Kitap Künyesi

Yazar: Jean Echenoz

Çevirmen: Orçun Türkay

Yayın Evi: Helikopter Yayınları

İSBN: 9786055819422

Sayfa Sayısı: 64

--reklam--

Kraliçenin Huysuzluğu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Hemen hepsi öneri ya da istek üzerine yazılmış, insanı tuhaf bir biçimde etkisi altına alan bu öyküler, Echenoz’un dünyaya eşi benzeri olmayan bakışını özetliyor adeta. “Ne basit yazıyor” diyebilirsiniz, “sadece gördüğünü anlatıyor, olayları art arda diziyor, o kadar.” Ama neleri görüyor Echenoz? Gördüklerini hangi sırayla anlatıyor? İşte bu sorunun yanıtıdır Echenoz’u eşsiz kılan. Biraz uzak, biraz alaycı bir edayla her cümleyi ince ince kurar, her sözcüğü titizlikle seçer, kendimize, çevremize, açmazlarımıza bambaşka bir gözle bakmamızı sağlar. “Le Bourget’de Üç Sandviç,” trenle bu hüzünlü banliyö kasabasına sandviç yemeğe, üstelik üç kez giden bir adamı anlatır. “Luxembourg Bahçesi’nde Saat Yönünde Yirmi Kadın” eski Fransa kraliçelerinin heykellerini birkaç satırda betimler. “Kraliçenin Huysuzluğu” ise ... eh, bu öykünün can alıcı noktasını ise siz bulun.

--reklam--

Kraliçenin Huysuzluğu Alıntıları - Sözleri

  • Her şeyi yerli yerine oturtmak güç bir iş.
  • Aslında, insan içini dökmek istiyorsa, hiç tanımadığı kişilere, olanaklıysa yabancılara dökmesi daha iyidir, çünkü sıkıntılarınızı doğru dürüst bilmediğiniz bir dilde daha iyi anlatırsınız...
  • uğraşı yalnızlığının daha da büyümesine yol açıyordu.
  • Öte yandan, kendisini oynayan bir oyuncu gibi gülümsediğinde, çok kırılgan, hani her an ezilecek, parçalanıverecekmiş gibi.
  • İnsan boğulacak gibi oluyor.
  • Aç olmama karşın, tasarıma hiçbir şey engel olmamalıydı.
  • Dolayısıyla, insan ancak kafasında bir amaç, bir eksen, bir yön, sabit bir fikir olduğu müddetçe hareket edebilir, yoksa oturmalıdır oturduğu yerde.
  • Çünkü o olaylara çok uzun vadeli bakabiliyor...
  • ...insanın uzaklarda soluk aldığını, yalnızca başka bir yerde kendini özgür, bağımsız, rahat hissettiğini, yakasını kurtardığını sanmayın sakın.
  • insan, ancak kafasında bir amaç, bir eksen, bir yön, sabit bir fikir olduğu müddetçe hareket edebilir, yoksa oturmalıdır oturduğu yerde.
  • ... insanın uzaklarda soluk aldığını, yalnızca başka bir yerde kendini özgür, bağımsız, rahat hissettiğini, yakasını kurtardığını sanmayın sakın. Uzaklaştığınızı düşünürken, birkaç dakika boyunca yeni olaylara yeni bir gözle bakabildiğiniz ya da öyle sandığınız bir esrime hali yaşarsınız: Bu bir aldatmaca, bir yanlışlıktır, çünkü keşfe­dilen şey bir bölgeden çok bir addır, gezilen yer daha çok bir addır.
  • Her biri bildik yollarda olduğu gibi sağdan gidiyor çoğunlukla.
  • insanın uzaklarda soluk aldığını, yalnızca başka bir yerde kendini özgür, bağımsız, rahat hissettiğini, yakasını kurtardığını sanmayın sakın
  • insan ancak kafasında bir amaç, bir eksen, bir yön, sabit bir fikir olduğu müddetçe hareket edebilir, yoksa oturmalıdır oturduğu yerde.
  • Yorgun görünüyor, diyorlar ama nasıl da yakışıklı, diye düşünüyor kadınlar.

--reklam--

Kraliçenin Huysuzluğu İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Jean Echenoz'un kaleminin gücünü gösteren hikayelerle dolu Kraliçenin Huysuzluğu, olaylara değil mekanlara, mekanların ve nesnelerin tarihlerine eğilen, okuması ilginç bir eser. Echenoz'un üslubu, olayların akışının ön plana çıkmadığı, bazen olay da yaşanmayan, diyalogların neredeyse hiç karşımıza çıkmadığı bir üslup. Diğer eserlerini bilemiyorum ama bu eserinde nesneler ve mekanlar işlevleri, anlamları ve tarihleriyle kişilerin önüne geçiyorlar : ilk hikayede bira fıçısı, bir müzedeki Fransa kraliçeleri heykelleri, bir diğerinde doğa, bir diğerinde Babil, bir diğerinde köprüler, ve koca bir kent ya da denizaltı yazarın özellikle anlattığı, ısrar ederek bizi okumaya davet ettiği karakterlere dönüşüyor. Bu mekanlar veya nesneler özellikle ilginç kılınmaya çalışılmıyor, kendiliğinden doğal ve kendiliğinden bir karakter özelliği taşıyorlar. Bunu neden yapıyor yazar? Acaba mekanlara, nesnelere onların yaşamı demek olan tarihleriyle yeni bir gözle mi bakmamızı istiyor? Belki de. Ne olursa olsun; okuması keyifli, az da zorlayıcı, ayrıca biraz da Cortazar'ı hatırlatan anlatımıyla Echenoz 'un ilgimizi hak ettiğini düşünüyorum. (CemCBG)

Kısa yazılardan oluşan bir kitap. Yazarın alıştığımız hızlı okunan, kısa cümlelerle kurulu üslubu bu kitapta da mevcut. Ancak diğer eserlerine göre daha karmaşık ve kapalı bir anlatımı var. (Yusuf Atay)

--reklam--

Kraliçenin Huysuzluğu PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Jean Echenoz - Kraliçenin Huysuzluğu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kraliçenin Huysuzluğu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Jean Echenoz Kimdir?

Fransız yazar Jean Echenoz, 1947’de doğdu. Sosyoloji eğitimi gördü. Echenoz’un duru bir dil ve üslup haline getirdiği süssüz anlatımı, Fransız edebiyat çevreleri tarafından büyük ilgi ve takdir topladı. Fransa’da "Fransız edebiyatının son yıllarda yetiştirdiği en büyük ustalardan" sayılan Echenoz, 1983 yılında yazdığı "Cherokee" adlı romanıyla Médicis Ödülü’nü aldı. 1989’da yayımlanan "Lac" adlı eseriyle de Avrupa Edebiyat Ödülü’ne değer görüldü. Yazarın Doğan Kitapçılık tarafından yayımlanan Türkçe’deki ilk romanı "Ben Gidiyorum", 1999 yılında Fransa’nın en saygın edebiyat ödülü olan Goncourt’u kazandı.

1999 Goncourt Ödülü (Ben Gidiyorum)

1989 Avrupa Edebiyat Ödülü (Lac)

1983 Médicis Ödülü (Cherokee)

--reklam--

Jean Echenoz Kitapları - Eserleri

  • 1914
  • Koşmak
  • Bir Yıl
  • Şimşekler
  • Ravel
  • Jerome Lindon
  • Kraliçenin Huysuzluğu
  • Casus
  • Göl
  • Ben Gidiyorum
  • Piyano
  • Sarışın Bombalar

--reklam--

Jean Echenoz Alıntıları - Sözleri

  • Birkaç yıldan beri, bu adamın iki gülüşü olduğunu farkediyorum: o küçük, haşin gülüş, ve bir kitabı beğendiğinde, kitabın satışları iyi gittiğinde, sizi görmekten memnun olduğunda, onu mutlu eden bir şey olduğunda, ama özellikle, yakınlarının başına iyi bir şey geldiğinde beliren o büyük, sıcak gülüş. (Jerome Lindon)
  • Bir cümlede tekil şahıs kullanmak mümkünse, tekil her zaman çoğuldan iyidir. (Jerome Lindon)
  • cılız, cansız, gösterişsiz ama inatçıdırlar, hayatta küçücük bir rolleri vardır, hayatta küçücük bir rolleri olduğunu bilirler ve buna sıkı sıkıya tutunurlar. (Ben Gidiyorum)
  • kendinden memnun olabilirdi, ama her zaman olduğu gibi yine memnun değil. (Koşmak)
  • Ama, nasılsa bir gün ölünmeyecek mi, şimdi olsun, karanlığın ortasında her şey berbat oldu zaten, yağmur, dikenler, soğuk, en iyisi umutsuz bir ameliyat öncesinde, anestezisti gülümsemeyle karşılar gibi, hemen şimdi yitirelim bilincimizi, olsun bitsin. (Bir Yıl)
  • "Kuş uçar, balık yüzer, insan koşar." Emil Zapotek (Koşmak)
  • ’işte böyle, dedi , victoire - kendimi kaybettiğimi düşünüyorum. - bu çok da kötü bir şey değil, dedi ,.poussin kendimizi kaybetmezsek kaybolur gideriz ...’’ (Bir Yıl)
  • ... düşüşün hem öznesi hem de dikkatli izleyicisi, aklına itaat etmeyen bir bedenin içine canlı canlı gömülmüş, kendi içinde bir yabancının yaşadığını görüyor. (Ravel)
  • Pek bir şey yok, diyor, önemli bir şey yok. Zaten bu sağcı bir gazete , öyle ya. (Ravel)
  • Dinle, diyor bir süre sonra, her rekor kırdığımızda gelip birbirimizi kutlamaya kalkarsak işin içinden çıkamayız. Bu işin sonu yok. Çünkü, yani, ben, daha çok rekor kıracakmışım gibime geliyor. Her defasında bu kadar mesafeyi kat etmeden birbirimizi kutlamanın en iyi yolu belki de beraber yaşamak? Ne dersin? (Koşmak)
  • ...otuz gun bittikten sonra, başka günler ve başka haftalar birbirine eklenince, yağmurlar başlayıp günler kısalmaya, havalar soğumaya yüz tutunca, işlerin düşünüldüğü gibi olmayacağı anlaşıldı. (1914)
  • Şubat ayının bir sabahı, önceki akşamdan hiçbir şey anımsamayan ve Felix'in yatakta, yanı başında ölmüş olduğunu gören Victoire, valizini hazırladı, bankaya uğradı, ardından bir taksiye atlayıp Montparnasse Garı'na yollandı. (Bir Yıl)
  • Oysa, çalmaya devam ederken bir bulutun dağılıp sessiz mavi bir gökyüzünü ortaya çıkarması gibi, uğultunun dağıldığını hissetti. Dinleyicileri büyülemekte, bir boğa gibi kendine getirmekte, dikkatlerini yoğunlaştırmakta, onları zapt edip kıstırmakta olduğunu fark etti. Bir süre sonra, salondaki sessizlik, müziğin kendisi kadar cafcaflı, çekici ve güçlü oldu. (Piyano)
  • Sır hep iyi bir şeydir. (Koşmak)
  • En iyisi tesadüfen karşılaşmayı beklemek,hepsinden önemlisi de hiç beklemiyormuş gibi görünmek. (Ben Gidiyorum)
  • 1927'nin son günlerinden biri, sabahın erken saati. Her gece olduğu gibi az ve kötü uyumuş Ravel'in her sabah olduğu gibi keyfi kaçmış durumda, hatta nasıl giyineceğini bile bilmiyor, keyifsizliğini arttıran başka bir olgu da bu. (Ravel)
  • Aures habet, et non audet (Kulakları vardır ama duymazlar) (1914)
  • ve çok yoğun bir yağmur, sanki sessizlik yaratmak ister gibi (Şimşekler)
  • Askerler bir yandan yürüyor bir yandan da yol kenarlarında toplanmış kadınlara bakıyorlardı, bazen genç ve güzel olanlara da rastlanıyordu. (1914)
  • "... diğerleri gibi buruşturup çöp sepetine atıyor:dolu çöp sepeti aktif bir adam anlamına geliyor." (Casus)