Kitap Künyesi

Yazar: Osman Çakmakçı

Yayın Evi: İş Bankası Kültür Yayınları

İSBN: 9786053326083

Sayfa Sayısı: 76

--reklam--

Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

“Pek anlamadım. Hele konuşmanın böylesine büyük bir sorun yumağı olabileceğini hiç anlayamıyorum. Ayrıca gereksiz de buluyorum. Abartılı da “Evet'', ilk bakışta, konuşmak gibi basit bir eylemin böylesine karmaşık bir şeymiş gibi ele alınması saçma. Ama ilk bakış yanıltıcı olabilir, değil mi? Sanırım sen konuşmayı tek yönlü bir aktarım olarak anlıyorsun da ondan. Halbuki konuşma, merkezdeki bir noktadan dışarıya akıtılan bir ifade değildir. Aksine en az iki merkez noktanın karşılıklı birbirine akmasıdır. Yani ‘ego’ların kendi kabuklarını çatlatması, o zırhta yarıklar açmasıdır. Konuşmak, bu anlamda insanın kendini yenmesini de gerektirir. Tehlikeli bir girişimdir bu; yani konuşmak tehlikeli bir girişimdir. İnsanın kendi varlığını tehlikeye atmasıdır.” “Allah Allah, şimdi de konuşmanın tehlikeli bir şey olduğunu söylüyorsun”

Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog Alıntıları - Sözleri

  • Biz, kendi şişkin, hem şişirdiğimiz hem de şişirilen egolarımızı söndürmedikçe, havasını indirmedikçe, birbirimizle konuşmaya değil, sadece kendimizi anlatmaya devam edeceğiz.
  • Aslında her okuduğumuz romanla, şiirle, gördüğümüz filmle sürekli yeni kişilikler ediniriz.
  • Bir zamanlar şunları söylemişti bir arkadaşım bana:" İnsan ruhu müze değildir, her gelene açılmaz!"
  • Söz olmasaydı, Dünya elbette yine var olacaktı, ama asla bizim Dünyamız olmayacaktı.
  • İnsan ruhu müze değildir, her gelene açılmaz.
  • Sanat gerçekliği genişletir ve var eder.
  • Anlamak, sözcüklerle değil, duyarlılıkla mümkündür.
  • İnsanın önce kendisini bilmesi gerekir, bir başkasını anlayabilmesi için..
  • “Ben hâlâ konuşmanın, bir insanın anlatmak istediklerini bir başkasına tam olarak aktarabilmesinin imkânsız olduğuna inanıyorum. Ama yine de seninle, daha önce başkalarıyla olduğu gibi, konuşmak istiyorum; hem de karşılıklı birbirimize akmayı deneyerek.”
  • “Ancak kendi deneyimlerimiz aracılığıyla icat ettiğimiz kurgusal bir Dünyada, kurgusal bir Dille, kurgusal sözcüklerle konuşuyoruz. Sadece kendi deneyimlerimizin anısını taşıyan, ama asla ortak deneyimlerin anısını taşımayan sözcüklerle”

Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Nasıl tesadüf ettim de bu kitaba, bu yazara rastladım bilemiyorum. Öneri vasıtasıyla okuduğum kitapları biliyorum. Zaten öyle pek bilindik bir kitap da değil. Daha önce okuyan, okuyup da paylaşan görmedim. İsmi çok merak uyandırıyor dimi :) Bende bu kitabı elime aldığımda ilk ismi ilgimi çekmişti, sonrasında kitabın sayfalarını karıştırdığımda şu paragrafla karşılaşmıştım: "Konuşma eylemi en az iki merkez noktanın karşılıklı birbirine akmasıdır. Yani 'ego'ların kendi kabuklarını çatlatması, o zırhta yarıklar açmasıdır. Konuşmak, bu anlamda insanın kendini yenmesini de gerektirir aynı zamanda. Tehlikeli bir girişimdir bu; yani konuşmak tehlikeli bir girişimdir. İnsanın kendi varlığını tehlikeye atmasıdır." Ve bu kitabı kesinlikle okumalıyım demiştim. İyi ki de demişim.Minicik ama dolu dolu bir kitap; her cümlesinde, her paragrafında, her sayfasında üstüne uzun uzun düşünülmesi gereken bir kitap. Kitabın her satırının altını çizmek isteyeceksiniz. Kitabı okurken, sanki iki çok iyi düşünürle bir yerde oturmuş, onlar sohbet ederken bende dinliyormuşum gibi hissettim. Onların konuşmalarını okurken bir yandan gerçekten ne kadar doğru söylüyor derken diğer yandan bu açıdan hiç bakmamıştım diyordum. Konuşmak, dinlemek, müzik, sanat, şiir ve daha birçok konu üzerinde beyin yıkan yorumlar yapılmış. Herkesin okuması dileğiyle (Dilara Korkmaz)

Sözcükler herkesin kendi deneyimlerinden kaynaklı kendisinde uyandırdığı anlamı taşırlar. Aynı sözcük söyleyende başka söylenende başka deneyimlerin karşılığı olacağından, gerçekte kimse kimseyi anlayamaz... Böyle diyip söyleşiden, iletişimden vazgeçmeyiz elbette. Şişirilmiş egolarını patlatıp önce kendi varlığının özüne yaklaşmayı denemeli insan; ve birde karşısındakinin durduğu yeri anlamaya, dünyaya o noktadan bakmaya çabalamalı. Bunun sırrı sanatta bilhassa da edebiyatta gizli... (Menekşe Sağlam)

Merhaba; Hepimiz konuşmanın ne olduğunu biliyoruz değil mi? Elbette dediğinizi tahmin etmek zor değil. İsterim ki bu soruya bu kitabı okuduktan sonra cevap verin.. Çünkü biliyorum ki o zaman verdiğiniz "evet' cevabı kelimenin tam anlamı ile evet olacak. Bu kitap size insanın icat ettiği konuşmanın ne olduğu hakkında farklı bir bakış açısı sunuyor. Ve bu bakış açısı bence konuşmayı sizler için de çok daha anlamlı hale getirecektir. Konuşmanın nasıl daha işlevsel ve yararlı hale gelebileceğini öğrendikten sonra, inanıyorum ki artık konuşmak sizin için çok daha keyifli ve özen gösterdiğiniz bir eylem olacak. Söylememe gerek varmı bilmiyorum ama ben kitabı çok beğendim. Ve arada yeniden okuyup hatırlamak istediğim paragraflar bıraktım ardımda. İçindeki keyifli örneklerle amaçladığı şeyi çok güzel bir şekilde anlatan ve bir günde okuyabileceğiniz üstelik size değer katacak bir kitap. Herkese keyifli okumalar dilerim. YouTube kanalım için; https://youtube.com/c/EL%C4%B0FBEGENM%C4%B0%C5%9EMrsenelkitap (Tezer Beğenmiş)

Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Osman Çakmakçı - Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Osman Çakmakçı Kimdir?

İstanbul Özel Darüşşafaka Lisesinde parasız yatılı okudu. Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümünden sonra İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünü bitirdi.

Yeryüzü Düşleri (4 sayı, 1989-1990 ve Göçebe (7 sayı, 1995-98) dergilerini yayımladı. İstanbul'da yaşıyor. Açık Radyo'da 'Kitap Kullanma Kılavuzu' adında bir program hazırladı.

James Joyce ve Kafka'dan çeviriler yaptı.

İlk şiiri 1982'de lise dergisinde çıktı.

Şiir ve yazılarını Geniş Zamanlar, Gösteri, Milliyet Sanat, Virgül, Sombahar, Ludingirra, Kitaplık, Göçebe, Yeryüzü Düşleri gibi dergilerde yayımladı.

Şiirde yalınlığa ve doğrudan ifadeye önem verdi. 'Şiirsellikten kaçan ve daha çok insanın yeryüzündeki duruşuna, dünyayı algılayışına işaret eden şiirlerinde ölüm ve yalnızlık gibi konuları felsefî açıdan dile getirdi.'

Eserleri

Şiir: Zakkum Avı (1991), Uçuşan Ağaç (1996), Kör Yazı (1999)

Çeviri: James Joyce - Bütün Şiirler (1995), Franz Kafka-Aforizmalar (1995), Franz Kafka-Mavi Oktav Defterleri (2000)

--reklam--

Osman Çakmakçı Kitapları - Eserleri

  • Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog
  • Aşağılık Sanat
  • Köryazı
  • Bir Hiçlik Anatomisi
  • Radikal Kitaplar
  • Oğul
  • Ezeli İhanet
  • Yaşamanın İmkânsızlığı Üzerine Bir Diyalog

--reklam--

Osman Çakmakçı Alıntıları - Sözleri

  • Yazık ruhlarını barındıracak bedenleri olmayanlara Yazık bir varlıktan yoksun aşkla kavrulanlara Yazık uzandıklarında elleri boşluğa savrulanlara Yazık kavruk ve donuk tenleri soyulanlara Bu sonsuz görüntüler kalabalığında (Oğul)
  • Gidiyorum yokluğumu da götürüyorum (Bir Hiçlik Anatomisi)
  • “Kendimi anlamlı kılmam için neden ille de büyük bir anlama muhtacım? Gözün bakışı anlamlıdır, bakışın ya da gözün kendisi değil.” (Yaşamanın İmkânsızlığı Üzerine Bir Diyalog)
  • Beckett'in en önemli sorusu belki de tek mutlak gerçek üzerinde odaklanıyor: Ölüm nedir? Bu soruyu doğal olarak şu soru izliyor: Yaşamın anlamı nedir? Bu soru, şu gerçek fark edilince kendiliğinden ortaya çıkıyor: İnsan ölmeye yazgılı bir yaratıktır. Öyleyse şu: İnsan doğumla ölüm arasındaki o kısacık zaman süresince bu dünyada konaklar. "Mutsuzluğa doğuş, uzam ve zaman içinde bitip tükenmek bilmeyen bir sürükleniş, onarılmaz bir yalnızlık ve tedirginlik ve sonra önlenemeyen yok oluş..." (Radikal Kitaplar)
  • Şiir sanatıyla, sanat olarak bir alıp veremediği yok Birhan Keskin'in. Onunla uyum içinde akıp gidiyor ve huzurla deviniyor içimde. Şiirin, bir sanat olarak, olanakları (ki bu şimdiye kadar kazanılmış ve yerleşmiş ve dolayısıyla klişeleşmiş olanaklardır aynı zamanda) yetiyor Keskin'e; bu olanaklardan memnun ve bu olanakların yarattığı imkânlar Birhan Keskin'in bir şair olarak kendisini ve dünyayı anlatmasına yetiyor. Anlatmak yerine dışa vurmak demek isterdim, zira bence şair ve şiir anlatmaktan ziyade dışa vurur, tıpkı kaynayan sütün kabarması gibi kaynayan şiir de kabarır ve yapısal, biçimsel ve anlamsal olarak bütün halinde dönüşüme uğrar. (Radikal Kitaplar)
  • Anlamak, sözcüklerle değil, duyarlılıkla mümkündür. (Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog)
  • Kimse böyle olsun istememişti İhmal etmesin kimse gövdesini (Bir Hiçlik Anatomisi)
  • Aslında her okuduğumuz romanla, şiirle, gördüğümüz filmle sürekli yeni kişilikler ediniriz. (Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog)
  • “Ben hâlâ konuşmanın, bir insanın anlatmak istediklerini bir başkasına tam olarak aktarabilmesinin imkânsız olduğuna inanıyorum. Ama yine de seninle, daha önce başkalarıyla olduğu gibi, konuşmak istiyorum; hem de karşılıklı birbirimize akmayı deneyerek.” (Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog)
  • Hüzün senin yüzün Ben yüzsüzüm. (Bir Hiçlik Anatomisi)
  • ...toplumsal anonimliğin, kolektif bilincin kuşaktan kuşağa taşıyıcıları olan masallar aslında, ne kadar olağandışı olurlarsa olsunlar yine de gerçek hayata gönderiyorlar bizi; orasıyla ilgili bir yargının, bilincin oluşmasını sağlıyorlar. (Radikal Kitaplar)
  • Öznenin onu yanlış yönlendirebilecek birikimini düşünme sürecine katarak düşünme daha başlamadan onu yönlendirmemesi gerek. Daha en başından düşünmenin sınırlarını belirler, onu bir kanal içine sokarsak düşünme eylemi taraflılaşır, sakatlanır. (Radikal Kitaplar)
  • Bedeninin duvarlarına sürülecek İçi dışa boca ederek Kendi içine düşecek (Oğul)
  • Bilirim kimsesizligi Onun için şiddetle sarılırım Olmadıklarını bilirim (Bir Hiçlik Anatomisi)
  • Orta yerinde kaldık dünyanın İçe dönük, mağrur ve melankolik Bağrımız boydan boya delik deşik. (Oğul)
  • Dünya yuvarlak değil Irmak denize kavuşmuyor Yol bir yere varmıyor Deniz mütemadiyen karaya vurmuyor Ağaç âh o kimsesiz göğe uzanmıyor Kimse kimseyi sevmiyor Kimse kimseyi anlamıyor Zifiri karanlık aynada Sır sûreti tutmuyor Ne yandan baksam Boşluk sızmıyor Uzattığım ellerim Ellerine uzanmıyor Dünya yuvarlak değil Dünya dönmüyor. (Oğul)
  • İnsan ruhu müze değildir, her gelene açılmaz. (Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog)
  • “Uzaklaşırken şeffaflaşır beden havaya karışır hafifleyerek keskin kenar yumuşar” (Oğul)
  • Anlam İnsan'la ortaya çıkmıştır. Doğa'nın anlama ihtiyacı yoktur. (Yaşamanın İmkânsızlığı Üzerine Bir Diyalog)
  • Sanat gerçekliği genişletir ve var eder. (Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog)