Kitap Künyesi

Yazar: Algan Sezgintüredi

Yayın Evi: April Yayıncılık

İSBN: 9786055162382

Sayfa Sayısı: 194

--reklam--

Katilin Şahidi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Devlet erkânı tweet atıp, tuttukları takımların maçlarında şeref localarından tezahürat yapar, hükümete el pençe divan duran, boyun büken yahut canhıraş destek verenler kazanırken, akla hayale gelmeyecek kişiler, kimi yerde akla hakarete varan nedenlerle içeri tıkılıyor, gözleri bağlı hanımın terazisi tek yana eğildikçe eğiliyor, at yeni binenlere, kılıç yeni kuşananlara gidiyor, yeninin yiğitleri, işi bilenin çoktan öngördüğü gibi yoğurdu üflemeden, kepçeyle hatta bazen kazana kafa daldırarak yiyordu.

Yılbaşı akşamı. Angarya yüklenmiş Vedat, sekreteri Nilgün, koca bir tepsi içinde mis gibi doldurulmuş hindi, bir apartman, 1+3 adet silah sesi…

Katilin Şahidi, yılbaşı yemeğine yetişme telaşı içinde ve bir çöpçatanlık girişimiyle didişirken, üstüne üstlük polis rolü yaparak çözmek zorunda kalacağı bir “kapalı oda” muamması.

Başrolde Vedat Kurdel ve Tefo.

Yardımcı rollerde polisler, apartman sakinleri, apartmanın kapıcısı.

Featuring: pejmürde çevirmen Altan Şener.

Ne yapacağım, becerebilirsem kapıyı kırıp, gene becerebilirsem katilin tepesine çökeceğim, demedim. İki adım geri çekilip, arkasına doluşan ve sahneyi doğal merak ve korkuyla izleyen birkaç apartman sakininin yolunu kesmiş Nilgün’e baktım. Dudaklarını ısırarak, ben de bilmiyorum valla der gibi kaşlarını kaldırdı.

Katilin Şahidi, şahane bir yılbaşı kutlaması hikâyesi. Vedat’ın polis, Tefo’nun albay pozları şahane; Vedat’ın gönül çukuruna kendi kendine inişi, buna kendini ikna edişi şahane; bilinçaltıyla senli benli konuşması, yazarın polisi sorgulayışı şahane; apartman sakini çevirmen Altan Bey, onun çevirdiği kitaplar şahane; gözümüzün önündeki katile şahitlik etmek şahane; kahramanlarımız gibi tadına bakamasak da hindi de eminiz ki şahane… -Oylum Yılmaz

Tek kelimeyle şahane, iki kelimeyle çok şahane. – Murat Menteş

Polisiye romanın etliye sütlüye karışmadığını, politikaya bulaşmasının ayıp olduğunu da kim söylemiş? Zaten Ahmet Ümit bu prensipleri yerle bir etmedi mi? Algan Sezgintüredi de o şıngır mıngır anlatımıyla nerede durduğunu gösteriyor. – Armağan Tunaboylu

--reklam--

Katilin Şahidi Alıntıları - Sözleri

  • Dış görünüşün içi illa yansıtmayacağını, güzelliğin bakanın gözünde olduğunu, hem kendi deneyimlerimden hem malum sakallının 'Görünüşle öz aynı olsaydı bilim olmazdı vecizesinden ve daha başka tonla deyişten biliyordum çünkü.
  • Zaman dediğimiz,kavramsal mıdır, hepten göreli midir, dümdüz müdür, dairesel midir, ne zıkkımdır bir türlü kafalarımızın hakkıyla basamadığı nane akıp gidiyor yahut dönüp duruyordu, kabul.
  • Tamam, ilk defa anca yirminci yüzyılın sonunda ve fırlatılışından on iki dakika sonra infilak eden bir haberleşme uydusu fırlatabilmiş, fırlatan kurumun sloganında dahi Türkçe hatası yapabilmiş ("iletişim herşeydir") ve kendi olanaklarıyla batiskafından suyla çalışan arabasına kadar envai çeşit icat yapmış vatandaşını basında alay malzemesi etmekten öte gitmemiş; kafası çalışandan hep korkmuş, kafası çalışıp düşündüğünü söyleyeni hep cezalandırmış, sürmüş, içeri tıkmış, işkenceden geçirmiş, ezmiş, öldürmüş ve boyun büküp kuyruk sallayanı, yalayanı, yalayıp yutanı, hiç düşünmeden ağzına geleni söyleyeni, işine geliyorsa tabii, hep baş tacı etmiş; güzelliğine elbette güzel ama maalesef aynı oranda akrep gibisin kardeşim memleketimde bilimkurguya bildim bileli zırva muamelesi yapılmıştı ve halen yapılıyordu elbette ama...
  • Şartlar, veriler, bilinmeyenler falan eşitse doğru açıklama en basit ve makulüdür.
  • Sivillerin olay mahalline yaklaştırılmaması, şerit çekilmesi, vesaire önlemler boşuna alınmıyordu elbette.
  • Alt ve üst katlardan gelen seslerin artışı, 'olay yerine' doluşacak insan sayısının, haliyle istenmedik durum olasılığının iyice çoğalacağına işaret ediyordu.

--reklam--

Katilin Şahidi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Vedat ve Tefo serisinin dördüncü kitabı olan Katilin Şahidi'ni bu kez Gürsu Gür seslendirmiş. Genel olarak beğendiğim birisi olmasına rağmen, seri kitaplarda seslendiren değişikliği problemini burada da yaşadım maalesef. Konuşan Vedat ama sanki başkası konuşuyor gibi hissettim. Bu konuya bir tek ben mi takılıyorum bilmiyorum ama Storytel'in buna bir çözüm bulması gerekiyor diye düşünüyorum. Sezgintüredi bu kez polisiye yönü daha ağır basan bir kitap yazmış. Vedat, 6 yıllık sekreteri Nilgün'ü yılbaşı kutlaması için almaya gitmiştir. Tabii bu sırada Tefo ve Ayla'nın da gizli bir planı vardır: Vedat ile Nilgün'ün arasını yapmak. Vedat bir yandan Nilgün'ü neden istemediğini ısrarla vurgularken, aslında istiyor olabileceği fikri üzerinde de düşünmeye başlar. Bu sırada Vedat, Nilgün'ün apartmanından çıkarken 4 el silah sesi duyar ve birden "komiser" kesilerek olaya el atar. "Kapalı oda cinayeti" türündeki cinayeti çözmek için "istihbarat Albay" Tefo ve "gerçekten" komiser Cenk de Vedat'a katılır ve dört kişilik ekip delilleri araştırmaya başlar. Bu kitabı öncekinden biraz daha fazla sevdim. Hem Vedat'ın iç hesaplaşmalarına, hem duygusal durumlarına şahit olmak güzeldi. Ayrıca yer yer uzatılmış olduğunu düşünsem de iç sesiyle sohbetlerini de seviyorum, bu kitapta da iç ses yeterince yer alıyordu. Polisiye kısmı ise ilk kitapla birlikte en yoğun olan kitap olmuş. O yüzden her açıdan tatmin edici bir kitap olmuş. Sıkı bir Sezgintüredi fanı oldum, son kitabı da dinlemeye başladım. Umarım hızlı hızlı yazarak yeni kitaplarını çıkartır. Herkese hitap eder mi bilmiyorum ama en azından ilk kitabına mutlaka bir şans verilmesi gerektiğini düşünüyorum. (İ. B.)

Bu kitaba nasil yorum yazilir inanin bilmiyorum. Polisiye sever okurlar farkli bir polisiye okumak isterlerse hiç beklemeden alip okusunlar. Çünkü her şeyiyle yani konusu, kurgusu ve anlatimiyla tamamen şahsına münhasır bir kitap. Herseyden önce baş kahramanimiz sıradışı bir kişiliğe sahip. Çok eksantrik cümleleri, zihinsel çıkarimlari, olaylara bakış açısı ve değerlendirişi var ve bu durum Dedektif Vedat'i direk olarak çok özel bir kişilik yapiyor zaten. Kusurlariyla, hazir cevapliligiyla, çok bilmişligi ve olmazsa olmaz kibriyle, eh biraz farki olsun diger kahramanlardan degil mi? ;) Kapali oda cinayetleri tarzinda yazılan bu kitapta bir apartman dairesinde dört kurşunla öldürülen bir adamin katilini ariyor Vedat. Tabi ki yardimcisi Tefo ve sekreteri Nilgün ile birlikte. Bu arada Nilgün'e karsi da boş degil, bunu da hemen belirteyim. Siradan bir aşk da beklemeyin ve Vedat'in aşkı nasil oluyor öğrenmek isteyenler bir zahmet alıp okusunlar. Çünkü yazarak anlatamam. Nedeni ise, anlatilacak gibi değil :) Bunu okurken sizin hissetmeniz ve çözümlemeniz lazim. Nilgünlerin apartmaninda işlenen bu cinayeti çözerken komşulari sorgulayışı tabi ki buna Nilgun'un annesi de dahil, olaylara bakış açısı, zihinsel muhakemesi ile Vedat'in peşine takılıp bir aşağı inip bir yukari cikiyoruz. Komşularla tanışıyor, hatta komşuluk ilişkilerini sorguluyoruz. Katil kim, ya da kim olabilir diye düşünürken,Aa iste bak o hiç aklima gelmemisti diyeceginiz bir isim cikiyor. Ama benim çıkmadı.Ama cok da tahmin edilir değil, bunu da atlamadan belirteyim tabi ki hemen. Hadi bakalim benden bu kadar. Gerisi size kalmis. (Gonca Çiftçioğulları)

--reklam--

Katilin Şahidi PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Algan Sezgintüredi - Katilin Şahidi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Katilin Şahidi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Algan Sezgintüredi Kimdir?

1968’de Erzurum’da doğdum ama orada büyümedim. İstanbul’da yetiştim. St. Benoit’dan sonra MSÜ Grafik Bölümü’nü bitirdim. Bir süre grafik tasarımı yaptım ajanslarda ama devam ettiremedim. Beceremedim belki de... Sonra evlenip İzmir’e gittim, kayınpederimin şirketinde çalışıyorum o zamandan beri.

--reklam--

Algan Sezgintüredi Kitapları - Eserleri

  • Katilin Şeyi
  • Katilin Şahidi
  • Katilin Uşağı
  • Süperben
  • Katilin Meselesi
  • Maktulün Şansı
  • Kanlakarışık
  • Bedel

--reklam--

Algan Sezgintüredi Alıntıları - Sözleri

  • "Anneler unutmaz, oğlum," (Katilin Uşağı)
  • Zorluklar değil, zorluklara yalnız katlanmak zor. (Bedel)
  • "Her şeyin bir görünen birde görünmeyen tarafı vardır. Dünyanın, insanların, aşkın, yaşamın, ölümün, herşeyin... Derinlik böyle bir şey işte...." . (Kanlakarışık)
  • "Küçük yaralar sadece kin doğurur," (Katilin Uşağı)
  • "...ben şu geçen on sene içinde anladım ki her meslek grubunda olduğu gibi bizim poliste de hem işin kralı var hem de andavallının önde gideni." (Katilin Şeyi)
  • "dünya sizden el etek çektiğinde yalnızlığa razı gelmek kolaydı." (Bedel)
  • Vay! Hırslısın ha! (Katilin Şeyi)
  • Şartlar, veriler, bilinmeyenler falan eşitse doğru açıklama en basit ve makulüdür. (Katilin Şahidi)
  • "Namusla, alın teriyle zenginliğe erişilemeyeceği gerçeğinin nüfuza uzanan ilişkiler ağını barındırması gereğini bilmemek en azından saflığa giderdi." (Maktulün Şansı)
  • ilgi çekmek için kafasına göre isim uydurmuştu (Katilin Şeyi)
  • “Nefret ettiğim, yok etmeyi dilediğim şeye mi dönüşmüştüm.” (Bedel)
  • Ve çoğunlukla bunların ardından, tarihin belki en eski, en kişisel ve işin aslı, kabul edilsin edilmesin, kendi küçücük varlığımızı gözümüzde ne biçim büyüttüğümüze delalet etmesi bakımından en önemli sorusu gelir: "Neden ben?" Dedektifliğe başlamamızdan önceki dönemin her şeyden şikâyet ettiğim gecelerinin birinde, Tefo yukarıda bahsettiğim soruya, şu yaşıma dek benimseyebildiğim ve başka otuz yedi milyon altı yüz yirmi üç bin yüz elli bir kişi tarafından bulunduğunu ve sorulduğunu bildiğim tek ve malum retorik yanıtı vermişti: "Neden olmasın?" (Katilin Uşağı)
  • "E, peki," dedim, "Hamlet'in bu yerli malı versiyonunda, bana düşen nedir? Tamam, elbette genç Selçuk’un, masumiyet timsali Filiz'ciğin sözlüsü ve kısmetsiz Danimarka Prensi Hamlet, Filiz'in de Ofelya olduğunu; bu durumda babası Osman ağanın her işe burnunu sokmaya meraklı, iyi niyetli ama çok geveze Polonius rolünü üstlenmesinin kaçınılmaz hale geldiğini ve hikâyeye uyacaksa tabii, Selçuk'un, hayaletten gerekli bilgiyi almasını müteakip, babasını öldürüp yerine geçen, üstüne bir de annesini yatağına alan Clau-dius Şahap Amca'sından intikam almak için deli ayaklarına yatarak harekete geçeceğini, arada Osman Ağa'nın kazayla, Filiz'in de intihar ederek canından olacağını anlamıştım. İşin çatısı, ilk bakışta, büyük ustanın, defalarca kullanıldığı halde elbette asla eskimeyen şablonuna, romanlarda kullamılacak kadar benziyordu ve olayların gelişiminin de, hani demiştim ya, Vedat işin içine girdiğinde illa saçma yönlere doğru gideceği kabul edilirse, saydıklarımın hepsinin yaşanması beklenebilirdi. İyi de, Shakespeare'in ölümsüz tragedyasına, muhtemelen işin suyu çıkmasın diye koymadığı özel dedektiften, yani benden istenen neydi? (Katilin Meselesi)
  • ....hem süper güçlü hem deli hem de paçalarından bok akıyor; kesin başımıza bu geçer artık. (Süperben)
  • İnterlüd: Ey ruh, geldiysen... Bir varmış, bir yokmuş: Bir zamanlar, her yanı saran onca rivayetten birine göre, Dünya'nın tam ortasında bulunan ve diğer birçok özelliğinin yanında, bugünkü halkının atalarının tarih boyunca pek çok kişinin tavuğuna kışt demesi yüzünden başı dertten hiç kurtulmayan Türkiye adlı bir ülke varmış. (Katilin Meselesi)
  • “Yani, niye öldürüyor kadınları diyorum…” dedim. (Katilin Şeyi)
  • Fakat işte ne yaparsın, Güzel laftan anlayan, Aklını kullanan, Kalmadı fazla. (Maktulün Şansı)
  • hayallerinizin kahramaninda aradıklarınızdan biri üniversite diplomasıysa, o da var yani.. (Katilin Meselesi)
  • "Cumartesi sabahları deyince hep aklıma kuşların cıvıldaştığı, taze ekmek ve toprak kokulu, serin bahar sabahları gelir. Biri çıkıp, 'Cumartesi sabahı seni öldüreceğiz' dese bile o sabah ferahlığı hissi hep içimde olacakmış gibi gelir bana." (Katilin Şeyi)
  • Tamam, ilk defa anca yirminci yüzyılın sonunda ve fırlatılışından on iki dakika sonra infilak eden bir haberleşme uydusu fırlatabilmiş, fırlatan kurumun sloganında dahi Türkçe hatası yapabilmiş ("iletişim herşeydir") ve kendi olanaklarıyla batiskafından suyla çalışan arabasına kadar envai çeşit icat yapmış vatandaşını basında alay malzemesi etmekten öte gitmemiş; kafası çalışandan hep korkmuş, kafası çalışıp düşündüğünü söyleyeni hep cezalandırmış, sürmüş, içeri tıkmış, işkenceden geçirmiş, ezmiş, öldürmüş ve boyun büküp kuyruk sallayanı, yalayanı, yalayıp yutanı, hiç düşünmeden ağzına geleni söyleyeni, işine geliyorsa tabii, hep baş tacı etmiş; güzelliğine elbette güzel ama maalesef aynı oranda akrep gibisin kardeşim memleketimde bilimkurguya bildim bileli zırva muamelesi yapılmıştı ve halen yapılıyordu elbette ama... (Katilin Şahidi)