Kitap Künyesi

Yazar: Ahmet Haldun Terzioğlu

Yayın Evi: Kripto

İSBN: 9786054125814

Sayfa Sayısı: 304

--reklam--

Kür Şad Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Çin bir daha rahat yüzü görmedi. İzleri silinmeyecek korkunun gölgesinde yaşamak zorunda kaldı. Gecenin karanlıkları hep bir başkaldırının işaretince gölgeler kuruyordu. O kutlu geceden beri Çin, gölgelerden korkuyordu.

Kür Şad'ın ve kırk yiğidinin gölgesi...

Yazık ki o gölgeleri bugün biz arar olduk!

Hem aynı yerde hem uzaklarda...

Destanlara muhtaç olduk!

"Kür Şad" adını unutulmaz kılan destanı yazan bilgenin ruhu, bu adın tarihi yazıtlarda geçen gerçek karşılığının, "AŞİNA CHİE-SHİH-SHUAİ" adlı Türk soylusu olduğunun açıklanmasından, onun yaşadığı çağın bütün gerçek yönleri ile anlatılmasından elbette kut bulacaktır.

Kür Şad'a ad veren, onu destan kılan ve unutulmazlara erdiren Ulu Bilge Nihal Atsız'ın ruhuna kut ile ithaf olunur...

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Kür Şad Alıntıları - Sözleri

  • Söz bulamamak ama bir şeyler söylemek istemek...Bir yerde oturup konuşsak...Galiba birbirimize edecek çok sözümüz var.
  • "Bu işi başarmak için en az dört tümen er gerek!" Kırk bin er... Oysa onlar kırk bir erdiler. Başkaldırının, yücelmenin, kurtulmanın öncüleriydiler.
  • Her şey biterken, tükenirken, yok olurken, unutulmaya yüz tutarken; bir tek adlar kalır bir de o adları taşıyanların kahramanlıkları! Ozanın dediği gibi: "Yiğitler gider, destanları kalır!"
  • Gözleri dalıyor sanki düşünü yaşayarak sayıyor ve... "Kırk" diyor “ Kırk. Yalnızca kırk er...
  • Aşina soyu çok değişik, özel bi soy .Kızları çok güzel, erleri ise yakışıklı, gösterişli...
  • Yaşamın gün tüketmek olmadığının bilincine varanlara unutulmazlık orunu armağan edilir. (Orun: Unvan, rütbe)
  • Özünü yitiren kişi, her şeyini yitirir oğul!
  • İnanmak, bilinmez güçler yükler Türk'ün kanına. Çağlayışı değişir. Delice bir akış tutturur. Bedenler yıkılmaz olur. Ne ok, ne kılıç, ne kargı... Hiçbiri etkin olmaz!
  • Türk kızları cesur, atılgan ve cüretli olur. Sevdalarını göstermekten, sözünü etmekten çekinmez, bunun için mücadele etmekten geri durmazlar.
  • Zaman nedir ki ? Başlayıp bitmesini Tanrı buyurmuş! Durmadan değişen çağlar, yalnızca bir an parçası büyüklüğünde.. Kişiogullari da zamanın yoldaşı!
  • Her yitenin yerine bir yenisi bulunur ancak umut yiterse...
  • "Yiğitler gider destanlar kalır"
  • Türk adını var edenler, yıkılmaz kılan yüceliklerle eş olanlar... Çağlar üstü kahramanlar unutulmayacak kadar uludurlar.
  • Yaşamak onurlu olunca güzeldir. Yaşamak her koşulda yaşamak, mutlaka yaşamak, yaşamak için yaşamak değildir.
  • "Tek bir şey için yaşa: Türk'ü yüceltmek..."

--reklam--

Kür Şad İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Bu konuya en ufak bir ilginiz varsa, okumadan geçmeyin derim: Kür Şad, Kürşad ya da Kürşat olarak birçok Türk çocuğuna ad olan bu isim nereden geliyor, aslı astarı nedir? İnsan merak eder! Bu destanı birçok kişi içeriğini bilmese de en azından duymuştur diye düşünüyorum; Kür Şad ve kırk eri... Ahmet Haldun Terzioğlu, 1960 Trabzon doğumlu, emekliliğine kadar devlet memurluğu yapmış, emekli olduktan sonra da kendini tamamen yazmaya adamış bir Türk yazardır... Kür Şad, ilk olarak Nihal Atsız'ın 1946 yılında yayınlanan Bozkurtların Ölümü adlı eserinde geçer. Peki böyle bir isim ile anılan bir kişi Türk tarihinde var mı? Mevzunun aslı şu: Çin kaynaklarında Cie she shuai olarak geçen ve yanındaki kırk kişiyle saraya saldıran bir Türk'ten bahsedilir. İşte bu kaynaklardan yola çıkarak bu olay destanlaştırılır. Atsız bu isme nasıl ulaştığını şöyle anlatır: "Ben Çin kaynaklarında geçen Chieh-shê-shuai = Chie shih shuai = Cie şı şuay adının Türkçesinin ne olabileceğini çok düşündüm. Bir defa kağan çocuğu olmasından yani “Tigin” olmasından dolayı alacağı son idari unvan “Şad” olabilirdi. Geriye bu unvandan önceki ismi tahmin etmek kalıyordu. 1893’te Vilhelm Thomsen’in Göktürk alfabesini çözmesinden sonra kül okunan kelimenin varyantı (dildeki çeşitlenme) olarak kür kelimesi düşünülmüştü. Yani bir l ~r alternansı olabilirdi. Bu alternansa göre kül kelimesinin varyantı kür kelimesi idi. Bu kelime Türkiye Türkçesi’nde “gür” şeklinde yaşamaktadır. Bir insanın “saçı, kaşı, bıyığı, sakalı” gür olabilir. “Ses, su” gür olabilir. Örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bu yüzden ben Çince cie kelimesinin Eski Türkçe karşılığının kür kelimesi olduğunu düşündüm ve Çince Cie şı ibaresinin Türkçesinin Kür Şad olabileceği kanaatine vardım. Bu yüzden Bozkurtların Ölümü adlı eserimde roman kahramanının adını Kür Şad olarak koydum. Bana göre de çok yakıştı." bu eserde de buradan yola çıkarak bu ismi kullanmıştır. Artık ismin nereden ve ne şekilde geldiğini öğrendiğimize göre Ahmet Haldun Terzioğlu'nun Kür Şad olarak destanlaştırdığı romanına gelelim. Yazar kendisine kaynak teşkil eden metinleri hikayeleştirerek başlar sonra kendi yorumlamasıyla devam eder. İlk olarak Çinli yazıcı tarih yazıcısı Tu Yu'dan başlar. Çinli yazarın dilinden o devirdeki yazarların ne şekilde yetiştirildiği ve tarih yazarlığına, yazarlarına gösterilen değerden, tarih ansiklopedilerinin nasıl ele alındığından bahseder. Bu şekilde birkaç kişiyi daha konuşturur. Bunlardan biri de İ-ch'eng Hatun'dur. Bu da, Türk kağanlarına, şadlarına eş olarak verilen Çin kadınlarının nasıl yetiştirildiği ve yaşadığı olayları anlatır. Eser genel olarak bu mantıkta yürür yani önce kaynaklarını konuşturur sonra kendi yorumlamasıyla bunları destanlaştırır. I. Göktürk devletinin ne şekilde kurulduğu, A-shih-na (Asına, aşina, asena) soyunun nasıl türediği, -eserde bir Çin akınından sonra Türkler tamamen öldürülmüş bunlardan sadece sağ olarak bir çocuk kalmış onun da kolları kesilmiş bu çocuğa dişi bir kurt sahip çıkıp büyütmüş ve sonra çocuk bu dişi kurt ile evlenip, çocuk sahibi olmuş, işte buradan türeyen çocuklar da Aşina soyunu oluşturmuşlardır, Kür Şad da bu soydan gelir- kağanların ne şekilde seçildiği, Çin'in Türkler üzerindeki oyunları, Türk akınları, İ-ch'eng Hatun'un casusluğu, Türklerin bölünmesi, sonrasında gelen esaret ve Kür Şad ayaklanması... Bu eserin konusu tarihte yaşanmış bir olay olduğu için içeriği önem arz eder. Onun için içeriğini şöyle özetleyebiliriz. Kiymin Kağan, Çine hayrandır ve Çin'e benzemek için çaba gösteren bir kağandır. Aynı zamanda Çinli İ ch'eng Hatun ile evlidir. Türk törelerini bırakıp Çin yasalarına göre hareket etmektedir. Budun bundan rahatsızdır. Kiymin Kağan'ın ölümünden sonra yerine oğlu Şipi Kağan (Shih-pi K’o-han) geçer ve törelere göre de babasının Çinli karısını kendine eş olarak kabul eder. Ancak aynı zamanda Ulu Hatunla da evlidir ve üç oğlu da bu kadındandır. En Büyük oğlu, dedesi gibi Çin yanlısıdır, Çin hayatına ve kadınlarına düşkündür onun için Çin'e yanaşır ve çeşitli antlaşmalar yapar. En küçük oğlu Şu Tigin (Kür Şad) ise annesi Ulu Hatun'un etkisi ile Çin'e karşı hep mesafeli bir hayat sürmüştür ve her zaman Çin'i yağı (düşman) bellemiştir. Şipi Kağan, Türkler arasında birlik oluşturarak I. Göktürk devletini kurar ve Çin'e sayısız akın düzenler. Çin bundan kurtulmak ve akınların etkisini azaltmak için Kağan'ın karısı Çinli İ-ch'eng Hatun ile Kağan'ı zehirler. Yerine kardeşi Çulu, kağan olarak seçilir, Çulu Kağan'ın ölümünden sonra da kardeşi İl Kağan seçilir. Kür Şad hep amcasının yanında yer alır ve amcası ile birlikte sayısız savaşa katılır. Ancak kardeşi Tuli Kağan amcasından ayrılır ve Çin'in yanında yer alır. İl Kağan zamanla zayıf düşer ve yanındaki Kür Şad ve erleri ile birlikte ana yurdu Ötüken Yış'ı terk eder. Çin ordusu Kağan'ın peşini bırakmaz yapılan çarpışmadan sonra Kür Şad ve yanındakiler esir alınıp Çin'e götürülür ve İl Kağan ise kaçmayı başarır. Fakat bir yıl sonra İl Kağan ve yanındakiler tuzağa düşürülerek yakalanır ve onlar da Çin'e götürülür. Çin İmparatoru Kür Şad'a unvan verir ve saray muhafızları eğitmeni yapar. Kür Şad ulusunu Çin esaretinden kurtarmak için yanındaki 40 er ile Çin Saray'ına saldırır ve İmparator'u rehin almak ister fakat bazı olumsuzluklardan dolayı başarısız olur, yanında sağ kalan 12 er ile kaçmak zorunda kalır. Wei nehrini geçmek isterler fakat şiddetli yağmurdan dolayı köprü sular altında kalmıştır bundan dolayı da karşıya geçemezler, peşlerine takılan Çin askerleri tarafında katledilirler. Bu olaydan sonra Çinliler artık Türkleri ülkelerinde istemezler ve tüm Türkleri sınır dışı ederler. ( Neticede bu olaydan sonra yaklaşık olarak 43 yıl sonra II. Göktürk devleti kurulur, bu kısım kitapta geçmez) Kür Şad'ın destanlaşması da buradan gelir kendi canı pahasına ulusunu esaretten kurtarır. Yazarın baştan sona vurguladığı bazı noktalar var bunlara değinecek olursak: Çin'in daima Türkler üzerinde oyunlar oynadığı ve bu şekilde iç karışıklık çıkardığı, Türklerin normal şartlarda Çin'e asla yenilmeyeceği ancak kendi ulusuna ihanet eden Türklerin varlığı ve yardımı ile birçok kez yenildiği ve sorunlar yaşadığı, Türklerin doğru sonuçlar doğurmayacağını anladıklarında bile Türk töresini uygulamaktan vazgeçmedikleri, törenin Türkler için özün temsili olduğu, Türklerin asla başka ulusların gölgesinde yaşamak istemediği, Çin'in kadınları ile Türklerin iç işlerine karıştığı ve casusluk yaptığı. Destanın baş kahramanı Kür Şad'ın bütün olumsuzlukları bildiğini ve bunların hiçbirinin Kür Şad'ın bünyesinde yer almadığını ön plana çıkarır. Örneğin Kür Şad, Çin kadınlarına asla yanaşmamıştır, ayrıca kendi ulusundaki kadınlardan gelen teklifleri hep reddetmiştir (sonrasında Gökçin'a aşık olur). Aklında yer eden tek şey ulusunun varlığı, birliği ve dirliği için daima cenk meydanında savaşmaktır. Yine hiçbir zaman Çin'in oyunlarına gelmemiştir ve onların önerdiği gizli antlaşmalara da asla yanaşmamıştır. Kür Şad, her zaman töresine sadık kalmıştır ve hep Kağan'ın yanında yer almıştır. Kür Şad, teslim olmayı hiçbir zaman kabul etmemiştir her zaman karşı koymayı ve savaşmayı seçmiştir. İşte bu niteliklere sahip bu Türk son noktada kendi canı pahasına ulusunun esaretten kurtulmasına vesile olmuştur. Hep kullanılan bir söz vardır: Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur diye. Bu mahiyette sözleri bu eserde de görüyoruz. Gerek bu destanın içeriğine, gerekse genel olarak Türk tarihine baktığımızda, Türklere sorun oluşturan yine kendi ulusudur ona ihanet eden yine ırkdaşıdır. Dışarıdan yıkılması güç olduğu durumlarda bile, içteki kandaşlarının hainlikleri ile yıkılmıştır veya zor duruma düşmüştür. Örneğin bu eserde Tuli Kağan (Kür Şad'ın ağabeyi) kendi kağanına ulusuna ihanet etmiştir ve esarete giden yolda, Çin'e destek vermiştir ve en önemlisi öz kardeşi ile ters düşmüş tamamen farklı bir kişilik ortaya koymuştur. Bu eser dışında buna paralel olarak, Türkiye Rusya ile bir uçak krizi yaşamış ve tüm ilişkiler askıya alınmıştı. Böyle bir durumda her zaman vurgulanan Türki devletlerden olan Kazakistan ve Kırgızistan Rusya'ya açıktan destek vermiştir bu da basit bir örnekti günümüzden. Kısacası oturup düşünmek lazım biz acaba bir yerde yanlış mı yapıyoruz diye neden bu söylem üzerine her şeyi inşa ediyoruz. Destanımızda bile söylediklerimizin aksi söz konusu iken tuttuğumuz yolu gözden geçirmekte fayda olmaz mı? Yazar kitabı bitirirken birkaç şeye vurgu yapar; "Destanı yüceltmek, ulusu yüceltmektir", "Destanı yaşatmak, ulusu yaşatmaktır" diye. Hem fikiriz gerçekten destanı yüceltmek de lazım, yaşatmak da yoksa destanın bir anlamı kalmaz. Bunların dışında da şöyle ifadeleri var "...Elbette farklar olacaktır anlatımımızda. Elbette bakılan yön farklı olacaktır ki katkı sağlanabilsin. Böylece destan da yaşayacaktır, gerçekler de..." tabii buradaki farklılıktan kastı, Atsız'ın, Bozkurtların Ölümü adlı eseriyle arasındaki fark, ancak asıl önemli olan aslı ile arasındaki uçurum. Ahmet Haldun Terzioğlu, Çin kaynaklarında geçen aslıyla çelişki oluşturacak şekilde bu eseri ele almıştır. Şimdi adı üstünde "destan" tabii ki söz konusu olay hayal ürünleriyle süslenir (örneğin dişi kurt Asena'dan türemek gibi) bu anlaşılabilir ama tarihi kaynaklarda geçen bir olayı da ( ki bu kaynaklar olmasa böyle bir olayın yaşandığı bilinmeyecektir çünkü yazıtlarında bu olay hiçbir şekilde geçmiyor) kendisine çelişki oluşturacak nitelikte değiştirilemez, değiştirilmemeli. Olayın gerçeğiyle neden çelişki oluşturduğunu, Çin Kaynaklarında geçen metinlerden birini vererek göstermeye çalışacağım (Osman Fikri SERTKAYA* Gazi Türkiyat, Bahar 2014/14: 1-10 makalesinde geçen metin olacak) ama ondan önce destanın ruhunu değiştiren farklılıklara değinmek istiyorum. Kaynaklarda Şipi Kağan ile Çulu(k) Kağan aynı kişi olarak geçerken burada iki kardeş olarak geçiyor; bu eserde hep kağanına sadık kalan ve abisi ile ters düşen Kür Şad, aslında abisi ile birlikte hareket eder ve amcası İl Kağan'a karşı çıkar, bu eserde asla Çinliler ile işbirliği yapmayan ve esareti kabul etmeyen Kür Şad, yine aynı kaynaklarda abisiyle birlikte kendi rızasıyla gidip Çin'e sığınır ve onların verdikleri unvanlar ile Çin'e hizmet eder (Garnizon Komutanlığı gibi); bu eserde hain olarak gösterilen Çinli İ-ch'eng Hatun, Kür Şad'ın annesidir yani Kür Şad anne tarafından aslında Çinlidir oysa bu eserde Kür Şad'ın annesi Ulu Hatun olarak gösterilir; bu eserde kadınlara bakmayan bir Kür Şad, kaynaklarda ise abisi tarafından azarlanır, çapkınlık yapıyor diye.... Şimdi böyle yaparsan destanın temel taşlarını yerle bir edersin dolayısıyla söz konusu destana katkı değil zarar verirsin, kanaatimce... ve aslından çevirili metin "Tzu-chih t’ung-chien’deki metni bir de orijinalinden görelim. (195, 1887b). Eski Çince metin:1 "Son bahar, 5 Nisan. İmparator Tang tai zong Ciucheng Sarayı’nı denetlemeye teşrif ettiler. Daha önce, Türk T’u-li Kağan’ın kardeşi Cie shê shuai ağabeyi ile birlikte (Çin) saray(ın)a intisap etmişti. Tang hanedanı tarafından (ona) “Zhong lang jiang” rütbesi verilmişti. Cie shê shuai sarayda iken küstahlaşmaya başladı ve aleyhinde olan ağabeyinden rahatsız oldu. “T’u-li Kağan baş kaldırmak için hazırlanıyor” diyerek ağabeyini itham etti. Tai zong, Cie shê shuai’nin bu davranışından dolayı onu küçük görmeye başladı ve epey bir süre onun rütbesini yükseltmedi. Cie shê shuai eski kabilesindekilerle birleşerek entrika çevirmeye kalkıştı ve kırk küsur adam topladı. Gece yarısı 1-3 arası, “Yükselen han” unvanlı (prens) Li zhi’nin saraydan çıkarken saray kapısının açılmasından istifade ederek atla saraya girmeyi ve imparator Tang tai zong’un otağını basarak imparatoru esir almayı planladılar. Ayın 11’inde Cie she shuai ve diğerleri T’u-li Kağan’ın oğlu He luo gu’yu koruyarak gece yarısı saray kapısının dışında gizlendiler. Şiddetli rüzgara rast geldiği için “Yükselen Han” unvanlı prens (Li zhi) saraydan çıkmadı. Cie she shuai şafağın sökmesine az bir vakit kalmasından endişe ederek askerleriyle saraya hücum etti. Dört sıra kalın perdeden oluşan duvarı geçtikten sonra rastgele ok atmaya başladılar ve 10 küsur muhafızı öldürdüler. “Düşmanı geri püskürtücü” unvanlı komutan Sun wu kai ve adamları ile kıyasıya mücadele verdiler ve epey bir müddet sonra Cie she shuai geri çekilmek zorunda kaldı. Kraliyet ahırına doğru koşarak 20 küsur at çaldı(lar) ve kuzeye doğru kaçtı(lar). Wei nehri’ni aşarak kendi kabilesine gitmeye teşebbüs etse de Tang askerleri tarafından takip edilerek yakalandı ve öldürüldü. (İmparator) Tai zong, T’u-li Kağan’ın oğlu He luo gu’yu bağışladı, ancak onu güneye sürgün etti." Objektif bir şekilde değerlendirmeye özen gösterdim umarım faydalı olmuştur. İyi okumalar (RA)

Çinli tarihçi Tu - Lu'nun metinlerinden yola çıkılarak yazılmış bu kitap, dönemin zorluklarını, Kara Kağan'ın yönetimini, Çinli casusları ve Çin'in entrikalarını, destan mantığıyla hareket edilerek yazılmış. Türklerin Çin'e esarete gitmesini ve en son olarak da Kürşad'ın isyanını ve 41 çerinin Çin sarayını basarak Türkleri tekrar özgürlüğe kavuşturmalarını, epik ve destansı bir dille anlatıyor. Akıcı ve genel olarak sıkmayan bir eser. Döneme ilgisi olanlar göz atabilir. (Özgür Çağan)

Hüseyin Nihal Atsız 'ın "BOZKURTLAR" eserinden sonra akılda kalan en isim Kür Şad idi. Bunun sayesinde bir merakla bu kitabı keşfetmemi sağladı. Çok yerinde olmuştu, Çin'e korku salmış Kür Şad ve 40 çeri. Kür Şad ise Aşina kalmaya direniyor, Türk olarak yaşamak için en katı kuralları koyuyordu kendisine. Gök nasıl seçiyor, nasıl beğeniyordu erini? (Zeynep kabadayı)

--reklam--

Kür Şad PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Ahmet Haldun Terzioğlu - Kür Şad kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kür Şad PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Ahmet Haldun Terzioğlu Kimdir?

1960 yılında, Trabzon, Beşikdüzü İlçesi, Takazlı Köyü'nde doğdu.

Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Mezunudur. Ayrıca Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi'ni bitirmiştir.

Devlet memuru olarak Türkiye'nin hemen her bölgesinde; doğudan batıya, kuzeyden güneye görev yapmış ve 2006 yılında hizmet süresi dolar dolmaz, kendi isteği ile emekli olmuştur. Evli ve iki çocuk babasıdır.

Edebiyat hayatı tarım konularında broşürler hazırlayarak ve makaleler yazarak başlamıştır. Bir dönem mesleki bir derginin yayın kurulunda görev almış ve köşesinde sürekli makaleler yazmıştır. Kısa bir dönem derginin editörlüğünü yürütmüştür.

Bazı kurum, kuruluş, siyasi parti ve kişiler için özel çalışmalar yapmış, yazıları, fikirleri, projeleri, hazırladığı afişler ve sloganları kullanılmıştır. Pek çok dergi ve kitapların düzenlemesinde ve çıkarılmasında katkı sağlamıştır.

Çeşitli kurum ve kuruluşlar için tanıtıcı film senaryosu yazmış, bunların hazırlanmasına katkıda bulunmuştur.

İlgi alanını Türk Tarihi ve Mitolojisi üzerine yönlendiren yazarın iki adet yayınlanmış mitolojik romanı bulunmaktadır. (Gök Tanrı'nın Çocukları ve Oğuz Han)

2006 IV. Gila Kohen Öykü Yarışmasında, "Veresiye defteri" isimli öyküsü yayınlanmaya layık bulunmuş ve hazırlanan kitapta yer almıştır.

2007 Yılı Mustafa Necati Sepetçioğlu Tarihi Roman Yarışmasında "Alp Er Tunga" İsimli Mitolojik Romanı ile Birincilik Ödülüne layık görülmüştür.

2008 Yılında Gelir İdaresi Başkalığı'nın düzenlediği, Vergi konulu Tiyatro yarışmasında, Çocuk Oyunu Dalında "Karınca Kararınca" isimli oyunu ile ikincilik ödülü almıştır. Oyunu yayınlanmış ve sahnelenmiştir.

2008 İLESAM "Esere ve Emeğe Saygı" Öykü yarışmasında "Gitti Hatıralarım" isimli öyküsü mansiyon kazanmıştır.

Daha birçok edebi yarışmada ödülleri bulunmaktadır.

--reklam--

Ahmet Haldun Terzioğlu Kitapları - Eserleri

  • Mete Han
  • Alp Er Tunga
  • Tomris Han
  • Kür Şad
  • Aksaçlılar Meclisi 1 - Devletin Bekçileri
  • Göktürkler
  • Teoman Han
  • Alparslan
  • Bozkurt Destanı
  • Çiçi Han
  • Gök Moğolların Başbuğu: Cengiz Han
  • Darağacında Bir Bozkurt
  • Kiok Han
  • Hun Kartal Savaşçısı
  • Şaman Kız
  • Alamut'un Piri Hasan Sabbah
  • Tuğrul ve Çağrı Bey Devlet Yolunda
  • Fırat'a Destan
  • Aksaçlılar Meclisi 2 - Vurgun
  • Selçuk Bey
  • Reisim Çatlı
  • Göktanrı'nın Çocukları
  • Moğol
  • Oğuz Kağan
  • Aksaçlılar Meclisi 3 - Savaş
  • Harem Ağası
  • Hunlar da Çılgındı - Hun Türklerinin Çılgın Tarihi
  • Kadim Türk Budun Kimmerler
  • Komando
  • Enver Paşa’nın Romanı
  • Sultan Genç Osman
  • İlk Türk Deniz Beyi Çaka Bey
  • Aksaçlılar Meclisi 4 - Operasyon
  • Oğuz Kağan Destanı
  • Alp Urungu & Göktürkler Çağından Bir Türk Öyküsü
  • Çete
  • Türkistan'ın Ölümsüz Kahramanı Altayların Kartalı Osman Batur
  • Atilla
  • Aksaçlılar Meclisi 5 - Av
  • Yalan Kurgusu
  • Emir Sultan
  • Kösem Sultan
  • Güllerin Solduğu Gün
  • Emir Timur
  • Kahramanım Çatlı
  • Provokatör
  • Dördüncü Murat
  • Kimmerya
  • Çanakkale Savaşı
  • Aziz Sancar
  • Oğuz Han
  • Bizi Fırtına Vurdu
  • Çete 2
  • Osmanlı'da İktidar Kavgaları ve Hanedan İçi Kıyımlar
  • Çocuk Han
  • Kürt Elhanı Alp Urungu
  • Kahramanlar Çanakkale'de
  • Göç
  • Bozkurt Ordusu
  • Sevda Üzerine Memleket Hikayeleri
  • Bakan Bey'i Vurdular!
  • Tarih Nedir?
  • Göç Destanı
  • Hüzün
  • Türklerin Kökeni
  • Kanuni Sultan Süleyman
  • Tetikçi - Yazgı
  • Göktürkler Destanı 1 - Aşina Soyu
  • Göktürkler Destanı 3 - Başkaldırılar Çağı
  • Göktürkler Destanı 2 - Birinci Türk Kağanlığının Sonu
  • Osmanlı’da Yenilgiler ve Hezimetler
  • Destanlarımız
  • Göktürkler Destanı 4 - Bengütaşlar Çağı
  • Osmanlı'da Zaferler ve Fetihler
  • Enver Paşa - Ulu Turan İhtilal Orduları Kumandanı
  • Kurmancan Datka Destanı Alay Dağlarının Gök Hatunu
  • Enver Paşa - Ben Ulu Turan İhtilal Orduları Kumandanı
  • Kimmerler Seti

--reklam--

Ahmet Haldun Terzioğlu Alıntıları - Sözleri

  • Acun bilmeyene, görmeyene hep çok büyüktü. Bilene,görene ise küçük gelirdi. Bir büyük Han için çok, iki büyük Han için azdı. (Oğuz Han)
  • Üstte Gök çökmese, altta yer delinmese, Türk’ün ilini, töresini kimse bozamaz. Kimse Türk’ü yıkamaz. Türk budun, kendini bil. Titre ve kendine dön. ( Kültigin Bengütaşı ) (Göktürkler Destanı 4 - Bengütaşlar Çağı)
  • İnsan ne için yaşar? Namusu, şerefi, dini, imanı, vatanı, milleti ve bayrağı için. Bunlardan biri giderse, Allah korusun, bir teki yiterse, ne kalır geride? Ruhsuz bir beden! Ondan sonra yaşasan ne olacak, yaşamasan ne olacak? Ceset olursun ceset! (Darağacında Bir Bozkurt)
  • Engellenemez duygulara doğru uçar kişioğlu (Fırat'a Destan)
  • Destan milletin hafızasıdır. (Destanlarımız)
  • Cengiz Han, Moğol'u şöyle tanımlamıştı: “Gününü yaşarken bir yavru karacadır Moğol. Toy ve şölen günlerinde genç bir taydır. Ne zaman ki savaş gelip çatar, vahşi bir doğan olur Moğol. Yağıların üzerine bir yaşın gibi atılır. Gün gelir yaşlı bir kurt benzeri pusuda gizlenir. Geceleri baykuş gibidir, uyumaz! Moğol değişkendir çünkü bozkırın ürünüdür. Onun yaşamı bozkıra denk olmalıdır” (Moğol)
  • "Biz, yalnızca, tek olan Tanrı'ya secde ederiz!" (Kadim Türk Budun Kimmerler)
  • Onun fiyatı yoktu. Bedeli canı, kanı bile olsa doğruluktan, dürüstlükten şaşmayacaktı. (Bakan Bey'i Vurdular!)
  • Atı olmayan bir Türk diğer yarısını bulamamış gibidir. (Bozkurt Destanı)
  • Kiok Tanhu, Yüeçiler üzerine yürüyordu. Yer sarsılıyordu atların ayak seslerinden. Ötüken Yış er doğuruyordu. (Kiok Han)
  • Sevisi ağır basmış, bütün düşüncesini tutmuştu. Sevi başa düşünce, başka ne varsa unutulur! (Kadim Türk Budun Kimmerler)
  • Özlenecek o kadar çok şey vardı ki gelecekte... (Kadim Türk Budun Kimmerler)
  • İnsandan insana değişir sevda alıntısı! İnsandan insana başkalaşır! Adım adım aşılır da bütün safhalar, en sonunda en yüce anlamında doruklaşır. Bu memlekette 'SEVDA' hakkıyla yaşanır! (Sevda Üzerine Memleket Hikayeleri)
  • Kahramanlık, Türkler için biçilmiş bir giysiydi. Bu giysiyi severek, isteyerek giyiyorlardı. Severek, isteyerek ölüyorlardı. (Bozkurt Destanı)
  • Şehzade Bayezid, Murat Han'ın en güvendiği kişilerden ve kendinden sonra tahta oturacak veliahtıydı. Seçim böyle yapılmıştı. Ancak askerin gözünde başka bir şehzade daha öncüldü. Şehzade Yakup... Onun yeri başkaydı. Bu durum Bayezid'i düşündürüyor, gelecekte kardeşinin taht ile arasına gireceği korkusunu yaşıyordu. ... Hem kardeşini kolluyordu hem de ondan çekiniyordu. (Osmanlı'da İktidar Kavgaları ve Hanedan İçi Kıyımlar)
  • Türk yok edilemez, çünkü Tanrı Türk'ü korur ve yüceltir! (Aksaçlılar Meclisi 1 - Devletin Bekçileri)
  • "Doğru ve gerçek söz keskin bıçakla aynıdır!" Moğol atalar sözü, doğru söze verilen değeri böyle açıklar. (Gök Moğolların Başbuğu: Cengiz Han)
  • Tanrı insanı var etmiş. Bakmış eksiği var, us vermiş. Yine yetmemiş, sol göğsünün altına yürek koymuş. (Tuğrul ve Çağrı Bey Devlet Yolunda)
  • Beni iyi dinleyin Türk, Oğuz Beyleri, uluları…. Türk budun buyruklarıma uyun. Şunu unutmayın! Üstte Gök çökmese, altta yer delinmese, Türk’ün ilini, töresini kimse bozamaz. Kimse Türk’ü yıkamaz. Türk budun, kendini bil. Titre ve kendine dön. (Göktürkler Destanı 4 - Bengütaşlar Çağı)
  • Bir gün Bahadır Şad'ın bir öyküsünü duydum, rahatladım. Anlattılar ki, Bahadır Şad, Çin Duvarına bakıp bakıp gülmüş. "Bu us işi değil!" demiş "Çin'i korumaktan çok, bize geçit görevi yapar bu duvar. Duvarın üzerini tutacak kadar çok sakçıyı, duvarın üzerinde savaşacak kadar çok çeriyi nerden bulacaklar? Çin, nasıl bir bela yaptığını, duvar bittiğinde anlayacak! Onca emeğe, onca cana yazık..." (Mete Han)