Küçük Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi - Maksim Gorki Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap

Küçük Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi kimin eseri? Küçük Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi kitabının yazarı kimdir? Küçük Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi konusu ve anafikri nedir? Küçük Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi kitabı ne anlatıyor? Küçük Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi kitabının yazarı Maksim Gorki kimdir? İşte Küçük Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap Künyesi

Yazar: Maksim Gorki

Çevirmen: Şerif Hulusi

Yayın Evi: Ortam Yayınları

İSBN:

Sayfa Sayısı: 128

Küçük Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Küçük Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi Alıntıları - Sözleri

  • Düşünce insanın düşmanıdır...
  • "Biliyoruz ki, küçük burjuva bütün düşünceleri ve bütün duyguları ile tamamiyle bireycidir. Küçük burjuvanın başka türlü olmak elinden gelmez. Çünkü, küçük burjuvanın bireyciliği burjuva toplumunun asıl temelini oluşturan "kutsal özel mülkiyet kurumu"na dayanır. Her küçük burjuva felsefesinin hedefi, insanları, "özgürlük, eşitlik ve kardeşlik" yoluna, "sınıflar arasındaki asude işbirliği" yoluna götürebilecek biricik temel olarak bu "kutsal özel mülkiyet kurumu"nu güçlendirmek ve haklı göstermektir."
  • Küçük burjuva şuna inanmıştır: Din ahlakın temelidir, din olmadıkça devlet de olamaz. Oysa burjuva devletinin ahlaksız olduğu, hırsızlığa, yağmaya, emekçi halkın sömürülmesine dayandığı gün gibi apaçıktır.
  • "Ölümün yüreklere saldığı korku, dinlerin yaratılmasına sebep olduğundan dolayı kötüdür, zararlıdır."
  • "Yalan çok uzun zamandan beri elde ettiği mevkiini sağlamlaştırmıştır."
  • "Bu ne bayağılık..."
  • Küçük burjuvanın temel koşulu şudur: "Böyle gelmiş, böyle gider". Bu kelimelerin çıkardığı ses bir saat rakkasının otomatik hareketini düşündürür. Küçük burjuvazi gerçekten, sahiden çürümektedir. Tıpkı "her balık baştan kokar" dedikleri gibi.
  • "Küçük burjuva şuna inanmıştır: Din ahlakın temelidir, din olmadıkça devlet de olamaz. Oysa burjuva devletinin ahlaksız olduğu, hırsızlığa, yağmaya, emekçi halkın sömürülmesine dayandığı gün gibi apaçıktır."
  • Büyük ve güzel bir yaşama susamışım. Oysa, yaşadığım yaşam öyle cılız, öyle ilgi çekici olmaktan uzak ki. Kasvetli günleri tespih çeker gibi bir bir çekiyorum....
  • Kişi durmadan çığlığı basmaktadır. Çünkü kendisinde bir ikilik bulunduğunun farkındadır.
  • "Ne sevimli, ne ilginç, ne eşi bulunmaz insanım, ama, gel gör ki, bırakmıyorlar dilediğim gibi yaşayayım"
  • Z yoldaş X yoldaşla niçin bir düşmanla tartışır gibi tartışıyor?
  • Bu "bağımsızlık" dediğiniz şey de ne demek?
  • Bilinç insanın başına gelebilecek en büyük beladır..
  • Misyoner vahşiye sormuş: - Ne istersin? demiş. Vahşinin verdiği karşılık çok sadedir: - Çok az çalışmak, çok az düşünmek, ve daha çok yemek.

Küçük Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Maksim Gorki- Küçük Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi: Gorki’nin kendine gelen mektuplara cevaben, küçük burjuvazinin vurdumduymazlığını, kapitalist rejim ile hümanizm arasındaki çelişkileri irdeleyen eseri. Küçük burjuvazi, yükselme istekleri ile büyük burjuvaziye yakın; açlık sınırından ve “itibarsızlıktan” korktukları için de proletaryadan uzak seyreden bir ara sınıf olarak görülebilir. Bu insanlar, büyük bir burjuva gibi üretim aracına sahiplerdir fakat üretim esnasında kendileri de proleter gibi çalışıp ter döker. -Hem kendi tarlasına sahip hem de bu tarlayı ekip biçip hasat eden bir çiftçiyi düşünülebilirsiniz - Gorki’ye göre düşünce yapılarının temelinde “Çok yemek, pek az çalışmak, pek az düşünmek.” ve “ Böyle gelmiş böyle gider.” benzeri otomatik düşünceler yer alır. Ki bu düşünceler 1914-1918 yılları arasında yaşanan Birinci Dünya Savaşı’nda çektikleri zorluklarla da değişmemiştir. Küçük burjuvazi görüp geçirdiği savaşa rağmen, halk kitlelerine uygulanan zulme sessiz kalmaya ve savaşa destek olmaya devam etmiştir. “Savaştan alınan korkunç dersler, sivrisineklerin, kurbağaların, hamam böceklerinin alışkanlıklarını nasıl hiç bir şekilde değiştirmemişse, küçük burjuvazinin de psikolojisini hiç mi hiç değiştirmemiştir.” -Benim en çok dikkatimi çeken kısımlardan birinde- Gorki, bilerek ya da bilmeyerek küçük burjuvazinin düşüncelerini destekleyen Rus yazın dünyasına tepkisini de ortaya koyuyor. Tepki gösterdiği ünlü yazarlar: Gogol, Dostoyevski, Tolstoy, Andreyev. Gorki’ye göre birtakım kitaplarda, akla ve düşünceye karşı bir tutum takınılmakta ve Avrupa’daki küçük burjuvazinin eline koz verilmektedir. Rus edebiyatının içine küçük burjuvazi hamuru katılmaktadır. Eserin bir kısmında burjuvazinin temellerinin yavaş yavaş çürüdüğü ve Sovyet Rusya’nın kayda değer ilerlemesinin getirilerinden bahsedilmekte. Gorki’ye göre tüm bu ilerlemeler küçük burjuvaziyi mahvedecek güçte. Gorki’nin yalnızca küçük burjuvaziyi yerden yere vurduğunu söylemek yanlış olur. Yedisinden yetmişine, “gerçek” aydınından köylüsüne kadar kendi insanını övdüğü gibi; yine kendi insanını yermesini de biliyor. Kapitalist üretimin temelindeki sömürge mekanizmasının iki temel taşı olan proletaryanın ve burjuvazinin varlığı yadsınamaz. Küçük burjuvazi, bu iki sınıf arasındaki uzlaşmazsızlığın ortasında kalan; sığ düşünceli, kafası karışık ve “Özgün ve ayrı bir sınıfız.” düşüncesini direten tehlikeli bir ara sınıf. Eğer ki küçük burjuvaziyi ve Maksim Gorki’nin onlara dair düşüncelerini daha net anlamak isterseniz, kolaylıkla okuyabileceğiniz bir eser. (Eda)

"küçük burjuvaların temel niteliği kendisinin bir tek,eşsiz olduğuna inanmasıdır.o nedenledir ki hiç bir törenden eksik olmaz. bütün düğünlerde damat bütün gömmelerde ölü olan odur." Diye başlayalım söze. Maksim Gorki düşüncelerini kendine gelen mektuplara cevap vererek açıklamış. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın felsefesini güden, toplumsal olaylarda pasif rol oynayan, hiç bir şeyin değişmeyeceğini inanan bir toplumu resmetmiş. Devrimin yaptıklarından, yapacaklarına, Emekçi ve köylü sınıfın kendini yetiştirdiğinden, gözünün açıldığından bahsetmiş. Zamanın aydınlarını hiç bir şey yapmamakta suçlamış, oysa üzerlerine düşen sorumluluğun ne kadar önemli olduğuna değinmiş. Ve şöyle demiş. "küçük burjuva; uzun yıllar sürecinde oluşmuş düşünce ve alışkanlıkların dar çemberi içinde sıkışıp kalmış, bu çemberlerin dışına çıkamayıp, kurulu makine gibi düşünen bir varlıktır. ailenin, okulun, kilisenin, "insaniyetçi" edebiyatın etkisi, "kanunların ruhu", burjuva "gelenekleri" denilen bütün şeylerin etkisi küçük burjuvaların kafalarında bir saatin çarklarına benzer. küçük burjuva düşüncelerinin küçük çarklarını, küçük burjuvanın rahatına düşkünlüğünü harekete getiren bir zemberek, pek karmaşık olmayan bir cihaz yaratır. küçük burjuvaların bütün duaları belagat niteliklerini hiç kaybetmeyen şu kelimelerden ibarettir: "tanrım, bize acı!" Küçük Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi, kitabı aslında kısacık toparlayacak olursak dönemin bir kapitalizm eleştirisidir. Kitapla kalın efenim :) (Betül)

Maksim Gorki’nin kendisine gelen mektuplarda sorulan sorulara ve yazılanlara verdiği cevapların derlenmesi ile oluşan eseri. Kimdir küçük burjuva? Çok değişim yaşanmış olsa da bugün orta sınıf denilen -burjuva demek hakaretle eş değer görülür- ekonomi çarkının dönmesini sağlayan en önemli dişlidir. Aynı zamanda toplumun çoğunluğunu oluşturan kesimdir. Büyük burjuva zaten yeterince eleştirilir. Köylü ya da alt sınıf(fakir, işci, yoksul) aydınlatılmaya, geliştirilmeye ihtiyaç duyar. Bu yüzden biraz bilen, öğrenen ancak değişmeyen, düşünmeyen ve batıl inançların pençesinde kıvranan küçük burjuva vardır, Gorki’nin hedef tahtasında. Her ne kadar Ruslar için yazmışsa da herkes için geçerlidir. Tabii bu her devlet veya toplum için geçerli midir? Herhalde değildir. Gelişmiş ya da gelişmekte olan devletlerdir kasıt ya da içinde küçük burjuvayı büyük bir kitle olarak barındıran devletler. Somali’de pek geçerli değildir, orta sınıfın ortaya çıkması ekonomik gelişmişliğine bağlıdır. Önce basit ‘ekmek’ lazım onlara. Orta sınıf hep yerinde sayar, ne ileri ne geri. Böyle olması lazım, çünkü kapitalizmin sürdürülebilmesi biraz da buna bağlıdır. Çok çalışmak istemez ama iyi para ister, pek düşünmek istemez çünkü onun yerine düşünenler vardır. Düğünlerde hep bulunur, cenazelerde gömülen odur, oy vermek için sıranın en önünde bulunur, çağrıldığında ilk o koşar. Parazittir biraz. Batıl inançlar zihnini esir almış. Bu yüzden değişimin önündeki en büyük engel olarak görür küçük burjuvayı. Bunun böyle olmasının tarihsel faktörlerini sıralar ancak küçük burjuvayı eleştirmekten geri durmaz. Kimleri eleştirmemiş ki Gorki; Dostoyevksi, Tolstoy, Andreyev’i. Çünkü ona göre halk aydınlanması için aydınların da bir şey yapması gerek. Bu yüzden bu yazarları pek bir şey yapmamakla suçlar. Hatta yapmamalarını geçelim, bazı düşüncelerinin toplum için sakıncalı olduğunu da belirtmiştir. Sonra dinin kişiyi pasifize etmesine değinir, oradan devletin ideolojik dişleri arasında ezilmemize gelir. SSCB'nin yaptığı işlere de değinmiş, övmüş ve çağdaş devletlerle karşılaştırmalar yapmıştır. Savaş, silahlanma, eğitim, sağlık, Doğu-Batı çatışması üzerine çok doğru tespitlerini sıralıyor. Sadece burjuva ve kapitalizm eleştirisi yok aynı zamanda aşk, ölüm ve felsefe üzerine düşünceleri de var “Tarih, ırk, milliyet, sınıf peşin hükümlerinden kurtulmuş yeni bir insanın ortaya çıkmasını istiyor.” Sohbet havasında yazılmış, kolay okunan bir eser İyi okumalar. (Kenan)

Kitabın Yazarı Maksim Gorki Kimdir?

1892 yılında Tiflis'te, Kafkasya Gazetesi'nde çalışmaya başladı. Yoksullukla ve acıyla dolu bir hayat sürdüğü için Rusça'da acı anlamına gelen Gorki takma adını kullanmaya başladı. 1895'te St. Petersburg'da yayınlanan bir dergide çıkan Çelkaş adlı öyküsü ile ünlendi. Ardından Yirmi Altı Erkek ve Bir Kız öyküsü yayınlandı.

Ünü hızla yayıldı. Bu öyküler kadar başarılı olmayan bir dizi roman ve öykü daha yazdı. Gorki'nin 1898 yılında yayınlanan ilk kitabı Hikâye Denemeleri (Очерки и рассказы) çok beğenilir ve yazarlık kariyerinin başlangıcı sayılır. İlk romanı Foma 1899'da basıldı. Bu dönemde sağlam bir olay örgüsü kuramaması ve yaşamın anlamı üzerine uzun felsefik tartışmalara girmesi romanlarının başarısını düşürür. 1906'da yazdığı ve Rus Devrimi'ne adadığı Ana en başarılı romanıdır. 1899-1906 arasında St. Petersburg'da yaşar. Gorki, Çar rejimine açıkça karşı çıkmış ve bu yüzden birçok kez tutuklanmıştır. Çarlık tarafından kontrol ve baskılara maruz kalmıştır. 1901'de Fırtına Kuşunun Türküsü isimli kısa şiiri yüzünden tutuklandı. Kısa sürede serbest kaldı, Kırım'a gitti.

Gorki birçok devrimci ile tanıştı. Lenin'le tanıştığı 1902 yılından itibaren aralarında yakın bir arkadaşlık oluşmuştur.

1902 yılında Rusya Edebiyat Akedemisi'ne seçilir. Ancak Çar II. Nikolas buna izin vermez. Anton Çehov ve Vladimir Korolenko bu tavrı protesto eder ve Akademiden ayrılır.

Başarısız olan 1905 Rus Devrimi sırasında Peter ve Paul Kalesi'nde kısa bir süre daha hapis kalır. Gorki Güneşin Çocukları adlı oyununu yazar.

Oğlunun Mayıs 1935'teki ani ölümünü takiben Gorki de, 1936 yılında Haziran ayında öldü. Her ikisinin de ölümü şüphe altındadır. Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır. Gorki'nin cenaze töreninde tabutu taşıyanlar arasında Stalin ve Molotov da yer alacaklardır.

1938'de Buharin'in mahkemesinde Gorki'nin NKVD başkanı Yagoda tarafından öldürüldüğü itiraf edilmiştir.

Maksim Gorki Kitapları - Eserleri

  • Ana
  • Ekmeğimi Kazanırken
  • Benim Üniversitelerim
  • Arkadaş
  • Çocukluğum
  • Üçler

  • Foma
  • Özgürlük
  • Soytarı
  • Bozguncu
  • Fırtınanın Habercisi
  • Taşralı Oblomov Matvey Kojemyakin 1. Cilt
  • Taşralı Oblomov Matvey Kojemyakin 2. Cilt

  • Mujik
  • Yol Arkadaşım
  • Ayaktakımı Arasında
  • Küçük Burjuvalar
  • Aşk Rüyası
  • Yaşanmış Hikayeler
  • Yararsız Bir Adam

  • Serçecik
  • Bozkırda
  • Ekmek İşçileri
  • Günlüğümden Notlar
  • Acı Günler
  • İnsanlarımız
  • Tolstoy'dan Anılar

  • Klim Samgin'in Yaşamı 40 Yıl (1. Cilt)
  • Klim Samgin'in Yaşamı 40 Yıl (2. Cilt)
  • Klim Samgin'in Yaşamı 40 Yıl (3. Cilt)
  • Klim Samgin'in Yaşamı 40 Yıl (4. Cilt)
  • Makar Çudra - Çelkaş - Yol Arkadaşım
  • Edebiyat Yaşamım
  • Hainin Anası

  • Zulüm
  • Öyküler
  • Sıkıntı
  • Seçilmiş Öyküler
  • Halkın İçinde
  • Amerika’dan İtalya’ya
  • Seyirciler

  • Yirmi Altı Adam ve Bir Kız
  • Matvey Kojemyakin
  • Üç Uzun Öykü
  • Artamonovlar
  • Edebi Portreler
  • Dede ile Torunu
  • Güneşin Çocukları Barbarlar

  • Stepte
  • Endişe Verici Bir Kitap
  • Gorki’nin Mektupları
  • Konovalov
  • Hapiste
  • Varenka Olesova
  • Ana - İki Şehrin Hikayesi

  • Mujik ve Öyküler
  • Karşılık Görmiyen Aşk
  • Lenin'den Anılar
  • Küçük Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi
  • Danko'nun Yüreği
  • Çanlar Çalınınca
  • Sovyet Öyküleri 2

  • Makar Çudra
  • Toplu Oyunları 1
  • Toplu Oyunları 3
  • Toplu Oyunları 2
  • Şahin Türküsü
  • Buzların Çözülüşü
  • Münzevi

  • Güneş Çocukları
  • İki Oyun: Richard Waverly Davası / Sonuncular
  • Gorki - Otobiyografik Üçleme
  • Unutulmuş Hayatlar
  • Sürgün
  • Körlerin Türküsü
  • Fırıldaqçı

  • Mavi Bir Yaşam
  • İki Arkadaş
  • Anılar&Mektuplar
  • Çelkaş
  • Seçilmiş əsərləri, Birinci cild
  • Hayat Kadını Tereza

Maksim Gorki Alıntıları - Sözleri

  • Haklısın, bizimkiler hikaye uydurmada pek ustadır... Hayatında hiçbir güzel şey bulunmayan bir insanın bir hikaye uydurup gerçekmiş gibi anlatmasında ne kötülük var? Anlatır, masalına kendi de inanır, bir parça avunur. Çok insan böyle yaşar. Engel olamazsın buna... (Konovalov)
  • "... na dinya çewt vıraziya." (Ekmek İşçileri)
  • Mən dünyaya razılaşmamaq üçün gəlmişəm (Seçilmiş əsərləri, Birinci cild)
  • Ruslar, çalışmaya hayrandır, ama ona inanmazlar. Hareketli bir yazar, örneğin bir Jack London, Rusya'da çıkamazdı. (Edebiyat Yaşamım)
  • “Sıcaktan, gürültüden ve yorgunluktan bunalmış, sırtlarındaki paçavraları sürükleyerek sağa sola koşuşan insancıklarla; kocaman gövdeleri güneş altında parıl parıl parlayan makineler arasındaki ayrım korkunçtu. Oysa bu makineleri insanlar yaratmıştı. Üstelik onları harekete geçiren şey de, motordan önce yine insan gücüydü.”.. (Çelkaş)
  • --- Ne kadın be, diye mırıldandı Mişa. Nasıl çalışmış ömür boyu, nasıl sevmiş. Basit ama dokunaklı bir hikaye...!" (Sürgün)

  • Gençliğin verdiği çoşkunlukla kişiliği yepyeni hislerle dolup taşıyordu... (Sürgün)
  • "Tüm insanlar yeryüzünde fazlalıktır. " (Ayaktakımı Arasında)
  • Hepimiz birbirimize hiç değilse görünüşte inanıyorduk. İçten inanmaya gelince, biz kendimize bile zor inanıyorduk. (Şahin Türküsü)
  • “İnsan uzun yaşamaya değil de elden geldiğince çok yaşamaya bakmalıdır.Beş şişe kırmızı şarap yerine bir şişe şampanya içmek hiç kuşku yok ki, daha iyi idi.” (Aşk Rüyası)
  • Bəli...İnsana inanmayın! Çünki o həmişə özündən danışdıqda, yalan danışır! Bədbəxtliyə düşəndə də yalan danışır ki, özünə qarşı çox mərhəmət hissi oyandırsın, xoşbəxt olanda da yalan danışır ki, ona daha çox həsəd aparsınlar, hər bir halda yalan danışır ki, özünə qarşı diqqəti artırsın.. (Fırıldaqçı)
  • belki de düşünce,maddenin bir tür rahatsızlığıdır... (Klim Samgin'in Yaşamı 40 Yıl (4. Cilt))
  • " Çok inançlısın dostum, inanıyor ve güveniyorsun. Ama insanlar çiğ süt emmiştir; onlara güvenmek, onlara inanmak akıl kârı değildir, tehlikelidir, anlayacaksın." (Ekmek İşçileri)

  • Beni hayatın aşkı mahvetti... Hayatı sevdiğim için bir budalaymışım ben... (Arkadaş)
  • Hepimiz birer kahramanız, diyordu, çünkü ölüme mahkûm olduğumuzu kafamızdan atmayı becerebiliyoruz. (Karşılık Görmiyen Aşk)
  • Denizde yangın var! (İnsanlarımız)
  • Bizi kandırmak için Tanrı'yı bile araç olarak kullanmaktan çekinmiyorlar. Ruhumuzu öldürmek istediklerinde onu, yalan ve iftira içinde bırakıyorlardı. ''Bir politikacı, dinden bahsediyorsa bil ki birilerini kandırmaya çalışıyordur.'' (Halkın İçinde)
  • Yaşam kitaplarda asla gerçekte olduğu gibi tasvir edilmez... (Küçük Burjuvalar)
  • "Her sabah nereye gittiğini bilmeden bir işe giden, her akşam nereden çıktığını bilmeden bir işten çıkan, sevmediği hayatı yaşayan, sevmediği işi yapan, sevmediği kişilerle yaşayan, kalabalıklar yüzünden yaşamaya karşı ne bir sevgi, ne de bir sevgisizlik işareti olmadan gelip geçen... Her akşam evinin dört duvarı arasına sanki bir mezara girermiş gibi giren, gecelerini bir sıkıntı yorganının altında yalnız ya da yanındaki yabancı gövdeyle geçiren bütün ölü kentlerin, ölü doğmuş çocukları! Size bu ölü yaşamı hazırlayan "sermaye sahibi egemen sınıftır", bu acımasız oyunun varlığı siz izin verdiğiniz sürece sürecektir." (Günlüğümden Notlar)
  • Yaşam kitabının bir sayfası daha okundu. (Klim Samgin'in Yaşamı 40 Yıl (3. Cilt))