Kitap Künyesi
Yazar: Tufan Gündüz
Yayın Evi: Yeditepe Yayınları
İSBN: 9786055200718
Sayfa Sayısı: 208
--reklam--
Kızılbaşlar Osmanlılar Safeviler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Türkmenler, Safevîler, Kızılbaşlar, Osmanlılar gibi kavramlar aslında Türk tarihinin önemli parçalarıdır ve bazen birini diğerinden ayırmak mümkün değildir. Ne var ki, gerek siyasî gerekse dinî meseleleri izah ederken konunun anlaşılmasını kolaylaştırmak için bunlardan birini tercih etmek zorunda kalıyoruz. Bu zorluk kendi içinde bir karmaşa meydana getiriyor aslında.
Bu kitapta değişik dönemlerde kaleme alınan ve birbirini tamamlar mahiyette 15 makale yeralmaktadır. Kızılbaş ve Türkmen algısındaki değişim; İran, Azerbaycan ve Anadolu Türkleri arasındaki dinî, kültürel ve siyasî birlikteliğin tarihî kökleri, Kızılbaş ve Safevî algısının Osmanlı kültüründeki yeri buradaki makalelerin özünü oluşturuyor. Bu çalışmanın tamamı okunduğunda zihinleri meşgul eden pek çok sorunun cevabına ulaşılabilecektir.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Kızılbaşlar Osmanlılar Safeviler Alıntıları - Sözleri
- İranın kuzeydoğusunda bugün Türkmen Sahra diye anılan bölgedeki Sünni Türkmenler etnik köken olarak aynı olsalar da inanç bakımından Kızılbaşlardan ayrılıyorlardı.
- Şah İsmailin kendisini "İran Mülkünün Sultanı" olarak görmesi, Osmanlıların kendilerini "Sultan-ı İklim-i Rum" yani "Rum Mülkünün Sultanı" olarak tanımlamaları gibidir.
- Bununla birlikte tarihi kaynaklarda karşımıza çıkan en önemli gerçek, devletin birinci unsur olarak Türklere dayanması, ordu ve saray dilinin Türkçe olmasıdır. Bunlar hiç değilse Safevi Devletinin Türklüğünü görmezden gelmemizi engellemektedir.
- İranda Türk hakimiyeti dönemi, çağdaş İranlı yazarlar tarafından dile getirildiği şekliyle bir tahribat dönemi olmayıp aksine İran edebiyatı için de bir gelişme devri olmuş, pek çok şair, edip ve tarihçi yetişmiştir.
- Azerbaycanın kadim halkı anlamına gelen Azeri tabiri ise 20. yüzyılın başlarında yerleşik Türklere verilmek üzere siyasi maksatlarla üretilmiş ve kullanılır olmuştu. Buna göre güya İran sahasında kendilerine Azeri denilen kitle Türklerin İrana hakim olmasından sonra Türkleşmişti. Hiçbir bilimsel veriye dayanmayan bu yakıştırmanın bölgede yaşayan Türkler tarafından reddedilse de galat-ı meşhur olarak isim haline gelmesi de ayrıca üzerinde düşünmeye değer bir konudur.
- Alem-Ara-yı Şah İsmail adlı eserde Taçlı Begüm'ün Şamlu Türkmenlerinden Abidin Han'ın kızı olduğunu, güzelliği, yiğitliği ve cesareti ile dikkat çektiğini, kardeşi Durmuş Han ile güreşip onu yendiğini; bu vasıflarından Şah İsmail'e bahsedilince onun evlenmek üzere talip olduğunu, fakat kızın ok ve yay ile kendisinden üstün gelecek, güreşte kendisini yenecek bir kişi ile evleneceğini söylediğini, savaşa gitmesine engel olunmadığı sürece Şah ile evlenebileceğini bildirdiğini; Şah İsmail'in de kızın şartlarını kabul ederek onunla evlendirdiğini kaydetmektedir. Burada nakledilenler Dede Korkut Hikâyeleri'nde "Kam Püre Bey Oğlu Bamsı Beyrek Boyu"nda geçen Banu Çiçek'in Beyrek ile evlenmeden önce öne sürdüğü şartlar ile benzeşmektedir.
- Şah Süleyman, Osmanlıların batıda Avusturya, Lehistan ve Venedik ile savaş hâlinde olmasını, İran için bir fırsat olarak değerlendirmedi. Şah Süleyman'a göre bu durum İran'ın batı sınırlarının güvende olması anlamına geliyordu. Bu yüzden Avrupalı elçilerin bütün çabalarına rağmen Osmanlılara karşı herhangi bir ittifakın içinde yer almadı. Onlardan hiçbiriyle bu husus ile ilgili olarak görülmediği gibi, Papa XI. İnnocent'in Osmanlılara karşı birlikte hareket etme teklifini de bu devlet ile aralarında sulh antlaşması olduğu gerekçesiyle reddetti.
--reklam--
Kızılbaşlar Osmanlılar Safeviler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Safeviler konusunda Türkiye'nin yetiştirmiş olduğu en büyük alim olan Tufan Gündüz'ün, ayrı yerlerde yayınlamış olduğu makalelerin birleştirilmesi ile oluşturulmuş, bilgi hacmi oldukça yüksek, konuya ilgisi olan kişilere oldukça önemli bilgiler kazandıracak ve sıkmayacak bir makaleler külliyatı. Kitapta, Türkiye'de en çok tartışılan tarihi olaylardan birisi olan 40 bin Türkmen'in katledilmesi olayına da değinilmekte, tarihi veriler ile savunulan tez desteklenmektedir. (Mert Kılıç)
Kızılbaşlar, Osmanlılar ve Safevîler: Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki hakikaten güzel bir kitap. Gayet akıcı bir dille yazılmış. Şahsî fikirlerden uzak, belgelere dayalı, yaşanan hâdiselerin kısa bir özeti niteliği taşımakta olup, sayfa sayısı da fazla değildir. Safevîler ve Kızılbaşların ortaya çıkması, Osmanlılar ile münasebetleri ve Osmanlı Türklerinin bunlar hakkındaki genel manada görüşlerini anlamak ve değerlendirmek için mutlaka okunması gerekir. Tufan Gündüz Hocamıza sevgiler.. (Sedat)
Yazarı TV programlarından tanıyorum. Bu okuduğum ilk kitabı oldu. TV programlarında olduğu gibi kitapta da gayet objektif ve dili akıcı. Kitap konuyla ilgili makalelerin bir araya getirilmesinden oluşuyor. Sıkılmadan okudum. Osmanlı - Safevi ilişkisini anlamak, gerçekten Alevi katliamı yapıldı mı gibi konuları ön yargılardan uzak bir şekilde okumak için iyi bir kitap. Sayın Tufan Gündğz iyi bir Tarihçi bence. (Atay)
--reklam--
Kızılbaşlar Osmanlılar Safeviler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Tufan Gündüz - Kızılbaşlar Osmanlılar Safeviler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kızılbaşlar Osmanlılar Safeviler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Tufan Gündüz Kimdir?
1987 yılında G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi Tarih Öğretmenliği bölümünü bitirdi.1996'da ''Bozulus Türkmenleri 1540-1640''adlı tezi ile doktarasını tamamladı.2006 yılında Doçent ünvanını aldı.2011 yılında Profesör oldu.Halen Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta olup,XVI. ve XVII. Yüzyılda Türkmen aşiretleri,Safeviler ve Bosna-Hersek'ten Göçler üzerinde kitap ve makaleleri bulunmaktadır.
--reklam--
Tufan Gündüz Kitapları - Eserleri
- Büyük Olayların Kısa Tarihi
- Son Kızılbaş Şah İsmail
- Oğuz Kağan Destanı
- Büyük Olayların Kısa Tarihi 2
- Kur'an ve Kılıç
- Onun Yolunda Biz
- Bedel
- Dede Korkut Destanları
- Nisanın 2 Günü
- Anadolu'da Türkmen Aşiretleri
- Kızılbaşlar Osmanlılar Safeviler
- Bozkır'ın Efendileri
- Kızılbaşlar Tarihi
- Alahimanet Bosna
- Danişmendli Türkmenleri
- Osmanlı Tarihi
- Danişmendli Türkmenleri
--reklam--
Tufan Gündüz Alıntıları - Sözleri
- 17 Mayıs'ta İstanbul'u ziyaret eden ABD 6. Filosu'na ait gemiler ve burada görev yapan askerlere karşı gösteriler yapıldı. Bazı Amerikan askerlerini denize atma suçuyla çok sayıda kişi gözaltına alındı. (Büyük Olayların Kısa Tarihi 2)
- Yörük adının “yürü-mek” mastarından türetildiği ve yürüyen, sefere koşan, çadır halkı, bir yerde durmayıp devamlı yer değiştiren göçebe manasına geldiği umumiyetle kabul edilmiştir. (Anadolu'da Türkmen Aşiretleri)
- Halim Çelebi hafifçe tebessüm etti. -Biz de başka bir yol buluruz.Akmaya başladıktan sonra her su yatağını kendisi bulur,bilmez misin ? (Bedel)
- Öte yandan evlilik bahsinde Oğuz'un eşi aracılığıyla, kadının kocasının sözünü dinlemesi ve buyruğundan çıkmaması gerektiği vurgulanır, kız: "Senin küpen her nerede olursa benim kulağım orada; senin çemberin her nerede olursa benim başım orada olur." sözünü söyler. (Oğuz Kağan Destanı)
- 1828'deki Doğu Bayezid isyanını az mı dinlemişti dedesinden. Rusların geleceğini duyunca bölgedeki bütün Ermeniler silahlanıp Doğu Bayezid'i basmışlar, önlerine kim çıktıysa öldürmüşler, şehri ele geçirmişlerdi.şu kadar yüzyıl beraber yaşadıkları Türklere karşı ilk kanı da dökmüşlerdi. (Nisanın 2 Günü)
- ''Oğuz ili göçünü çekip yürümediğin yol var mı? Evini tutup oturmadığın yurt var mı?'' (Bozkır'ın Efendileri)
- Safeviye tarikatı Sünni/Şafi çizgideydi. Bu durum oğlu Şeyh Sadreddin ve halefleri zamanında devam etmişti. (Kızılbaşlar Tarihi)
- Nuh aleyhisselam yeryüzünü oğulları arasında bölüştürdüğü sırada oğlu Yafes'in payına doğu memleketleri, Türkistan ve çevresi düştü. Türklerin Olcay Han diye isimlendirdiği Yafes, göçebeydi. Yaylak ve kışlak sahaları Türkistan'daydı. Yazları İnanç Şehir yakınlarındaki Or Dağ ve Kür Dağ'da kışları ise Karakurum diye meşhur olan Karakurum yakınlarındaki Bursuk bölgesinde geçiyordu. (Oğuz Kağan Destanı)
- Amerika'nın Türkiye'ye vermeye başladığı silahların çoğu, 2. Dünya Savaşı'ndan kalmaydı.........Türkiye bu silahların bakım ve onarımı için yılda 400 milyon dolar harcar hâle geldi. (Büyük Olayların Kısa Tarihi 2)
- Venedikli bir tüccarın anlattığına göre Kızılbaşlar şahlarının yanında savaşmaktan ve ölmekten büyük haz duyuyorlardı. Öylesine büyük bir sevgi ile bağlanmışlardı ki, birinin başına bir bela gelse Allah yerine Şah'a dua ediyor, savaşta zırhsız ve belden yukarısı çıplak olarak savaşıyor ve "Şah! Şah!" diye bağırıyor, canlarını onun yolunda vermeyi kendileri için şans addediyorlardı. Hatta bazıları onu Tanrı gibi görüyor ve asla ölmeyeceğini düşünüyordu. Bu durum Şah'ın varlığında yücelen bir bağlılıktı ve Şah'ın emrinin dışına asla çıkılmıyordu. (Son Kızılbaş Şah İsmail)
- "Akmaya başladıktan sonra her su kendi yatağını bulur, bilmez misin? " (Bedel)
- Mührü "Z" şeklinde ve yarım ceviz büyüklüğünde olup, ortasında Şah İsmail'in, etrafına da On İki İmam'ın adları kazınmıştı. Gilanda iken Şii ortamda büyümüş, hükümdar olunca da Şiiliği resmi mezhep yapmış olmasına rağmen etrafı tamamen Kızılbaşlardan oluşmaktaydı. Hatai mahlasıyla Türkçe söylediği şiirlerinde Kızılbaşlığın derin tesirleri görülür. (Son Kızılbaş Şah İsmail)
- Şehzâdeye sabır gerek.Ata, baba sağ iken şehzâde hizmette gerek. (Bedel)
- Alem-Ara-yı Şah İsmail adlı eserde Taçlı Begüm'ün Şamlu Türkmenlerinden Abidin Han'ın kızı olduğunu, güzelliği, yiğitliği ve cesareti ile dikkat çektiğini, kardeşi Durmuş Han ile güreşip onu yendiğini; bu vasıflarından Şah İsmail'e bahsedilince onun evlenmek üzere talip olduğunu, fakat kızın ok ve yay ile kendisinden üstün gelecek, güreşte kendisini yenecek bir kişi ile evleneceğini söylediğini, savaşa gitmesine engel olunmadığı sürece Şah ile evlenebileceğini bildirdiğini; Şah İsmail'in de kızın şartlarını kabul ederek onunla evlendirdiğini kaydetmektedir. Burada nakledilenler Dede Korkut Hikâyeleri'nde "Kam Püre Bey Oğlu Bamsı Beyrek Boyu"nda geçen Banu Çiçek'in Beyrek ile evlenmeden önce öne sürdüğü şartlar ile benzeşmektedir. (Kızılbaşlar Osmanlılar Safeviler)
- Taht-ı âliydi orası ve baht-ı Osmanî. Taht yüceydi yüce olmasına da o tahta oturacak şehzadenin de bahtı açık olmalıydı. (Bedel)
- ..... hem bu Türkler nereyi alırlarsa imaret ederler. (Bozkır'ın Efendileri)
- ....dünya kamuoyu, İran'a ve Türkiye'ye sığınan Kürt isyancıların durumuyla meşguldü. İsyancı Kürtleri, Saddam'ın gazabından korumak için Çekiç Güç oluşturan uluslararası güçler 36. paralelin kuzeyini güvenli bölge ilan ederken Türkmenlerin yürek yakan ağıtlarını kimse duymadı. (Büyük Olayların Kısa Tarihi 2)
- Ali İsmail’em geldim seyran eyledim Zülfikar durmaz kınında günde yüz bin kan eyledim. Hatai (Son Kızılbaş Şah İsmail)
- Yörük adının "yürü-mek" mastarından türetildiği ve yürüyen, sefere koşan, çadır halkı, bir yerde durmayıp devamlı yer değiştiren göçebe manasına geldiği umumiyetle kabul edilmiştir.* *H. İnalcık, Vahit Çabuk, F. Sümer, Selahattin Çetintürk (Anadolu'da Türkmen Aşiretleri)
- 669 da Müslümanlar ilk defa İstanbul'u kuşattılar. İstanbul 674 de 2. defa kuşatıldı ve bu kuşatma 4 yıl sürdü. (Kur'an ve Kılıç)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin