Kitap Künyesi
Yazar: Ahmet Şimşirgil
Yayın Evi: Timaş Yayınları
İSBN: 9786050820638
Sayfa Sayısı: 304
--reklam--
Kayı 7: Kutsal İttifaka Karşı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil'in yediden yetmişe herkesin ilgi ve beğenisini kazanan KAYI serisi, 7. kitabıyla devam ediyor. Kayı VII: Kutsal İttifaka Karşı'da II. Süleyman, II. Ahmed, II. Mustafa, III. Ahmed ve I. Mahmud Han dönemlerini okuyacaksınız.
Viyana bozgunundan sonra; önce Karlofça Antlaşması'na kadar süren bir ölüm kalım mücadelesi ve ardından toparlanma çabalarıyla birlikte Osmanlı'ya bu imkânı tanımak istemeyen Batılı devletlerin amansız saldırılarına şahit olacaksınız.
Bu dönem padişahlarının samimi din ve devlet duygularının yanı sıra Fazıl Mustafa Paşa'dan Yeğen Osman Paşa'ya, Kadı Ali Paşa'dan Şeyhülislam Feyzullah Efendi'ye, Nevşehirli Damad İbrahim Paşa'dan İbrahim Müteferrika'ya, Humbaracı Ahmed Ağa'dan Baltacı Mehmed Paşa'ya Hacı Selim Giray'dan Bâkî'ye kadar birçok devlet ve ilim adamının faaliyetlerini; Lâle Devri'nden Patrona Halil İsyanı'na, büyük İstanbul depreminden binlerce binanın yok olmasına sebebiyet veren İstanbul yangınlarına kadar birçok olayın Osmanlı İmparatorluğu'nu nasıl etkilediğini yine nefesinizi tutarak okuyacaksınız...
Bu sırada ihanet ile sadakatin, korkaklık ile cesaretin, zaaf ile metanetin, sabır ile aceleciliğin kazandırdıkları ile kaybettirdiklerine nice örnekler bulacaksınız.
Tarihin bir ibretler manzumesi olduğunun unutulmaması ve düşmanı bitmeyecek olan İslam âleminin, tarihin ışığı ile gözünün açılması ve her zaman açık kalması dileğiyle...
--reklam--
Kayı 7: Kutsal İttifaka Karşı Alıntıları - Sözleri
- İki şeyden kâm almadım; biri evlâd ve biri mehtab. I. Mahmut
- Devletin hazinesi benim değil, tebaanındır. Hazine, tebaanın ihtiyaçları için saklanır ve yeri gelince harcanır. Hazineye uzanan eller yanar. İnsanın alınteri dökerek çalışıp kazandığı paranın zevki başkadır. Herkes alınteriyle kazansa hem paranın değerini bilir hem de teba zengin olur. 1.Mahmud Han
- Emir Allah'ındır... Lâkin kulların hiç hatası yok mudur? II. Süleyman
- Tahtta kaldığım sürece amcamın verdiği öğüdü hiç aklımdan çıkarmadım. Ne babam gibi Şeyhülislâma ne de amcam gibi sadrazama teslim oluyorum. İşleri hep kendim izliyorum. Bir sadrazamı görevden alacağım zaman onun askeri kışkırtma ihtimalini göz önünde bulunduruyorum. Bu nedenle yeni sadrazam olacak kişiyi önce gizlice İstanbul'a çağırdıktan sonra, eski sadrazamı görevden alıyorum. I. Mahmut
- Eğer ölümüm emredildiyse söyleyin. Namazımı kılayım, daha sonra görevinizi yerine getirin. Çocukluğumdan beri kırk yıldır mahpus hayatı yaşamaktayım. Her gün bir parça ölmektense bir kerede ölmek çok daha iyi. Bir tek soluk için ne dehşete katlanmak zorunda kalıyoruz. II. Süleyman
- Andımız olsun ki, Belgrad'ı düşman eline komayız. Velâkin orada kılıçtan geçirilen, katledilen binlerce Müslüman için ağlarız! II. Süleyman
- Ben saltanata talip değildim. Allah-ü Teala fazl-ı kereminden bu aciz kuluna nasip eyledi. Bu nimetin şükrünü eda edemem. II. Ahmed
- Zevk ve sefayı kendimize haram eyledik. II. Mustafa
- Bana ağırlık ve hazine lazım değil. Yerinde kuru ekmek yerim. Vücudumu din uğruna esirgemem. Her ne denli zahmet arzulanırsa, sabr-ü tahammül eylerim. Halka hizmet tamama ermeyince seferden dönmem. Elbette kendim giderim! II. Mustafa
- Zira iç isyan ve gaileler Hristiyanlarla savaşmak için kullanılacak silahların sürekli olarak padişaha ve devlete çevrilmesine yol açıyordu. Bu defa da Yeğen Osman Paşa gailesi kapıdaydı. II. Süleyman Han'ın cülusu niyetiyle İstanbul'a gelen Osman Paşa, daha önce birtakım serkeşlikleri görülmüş bir asi lideriydi. Tehdit amacıyla Davutpaşa sahrasında bekliyordu. Uzaklaştırılması için kendisine önce Rumeli Beylerbeyliği ile Belgrad muhafızlığı verildi. Ardından Macaristan serdarlığına tayin edildi. Ancak Yeğen Osman Paşa, gittiği yerlerde halkı haraca bağlamaktan ve reayayı zulüm altında inletmekten başka bir şey bilmiyordu. II.Süleyman Dönemi 1688-1689
--reklam--
Kayı 7: Kutsal İttifaka Karşı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İyi ki kitaplar var...: Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil yediden yetmişe herkesin ilgi ve beğenisini kazanan KAYI serisinin, 7. kitabında: Kutsal İttifaka Karşı'da II. Süleyman, II. Ahmed, II. Mustafa, III. Ahmed ve I. Mahmud Han dönemlerini anlatmaktadır. Osmanlının 17.yüzyıl'i hep yenilgilerle dolu olduğunu düşünürdüm, sanırım gerileme dönemi olarak okulda öğrenmenin etkisi. Halbuki Osmanlı bu zamanlarında da fırtına gibi esiyor,bir çok yere adalet dağıtıyor, zulm etmeye yeltenen sınır ülkelerini yeniyor, sulha zorluyor, topraklar kazanıyor. Ve yine ben o zamanları sadece zevki sefa içinde yaşandığını sanıyordum. Yine halbuki Lale devri bile ıslahatların yapıldığı, hazinenin rahatladığı bir dönem olmuş. Velhasıl kelam, ecdadin bu son dönemlerini yanlış biliyormuşum, Ahmet Şimşirgil hoca da bu konuda hakkını vermiş ve bir kişiyi daha cehaletten kurtarmış oldu. Şuna da değinmek istiyorum, padişahlarin özel hayatlarına, adamlar hem zanaatkar hem şairmiş. Sen onca işin arasında nasıl onca taşlar üzerine mühürler kazıdın, onca şiirler yazdın. Helal olsun size ,her yönünüze. Tarihin bir ibretler manzumesi olduğunun unutulmaması ve düşmanı bitmeyecek olan İslam âleminin, tarihin ışığı ile gözünün açılması ve her zaman açık kalması dileğiyle (Murat YALÇIN)
Kayı serisinin 7 kitabı 8 Kasım 1687 tarihinde 2.Süleyman ile başlayıp 2.Ahmed, 2.Mustafa, 3.Ahmed, ve ve 13 Aralık 1754 e kadar 1.Mahmud han devirlerini içerir. İkinci Viyana bozgunu ndan sonra Osmanlı Devleti’nin, eski gücünün kalmadığını gören batılılar bir şekilde Osmanlı devletine karşı gelmiştir. Bu yüzden bu dönem komple Macaristan topraklarını kaybetmiştir Rusya ile sıcak savaşlarda bu dönemde başlamıştır. Yine iç ayaklanmalar meydana gelmiş ve paytak da büyük deprem ve yangınlar olmuştur. Bu dönemde göze çarpan başka bir olay matbaanın kurulmasıdır, Yine patrona Halil isyanı devlete maddi ve manevi zararlar vermiştir. İranda çıkan iç ayaklanmalardan yararlanmak yararlanmak isteye Osmanlı devleti bu topraklarda savaşmış kimi yeri almış kimi yeri geri vermiştir sonradan yapılan sulh ile eski topraklara geri dönüşmüştür. Bir başka olay ise Avusturya tarafında Belgrad kaybedilmiş ve 1.Mahmud zamanında geri alınmıştır. (Halil CERAN)
Okunur: Serinin sadece bu kitabını okudum. Osmanlı - Kutsal ittifak savaşlarını merak edenler için güzel bir kitap. Sizlerde benim gibi özel olarak bu konuyu merak ettiyseniz okuyabilirsiniz. (ilkay yıldız)
--reklam--
Kayı 7: Kutsal İttifaka Karşı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ahmet Şimşirgil - Kayı 7: Kutsal İttifaka Karşı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kayı 7: Kutsal İttifaka Karşı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ahmet Şimşirgil Kimdir?
1959'da Boyabat'ta doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini aynı yerde tamamladı. 1978'de girdiği Atatürk Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü'nden 1982'de mezun oldu. 1983'te aynı bölümdeki Yeniçağ Anabilim Dalı'nda Araştırma Görevlisi olarak vazifeye başladı. 1985'te Yüksek Lisansı'nı tamamladı. 1989'da Marmara Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü'ne naklen geçiş yaptı.
1990'da "Osmanlı Taşra Teşkilatı'nda Tokat (1455-1574)" isimli çalışmasıyla Tarih Doktoru ünvanını aldı. 1997'de "Uyvar'ın Osmanlılar Tarafından Fethi ve İdaresi" isimli takdim teziyle Doçent oldu. Seyyid Muradi'nin kaleme aldığı Barbaros Hayreddin Paşa'nın gazalarını "Kaptan Paşa'nın Seyir Defteri" ismiyle sadeleştirerek, ayrıca Osmanlı tarihi ile ilgili "Kayı I", "Kayı II", "Kayı III", Kayı IV, “Taşa Yazılan Tarih Topkapı Sarayı” ve “Ahmed Cevdet Paşa ve Mecelle” ile “Slovakya’da Osmanlılar” adlı eserlerini yayınladı. 2003'te Profesör kadrosuna atanan Şimşirgil'in Osmanlı şehir tarihi, siyasi hayatı ve teşkilatı ile ilgili çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda ilmi makalesi bulunmaktadır.
Halen Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde Öğretim Üyesi görevine devam etmektedir.
Evli ve üç çocuk babasıdır.
--reklam--
Ahmet Şimşirgil Kitapları - Eserleri
- Kayı 1: Ertuğrul'un Ocağı
- Kayı 2: Cihan Devleti
- Kayı 3: Haremeyn Hizmetinde
- Kayı 4: Ufukların Padişahı Kanuni
- Kayı 5: Kudret ve Azamet Yılları
- Kayı 6: İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş
- Otağ 1 / Büyük Doğuş
- Kayı 10: II. Abdülhamid Han
- Osmanlı Gerçekleri
- Kayı 7: Kutsal İttifaka Karşı
- Otağ 2 / Emir Timur
- Kayı 8: Islahat, Darbe ve Devlet
- Valide Sultanlar ve Harem
- Kayı 9: Sonun Başlangıcı
- Kayı 11
- En Sevgili Efendimiz ve Sevdalıları
- Otağ - 3 Sultan Alparslan
- Devr-i Gül Sohbetleri
- Mızraklı Hakikat
- Osmanlı Gerçekleri 2
- Eşrefoğlu Rumi
- Barbaros Hayreddin Paşa
- Sultan 2. Kılıçarslan ve Aksaray
- İstanbul: Fetih ve Fatih
- Edep Yâ Hû
- Denizler Fatihi Piyale Paşa
- Yavuz Sultan Selim
- Slovakya'da Osmanlılar 1663 - 1685
- Topkapı Sarayı
- Fatih Sultan Mehmet
- Fethin Kahramanları
- Bir Müstakil Dünya: Topkapı Sarayı
- Birincil Kaynaklardan Osmanlı Tarihi Kayı 1
- İstanbul Fetih ve Fatih
- Hakimiyet Sembolü Ayasofya Camii
- Asırlara Hitabeden Alim Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi
- Osmanlı Gerçekleri 3
--reklam--
Ahmet Şimşirgil Alıntıları - Sözleri
- "Ey Muhibbî bağlamak dünyaya dil layık degül Çünki senden olısardur akıbet âlem cüda" Bu dünyanın gönül bağlanacak yanı yoktur; zira nasılsa insan bir gün onu bırakacaktır.. [Kanunî Sultan Süleyman Han] (Kayı 4: Ufukların Padişahı Kanuni)
- Hayali mihmandır daima bu çeşm-i pür-nemde Onunçündür kesilmez eşk-i hasret hiç bir demde Firakıyla nola hep böyle ebyat olsa hamemde “Görenler seyl-i eşki diyeler sahra-yı sinemde Bahar eyyamıdır güya ki ırmaklar bulanmıştır” (Bu sürekli ağlayan gözde sevgilinin hayali misafirdir. Bu yüzden de hiç bir zaman hasret gözyaşları durmaz. Onun ayrılığı yüzünden kalemim hep böyle beyitler yazsa buna şaşılmamalı. “Göğüs düzlüğünde gözyaşı selini görenler sanırlar ki güya bahar zamanıdır ve nehirler bol yağış yüzünden bulanmıştır.”) (III.SELİM HAN) (Kayı 8: Islahat, Darbe ve Devlet)
- "Osmanlı padişahları içinde Halvetiliğe ilk intisap eden II.Bayezid Han'dır. Onun intisabı Çelebi Halife namıyla meşhur Cemal-i Halveti vasıtasıyla olmuştur." (Osmanlı Gerçekleri 3)
- Okuma bilmeyip yazan Odur dünyayı bozan (Osmanlı Gerçekleri)
- "İttihatçılar, Sultan II. Abdülhamid Han'dan o kadar nefret ediyorlardı ki, Sultanın cenaze namazını kendilerinin Şeyhülislam yaptıkları Mason Musa Kâzım Efendiye kıldırttılar.." Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil (Kayı 10: II. Abdülhamid Han)
- "Edirne'yi vermemek üzere iktidara gelenler bırakın Edirne'yi kurtarmayı devletin bütün bekasını Avrupalı büyük devletlerin inisiyatifine bırakmaktan rahatsız olmamışlardı. " (Kayı 11)
- "Evet, ben bir askerim ama her şeyden önce Türk'üm ve Müslümanım! Burası benim mukaddes mâbedimdir. en büyük âmir olan vicdânımdan aldığım emirle buraya sizi sokmayacağım! Eğer cebren girmeye çalışırsanız buradaki askerlerim ve ben hepimiz ölünceye kadar çarpışacağız ve bu ihtimâli de düşünerek camiin sütunlarına yerleştirdiğim tahrip kalıplarıyla koca mâbed, taburumuzun üzerine çökecek ve yine buraya giremeyeceksiniz!” (Hakimiyet Sembolü Ayasofya Camii)
- Emir Timur’un bir diğer önemli lakabı da dünyaya Hükmeden manasına gelen sahipkırandır. Gökyüzündeki gezegen satürün ve Jüpiter’in birbirlerine en yaklaştığı zamanda dünyaya gelen erkek çocuklar bu ünvanı almaya aday olurlardı. Bu iki gezegenin birbirlerine yaklaşması sekiz yüzyılda bir tekrarlanmaktadır. Bu gün doğan çocuklar bahtlı olurlar. Bu şekilde dünyaya üç kişi gelmiştir. İskender-i Zülkarneyn -ki ona Oğuz Han da denilmektedir-, Peygamber efendimiz ve Emir Timur. (Otağ 2 / Emir Timur)
- Ana başa tâc imiş Her derde ilaç imiş Bir evlat pîr olsa da Anaya muhtaç imiş (Valide Sultanlar ve Harem)
- İnsan ilimle yaşar. Cahil ise ölü gibidir. (Osmanlı Gerçekleri)
- Osmanlı devleti Fazıl Ahmet Paşa ile Avrupa’da en haşmetli son 15 yılını geçirmiş ve bir kez daha dünyanın tek kutuplu devlet olduğunu göstermişti. O 15 seneye Yaklaşan sadrazamlığının neredeyse dokuz yılını cephelerde geçirmişti. Fatih, yavuz ve kanuni sultan Süleyman zamanlarında olduğu gibi seferlerinde kısa sürede netice alıyordu. Devletin demir yumruğu Avusturya. Venedik ve Lehistan‘a bir kez daha iniyor dünya bu muazzam gücü gücün karşısında eriyordu. Osmanlı tuğlarını 15 sene Avrupa’da Haşmet ve kudretle gezdirmişti. (Kayı 6: İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş)
- Ya Rabbi! Dinine yardım edenlere yardım eyle. Müslümanlar arasında fitne çıkaranları kahreyle. (Kayı 3: Haremeyn Hizmetinde)
- "gayret bizden, tevfik Allah'tan" (Otağ 1 / Büyük Doğuş)
- 1949'dan itibaren açılmaya başlanan İlâhiyat Fakülteleri'nde tamamen pozitivist bir din yerine koyan bir zihniyet ortaya çıkmaya başlamıştır ve bilim dinin yerini almıştır. Neticede ilahiyatlarımızda önce müctehid alimler, mezhep imamları ve tasavvuf erbabı hafife alındı hatta aşağılandı. Sonra hadisler tartışılmaya ve ayıklanmaya başlandı. İşlerine gelmeyen yaşantılarına uymayan her hadis "mevzu" uydurma denerek atıldı. (Mızraklı Hakikat)
- Osmanlı-Rus savaşında Hristiyan ordularıyla işbirliği yapılmasını mahzurlu görenler de az değildi.Bu dedikodular üzerine fetva alınmak zarureti doğdu. “Avrupalı askerleri kendi ordumuzda kullanmak caiz midir? “ sorusuna “El Cevab; Madem ki avcılar av tutmak için köpekleri kullanıyorlar biz de onları kullanabiliriz, “ diye teşbihli bir cevaz verilmişti. (Kayı 9: Sonun Başlangıcı)
- "Allah, peygamber korkusu bilmez alçaklar! Unutmayın ki, intikam gecikir ama asla yaşlanmaz!" (4.MURAD HAN) (Kayı 6: İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş)
- Çünkü denildi ona “Ve’ş-Şems” dahi “Ve’d-Duhâ” Rûyuna alnına mihr ü mâhı benzetsem nola Kur’ân-ı Kerîmdeki sûrelerden biri Şems suresidir. Onun ilk ayetinde geçen “Veşşemsi veduhâ” ifadesi Türkçe anlam olarak “Güneş’e ve onun parıltısı” anlamına gelir. Kanuni sonraki beytinde Resulullah Efendimizi “Güneş’e” benzeterek anlatır. Güneş, nasıl dünyayı aydınlatmışsa Hazreti Peygamber de insanlığı aydınlatan bir güneş hükmündedir. Ay da aynı şekilde aydınlatıcı bir gezegendir. (En Sevgili Efendimiz ve Sevdalıları)
- Sakarya Meydan Savaşı, Türkler için bir ölüm - kalım mücadelesi oldu. Nitekim Sakarya 'da Türk milleti kadınlı erkekli, vatanlarına saldıran düşman kuvvetlerine kahramanca karşı koyma kudretini gösterdi. Türk ve Yunan kuvvetleri, Sakarya kıyılarında 100 kilometrelik bir sahada 22 gün ve gece süren bir meydan savaşı yaptılar. Meydana gelen kanlı muharebelerde bazen Yunan kuvvetleri, bazen Türk kuvvetleri başarılı oldu. Nihayet Türk hatlarını yaramayan yunan birliklerinde moral çöküntüsü oluştu. Türk ordusu 10 Eylül'de genel taarruza geçti. Beylikköprü, Duatepe ve Kartaltepe muhrebelerinde ağır kayıplar veren yunan ordusu Sakarya'nın batısına çekildi. (Kayı 11)
- Tarih nostalji demek değildir.Dünü anlatırken bugüne neler miras kaldı,neleri yitirdik görmek gerekir. (Devr-i Gül Sohbetleri)
- " Öyle bir nesil, öyle bir zaman ki, her şeyin fiyatını biliyor, fakat değerini bilmiyor." (Barbaros Hayreddin Paşa)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin