Kitap Künyesi
Yazar: Pervin Erbil
Yayın Evi: Arkadaş Yayınları
İSBN: 9789755095189
Sayfa Sayısı: 208
--reklam--
Kibele'den Pandora'ya Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Önemliydi, değerliydi, güçlüydü, üstündü, ama otoriter bir hegemon değildi. O, sevilen, sayılan, koruyucu, üretken, merhametli ve aynı zamanda büyülü güçler taşıyan, toplumun atası bir tanrıçaydı."
Ana hukukundan baba hukukuna, kadın egemenliğinden erkek egemenliğine, bereket saçan Ana Tanrıça'dan kötülük dağıtan Pandora'ya...
Çağlar boyunca baş tacı edilen, topluluk yaşamının temeli sayılan kadın, nasıl oldu da ataerkil değerlerin kölesi haline geldi? Erkek, tarihin hangi noktasında ve hangi dürtülerle kadını geri plana itti?
Araştırmacı yazar Pervin Erbil, kadının toplumsal konumundaki değişime çeşitli açılardan baktığı bu çalışmasında akademik birikimini edebi bir dille sunuyor. İnsanlığın gelişim çizgisini bir de kadın ile erkek ve kadın ile toplum ilişkileri bağlamında izleyip görmek isteyenlere...
Kibele'den Pandora'ya Alıntıları - Sözleri
- Özgür ruhlu birini efendi karşısında kolayca eğemezsiniz, ama kendini aşağı gören bir köle, hazırdır yerlere serilmeye.
- Oysa kadınların birden fazla erkekle birliktelikleri hak olmak bir yana, ağır bir suç oluşturmaktadır. Erkeğin istediği şekilde yaklaşabileceği bir tarlaya benzetilen kadın, bir de itaatkar olmak zorundadır. Eğer kadın erkeğin iradesini kendi iradesi üzerinde tutmuyorsa ya da en azından bu konuda bir kuşkuya dahi yol açıyorsa, şiddeti hak etmiş demektir. "İyi kadınlar itaatkardırlar. Başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. Onları dövün . . . "
- Özgür ruhlu birini efendi karşısında kolayca eğemezsiniz, ama kendini aşağı gören bir köle, hazırdır yerlere serilmeye.
- Erkek çıkardığı yasalarla kadının haklarını kısıtlarken, onu kendisine tabi kılmaktaydı.
- Ekonomide ve toplumsal yaşam içinde eşit pozisyona sahip çiftlerin birlikte mutluluğu yakalama ve sağlıklı nesiller yetiştirme şansları vardır. Bütün bu nedenlerle eşitliğe giden yolda erkek de açmazlarından kurtularak kadınla el ele yürümek ve onun hak ettiği yere yeniden yükselişine yardımcı olmak zorundadır.
- Bu hikayelerde cadılar, büyücüler hep kadınlardı; masumlar, iyi niyetli dürüstler ve erdemliler ise erkekler.(!)
Kibele'den Pandora'ya İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bir araştırma kitabı olmaktan öte ,bir kütüphane kitabı olduğunu düşünüyorum. Yazar geçmişten günümüze kadın toplumlarının erkek toplumlarına nasıl dönüştüğünü sade bir dille anlatmış. Ufuk açıcı bilgiler var. Konuya ilgisi olanlara Joseph Campbell i öneriyor um. (Sezar Agustus Romulus)
Kadının, erkek egemen sistemin oluşmasıyla kaybettiği eşitlik ortamının ve bugüne gelen süreçte nasıl öteki olduğunun çağlar baz alınarak anlatıldığı harika bir eser. Özellikle antropolojik değerlendirmeler çok dikkat çekici. İlkele dönüş demeyeceğim ancak günümüzün geri döndürülemez üretim biçimlerinin yerine daha adil bir üretim modeli ve aygıtları koyulmadığı sürece insanlığın ilk çağlarında olduğu gibi anaerkil düzenine geri dönüş sağlanamayacak. Peki ihtiyaç var mı buna? Neden anaerkil düzen sağlanmalıdır? Bu bize ne kazandıracak? diye sorgulamak herkesin hakkı. Kitabı okuduğunuzda buna detaylı cevapları tek tek bulacaksınız. Ancak ben yine de bir şeyler yazayım buraya. Eski, yeni, modern kölelik düzenlerinin varlığı üretim araçlarının belli bir sınıfın ve belli bir türün elinde olmasına bağlıdır. Keza bugüne değin bu durum, bu şekilde sürdürülegelmiştir. Geç Neolitik çağda ataerkil anlayışın üretimde kesici ve delici aletleri kullanmaya başlamasıyla toplumsal eşitlik ortamı da kaybolmaya ve alt-üst sınıflar ortaya çıkmaya başladı. Bunu silaha dönüştürerek egemenliklerini korumaya devam eden erkek egemen bir zihniyet oluşmaya başladı. Tabi bu zihniyet bazen sert biçimde kendini göstermiş olsa da aile kanalıyla olsun, temsili olsun bir şekilde kadını da göstermelik şekilde yanında tutmuştur ancak temeldeki toplumsal eşitsizlik yayılmaya, adaletsizlik ve eşitsizlik toplum ahlakı olmaya başlamıştır bile. Kitap, çok açık ve anlaşılır bir dille bizlere kadınların ikinci sınıf insana dönüştürülmesi olayının, doğanın, hayvanın, dünyanın yenilişi olduğunu kanıtlıyor. Mutlaka okuyun, okutun derim. (Uğur De Molinari)
GÖKTEN YERYÜZÜNE İNDİRİLEN KADIN: Kadına dair bir kitapla daha karşınızdayım bu sefer kadına antropolojik çerçeveden bakmaya çalışacağım. Lakin öncelikle kitaba kabataslak baktığımızda 208 sayfa gözükmesine rağmen okunabilecek veya genel okurun okuduğu sayfa sayısı 183. Geriye kalan sayfa sayısında sözlük, kaynakça ve dizin yer almakta. Uzun bir süredir teori kitapları okumamdan dolayı kitapların kaynakçası benim için yüklü bir anlam taşıyor ve okumadan es geçmiyorum. Bu kitabın faydalandığı kaynaklarında epey sağlam olduğunu vurgulamam gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca kitabın sonuna iliştirilen sözlüğünde genel okurun işini epey kolaylaştırdığını söylememde fayda var. Kitabın oluştuğu genel başlıklara baktığımızda • Dünyanın Sonsuz Dönüşü Yaşanır Ortamı Yarattı ve Artık Yeryüzünde İnsan Vardı • Paleolitik ( Yontma Taş ) Çağlarda Kültürün Gelişimi ve Kadının Konumu ( İÖ 2 Milyon Yıl – İÖ 12 Bin Yıl Arası ) • İnsan İçin Yeni Bir Başlangıç , Mezolitik ( Orta Taş ) Çağ ve Kadının Yükselişi ( İÖ 12000 – İÖ 6000 Arası ) • Erken Neolitik ( Yeni Taş ) Çağ, Tarımın İcadı ve Anaerkil Düzenin Yapılanması ( İÖ 6000 – İÖ 3000 Arası ) • Geç Neolitik Çağ , Anaerkil Düzenden Ataerkil Düzene Geçiş ( İÖ 3000 Sonrası ) • Ataerkil Eskiçağda Kadının Geldiği Nokta • Aleyhindeki Değişme ve Gelişmelere Anaerkil Sistemin Verdiği Karşılık • Ataerkil Aşağılanmaya Direnen İki Gerçek Kadın ( Sappho, Hypatia ) • Ataerkil Politik Arenada Yedi Kararlı Kraliçe ( Hatşepşut, Belkis, Semiramis, Tomyris, Kleopatra, Zenobia, Tamara ) • Kadını Dışlamanın Erkek Tarafından Ödenen Bedeli Kitap Paleolitik ( Yontma Taş ) Çağlarından başlayıp günümüze kadar geldiğinden dolayı epey geniş bir zaman dilimine denk düşmektedir. Bundan dolayı ben daha çok Mezolitik ( Orta Taş ) Çağdan Neolitik ( Yeni Taş ) Çağa geçişteki merhametli Tanrıçalardan acımasız Tanrılara geçişe ağırlıklı olarak yer vermeye çalışacağım. Hint mitolojisinde kadının yaratılışı şöyle anlatılır: "Tanrı, yaprağın hafifliğini, ceylanın bakışını, güneş ışığının kıvancını, sisin gözyaşını aldı; rüzgarın kararsızlığını, tavşanın ürkekliğini buna ekledi. Onların üzerine kıymetli taşların sertliğini, balın tadını, kaplanın yırtıcılığını, ateşin yakıcılığını, kışın soğuğunu, saksağanın gevezeliğini, kumrunun sevgisini kattı. Bütün bunları karıştırdı, eritti ve kadın yaptı.( s. 13 ) Peki erkek ne yaptı diye düşündüğümüzde galiba kadını bir köle, bir seks objesi, bir hizmetçi, bir nesne, bir organa…indirgedi. İÖ 3000 öncesinde kadın, ekonomik ve toplumsal işleyişte büyük roller üstlenmiş, önemli, değerli, saygın, sözü geçer ve tanrıçalığa yükseltilmiş sevgili bir varlıktır; sonrasında ise yere düşmüş bir yıldız. Toplumsal üretimden dışlanmış, değersizleşmiş, saygınlığını yitirmiş; üstelik bir de ilahlar dünyasından kovulmuştur. ( s. 14 ) Mezolitik Çağdan Neolitik Çağa kadının konumunu değiştiren en büyük parametre kadının emeğinin arka plana itilmesidir. Kadının el işi erkeğin mekanize endüstrisi karşısında yenilgiye uğramıştır. Erkeğin saban, çömlekçi çarkını, daban, tekerlek ve el aletlerini yapıp geliştirmesi ve bunları kullanmasıdır. Üretimde artışın olmasıyla beraber dışarda bulunan kadın zamanla evin dört duvarı arasına hapsolmaya başlamıştır. Böylelikle kadın otoritesini kaybetmiş ve sadece evin işlerinden sorumlu hale gelmiştir. Geç Neolitik'e kadar sosyoekonomik yapı içerisinde üstlendiği rol bakımından erkekten daha önemli bir pozisyonu olmasına, itibarının yüksekliğine ve hatta tanrıçalaştırılmasına rağmen, kadının erkekle eşit haklara sahip olduğunu belirttik. Baskıyı, otoriteyi temsil eden bir cins değildi kadın. Bu durumun nedeni üretimin ve paylaşımın toplumsal ya da toplumcu niteliğiydi. Eşitlikçi yaşam tarzı, insan varlığının devamı açısından bir zorunluluk olmaktaydı. Ancak Geç Neolitik'in yeni ekonomik yapısı içinde beliren olgular, erkeğin yalnızca emeğini öne çıkarmakla kalmadı, aynı zamanda onu baskın ve otoriter bir güç olarak da ortaya çıkardı. Yeni dönemin itibarı yüksek, önemli, değerli varlığı, çocukların sert babası, kadınların eli sopalı kocası, toplumun acımasız lideri, kralı ve tanrısı oldu. ( s. 59 ) Öncelikle ekonomik yaşam içinde erkeğin emeği öndedir. Tarım, hayvancılık ve zanaat alanında ağırlıklı olarak onun rol üstlenmesi söz konusudur. Ayrıca üretim aletleri ve emekten oluşan üretim güçlerini de sıkı bir biçimde kontrolü altında tutmaktadır. Üretim artışı bu cinsin emek yoğun etkinliği ve diğer girişimleri sonucunda ortaya çıkmıştır. Artan üretim erkeğin önemini ve saygınlığını yükseltmiş; erkek kendi klanı içinde kalır olmuştur. Artık kadın, onun üyesi olduğu klana gitmektedir. Klan, erkek egemen bir yapıya evrilmiş, kadının rol ve itibarında düşüş yaşanmıştır. Giderek, klan yapısı içinde yeni bir toplumsal birimin, geniş ailenin oluştuğu görülür. Bu iki başlı ailede erkek egemenliği pekişmiş durumdadır. Servet farklılığı, toplumsal yapıda eşitsizliğe neden olmuş, sömürü ve kölecilik yaygınlaşmıştır. Baskı, şiddet ve otorite her yere egemendir. Bu egemenliğin sahibi de erkektir. Klan demokrasisinin eşitlikçi toplum yapısı ekonomik yaşam içinde kadına yüksek bir değer biçer ve anaerkil yapılanmayı desteklerken, erkeği ezmemiştir. Ancak erkeğin ekonomik yaşam içinde baskın konuma geçtiği, eşitsizlik ile sömürüyü besleyen ve şiddeti esas alan, kilit noktaları erkekler tarafından tutulmuş siyasal mekanizmanın toplumsal yaşamın bütün alanlarına nüfuz ettiği bir ortamda, kadının, "klan demokrasisnin" diğer cinsi gibi, özgür ve eşit bir birey olarak kalabilmesi olanaklı değildir. Nitekim yeni yapılanma onu alabildiğine ezerek aşağılamış, özgürlüğünü elinden alıp toplumsal konumunda büyük bir altüst oluşa yol açmıştır. Elbette bu, birdenbire ortaya çıkabilecek bir sonuç değildir. Ana hukukundan baba hukukuna, anayanlı soydan baba yanlı soya ve anaerkinden ataerkine geçiş, aşamalı bir biçim de yavaş yavaş tamamlanmıştır. ( s. 64 ) Yazarın kitabın sonunda ifade ettiği günümüz kadının durumu şöyledir “Özgür ruhlu birini efendi karşısında kolayca eğemezsiniz, ama kendini aşağı gören bir köle, hazırdır yerlere serilmeye.” Gökten yeryüzüne indirilen kadın hakkını istemeyi bırakıp almalıdır. Bu yasayla yada başka bir yolla olabilir lakin yine en büyük rakibi erkekler değil hemcinsleridir. Çünkü köleliğinin farkında olmayan köle çoğu zaman efendisinden daha tehlikelidir. Kitapla kalın. (bhmflzf)
Kibele'den Pandora'ya PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Pervin Erbil - Kibele'den Pandora'ya kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kibele'den Pandora'ya PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Pervin Erbil Kimdir?
Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Evli ve bir çocuk annesidir.
--reklam--
Pervin Erbil Kitapları - Eserleri
- Kibele'den Pandora'ya
- Bozkırda Bir Dağ Lalesi
- Zagros'un Ötesine
- Ulaştırmanın Sefaletinden "Canavar" Retoriğine
- Türkiye'de Darbeler ve Provakasyonlar
- Anadolu'ya Ağlıyordu Niobe
--reklam--
Pervin Erbil Alıntıları - Sözleri
- Oysa kadınların birden fazla erkekle birliktelikleri hak olmak bir yana, ağır bir suç oluşturmaktadır. Erkeğin istediği şekilde yaklaşabileceği bir tarlaya benzetilen kadın, bir de itaatkar olmak zorundadır. Eğer kadın erkeğin iradesini kendi iradesi üzerinde tutmuyorsa ya da en azından bu konuda bir kuşkuya dahi yol açıyorsa, şiddeti hak etmiş demektir. "İyi kadınlar itaatkardırlar. Başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. Onları dövün . . . " (Kibele'den Pandora'ya)
- Özgür ruhlu birini efendi karşısında kolayca eğemezsiniz, ama kendini aşağı gören bir köle, hazırdır yerlere serilmeye. (Kibele'den Pandora'ya)
- Özgür ruhlu birini efendi karşısında kolayca eğemezsiniz, ama kendini aşağı gören bir köle, hazırdır yerlere serilmeye. (Kibele'den Pandora'ya)
- Ekonomide ve toplumsal yaşam içinde eşit pozisyona sahip çiftlerin birlikte mutluluğu yakalama ve sağlıklı nesiller yetiştirme şansları vardır. Bütün bu nedenlerle eşitliğe giden yolda erkek de açmazlarından kurtularak kadınla el ele yürümek ve onun hak ettiği yere yeniden yükselişine yardımcı olmak zorundadır. (Kibele'den Pandora'ya)
- Erkek çıkardığı yasalarla kadının haklarını kısıtlarken, onu kendisine tabi kılmaktaydı. (Kibele'den Pandora'ya)
- Bu hikayelerde cadılar, büyücüler hep kadınlardı; masumlar, iyi niyetli dürüstler ve erdemliler ise erkekler.(!) (Kibele'den Pandora'ya)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin