Kitap Künyesi
Yazar: Jennifer L. Armentrout
Çevirmen: İdil Bostan
Editör: Sema Çubukçu
Orijinal Adı: The Prophecy (Titan #4)
Yayın Evi: Dex Yayınevi
İSBN: 9786050978810
Sayfa Sayısı: 392
--reklam--
Kehanet Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Tarih tekerrürleri sever...
Seth asla bir geleceği olacağını düşünmemişti. Oysa şimdi Josie’yle bir aile kurma ve sonsuza kadar mutlu olma şansı var. Ama tüm bunların gerçekleşmesi için önündeki tek engel Titanlar. Bir tanrı olarak onun yapacağı seçim dünyayı derinden etkileyecek. Ve Seth dünyayı çöküşten kurtarmak için Olimpos’taki diğer tanrıları ölümlü dünyaya girmeye ikna etmek zorunda.
Bedel ödenmeli...
Titanları gömmek Josie’nin öncelikli görevi. Ne de olsa bunun için doğdu. Seth ile onu acımasız bir savaş bekliyor. Josie başarısız olursa her şeyi kaybedeceğini biliyor. Ama sadece kendisi için değil; sevdiği adam için, gelecekleri için, dünya için savaşmak zorunda. Ve bu savaşı kazanmak için her şeyi yapmaya hazır...
Melez Sözleşmeleri ve Lux serilerinin yazarından nefesinizi kesecek ateşli bir Titan romanı daha.
--reklam--
Kehanet Alıntıları - Sözleri
- "Her zaman duvarı yıkabiliriz," diye önerdi Aiden. Alex başını kaldırıp ona baktı. "Ondan duvarları yıkmak için izin isteyince Marcus 'un suratının alacağı hali görebiliyorum. Seth bir an için sessiz kaldı ve sonra, "Bilirsin,ben her zaman izin istemektense af dilemek taraftarı olmuşumdur." Dedi
- Kader'in gerçek bir şey olduğunu bilecek kadar bilgim vardı. Kader yeniden şekillendirilebilirdi, ama bazen bir silindir gibi üzerinizden geçebileceği de doğruydu.
- "Ben de gelmek istiyorum," diye duyurdu Aiden. Seth omzunun üzerinden ona baktı. "Kankam olmaya mı çalışıyorsun?" Aiden sırıttı. "Zaten kanka olduğumuzu sanıyordum."
- "Sen de beni her zaman şaşırtmayı başarıyorsun." "Niye? Yine horluyor muyum yoksa?" Kıkırdadı. "Yo. Ama ama senin kadar güzel birinin uykusunda kamyon çarpmış Chewbacca gibi ses çıkarması epey etkileyici."
- Onun sayesinde hayata devam etmiştim, ayrıca onun sayesinde daha iyi adam olmaya başlamıştım. Buna rağmen bazı günler hala bir pisliktim. Aiden'a sormanız yeterli.
- "Sana bir şey söylemek istiyorum." Ne olduğunu ancak tanrılar bilirdi. "Bilmek istiyor muyum peki?" Yüzünde hafif bir gülümseme belirdi. "Seninle gurur duyuyorum."
- Yuve demek bir yer demek değildi, bir kişi demekti.
- "Üzgünüm. Sizi görünce elinizi mi sıksam önünüzde mi eğilsem bilemiyorum." Yüzüme bir gülümseme yayıldı. "İnsanların önümde eğilmesin sev..." Josie sırtıma vurdu, bir an için Doktor Morales'in bayılacağını sandım. "Bunların hiçbirini yapmanıza gerek yok."
- Aiden karşımızda duranın kim olduğunu fark ettiği anda dizüstü çöküp başını eğdi. Gelin görün ki ben kılımı bile kıpırdatmadım, çünkü umurumda bile değildi. Zeus bana baktı, aynı muameleyi benden de görmeyi bekliyordu. Sırıttım. Tamamen beyaz gözlerinden kıvılcım saçarken burun delikleri genişledi. “Egon senin düşüşün olacak.” “Bunu senden duymak çok komik” diye tersledim onu, kollarımı göğsümde kavuşturdum. “Gerçi, kişi kendinden bilirmiş işi.”
- Sevgi genelde birini daha iyi bir insan yapmaz. İnsanlar böyle olduğuna inanmak ister,ama eninde sonunda,sevgi onları bencil yapar.
