlık Dükkan kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Karanlık Dükkan PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Georges Perec Kimdir?
Şaşırtıcı özgünlükteki yapıtlarıyla, anlatı üslubuna ve şiire getirdiği yeniliklerle edebiyat dünyasında ayrı bir yer edinen Georges Perec, 7 Mart 1936'da Paris'te doğdu, 3 Mart 1982'de Ivry'de öldü. Neredeyse tüm yaşamı boyunca Paris'te yaşadı. İkinci Dünya Savaşı'na katılan babası 1939'da öldürüldü. Almanlar Fransa'yı yavaş yavaş ele geçirirken, Perec akrabaları tarafından kırsal bölgeye götürüldü. 1942 yılı sonlarında Paris'te kaybolan annesinin de daha sonra Auschwitz'de ölmesiyle, altı yaşında öksüz kaldı ve halasıyla eniştesi tarafından büyütüldü. Yahudi kökenli oluşunu ve anne babasını savaşta kaybetmesini hiçbir zaman açıkça irdelemese de, bunlar yapıtlarında alttan alta her zaman var olan unsurlar oldu.
Perec eğitimini tamamladıktan sonra, bazı dergilere yazılar yazmaya başladı. 1965'te ilk romanı Les Choses. Une histoire des années soixante (1965; Şeyler - Altmışlı Yılların Bir Hikayesi, çev.: Sevgi Tamgüç, Metis Yay., 1998) ile Renaudot Ödülü'ne layık görüldü. O tarihten itibaren birbiriyle hiçbir benzerlik taşımayan yirmiden fazla kitap yayımladı.
Perec, 1960'ta Raymond Queneau ve François Le Lionnais tarafından kurulan, Paris merkezli OuLiPo'nun (Ouvroir de Littérature Potentielle-Potansiyel Edebiyat Atölyesi) üyelerindendi. Italo Calvino, Harry Matthews, şair ve matematikçi Jacques Roubaud'nun da üyesi olduğu, matematik, mantık ya da satranç gibi başka alanlardan biçimsel olarak yararlanan, edebiyatı bu alanlardan ödünç aldığı yeni yapılar ve örneklerle genişletmeye çalışan OuLiPo'nun başını çeken edebiyatçılardan biri oldu.
Perec, romanlardan toplu çapraz bulmacalara, denemelerden taşlamalara, şiirlerden sözcük oyunlarına çeşitlilik gösteren yapıtlara imza attı. Tersinir sözler, evirmeceler, sözcük oyunları Perec'in yapıtlarından hiç eksik olmadı.
1969'da hiç "e" harfi kullanmadığı La Disparition (Kayboluş) adlı romanı yazdı. Kayboluş bir adamın ortadan kayboluşunun hikâyesidir ve adamın kaybolduğu dünyada "e" harfi de kaybolmuştur, ancak romanın hiçbir karakteri dildeki yer değiştirmelerin, benzetmelerin, tahrif etmelerin ve böyle bir evrenin boşluğu doldurmak için giriştiği sonu gelmeyen hilelerin farkına varmaz. Böyle bir dünyada arkadaşları Anton Ssliharf'i boşuna arar ve birer birer yok olurlar.
İnsanın yaşadığı ortamı keşfe çıkan Perec, kimi zaman sivri dilli bir alaycılıkla, kimi zaman da takıntılı bir yöntemcilikle romanlar yazdı. Özel hayatı konusunda her zaman ketum olsa da, yapıtları otobiyografik unsurlarla doludur. 1973 yılında yazdığı La Boutique Obscure, 1975'te kaleme aldığı W ou le souvenir d'enfance (W Ya da Bir Çocukluk Hatırası, çev.: Sosi Dolanoğlu, Metis Yay., 2001), 1978'de yayımlanan Je me souviens, otobiyografik özellikleri daha öne çıkan yapıtlarıdır.
Perec'in en önemli yapıtlarından biri de, 1978'de yayımlanan ve Medici Ödülü'ne layık görülen La vie mode d'emploi'dır (Yaşam Kullanma Kılavuzu, çev.: İsmail Yerguz, Yapı Kredi Yayınları, 2001).
Harflerle ve sözcüklerle oynamayı çok seven Perec, dili neşeli bir oyun ve keşif alanına, kapıları şiire olduğu kadar derin felsefi düşüncelere de açılan bir laboratuvara çevirmiştir.
--reklam--
Georges Perec Kitapları - Eserleri
- Uyuyan Adam
- Şeyler
- Kayboluş
- Doğdum
- Bahçedeki Gidonları Kromajlı Pırpır da Neyin Nesi?
- Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi
- W ya da Bir Çocukluk Hatırası
- Saraybosna Suikastı
- Yaşam Kullanma Kılavuzu
- Paralı Asker
- Harikalar Odası
- Mekan Feşmekan
- Ellis Adası
- Karanlık Dükkan
- Ücret Artışı Talebinde Bulunmak İçin Servis Şefine Yanaşma Sanatı ve Biçimi
- Olağan-içi
- Her Durumda Yapmam Gereken Şeylerden Bazıları
- Cantatrix Sopranica L. ve Diğer Bilimsel Yazılar
- Kış Yolculuğu
- Doğdum
- Kış Yolculuğu ve Peşindeki Öyküler
- İncelikli Go Sanatını Keşfetmeye Çağıran Küçük Kitap
- A Void
--reklam--
Georges Perec Alıntıları - Sözleri
- her şey, herkes tehditkar hale geliyor. geçtiğim yerlerin hepsi bana yabancı. (Karanlık Dükkan)
- servis şefinizin karşısına geçmiş alçak sesle yaşam koşullarınızın yavaş yavaş bozulmakta olduğunu anlattığınızda sizi sempatik ve neredeyse heyecanlı bir dikkatle dinlemeyeceğini ve size gelecekte bir ücret artışı umudu vermeyeceğini düşünmeniz için hiçbir neden yoktur (Ücret Artışı Talebinde Bulunmak İçin Servis Şefine Yanaşma Sanatı ve Biçimi)
- bir servis şefi astlarından birini hiçbir zaman tebrik etmez. (Ücret Artışı Talebinde Bulunmak İçin Servis Şefine Yanaşma Sanatı ve Biçimi)
- Yaşamak hoşuna gidecek mi? Evet desene. Evet ve yine evet. Güneşte yürümenin hazzı, yağmurda yürümenin hazzı, yolculuğa çıkmanın, yemenin hazzı. Yüzmenin. Tren sesi duymanın? (Paralı Asker)
- Saat dördü beş geçiyor. Göz yorgunluğu. Sözcük yorgunluğu. (Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi)
- Binet, kralın perukacısı Rigaud'ya bir tablo ısmarladı. Ressam bu işten hiç memnun kalmadı Çünkü küçümserdi fırçası tarakları Ama Rigaud, peki ya olmasaydı Modellerin perukları Ne renkleri kalırdı ne ruhsarları O vakit çok arardın perukacıları! (Harikalar Odası)
- "Zaman geçiyor, ama sen saati bilmiyorsun..." (Uyuyan Adam)
- Herkes ayağa kalkar ve hiçbir şey olmaz. (Doğdum)
- Geçtiğim yerlerin hepsi bana yabancı. (Karanlık Dükkan)
- Küçük bir şişe Vittel su içiyorum oysa dün kahve içiyordum (bu durumun meydan üzerinde dönüştürücü bir etkisi var mı?) (Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi)
- "Dönüşsüz bu gidiş uzak kadere teslim hep başka kıyılara doğru sürükleniriz bari bir gün sonsuz sularında senelerin demirleyemez miyiz ey göl daha bir sene anca geçti aradan doyamadığı maruf dalgaların başında bak oturduğu taşta yapayalnız bir adam benim o bir başıma." (Saraybosna Suikastı)
- Ey edebiyat! Senin o kutsalların kutsalı süreklilik aşkın yüzünden ne ezalar, ne cefalar çekiyoruz!... (Bahçedeki Gidonları Kromajlı Pırpır da Neyin Nesi?)
- Anlam ortada aslında. Ortada ama az ya da çok uzağımızda. Az ya da çok bulanık, az ya da çok muğlak ama orada. (Kayboluş)
- "Yatak: Tanımlanmamış tehdidin meskeni, tezatların meskeni, fani haremleriyle dolu yalnız bedenin mekânı, arzuya yasak mekân, bağlılığın umulmadık mekânı, düşün ve ödipal özlemin mekânı: Ne mutlu uyuyabilene korkmadan kahırlanmadan O heybetli, o kutsal yatağında babanın Soyundan gelenlere hem beşik hem mezar olan. José Maria de Heredia Trophées" (Mekan Feşmekan)
- Nasıl ulaşmalı sıradan olana, basit olana, gündelik olana, olağan olana, her gün olup bitene? (Ellis Adası)
- Birçok şey değişmemiş, yerinden bile hareket etmemiş (harfler, semboller, çeşme, toprak alan, banklar, kilise vb.), ben de aynı masada oturuyorum (Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi)
- “Arkanda maskeler var. İçinde hiçbir şey yok . Yaşama arzusu. Ölme arzusu.Bir boşluk hissi , hoyrat bir anlayışsızlık .Ya sonra ? ” (Kayboluş)
- “Mışıl mışıl uyumak burnumda tütüyor. Dalmak, uyumak, top patlasa duymamak istiyorum. Ama imkânsız.” (Kayboluş)
- İnsan bir ad, bir sözcük istiyor. Haykırmak istiyor: Çözümü bulduğunu, bunalımının kaynağına indiğini haykırmak istiyor. Bu abuk sabuk karmaşık laf yığınından sıçrayıp çıkmak, bu sözcük bataklığından kaçıp kurtulmak istiyor insan. Ama artık bir sıçrama taşı da yok, tutunacak bir dal da. Hayal gücünün dibini boylamaktan başka yol yok. Bir başlangıç noktası yakalamak istiyor insan: Ama bütün noktalar çok uzaklarda, çok bulanık... "KAYBOLUŞ" GEORGES PEREC️ (Kayboluş)
- Her yapıt başka bir yapıtın aynasıdır. (Harikalar Odası)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin