Kitap Künyesi

Yazar: Mehmet Eroğlu

Yayın Evi: İletişim Yayıncılık

İSBN: 9789750523083

Sayfa Sayısı: 99

--reklam--

Kıyıdan Uzakta Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Uzun bir mektup, merhamet istemeyen bir kadın, dalgalı deniz, içli bir itiraf ve “cici kızın” isyanı, derin ve tatlı hazlar, kırık ve tutkulu sevişmeler…

Mehmet Eroğlu, tarzının çok ama çok dışında, başka türlü bir hikâye anlatıyor, yalana dolana, sürüsüyle yeknesaklığa, bulutlu hayata meydan okuyan bir kadını konuşturuyor.

Kıyıdan Uzakta, çarpışmanın novellası, her şey soğuk ve solgunken, yaprak yaprak açılan bir bahar aşkıyla şaşırtıyor.

--reklam--

Kıyıdan Uzakta Alıntıları - Sözleri

  • Ama ben saklanmayı seçtim: Yalnızlıktan oluşmuş kalabalıklar yerine, kendi yalnızlığıma.
  • İnsanın en değerli şeyi özgürlüğüdür. Bu yüzden herkes ona saldırır.
  • Aşk bazen var olanı, baş edemediğimizi inkâr etmenin yolu değil midir ?
  • Geçmişin sessizliği, servi ağaçlarının arasında -belki de her şeye rağmen yaşayabileceğimizi hatırlatırcasına- öylece duruyor.
  • Çoğu kez bir aşkı tamir etmeye çalışmak, onu yok etmeye çalışmakla eşanlamlı değil midir ?
  • Aşk da algı ve mantık gibi çift yüzlü: Hem bilincimizi keskinleştiriyor hem de bizi budalaştırıyor.
  • “Konu aşksa, göze alınacak şey acıdır; çünkü acı, tutkunun, ihanetin, ayrılığın çocuğudur.
  • İnsan birini sevmişse, ona veda etmeyi de göze almalıdır...
  • Başkasına gerek yok;insanların çoğu demir parmaklıkların arkasına kendi isteğiyle giriyor...
  • Neden iki insanın birbirini aynı zamanda, aynı biçimde, aynı ölçüde sevmesi mümkün değil?
  • Aşk ya da ilişki her şeyden önce merak değil midir ? Okunmamış bir kitabın sayfalarını açmak gibi: Sabırsızlıkla, umutla...
  • Biliyor musun Selim? Her aşık biraz sahtekâr, biraz yalancı ve gerektiğinde becerikli bir hırsızdır.
  • Cesaretimin başlangıç tarihi işte budur:Korkmaktan yorulduğum an...
  • Zaten ne zaman kartlar dağıtılsa en kötü el hep bana gelir...
  • Cesaretimin başlangıç tarihi işte budur:Korkmaktan yorulduğum an...

--reklam--

Kıyıdan Uzakta İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Mehmet Eroğlu’ndan okumuş olduğum ilk eserdi. Kitaptaki karakterimiz Zühal’in eşi Selim’e olan ihanetini anlattığı mektupları okuyoruz. Aslında bir nevi Zühal’in kendi iç dünyasını okuyoruz ve okurken aşkın, acının, düşüncenin, bencilliğin gibi bir çok duygunun bizi esir aldığı cümlelerle karşılaşıyoruz. Hislerin hissedilebildiği kitaplardan birisiydi. Okuyacaklara iyi okumalar dilerim . (Duygu Yılmaz)

kıyıdan uzaklaşırken..: Sahaf alışverişinde Eroğlu'nun okuduğum ilk kitabı olarak seçtiğim bu kitap beni farklı dünyalara götürmeyi başardı. Kitabın teması duygusu yanında mektup formunda ve itiraflarla birlikte gelen içsel değerlendirmeler nazik ve yormayan bir açıdan empatik bakış verebiliyor. Böyle bir kaygısı olmasa da kitabın bir yerine kadar sadece evini terketmiş bir eşin iç döküşleri bir burgu yapıp rolleri ve kahramanların yaptıklarından ziyade yapmadıkları üzerine daha çok eğiliyor. İstanbul merkezi bir semti, Karaburun ve Çaldıran mekan isimleri yanında mekanın olayların anlatılışı ile direkt bir bağlantısı olmadığını düşünüyorum. Kıyıdan uzakta ismi güzel seçilmiş bir isim ve ne kadar uzakta , yüksek mi içerde mi , fırtınadan uzakta mı ? Kast edilen şeyleri önseyen bir şekilde yoruma açık bırakılıyor.. Kısa ama Eroğlu için başlangıç yapmama vesile olan bu kitabı bir cumartesi sabahı balkonda kahve içerken bitirebilirsiniz. Bitirmelisinİz!.. (müşkülpesentserseri)

“Sanatın sevaptan çok günaha yakın olduğunu da unutmamalıyız. Kimse sanatın iffetli bir şey olduğunu sanmasın.” Mehmet Eroğlu Eşsiz kalemiyle Eroğlu; Aşk, evlilik, acı, cinsellik, tutku, haz, ihanet, itiraf, isyan, ölüm, hüzün, yalnızlık ve Kadın; işte tüm bunları bir kadın bedeniyle kurgulayarak okuyucuya aktarmış. Yalnızlığıyla, acısıyla Ege kıyısından bizi alıp uzaklaştıran Zühal’in eşi Selim’e olan itiraf mektubunun öyküsü. Tüm bildiğimiz kabullerin dışında, merhamet dilenmeyen bir ‘Kadın’ın duygu dolu öyküsü... Oldukça aykırı, oldukça çarpıcı ve oldukça sarsıcı hatta kimilerine göre hastalıklı bir cinselliğin yaşandığı bir kitap.. Bu yönüyle, her okurun kendi kabullerine göre, eleştirebileceği bir kitap da olabilir(!?) Bir kadın olarak bana göre, Erkeksi düşüncenin, bakışının,geleneksel olarak süregelen ve katlanılması kalıcı hale gelmiş isyan mektubu adeta.. Ve kitabın son cümlesiyle noktalıyorum: ”Aynalar ne zaman kırılacak ?” Beni müthiş etkileyen Mehmet Eroğlu’nun tüm okuduğum kitapları gibi, bu kitabını da okurlara tavsiye ediyorum. KitaplaKalın (AsiRuh)

--reklam--

Kitabın Yazarı Mehmet Eroğlu Kimdir?

Mehmet Eroğlu (d. 2 Ağustos 1948, İzmir) Türk yazar, senarist, romancı.

Yazar, 2 Ağustos 1948 günü İzmir'de dünyaya geldi. Edebiyat öğretmeni olan babası Farik Eroğlu'nun tayinleri sebebiyle ilkokul döneminde birkaç şehir ve okul değiştirdikten sonra İzmir Karşıyaka'daki Ankara İlkokulu'nu 1960 yılında bitirdi. Daha sonra İzmir Maarif Koleji'nde (bugünkü adıyla Bornova Anadolu Lisesi) 7 yıl boyunca kesintisiz olarak yatılı okudu. Liseyi bitirdiği 1967 yılında ODTÜ Müh. Fak. İnşaat Mühendisliği Bölümüne girdi; öğrenciliği sırasında Öğrenci Derneği Başkanlığı yaptı.

1971 yılında üniversiteden mezun olan Eroğlu, mezun olduğu sırada 12 Mart Darbesi sonucu kurulan sıkıyönetim mahkemesinde Dev-Genç Davası nedeniyle yargılanmaya başladı. 1972 yılında dava devam etmekteyken evlendi. İki yıl süren dava sonucunda TCK'nın 141-142 maddesine muhalefetten 8 yıl ağır hapis ve 2 yıl sürgün cezasına mahkûm edildi. Sonuç kesinleşmeden 1974 genel affıyla mahkumiyeti ortadan kalktı. Bu tarihten sonra mühendislik yapmaya ve roman kaleme almaya başladı, 1974 yılında bir kızı dünyaya geldi. 1989 yılında bir devlet bankası olan Turizm Bankası'ndaki 15 yıl sürdürdüğü görevinden siyasi baskılar sonucu ayrıldıktan sonra mühendislik kariyerine ve yazarlığa devam etti. Sadece yazmak ve bir sivil toplum örgütünde gönüllü çalışmak amacıyla mühendislik yaşamını 1999'da noktaladı. 1999'dan bu yana Uğur Mumcu Gazetecilik Araştırmaları Vakfı'nda yazarlık seminerleri vermeyi sürdüren yazar, romanlarının yanı sıra televizyon dizisi ve sinema filmi senaryoları yazmıştır.

İlk romanı Issızlığın Ortasında 1976 yılında tamamlandı ve 1979'da Milliyet Roman Ödülü'nü kazandı ancak 1980 Darbesi sonucunda kitap sakıncalı bulunarak yayınevi tarafından basımına son verildi. Birincisinin devamı niteliğindeki ikinci kitabı Geç Kalmış Ölü de aynı gerekçeyle uzn süre basılamadı. Her iki kitap da 1984 yılında yayımlandı ve ikisi birlikte hem Orhan Kemal Roman Armağanı'na hem de Madaralı Roman Ödülü'ne layık bulundular.

Yazar, 1968 kuşağını anlatmaya "Yarım Kalan Yürüyüş" (1968); "Adını Unutan Adam"(1989) kitaplarıyla devam etti. 1994'te yayımlanan "Yürek Sürgünü" adlı romanından sonra roman yazmaya 5 yıl ara verdi, senaryo yazmaya eğildi ancak senaryo çalışmalarının sonuçlarından memnun kalmadığını ifade etmiştir. 2000 yılından itibaren art arda romanlar yayımlamayı sürdürdü.

Yazar, kendisini "İnsan yaratılışının gölgeli alanlarında boy atan temaları” yazan bir yazar olarak tanımlamaktadır."

--reklam--

Mehmet Eroğlu Kitapları - Eserleri

  • Adını Unutan Adam
  • Issızlığın Ortası
  • Kusma Kulübü
  • Belleğin Kış Uykusu
  • Düş Kırgınları
  • Yüz: 1981

--reklam--

  • Fay Kırığı - 1: Mehmet
  • Zamanın Manzarası
  • Yarım Kalan Yürüyüş
  • İyi Adamın On Günü
  • Geç Kalmış Ölü
  • Kıyıdan Uzakta
  • Fay Kırığı - 2: Emine

--reklam--

  • Fay Kırığı - 3: Rojin
  • Yürek Sürgünü
  • 9,75 Santimetrekare
  • Kötü Adamın On Günü
  • Meraklı Adamın On Günü
  • Mermer Köşk
  • Edebi Aforizmalar

--reklam--

  • Kendi Hayatında Ölme Vakti
  • Devlet Adamı ve Güvenilirlik

--reklam--

Mehmet Eroğlu Alıntıları - Sözleri

  • Sürekli bir eksiklik duygusu, zaman zaman akla gelen, uysal bir diş ağrısına benzeyen acı: Unutmak buydu. (Yarım Kalan Yürüyüş)
  • "Budalalarla bozuk saatler birbirlerine benzerler," dedim. "Doğruyu bulmaları sadece bir rastlantıdır." (Kusma Kulübü)
  • "Sözcüklerin önce seslerini, ardından anlamlarını yitirdim; tıpkı ateşin üstüne dökülen su damlaları gibi beynimde buharlaşıp yok oldular.." (Yürek Sürgünü)
  • Her insan ,sanki yazgisina hukmedecekmis gibi ,kendi hayatinin en önemli varlığı olmayı dener !!!! (Yüz: 1981)
  • Işığı perdeleri kapattıktan sonra açtım. (Geç Kalmış Ölü)
  • "Bazı psikologlar cesaretin, ki cesaret bir anlamda insanın hayatını sürekli tehlikeye atmasıdır, özünde intihar dürtüsü olduğuna inanırlar." (Yarım Kalan Yürüyüş)

--reklam--

  • "Yalnızlığa katlanamayan birisinin Tanrı’yı kıskanmaya yeltenmesi affedilmez bir budalalık değil mi sence?" (Kusma Kulübü)
  • Çoğu aşkın büyüsü, cinsel merakın giderilmesiyle sona erer (Fay Kırığı - 3: Rojin)
  • “Amaçsız bir insan eninde sonunda değersiz insana mı dönüşür? Bizleri insan yapan nedir?” (Belleğin Kış Uykusu)
  • Yalnızlıkla yoğrulmuş bir ıssızlığın ortasındaydım.. (Kusma Kulübü)
  • "Anlamını çözdüğümüzde bir işe yaramadığını keşfettiğimiz yararsız bir bilmece. " (9,75 Santimetrekare)
  • İnsan kendine acımaktan vazgeçince gerçek acımayı öğreniyor olmalıydı. (Kusma Kulübü)
  • Geçmişin sessizliği, servi ağaçlarının arasında -belki de her şeye rağmen yaşayabileceğimizi hatırlatırcasına- öylece duruyor. (Kıyıdan Uzakta)

--reklam--

  • “Ya leyn, ya ayn” “Karışmış birbirine gecem ve düşüncem, demek. Hatırladın mı?” (Adını Unutan Adam)
  • Saklamayacaktım: Eninde sonunda her insan kalbi kırık bir palyaço değil midir? (İyi Adamın On Günü)
  • İnsanın en değerli şeyi özgürlüğüdür. Bu yüzden herkes ona saldırır. (Kıyıdan Uzakta)
  • Bazen birini o kadar çok severiz ki, kendimizi sevmeyi unuturuz. (Edebi Aforizmalar)
  • Dilsiz sanılır ama ruh kendini hep beden yoluyla ifade eder (Fay Kırığı - 3: Rojin)
  • Kendimi zamanın her şeyi unutturan kollarına bıraksam beynimdeki sorulardan kurtulabilir miydim? (Geç Kalmış Ölü)
  • İnsan mezarının yerini seçince yurdunu da seçmiş olur.. (Zamanın Manzarası)