--reklam--
Kehanet İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ve nihayet Titan Serisi'nin 4.kitabını da bitirmiş bulunmaktayım. Seriyi gerçekten çok sevdim ve hepsini peşpeşe okumak için bunca zamandır beklettiğime değdiğini düşünüyorum. Özellikle son kitabın son yüz sayfasında ağlamaktan resmen içim kurudu. Yani böyle eğlenceli bir seride kötü bir son beklemememe rağmen, yazarın bize aksettirdiği her duyguyu köküne kadar yaşamaktan kendimi alamadım. Çok çok iyi ve kaçırılmaması gereken bir seri bence. Gerçi bazı yerlerde neden yani, buna ne gerek vardı ya da ee, bunca şey boşuna mı yaşandı dediğim anlar oldu ama bu kitapların bütününden aldığım zevki asla azaltmadı. Sonuç olarak BA-YIL-DIM (Sage Taylors)
Hayal Kırıklığından Hallice: BU KİTAP DAHA GÜZEL YAZILABİLİRDİ. Melez Sözleşmeleri ve daha bir çok harika kitabın yazarı Jennifer'in Kehanet'i aceleye getirmiş gibi yazmış olması beni tam anlamıyla hayal kırıklığına uğrattı. Bir önceki kitabı okuyalı bir yılı geçmişti ama buna rağmen okurken zorlanmadan devam ettim ve ne yazık ki kitap baştan sona tahmin edilebilirdi. Tüm teorilerim tuttu ve bu durum hiç hoşuma gitmedi. Seth'in sekiz kitap boyunca okuduğumuz kişiliği kendi serisinin son kitabında düğmeye basılmış gibi değişmesi malesef ki inandırıcı gelmedi. Aynı şekil Josie ile arasında olan şeylere hayran olup ölüp bitmedim. Sanki eksik şeyler vardı veya bu seri sonuca bağlanmak için bir kitaba daha ihtiyacı vardı. Çünkü kitabın sonuna kadar neredeyse hiçbir şey olmadı. Bundan sonrası kitap içeriğiyle ilgili SPOİ içerebilir. . . Son şansın... . . Seth'in Aidenla görevcilik oynamaları o sırada Josie'nin kendi "önemli" araştırmalarını yapması. Seth'in Josie'yi çok özlediğini söylemesi ve yatak odası.... Bu o kadar fazlaydı ki beni rahatsız etti. Josie'ye kendimi alıştırmaya çalışsam da iyice uzaklaşmamın nedeni bu. Kitabın son bölümlerinde her şey o kadar hızlı olup bitti ki. Bir bölümde savaş bir bölümde birinin kendini feda etmesi, göz yaşları, iki ay sonrası, bolca mutluluk ve geçen kitaptan beri bangır bangır olacağı belli olan olayın gerçekleşmesi.... Ayrıca üç KOCA kitap boyunca hazırlandığımız savaş için olanların aslında bir anlam ifade etmediğini gördük. Yarı tanrılar elimizde patladı yani... Jennifer sanki bu konuda bir şey yazacakmis ama seri ortasında karar değiştirmiş gibiydi. Ve dikkatle incelendiğinde kesin bir şeye bağlanmayan epey şey var. İstemsizce Melez Sözleşmeleri ile karşılaştırdım ve hep MS kazandı. Alex ve Aidenlı sahnelerin azlığına mı yanayım yoksa aşırı tekrarlayan ve gereksiz sıklıkta olan yatak sahnelerine mi. Josie elini neye atsa bir problem çıkaracak kadar bahtsız olmasına mı. Üç kitap boyunca nefesimizi tutup Titanlarla Savaş sahnesindeki moodumun Alex gibi olmasına mı? Bende ters dönmüş bir bankı çevirip zaten bize ihtiyaçları yokmuş diyerek oturmak istedim. . . Son Olarak, keşke böyle yazılmasaydı dedirten Josie li sahneleri hızlı hızlı okuya okuya bitirdiğim kitap oldu. Ben daha çok Alex- Aiden & Seth atışması okumak isterdim. Ayrıca Josie nin olup bitenlere bu kadar hızlı uyum sağlaması gerçekçi gelmedi. Seth bir geleceği kendine ait seriyi fazlasıyla hak ediyordu ama bu şekilde bir son kitapla mı olmalıydı emin değilim. Gidip Melez Sözleşmelerine baştan başlayıp tüm kitabı geleceği bilerek gözü yaşlı 3883249. Kez okumak istiyorum.Sorry Jennifer ama bu kitap hakkında yurtdışında çıktığı sene 2018 ten beri kurduğum teoriler kafamda yazdığım senaryolar daha heyecanlıydı. Melez Sözleşmeleri be aşık biri olarak bu kitabi sevemedim özensiz yazıldığı hissettirildi bir kaç komik sahnelerden alıntı çıkarsam da kitabı daha sonra tekrar okur muyum emin değilim. (Süeda Birecik)
Melez sözleşmelerinde Alex ve Aiden'la başlayan hikaye, Titan serisinde Seth ve Josie'yle son buldu. Hem eski karakterleri aktif bir şekilde görmek, hem yeni karakterlerin iç dünyasını tanımak güzeldi. Belki hikayemiz Leon'la devam eder, kim bilir... (Eren Nart)
--reklam--
Kehanet PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jennifer L. Armentrout - Kehanet kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kehanet PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jennifer L. Armentrout Kimdir?
Jennifer Batı Virgina’da, Martindburg şehrinde yaşıyor. Onun hakkında duyduğunuz her söylenti doğru değildir. Yazım işiyle yoğun olarak ilgilenmediği zamanlarda kitap okuyarak, egzersiz yaparak, berbat zombi filmleri izleyerek, yazıyormuş gibi yaparak, kocası ve Jack Russel köpeği Loki ile vakit geçiriyor.
Yazar olma hayali, vaktinin büyük bir kısmını kısa hikâyeler yazarak geçirdiği matematik derslerinde başladı. Bu, matematikten kötü notlar almasının da en büyük sebebidir. Jennifer genç okurlar için paranormal, bilim-kurgu, fantezi ve modern aşk hikâyeleri yazıyor. Ayrıca J. Lynn takma adıyla yetişkinler için aşk romanları da yazıyor.
--reklam--
Jennifer L. Armentrout Kitapları - Eserleri
- Obsidiyen
- Oniks
- Opal
- Köken
- Direniş
- Melez
- Safkan
- Tanrı
- Apollyon
- Avcı
- Kimi Öptüğüne Dikkat Et!
- Hep Seni Bekledim
- Sağdıç
- Saplantı
- Kime Dokunduğuna Dikkat Et!
- Kış Güneşi
- Kan ve Külden
- Kimi Seçtiğine Dikkat Et
- Bodyguard
- Oyuncu
- Unutuluş
- Lanetli
- Geri Dönüş
- Hep Seni İstedim
- Güç
- Paramparça
- Mücadele
- Sonsuzluğun Sonuna Dek
- Ölene Dek Beraberiz
- En Karanlık Yıldız
- Cesur
- A Kingdom of Flesh and Fire
- Kehanet
- The Crown of Gilded Bones
- Ya Yarın Yoksa
- En Aydınlık Gölge
- The War of Two Queens
- Elixir
- A Shadow in the Ember
- Hold Om Mig
- Trust İn Me
- Scorched -
- The Dead List
- Forever with You
- Fall With Me
- Fire In You
- Stay with Me: A Novel
- The Queen: A Wicked Novella
- The Prince: A Wicked Novella
- The King: A Wicked Novella
--reklam--
Jennifer L. Armentrout Alıntıları - Sözleri
- "Orada dikilip duracak mısın yoksa gerçekten bir işe yarayacak mısın?” diye söylendi Tink, Ren’e. “Benim için kutuları yerden alır mısın?” “Tink,” diye çemkirdim. “Kutuları ben alırsam, onları bahçeye fırlatıveririm,” dedi Ren. Tink ellerini yanaklarına vurarak aniden geriye sıçradı. “Buna cesaret edemezsin.” “Hem de öyle bir ederim ki.” “Ah, Tanrım,” diye homurdandım, Ren’in etrafından dolaşarak. Kutuları yerden alıp içeri taşıdım, sonra da kanepeye fırlattım. “Dikkat et!” diye ciyakladı Tink. “İçlerinde paha biçilemez, kırılacak şeyler olabilir.” Ren arkasından kapıyı kapatırken, havada süzüldü. “Ve sen! Sen kutuları bir hanıma taşıttın.” Gözlerimi devirdim. Ren gürültülü bir nefes verdi. “Tanrım; çok sinir bozucusun.” “Ne olmuş?” Tink kanatları hararetle havayı döverek, kanepeye doğru uçtu. “Ben lastiğim, sen yapışkan!” Ren ufaklığa doğru döndü. “Ne?” “Ne söylersen söyle benden sekip gelir sana yapışır!” (Paramparça)
- “Beni kalbimden bıçaklayacak mısın? Tekrar?" "Neden bileğimi bırakıp öğrenmiyorsun?" "Bu kulağa evet gibi geliyor.” (A Kingdom of Flesh and Fire)
- "Alexandria'nın Apollyon olması beklense de sizin kaderinizde hep çok daha fazlası olmak vardı." Karina bana baktı. "Kabullenmesi güç olabilir fakat bunu kabullenmeniz gerekiyor." "Yoda gibi konuşuyorsun," diye mırıldandım. "Anlamadım?" "Önemli değil." (Mücadele)
- Kendimi nasıl hissetiğimle ilgili konuşmak konusunda hiç iyi değildim. Kahretsin, kendimi nasıl hissettiğim hakkında düşünmekte bile iyi değildim. (Melez)
- “Nasıl cadaloz bir şeysin sen böyle,” (Hep Seni Bekledim)
- “Öyle güzelsin ki, Layla. Sonsuzluğun geri kalanında bakabileceğim bir şey seçme imkanım olsaydı seni seçerdim.” (Kimi Seçtiğine Dikkat Et)
- "Aptal aptallık yapandır..." (Hep Seni İstedim)
- “I’m not afraid of her,” I whispered to my reflection. “I’m a Queen. I’m a god. I’m not afraid of her.” (The War of Two Queens)
- “Aşktı bu; aşk değiştirebilirdi insanları.” (Kimi Seçtiğine Dikkat Et)
- Kitaplar. Kitaplar her yerdeydi. Beş adet kitap düzgünce kanepenin köşesine dizilmişti. iki tane de sehpanın üstünde duruyordu. Bir tanesinin içinde parlak bir ayraç vardı. Diğer sehpada üç kitap daha. Bir tane de televizyon sehpasının üstünde. O kitaba da bir ayraç konmuştu. İki kitap birden mi okuyordu acaba? Yoksa daha da mı fazla? Ben bir taneyi zar zor okurken... (Unutuluş)
- Yıldızlar... ne kadar güzel olsalar da, çok uzaktaydılar (Hep Seni Bekledim)
- “Seninleyken kendimi bir canavar gibi hissetmiyorum. Öyle olduğumu unutuyorum. Bana bunu hak ettirmeyen şeyleri yaptığımı unutuyorum.” (Geri Dönüş)
- Bazen… bazen sanki bir tuzak kurulmuş da hepimiz dörtnala koşup tuzakla düşmüşüz gibi geliyordu. (Opal)
- She was hugging me, and I didn’t know how to respond to that for several seconds. My senses were overloaded as I lifted my arms and wrapped them around her, returning the gesture stiffly. The hug felt awkward and strange…but then it felt like something wonderful. Ezra embraced me—squeezed me tightly—and then let go. “I love you, Sera.” Overwhelmed, I watched her step back and smile shakily. I stood there as she turned and made her way back to the carriage. I didn’t breathe until she was inside. I swallowed thickly, briefly closing my eyes. “I love you, too,” I whispered. (A Shadow in the Ember)
- I loved him. I was in love with him, even though that love had been built on a foundation of lies. I loved him even though there was so much I didn’t know about him. I loved him even though I knew I was a willing pawn to him. (A Kingdom of Flesh and Fire)
- Korku zayıflık değildir. Sadece üstesinden gelmen gereken bir durumun işaretidir. (Tanrı)
- Herkes rahat olabilir. Buraya kargaşa çıkarmaya ya da çatıyı başınıza yıkmaya gelmedim." "Nasıl?" diye mırıldandı Deacon. "Sen nasıl..." "Uzun hikâye ve içimden açıklama yapmak gelmiyor hiç." (Mücadele)
- "Biliyor musun?" Aiden'a meydan okuyan bir bakış fırlattım. "Gidelim. Hadi, Seth. Âşık kavgamıza devam edelim biz." Duvardan ayrılan Seth tek kaşını kaldırdı. "Evet, aşkım, bu kulağa çok hoş geliyor. Hançeri unutma da gözümü oyabilesin" (Safkan)
- Aiden boğuk bir kahkaha atıp Alex'e baktı. Alex ona güven telkin eden bir gülümsemeyle karşılık verdi. İkisinin hemfikir oldukları belliydi. Zihinleri ve ruhları birbirine bağlıymış gibi. (Güç)
- “I need you,” he groaned against my lips. “I need you, Poppy.”“You have me,” I told him, echoing the words I’d said to him once before. Now, they felt like an unbreakable vow. “Always.” “Always,” he repeated. (The Crown of Gilded Bones)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin