Kitap Künyesi
Yazar: Edward Said
Yazar: David Barsamian
Çevirmen: Osman Akınhay
Orijinal Adı: Culture and Resistance
Yayın Evi: Agora Kitaplığı
İSBN: 9786051030456
Sayfa Sayısı: 217
--reklam--
Kültür ve Direniş Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Biz tarihimizin önemli bir kısmında kapalı bir toplum olarak bırakıldık.
Biz görünmez insanlarız, görünmez bir halkız. Biz hikâyemizi anlatmakta, anlatımızın bilinmesini sağlamakta pek başarılı olamıyoruz. Bu yüzden bizim asıl ihtiyacımız, örgütlü bir kampanya yürütmek. Henüz harekete geçirilmemiş durumda, oldukça geniş bir Filistinli diaspora topluluğumuz var. Filistin'de, Arap dünyasında henüz devreye sokulmamış pek çok kaynak söz konusu.
"Filistinlilerin (Filistinli entelektüellerin yanı sıra, sıradan Filistinli yurttaşların ve diğer Arapların da) omuzlarında, barışçıl yaklaşımı bırakmamayı gerektiren büyük bir sorumluluk duruyor. Filistinliler İsraillilere şöyle seslenmek durumundalar: 'Biz buradayız, siz de buradasınız. Bu gerçeği yadsıyamazsınız, bizi de ebediyen baskı altında tutamazsınız. Kendi geçmişinizdeki,
bizim geçmişimizdeki gerçeklerden kaçamazsınız.'
"Ben kendime yönelik saldırılara pek tepki göstermem. Bunu tamamen boşa vakit harcama olarak görürüm. Filistinlilere, Araplara ve Müslümanlara karşı iflah olmaz derecede ırkçı nefretle hareket eden bir dolu propagandist bulunduğunu biliyorum. Oysa onların beni sürekli saldırılacak biri olarak görmeleri kendi payıma bir tür iltifattır. Hem bu sayede daha çok sayıda insanın dikkatini benim çalışmalarıma ve yazılarıma çekmiş oluyorlar.
Bu yüzden onlara daha fazla üreterek karşılık vermeyi uygun bulurum.
Onların istediği, benim sesimi kesmem. Ama ben ölüp gidene kadar böyle bir şeyi boşuna bekleyecekler..."
--reklam--
Kültür ve Direniş Alıntıları - Sözleri
- Kendimi bütünlüğü olan, tek bir kişi olarak düşünmüyorum. Ben birçok farklı şeyim. Onlar arasında bir denge tutturma kaygım da yok. Kendimi bütün farklılıkları silmeye çalışan biri olarak görmüyorum. Benim gayretim, farklılıklarımla birlikte yaşamak doğrultusunda.
- Ben iyiyim. Tedavi edilemeyen, ama kontrol altında tutulabilen kronik bir hastalığım var. Periyodik olarak tedavi görmek zorundayım. İnsan yaşlanırken mutlaka bir şeyler kaybediyor, ama zihnim hâlâ işlek.
- Arapça korkunç biçimde yanlış gösteriliyor. Sanki, İslam dini olduğu için tartışmalı bir dille de karşı karşıya olduğumuz izlenimi doğu- rulmaya çalışılıyor. Keza, Arapça’nın şiddete yatkın bir dil olduğunu kanıtlamak üzere az çaba harcanmıyor. Oysa benim gibi, çok dil bilen .kişilerin gözünde, Arapça’nın dillerin en güzeli olduğu tartışılmaz bir gerçek. Yapısı ve mantığı tamamen simetrik. Gerçekten, baştan aşağı Aristotelesçi bir yapısı var Arapça’nın.
- Bence İsrail’in kendini savunmayla ilgili savlan baştan aşağı zırvalıktan ibarettir. ABD’nin -benzer örneklerini dünyanın başka köşelerinde de sergilediği- himayesi olmasaydı, İsrail bu politikasını bir an dahi sürdüremezdi. İsrail dünyada, televizyonda her gün gösterilen vahşet tablolarına aldırış etmeyen tek ülkedir.
- Dolayısıyla, bir dolu problem var. Ama tam bir kolonileşme halinden söz etmek mümkün değil.İçinde bulundukları durum pek alışık olduğumuz bir hal değil, büyük oranda belirsizliğini koruyor; onlar da entegre olmaya ve birer yurttaş haline gelmeye fazla çaba harcadıklarından bir türlü yetkin yurttaşlar düzeyine erişemiyorlar. Bir de bundan sonraki kuşak, benim çocuklarımın kuşağı var. Bence onlar siyasal bakımdan çok bilinçliler. Onlar yavaş yavaş örgütleniyorlar, ama bu belli ki zaman alacak.
- İşsizlik oranı yüzde 50’nin üstünde. Hepimizdeki duygu, bu dünyada tek başına olduğumuz yönünde. Etrafımız kuşatılmış. Bu belirli düşmana karşı yüz yıldır sürdürdüğümüz mücadeleye rağmen, bizim durumumuz dünyanın umurunda değil. Kendi durumumuzu açıklayan başlıca sebep bu.
- "Bu bizim hiçbir şey kaybetmeyeceğimiz bir barış süreci" Biz buradayız, siz de buradasınız. Bu gerçeği yadsıyamazsınız, bizi de ebediyen bastıramazsınız. Kendi geçmişinizdeki, bizim geçmişimizdeki gerçeklerden kaçamazsınız.
- Hiçbir ırkın tekelinde değildir güzellik, ne zekâ, ne de güç, herkese yer vardır, zafer randevusunda
- “Filistin,” diyordu Said, “nankör bir davadır.... Onun uğruna kendimizden verdikleriniz yetmiyormuş gibi, bir de gördüğünüz aşağılanma, suistimal ve toplum dışına sürülmeyle kalakalıverirsiniz. ... Kaç dostunuz bu konuya uzak durmayı yeğlemiştir? Kaç meslektaşınız Filistin tartışmasına asla girmemekten yana tavır almıştır? Bırakın Filistin’i ve Filistinlileri, kaç iyi niyetli liberal Bosna’ya, Çeçenistan’a, Somali’ye, Ruanda’ya, Güney Afrika’ya, Nikaragua’ya, Vietnam’a, yeryüzünün başka köşelerindeki ülkelerde yaşanan insan haklan ve sivil haklar meselelerine vakit ayırmaya gönül indirmiştir?"
- Amerikalıların ve İsraillilerin bütün amacı, işgale ayar verilmesinde Filistin'in onayını almanın bir yolunu bulmak. Bunların hepsi barışa doğru giden adımlar olarak gösteriliyor, oysa ortada korkunç bir sahtekarlık dönüyor.
--reklam--
Kültür ve Direniş İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Kendimi örnek göstermek istemem, ama ben her iki dünyaya da aitim. Ben iki dünyanın birarada yaşamasını her zaman mümkün görmüşümdür, çünkü iki tarafta da benzer düşünceli insanlann birlikte yaşamayı istediklerini, akılcı tartışmalara inandıklarını, dinsel bir politika yerine seküler bir politikayı yeğlediklerini, kaba kuvvetin, militerleşmenin ve baskının hiçbir soruna çözüm getirmeyip, her ne pahasına olursa olsun reddedilmesinden yana tavır aldıklannı bilirim. Ben şimdi, kendim pasifist olmasam da ve bu ortamın hemen kalkmayacağından emin olduğumdan, pasifizmi savunmaya istekli olduğum bir noktadayım. Orduların kimseye faydası yok." (Denizipekaysl)
dward W. Said,1935 yılında Kudüs'te doğdu. 1947'de ailesiyle birlikte göçmen olarak Kahire'ye yerleşti. Liseyi ABD'deki Mount Herman'da bitirdi. Lisansını Princeton Üniversitesi'nde, master ve doktorasını Harvard Üniversitesi'nde tamamledı. Doktora tezi Joseph Conrad üzerineydi. Aramızdan ayrıldığı 2003 yılına kadar Colombia Üniversitesi, Karşılaştırmalı Edebiyat doktora programının başkanlığını yürütüyordu. Filistin meselesinin yerel bir mesele olmaktan çıkıp, bölgesel ve evrensel bir meseleye dönüşmesine herkesten daha çok katkıda bulundu. Tarif ettiği gibi bir entelektüeldi; sürgün, marjinal, yabancı... Siyasal bir tavrı olan, her yazdığı yazıda iktidarla cebelleşen, Batı'nın kendi kimliğini kurarken Doğu'ya olan borçluluğunu ortaya koyan tavizsiz bir entelektüel. Yazarın bu kitabı kendisi ile Filistin üzerine yapılan bir röportajdan oluşmaktadır. Diğer bir deyişle soru cevap şeklinde diyebilirz. Yazar Israilin Filistine yapmış olduğu zulmü güzel bir dille anlatmış.Ayni zamanda hu süreçte Amerikanin oynamış olduğu etkin rolü de oldukça iyi belirtmiş. Yazara göre, Filistindeki huzur ancak iki taraf birlikte kavgasız belasız yaşamaya karar verirse olacağı yönünde ama Bunu belirtirken ayni zamanda Israilin yapmış olduğu zulümleri ve anlaşılmaz davranışlarını da guzel açıklamış. ayrıca Amerika da yahudi lobisinin nekadar etkin olduğunu da gözler önüne sermiş. Ben keyifle okudum.Tavsiye ediyorum eğer bu tarz eser okumayı düşünüyorsanız (Batuuuu)
Said ile konuşmalardan çıkarımım: kültür ve direniş filistin sorunu sadece Ortadoğu’nun değil, dünyanın ezilen tüm halklarının da sorunudur. adward said kültür ve direniş kitabında david barsamianla konuşuyor bizlerde sürece,tanıklık ediyoruz.edward saidin adaletsizliğe öfkesini her satırda hissediyorsunuz.1948 den beri gün be gün israil vahşeti altında ,çoluk,çocuk,yetişkin,kadın farketmeden ölüyorlar,işkenceye,sürgüne maruz kalıyorlar ve kendi yurtlardında yerleşimci olarak isimlendiriliyorlar.öfkelenmesini ve dilini yaşanan acıları düşününce yadsımıyorsunuz.saidi okumak fikir işçisi bu aydının,iç dünyasına girmekle eş değerdedir.said israili amerika ile elbirliği ile sömüren emperyalist bir ülke olarak tanımlar ve kültür,medya ağı ile beyinlere zikreder diyerek,ezilen halkların kendi medyasına,kültürüne sahip olması gerektiğini belirtir.emperyalizm üzerine yine said kitapta şöyle bir anektod da düşer okurlara,burjuvazi emperyalizmi yaratmıştır ve her türden eğemenlğini korumak için acımasızca dezanfarmasyonu kendine hak görmektedir. daha eskilerden ve bence daha da doğru yaklaşım ise emperyalizm üzerine leninin saptamasıdır..onun söylevi ise :kısa ve netdir,emperyalizm, “kötülük” ve “kapitalizmin en yüksek noktasıdır.emperyalizmin böl,parçala,yönet taktiği saide göre filistinde yaramış çünkü halk olamktan öte,cemaat,kabile,aşiret,sayısız kurum ve yapılanma etrafında birlikten uzak hareket ediyorlar.yer yer söyleşi esnasında emperyalizm üzerine tanımları başka aydınların gözünde de okuyacaksınız. ayrıca arafat ve eşine müthiş kızgınlığını,türkiyenin israil ve filistin ilişkilerini,türkiyenin sınır ötesi operesyonları,incirlik üssünün önemi vb konuları da bulabilceksiniz.tek devletli çözümü öneren said israil ve filistin arasında kardeşlik esasına dayalı anayasal bir devlet olması gerektiğini ve çözümünde kati suretle buna bağlı olduğunun altını çiziyor.2000 intifada ayaklanmasını ,hangi israilli üst düzey isimlerin nasıl ölümlere imzalar attığını,uçak kaçırma eylemlikleri,teröre terör ile karşılık verme üzerine düşüncelerini,11 eylül abd saldırısı ve artçıl,öcül sebeplerini,taliban ve usame bin ladin hakkında fikirlerini,üstün öngörüsünü de gözlemleyeceksiniz.neden üstün öngörü dedim açayım biraz daha daeş(ışıd) kitap yazıldığı süreçte yokken,öyle bir tarif var ki günümüzün ışıdını o günden resmetmiş.israil diasporası,bürokratik,askeri,sivil unsurların said üstüne baskı kurup,tehtidlerini,isteklerinin sesimi kısmak olduğunu ,fakat halkların kardeşliğini görene kadar direniş saflarında yer alacağını belirterek söyleşi aralarında ,belirtiyor.kitapla alakası yok fakat edward saidin iyi bir piyanist ve müzük adamı olduğunu,akademik kimliğinin yanı sıra,eylemci (filistinli küçük generallerle israil askerlerine 1995 de taş atmışlığı vardır.)ironik gelecek belki 95 deki örnekten sonra dünya da hümanist çevrelerinin,barışçıl mücadele yürütenlerin de öncüsü konumunda olduğunu bilerek bu değerli kitabı okuyalım. hilmi yavuz yazar hakkında şunu der okurlarına :Türkiye’deki ‘sömürge entelektüelleri’nin bilmedikleri şudur: Said’i ezberlemek bir şeydir, anlamak başka şey! Hiçbiri Said’den yola çıkarak Türkiye’yi, Türkiye’nin Modernleşme sonrası zihniyet tarihini, sözüm ona Türk entelijansiyasını analiz etmedi! Said, Necatigil’in deyişiyle, ‘onları onlara gösteren ayna’ydı; – o yüzden bakamadılar aynalara: Baksalar, kendilerini göreceklerdi çünkü... ben o aynaya bakma cesaretini gösterdim.sizde gösterin ve çok geç olmadan ve sonsuza kadar sürecekmiş gibi duran israil,filistin sorununu irdeleyin derim. said kanser hastasıydı ve bölüm başlarında söyleşiyi yapan david barsamian hastalığı hakkında sorular soruyor,o da cevaplıyor.sekiz yıl kanserle boğuşmuş ve 68 yaşında hakka yürümüştür.ardında yüzlerce makale,kitap,öğrencisini,sevenini,sövenini bırakmıştır.filistin yazıları yazan,orayı kendine dert edinen said sanılanın aksine müslüman değil hristiyan bir ailenin çocuğudur.getto,varoş kültünün filistinde uygulandığı,yahudi toplumun,aynı acılardan geçerek,başka bir halka bu zulmü reva görememesini sebepleri ile öğreniyorsunuz.kapalı,amborgo altında,duvarlara hapsolmuş,sürekli bombalar,silahlar altında aranma,taciz,işkence ile yüzyüze bir halkın dramıdır saidin derdi.Edward Said'in, Alternatif Radyo isimli program yapımcısı David Barsamian ile yaptığı konuşmalar, Osman Akınhay'ın Türkçesi ve Agora Kitaplığı etiketiyle kitapçılardan edinebilirsiniz. uzun soluklu bir söyleşi tek kitapta birleştirilmiş,4 yıllık bir sürecin meyvesi bu kitap 1999-2003 yılları arasında David Barsamian'ın Edward saidin konuşmalarından oluşan kitabın genel hatları ile ise şu şekildedir: - Tek Devletli Çözüm - İntifada 2000: Filistin Ayaklanması - Onların İstediği, Benim Sesimi Kesmem - Terörizmin Kökenleri - Bir Filistin'linin Perspektifinden İsrail'le Çatışma - Zaferle Randevu edward saidin babası kudüste yaşarken,birinci dünya savaşı patlak veriyor ve osmanlı saflarında asker olmamak için amerikaya kaçıyor.kaçkın veyahut savaş karşıtı nasıl nitelendirsek nitelendirelim,o baba saidin okuması ve aydın bir insan olması için çok emekler veriyor.annesi ise tamamen ingiliz hayranı oğluna güneşi batmayan imparatoluğunun krallarından birinin adını koyacak kadar ingiltere aşığı..said annesinin aksine tarih,felsefe,edebiyat,müzik ile kendine yön vermiş ve anti emperyalist olmuştur.bana yaşama sevinci,umut,güven aşıladı bu kitabı ile edward said.ne doğulu,ne batılı olabilmiş dünyalı bir üstaddı said...daniel barenboim den piyano resitali sizi,kitaba adapte edecetir.çünkü yazarın bu sanatçı ile müzik ile ilgili kitabı ve dostluğu mevcuttur. filistin ve dünyanın hiç bir yerinde kimseler öldürülmesin,savaşsız,sömürüsüz günler insanlığın olsun dilekleri ile iyi okumalar..dostlukla... Gürbüz deniz (Gürbüz Deniz)
--reklam--
Kültür ve Direniş PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Edward Said - Kültür ve Direniş kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kültür ve Direniş PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Edward Said Kimdir?
Edward Wadie Said, 1935 yılında Kudüs’te doğmuştur. Anne ve babası Filistinli olan Said’in önadının (Edward) bir İngiliz ismi olmasında annesinin 1935’lerde Galler Prensi’ne olan hayranlığı etkili olmuştur. Babasının I. Dünya Savaşı sırasında askerliğini Fransa’da, Amerikan Keşif Kuvvetlerinde yaparken ABD vatandaşlığını kazanması, ABD’ye gitmesi ve orada birkaç yıl okuması onun daha sonraki hayatı üzerinde etkili olacaktır.
Kahire Victoria Koleji’nde lise öğrenimine devam ederken sorun çıkardığı gerekçesiyle bu okuldan uzaklaştırılan Said, babası tarafından ABD’deki Massachuttes Mount Hermon School’a gönderildi. Victoria Koleji’inde iyi bir eğitim aldığı için bu okulda dereceye girmeyi başarmıştır. Üniversite öğrenimini Princeton ve Colombia Üniversitesi’nde İngiliz edebiyatı üzerine yaptı. 1963’te Colombia Üniversitesi’nde ders vermek üzere New York’a geldiğinde egzotik ama özel bir dikkat gösterilmesi gerekmeyen Arap kökenli biri olarak görülen Said, 1967 Arap-İsrail Savaşı’ından sonra bir Filistinli olması nedeniyle büyük değişim geçirdi ve az da olsa siyasal olayların içinde yer almaya başladı. 1970’li yıllara geldiğinde hem Batı hem de Araplar adına konuşmak zorunda kalan biri konumuna geldi. Böylesi zor bir durumdan çok sesli bir biçimde düşünmeye ve yazmaya başlayarak kurtulmayı kısmen başardı. Bununla birlikte Arap dünyasında Filistin yüzünden bir çok hakarete maruz kaldı. Yahudi Savunma Konseyi kendisini Nazi ilan etti. Üniversitedeki odası kundaklandı, kendisi ve ailesi sayısız ölüm tehditleri aldı. Bütün bunlara rağmen ünü kötü olan Filistin davasına bağlı olduğunu ilan etmekten çekinmedi. 1977’de Filistin Kurtuluş Örgütü’nün parlamentosu görevini gören Filistin Ulusal Konseyi üyesi seçildi. 1991’de başlayan Oslo, yani İsrail ile masa başında anlaşabilmek için Filistin halkının meşru haklarından taviz verme sürecine şiddetle karşı çıktığından, Konsey’den istifa etti. Filistin halkına desteğini son günlerine kadar devam ettirdi.
Akademik hayatına gelince Said, 1974’te Harvard’da arşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nde konuk öğretim üyesi olarak, 1975’te Stanford Davranış Bilimleri İleri Araştırmalar Merkezi’nde burslu araştırmacı olarak, 1979’da John Hopkins Üniversitesi Beşeri Bilimler Bölümü’nde misafir öğretim üyesi olarak bulundu. Arab Studies Quarterly’de editörlük yaptı. New York’taki Dış İlişkiler Konseyi, Amerikan Sanatlar Akademisi ve PEN yönetim kurulu üyeliklerini yürüttü. 1976’da Harvard Üniversitesi Bowdoin Ödülü’nü, 1994’de ise Lionel Trilling Ödülü’nü aldı.
Lisans ve lisans üstü eğitiminde edebiyat, felsefe ve müzik dersleri alan Said müzikolog, verimli bir denemeci, düşüncesi ve tavır alışları coşkunluk doğuran bir düşünür olarak tarihteki yerini almıştır.
Said, 24 Eylül 2003 tarihinde uzun süreden beri çekmekte olduğu lösemi hastalığına yenik düşerek 68 yaşında vefat etmiştir.
--reklam--
Edward Said Kitapları - Eserleri
- Entelektüel
- Şarkiyatçılık
- Oryantalizm (Doğubilim)
- Yersiz Yurtsuz
- Kültür ve Direniş
- Medyada İslam
- Kış Ruhu
- Freud ve Avrupalı Olmayan
- Kültür ve Emperyalizm
- Hümanizm ve Demokratik Eleştiri
- Müzikal Nakışlar
- Filistin'in Sorunu
- Geç Dönem Üslubu
- Başlangıçlar - Niyet ve Yöntem
- Joseph Conrad ve Otobiyografide Kurmaca
- Oslo''dan Irak''a ve Yol Haritası
- Müzik Üzerine Görüşler
- Oryantalizm Eleştirileri
- Sürgün Üzerine Düşünceler
- Paralellikler ve Paradokslar
- Haberlerin Ağında İslam
- Yeni Binyılda Filistin Sorunu
- İktidar, Siyaset ve Kültür
- Yazınsal Eleştiri Söyleşiler
--reklam--
Edward Said Alıntıları - Sözleri
- Bernard Lewis'in taktiği kötü niyetli gözlemleri ile etimolojiyi, kökenbilimi hileli kullanımıyla kültürleri karalayarak kitleleri sınıflandırmaktır. (Haberlerin Ağında İslam)
- Her hakikat, yaşamak için bir maskeye ihtiyaç duyar. Joseph Conrad (Joseph Conrad ve Otobiyografide Kurmaca)
- - "Tüm kültürler birbirinin içine karışmıştır; hiçbiri ferdî ve katıksız değildir..." (Kültür ve Emperyalizm)
- - "Chinua Achebe: “Batılı yazarların eserleri, eşyanın tabiatı icabı otomatik olarak evrensellikten etkileniyordur! Evrenselliğe ulaşmak için çaba göstermesi gerekenler ise, yalnızca ötekilerdir. Sanki evrensellik, Avrupa yahut Amerika yönünde..." (Kültür ve Emperyalizm)
- - "Hiçbir içtimâî sistem, hiçbir tarihî vizyon, hiçbir teorik bütüncülleştirme ne denli güçlü olursa olsun, kendi alanı içinde var olan bütün alternatifleri veya uygulamaları kapsama gücüne sahip olamaz! Onların aşılması ihtimali daima baki kalır..." (Müzik Üzerine Görüşler)
- İslamiyet'in genel portresi üzerinde çarpıtmalar ve saptırmalar kanıtlıyor ki; bu insanlar İslamiyeti gerçekten anlamak arzusu içinde değiller. İslamiyet gerçeği hakkında ne görülebilecekleri görmek ne de duyabilecekleri duymak istiyorlar. (Haberlerin Ağında İslam)
- Fransız medeniyetinin Asyalılara, ve Doğu Akdeniz ahalisine neden cazip geldiği açık: Esasen Fransız medeniyeti Alman ve ingiliz medeniyetinden daha caziptir ve taklidi de kolaydır. Bir kere gösterişsiz, utangaç İngilizi düşününüz. Yalnızlığını, alışkanlıklarını... Bir de şenşakrak kozmopolit Fransızı düşünün. Hicap nedir bilmez. On dakika önce tanıdığı kimse ile sarmaş dolaştır. Eğitimi yarım olan Doğu'lu: bunlardan birincisinin, samimi, ötekinin ise şamatacının biri olduğunu anlayamaz. İngilizden nefret eder, Fransıza kucak açar.” (Oryantalizm (Doğubilim))
- Gördüğüm şeylere karşı,elimden bir şey gelmediği için kendimden nefret ettim, duyulmayan sesimden,delirmeyen aklımdan nefret ettim.' (Joseph Conrad ve Otobiyografide Kurmaca)
- Said bu akşam bizlere şunu anlattı: Freud’un kendi Yahudiliğiyle olan kısmi, parçalı, sıkıntılı ve kimi zaman kendi kendini yadsıyan ilişkisi, modern dünyada kimlik için bir model sağlayabilir. (Freud ve Avrupalı Olmayan)
- Kendimi bütünlüğü olan, tek bir kişi olarak düşünmüyorum. Ben birçok farklı şeyim. Onlar arasında bir denge tutturma kaygım da yok. Kendimi bütün farklılıkları silmeye çalışan biri olarak görmüyorum. Benim gayretim, farklılıklarımla birlikte yaşamak doğrultusunda. (Kültür ve Direniş)
- Batı'ya giden Doğulular oraya hayran hayran bakmak ve ileri bir kültürden nasip almak .için gidiyorlardı. Doğu'ya giden Batılıların derdi, görmüş olduğumuz gibi, hayli sakaydı. Kitapların sayışma gelince: 1800 ile 1950 arasında Batı'da Yakın Doğu ile ilgili 60.000 kitap yazılmış. Doğu'nun Batı hakkındaki kitapları ise bir elin parmakları kadar az (Oryantalizm (Doğubilim))
- "Batı"nın Araplara ve İslama karşı duyduğu husumet yüzünden Müslüman dünyanın hayıflanarak kendi haklılıklarının öfkesi içinde oturup geriye yaslanmasının pek bahanesi kalmamıştır. Bu husumetin nedenleri ve "Batı"nın buna destek veren yönleri korkusuzca analiz edildiğinde, bunu değiştirmek için çok önemli bir adım atılmış olacaktır. Ama kesinlikle iş burada bitmez: Bunun İslam karşıtı yeni bir propaganda silsilesine yol açmaması için, husumetin yerine başka bir şey konmalıdır. (Medyada İslam)
- İnsan yalnız kalır, doğru; ama her zaman sürüye uyup mevcut duruma hoşgörü göstermekten iyidir yalnızlık. (Entelektüel)
- sevgilin geçmişini sormuyorsa;merak etmediğinden değil,sıranın kendi geçmişine geleceğinden korkmasındandır (Başlangıçlar - Niyet ve Yöntem)
- Mevcut Amerikan toplumunun mantıksal oyununda yerli Amerikan Kızılderileri için nasıl çok az yer varsa, İsrail'de de Filistinliler için aynı durum söz konusudur: Onlar oraya âit değil. (İktidar, Siyaset ve Kültür)
- “Filistin,” diyordu Said, “nankör bir davadır.... Onun uğruna kendimizden verdikleriniz yetmiyormuş gibi, bir de gördüğünüz aşağılanma, suistimal ve toplum dışına sürülmeyle kalakalıverirsiniz. ... Kaç dostunuz bu konuya uzak durmayı yeğlemiştir? Kaç meslektaşınız Filistin tartışmasına asla girmemekten yana tavır almıştır? Bırakın Filistin’i ve Filistinlileri, kaç iyi niyetli liberal Bosna’ya, Çeçenistan’a, Somali’ye, Ruanda’ya, Güney Afrika’ya, Nikaragua’ya, Vietnam’a, yeryüzünün başka köşelerindeki ülkelerde yaşanan insan haklan ve sivil haklar meselelerine vakit ayırmaya gönül indirmiştir?" (Kültür ve Direniş)
- Aslında görülüyor ki bugünün islami gruplaşmalarının çoğu Amerika Birleşik devletleri'nin yörüngesinde odaklanıyor.... Açıkça destekleniyor... (Haberlerin Ağında İslam)
- - "Sigara kutuları, posta kartları… bir sürü yönlendirici düzenek, emperyal gücü yüceltip, İngiltere’nin stratejik, ahlâkî ve iktisadî iyiliği için imparatorluğun ne denli gerekli olduğunu vurgulamış, aynı zamanda da koyu renkli yahut aşağı ırklara, ıslah olmaz ve yok edilmeyi, sert bir biçimde yönetilmeyi, sonsuza değin boyunduruk altında tutulmayı gerektiren nitelikler yüklemiştir..." (Kültür ve Emperyalizm)
- İnsani bilimler eskiden antik Yunan ve Roma ile İbrani kültürlerinin üstün klasik metinlerinin incelenmesi şeklinde anlaşılırken; şimdilerde gerçekten çokkültürlü kökene sahip çok daha rengarenk bir izleyici kitlesinin, evvelden ihmal edilen ya da hiç adı sanı duyulmamış halklar ve kültürlerin, yine eskiden Avrupa kültürlerinin işgal ettikleri 'temizlenmiş alan'a girmeye başlamalarını hareketle destekledikleri evrensel düzeyde kabul gören bir olgudur. Antik Yunan ya da İsrail gibi alanlara tanınan ayrıcalıklar bile, genelde, onların özgünlüğünü büyük ölçüde azaltan uygun gözden geçirmelere maruz bırakılmıştır. (Hümanizm ve Demokratik Eleştiri)
- Başlangıç yalnızca bir eylem türü değil, aynı zamanda bir ruh hali, bir çalışma şekli, bir tavır, bir bilinçtir. (Başlangıçlar - Niyet ve Yöntem)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin