Kitap Künyesi
Yazar: Hasan Kıyafet
Yayın Evi: Ceylan Yayıncılık
İSBN: 9786055252083
Sayfa Sayısı: 191
--reklam--
Komünist İmam Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"...Karanlıkla birlikte ortalığa sinsi bir suskunluk çökmüştü. Yaralananlar, ölenler vardı. Fakat ağlayan yoktu. İnsan, acısını paylaşacak birisini bulmadıkça ağlamıyor muydu ne?
Ufuk çizgisinde yabalar, tırmıklar, tırpanlar seçiliyordu. Süngü takmış asker, emre uyup uymamakla ikircikliydi..."
"...Birkaç yıl önce Hasan Kıyafet'in İmece Yayınları'ndan çıkmış olan Gomünist İmim adlı romanı elime geçti. Çok rahat okudum. Kovboy romanı gibi hızlı. Yaşar Kemal'in İnce Memed dünyasından geçip gelmiş bir sanatçı kafanın, biraz daha ileri mevzilere ulaşmış romanı. İnce Memed'deki eşkıya Memed, vurur kırar öldürür ancak yeni bir düzen getirmeyi düşünmez. Oysa Kıyafet'in romanında, bir İmam Hatip okulu öğrencisi olan Umur, devrimci düşüncelerin serpintileriyle aydınlanarak, yıktığı ağalıığn yerine neyi koyacağını çok iyi bilir..."
-Hasan İzzettin Dinamo-
(Arka Kapak)
--reklam--
Komünist İmam Alıntıları - Sözleri
- İnsan insana kul olamaz. Kötüye baş kaldır..
- Çelişkimiz dinle imanla değil, ağayla, patronla, sermayeyle olduğunu unutmayınız.
- Ortadaki Türk, Kürt, Çerkes, Avşar, Tatar sorunu değil. Allahin andavallari, yalnız bizde değil tüm evrende iki cins insan ve tek sorun vardır. Sorun ekmek sorunu, sömürü sorunu, insanlarsa ezen ve ezilenlerdir.
- ...iki cins, iki sınıf insan vardır. Bir çalışan, iki çalıştıran.
- Akılsızlar parmağın gösterdiği yere değil parmağa bakarlar.
- Bu millet adam olmaz. Olmaz efendim olmaz!
- Bu millet adam olmaz diyenlere iyice inandım. Hem de yüz kez bin kez inandım.
- Bunu içmek haram değil, içip de helal demek haramdır.
- Gün olur İmam Hatiplerde neden varlıklı, milletvekili çocuklarının okumadığını sorar, herkesi derin derin düşündürürdü.
- Bu dağların koyağını bilirdik Esen yeller ilen gidip gelirdik Hak bildiğimize kurban olurduk Tek başına aşılmayan dağlar var... İrşadi Baba
- Namusla para ataşla su gibidir, yan yana mümkini yok bu lunmazlar. Bir insan ya namuslu ya paralı olur.
- Bizim dağlar hak yemez Haksızlığa geçit vermez
- "Burası imam hatiptir. Burada yalnız dinsel konular öğrenilip tartışılır." diyen okul yöneticilerinin, çırpınışları boşunaydı. Tüm yasaklara karşın öğrenciler düşünüyor ve dünya dönüyordu.
- Çelişkimiz dinle imanla değil, ağayla, patronla, sermayeyle olduğunu unutmayınız.
- "Evet iyi dinleyin. Tam iki cins, iki sınıf insan vardır. Bir çalışan iki çalıştıran. Evet o kadar. Yani yiyenler var üretenler var. Daha açığı varlıklılar var yoksullar var. Bunun dışında hiç bir şey yoktur. Gerisi fasaryadır. Gerisini sizin gibi enayileri, böyle bir birine düşürmek için ağalar, krallar, papazlar, kısacası boynu kalınlar uydurmuşlardır. Sizi birbirinize düşürüp, kendileri keyif çatmak için uydurmuşlardır.
--reklam--
Komünist İmam İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İmamhatip öğrencisi Umur'un, köyün ağası Hasan Ağa ve diğer ağalar tarafından evinin yakılıp, babasının ve diğer aile fertlerinin öldürülmesinden sonra, onun Sosyalist kitapları ve Kuran'ı okuyup,Sosyalizm ile İslam'ı bağdaştırarak dağa çıkarak eşkıya olup, Halk Çetesini kurup, ağalara, ağalık sistemine, zulme, halkına yapılanlara karşı çıkması, isyan etmesini anlatan bir kitap.. Halk Çetesi'nin içinde Umur'un takma adı Komünist İmam oluyor.. İnsanları düşünen,halkını düşünen, onların okuması için uğraşan, aç kalmamaları için uğrasan, yokluk ve sefalet görmemeleri için uğraşan, her zaman doğruyu ve iyiliği savunan Komünist bir İmam.. Günümüzde ki imamların aksine, doğrunun yanında, haklının yanında, halkının yanında olan bir imam... En önemli yerlerden bir tanesi de, halkın içinde ki bir kaç kişinin, bir kaç aydının kendilerinin aydın olduklarını söyleyipte, ezanın sesinin fazla çıktığını söylemeleri ve köyün imamını bu yüzden uyardıklarını, uyarmalarına rağmen hala aynı şekilde devam ettiğini söylediklerini ve imami dövdüklerini söylemeleri üzerine, Komünist İmam onlara şunu söylüyor; Önce, bizler imamın sarığıni boynuna dolayarak devrimcilik, ilericilik yapılacağına inananlardan değiliz. Bizi böyle geri bırakan, yoksul eden dindir görüşüne karşıyız. Çünkü bu görüş yanlıştır.. Burjuvazinin gösterdiği yanlış bir hedeftir.. Sosyalizm, dünyanın gelmiş geçmiş en hakça düzenidir. Imama saldırarak mı bilimi, ilericiliği getireceksiniz? Çelişkimiz dinle, imamla değil, ağayla, patronla, düzenle, sermaye ile olmadılar. Kendini aydın sanan üç, beş kravatlının yaptığı hataya siz düşmeyin diyerek Sol'un çoğu zaman yaptığı bu hataya değinmiş ve yapılmaması gerektiğini anlamlı bir şekilde aktarmıştır.. (Onur)
GOMİNİS İMAM / HASAN KIYAFET: Hasan Kıyafet... 1937 yılında Kırşehir /Kaman'da dünyaya gelmiş, Pazarören Köy Enstitüsü ve Gazi Eğitim Enstitüsü'nde eğitim görmüş, enstitülü yazarların klasik akibetleri gereği, 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinden nasibini alarak, sorgu, işkence ve cezaevi üçlemesine maruz kalmış, bunun nihai sonucu olarak da sürekli kendine haritadan yer üstüne yer beğenmek zorunda bırakılmış aydın ve emekçi bir öğretmen yazarımız... İlk baskısı 1969 yılında İmece Yayınları tarafından ''Gominis İmam" adıyla yapılan eser, sonrasında Mavi Yaka, Akdeniz Edebiyat, Alev, Dönüşüm, Akyüz, Doruk ve Ceylan gibi yayınevlerince de basılmıştır. Hatta Ceylan Yayınlarının 60.baskıyı yaptığı konusunda bir parantez açarak, gelmiş geçmiş en çok satan yerli romanlar içerisinde yer aldığını da belirtmiş olayım. Kıyafet'in ilk romanı olan Gominis İmam, dönemin bir çok bölgesinde gözlemlenen, yaşanan ağalık sisteminin hüküm sürdüğü Bayburt'un Kop Dağları eteklerindeki Bololuk köyüne götürüyor okurunu. "Bololuk tipik bir dağ köyüdür. Kop Dağları karlı başlarıyla ak saçlı bir dede gibi kucağına yaslamıştır onu. Boynuna doladığı güçlü dost kollarıyla, çelik gibi sert kuzey yellerinden o korur. Çam oluklardan güldür güldür akan buz gibi sularını o verir. Yavan ekmek, tuz, gaz parası için ara sıra Bayburt''a eşek sırtında götürdükleri iki çıkın kuru odunu, çam sakızı çoban armağanı o verir..." Köy ahalisinden kimsenin çocuğunu okutmasına müsaade etmeyen Hasan Ağa'ya boyun eğmeyerek, oğlu Umur'u eğitim alması için şehirdeki İmam Hatip okuluna gönderen Yetim'in hikayesi ile başlıyor kitap. Bu kararı karşısında Yetim ve ailesine reva görülen zulümlerin öcünü almak ise elbette okumuş oğul Umur'a düşmüştür. Lakin o, bu öç almayı kan akıtarak değil, ağalık düzenini yerle yeksan ederek gerçekleştirmeyi hedeflemektedir. "Oğul, bu gördüğün dağlar her çileyi, her derdi çeker. Yalnız tek bir şeyi çekemez. Oda haktan, halktan, doğruluktan uzaklaşmak. Kötü yola düşmek, ırza namusa dokunmaktır. Halka zulüme yöneldiğini bir sezdimi bil ki yaşatmaz seni." Bu bağlamda feodalizme bir başkaldırı mahiyetinde olan romanın içerik yönünden de bir dönem romanı olduğunu pekala söyleyebiliriz. Umur, okul münasebetiyle, köy hayatının dışındaki dünyaya dahil olunca, gerçekleri görmeye başlamış ve kendini bu doğrultuda geliştirmiştir. Sosyalizm ile İslamiyetin birbirleri ile ilişkili ve paralel olgular olduğunu öne sürerek, insanlığın ve toplumların geri kalmışlığını dine bağlamanın yanlış olduğunu, düzen bozukluğunun ve cehaletin salt mevcut kapitalist sistemden kaynaklandığını savunmuştur. "Bütün gücü ile Kur'anla sosyalizmi bağdaştırmaya uğraşıyordu. İslamiyet ve Sosyalizim üstüne okumadık kitap bırakmamıştı. Arkadaşlarıyla yaptığı tartışmalarda o tüm sosyalizimi savunuyordu. Yoksulları, güçsüzleri, emeği, emekçiyi tutuyordu. Bunun için de arkadaşları ona artık ikinci bir ad takmışlardı "Kafir imam" diye..." Gominis İmam, eşkıyalığa farklı bir boyut kazandırması yönü ile de emsallerinden ayrışan nitelikte bir eser. Örgüde yer alan eşkıya karakterleri, öyle asmak, kesmek, kelle uçurmak, altın çalmak, ganimete konmak, haraç almak, halkın ırzına namusuna göz dikmek şeklinde değil de zenginden alıp fakire vermek, fakirin yanında olmak, ona destek çıkmak amacı ile faaliyet göstermekteler. Eserin çok başarılı bir edebi dili olduğunu söyleyemesem de, yazarın betimlemelerinin, köyü, köylüyü ve yaşananları iliklerimize kadar hissettirecek düzeyde başarılı olduğunu söyleyebilirim. "Tam iki cins, iki sınıf insan vardır. Bir çalışan, iki çalıştıran o kadar. Yani yiyenler var, üretenler var, daha açığı varlıklılar var, yoksullar vardır. Bunun dışında hiç bir şey yoktur. Gerisi fasariyadır. Gerisini sizin gibi enayileri böyle biribirine düşürmek için ağalar, kıratlar, papazlar kısacası boynu kalınlar uydurmuşlar. Sizi biribirinize düşürüp kendileri keyif çatmak için uydurmuşlar." Kendi penceremden gördüğüm açıyla, şu "komünizm" meselesine biraz değinmek istiyorum. Komünist kimdir, nedir, necidir? Ana hatlarıyla, her vatandaşın eşit şartlarda, sınıfsızca yaşaması gerektiğine inanan, sömürüyü, özel mülkiyeti, devletçiliği reddeden toplum düzenini savunan kişidir komünist... Şahsi kanaatimce gerek teoride, gerekse pratikte gerçekleşmesi pek mümkün olmayan bir düzen Komünizm. Sosyal adaletsizlik kalkacak, vatandaşlar eşit olacak ilkesine rağmen yine de işçi-emekçi sınıfını birkaç basamak üstte tuttukları kanısındayım. Ya da şimdiye kadar uygulandığı ülkelerde asıl ilkeleri layığıyla yerine getirilmeyip, kişisel çıkarlara dönüştürüldüğü için bizler göremedik gerçek yüzünü! Kitabın yazıldığı 60'lı yıllarda ülkemizdeki komünist tanımı ise, "Allahsız , kitapsız, dinsiz, imansız, cani, ahlak ve edep yoksunu, vatan haini, terörist kişi!" Bu noktada hislerime Sevgili Aziz Nesin tercüme olmuş, 1994 yılında yayımladığı ''Bir Tutam Aydınlık'' adlı eserinde bakın bu konuyla alakalı nasıl yerinde cümleler kurup, yerinde örnekler vermiş: "Yirmi yıl, belki otuz yıl oldu. Bursa'da kızlı erkekli bir bölük genç, bir özenci (amatör) tiyatro kurarak, oyunlarını köylerde, kasabalarda biletsiz, parasız sergilemeye başladılar. Haftasına kalmadan candarmalar bu gençleri tutukladı. Suçları komünistlik. Çocuklar, - Biz komünist değiliz! diye çığlık atıyorlardı. Candarma komutanının yanıtı şuydu: - Komünist olmasanız halka bedava tiyatro oynar mısınız? Eskiden biz ve bizim gibi ülke ve yurt sorunlarına hiçbir maddi çıkar beklemeden ilgi duyanlar vatan hainliğiyle suçlanırdı yada öyle demeye getirirlerdi. Demek istiyorlar ki; - Devletten maaş almadan, hiçbiyerden para almadan, hiçbir mevki ve makamda gözü olmadan, hiçkimseden oy beklemeden, hiçbir çıkarınız olmadan, ne diye memleketin "ali menfaatleri"ne burnunuzu sokuyorsunuz? Siz deli misiniz?" Dünya çapında kabul gördüğü ve literatürlere girdiği şekliyle ise komünizm, "kapitalizmi ortadan kaldırıp, her türlü malın müştereken sahip olunacağı, iktisadi faaliyetlerin toplum tarafından planlanıp kontrol edileceği ve gelir dağılımının herkesten verebileceği kadar alıp, herkese ihtiyacı kadar vermek prensibi üzerine kurulacağı bir cemiyet yaratma arzusu" dur. Orta Çağ ile başlayan ve ülkemizi bile tesiri altına almış olan feodal hiyerarşik düzenin en alt tabakasını teşkil eden köylülerin ve düşük gelir sahibi insanların, bu duruma düşmelerinin sebebi, toplumdaki çok az sayıda kişinin, kişisel servet edinme arzuları ve doyumsuzluk hevesleridir. Lakin karşılarına, onlara yol gösterecek, bu adaletsizliğe son verici doktrinler üretip , çözümler belirleyecek vasıflı liderler pek çıkmıyor, çıkınca da türlü entrikalar ve illegal yollarla sesleri kesiliyordu. İşte bizim Yetim'in Umur da böyle sesi kesilmesi gerekenler sınıfına mensup bir karakter. Devlet yetkililerinin ve halkın anlayışı antikomünist çerçevede olunca, bizim Gominis İmam Umur da, ağa ve ağanın yandaşlarınca hedef halini alır. Çünkü köylünün gözünün açılması demek, mevcut düzenin değişmesi ve ağanın ağalık yetkilerini yitirmesi demek. Ağalık sisteminin ne menem bir sistem olduğu zaten aşikar. Ağaların köylüyü nasıl aşağıladığı, nasıl kullandığı, nasıl hakaretlere maruz bıraktığı, bakın Hasan Ağa'nın cümlelerinde nasıl vücud bulmuş: "Köylü kısmı arsız olur. Çarıkları gibi başları da iridir. Fakat içi boştur. Onları iki şey yola getirir: Bir açlık, iki zor ve sopa. Kalanı yalandır. Baldırı çıplak takımı kanaatsızdır. Verdikçe ister. Elini veren kolunu kurtaramaz." Bololuk Köyü ağası Hasan Ağa, zorba mı zorba, vicdansız mı vicdansız, zalim mi zalim bir ağa! Aslında köylü her şeyin farkında ama baş kaldırıp direnecek gücü bulamıyor kendinde. Bu aşamada olanca devrimciliği, olanca aydınlığı, olanca adaleti ile Umur giriyor devreye. Köylü hakkında Mustafa Kemal'den pek farklı düşünmeyen Umur, dağların ünlü eşkıyası Goca Omar 'ın kanatları altına giriyor. "Türkiye'nin hakiki sahibi ve efendisi, hakiki üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür..." Sözün özü Gominis İmam, dönemin Türkiye'sinin panaromasına eşkıyalık , cehalet, sosyalizm, komünizm, eğitim, din, biraz da aşk temaları ekseninde ışık tutan, minik ama derin bir köy romanı. İçerikteki 'din' başlığı sizi yanıltmasın, bu kitap bir İslam eleştirisi değil, İslamı, ayetleri, hadisleri ve kıssaları kendi fikirleri doğrultusunda özünden saptırıp, çıkarlarına alet eden, özde değil sözde müslümanları eleştiren bir eserdir. Vermek istediği mesajlar anlamında oldukça başarılı. Romanın ismi, ilk basıldığı yıllarda olduğu gibi, günümüzde bile çok sakıncalı bulunmakta! Daha adil, daha güzel, daha makul, daha huzurlu bir Türkiye temennisiyle, lütfen siz bir sakınca görmeyin, Umur'u umursayın, Ekin öğretmeni benimseyin, Goca Omar'ı özümseyin... "Kulun ahı kulda, bülbülün ahı gülde kalmazmış. Eden bulur inliyen ölürmüş. Alma Yetim'in ahını, çıkar aheste aheste" (Seda Bera)
Uzun zamandır böyle keyifli bir roman okumamıştım. Çok sade ve de yöreye ait olan şiveyle ayrı bir güzellik katmış Hasan Kıyafet. Bayburt’a bağlı Bololuk köyünde feodal ağalık sitemine karşı kop dağlarında bir direniş başlatan İmam hatip öğrencisi genç eşkıya “Umur’un” öyküsüdür.. Eşkıyanın eğitimlisini mi olur? olur elbette açlığın, yoksulluğun sürüp gittiği, karın tokluğuna ağalık zulmüne karşı koyamayan, eğitimden uzak kalan köylünün umudu olmuştur komünist imam.. bunca zamandır dünyanın her yerinde insanlara ahlaksız, dinsiz, katil gibi gösterilen sosyalizmi ve komünal yaşamı köylülere öğreten komünist imam, köy halkıyla birlikte üretip, birlikte paylaşmayı benimsetmiş halkında desteğiyle ağaların gözlerini korkutmuş olan “Umur” halka umut ışığı olmuştur... Zenginliklerini, lüks yaşamlarını kaybetme korkusunu yaşayan ağaların, patronların, din tüccarları olanların korkmasını anlarım. Peki ya sen ey yoksul ey işçi sınıfı sen neden “Sosyalizmden” korkarsın? Herkese keyifli okumalar.. Umutla kalın (Özer MERAN)
--reklam--
Komünist İmam PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Hasan Kıyafet - Komünist İmam kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Komünist İmam PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Hasan Kıyafet Kimdir?
1937'de Kaman’a bağlı Çağırkan’da doğdu. Ortaöğrenimini Pazarören Köy Enstitüsü’nde, yüksek öğrenimini Gazi Eğitim Enstitüsü İngilizce Bölümü’nde tamamladı. Bingöl, Eskişehir, Tekirdağ, Niğde ve İstanbul’da öğretmenlik yaptı. Çamlıca Kız Lisesi’nde müdür oldu. Askerlik görevi sırasında ABD"li askerlerle tartıştığı için “iki dost devletin arasını açmak” suçundan 3 yıl yargılandı, beraat etti. 12 Mart 1972 darbesiyle cezaevine girdi ve iki yıllık tutukluluk sonunda serbest bırakıldı. 12 Eylül'de gözaltına alındı ve Zonguldak'a sürüldü.
Edebiyata şiirle başladı. Ardından hikaye ve romana yöneldi. İlk yazıları Çatlı ve Yön dergilerinde yayınladı. Sonraki yıllarda İmece, yeni Toplum, Politika, vatan dergi ve gazetelerinde yazdı. Romanları dışında Çocuk edebiyatı alanında da verimli ürünlere imza attı.
Yapıtları:
Bismillah Sevda ve Sosyalizm
Diyarbekir'e Girmek
Hücrede Şenlik
Radar
İnsan Yokuşu
Komünist İmam
Kurnaz Kurt
Küçük Yarışçı
Oy Pazarı
Mahpus Yılmaz Güney
Ölülerle Söyleşi, Uçan Tilki
Baraç
Haclar
Görüş Günü
Yelkovanotu
Başlayan Kavga
Bizim Lise , Ali Ali
Yaşamak Yasak
Çingene Çocuğu
Almanya Afacanları
Yatırım Çocuklar
--reklam--
Hasan Kıyafet Kitapları - Eserleri
- Komünist İmam
- Mahpus Yılmaz Güney
- Diyarbekir: Girmek Çıkmak
- Ölülerle Söyleşi
- Anlat Lan Nasıl Komünist Oldun?
- Hücrede Şenlik
- Bizim Lise
- Umut Direniyor
- Nuh'un Uçağı
- Başlayan Kavga
- Uçan Tilki
- Hrant Dink'ten Mektup Var
- Asur Mührü
- Oy Pazarı
- The Asker
- Özgür Zindan
- Bismillah Sevda ve Sosyalizm
- Ali Ali
- Yelkovanotu
- Devrimi Beklerken
- Küçük Yarışçı
- İnsan Yokuşu
- Dişi Kurt
- Deprem Kuşu
- Karıncalarla Filin Savaşı
- İğne Deliğinden Öyküler
- Yaşamak Yasak
--reklam--
Hasan Kıyafet Alıntıları - Sözleri
- çok deneyimli olan kapitalizm. bütün medya olanakları ile sosyalist kaleye yüklendi. Din gibi güçlü ve tutucu bir silah, ondan yana. insanların töprülenmemiş biriktirme egosu. bencilliği onlardan yana. Yalnız kapitalist dünyanın değil. sosyalist dünya halklarının cahilliği de onlardan yana. (Bismillah Sevda ve Sosyalizm)
- Ben Özgür'ün yüreğinde bir saat yaşamayı, bin yıl ömür sürmeye bedel sayıyorum" (Özgür Zindan)
- Kuş tüyü yataklarda rahat edemeyen tenler, kuru toprak üstünde en derin uykusunu uyur. (Yelkovanotu)
- Gavur dediğin ne ki, lailaheillallah der müslüman olur. Uzak dediğin ne ki, gidersin yurt olur. El dediğin ne ki, beri gel dersin can ciğer ahbabın olur. Ya Kızılbaş dediğin, ya onlar ne olur? Gavur bile olamaz pezevenkler gavur! Ana bacı bilmez komünistler. Kestikleri yenmez, sundukları içilmez... (Ali Ali)
- Her halk kendi ordusunun işgali altındadır. (Anlat Lan Nasıl Komünist Oldun?)
- Ben bu memlekete yıllarca hizmet etmiş saygın bir öğretmen olduğumu, benimle daha nazik konuşmalarını söyleyince de, yoğun gülüştüler. Başıma ince bir çubukla vurmaya yüzüme sigara üflemeye başladılar. Çubuk acıtmıyor ama onur kırıyor. İnsanı küçültüyordu. (Hücrede Şenlik)
- Ah bir güzel de bir yiğide el vermiş/ Nöbetini Şahmerdan bekleye.../ Ali dağı arka olur haklıya/ Bir bakarız karalıya aklıya/ Fato gelin Hüseyin’e el vermiş/ Hacı Bektaş kanadında saklaya/ Aah bir yiğitte bir güzele gül vermiş/ Başucunda imam Cafer bekleye... (Ali Ali)
- Sokaklarında hızlı yürümenin bile ölüm nedeni oldugu Diyarbekir'de o şimdi koşuyordu. (Diyarbekir: Girmek Çıkmak)
- "Ayağına diken batmayan kunduranın değerini bilmezmiş," (Bismillah Sevda ve Sosyalizm)
- Bu dağların koyağını bilirdik Esen yeller ilen gidip gelirdik Hak bildiğimize kurban olurduk Tek başına aşılmayan dağlar var... İrşadi Baba (Komünist İmam)
- ‘’Birlik çokluktan üstündür.’’ (Ali Ali)
- Akılsızlar parmağın gösterdiği yere değil parmağa bakarlar. (Komünist İmam)
- Gençlikteki günahlarımızı Allah kurşun kalemle yazarmış. Kolay silinsin diye. (Yelkovanotu)
- "Kendinizi anlatırken, halka beni de anlatın. Olduğum gibi anlatın. Bu düzen beni halka yanlış tanıtır. Güvenim yok onlara..." (Mahpus Yılmaz Güney)
- Ağabey, insan üstüne ilenç ilenende, kahveci ol de yeter. Yeryüzüne böyle bir adi sanat gelmemiştir. ... Kahvecilik işsize hizmettir. Boş insana boyun eğmenin bedelini bilir misiniz? (Yelkovanotu)
- devrimci sevmez diye bir kural yoktur. Devrimci de bir insandır ve yumruk kadar yürek taşır. Üstelik duygusu ve yüreği olur olmaz yüreklerden incedir (Başlayan Kavga)
- Şimdi yazıklar olsun bana, yazıklar olsun ömrüme.. Yazıklar olsun Koca Gazi’nin gözü gibi esirgediği gençliğe, işkence zulüm edenlere!.. Yazıklar olsun gözümü bağlayarak karanlıktan medet umanlara!.. (Hücrede Şenlik)
- Bizim kara talih işte, ne olacak . . . Nereye gitsem benden önce varıp baş köşeye oturuyor. (Başlayan Kavga)
- "Yoldaş, can dostum benim, insan bildiği öğrendiği kadar mutlu, yine bildiği kadar da mutsuz olurmuş. (Özgür Zindan)
- Ha ot ha okumayan insan, yanlış mıyım yoldaş" (Özgür Zindan)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin