Kitap Künyesi
Yazar: Niccolo Ammaniti
Çevirmen: Eren Yücesan Cendey
Orijinal Adı: Lo Non Ho Paura
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750703146
Sayfa Sayısı: 238
--reklam--
Korkmuyorum Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İtalyanın güneyinde küçük bir sınır köyü. Yoksulluğun alt sınırındaki bu yerde kavurucu bir yaz yaşanmaktadır. Bütün gün tarlalarda oynaya yaşları beş ile on iki arasında değişen çocuklardan biri de Micheledir. Yapılan bir yarışta sonuncu olan Michele, terk edilmiş bir evi keşfetme cezasına çarptırılınca o evde kimselere anlatamayacağı korkunç bir sırla karşılaşır. Bu sır, onun çocuk dünyasının canavarlar ve hayaletlerle dolu fantezileriyle birleşince ortaya rahatsız edici bir öykü çıkar. Sağduyusu ve sadakat anlayışıyla ailesine duyduğu sevgi arasında bocalayan Michele, acıklı ve ürkütücü bir öykünün parçası olurken, çocukların saf dünyasıyla büyüklerin para üzerine kurulmuş dünyası da birbiriyle çarpışır. Korkmuyorumu az rastlanır bir betimsel duyarlıkla işleyen, Michelenin çocuk dünyasını ve bu dünyanın zengin fantezilerini son derece ustaca ortaya koyan Niccolo Ammaniti, doğanın ve insanın güzellikleriyle çirkinliklerini, bu güzellik ve çirkinliğin yarattığı zıtlığı, yine doğanın öğelerini kullanarak farklı metaforlarla anlatıyor.
--reklam--
Korkmuyorum Alıntıları - Sözleri
- Asla yalan söylememelisin oğlum. Ve asla başkalarının adına leke sürmemelisin. Gerçeği söylemelisin, özellikle senden küçük olanlara. İnsanların, Tanrı'nın ve kendinin karşısında, gerçek olandan ayrılmamalısın. Anladın mı?
- Tam başardığımı sandığım an, yere düştüm!
- "ağlayarak istemekten başlayıp konuşarak istemeye doğru uzanan yolculuğun adı olgunlaşma."
- -İyi de , sence bu gerçek bir öykü mü? -Hayır. -Bence de değil.
- Bu arılar neden kovan yapıyorlardı ? Kim öğretmişti onlara bunu yapmayı ? “Bunu bilirler. Onların doğasında var,” demişti bir sorduğumda babam. — — Peki benim doğamda ne vardı ? Ben ne yapmayı biliyordum ?
--reklam--
Korkmuyorum İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Mükemmel: Gerçekten çok ama çok güzeldi, bir çırpıda okunan ama etkisi uzun süre devam edecek mükemmel bir eser. Yazarın Tanrı Nasıl İsterse adlı eseri ilk okuduğum kitaptı, her ikisinden de başlanabilir. İki kitabın dilide oldukça akıcı ve işlenen konular çok iyiydi. İki kitapta çocukların gözünden büyüklerin dünyasını nasıl gördüklerini anlatıyor. Asla es geçilmemeli gereken yazarlardan biri, keyifli okumalar şimdiden. (Nurcan Güven)
Ba yıl dım! Yazar her şeyi öyle güzel öyle gerçekçi anlatmış ki, sanki tüm bunlar gerçek ve ben bunları yaşadım. Yazar kitabın başlarında yemyeşil bir vadiden bahsetmiş. Okurken o vadiye gidiyor, güzelliği karşısında nefesiniz kesiliyor. Dört bir yanını sarmış rengarenk çiçekler, mis gibi bir koku, kuşların cıvıltısı, hafif bir esinti ama tam bu vadinin ortasında duran çirkin bir yapı. Yani ev. Tahtaları çürümüş, yıkık dökük, ürkütücü. Peki burada verilen mesajı anladınız mı? Her güzelliğin içinde bir kötülük vardır. Tıpkı bazı insanlarda olduğu gibi. Işte yazar da bu zıtlığı çok güzel anlatmış kitap boyunca. Yemyeşil çayırlar içinde bulunan dökük bir ev ve evin içine adım attığınızda karşınıza çıkan hayatınızı zindan eden bir görüntü. Aynı dokuz yaşında Michele eve adımını atar atmaz hayatını kabus edecek bir şeyi görmesi gibi. O anda o güzelim vadi de artık sıradanlaşır, tıpkı bazı insanların cirkinliğini göremediğimiz gibi. Kitabın hemen hemen ortasına gelince bu sefer Michele başka bir olaya tanık olur. Olamaz dedim. Michele şimdi ne yapacak? Ben olsam ne yapardım. Kafamda binbir sorular. O kadar heyecanlandım ki bunu kelimelerle ifade etmem inanın çok zor. Yazar kötülüğün resmini çizmiş kitap boyunca. Acımasızlık, para hırsı, insanların şeytandan daha kötü olduğu, vicdansızlık, çılgınlık ve şiddet kanatlanıp uçuyor, geriye sadece ve sadece küçük bir erkek çocuğunun merhameti kalıyor kitapta. Muhteşem bir kitaptı. Baskısı yok ama yayınevi tekrar basacağını duyurmuş. Çıktığı gibi alın, okuyun. Bana hak vereceksiniz... (Nuray Takaz Durmuş)
"Bu arılar neden kovan yapıyorlardı ? Kim öğretmişti onlara bunu yapmayı ? “Bunu bilirler. Onların doğasında var,” demişti bir sorduğumda babam. — — Peki benim doğamda ne vardı ? Ben ne yapmayı biliyordum ?" (S.196) Ammaniti uzun zamandır okumak istediğim bir yazardı. canyayinlari bazı güzel kitapları vakti zamanında basmış fakat devamı gelmemiş. Bu kitap da onlardan biri. Bu ay bir çocuğun dilinden yazılmış 2. kitabı okudum. Onca Yoksulluk Varken, çok okunan çok sevilen bir kitap fakat orada küçük çocuğun büyük lafları kitaba girmemi engellemişti. Burada ise gerçekten bir çocuğun yaşayabileceği, söyleyebileceği bir maceraya atlıyoruz. Bu nedenle Kitabın bir macera romanı olduğunu söylemek daha dogru diye düşünüyorum. Ilk 50 sayfa olayların yavaş ilerlediğini düşünürken birden birşey oldu ve kitabı elimden bırakamadım. Gercekten soluksuz okudugum bir kitaptı. Yazarin betimlemelerine hayran olmamak elde değil. Michele 9 yaşında bir çocuktan beklenecek söz ve eylemlerle sizi bambaşka bir dünyaya çıkarıyor. Sonu için bir öngörüm vardı ve öyle olsa gözyaşım, göz kanalımın ucunda hazır beklemedeydi Neyse, siz okuyunca bakalım ne düşüneceksiniz? Bir de siz hiç "çamaşırcı ayı" diye bir hayvan duydunuz mu? Ben hiç duymamıştım. Çamaşırcı ayı, aslında bildiğimiz rakunmus. Yemeklerini yemeden önce suya batirdigi için bazı yerlerde bu isim verilmiş Yazara en kısa zamanda Tanrı Nasıl İsterse kitabıyla devam etmeyi planlıyorum. Baskısı hala var o Kitabın. Tükenmeden alın bence, pişman olunacak bir kalem gibi gelmedi bana Ammaniti. Keyifli okumalar dilerim. (Öylesine bir okur)
--reklam--
Korkmuyorum PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Niccolo Ammaniti - Korkmuyorum kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Korkmuyorum PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Niccolo Ammaniti Kimdir?
Niccolò Ammaniti 1966’da Roma’da doğdu. 1994’te "Branchie" adlı romanı, 1995’te "Nel nome del figlio" adlı denemesi, 1996’da "Fango" adlı öykü derlemesi yayımlandı. Öyküleri "Gioventu cannibale" (1996) ve "Tutti i denti del mostro sono perfetti" (1997) adlı seçkilerde de yer aldı. Kitapları Fransızca, Almanca, İspanyolca, Yunanca ve Rusça’ya çevrildi.
--reklam--
Niccolo Ammaniti Kitapları - Eserleri
- Anna
- Sen ve Ben
- Korkmuyorum
- Tanrı Nasıl İsterse
- Eğlence Başlasın
- Alır Götürürüm Seni
- Çamur
--reklam--
Niccolo Ammaniti Alıntıları - Sözleri
- Aşkı bilmeden aşık oldum ve hayatı tanıyamadan kaybediyorum. (Eğlence Başlasın)
- Ben bilinçaltına ve psikolojiye pek inanmam, herkesin, yaptığı şeyle ölçüldüğüne inanırım. Ama bu durumda öyle sanıyorum ki, benim gizli bir yanım vardı ve kararı da o verdi. (Alır Götürürüm Seni)
- "ağlayarak istemekten başlayıp konuşarak istemeye doğru uzanan yolculuğun adı olgunlaşma." (Korkmuyorum)
- Doğuyordun, okula gidiyordun, çalışıyor ve ölüyordun. Kim karar vermişti bunun doğru olduğuna? (Sen ve Ben)
- But can you save me ? Comeon and save me If you could save me From the ranks of the freaks Who suspect they could never love anyone (Sen ve Ben)
- Virüs, vücutta büyüdüğünde, öksürük başlıyor, insanın nefes alması zorlaşıyor, bütün kasları ağrıyor, burun deliklerinde ve ellerin üzerinde yara oluşuyor. (Anna)
- "Biliyorum, çok farklıyız. Ama birbirini tamamlayan da iki insanın farklılıklarıdır." (Anna)
- Anılar sık sık yazılmış şeylerle ya da rüyalarla harmanlanıyor, üstelik en çok emin olduklarımız bile zamanla, tıpkı bir bardak suya daldırdığımız fırçanın ucundaki suluboyalar gibi silikleşiyordu. (Anna)
- Basitlik, her işin gerektiği gibi yapılmasının temelidir. (Tanrı Nasıl İsterse)
- Ciba az daha bayılacağını sandı. Orospu çocuğu şimdi de yemek tarifleri yazan şişko bir rahibeyle onu bir tutuyordu. (Eğlence Başlasın)
- Aptal, bir dâhinin çocuksu tarafıdır. (Eğlence Başlasın)
- Ama beynim bir basamağa takılıp kalıyordu sanki. (Sen ve Ben)
- Esprisiz yaşam hüzünlüdür. (Sen ve Ben)
- Aşkı bilmeden aşık oldum ve hayatı tanıyamadan kaybediyorum. (Eğlence Başlasın)
- Ruhun gerçekten karanlık içinde olduğu bir gecede, saat her zaman sabahın üçüdür. (Sen ve Ben)
- Ruhun gerçekten karanlık içinde olduğu bir gecede, saat her zaman sabahın üçüdür. (Sen ve Ben)
- Tanrı, ettiğin yeminler karşısında seninle iyilik sözleşmesi imzalayan bir pazarlamacı değildir. (Tanrı Nasıl İsterse)
- “Özgürlükten söz etme.Özgürlüğe gelince herkes bülbül kesilir.Özgürlük şöyle,özgürlük böyle.Ağız dolu konuşurlar.Özgür olmak senin ne işine yarar ? Beş paran yoksa, bir işin yoksa dünyanın özgürlüğü senin olmuş ,neye yarar? Gidersin.İyi de nereye? Nasıl gidersin? Evsiz yurtsuz serseriler bu dünyanın en özgür insanları ama parktaki bankların üstünde soğuktan donarak ölüyorlar.Özgürlük sadece insanları kandırmaya yarayan bir sözcük.Kaç serserinin özgürlük uğruna, üstelik ne anlama geldiğini bile bilmeden canından olduğunu biliyor musun? Ya da onlara kimlerin sahip olduğunu? Sadece parası olanlar.Evet,onlar..” (Tanrı Nasıl İsterse)
- Tam başardığımı sandığım an, yere düştüm! (Korkmuyorum)
- Sen adımını attığın andan itibaren Hira dinginligine dönüşecek ortalık. "Tanrı bizimle de konuşur belki ". ANNA (Bir Tarık Tufan şiiri) (Anna)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin