Kitap Künyesi
Yazar: Aliya İzzetbegoviç
Çevirmen: Fatmanur Altun
Çevirmen: Rıfat Ahmetoğlu
Orijinal Adı: Odabrani Govori, Pisma, İzjave, İntervjui
Yayın Evi: Klasik Yayınları
İSBN: 9799758740115
Sayfa Sayısı: 260
--reklam--
Konuşmalar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Aliya, insanın evrensel sorunları üzerine düşünen Müslüman bir mütefekkir, baskılara boyun eğmeyen bir özgürlük savaşçısı, halkının bağımsızlık savaşına öncülük eden bir lider, askeri ve diplomatik alandaki başarılarıyla devlet kurmuş bir önderdir.
Elinizdeki kitap, Aliya'nın çok farklı ortamlarda yaptığı konuşmalardan oluşuyor. Konuşmalar bir lider ve düşünür olarak Aliya'nın anlaşılmasına önemli bir katkı yapmakla kalmıyor, yirminci yüzyılın sonunda yaşanan insanlık trajedisinin ve bunun sorumlusu olan bir 'dünya sistemi'nin doğru okunmasına da hizmet ediyor.
Kitabı okurken bir düşünür, bir lider ve daha da önemlisi bir insan olarak Aliya'ya dokunduğunuzu hissedeceksiniz.
(Arka Kapak)
--reklam--
Konuşmalar Alıntıları - Sözleri
- Ölmeye hazır olan insanlar, Ölmeye hazır olmayanlara karşı galip gelirler. Bedir'de, Talas'ta, Malazgirt'te, Çanakkale'de ve Bosna'da olduğu gibi.
- ... bir İslam Cumhuriyeti kurmanın peşinde değilim; ancak, - hoşlansınlar ya da hoşlanmasınlar - dünyanın bu parçasında İslam'ın kurtulmasını istiyorum.
- Medya, gerçeği tüm çıplaklığı ile yansıtmıyor; daha çok kendisine ait bir gerçeklik yaratıyor.
- Tekrar ediyorum, insanların kendilerinden bildikleri bir ordu olmak zorundayız. Böylece, yenilmez olacağız. Eğer halkımızı kendi yanımıza çekebilirsek, bu dünyanın bütün şeytanları toplansalar dahi bizimle savaşamazlar.
- Aldığımız en kötü haberlerden biri Foça'da Müslüman nüfusun toplu olarak katledilmesiydi. Halkımız çok kötü durumdaydı. (...) Foça'da Müslümanları kendi Sırp komşuları öldürüyordu. Ünlü Ladjia Camii -ki dört yüz seneden daha eski bir eser- buldozerle yerle bir edilmiş ve yerine kamyonlar park edilmişti. Bu tür haberleri birçok kez ben doğrulattım fakat ne yazık ki bu haberleri bile dünyadan gizlediler. Zvornik'ten gelen haberler de aynı özelliğe sahipti. Orada herkes Müslümanları öldürmeye çağrılıyordu. Her yandan gelen haberler Bosna-Hersek'te yeni bir soykırımın yürütüldüğü korkusunu veriyordu bize. Biz, soykırımın ebedi olarak bittiğini düşünüyorduk. Ancak soykırım burada, II. Dünya Savaşında olduğundan daha korkunç ve vahşi bir şekilde yeniden başladı.
- Kutsal bir kitap bizi uyarıyor : "Çocuklar, bu dünyanın en büyük servetleri ve süsleridir."
- “İnsan tabiatının özü potansiyel olarak iyilikten çok, kötülüğe meyyaldir. İnsanları hoşgörülü olmaya ikna etmek, düşmanı vahşice katletmeye ikna etmekten çok daha zordur. Hoşgörü sulanması gereken bir fidandır. İnsanları hoşgörüye duyarlı hale getirmek gerekir. Bu esasında tabii bir durum değildir. Tabii olan hoşgörüsüzlüktür. Hoşgörü çok zor gelişen bir davranış biçimidir. Hoşgörüyü öğrenmek ve bir caminin yanında bir sinagogu veya bir sinagogun yakınında Katolik kilisesinin bulunmasını kabullenmek yüzyıllarımızı aldı. Oysa bir mabedi yıkmak, yapmaktan daha kolaydır. Hoşgörü tabii bir davranış değil, bir kültür işidir..”
- Ayrıca sözkonusu bir diğer şey, Batı dünyasının, konforun, servetin, zevk ve sefanın sonucu olarak ahlâki yönden zayıfladığıdır. Onları doğrudan etkilemeyen bir adalet sorunu için riske girmeyi ya da ölmeyi istemiyorlar. Servet ve idealler birlikte yürümezler.
- Bosna'da neler olduğunu tüm dünya biliyor ve ilgisizlik için hiç kimse özür dileyemez.
- '' Eğer önünüzde iki yol varsa, siz zor olanını tercih ediniz, bu her zaman iyidir..''
- Demokrasi, doğal bir ortam değildir. Bu, kültürle ilgili, kısacası halkın öğrendiği bir şeydir.
- Ölmeye hazır olan insanlar, Ölmeye hazır olmayanlara karşı galip gelirler. Bedir'de,Talas'ta,Malazgirt'te, Çanakkale'de ve Bosna'da olduğu gibi.
- Nihayetinde, çalışması ve savaşması gerektiğine, ancak olaylara hükmedemeyeceğine inanan bir halka mensubuz. İnsanlar tarihe hükmedemezler. Tarihe, Allah hükmeder ve O ne derse, o olur.
- Hiç korkmadıklarını söyleyen insanlar yalan söylüyorlar. Eğer biri korkmuyorsa, bu, onun normal olmadığına işaret eder.
--reklam--
Konuşmalar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Konuşmalar, Bilge Kral Aliya’nın 1993-1994 yıllarında, yani Bosna Savaşı’nın en sıcak dönemlerinde çeşitli gazetelere verdiği röportajlar, çeşitli ortamlarda yaptığı konuşmaların olduğu bir kitap. O dönemin şartlarını anlamak, hafıza tazelemek için ideal. Ayrıca Aliya’nın sıradan bir lider olmayıp gerçek ve kaliteli bir entelektüel olduğunu beyanatlarından, davranışlarından, bilgi yüklü cümlelerinden rahatlıkla anlayabiliyorsunuz. Bosna’yı seven, meseleye ilgi duyan herkese tavsiye ederim. (Mehmet Y.)
Selamun Aleyküm.. Her öğrenci arkadaşım ve kardeşim bilir ki üniversite yılları sınav notları kafamıza dayanmış bir silahmışcasına bir tehditle ders kitaplarını okumaya zorlandığımız çünkü o kitaptan sınav olacağımız gerçeğiyle zoraki okumalar yapmaya mecbur edildiğimiz dönemlerdir. İşte bu kitap; o dönemlerde edindiğim ve o hengâmenin içinde parça parça okumalarla bitirmeye ve verim almaya çalıştığım kitaplardandır. Kitaplığımdaki kitapları bitirmeden yeni kitaplar edinmeyi, sofradaki yemeği bitirmeden yeni yemekler sipariş vermek gibi gereksiz ve israf addettigimden, bir " bitirme seferberliği " başlatıp son elli sayfasını okumadan bıraktığımı farkedip, tahmini 7 yıl sonra okumasını tamamlamanın nasip olduğu bir kitap. Girizgâhı uzattık affola.. İslam ahlâkı ve duruşunun günümüz siyasi arenasında nasıl ve ne şekilde olması gerektiğini en kritik zamanlarda ve Rabbimin en çetin imtihanlarına ( bir katliam yaşamış olmak ) karşı vermiş olduğu tahammül ve vakur duruşu her kelime, her cümle ve her satırında hissedeceğiniz konuşmalardan oluşan bir eser.. Allah bu ayakları İslam zeminine sağlam basan, ardında milleti ile bir cihad destanı yazan bu yiğit mücahide rahmet eylesin.. Hayrlı istifadeli okumalar inşâAllah.. (Alp Eren YILDIRIM)
Kitap içerisinde Aliya'nın farklı ortamlarda yapmış olduğu 36 adet konuşma metni bulunuyor. Bunların otuzundan fazlası 1994 yılına, birkaçı da 1993 ve 2001 yıllarına ait. Aliya'nın seminerler ve konferanslarda, lideri olduğu siyasi partinin kongre ve toplantılarında, parlamentoda, televizyon ve radyo programlarında, gazetecilerle yaptığı röportajlarda yapmış olduğu konuşmalar; gerek savaşan Boşnak halkına yol göstermek, moral vermek, direncini artırmak adına; gerek Boşnakların mücadelesinin uluslararası platformlarda dile getirilmesi, savunulması, destek aranması adına oldukça önemli bir yere sahip. Bu konuşmalardan, Boşnakların sabrı, mücadelesi, inatçılığı, yalnızlığı, çaresizlik içinde katledilişi; Aliya'nın topluma önderliği, fikirleri, entelektüel yapısı; Sırpların milliyetçiliği, hırsı, zalimliği; dünyadaki uluslararası örgütlerin ve büyük devletlerin Boşnakların katledilişine duyarsızlığı, ilgisizliği, körlüğü gibi konularla ilgili birçok bilgiye ve fikre sahip olunabilir. Bosna ve Aliya'yı tanımak, anlamak açısından önemli bir eser. Aliya'nın bir diğer eseri olan "Tarihe Tanıklığım" kitabının, bu konuda daha kapsamlı, ayrıntılı olduğunu ve öncelikli olarak o eserin okunmasının daha faydalı olacağını düşünüyorum. İyi okumalar... (Bünyamin Müftüoğlu)
--reklam--
Konuşmalar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Aliya İzzetbegoviç - Konuşmalar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Konuşmalar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Aliya İzzetbegoviç Kimdir?
Alija İzetbegović (Boşnakça söyleyişi: [alija izɛtbɛɡɔʋitɕ]; d. 8 Ağustos 1925 - ö. 19 Ekim 2003), Boşnak devlet adamı ve bağımsız Bosna-Hersek'in ilk cumhurbaşkanı.
Doğumu ve Yetişmesi
Alija İzetbegović, 1925'te bugün Bosna-Hersek'in kuzeybatısında bulunan Bosanski Samac kasabasında Dünya'ya geldi. Ailesi İslâmi duyarlılığa sahip bir aileydi. Ancak İzetbegović, İslam karşıtı ve Müslümanları Avrupa'ya dışarıdan girmiş kimseler olarak gören bir çevrede yetişti. Saraybosna'da bir Alman lisesinde eğitim gördü. Bilime önem veren ve disiplinle çalışan bir öğrenci olarak tanındı.
Lise çağında üstün kabiliyetleriyle ve İslami konulara ilgisiyle öne çıktı. O dönemde bazı arkadaşlarıyla birlikte dini konuları tartışmak amacıyla Mladi Muslimani (Müslüman Gençler Kulübü) adını verdikleri bir kulüp kurdu. Bu kulübü kurduğunda henüz 16 yaşındaydı, fakat oldukça etkin ve üretken bir düşünce kabiliyetine sahip olduğu gözleniyordu. Bu yüzden kurduğu kulüp bir düşünce kulübü olmaktan çıkarak aktivite kulübüne dönüştü. Dolayısıyla birtakım eğitim ve hayır faaliyetlerine öncülük etmeye başladı. Ayrıca genç kızlar için de ayrı bir birim oluşturdu. İkinci Dünya Savaşı esnasında da ihtiyaç sahiplerine yardım etti.
II. Dünya Savaşı Yılları
İzetbegović'in kurduğu Müslüman Gençler Kulübü oldukça önemli faaliyetler gerçekleştirdi. İkinci Dünya Harbi esnasındaki faaliyetleriyle de herkesin dikkatini çeken gözde bir oluşum hâline geldi. Ancak bu savaş esnasında tüm Yugoslavya, Almanların işgaline uğramıştı. Bu savaş esnasında Sırp Çetnikler Alman askerlerinin de desteğinden yararlanarak Bosna'da 100.000 Müslüman'ı öldürdüler.
Komünist Rejim
13 Ocak 1946'da Yugoslavya yeniden bağımsızlığına kavuştu. Ancak bu bağımsızlık hareketinde Komünist Parti yanlıları önemli bir rol üstlendiklerinden bağımsızlık sonrasında da ülkede yönetimi ele geçirdiler. Ülkenin resmi statüsünü de federal cumhuriyetler birliği olarak belirlediler. Buna göre Yugoslavya altı federal cumhuriyet ile iki özerk bölgeden oluşacak, cumhuriyetlerden biri de Bosna-Hersek Cumhuriyeti olacaktı.
Komünist rejimin ülke yönetimini ele geçirmesiyle birlikte dinlere özellikle de İslam'a karşı bir savaş başladı. İzetbegović, İslami faaliyetleriyle tanındığından ve ateizme karşı olduğundan komünist baskının en önemli hedeflerinden biriydi. Bu sebeple 1949'da İslamcılık suçlamasıyla hapse girerek beş yıl hapis cezası çekti.
İzetbegović'in sıkıntıları 1953'te iktidara gelen Tito zamanında daha da arttı. Fakat o bütün baskılara rağmen İslami konularda kafa yormaya, fikirler üretmeye, etrafını aydınlatmaya devam ediyordu. Bu arada sistemin Müslümanların meseleleriyle ilgilenmesi üzere görevlendirdiği Hasan Duzu ile ilişki kurarak onunla irtibat halinde çalışmalar yürütmeye başladı.
Tito'nun 1974'te yeni bir anayasa hazırlamasından sonra yönetim Müslümanlar üzerindeki baskıyı kısmen hafifleterek bazı geleneksel İslami kurumların yeniden işlev kazanmasına imkân sağladı. Bu yumuşama üzerine bazı camiler ve medreseler yeniden açıldı. Küçük çapta da olsa bir yumuşamayla bazı dini kurumların yeniden hayata geçirilmesi Müslümanlar arasında hızlı bir İslami uzlaşıya zemin hazırladı.
İzetbegović'in İslami Manifestosu
1980'de Tito ölünce federasyon cumhurbaşkanlığı konusunda bir anlaşmazlık ortaya çıktı. Bunun üzerine altı federal eyaletin her birinin cumhurbaşkanının sırayla bir yıl federasyon cumhurbaşkanlığı yapması üzere anlaşma sağlandı. Bu gelişmeyle birlikte ülkede kısmen bir demokratikleşme sürecine girilmiş oldu. Çünkü federal eyaletlerde yönetime geçmek isteyenler siyasal partiler vasıtasıyla faaliyetler yürütebiliyorlardı. Buna bağlı olarak hürriyetlerde de bir genişleme oldu. İzetbegović'in oğlu bu ortamdan yararlanarak babasının makalelerini bir kitapta toparlayıp, 1983'te "İslami Manifesto" adıyla yayınladı. İzetbegović'in daha önce 1970'te de bu adla bir kitabı yayınlanmıştı. 1983'te söz konusu kitabın yayınlanması epey bir yankı uyandırdı. Hâkim sistem bu gelişmeye tahammül edemeyerek İzetbegović'i Avrupa'nın ortasında radikal İslami bir cumhuriyet kurmak için çalışmakla suçladı ve tutuklattı. İzetbegović, mahkeme önüne çıkarılıp 'hakim sistemi değiştirmek ve Bosna-Hersek'i İslami devlete dönüştürmek için çalışmak'la itham edildi ve yargılamadan sonra 14 yıl hapis cezasına mahkum edildi. Fakat bu mahkumiyet onun kitabının bütün Bosna'da duyulmasını ve tesirini göstermesini sağladı. Müslümanlar muhtelif yollarla onun söz konusu kitabını temin etmeye çalışıyorlardı. Kitabın yazarının bu kitaptan dolayı hapiste olması okuyanların ruhlarındaki tesirinin daha da artmasına sebep oluyordu.
Hapis Yılları
Yargıtay kararıyla daha sonra mahkûmiyet süresi 11 yıla indirildi. 1988'de çıkarılan bir afla da serbest bırakıldı.
Beş yıllık hapis süresi (1983-1988) İzetbegović'in hayatında önemli etkiler yaptı. Hapiste düşünmeye, fikir üretmeye, daha önce üretilmiş fikirlerden istifade etmeye çokça fırsat buldu. Bunun yanı sıra önemli bir fikri eserinden dolayı hapse atılması olması, onun fikirlerinin çevrede daha çok yankı uyandırmasına sebep oldu. Ayrıca onun hapiste olduğu dönemde yıllarını verdiği "Doğu ve Batı Arasında İslam" adlı meşhur kitabı yayınlandı. Bu kitabını bir arkadaşı neşretti ve çok kısa zamanda geniş bir kitleye ulaşarak büyük yankı uyandırdı. İzetbegović, bu kitabıyla İslam'ı sade ve öz bir şekliyle yetişen nesillere kazandırmayı hedefliyordu.
Siyasi Mücadele
Alija İzetbegović'in 1997 yılındaki Amerika Birleşik Devletleri ziyareti
İzetbegović, hapisten çıktığında Dünya'da komünist rejimler çöküş dönemine girmişti. Yugoslavya'da da eski federatif yapının korunması konusunda çok fazla bir duyarlılık kalmamıştı. Bunun yerine bağımsızlık yanlısı fikirler etkisini göstermeye başlamıştı. Ayrıca eyaletlerde yönetime geçme konusunda etkin siyasi yarışlar başlamıştı. Alija İzetbegović de Bosna-Hersek Özerk Cumhuriyeti'nde Demokratik Eylem Partisi (SDA) adı verilen bir siyasi parti kurdu. Bu parti Bosna-Hersek'te 5 Aralık 1990'da gerçekleştirilen genel seçimleri kazanarak lideri Alija İzetbegović cumhurbaşkanı oldu. Bu seçim SDA'nın girdiği ilk seçim olmasına rağmen büyük bir başarı elde etti ve cumhurbaşkanlığını kazanmasının yanı sıra parlamentoda da 86 sandalye elde etti.
Bağımsızlık Dönemi
1990'lı yıllara girildiğinde Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti içinde bir bağımsızlık hareketi baş gösterdi. Özerk cumhuriyetler birbiri ardından bağımsızlıklarını ilan ediyor ya da bu yönde niyetlerini ortaya koyuyorlardı. Bosna-Hersek de 1 Mart 1992'de gerçekleştirdiği referandum sonrasında bağımsızlığını ilan etti. Çünkü yapılan referandumda halkın % 62,8'i bağımsızlığı tercih etmişti. Ancak Sırplar hemen arkasından Bosna-Hersek yönetiminde söz sahibi olan Müslümanlara karşı savaş açarak yeni bir katliam hareketi başlattılar. Hırvatistan ve Slovenya'nın bağımsızlık mücadelesine destek olan Avrupa ülkeleri ve ABD ise Bosna-Hersek'i Sırp saldırıları karşısında yalnız bıraktılar. Bosna-Hersek Müslümanlarını en çok sıkıntıya sokan da, Avrupa'nın üçüncü büyük ordusu Yugoslavya Federal Ordusu'nun Sırp çetnikleriyle birlikte hareket etmesi, onlara destek vermesiydi. Müslümanlarsa herhangi bir askeri destekten yoksun ve silah yönünden çok zayıftılar. Sonuçta Sırplar Bosna-Hersek'in önemli şehirlerini işgal ettiler. Bu işgal hareketi bir milyona yakın Müslüman'ı göçe zorladı. Sırplar işgal ettikleri yerlerde hem katliam hem de yıkım gerçekleştiriyorlardı. Özellikle camileri ve İslami izler taşıyan tarihi eserleri yıkmaya özen gösteriyorlardı.
Bosna-Hersek meselesinin çözümü için değişik tarihlerde gerçekleştirilen görüşmeler ve arabuluculuk çalışmaları da bir sonuç vermedi. 1994'ün sonuna gelindiğinde Bosna-Hersek'teki iç savaşın aldığı can sayısı 250.000'i, göçe zorladığı insan sayısı ise 1 milyonu aşmıştı.
Bosna-Hersek Cumhuriyeti cumhurbaşkanı Alija İzetbegović çok büyük askeri güce ve imkana sahip olan Sırplarla, her türlü askeri imkandan yoksun ve hiçbir dış desteğe sahip olmayan Bosna-Hersek halkını karşı karşıya getirmemek için önce oldukça temkinli bir politika izledi.
Dayton Anlaşması
Bosna-Hersek Müslümanlarının direnişlerine Müslüman halklar grubu sahip çıktı. İslam dünyasının muhtelif bölgelerinden gençler direnişçiler soykırıma dur demek için bu ülkeye gitti. Direniş ve savaş aynı zamanda Bosna-Hersek Müslümanları arasında İslami bilinçlenmenin artmasını da sağladı. Ancak ülke yönetimleri Bosna-Hersek Müslümanlarını büyük ölçüde yalnız bıraktılar. Buna ek olarak Avrupa ve ABD, ezilen ve katliamlara maruz kalan Bosna-Hersek halkına hiçbir şekilde destek çıkmadı. Katliamın son raddesine vardığı sırada da Sırpların isteklerini kabul etmeleri için Müslümanlara baskı yaptılar. İşte bu siyasi baskılar ve eşit olmayan savaş şartları karşısında İzetbegović, önüne konulan anlaşmayı kabul etmiştir. Çünkü savaşın devam etmesi Bosna Müslümanlarının tam bir soykırımla karşı karşıya gelmeleri gibi sonucun doğmasına sebep olabileceğini düşünüyordu. Neticede 1995'te ABD tarafından dayatılan Dayton Anlaşması'nın imzalanmasıyla savaş sona erdi. Anlaşma Bosna-Hersek topraklarının % 51'ini Müslümanlara ve Hristiyan Hırvatlara, % 49'unu da Bosna-Hersek Sırplarına (veya bu ülkeye yerleşmiş Sırplara) veriyordu. Yönetimin de bu üç halk arasında paylaşılmasını şart koşuyordu. Anlaşmayla Amerika Birleşik Devletleri, aynı zamanda Müslümanlara ellerindeki silahları imha etmelerini ve ABD patentli silahları, yedek parçasız bir şekilde satın almalarını şart koştu.
Bosna-Hersek Savaşı, ABD ve Avrupa'nın haçlı kimliğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bunu bizzat Avrupalı tarihçiler ve yorumcular da itiraf etmiş ve bu savaşta Batılıların 19. yüzyıldaki sömürgeci kimliklerine geri döndüklerine dikkat çekmişlerdir.
--reklam--
Aliya İzzetbegoviç Kitapları - Eserleri
- Özgürlüğe Kaçışım
- Tarihe Tanıklığım
- İslami Yeniden Doğuşun Sorunları
- Doğu Batı Arasında İslam
- Köle Olmayacağız
- Konuşmalar
- İslam Deklarasyonu
- Kendi Kaleminden Aliya İzzetbegoviç
- Geleceği Yenilemek
- Bosna Mucizesi Konuşmalar
- İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri
- Aliya İzzetbegoviç Serisi
- Islam Between East and West
--reklam--
Aliya İzzetbegoviç Alıntıları - Sözleri
- İslami yeniden doğuş, Müslüman kadınlara ne kadar yardımcı olursa, Müslüman kadınlar da bir o kadarını ve daha da fazlasını İslami yeniden doğuş için yapacaklardır. (İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri)
- Devrimler bazen bir milletin bilgeliğini, bazen de kendine ihanet ettiğini gösterir. (İslam Deklarasyonu)
- Çocukluk, insanoğlunun yeşerdiği tohumdur. (Bosna Mucizesi Konuşmalar)
- All man's failures are either because of the religious denial of man's biological needs or the materialistic denial of man's spiritual desires. (Islam Between East and West)
- Bir ulus savaşın pençesinde inlerken bir soru kaçınılmazdır: Önlenebilir miydi? Bu örnekte cevap: Slovenya ve Hırvatistan ayrılıncaya dek önlenebilirdi; sonrasındaysa önlenemezdi. Bu ikinci cevap sadece kısmen doğrudur. Bu iki cumhuriyetin önceki ortak devletten ayrılmalarından sonra bile barış korunabilirdi fakat yalnızca kapitülasyon koşuluyla. Bosna ve Boşnaklar açısından bu, Büyük Sırbistan'ın parçası haline gelmek ve Karadzic ve Milosevic'in mutlak ve değiştirilemez otoritesini kabul etmek anlamına gelecekti. Ve kölelik bütün sonuçların en kötüsüdür, savaştan bile daha kötüdür. (Tarihe Tanıklığım)
- Ümit en son ölen şeydir (Geleceği Yenilemek)
- Politikada gerçekten de kurtlar kanunu geçerli, merhamet yok, hakikatler yok. Sadece hedef var. (Tarihe Tanıklığım)
- Fitne, esaret ve adaletsizlik dolusu olan bir dünyada, gençliğe sakınmasını, sakin olmasını, itaat etmesini öğütlemek aynı zamanda kendi halkının ezilmesi ve esir edilmesinde ortak olmak değil midir? (İslami Yeniden Doğuşun Sorunları)
- Sırf İslam dünyasında karşımıza çıktı diye karşılaştığımız her şeyin İslami, yani Kur’an’ın prensipleri olduğunu zannetmekten daha büyük bir yanılgı olamaz (İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri)
- Man's dignity could not be dicovered by biology, psychology, or by any other science, Man's dignity is a spiritual question. After "objective observations," it is easier for science to confirm the inequality of man , and so, "scientific racism" is quite possible and even logical. (Islam Between East and West)
- İnsan toplumunun düzeni her şeyden evvel insan terbiyesi meselesi olarak durmaktadır. (İslami Yeniden Doğuşun Sorunları)
- Hayatın anlamını kaybetmişsem ölmeliyim. (Özgürlüğe Kaçışım)
- "Devlet adamı devleti düşünür, politikacı ise sonraki seçimleri." (Özgürlüğe Kaçışım)
- Din ahlaktır onu hayata geçirmek ise terbiyedir. (Köle Olmayacağız)
- "İslam kadını alçaltmıyor. Ama siz anneliği alçaltıyorsunuz." (İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri)
- '' Eğer önünüzde iki yol varsa, siz zor olanını tercih ediniz, bu her zaman iyidir..'' (Konuşmalar)
- Güçlü olmalıyız; fakat Kudüs yarın sadece Müslümanların olsun diye değil tekrar herkese açık hale gelsin ve insanlığın üç büyük nehrinin aktığı berrak bir kaynak olarak kalsın diye. (İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri)
- Şimdiye kadar başkaları sebebiyle uğradığımız zarar ve hüsranlardan bahsettik. Sıra kendi kendimize verdiğimiz zarar ve hüsranlardan bahsetmeye geldi. Bu bizim olgunluğumuzun başlangıcı olacaktır. (Geleceği Yenilemek)
- Ruh ebedidir;insan ise,zamanla sınırlanmıştır. Ve bu zaman içinde ihmal edilemeyecek bir vazifesi vardır. (Doğu Batı Arasında İslam)
- mark ve doların parmaklarına çok kolay yapıştığı insanlardan uzak durun (Köle Olmayacağız)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin