Kitap Künyesi
Yazar: Platon
Çevirmen: Lütfi Ay
Çevirmen: Erol Güney
Yayın Evi: Sosyal Yayınları
İSBN: 9786054177783
Sayfa Sayısı: 31
Kritias Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Platon, hiç kuşku yok ki düşünce tarihinin en önemli ve etkili filozoflarından biridir. Felsefenin kurumsallaşmasına ve felsefede yazılı geleneğin oluşmasına katkıda bulunmuş, iki dünyalı metafiziğiyle bütün bir Ortaçağ düşüncesini belirleyecek olan idealist felsefe geleneğinin başlatıcısı olmuştur. Hıristiyan Ortaçağ felsefesine ve İslam düşüncesine etkisi bakımından da ayrıca önem taşıyan Platon, düşünce tarihi boyunca tartışılan tüm problemleri yüzlerce yıl öncesinden ele almış ve ilk büyük felsefi sistemi inşa etmiştir.
Kritias, Platon'un geç dönem diyaloglarından biridir. Diyaloğa adını veren Kritias, yaptığı uzun konuşmasında eskiden rahiplerin anlattığı ve Solon'un da kaydettiği savaşlardan, Akropolis'ten, şehrin yapısından ve nasıl kurulduğundan söz eder. Platon'un kayıp ada Atlantis'ten de söz ettiği bu diyalog, aynı nedenle felsefe dışı alanlar açısından da büyük önem taşır.
Erken dönem diyaloglarından olan Kharmides ise, bilgelik konusunu ele alır. Ölçülülük, bağlantılı ele alınan bir başka konudur. Diyalog, Kharmides'in bahsettiği dört bilgelik tipinden hiçbirini onaylamayan Sokrates'in bakış açısıyla, bilgeliğin ne olduğundan çok ne olmadığı noktasına varılmasıyla sonuçlanır.
Kritias Alıntıları - Sözleri
- "On hükümdar, tek başlarına, tanrıdan diledikleri kurbanı kendilerine yakalattırmasını dua ediyorlar, sonra, ellerine hiç demirden silah almayarak sopalar, kementlerle boğaları yakalamaya çıkıyorlardı. Yakaladıkları boğayı sütunun yanına getiriyorlar, hayvanı, üzerindeki yazıları kanıyla sulayacak gibi sütunun üzerinde kesiyorlardı."
- “En dış toprak halkasını çeviren duvarı, sıva yerine, boydan boya tunçla kapladılar; iç toprak halkaların duvarını erimiş kalayla, asıl Akropolis’i çeviren duvarı da ateş parıltılı oreikhalkon’la örttüler.”
- “İnsanlara tanrılardan söz ederken onları tatmin etmek, gerçekten biz ölümlülere, ölümlülerden söz etmekten daha kolay gibi görünüyor. Çünkü dinleyenlerin, kendilerine bu kadar yabancı olan meseleler üzerinde görgüsüz ve kara cahil olmaları, bu konuda söz söylemek isteyenlerin işini pek kolaylaştırır; zaten tanrılar hakkındaki bütün bilgimizin de ne olduğu belli.”
- “Şimdi tanrıdan, çoktan beri var olduğu halde sözlerimizin yeniden yarattığı tanrıdan, söylediklerimizden doğru olanlarını korumayı emretmesini, istemeyerek yanlış bir söz söylemişsek, bize gereken cezayı vermesini dilerim.”
- “Beslenme ve yetişme bakımından bunların ihtiyacı olan her şeyleri vardı; ama içlerinden kimsenin yalnız kendine mahsus hiçbir şeyi yoktu; her şeyin aralarında müşterek olduğunu kabul ediyorlardı; hem öteki yurttaşlardan yaşamalarına yetecek şeylerden fazlasını istemiyorlar, hem de dün tasarladığımız muhafızların sözünü ederken onlara yakıştırdığımız bütün işleri görüyorlardı.”
- “Tapınağın içine altın heykeller dikilmişti. Hele bir savaş arabasının içinde, ayakta, altı kanatlı atı koştururken görülen tanrı heykeli o kadar büyüktü ki, başı tavana değiyordu.”
- "Unutma ki, Kritias, korkaklar hiçbir zaman zafer anıtları dikememişlerdir. Sözlerine cesaretle başla."
- “Göklere, tanrılara ait şeylerin sözünü ederken, söylediklerimizin onlarla pek küçük bir benzeyişi de olsa, buna kanarız; ama insana ait, ölümlü şeyleri ince eler, sıkı dokuruz. Onun için şimdi konuşurken, söylenmesi gereken şeyleri iyice anlatamazsam, hoş görmelisiniz; çünkü unutmamalıyız ki ölümlü şeyleri insanların umdukları gibi tasvir etmek kolay değil, zordur. İşte ben de Sokrates, size bunu hatırlatmak, anlatacaklarımı daha az değil, daha çok hoşgörüyle karşılamanızı istemek için bütün bunları söyledim.”
- "... erkek olsun kadın olsun, topluluk halinde yaşayan bütün canlı varlıklarda tabiat, her cinse mahsus olan yetenekleri her iki cinsin beraberce kullanabilmesini istemiştir."
- “Efsaneler, eski şeylerin araştırılması, ancak şehirlerde boş vakit kaldığı zaman, bazı kimseler yaşamak için gerekli şeylere kavuştuktan sonra baş göstermiştir, önce değil.”
- inandırma kuvvetiyle ruhlarımıza istedikleri gibi hükmettiler. işte bütün ölümlüleri böylelikle güttüler.
- "Gerçek bahtlılığın ne olduğunu bilmeyenlere de artık birer zorbadan, birer açgözlüden başka bir şey olmadıkları zaman, büsbütün güzel, büsbütün bahtlı göründüler."
- “Yerleştikten sonra da kendi malları, kendi yetiştirmeleri olan bizleri, çobanların sürülerini besledikleri gibi beslediler. Ama, hayvanlarını sopa ile otlatmaya götüren çobanlar gibi vücutlarımıza eziyet ederek değil; onlar, dümeninin başında gemisini idare eden gemici gibi, hayvanların en kolay idare edildiği yerden, yani arkadan, inandırma kuvvetiyle, ruhlarımıza istedikleri gibi hükmettiler. İşte bütün ölümlüleri böylelikle güttüler.”
- “Vaktiyle tanrılar bütün dünyayı, yer yer, kendi aralarında paylaşmışlardı. Kavgasız, gürültüsüz bir paylaşma, çünkü ne tanrıların kendilerine uygun düşecek şeyleri bilmeyeceklerine inanmak doğru olur, ne de bildikleri halde anlaşmazlıktan faydalanarak ötekilerinin elinden almaya kalkışacaklarına.”
- “Sel gibi yağmurlu bir gece, onu örten toprağı alıp götürerek, çırılçıplak bırakmıştı.”
Kritias İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Metinde eski yunan tanrılarının elinden çıkma Atlantis'in nasıl olduğu anlatılıyor. Ayrıca kısmen Akropolis (Bergama/İzmir) ve Atina döneminin toprak bütünlüğüne ve bölgelerine ilişkin bilgiler edinmek mümkün. (Hasan Furkan Efeoğlu)
Uzun zaman önce Platon'la sabahladığım günlerden kalan bir kitap. Peki ne var bu kitapta diye baktığımızda: Kritias sazı eline alıp bize şu kayıp Atlantis'i var ya işte onu anlatmaya koyuluyor. Tabii önce kendi memleketine methiyeler dizip sonra başlıyor Atlantis'e methiyeler dizmeye. Diline baktığımızda çok yalın ve anlaşılır bir dil mevcut çok fazla felsefe bilgisinede ihtiyaç duymayan bir kitap. Lakin bazı isimlerde durup kim olduğuna internetten bakmakta fayda var ne de olsa isimler birbirine çok benziyor. Atlantis'i bir de Kritias dinleyin derim. Kitapla kalın. (bhmflzf)
Platon'un geç dönem eserlerinden biri olan Kritias'da Poseidon'un Atlantis yaratımı, Atlantis adası ve miti anlatılır. (ayrıca Atlantis mitine Timaios diyalogunda da yer verilmiştir.) Eser nedeni bilinmeyen sebep/lerden ötürü yarım kalmıştır. Diyalogtaki konuşmacılar: Kritias, Timaios, Hermokrates ve Sokrates. Eserin neredeyse tamamında Kritias konuşmuştur, yani miti anlatan Kritias'tır. Daha fazla bilgi için değerli çevirmen ve yazar Cengiz Çevik'in videosu: https://youtu.be/iz96vM8spJg (Lâertios)
Kitabın Yazarı Platon Kimdir?
Antik/klasik Yunan Filozofu, Matematikçi, Felsefi Diyaloglar Yazarı ve Batı Dünyasındaki İlk Yüksek Öğretim Kurumu Olan Atina Akademisinin Kurucusu
Eski Yunan filozofu (Atina İ.Ö. 428-ay.y.İ.Ö. 348/347). Soylu bir ailenin oğlu olan Eflatun (ya da Platon), parlak bir Öğrenim görerek, sanatın her dalında kendini gösterdi (çok genç yaşta şiirler, trajediler yazdı); Kratilos'tan bilim dersleri aldı. Sokrates'le tanışınca (İ.Ö. 407) felsefeye yönelip, gerek beden, gerek kafa yapısı bakımından siyasete yatkın olmadığından, o karışık yıllarda siyasetten uzak kaldı. Demokrasiyi küçümserken, Otuzlar Meclisi'yle iktidara gelen dostlarının yönetimini daha da beter buldu. Sokrates'in Ölümünden sonra Megara'da Eukleides'in yanına çekildi; sonra yolculuklar yaparak Kyrene'de matematikçi Theodoros'la tanıştı. Mısır'a bir yolculuk yapıp, İtalya'ya giderek Tarento ve Lokroi'deki pyhthagorasçı çevrelerle ilişki kurdu. İ.Ö. 388'e doğru Dionysos'un kaynı Dion tarafından, Syrasos'u oek etkileyemedi. Atina'ya dönerek, Akademi Gymnasionu'nda Yunanistan'ın dört bir yanından gelen Öğrencilere ders verdi. İ.Ö. 367 ve İ.Ö. 361'de iki kez daha Sicilya'ya gittiyse de, Genç Dionysos'u da etkilemeyi başaramadı ve felsefe ile tiranlığı bağdaştırmaktan vazgeçti. Atina'ya dönüp, Akademi'de ders vermeyi sürdürerek, söylentiye göre bir şölen sırasında öldürüldü.
Eflatun'un bütün yapıtları günümüze kalmıştır: Felsefe ve felsefeyle bağlantılı konularda yazılmış 26 diyalog. Karşılıklı konuşmalar biçiminde yazıldıkları için bunlara "diyalog" denirse de, tümünü diyalog diye adlandırmak belki doğru olmaz; çünkü, sözgelimi Sokrates'in mahkemede yaptığı konuşmayı içeren Savunma ve daha birkaç yapıtı, temelde monologdur. Gene de, tarihsel kişilere dayansın ya da dayanmasın, bütün yapıtlarını kişilerin ağzından yapılan konuşmalar biçiminde yazdığı için, tümü bu anlamda tiyatrovaridir. Birkaçı dışında, diyalogların tümünde, Sokrates odak kişidir.
Platon Kitapları - Eserleri
- Devlet
- Sokrates'in Savunması
- Phaidon
- Diyaloglar 2
- Şölen - Dostluk
- Gorgias
- Lysis
- Hipparkhos Kleitophon Rakipler
- Protagoras
- Diyaloglar
- Devlet Adamı
- Mektuplar
- Philebos
- Meneksenos
- Euthyphron
- Kriton
- Yasalar
- Timaios
- Ion
- Menon
- Sofist
- Minos
- Lakhes
- Kritias
- Alkibiades I-II
- Parmenides
- Theaitetos
- Küçük Hippias
- VII. Mektup, Dion
- Seçmeler
- Kratylos
- Büyük Hippias - Theages
- Euthydemos - Parmenides
- İkinci Alkibiades
- Kharmides
- Epinomis
- Phaidros
- Devlet III-IV
- Siyaset ve Retorik
- Kleitophon veya Felsefeye Davet
- Parmenides
- Devlet
Platon Alıntıları - Sözleri
- Tanrı sıradan bir kişiyi bile şair yapacak kadar bilge bir şairdir. O ana dek şiirden yana nasipsiz bile olsa aşk'ın dokunduğu herkes şair oluverir bir anda. (Şölen - Dostluk)
- Kurtlar kuzuları nasıl severse Aşıklar da sevgililerini öyle sever. (Phaidros)
- sözü özüne uymayan biri beni sıkar; söyledikleri ne kadar güzel olursa, o kadar sıkar. o zaman da beni söze düşman görürler. (Lakhes)
- "Antropos* ismi sadece yakınındaki canlıları görebilen, gördüğünden farklı bir şey düşünemeyen hayvanların ifade ettiğinden farklı bir anlam ifade eder." *İnsan (Kratylos)
- “Benim gibi bir kimseyi kolay kolay bulamayacaksınız. Onun için, size, kendinizi benden yoksun bırakmamanızı öneririm.” (Sokrates'in Savunması)
- Evet birleştiren şey sevinç ve acı ortoklığı değil midir? (Seçmeler)
- Ruha ait şeylere bakalım; bunlar ölçülülük, doğruluk, cesaret, kolay öğrenme, zihinde tutma, iyi yüreklilik ve daha başka benzer şeyler... (Menon)
- Ya sen adaletin ne olduğunu bilmiyorsun ya da onu benimle paylaşmak istemiyorsun (Kleitophon veya Felsefeye Davet)
- O halde, sence, söz, söylenen; görüş, görülen; işitiş, işitilen şey midir? Yoksa, söz başka, söylenen şeyler başka; görüş başka, görülen şeyler başka; işitiş başka, işitilen şeyler başka mıdır? (Minos)
- Eğer bir resme gereğinden fazla yaklaşırsan resimden hiçbir şey anlayamazsın. (Theaitetos)
- Devletler yeniden düzenlenmedikçe, kanunların daha iyi bir hale getirilmelerine imkân yoktur. (Mektuplar)
- “İnsanlara tanrılardan söz ederken onları tatmin etmek, gerçekten biz ölümlülere, ölümlülerden söz etmekten daha kolay gibi görünüyor. Çünkü dinleyenlerin, kendilerine bu kadar yabancı olan meseleler üzerinde görgüsüz ve kara cahil olmaları, bu konuda söz söylemek isteyenlerin işini pek kolaylaştırır; zaten tanrılar hakkındaki bütün bilgimizin de ne olduğu belli.” (Kritias)
- YABANCI: Sanırım henüz aşk avına dikkat etmedin. THEAİTETOS: Dikkat etseydim ne olurdu? YABANCI: Bu avın hediye olmadan yürümediğini görürdün. (Sofist)
- "İyi şeyler istiyorum ancak farkına varmadan tanrılardan kötü bir şey istememek çok zorlu bir iş." (Alkibiades I-II)
- Dilde yapılacak yanlışlık, sadece dile değil aynı zamanda ruha da kötü etki eder. (Phaidon)
- Oysa, çoğunlukla, doğa ve yasalar birbirine karşıttır. Bu nedenle, insan utanıp düşündüğünü söylemekten çekinirse, sözleri birbirini tutmaz olur. (Diyaloglar 2)
- gevezelik ciddi araştırmaların eğlencesi olur. (Philebos)
- “Önemli olan yaşamak değil, iyi yaşamaktır.'' (Kriton)
- _O halde aldanmıyorsam, kötülük kalmadığı zaman bile dostluk vardır. _Vardır. _Dostluğun sebebi gerçekten kötülük olsaydı dostluğun da ortadan kalkması gerekirdi: çünkü sebep yok olunca sonucu da yok olur. (Lysis)
- Seyircilere dikkat etmeliyim çünkü onları ağlatırsam alacağım para beni güldürür, onları güldürürsem alacağım para beni ağlatır. (Ion)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin