Kitap Künyesi

Yazar: John Berger

Çevirmen: Beril Eyüboğlu

Orijinal Adı: Hold Everything Dear

Yayın Evi: Metis Yayıncılık

İSBN: 9789753427135

Sayfa Sayısı: 152

Kıymetini Bil Herşeyin Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

John Berger'ın 11 Eylül'den Irak Savaşı'na, Filistin'den Katrina felaketine, Nâzım Hikmet'ten Pasolini'ye birçok siyasal soruna ve sanatçıya ilişkin duygu ve düşüncelerini dile getirdiği yazılarından oluşan bir kitap Kıymetini Bil Herşeyin. İçtenliğini yansıtan zarif bir sadelikle kaleme aldığı bu yazılarla John Berger bizi dünyaya adil, müşfik, ama en önemlisi gören gözlerle bakmaya davet ediyor.

Kıymetini Bil Herşeyin Alıntıları - Sözleri

  • Kalbin gecikmelere tahammülü yoktur, inancını yitirmişçesine perişan olur.
  • [...] dünyanın bir daha asla eskisi gibi olamayacağını anlıyor insan.
  • Kurnaz ve zekiydi, budalalara harcayacak vakti yoktu, yemek yapmaktansa büyük zevk alırdı;[...]
  • ¶¶"Yürürken, geleceği görmek için geriye gidiyorum."¶¶
  • En güzel deniz: henüz gidilmemiş olanıdır. En güzel çocuk: henüz büyümedi. En güzel günlerimiz: henüz yaşamadıklarımız. Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: henüz söylememiş olduğum sözdür...
  • Dünya zaten ezelden beri merhametsiz değil miydi?
  • "Hayatta kalanlar yaşlanır, oysa şehitler genç kalır,"
  • Korkusuz, boyun eğmeyen, yenilmişlik duygusu taşımayan bu umutsuzluk, daha önce hiç tanık olmadığım bir duruş sergiliyor dünyaya karşı.
  • NASIL OLUYOR DA hâlâ yaşıyorum?
  • '' Yoksulların malikâneleri yoktur. ''
  • Ne var ki inatla yerinde kalmayı sürdürüyordu. Ona artık kimse inanmasa da pek çok insan onun için canını feda etmeye hazırdı. Bu nasıl işti?
  • "Çirkinliğimizden dünyanın yüreği doğup büyüyecek,"
  • Cep telefonuma dünyanın en büyük GSM operatörlerinden biri olan Orange'dan bir ileti geldi. Louisiana'daki evsizlere ve yoksullara yardım etmek isterseniz, FLOOD (sel) yazıp 5 dolar tuşlayarak belirli bir numaraya göndermekle hesabınızdan çekilen para derhal bir yardım örgütüne aktarılacaktır, deniyordu.
  • "Bizler için Batı'nın suskunluğu bunların mermilerinden bin beter,"
  • kıymetini bil herşeyin

Kıymetini Bil Herşeyin İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Okuyunca; kaybolanların kıymetini bil...: ¶¶Ben galiplerin değil, onların korktuğu mağlupların arasındayım. Galiplerin devri her zaman kısadır; mağlupların ise anlatılamayacak kadar uzun.¶¶ ¶¶Bu dünyada adalete özlem duyulmadıkça mutluluk da yoktur.¶¶ John Berger kalemine ilk aşinalığım oldu; Kıymetini Bil Herşeyin kitabı. "Hayata Tutunma ve Direnişe Dair Notlar" alt başlığı altında yazarın hayatı, insanlığı, inadına yaşamayı, korkuyu, terörizmi, umutsuzluğu, merhametsizliği anlattığı yazılarından oluşuyor. Yazılarında kendi hayatımızın ve yakınlarımızın hayatının hiçe sayıldığı duygusunu; Filistinlilerin her şeylerini kaybetmelerine rağmen inadına yaşama arzularını anlatması ve Filistin Direniş Edebiyatı adı altında Filistin halkının yaşadığı sürgünleri ve zorlukları tüm dünyaya anlatma vazifesi olarak üstlenmiştir. Nazım Hikmet'in sivri ucu hapishane hücresine saplanmış şiirlerine yer verdikçe ona olan hayranlığını dile getirdikçe Nâzım'ı bir kez daha okuma, dinleme isteği ve onu yeniden sevme arzusu yükseliyor tüm benliğinizde. 11 Eylül olaylarında" Rusya'nın ve yeni dünya düzeninde söz sahibi olmak isteyen birçok devletin güç mücadelesine sahne olan bir dünyadayız." diyor Berger. 11 Eylül saldırıları sonrası terörizmin kazandığı boyut, teknolojinin insanlar üzerindeki -pek de önemsenmeyen- kontrolünü arttırmış ve teknolojik ilerlemelerle birlikte insanların yerini yavaş yavaş makinaların alması, iklim krizi, tıp alanındaki gelişmeler ve yapay zekânın önemi gibi konular geleceğin şekillenmesinde ve uygarlıkları batışa sürükleyen eşitsizliklerin artmasında önemli faktörler olacaktır görüşüne sahip olmuştur. Ve 1945 Hiroşima olaylarının benzer ve farklı yanlarını, ölülerin bile terk ettikleri Bağdat'ın düşüşünü, boğucu egemenliğin teröre nasıl ilham kaynağı olduğunu, tarihe tutkun ve tarihle kavgalı Pasolini'nin La Rabbia (Gazap) filmi (En kısa zamanda izlenecek ) ile Dünyanın her yanında neden savaş korkusu var? sorusuna verdiği cevabı, merhametsizliğin ressamı Fransız Bacon'ı, yoksulluğu en derin şekilde anlatmıştır. İnsanoğlu o kadar vahşi ve acımasız ki birinin canı yanmış, biri ağlamış, biri düşmüş, biri ölmüş; umursamaz. Kendi toprakları genişlesin diye başka toprakları kendine katmak ister. O topraklarda yaşayan kimseyi gözü görmez. Kulağını da kapatır gerçi duymamak için. Hiçbir şeyden haberi olmayan masum insanları 1945 yılında iki nükleer bomba ile öldürdüler. Sadece öldürdüler demek hafif kalır belki. Yıllarca da öldürmeye devam ettiler aslında dolaylı yoldan. Peki ama neden?.. ¶¶Dokuz kere teklifle çağırılsam dünyaya Aynı yolu arşın arşın saplarım göğsüme Baba bombalar kaç çocuk öldürdüyse o kadar mıdır yaşı Baba bombalar nereye atıldıysa ora mı olur adaşı Okyanusla görmediğime bakma Her insan yeni bir yalnızlık doğurdu içimde Baba bir bakışınla yeniden doğan değil mi Hiroşima Sen ol, bir gürültüyle meşru kıl ölümümü Sen ol, toz toprakla bulursun bir mazeret Baba dokun gözlerime bitmiş değil Hiroşima¶¶ Dünyaya farklı gözden bakmamızı isteyen, asıl bilmemiz gerekeni dolaylamadan aktaran, süslü betimlemeler kullanmadan,açık, yalın bir dille yazılan bu kitabı keyifle okudum. Farklı bir yazar Berger. Şiddetle tavsiye ediyorum. ;)) Okur kalın. (Ayfer)

Tavsiye üzerine okudum. Irak, Filistin, nazım Hikmet gibi konular üzerine denemeler var. Beklentilerimi karşılamadı. Eğer Irak, Filistin, Bosna-Hersek ile ilgili denemeler ve anılar okumak isterseniz Yıldız Ramazanoğlu’nun Bağdat Fragmanı’nı tavsiye ederim. (Emre Gökçe)

Günümüzdünyasında halihazırda yaşanan ıstırapla ilgili hiç değilse bir çift söz söylemek istiyorum. Gezegenimizde aşırı güçlenen ve saldırganlaşan tüketim ideolojisi, bizi bu ıstırabın geçici olduğuna ve kendimizi ondan koruyabileceğimize inandırmaya çalışıyor. İdeolojinin merhametsizliğinin mantıksal temeli bu. Istırabın hayatın bir parçası olduğu herkesin malumudur ve insanlar bunu unutmak ya da kendilerine göre bir açıklamada bulunmak ihtiyacındadır. Cennet'ten, ıstırap nedir bilinmeyen bu yerden Kovulma efsanesinin birbirinden değişik anlatıları, yeryüzünde yaşanan acılara bir kılıf bulma çabası olarak açıklanabilir ancak. Komşu Cehennem Krallığı'nın icat edilmesi de bu yüzdendir; acı çektirerek cezalandırma krallığı. Fedakârlık da aynı mantıkla keşfedilmiştir. Sonra, çok daha sonra Bağışlama ilkesi devreye girer. Felsefenin doğmasına ise, "Neden ıstırap çekilir?" sorusunun yol açtığı iddia edilebilir. ( Kitaptan alıntı) (Mechul Adam)

Kitabın Yazarı John Berger Kimdir?

1926'da Londra'da doğdu. İngilizce yazan en etkili sanat eleştirmenlerinden biri olan Berger, ayrıca senaryo yazarı, romancı ve belgesel yazarı olarak da tanınıyor.

İlk romanı 1958'de yayımlanan "Zamanımızın Bir Ressamı"dır. Romanı "G." İle 1972 yılında Booker ödülünü almıştır.

Metis Yayınları yazarın klasikleşmiş yapıtı Görme Biçimleri'nin (1986) yanı sıra, Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı (1988), Düğüne (1997), Alain Tanner ile birlikte yazdığı 2000 Yılında 25 Yaşına Basacak Olan Yunus (1997), Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar (1999) ve Fotokopiler (1999) adlı kitaplarıyla, özellikle görsellik üzerine denemelerini bir araya getiren O Ana Adanmış (1988) adlı seçkisini yayımlamıştır. Berger'ın son romanı Kral ise 2001 yılında Müge Gürsoy Sökmen çevirisiyle yayımlandı.

John Berger Kitapları - Eserleri

  • Görme Biçimleri
  • Hoşbeş
  • Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü
  • A'dan X'e
  • Uçuşan Etekler
  • Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar

  • Bir Fotoğrafı Anlamak
  • Sanatla Direniş
  • Düğüne
  • Portreler
  • G.
  • Yedinci Adam
  • Duman

  • Buluştuğumuz Yer Burası
  • Bento'nun Eskiz Defteri
  • Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı
  • Kıymetini Bil Herşeyin
  • Hayvanlara Niçin Bakarız?
  • Kral
  • O Ana Adanmış

  • Manzaralar
  • Fotokopiler
  • Domuz Toprak
  • Gökyüzü Mavi Siyah - Bütün Şiirleri
  • Sanat ve Devrim
  • İstanbul’dan Gelen Telefon
  • Bir Zamanlar Europa'da

  • Leylak ve Bayrak
  • Görme Duyusu
  • Şiirin Saati
  • Zamanımızın Bir Ressamı
  • Clive’ın Koğuşu
  • Bologna'nın Kırmızı Tenteleri
  • 2000 Yılında 25 Yaşına Basacak Olan Yunus

John Berger Alıntıları - Sözleri

  • Delilik, benliğe kapatılmış devrimci özgürlüktür. (Görme Duyusu)
  • Bir yalan hakikat sayılırsa, gerçek hakikat sahte olanı doğrudan teatral bir ha kikate çevirir. (Görme Duyusu)
  • Sevilen insan sokaktan geçerken ya da yüzünü yıkarken görülen insanla aynı değildir. (O Ana Adanmış)
  • Ölülere yakılan ağıtlar ölmekle kaybettikleri umutlaradır aslında. (Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü)
  • Geleceği görmek için geriye gidiyorum. (Bir Fotoğrafı Anlamak)
  • Fotoğraflar belirli bir durumda hayata geçirilen insansal bir seçimin tanığıdır. (Bir Fotoğrafı Anlamak)

  • “Zorunluluk hem tragedya hem de komedya üretir. Öptüğünüz ya da kafanızı çarptığınız şeydir.” (Sanatla Direniş)
  • Soyut sanata gelinceye kadar insan bedeni her anıtsal heykele konu olmuştur. Dolayısıyla, sembolizmle yüklenmiş ve idealize etmenin birçok değişik biçimine girmiştir. Oysa bugün, insan bedeni tek ve kaçınılmaz konu değildir. Bugün bir sanatçı, bedene özgü nitelikler ilgisini çektiğinden ötürü insan bedenini seçebilir. (Sanat ve Devrim)
  • Vedalaşmayla buluşma ne kadar da yakındır birbirine! (O Ana Adanmış)
  • Kapitalist üretim tarzı kadar sürekli ve kapsayıcı bir biçimde geleneği parçalayan, geçmişi gereksiz kılan ve yadsıyan başka hiçbir şey yoktur. Brecht’in dediği gibi “Radikal olan, komünizm değil kapitalizmdir.” (O Ana Adanmış)
  • Bugün resim yapmak, yaygın bir ihtiyaca cevap veren bir direniş eylemidir ve umutlanmayı teşvik edebilir. (Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar)
  • NASIL OLUYOR DA hâlâ yaşıyorum? (Kıymetini Bil Herşeyin)
  • Hikayelerimizin bizi ele geçirme tehlikesi olduğunu bilsek, başka türlü yazar mıydık acaba? Sanmıyorum. (Hoşbeş)

  • 'Solcu'ların bazı teorileri kolaylıkla aşırı basit olarak eleştirilebilir. Mühendis-sanatçı, sanatçı türlerinden yalnızca biridir, filozof-sanatçılar da vardır. Sanat eseriyle makine ürünü de kesin olarak aynı şeyler değildir. Gene de, makineyi gözlerinde bu denli büyütmüş olmaları, bağlantıları içinde görülürse kolayca anlaşılabilir; sanayileşme fikri lirik bir güç kazanmıştı, çünkü, sanki bu fikir sayesinde tarihin bütün bir evresi, acılarıyla, sıkıntılarıyla yaşanacak yerde atılabilecekti. Aynı liriklik Lenin'in ünlü, 'komünizm demek, elektrik enerjisi artı Sovyetler demektir' sloganında da alttan alta saklıdır. (Sanat ve Devrim)
  • Kalbin gecikmelere tahammülü yoktur, inancını yitirmişçesine perişan olur. (Kıymetini Bil Herşeyin)
  • Yorulunca sessizliği ararız, ama sessizlikten de korkarız, boş tiyatrolardan korkan oyuncular gibi. (Düğüne)
  • "Bir resim cansızsa, bunun nedeni ressamın mo­deline bir işbirliğinin başlaması için yeteri kadar yaklaşmaya cesaret edememesidir." (Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar)
  • Kelimeler konuşan kişiyi ayakta tutarlar,  düşüşler ancak konuşmaların yokluğunda ortaya çıkar. (Şiirin Saati)
  • Roland Barthes fotoğrafla ölüm arasındaki gizli anlaşmayı keskin bir dille ifade etti; her ikisi de zamanı durdurur, her ikisi de öldürücü bir darbe indirir. Senin sorun başka türlü. Geçmiş ve gelecek donar da, şimdiki zaman sonsuza dek sürerse ne olur? Saatsiz bir mutfağın sessizliğinde neler yaşanır? (Bir Fotoğrafı Anlamak)
  • Çıplak doğan kalbimin ilk kundağı ninnilerdi. Ardından kendi kendine şiir giydi giysi diye. Bir gömlek gibi taşıdım sırtımda okuduğum şiirleri. Yarım yüzyıl yaşadım böyle Sandalye sırtındaki gömleğimden karşılaşana dek o sözsüzlükte. Öğrendim ki bu gece yıllar boyu kalbimin ezberlediği bekleyişimmiş seni. (Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü)