Kitap Künyesi
Yazar: Angutyus
Yayın Evi: Okuyan Us Yayınları
İSBN: 9786054054893
Sayfa Sayısı: 229
--reklam--
Kebabman Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Toprak kokusundan büyük şehre, gecekondu yaşamından barmenliğe, Alanya'dan İsveç'e ve dünyanın 80 ülkesine! "Apaçi" deyip de anlayamadıklarımızı modern bir masala dönüştürmüş Angutyus'un beklenen ikinci kitabı ile bu kez İngiltere'deyiz.
'Belki bir köşede ölecektim. Ailem cesedime bile ulaşamayacaktı. Artık adım, soyadım, nereden geldiğim, nerelere gideceğim önemli değildi. Belki farkında değildim ama ben o gece sadece dönüş biletimi yakmamıştım. Yalan dünyamı da yakmıştım. Kol gibi hayatın gerçekleriyle baş başaydım artık, tek tabanca... Hani demiştim ya, masallar dinlemeden büyüyen çocukların masallar gibi hayatı olur. Madem masallar dinlemeden büyümüştüm, öyleyse kendi masallarıma inanacaktım. Madem kendi masalımı yaşıyordum, o halde bana bir masal kahramanı lazımdı. Ben de kendi kendimin kahramanı olurum, dedim. Doğru mu yaptım, yoksa yanlış mı? Hiç düşünmedim o günden sonra.' -Angutyus (kitaptan)
"Masalın bittiği yerde Apaçi Masalı başlar."
Hakan Bıçakcı, yazar
"Sizi uzaklara götürüp orada öylece bırakan bir masal, okuduğum en sürükleyici kitaplardan birisi. Beklemediğiniz yerlerden vurursa sizi, ben karışmam. Faking Kebabman…"
Selçuk Erdem, karikatürist
"Angutyus'un hikâyesi bambaşka. Yazarlar kulübünün kapısından "bi arkadaşa bakıp çıkıcam" diyerek girmesini demiyorum. Hikâyesini internet üzerinden anlatışı, bunu yaparken tüm edebi dogmaları kenara atıp hikâyesini "sana" anlatması, "sözlük" gibi bir dinamiği bambaşka bir yazın oluşturma yöntemine çevirmesi hâlâ kalem elde kağıt başında bekleyenlere ibret olmalı."
ssg (Sedat Kapanoğlu), ekşi sözlük kurucusu)
--reklam--
Kebabman Alıntıları - Sözleri
- Şimdi hayatın dibine vurma zamanıydı. Hayat mı benim dibime vuracak , ben mi hayatın dibine vuracaktım? Merak etmiyordum. Gittiği yere kadar gider diyordum.
- Hatırladığım o sakat ayrılık karesinde beni feribota bindirirken kadının yüzünde sadece elinden oyuncağı alınmış bir çocuğun kırgınlığı vardı. Kin yoktu , nefret yoktu. Dönmeyeceğimi biliyordu. Sadece kırgınlık vardı. Ama kesinlikle pişmanlık yoktu yüzünde. O kısacık ayrılık karesinde her şeyi gördüm İsveçli kadının yüzünde. Sadece pişmanlık , kin , nefret görmedim.
- Bir insanda olması gereken en büyük silaha sahipti : Alçakgönüllülük. Alçakgönüllü adam kendisini her zaman sevdirir.
- İngiltere'nin havasına , parasına , karısına güvenmeyeceksin!...
- Hani demiştim ya, masallar dinlemeden büyüyen çocukların masallar gibi hayatı olur. Madem masallar dinlemeden büyümüştüm, öyleyse kendi masallarıma inanacaktım. Madem kendi masalımı yaşıyordum, o halde bana bir masal kahramanı lazımdı. Ben de kendi kendimin kahramanı olurum, dedim. Doğru mu yaptım, yoksa yanlış mı? Hiç düşünmedim o günden sonra.
- '' Karı milletinin en büyük düşmanı yine kadın '' derlerdi de inanmazdım. Nereye giderseniz gidin karı milletinin en büyük rakibi yine kadınlarmış.
- Güldü ; '' Bok dönersin. Kolay mı dönmek? '' '' Neden kolay olmasın? Göbeğim burada mı kesildi? Kime döneceğim? '' '' Bok dönersin. İngiltere'nin salt vinegar'lı patates kızartmasını yiyen dönemez. '' '' Akdeniz'in tuzlu sularına götü değen de Alanya'yı bırakamaz. '' Bizim oralarda da böyle bir laf var.
- Dedim ya ölmüşe bitmişe çare aramadım ben ömrümde.
- Ben solağım , gözükara solağım , fanatik solağım.
- Ben topukladım. Pek tekin yer değildi bu memleket . Alkol , uyuşturucu , ırkçılık , her yol vardı. Sadece beyazlar zencilere değil , zenciler beyazlara , Hindistanlılar Pakistanlılara dalıyordu... Irkçılığın kralı her gün sokaklardaydı.
- Devlet baba bize sahip çıkmıyordu ama elin Avrupalısı bize sahip çıktığını iddia ederek , vergisini ödeyerek en pis işlerde gönüllü köle olarak çalışacak insanlara kucak açıyordu. Kurmuşlar bir devran , çevir babam çevir.
- Mülteciler hem kimsenin yapamayacağı en pis işlere gönüllü oluyorlar hem de vergilerini veriyorlardı. Karşılıklı bir çıkar söz konusuydu. Öyle fantastik filmlerdeki gibi kimse kimseye güneş falan göstermiyordu.
- Bir zenci abimiz vardı. Yetmişli yaşlardaydı , muhabbet ederdik. Eski günleri anlatırdı. '' Çok değil daha 30-40 sene önce '' Bizi bu katillerin elinden karıları , kızları kurtarırdı , '' derdi. Londra metrosunun hikayesini anlatırdı. Londra'yı boydan boya saran , medeniyetin sembolü olan o metronun yapımında kaç tane Hintli , Pakistanlı , Jamaikalı , Afrikalının yeraltında doğup büyüyüp çalıştığını , güneş görmeden öldüğünü anlatırdı. '' O metronun her karışında siyah adamların gözyaşı , nefreti , cesetleri vardır , '' derdi. '' Lanetlidir Londra metrosu. Kaza , felaket eksik olmaz. Siyah adamın bedduaları... '' derdi. İngiliz hükümeti bir vefa borcu olarak siyahlara ve Doğululara iş verir sadece metroda. Adam kendi memleketinin vatandaşına güneş yüzü göstermiyor ki sana , bana göstersin. Hayatın gerçekleri keşke filmlerdeki kadar kolay , şiirler kadar romantik olsaydı , ama değil işte , gerçekler acı.
--reklam--
Kebabman İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kısaca Bahsetmek Gerekirse: Bir Apaçi Masalının ikinci kitabıdır. Buradan baş kahramanımız yani yazar kendi hayalını anlatmaya devam ediyor. Bu sefer hikaye İngiltere de geçiyor. Yeni insanlarla tanışıyor ve yeni yoluma başlıyor. Bir önceki kitabında da hayatı mücadele etmekle geçen yazarımız burada da hayatla olan mücadelesine devam ediyor. Dili küfürlü ve argolu olan baş kahramanımız İngiltere de yeni yaşamına alışma mücadelesi veriyor. Tam alıştım derken vazgeçiyor. Bir yandan da memleket hasreti, sevdası baskın oluyor ama burada kalıp ailesine para göndermek zorunda. Onlara daha iyi bir hayat yaşamaları konusunda yardımcı olmaya çalışıyor. Çektiği zorluk ve sıkıntılardan bahsetmek istemiyor. Dili olarak yine sade ve yalın bir dil kullanan yazar okuyucuyu sıkmadan ve merak içinde de bırakmadan bırakmıyor. İyi okumalar. (Gökhan Polat)
Okuduğum 2.kitabı. Angutyus kendi hayatını samimi bir şekilde sayfalara dökerken aslında ülkemizin gerçeklerini de anlatmış. Okurken biraz olsun hayat karmaşasından uzaklaşıp kafanızı dağıtabileceğiniz yorgunluk alan bir kitap. Bol argo ve yer yer küfür içeriyor ama olay zinciri ve akıcı uslup bir sonraki sayfayı merak ettiriyor. Kah güldüren kah hüzünlendiren aynı zamanda hayat dersi veren bir kitap. Eğlenceliydi. (nida)
Kahramanımızın İngiltere serüveni bol eğlenceli , bol hicvli , bol gurbet sancılı , gırla kakari kikiriyle iç içe ilki kadar beğendiğimi itiraf etmeliyim ki Kebabman in hakkını verebileyim en nihayetinde hikayesi Angutyus'un kaleminden çıkma. :)) (ibiaryu)
--reklam--
Kebabman PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Angutyus - Kebabman kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kebabman PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Angutyus Kimdir?
İnci Sözlük'te yazdığı bir hikayeden sonra ünlenen ve sözlüğü kilitleyen şahıs.
--reklam--
Angutyus Kitapları - Eserleri
- Bir Apaçi Masalı
- Kebabman
- Fedai
- Gurbet Kuşu
- Biz Ucuz Adamlardık
- Artık Bu Numarayı Arama Anne
- Ecel Perileri
- Velkam on Bord
--reklam--
Angutyus Alıntıları - Sözleri
- Çocuklarına masallar okuyacak zamanı olmadı ekmek peşinde koşmaktan. Çocukları da kendi masallarını kendileri yazdı. (Bir Apaçi Masalı)
- Turizm daha başlamadan bu ülkede katledilmişti. (Velkam on Bord)
- Tanrı, insanoğluna en büyük bela olarak açlığı vermiş. (Gurbet Kuşu)
- Ben solağım , gözükara solağım , fanatik solağım. (Kebabman)
- Bir şeyler gerçekten eksikti bu ülkede sanki. Benim çocukluğumda yaşattığım, büyüttüğüm ve en önemlisi en zor günlerimde sarıldığım hatıralarım çoktan gerçekliklerini yitirmişti. Bir acayip olmuştu buralar. Kendimi o kadar yabancı hissediyordum ki… (Velkam on Bord)
- "Baba ölünce, erkek ölünce kadın da, çocuk da, aile de ölüyor bizim oralarda. Ataerkil toplumlarda yabancı hikayeler değil bunlar." (Artık Bu Numarayı Arama Anne)
- Tatlı su hümanistliği ile sağa sola bulaşanlar... Akıl verenler ilk önce kendi at gözlüklerini çıkarmalılar ki ciddiye alınsınlar. (Gurbet Kuşu)
- Masal dinlemeyi bilmeyen çocukaların masal gibi hayatları olur. (Velkam on Bord)
- "Seni seviyorum diyebilmek çok zor imiş. Geçen her gün, sırtıma yediğim her tekme beni biraz daha kurutmuş. Yüreğimi, vicdanımı, kalbimi... Geriye de artık hayal kırıklıkları bile olmayan pis bir herif kalmış." (Artık Bu Numarayı Arama Anne)
- İbne olmanın iyi tarafı da bu oğlum. Hem karıların hem de erkeklerin ruhundan anlıyoruz. (Fedai)
- Bir zenci abimiz vardı. Yetmişli yaşlardaydı , muhabbet ederdik. Eski günleri anlatırdı. '' Çok değil daha 30-40 sene önce '' Bizi bu katillerin elinden karıları , kızları kurtarırdı , '' derdi. Londra metrosunun hikayesini anlatırdı. Londra'yı boydan boya saran , medeniyetin sembolü olan o metronun yapımında kaç tane Hintli , Pakistanlı , Jamaikalı , Afrikalının yeraltında doğup büyüyüp çalıştığını , güneş görmeden öldüğünü anlatırdı. '' O metronun her karışında siyah adamların gözyaşı , nefreti , cesetleri vardır , '' derdi. '' Lanetlidir Londra metrosu. Kaza , felaket eksik olmaz. Siyah adamın bedduaları... '' derdi. İngiliz hükümeti bir vefa borcu olarak siyahlara ve Doğululara iş verir sadece metroda. Adam kendi memleketinin vatandaşına güneş yüzü göstermiyor ki sana , bana göstersin. Hayatın gerçekleri keşke filmlerdeki kadar kolay , şiirler kadar romantik olsaydı , ama değil işte , gerçekler acı. (Kebabman)
- "çok mu çirkinim, çok mu kötüyüm." "Çirkin olan benim. Kötü olan da benim Debby" (Artık Bu Numarayı Arama Anne)
- Hep bir bahanem oldu yollara düşmek için... Hep bir bahanem oldu terk etmek için... Hep bir bahanem oldu dönüp arkama bakmamak için... Terk ettiğim insanlarında hep bir bahaneleri oldu peşime düşmek için... Hep bir bahaneleri oldu affetmek için... Hep bir bahaneleri oldu bana hak vermek için... (Bir Apaçi Masalı)
- İngiltere'nin havasına , parasına , karısına güvenmeyeceksin!... (Kebabman)
- Koduğumun İngilteresine herkes sığdı , bir ben sığamadım. Herkese sevgi verdi , herkese kucak açtı , beni , sevemedi gitti bu İngiltere. Gerçi benim de İngiltere'yi pek sevdiğim söylenemez. Birbirinden nefret eden ama takıntılı bir ilişkiyi devam ettirmek için sırayla alttan alan iki manyak karı-koca gibi olmuştuk İngiltere ile... (Gurbet Kuşu)
- Korkuların da kendisine göre çeşitleri varmış. Sahipsiz olmak, gidecek bir yerinin olmadığını bilmek, en kötüsü, ne yapacağını bilememek, korkuların en büyük olanıymış. (Bir Apaçi Masalı)
- Bir insanda olması gereken en büyük silaha sahipti : Alçakgönüllülük. Alçakgönüllü adam kendisini her zaman sevdirir. (Kebabman)
- Sorunlu büyüklerin ve sistemin ruh sağlığını bozduğu çocuklara yardım etmek için çalışıyoruz. Hiçbir çocuk sorunlu değildir. Sorunlu doğmaz. Büyüklerin hastalıklı düşünceleri, kimi zaman onları birer suçlu haline getirir. (Ecel Perileri)
- "Sevemedim ben, sevmelere de alışamadım." (Artık Bu Numarayı Arama Anne)
- Insanı sevmekle başlar Herşey öyle bir memlekette yaşıyoruz ki birbirimize etiketler vurmayı bayılıyoruz insanları yaptıkları işleri giyimleri konuşma tarzları otobüste oturmaları ile yargılamak bu ülke insanının en büyük ahmaklığı başkalarını saçmalıkları Ve eksiklerinden tiksinerek sanırım kendimizi ifade edemediğimiz aptallık larımızı örtüyoruz iç huzur çok önemlidir insanın iç huzuru yakalaması için bu hayatı Hem kendisi ile hem de çevresi ile yaşamayı bilmesi gereklidir (Bir Apaçi Masalı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin