Kitap Künyesi

Yazar: Terry Eagleton

Çevirmen: Berrak Göçer

Orijinal Adı: Culture

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750741050

Sayfa Sayısı: 152

--reklam--

Kültür Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Terry Eagleton, sömürgecilikten ve onun neredeyse ideolojik kılıfı olarak ortaya çıkan antropolojiden sanayi Avrupa’sına, Alman Romantiklerinden Britanya işçi sınıfına, İrlandalı devrimcilerden kültür endüstrisine, Jakobenlerden 11 Eylül'e ve neoliberal üniversitenin postmodern kültür kuramcılarına uzanan geniş bir yelpazede, modernliğin başlangıcından günümüze uzanan dönemde, kültürün serüvenini kapsamlı bir yaklaşımla ele alıyor.

Eagleton’a göre postmodern kültürel farklılık, çeşitlilik ve kapsayıcılık fetişizmi geç kapitalizmin piyasa ve tüketim mantığıyla uyum içindedir. Her türlü dışlamaya ve hiyerarşiye karşı durduğunu öne süren bu mutlak kültürelci tutum, tüm radikalliğine rağmen siyasi olarak güçlendirici ve devrimci olmaktan uzaktır.

Eagleton, kültüre ilişkin bütünlüklü bir tanım yapmanın imkânsızlığını teslim etse de, kültürün insanlığın küresel ölçekte karşı karşıya bulunduğu acil sorunlardan ziyade, doğrudan siyasetin alanına dair olduğunu, alıştığımız ironik ve keskin eleştirel üslubuyla ortaya koyuyor.

--reklam--

Kültür Alıntıları - Sözleri

  • Sanat, güncel toplumsal sorunlardan ne kadar uzaklaşırsa o kadar siyasileşir.
  • "akıl fazlalığı bir tür deliliktir."
  • "Kültürün büyük bir kısmı ne yaptığınızla değil neyi nasıl yaptığınızla alakalıdır."
  • "Bazılarının doğası eğitilmeyi kabul etmez."
  • Ne denli çok kan ve zulüm yatıyor, bütün bu" iyi şeylerin" altında.
  • "Saflık boyutuna varan iyilik insanı ava dönüştürebilir."
  • Hiç kimse her şeye şüpheyle yaklaşamaz. Ama bu, her şeye kanmaya mahkum olduğumuz anlamına da gelmez.
  • "Bir erkeğin ya da bir ulusun gerçek karakterini en güzel yansıtan şey kadınlara karşı davranışlarıdır." Johann Gottfried Herder
  • Bir fikre sadece birinin fikri diye saygı duyulmamalıdır. Aklınıza gelebilecek neredeyse her türlü çirkin görüş birileri tarafından bir yerlerde mutlaka savunuluyordur.
  • Galiba en iyisi genelde insanların büyük çoğunluğunun doğdukları yerde yaşamaya devam etmesidir.
  • "iktidar, zihindeki tüm insani ve asil erdemleri yavaş yavaş siliyor. Merhamet, cömertlik ve dostluk yüksek mevkilerde neredeyse hiç bilinmeyen değerlerdir."
  • "Bir gün bizi arkanızdan sürüklemek için kullanacağınız zincirleri biz kendimiz üretiyoruz."
  • İnsan varoloşunun amacı kendini bir sanat eserine dönüştürmek olabılır.
  • "İnsan kulluğu ne kadar kanıksamış olursa olsun, yaşadığı zulüm bir noktada adaletsizliği fark etmesine yol açacaktır. Bu noktaya varılmasının tek sorumlusu bizzat yöneticilerdir."
  • "Bir fikre 'sadece birinin fikri' diye saygı duyulmamalıdır."

--reklam--

Kültür İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Yaratılışıyla birlikte tehlikelerle dolu bir doğayla baş başa kalan ilkel insan, yaşamı boyunca hayatta kalmanın çarelerini aramıştır. Doğadaki diğer canlılarla kıyaslandığı zaman fiziki olarak çeşitli dezavantajlara sahip olan ilkel insan, hayatta kalabilmek adına çeşitli yaşamsal kalıplar geliştirmek zorunda kalmıştır. Sosyal bir varlık olması dolayısıyla yaşamın ilk adımlarını küçük gruplar halinde yaşayan insan, kolektif akılla birlikte elde ettiği bilgi birikimi ve tecrübeleri yoluyla kendine özgü yaşam şekillerinden oluşan kültür kalıpları meydana getirmiştir. Aklını ve eşyayı kullanabilme yeteneğime sahip olan insan bu şekilde doğal dünyaya yeni oluşumlar eklemiş ve kültürü ortaya çıkarmıştır. Eserde kültürün sosyoloji, siyaset, eğitim, sanat, edebiyat gibi alanlarla ilişkisi anlatılmaktadır. Tavsiye ederim.. (Hüseyin Karakaya)

Yazar Kültürü en derininde, kölelikten, İrlanda devrimcilerden, sanayi avrupası bazı kaynakları ele alarak 6 bölümde anlatmaya veya incelemeye calısmıs desek daha iyi olur. Cok ağır bır konu olsa da yazarın akıcı anlatması okumayı daha da kolaylaştırmıştır. İncelediği Bölümler 1 kültür ve uygarlık 2.postmoden ön yargıları 3 toplumsal bilinç dısı 4.bir kültür havadisi 5.herder'den hollywood'a 6. Kültürün kibri. İyi okumalar (T. Karataç)

Kültürün ne olduğunu araştıran bir kitap, ya da ne olmadığını aslında bakarsanız kültürün tanımını yapmanın imkansızlığını da sunuyor. Kitabın akıcı ve yormayan alıntı, kaynakçası var. Kapitalizm'in o çok ulusçuluk ve çok kültürlülük gibi savurduğu argümanları, bir takelcelik ya da çoğulculuğun birleştirilmesinin imkansızlığını da anlatıyor. Kapitalizmin krizlerle mücadele etse bile 2008 de olduğu gibi farklı argüman ve sonuçlarla bize ben burdayım dese bile aslında yeni bir şey sunmadağı ve hala sistemin temelde ne kadar az değişmiş olduğunu gözler önüne seriyor. Kültür siyasi bir kavram olmaktan vazgeçemiyor. Söylenecek çok söz var ve kültür içi boş bir kelime değil. (Erdi Bilici)

--reklam--

Kültür PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Terry Eagleton - Kültür kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kültür PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Terry Eagleton Kimdir?

Terence "Terry" Eagleton (d. 22 Şubat 1943, İngiltere), İrlanda asıllı İngiliz akademisyen ve yazar. Edebiyat ve kültür teorileri uzmanı. Özellikle Marksist edebiyat kuramı üzerine çalışmaları ile tanınır. Şu anda Manchester Üniversitesi'nde görevlidir.

Eagleton'ı özgün bir edebiyat kuramcısı olarak düşünmek mümkündür. Marksizm'e dayalı materyalist bir eleştiri teorisi oluşturmaya çalışmıştır. Kurduğu Marksist teori birçok eleştirmenin çalışmalarının kuvvetli ve etkili yönlerinin sentezinden oluşmaktadır. Genelde modernite ve modernizm üzerine eğilmektedir. Postmodernizme temel olarak itiraz etse de, yine de tümden yadsımamaktadır.

Eagleton doktorasını Cambridge Üniversitesi, Trinity Koleji'nde yaptı. Marksist edebiyat eleştirmeni Raymond Williams'ın öğrencisiydi. Kariyerine 19. ve 20. yy edebiyatları üzerine çalışarak başladı. Sonradan Williams'ın Marxist edebiyat kuramına yöneldi. Oxford Üniversitesi'nin Wadham, Linacre ve St. Catherine's Kolejleri'nde görev aldı. 1960'larda Slant etrafında toplanan sol eğilimli bir Katolik gruba katıldı ve birkaç teolojik makale ve bir de kitap yazdı, Towards a New Left Theology (Yeni Bir Sol Teolojiye Doğru). Bu eserin Türkçe çevirisi bulunmamaktadır.

Daha yakın bir zamanda Eagleton kültürel çalışmaları daha geleneksel edebiyat teorisiyle birleştirdi. Son zamanlardaki yayınları teolojik alanlara tekrar ilgi duyduğunu gösteriyor. Eagleton üzerindeki önemli bir diğer etki de psikanaliz oldu ve İngiltere'de Slavoj Zizek çalışmalarının önemli bir savunucusudur.

Halen New Statesman, Red Pepper ve The Guardian gibi önde gelen İngiliz yayınlarında politik olaylar üzerine yorum yazıları yayınlanmaktadır.

--reklam--

Terry Eagleton Kitapları - Eserleri

  • Azizler ve Alimler
  • William Shakespeare
  • İngiliz Romanı
  • Hayatın Anlamı
  • İdeoloji
  • Walter Benjamin ya da Bir Devrimci Eleştiriye Doğru
  • Edebiyat Olayı
  • Marksizm ve Edebiyat Eleştirisi
  • Tatlı Şiddet
  • Kötülük Üzerine Bir Deneme
  • Şiir Nasıl Okunur
  • Marx Neden Haklıydı?
  • Kültür Yorumları
  • Kuramdan Sonra
  • Estetiğin İdeolojisi
  • Postmodernizmin Yanılsamaları
  • Edebiyat Kuramı
  • Tanrı'nın Ölümü ve Kültür
  • Edebiyat Nasıl Okunur
  • Aykırı Simalar
  • İyimser Olmayan Umut
  • Kapı Bekçisi
  • Milliyetçilik Sömürgecilik ve Yazın
  • Güç Mitleri
  • Radikal Kurban
  • Eleştiri ve İdeoloji
  • Kültür
  • Eleştirmenin Görevi
  • Mizah
  • Akıl, İnanç ve Devrim
  • Trajedi

--reklam--

Terry Eagleton Alıntıları - Sözleri

  • Belki de hayatın anlamı nefes alıp vermek kadar basit ve farkında olmaksızın şu an yapmakta olduğum bir şeydir. (Hayatın Anlamı)
  • Bilgi, alışkanlık ve töre ürünüydü. Ahlak da, benzer şekilde, hiçbir metafizik temeli olmayan bir insan icadıydı. (Tanrı'nın Ölümü ve Kültür)
  • Sanat, güncel toplumsal sorunlardan ne kadar uzaklaşırsa o kadar siyasileşir. (Kültür)
  • Kısaca kültür, diğer insanlardır. (Kültür Yorumları)
  • Nasıl bilimde bir doz mitoloji varsa mitte de Aydınlanmacı bir öğe vardır. (Akıl, İnanç ve Devrim)
  • Karnaval keşmekeşi, tersyüz etme küstahlığı, putkırıcılığın kıkırdayışı: Bunlar tarihsel materyalizm için çelişkinin şakası ve onun haz verici salımı olan derin komedinin alternatifleri değil, uğraklarıdır. (Walter Benjamin ya da Bir Devrimci Eleştiriye Doğru)
  • Kafayı çekiyorlardı. Yattıkları yerden aşağılanmanın acısını çekmektense, bu acıyı sırtlanmış oluyorlardı böylece. (Azizler ve Alimler)
  • kendilerini kendi sırtlarında günlük bir yük gibi taşıyorlardı. (Azizler ve Alimler)
  • Egoistlik doğal halimizdir; iyi olmak ise hayata dair bir dizi karmaşık beceri öğrenmemizi gerektirir. (Kötülük Üzerine Bir Deneme)
  • "Birinin acısını paylaşmakla (sempati) hislerini hissetmek (empati) farklı şeylerdir." (Edebiyat Nasıl Okunur)
  • İnsani kudretlerin modern çağdaki kadar serbest bırakıldığı başka tarihsel bir dönem yoktur; bunun sonucu olarak zincirlerinden boşaldığı o kudretlerce böylesi hükmedilme riski altında olduğu bir başka dönem de yoktur. Max Weber’in öne sürdüğü gibi, “Antik dönem tanrıları akın akın, büyübozumuna uğramış ve böylece gayrişahsi güçler haline gelmiş olarak mezarlarından çıkıyor, hayatlarımız üzerinde egemenlik kurma mücadelesi veriyor ve birbirlerine karşı ezelden beri devam eden savaşlarına kaldıkları yerden devam ediyorlar.” (Trajedi)
  • Gelişmiş kapitalist sistem doğası gereği tanrıtanımazdır. (Akıl, İnanç ve Devrim)
  • İyimserlik midemi bulandırıyor. Tam bir sapkınlık. Cennetten düştüğü günden beri insanın evrendeki işi bihakkın ıstırap çekmek olmuştur (İyimser Olmayan Umut)
  • Tanrı ve evren toplanınca iki etmez. (Akıl, İnanç ve Devrim)
  • “Tanrı’dan özerkliğini çekip alan insanlık, karşılığında tahtından Söylem ile indirilecektir.” (Edebiyat Olayı)
  • Amerikan gençliginin konuşması- garip, iğrenç, acayip, ürkünç:- gerçekten de, modernizm ortaya çıkmadan önce edebi gerçekliliğini bulabileceğimiz en yetenekli hasmı olan Gotigin söylemidir. Kötü niyetli baronlar, şehvet düşkünü papazlar, kurban edilmiş bakireler, ürkütücü harabeler, küf kokan zindanlar: Bu abartılı tiyatro eserleri büyük edebiyat türleri olarak- özellikle akıl çağında baskı altındakileri temsil eden kadınların bakış açısından görülmüyor olsalar bile -aydınlanma anlayışının radikal eleştirisini dile getirmişlerdir.. Gotik, grotekstin merhametsiz ışıltısının yarattıgi ucube bir gölge, endişelerini ve bir türlü vazgeçemedikleri hayallerini kurguya emanet etmiş olan bir orta sınıf toplumunun politik bilinçsizliğidir. (Aykırı Simalar)
  • Edebiyatta yaşanan yeni bir işbölümüyle roman, şimdi fikirler ve kurumlarla ilgilenen bir toplumsal form ola­rak görülmeye, şiirin ise kişisel hisleri muhafaza ettiği düşü­nülmeye başlanmıştı. Sanki lirik şiir bütün şiir türünü tanım­lıyor gibiydi. (Şiir Nasıl Okunur)
  • Hegel konusunda fazla bir şey bilmese de, Henry'nin de kendine göre bir felsefesi vardı. Kimi zamanlar, 'Burada bir tek biz yokuz,' diyerek kendi görüşünü bildirirdi. 'Burada' sözcüğüyle, çalıştığı mağazayı değil, evreni kastediyordu. Onda ayrıca, depoda çalışan ve kendisinden daha pragmatik olan iş arkadaşlarını rahatsız eden, yaslı ve metafizik bir taraf da vardı. Böylesine geniş kozmik yorumlarında, pezevenkçe bir şey vardı. Cinselliğe ve kadınlara o kadar düşkün değildi, ama cebinde, 'yetmiş altı santimlik kontrol edilemez bir alete' sahip Korsikalı bir balıkçı hakkında yazılan bir gazete haberinin küpürünü saklardı. Depodaki erkekler, bu uzunluğun gevşekken mi yoksa sertken mi ölçüldüğü konusunda ateşli tartışmalara girerlerdi. Fakat Henry'nin bu canavarımsı organa duyduğu ilginin, cinsellikle değil, bilimsellikle ilgili olduğunu hissediyordum. Bu, onun evrene duyduğu ilginin bir parçasıydı. Aynı zamanda, iş arkadaşları tarafından tartışılan çok kültürlü biriydi. Bana bir defa, etnik gruplara karşı olmadığını söylemişti. 'Lehler, İskoçlar, Amerikanlar, Hintliler, Yunanlılar ve hepsi.' Sonra bir süre düşünmüş ve eklemişti: 'Engelleyici İtalyanlar.' Liberal bir çoğulcuydu, fakat eleştiriden de uzak durmazdı. Bu da ortak yanlarımızdan biriydi. (Kapı Bekçisi)
  • Kanserin tedavisini muhtemelen bulacağız ama cinayetin değil. (İyimser Olmayan Umut)
  • İçinde yaşadığımız, Beckett'ın oyunlarını andıran evrendi, hem özenli hem de saçmaydı. Her şey hem açık seçik hem de silikti, tuhaf bir gizem ve saydamlık karışımından oluşuyordu. (Kapı Bekçisi)