Kitap Künyesi

Yazar: Seray Şahiner

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750734335

Sayfa Sayısı: 152

--reklam--

Kul Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Seray Şahiner’in yeni romanı Kul, sayfalardan çıkacakmışçasına canlı bir karakterle tanıştırıyor bizi… Bu karakterle birlikte İstanbul’u bir umut haritası eşliğinde yeniden keşfediyoruz. Arnavut kaldırımlardan havalanıp cemevlerine, camilere, kiliselere varan; dilek ağaçlarına bağlanmış çaputlarla rüzgâra salınmış umutlar…

İnsan eliyle kurulmuş çelişkilerin ancak Tanrı eliyle değişebileceğine inananlar, dayanacak kimsesi olmayınca ayakta duramayanlar, dünyaya gölgesinden başka kök salamayanlar, ölülerden başka can yoldaşı bulamayanlar konuşuyor Kul’da.

Görülmeden yaşayan bir insanın gördüklerinden bir yaşam kurma özlemi

--reklam--

Kul Alıntıları - Sözleri

  • Umut etmek iyiydi, insanın içinde bir ses oluyordu.
  • Zaten bu insanlar aleminde, organiği değer görmeyen tek şey insandı.
  • Doğurmamış kadınlar için de evlat acısı diye bir şey vardı. Anne olmayanlar için de evlat hasreti diye bir şey, vardı.
  • Mercan oturup ağlamaya başladı. Sırf derdinden değil, biraz da Allah’a kendini suçlu hissettirmek için ağlıyordu.
  • Yine de bir yudum daha içip fincanını kapattı. Bir tane bile erkek müşteri yoktu içerde. Allah erkek kısmına, hiç gam keder, ‘acaba ne olacak?’ vermemiş miydi?
  • Zaten bu insanlar aleminde, organiği değer görmeyen tek şey insandı.
  • Umut etmek iyiydi, insanın içinde bir ses oluyordu.
  • Sokaklarda ilaç niyetine merhaba diyecek bir kişi bulamayıp da televizyona sığınmak ne demek? Sesi uğultu gibi gelene kadar televizyonla baş başa kalmak ne demek?
  • Umut etmek iyiydi, bir ses oluyordu insanın içinde.
  • Dalga boyu aşmıştı, ha bir karış, ha beş karış...
  • Pazar günü şöyle mükellef bir kahvaltı sofrası hazırlayabilir, dizilerdeki kadınlar gibi bir yandan kahvesini yudumlarken bir yandan gazetesini okuyabilir, böylece pekala kendine vakit ayırabilirdi. Gelin görün ki Mercan pazar sabahları merdiven silmeye gidiyordu.
  • İlgilenecek kimsesi olmayınca hayat o hırgür içinde akıp gitmiyordu.
  • Televizyon onun yaşam koçu,stil danışmanı ve aile hekimiydi.

--reklam--

Kul İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Mercan' ın çaresizliğini ta içinizde hissedecek, onunla umutlanacak, onunla çıkmaz sokaklarda kalacak, onunla camii, kilise, falcı.. gezip umut arayacak, kat kat apartmanların merdivenlerini silecek, insanların ağız kokusunu çekecek, acıyan bakışlardan kaçmak için Haydar isimli bir ufaklığın elinden tutacaksınız..tepsiden yemek yemeyi, sadece özel günlerde kullanılan bir takım kıyafeti bir umut yıkayıp ütüleyip beklemeyi, merdivendeki ayak sesini dinlemeyi, balkonundan markete sepet sallandıranlara bile özenmeyi, televizyonu kendine can yoldaşı yapmışları.. hepsini anlayacaksınız. Hani seçilmiş yalnızlık güzeldi?! En büyük mücadelesini pes etmek için veren; anılarını değil hayallerini hatırlamaktan yorgun düşen Mercan' lara selam olsun. Bunca derin, böylesine karamsar meseleleri bile kendine has uslûbuyle ele alıp gülümsetmeyi başarıyor yazarımız. Tabi ağlanacak halimize.. (Enesay)

Kendi halinde kendi dünyasındaki Mercan 'ın yaşadıklarının anlatıldığı bir roman Kul. Yalnız kalmış bir kadın Mercan , fakat yalnızlığını korkuyla karşılarken nasıl güçlü olduğunun farkında değil. Kimseye muhtaç olmadan kendi kendine yetebilirliliğiyle hayat mücadelesindeki yılmayan haliyle Mercan beni kendine hayran bıraktı. Kitap boyunca ben Mercan ı hayranlıkla takip ederken Mercan 'ın çevresinde gördüğü ve televizyonda izlediği kadınlara hayranlık duyması ince düşünülmüş bir göndermeydi. Mercan 'ın hayranlık duyduğu kadınlar üretmek yerine yalnızca tüketim ve popülerlik girdabında dönerek, kaybolmak üzere olan kadınlar. Mercan in yaşadığı küçük bir aksilik sonucu hayran olduğu bu kadınların yok oluşları manidar bir şekilde anlatılmış. (Tayfun Sürücü)

Geçtiğimiz günlerde değerli birisi hediye etmiş, "Orhan Kemal ödüllü. Oku istersen," demişti. O sıralar elimde okumalarım olduğu ve zaten dişe dokunur bir roman olmazsa çok da romandan yana olmadığım için ilk sayfaları okuyup bırakmıştım. Büyük kayıpmış meğer. Bu sabah elde avuçta okuyacak kitap kalmadığı için Kul'u okumaya koyuldum. Yalan olmasın, ikindi ezanı okunurken bitirdim. Bir iki kısa mola dışında da beni bu anlatıdan alabilecek bir şey çıkmadı. Orhan Kemal ödülünü anasının ak sütü gibi hak etmiş, kana kana içmiş, ziyan olur diye bir damlasını bile israf etmemiş. Tamam, kurgu öyle girift, yan olaylarla destekli değil, yalnızca bir Mercan var ve Mercan'ın merdivenlerde, evinde, civarda geçen durumu anlatılmış ama ne anlatmak. Cemevleri, camiiler, kiliseler bile umudu aramanın yerleri oluyor. Okurken "bu kadar basit bir kurguya bu kadar hassas yaklaşmak... Pes!" deme ihtimaliniz epey yüksek. Bir kadının çaresizliği neredeyse eliyle tutup koklayacak, şöyle avucunda evirip çevirip ne garip şeymiş diyecek kadar yüz göz olacak durumunu yine bir kadın olarak çok iyi işlemiş Şahiner. Mutlak büyük bir kentte mutlak küçücük kalmanın, Allah'tan başka müracaat noktası yokken ve Allah'tan umut kesilmezken tutup umudu kesen bir kadının çok ince hikâyesi bu. Aynı zamanda toplumsal cinsiyetin kendi içsel acımasızlığını da görebilirsiniz. Çalışma hayatının avamdaki kadınlar için getirdiği yıkımları da... İyi ki okudum. Yine olsa yine okurum. (Hüseyin HAKAN)

--reklam--

Kul PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Seray Şahiner - Kul kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kul PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Seray Şahiner Kimdir?

1984 yılında Bursa'da doğdu, İstanbul'da büyüdü. İlköğrenimini Oruçgazi İlköğretim Okulu'nda, ortaöğrenimini Pertevniyal Anadolu Lisesi'nde tamamladı. 2007 yılında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi, Gazetecilik Bölümü'nden mezun oldu. 2011'de Marmara Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü'nden, Sinema Anabilim Dalı'nda yüksek lisans derecesi aldı.

'Aylık Paldır Kültür Dergisi Hayvan'da ve Birgün Gazetesi'nde çalıştı. Uzun süre gitar ve resim dersi aldı, izcilik ve dağcılık yaptı. Dönemsel olarak, garsonluk, konfeksiyonda el işçiliği ve makinecilik yaptı.

2006 yılında Varlık Dergisi'nin düzenlediği Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri'nde, "Gelin Başı" isimli öykü dosyası "Dikkate Değer" bulundu. 2007 yılında "Gelin Başı" isimli kitabı Can Yayınları'nca yayımlandı. yazar/Sirri-Sureyya-Onder 'e senaryo asistanlığı yaptı. 2008'de İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda sahnelenen 'Yedi Tepeli Aşk' oyununda, "Gelin Başı" kitabında yer alan üç öyküsü sahnelendi. 2010-2011 sezonunda "Gelin Başı"ndaki öykülerden uyarlanan "İadesiz Taahhütsüz" adlı oyun, Tiyatro Boyalıkuş tarafından sahnelendi. 2011'de ikinci öykü kitabı 'Hanımların Dikkatine' Can Yayınları'nca yayımlandı.

--reklam--

Seray Şahiner Kitapları - Eserleri

  • Antabus
  • Kul
  • Ülker Abla
  • Hepyek
  • Gelin Başı
  • Hanımların Dikkatine
  • Reklamı Atla

--reklam--

Seray Şahiner Alıntıları - Sözleri

  • “Kocası karısına tecavüz etti,” diye haber okudunuz mu? Evliyken olan tecavüzü kimse tecüvüzden saymaz. Cilve falan sanıyorlar herhal: tecoş! Aaa, ben de kocama laf ettirmem. Ne de olsa nikâhlı tecavüzcüm! (Antabus)
  • "Çalışınca her dakikanın kaç lira ettiğini hesaplıyorsun. Taksimetre gibi..." (Hepyek)
  • Dalga boyu aşmıştı, ha bir karış, ha beş karış... (Kul)
  • Başkasının derdi devadır:Bakar bakar, ‘Benden kötüleri de var.’ deyip haline şükreder, kendi derdini unutursun . Vah vah , tüh tüh deyip kafi merhameti gösterdiğin an görevin biter. (Antabus)
  • Yoksulluğunu gelir kapısı, yenikliğini peşinat, haklılığını koz olarak kullanmayanlardan korkmazlardı. (Hepyek)
  • “Bak oğlum,” diyecekti,“küçükten işe girmiş kızdan kaçacaksın bir, bu yaşa kadar okumuş kızdan kaçacaksın o da iki. Bunların gözü açılmış olur. Söyletme oğlum beni... (Antabus)
  • Umut etmek iyiydi, insanın içinde bir ses oluyordu. (Kul)
  • “Bir de baktık süt şişesi kadar bir şey, kafası şeftali kadar. Bu muymuş ayol, dedim, iki gün bizi uğraştıran? Hapşırsan burnundan çıkar.” (Gelin Başı)
  • "Namus, namus" diyenden korkacaksın asıl. (Hanımların Dikkatine)
  • ..ama bu insan milleti, ölü için son görev yapmaya diriye yardım edeceğinde olduğu gibi kaçmaz. Toprağın altına gömülenden, yere düşenden çekindiği gibi çekinmez insanlar...niye? Ölünün başka bir şey isteme ihtimali yok! (Ülker Abla)
  • Erkek kısmı bu, iyi davransan yüz bulduğundan, kötü davransan ağrına gittiğinden musallat olur. (Ülker Abla)
  • Kırkından sonra zurna öğrenen mezarda peşrev yaparmış. (Hepyek)
  • Söylensinlerdi. O da bir sahiplenmeydi. (Hepyek)
  • Birini anlamaya çalışmadan, varlığını kabul etmeyi lütuf olarak gördükçe empati sandığımız şey folklorik hassasiyetlerden öteye geçemiyor. Faşizm kuşaktan kuşağa, kulaktan kulağa dille bulaşan bir hastalık. Belki ben haksızlık ediyorum... Öfkelendiğinizde aklınıza gelen ilk “küfrü” düşünün. Fiili, mesleği, zümreyi karşımızdakine sövgü olarak kullanmanın aslında kimlere hakaret olduğunu... Küfür öğesi olarak kullandığımız insanların iyi yönlerine haber değeri atfettikçe genelev balkonuna asılı tanga don ipi gibi iki arada kalmaktan kurtulamayacağız (Reklamı Atla)
  • Ölüm varlığı kanıtlamakta, yaşamdan daha kuvvetliydi bu âlemde. (Hepyek)
  • Komşularla fazla içli dışlı olmadı hiçbir zaman ama eve yeni eşya alırsa nispet yapmaya çağırırdı.Parmakla gösterilmek isterdi;herkes baksın,"vallahi bu Reyhan Hanım'ın mahareti,asaleti kimselerde yok"desin... (Hanımların Dikkatine)
  • Dediklerimi dinleyip halinize şükredişiniz beni size borçlu kılıyor. Benim en ufak neşemde , umudumda size bir özür borcum var. (Ülker Abla)
  • İnsan bu kadar iç sesle kendi başına mücadele edemez ki. Bir yere aktarmak lazımdı. (Gelin Başı)
  • Kadın dediğin, mutfakta aşçı, salonda hanfendi, yatakta orospu, mutfakta ölü, salonda ölü, yatakta ölü, sokakta ölü olacak! Evde öldürülürse aile kavgasına, sokakta öldürülürse fıtrata kurban gitmiş olacak. Kocası tecavüz ederse, aile içi mesele, tecoş; yoldan geçen adam tecavüz ederse tahrik indirimi. . Kadın haklı beyler... Kadın öldü beyler... Doğrulmuş çükünüze güvenerek iradesini elinden aldığınız, doğrulmuş silahınıza güvenerek canından ettiğiniz kadınlar size ölürayak son güzelliğini yapar; mutlaka ölmeyi, tecavüze uğramayı hak edecek bir hafiflik yapmıştır da bir iyi hâl indirimi hediye ediverir size. Evet kadınlar gerçekten çok narin, çok anaç, çok fedakar yaratıklar... (Reklamı Atla)
  • “Şu kadınlar erkekleri kendilerine bağlamak için yaptıkları beyin mesaisini başka şeylere harcasalar, dünya çok başka bir yer haline gelirdi.” (Gelin Başı)