Kitap Künyesi
Yazar: Algan Sezgintüredi
Yayın Evi: Versus Kitap Yayınları
İSBN: 9786055691219
Sayfa Sayısı: 288
--reklam--
Katilin Uşağı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Vedat ve Tevfik'le bir kez daha hasret gideriyoruz. Algan Sezgintüredi bu iki can yoldaşını, Vedat Kurdel ile Tevfik Dağdelen'i, bize ilk kitabı "Katilin Şeyi" ile tanıtmıştı. Uzun bir aradan sonra da, gerilimi ilk kitap kadar sağlam, karakterleri ustaca işlenmiş "Katilin Meselesi" yayınlandı. Serinin üçüncü kitabı ise adını, polisiyelere yakıştırılan 'sürpriz' katilden almış: "Katilin Uşağı." İkinci kitapta evli olduğu için yokluğunu hissettiğimiz, ancak sonradan imdada yetişen Tefo, bu kez de, kişisel nedenlerle, babası emekli baş komiser Nezih Bey ve Vedat ile kurdukları "Nezih Dağdelen ve Ort. Özel Araştırma Ltd. Şti."nden ayrılacağını bildiriyor. Oysa belli başlı karakterlerin bize sunulduğu resepsiyondaki katliamın kesinlikle soruşturulması gerek. Hem bu konuda talep var, hem de kendileri de ölümden kıl payı kurtulmuş. Çaresiz, iş başa, yani bir baltaya sap olamamış yakışıklı, iri yapılı Vedat'a düşecek. Üstelik de, bu ortaklıkta payına zekâ düşen kişi o olmadığı halde... Vedat'ın amatörlüğünü her haliyle belli etmesi, onu okura daha da yaklaştırıyor. Algan Sezgintüredi'nin, aşırı güç ve/veya para insana neler yaptırır sorusu üzerinden insan doğası hakkında söyleyecek sözü var. Vedat, bu sefer değirmenlere saldırıyor: Don Kişot gibi yeniliyor ve Cervantes gibi kazanıyor. Kitap kurguları zekice, dili çok özenli Sezgintüredi, aynı zamanda Türkçeyi büyük bir şevkle ve ustaca kullanan ender yazarlardan biri. Önceki iki kitapta olduğu gibi burada da, polisiye kulvarında mizahtan hakkıyla yararlanmanın parlak örneklerini sunuyor.
-Sevin Okyay-
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Katilin Uşağı Alıntıları - Sözleri
- Şimdi, sevgili okur, siz, siz olun, sakın tanımadığınız veya tanıdığınız ve cinayet işleyebileceğini bildiğiniz birisinin arabasına, hele camları içini göstermiyorsa binmeyin. Binecekseniz öne, şoförün yanına oturmayın. Oturacaksanız önce arka koltukta başka birisi var mı, ona bakın. Ve varsa ve illa arabaya binmek zorundaysanız, arkadaki tipe öne geçmesini söyleyin. Yani yaptığım enayiliği yapmayın, onu diyorum.
- Ve çoğunlukla bunların ardından, tarihin belki en eski, en kişisel ve işin aslı, kabul edilsin edilmesin, kendi küçücük varlığımızı gözümüzde ne biçim büyüttüğümüze delalet etmesi bakımından en önemli sorusu gelir: "Neden ben?" Dedektifliğe başlamamızdan önceki dönemin her şeyden şikâyet ettiğim gecelerinin birinde, Tefo yukarıda bahsettiğim soruya, şu yaşıma dek benimseyebildiğim ve başka otuz yedi milyon altı yüz yirmi üç bin yüz elli bir kişi tarafından bulunduğunu ve sorulduğunu bildiğim tek ve malum retorik yanıtı vermişti: "Neden olmasın?"
- "Anneler unutmaz, oğlum,"
- Kim, beni vurmak için katil tutabilirdi?
- Yarımdım artık. Kitaplarda okur, çok denk gelirse ah vah derdim ama anlamazdım pek; yarım kalmak diye bir şey varmış sahiden.
- Hoş gerçek, uzaktan sesi hoş gelen gerçek, daha önce de karşıma çıkıp tokatlarını yüzüme patlatmıştı.
- "Küçük yaralar sadece kin doğurur,"
- Komşuluk zaten ölmüştü;
--reklam--
Katilin Uşağı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yine Storytel’de dinlediğim bir Sezgintüredi kitabı oldu, serideki üçüncü kitap olsa gerek. Serhat Yiğit beğendiğim seslendirenlerde, önceki kitabı da o seslendirmişti. İyice alıştım kendisine. Sadece kitabın başında neden “Alper Sezgintüredi” dedi anlayamadım. Bilenler vardır, Vedat ve Tefo ikilisinin hikayelerini anı şeklinde yazıyor Algan Sezgintüredi. Özellikle ilk kitaba bayılmıştım, harika bir tarzı olduğunu düşünüyorum. Bu kitap da ilki kadar etkileyiciydi. Baştan sona merak dozu eksilmeyen, kurgusu gayet başarılı bir kitap olmuş. Ancak geçen kitapta olduğu gibi bunda da Tefo’nun uzun bir süre hikayeden ayrı kalması işini hiç sevmedim. Sonuçta “Vedat ve Tefo” olarak tanıtıldı bu seri, “%70 Vedat, %30 Tefo” değil. Umarım sonraki kitaplarda benzer bir durumla karşılaşmam. Ben Sezgintüredi’yi tarz olarak olmasa da Ahmet Ümit’e benzetiyorum. Ümit polisiye soslu insan hikayeleri (bazen de tarih) anlatıyor çoğunlukla. Sezgintüredi de keza benzer bir iş yapıyor, sadece Sezgintüredi sosu biraz daha fazla kullanıyor. (İ. B.)
Eser seri kitap olduğu için öncelikle sıralamayı paylaşmak istedim. Sebebi ise ben birinci eseri okuduktan sonra ikinciyi okumadan, üçüncü kitabı okumuş olmam. Birbiri ile bağlantılı mı, şuan için bir fikrim yok fakat ana karakterlerin geçmiş hayatlarında boşluk olmaması için okurların sıralamayı takip etmesinde yarar olduğunu düşünüyorum... 1-Katilin Şeyi 2-Katilin Meselesi 3-Katilin Uşağı 4-Katilin Şahidi 5-Maktulün Şansı Esere gelecek olursam, ana karakter Vedat ve yardımcısı Tevfik namı değer Tefo özel dedektif olarak bir partide gerçekleşen baskını araştırmak üzere tutulurlar ve olaylar bu esnada gelişmeye başlar... Vedat yaşadıkları bu olay karşısında hiç beklenmedik bir sürpriz ile karşı karşıya kalarak, kendi deyimi ile yarım kalmıştır... Emniyet ile beraber yürüttükleri soruşturmada Vedat elde ettiği bilgileri, kendi deyimi ile. "biraz odun olsa da," birleştirmeye başlar... Sonrasında ise paranın, gücün, siyasi kayırmacılığın sonuçları ile yüzleşen Vedat, yaşanan hayatların ne kadar boş ve doyumsuzlukla dolu olduğunu anlamaya başlar... Vedat'ın okurlara direk hitap etmesi ve sohbet hissi vermesi okuru kitabın içine almakla kalmıyor sorulan sorulara cevap verme isteğini doğuruyor... Kitabın kurgusu, çözümlemeleri ve yazım dili oldukça başarılı. Özellikle yazarın kalemini esprili bir dil ile kağıda dökmesi farklı bir lezzet katmış eserine... Keyifli ve bir polisiye eserde bulunabilecek her şeye sahip olan bu kitabı okumanızı tavsiye ederim... (Nurhan Işkın)
Mecit Haracı'nın düzenlediği sosyete partisinde silahlı bir baskın yaşanır.Vedat ve Tefo da kurşunlardan son anda kurtulurlar. Ölen zenginlerden birinin eşi olan Şahane Hanım kocasının ölümünün araştırılması için Vedat'ı tutmuştur. Böylece olaylar gelişir. Güzel bir roman. Özellikle sonunu beğendim. Türk polisiyesi seven okurlar sıkılmadan okuyabilir. (İlhan DALKIRAN)
--reklam--
Katilin Uşağı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Algan Sezgintüredi - Katilin Uşağı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Katilin Uşağı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Algan Sezgintüredi Kimdir?
1968’de Erzurum’da doğdum ama orada büyümedim. İstanbul’da yetiştim. St. Benoit’dan sonra MSÜ Grafik Bölümü’nü bitirdim. Bir süre grafik tasarımı yaptım ajanslarda ama devam ettiremedim. Beceremedim belki de... Sonra evlenip İzmir’e gittim, kayınpederimin şirketinde çalışıyorum o zamandan beri.
--reklam--
Algan Sezgintüredi Kitapları - Eserleri
- Katilin Şeyi
- Katilin Şahidi
- Katilin Uşağı
- Süperben
- Katilin Meselesi
- Maktulün Şansı
- Kanlakarışık
- Bedel
--reklam--
Algan Sezgintüredi Alıntıları - Sözleri
- "Anneler unutmaz, oğlum," (Katilin Uşağı)
- Zorluklar değil, zorluklara yalnız katlanmak zor. (Bedel)
- "Her şeyin bir görünen birde görünmeyen tarafı vardır. Dünyanın, insanların, aşkın, yaşamın, ölümün, herşeyin... Derinlik böyle bir şey işte...." . (Kanlakarışık)
- "Küçük yaralar sadece kin doğurur," (Katilin Uşağı)
- "...ben şu geçen on sene içinde anladım ki her meslek grubunda olduğu gibi bizim poliste de hem işin kralı var hem de andavallının önde gideni." (Katilin Şeyi)
- "dünya sizden el etek çektiğinde yalnızlığa razı gelmek kolaydı." (Bedel)
- Vay! Hırslısın ha! (Katilin Şeyi)
- Şartlar, veriler, bilinmeyenler falan eşitse doğru açıklama en basit ve makulüdür. (Katilin Şahidi)
- "Namusla, alın teriyle zenginliğe erişilemeyeceği gerçeğinin nüfuza uzanan ilişkiler ağını barındırması gereğini bilmemek en azından saflığa giderdi." (Maktulün Şansı)
- ilgi çekmek için kafasına göre isim uydurmuştu (Katilin Şeyi)
- “Nefret ettiğim, yok etmeyi dilediğim şeye mi dönüşmüştüm.” (Bedel)
- Ve çoğunlukla bunların ardından, tarihin belki en eski, en kişisel ve işin aslı, kabul edilsin edilmesin, kendi küçücük varlığımızı gözümüzde ne biçim büyüttüğümüze delalet etmesi bakımından en önemli sorusu gelir: "Neden ben?" Dedektifliğe başlamamızdan önceki dönemin her şeyden şikâyet ettiğim gecelerinin birinde, Tefo yukarıda bahsettiğim soruya, şu yaşıma dek benimseyebildiğim ve başka otuz yedi milyon altı yüz yirmi üç bin yüz elli bir kişi tarafından bulunduğunu ve sorulduğunu bildiğim tek ve malum retorik yanıtı vermişti: "Neden olmasın?" (Katilin Uşağı)
- "E, peki," dedim, "Hamlet'in bu yerli malı versiyonunda, bana düşen nedir? Tamam, elbette genç Selçuk’un, masumiyet timsali Filiz'ciğin sözlüsü ve kısmetsiz Danimarka Prensi Hamlet, Filiz'in de Ofelya olduğunu; bu durumda babası Osman ağanın her işe burnunu sokmaya meraklı, iyi niyetli ama çok geveze Polonius rolünü üstlenmesinin kaçınılmaz hale geldiğini ve hikâyeye uyacaksa tabii, Selçuk'un, hayaletten gerekli bilgiyi almasını müteakip, babasını öldürüp yerine geçen, üstüne bir de annesini yatağına alan Clau-dius Şahap Amca'sından intikam almak için deli ayaklarına yatarak harekete geçeceğini, arada Osman Ağa'nın kazayla, Filiz'in de intihar ederek canından olacağını anlamıştım. İşin çatısı, ilk bakışta, büyük ustanın, defalarca kullanıldığı halde elbette asla eskimeyen şablonuna, romanlarda kullamılacak kadar benziyordu ve olayların gelişiminin de, hani demiştim ya, Vedat işin içine girdiğinde illa saçma yönlere doğru gideceği kabul edilirse, saydıklarımın hepsinin yaşanması beklenebilirdi. İyi de, Shakespeare'in ölümsüz tragedyasına, muhtemelen işin suyu çıkmasın diye koymadığı özel dedektiften, yani benden istenen neydi? (Katilin Meselesi)
- ....hem süper güçlü hem deli hem de paçalarından bok akıyor; kesin başımıza bu geçer artık. (Süperben)
- İnterlüd: Ey ruh, geldiysen... Bir varmış, bir yokmuş: Bir zamanlar, her yanı saran onca rivayetten birine göre, Dünya'nın tam ortasında bulunan ve diğer birçok özelliğinin yanında, bugünkü halkının atalarının tarih boyunca pek çok kişinin tavuğuna kışt demesi yüzünden başı dertten hiç kurtulmayan Türkiye adlı bir ülke varmış. (Katilin Meselesi)
- “Yani, niye öldürüyor kadınları diyorum…” dedim. (Katilin Şeyi)
- Fakat işte ne yaparsın, Güzel laftan anlayan, Aklını kullanan, Kalmadı fazla. (Maktulün Şansı)
- hayallerinizin kahramaninda aradıklarınızdan biri üniversite diplomasıysa, o da var yani.. (Katilin Meselesi)
- "Cumartesi sabahları deyince hep aklıma kuşların cıvıldaştığı, taze ekmek ve toprak kokulu, serin bahar sabahları gelir. Biri çıkıp, 'Cumartesi sabahı seni öldüreceğiz' dese bile o sabah ferahlığı hissi hep içimde olacakmış gibi gelir bana." (Katilin Şeyi)
- Tamam, ilk defa anca yirminci yüzyılın sonunda ve fırlatılışından on iki dakika sonra infilak eden bir haberleşme uydusu fırlatabilmiş, fırlatan kurumun sloganında dahi Türkçe hatası yapabilmiş ("iletişim herşeydir") ve kendi olanaklarıyla batiskafından suyla çalışan arabasına kadar envai çeşit icat yapmış vatandaşını basında alay malzemesi etmekten öte gitmemiş; kafası çalışandan hep korkmuş, kafası çalışıp düşündüğünü söyleyeni hep cezalandırmış, sürmüş, içeri tıkmış, işkenceden geçirmiş, ezmiş, öldürmüş ve boyun büküp kuyruk sallayanı, yalayanı, yalayıp yutanı, hiç düşünmeden ağzına geleni söyleyeni, işine geliyorsa tabii, hep baş tacı etmiş; güzelliğine elbette güzel ama maalesef aynı oranda akrep gibisin kardeşim memleketimde bilimkurguya bildim bileli zırva muamelesi yapılmıştı ve halen yapılıyordu elbette ama... (Katilin Şahidi)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin