Kitap Künyesi
Yazar: Ahmet Kabaklı
Yayın Evi: Türk Edebiyat Vakfı Yayınları
İSBN: 9789757594482
Sayfa Sayısı: 232
--reklam--
Kültür Emperyalizmi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Askeri, siyasi, iktisadi sömürgecilikten farklı olarak kültür emperyalizmi, dışındaki mütecaviz kuvvetlerin veya paranın, tekniğin zoruyla değil, doğruca o milletin kaderine hükmeden yabancı ruhlu, kaypak zihniyetli, şahsiyetsiz liderlerin, idarecilerin, para şımarığı zenginlerin ve ana millete lâyık olmayan “aydın!”ların gönüllü gayretleri ile gelir.
--reklam--
Kültür Emperyalizmi Alıntıları - Sözleri
- Manevi sömürgeciliğin maddi emperyalizmden çok daha korkunç olduğunu gösteriyoruz
- Hiç şüphe edilmesin ki gerçek bağımsızlık törelerimize saygı ile başlayacaktır.
- Zenginliği Başaranlar yani yazlık, kışlık ev! lüks Otomobil sahibi olanlar, binliği onluk gibi harcayanlar, gece gündüz poker, kumar, bar pavyon dolaşanlar, saçını, tırnağını, kalçalarını berbere ve masajcıya yaptıran hanımlarla Beyler, aramızda "ideal Kahramanlar" gibi dolaşıyor.
- Ah adı Türk, gönlü gavurlardan bu kadar darbe yiyen milletimizin hâlâ batmayışı, Allah'ın bize lütufkarlığı değil de nedir!
- ... Avrupalı kendi ülkesi dışına çıkınca, Katangalı yamyamdan daha beter kesilir...
- #Yobaz, yobaz, yobaz, diye bir takım laflar dolaşmaktadır. yobaz nedir? Ha, işte yobaz budur. yobaz düşünmeyen adamdır. yobaz kendisine verilen hazır fikirlere, verenden daha fazla inanarak onu etrafa ahmakça, yani Üzerinde hiç kafa yormaksızın yayan bahtsız kişidir. Her türlü düşüncenin her türlü ideolojinin yobazı olabilir Ve nitekim Memleketimizde pek boldur.
- Işte Arkadaşlar, bir memleketin yabancı harslar, yabancı dinler, yabancı kültürler, yabancı filmler, yabancı türküler, yabancı şarkılar, yabancı danslar tarafından kuşatılmasına kültür emperyalizmi denir. bu en öldürücü emperyalizm dır.
- Din, kendi kabuğuna çekilmiş sürekli tecavüzler altında Öz varlığını bile koruyamıyor. okul derseniz ne Veliler ne de öğrenciler üstünde güvenilir bir kontrol sağlayabilmiş. Gençlerin kültür seviyesi korkunç bir düşme halinde. Edebiyat, tarih, felsefe gibi insanlık değerini artıracak bilgiler okullarda ve hayatta gereksiz bir süs gibi görünüyor. Sanat terbiyesi sıfır. ahlak eski bir masal oluvermiş. insanlarımız birbirlerini tutacak yerde itiyor, kötülüğe sürüklüyor, mahvediyor. İktisadi durum, perişan. Değer hükümlerimiz ve değerlerimiz bit pazarında güve yemiş esvaplar gibi dökülüyor.
- Batıda ve doğuda bir ahlak vardır. biz bunların ikisine de bağlı değiliz. dinin de İlmin de sanatında insanlara verdiği bir karakter vardır, biz bunların üçünden de yoksunuz. kitabında, geleneğinde kendine göre bir takım ilkeleri vardır, Biz ne okumuşuz ne de su katılmamış cahiliz. Biz bu dünya yüzünde yeri, inancı, prensibi hangi düzende ve ne için yaşadığı belli olmayan acayip bir toplumuz.
- Ah adı Türk, gönlü gavurlardan bu kadar darbe yiyen milletimizin hâlâ batmayışı, Allah'ın bize lütufkarlığı değil de nedir!
- Yobaz, yobaz, yobaz, diye bir takım laflar dolaşmaktadır. yobaz nedir? Ha, işte yobaz budur. yobaz düşünmeyen adamdır. yobaz kendisine verilen hazır fikirlere, verenden daha fazla inanarak onu etrafa ahmakça, yani Üzerinde hiç kafa yormaksızın yayan bahtsız kişidir. Her türlü düşüncenin her türlü ideolojinin yobazı olabilir Ve nitekim Memleketimizde pek boldur.
--reklam--
Kültür Emperyalizmi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kültürümüzün, gelenek ve göreneklerimiz, günlük yaşantımızın kısaca 'benliğimizin' nasıl yavaş yavaş yok eldiğini gün yüzüne çıkaran mutlaka okunması gereken kitaplardan. Kişide büyük bir farkındalık uyandırıyor. Her bölümünde daha da kendine çekiyor kitap. Başlanıldığı zaman elden bırakılmıyor. Her bireyin okuması ve okutması gereken yüksek yararlı kitaplardan. (bohemian)
Batı hayranlığı bizleri nerelere götürdü? Bizden olmayan değerlere ne kadar önem veriyoruz. Tarihinden, kültüründen, dilinden, geleneklerinden bu kadar yabancı yaşayan başka bir millet daha var mı acaba? Vahşi batının topla-tüfekle yıkamadığı ülkemizi kültür emperyalizmini kullanarak ne hale getirdiği ibret verici bir şekilde ortada. Bizden olmayan ne varsa hepsini aldık; ilim hariç! Ne garip değil mi? Atatürk'ün uygar medeniyet seviyesine ulaşmak ülküsü bu muydu Allah aşkına? (Sefa Akgül)
Ülkemizde kendi kültürünü aşağılama, yabancı kültür hayranlığı almış başını gidiyorken; her bir vatandaş keşke okusa diyorum . Yazar, istilanın, savaşın en ağırını yaşadığımızı söylüyor kii haklı da. Milli şuuru artık oluşturmak gerektiğini, kültürümüzün bizi ayakta tutacağını hatırlatıyor. Bazen dizelere yer verip anlatımı zenginlestirdigi bu kitaba başladınız mı elinizden birakmaniz zor. (Ayşe Nur)
--reklam--
Kültür Emperyalizmi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ahmet Kabaklı - Kültür Emperyalizmi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kültür Emperyalizmi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ahmet Kabaklı Kimdir?
1924 yılında Harput'ta doğdu. 1931 yılında Elazığ Numune mektebine girdi,ilk ve orta öğrenimini tamamladı.
Elazığ Lisesi'nden 1944 yılında mezun oldu ve Edebiyat Fakültesine kayıt yaptırdı.
20 Kasım 1946 tarihinde "Yunus Emre mi Yalan Söylüyor, Gölpınarlı mı? " başlıklı yazısının Son Saat Gazetesinde yayınlanması ile yazı hayatı başladı. "Hareket" Dergisinde "Ayın Hercümerci" başlığı ile yazılar yazmaya devam etti. 1948 yılında İstanbul Edebiyat Fakültesi Türk Dili Edebiyatı Bölümünü bitirdi ve Diyarbakır'da öğretmenlik hayatına başladı, 2 yıl öğretmenlik yaptı ve aynı zamanda "Karacadağ" dergisini yönetti.
Askerliğini yapmak üzere görevinden ayrılıp Manisa'ya gitti; askerlik görevini tamamladıktan sonra 1951 yılında Aydın Ticaret Lisesi'nde yeni öğretmenlik görevine başladı. Aynı lisede öğretmenlik yapan arkadaşı Meşkure Hanım ile 1952 yılında evlendi. 1955 yılında Ankara Hukuk Fakültesine kayıt oldu.
1956 yılında Tercüman Gazetesi'nin düzenlediği fıkra yarışmasında "Üniversitede Münazaralar" yazısı birinci seçildi. Eğitim stajını yapmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bir yıllığına Paris'e gönderildi. Yazılarına "Uzaktan uzağa", "Paris'ten Paris notları", "Paris Mektupları" başlıkları altında Paris'ten devam etti.
1958 yılında Türkiye'ye dönünce İstanbul Çapa Eğitim Enstitüsüne öğretmen olarak atandı. İstanbul Hukuk Fakültesindeki eğitimini 1959 yılında tamamlayıp 1961 yılında İstanbul Barosu Avukatlarına katılarak kısa bir süre avukatlık yaptı.
1961 yılında Tercüman Gazetesinde "Gün Işığında" adlı köşesinde yazmaya başladı. Çapa Eğitim Ensitüsünde 1969 yılına kadar öğretmenlik yaptıktan sonra İstanbul Yüksek Öğretmen Okulunda öğretim görevlisi olarak çalışmaya devam etti. 1974 yılında emekli oldu. İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nda edebiyat dersleri verdi.
1978 yılında Meşkure Kabaklı, Rıfat İzzet Çokum, Sevinç Çokum, İskender Öksüz,Cahit Dodanlı Emine Işınsu Öksüz, Tahir Kutsi Makal, Süha Burçkin, İrfan Atagün, Halis Akaydın, İsmail Gerçeksöz ile beraber Türk Edebiyatı Vakfı 'nı kurdu ve ölünceye dek başkanlığını yaptı.
"Gün Işığında" köşesine 1991 yılından itibaren Türkiye Gazetesi'nde devam etti.
1995 yılından itibaren Türk Dil Kurumu asil üyeliğini görevini de sürdürdü.
14 Aralık 1996 tarihinde Aydınlar Ocağı ve 55 gönüllü kuruluşun desteği ile düzenlenen törende, Atatürk Kültür Merkezi'nde kendisine "Şeyhülmuharririn" unvanı verildi.
17 Kasım 2000 tarihinde geçirdiği kalp rahatsızlığı sonucu hastanede tedavi görmeye başladı, 23 Aralık 2000 tarihinde hayat arkadaşı Meşkure Kabaklı'nın vefatinden 47 gün sonra 8 Şubat 2001 tarihinde vefat etti.
Eserleri
Kültür Emperyalizmi , Müslüman Türkiye , Mehmet Akif , Yunus Emre , Mevlana , Ejderha Taşı , Ecurufya , Sohbetler 1-2 , Temellerin Duruşması 1-2 , Güneydoğu Yakından , Şiir İncelemeleri , Doğudan Doğuş , Sultanü ş Şuara Necip Fazıl , Şair i Cihan Nedim , Türk Edebiyatı 1-2-3-4-5 (5 Ciltlik en önemli eseri
--reklam--
Ahmet Kabaklı Kitapları - Eserleri
- Temellerin Duruşması
- Temellerin Duruşması 2
- Necip Fazıl
- Mehmet Akif
- Kültür Emperyalizmi
- Nazım Hikmet
- Mevlana
- Yunus Emre
- Ejderha Taşı
- Alperen
- Çağlara Hükmedenler
- Türk Edebiyatı
- Türkiye’yi Yoğuranlar
- Türk Edebiyatı
- Müslüman Türkiye
- Sanat ve Edebiyatımız
- Bu Dünyadan Kimler Geçti
- Şiir İncelemeleri
- Sınırların Ötesi
- Aşık Edebiyatı
- İrfan ve İnsan
- Bürokrasi
- Tasavvuf Tarikat Edebiyat
- Türk Edebiyatı - Cilt 2
- Fatih ve İstanbul
- Divan Edebiyatı
- Türk Edebiyatı - Cilt 3
- Edebiyat Akımları
- Mabet ve Millet
- Türk Edebiyatı - Cilt 1
- Edebiyat Türleri
- Gönül Seheri
- İstanbul Güldestesi
- Devlet Felsefemiz
- Ermişlerin Sohbeti
- Muhayyelat-ı Aziz Efendi
- Şair-i Cihan Nedim
- Bizim Alkibiades
- Seyirlik Oyunlar
- Doğudan Doğuş
- Nerede, Ne Yazdı?
--reklam--
Ahmet Kabaklı Alıntıları - Sözleri
- Hâmid Halkçı ve Milliyetçidir. Milliyet anlayışı, İslâmiyetle iç içedir. İslâmlığı her zaman yüceltir. Onu milliyetimizin esaslı bir unsuru sayar. Ama dinde bazı reformlar yapılmasını da ister. Onca din kitapları millî dille yazılmalıdır. İslâmlık dünyaya açık ve iyi anlatıldığı zaman insanlığa ışık tutacak bir dindir. Bu din yobazlığa gelmez ve taassupla hiçbir münasebeti yoktur. İslâmın büyüklüğüne lâyık olmak isteyenlerin geniş kültürlü, hoşgörülü olmaları şarttır. (Türk Edebiyatı)
- Dilberün işi itâb u nâz olur Ceşmi câdu, gamzesi gammâz olur İy gönül sabr it tahammül kıl ana Yâra irişmek işi az az olur (Divan Edebiyatı)
- Allah'tan gelene râzı olursak Allah da bizden râzı olur. (Mevlana)
- Bu yaman vecize, komünizmin ve sosyalizmin boğulup öldürüldüğünü, Mark ve Leninin bütün ütopya ve iddialarının bürokrasi elinde bir yalan, bir ideolojik baskı ve çıkar aracı haline geldiğini gösterir. (Bürokrasi)
- Dolular hazinesinde, bir yığın boşlarız biz. (Gönül Seheri)
- Biz kendilerine söyleyelim:"İrtica" bir peşin fikre körü körüne saplanmak, yani cahillik, yarım aydınlık demektir. Bu kalıpta insanlar, dindar geçinenler arasında bulunduğu gibi komünistler, faşistler ve kendine "İlerici" süsü veren zavallılar arasında da bulunabilir. İrtica, bir de iftiracılık ve saygısızlık demektir. Bir yazar, eğer; şu dünyaya en müspet ve aydınlık dini getirmiş olan Büyük Peygamber'in fikirlerine "geri" diyebiliyorsa, irticayı bulmak için uzağa gitmeye hacet yok. O yazar "Mürteci" nin kendisidir. (Müslüman Türkiye)
- Benim dinim ne ümittir ne korku, Allah ‘ıma sevdiğimden taparım. Ziya GÖKALP (Bu Dünyadan Kimler Geçti)
- “Mecnun, Leylâ"ya mektup yazmak istedi. Kalemi eline alıp şu beyti yazdı: Hayalin gözümde, Adın ağzımda, Yâdın kalbimde, Ben nereye yazayım? Senin hayalin gözlerime yerleşmiş, Adın dilimden düşmüyor, Yâdın canımın içinde yer etmiş. O hâlde mektubu kime yazayım? Sen ki bu yerlerde gezip dolaşıyorsun... Ve kalemi kırıp kâğıdı yırttı.” (Mevlana)
- Saltanat veya dikta ile yönetilen ülkelerde bürokrasi, başbakandan, hatta bazan devlet reisinden başlar. Demokrasilerde ise halk tarafından seçilmiş oldukları için başbakanlar, bakanlar bürokrat değil, halkın temsilcileridir. Demokrasilerde bürokrasinin en üst kademesi müsteşarlardan. (Bürokrasi)
- Câh ile gelmez fazîlet câhile. (Cahil kişi, yüksek mevkie geçmekle faziletli olamaz.) (Bürokrasi)
- Yedi meçhul üstüne açılmış Yedi tepe (İstanbul Güldestesi)
- Yahya Kemale sual: İstanbul ve Paris'ten sonra, en çok kaldığınız üçüncü şehir de Madrit'tir, dedim.Madrit'i yahut bütünüyle "Endülüs"ü nasıl bulmuştunuz? Oradan birkaç intiba lütfeder misiniz? -Madrit, sıkıntılı bir şehir olmakla maruftur. 8-9 asır ewel mutekit ve münzevilerin (dünyadan el ayak çekip yalnız yaşayanların) diyarı olduğu için, Araplar tarafından "mücerrid" ismi verilmiş olan Madrit'ten ben memnundum (Türkiye’yi Yoğuranlar)
- Yoksul, Müslüman halkımızın ve çocuklarımızın bereket ve ümit kahramanı olan Hızır gibi bir sembol dururken, Batı’dan “Noel Baba”lar aşırıp onun mankenlerini süslemeye kalkmak... Kültür emperyalizmi karşısındaki çaresizlik ve şahsiyetsizliğimizin, şapkalı, cübbeli belgesidir. (Şiir İncelemeleri)
- "Çünkü bunlar 'züğürt inkılâpları'dır. Çünkü bunu yapanlar, binlerce yıllık bir kültürle oynayarak oyalanıyorlardı." (Temellerin Duruşması)
- 'Geri gelmesi mümkün olmayan, hatırlanmamalı.' Nâzım Hikmet (Nazım Hikmet)
- Akif, Müslümanlığın gerilikle, tembellikle, vurdumduymazlıkla, riya ve gösterişle, merhametsizlikle, haksızlığa boyun eğmekle mümkün olmadığını haykıran mürşittir... (Mehmet Akif)
- Çok umumileşen yanlış bir düşüncenin aksine: Bu kasidenin Sultan Hamid’e karşı olmak ve onu yermekle hiç alâkası yoktur. Namık Kemal’in “Bâb-ı hükûmet”ten çekilmesi 1867 yılındadır. Bu şiiri, Paris ve Londra’da bulunduğu yıllarda yazdığı anlaşılmaktadır. Çünkü bazı beyitlerine, Londra’da çıkardıkları “Hürriyet” gazetesinde rastlanıyor. O tarihte Osmanlı tahtında Sultan Aziz, sadrazam olarak da Âli Paşa bulunmaktadır. (Şiir İncelemeleri)
- Her türlü zorbalık ve kabadayılıkların dumanımızı attırdığı hürriyetsizlik ve saygısızlıklara karşı çıkmak için elbette demokrasi fazileti gerekiyor. Bunu içine sindiremeyen cağ dışı ve insanlıktan uzak aydınların kahrını bu güzel millet, daha ne zamana kadar çekecek? (Temellerin Duruşması 2)
- Bir millet, yalnız ordusu ile savaşmaz, ancak kültürü, İnan’ı, milli birlik ve ülküleri ile savaşabilir... (Sınırların Ötesi)
- Türk milletinin geleceğe dönük bütün tasarıları, halkçılığı, insancılığı, ahlâkı, kalkınması, ancak yakın ve uzak tarihimizi objektif tarafsızlıkla tanımamız sayesinde gerçekleşir. (Temellerin Duruşması)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin