Kitap Künyesi
Yazar: Turan Dursun
Yayın Evi: Kaynak Yayıncılık
İSBN:
Sayfa Sayısı: 122
--reklam--
Kur'an Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Kur'an" sözcüğünün tanımı ve kapsamı hakkındaki görüşleri tartışıp özetleyen bir kitap .
--reklam--
Kur'an Alıntıları - Sözleri
- Demek ki, Tanrı, "anlayasınız diye, Kur'an'ı Arapça indirdik!" diyerek, Kur'an'ın neden Arapça gönderildiğini de açıklıyor: "Anlayasınız diye". Bu açıklamadaki sesleniş, Arap'lardan başkasına değildir. Çünkü "anlaşılsın" diye bir metnin dilinin Arapça olması başka dili konuşanlar için gerekçe olamaz. Okuyucu notu: Eğer biz onu yabancı dilde bir Kur’an yapsaydık, elbette şöyle diyeceklerdi: “Ayetleri ayrıntılı kılınmalı değil miydi?/Arap’a yabancı dil mi?/ister yabancı dilde, ister Arapça!” De ki: “O, iman edenler için bir kılavuz, bir şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve Kur’an, onlar için bir körlüktür. Böylelerine, çok uzak bir mekândan seslenilmektedir.” (FUSSİLET 44)
- O (Kur'an), andolsun ki, kerim olan bir elçinin sözüdür!".( Hakka 40) O (Kur'an), andolsun ik onurlu (kerim) bir elçinin sözüdür.(Tekvir 19) Okuyucu notu: Yani Turan Dursun diyor ki" Kuran,Tanrı sözü değildir." Hakka Suresi 69/40. ve Tekvir Suresi 81/19. Ayette “O güvenilir elçinin sözüdür” şeklinde “gavil” ifadesi geçmektedir. Biz biliyoruz ki Allah elçisi Muhammed (a.s)a vahyetmiş, elçisi de bu vahyettiği sözleri bize iletmiştir. Yani Kur’an’ı Kerim Allah’ın kelamıdır. Sözü değil. Söz olarak Kur’an Allah’a izafe edilmiyor. Kur’an’ın hiçbir yerinde böyle bir ifade görmüyoruz. Kur’an Allah’ın kelamıdır, Resulullah’ın da kavlidir. Hem Cebrail’in hem Resulullah’ın. Bu iki ayette de aynı ifade vardır ama bağlama baktığımız zaman Hakka Suresi 69/40. Ayette geçen Resul’ün Muhammed olduğunu, Tekvir Suresi 81/19. Ayetteki Resul’ün de Cebrail olduğunu anlıyoruz. Neden? Çünkü Kur’an melek elçi olarak Cebrail tarafından getirilmiştir. Onu insan elçi olarak getiren de Resulullah’tır. Dolayısıyla her ikisi de elçidir, her ikisinin de elçi olarak iletmeleri nedeniyle bu getirdikleri söz kavil olarak yani işitme ve frekansa dönüşen bir ses olarak elbette ki beşer olan Muhammed (a.s)a aittir. Neden? Çünkü bu ayetleri ilk olarak insanlık alemine Muhammed (a.s) sesli olarak tebliğ etmiştir. Ona da Cebrail tarafından getirilmiştir. Peki bu sözler nihai olarak kime aittir? Allah’a aittir. Yani kelam olarak Allah’a aittir. Kavil/söz olarak Allah’a ait değildir, çünkü Allah bizimle işitebileceğimiz bir söz, kavil, sesle konuşmamaktadır.
- "Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve öyle bir günden korkun ki ; o gün baba çocuğuna hiçbir fayda veremez, çocuk da babasına hiçbir şeyle fayda sağlayacak değildir. Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. O halde dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o çok aldatıcı şeytan sizi Allah'ın affına güvendirerek aldatmasın!" [LOKMAN Suresi/33]
- Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz..
- Herkes okumalı Kur'an'ı. Özellikle de islamı akıl, mantık dini sayanlar. Kur'an iyi okunduğu zaman, Atatürk'ün şeriatı niçin kaldırdığı daha iyi anlaşılır.
- Allah'a karşı yalan uydurup iftira edenden daha zalim kim olabilir? İşte bunlar, Rablerine sunulacaklar. ... Haberiniz olsun ki Allah'ın laneti zalimlerin üzerinedir.
- Nisa Suresi, 51. ayet: Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Onlar, tağuta ve cibt'e inanıyorlar ve diğer inkar edenler için: "Bunlar, iman edenlerden daha doğru bir yoldadır" diyorlar.
- Kur'an ve insanlar
--reklam--
Kur'an İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Ayet eğip büküyorlar" diyerek ortalığı ayağa kaldırıp, piyasada Kuran'ın daha iyi anlaşılmasını sağlayan Tüm Çeviri ve Yorumları silip süpüren sözde aydın kesimin tercihleri arasında yer alan Turan Dursun, kitabında bazı ayetleri bağlamından kopararak("ayet cımbızlama" deniyor baya populer :)) ve ayetlere kendince oluşturduğu bir dille anlam vererek ( bu alıntı örnek olabilir gonderi/60740014) sözde çelişkiler ortaya atmış. Sıkıştığı yerlerde de Hadis, rivayetler ve Fıkh olaylarından cesaret alarak, kitabını tamamlamış. Kitapta doğru bir şey yok mu ? Elbette var ancak ben daha çok ayetlere yönelik eleştiriler ve yazarın Kuran'da olduğunu iddia ettiği şeyler üzerinde durdum. Yazar yaşasaydı teşekkür etmek isterdim, kitabı okudukça imanım arttı benim. Not: Yıl olmuş 2020, hala bu merhumla aydınlandığınızı düşünüyorsanız, daha çok yolunuz var derim.. Kitaptan alıntılarım; yazdıkça güncelleyeceğim. gonderi/60711949 gonderi/60710031 gonderi/60740014 gonderi/60871548 gonderi/60878978 gonderi/61568458 gonderi/61566670 (Cânân)
En büyük edebiyatçının en büyük eserlerinden sadece birisi, Okumak,yaşamak ve anlamak herkese nasip olur inşallah, Aslında bir tavsiye değil bu, zaten okumanızı tavsiye edenden belli olması lazım... (Muhsin ali köksal)
Tüm insanlık için gönderilmiş olan bir kitap. Doğru yolu bulmak isteyene, darda kalana, şifa arayana, içini rahatlatmak isteyene her türlü soruna deva olan kitap. Herkesin her şeyden önce okuması gereken ilk kitap. Tabi okumak için okunmamalı... Anlayarak hayatımızı Kur-an'ı Kerim'e göre yaşamak için okumalıyız.. Gelmiş geçmiş en iyi tek kitap.. . (irem özkaya)
--reklam--
Kur'an PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Turan Dursun - Kur'an kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kur'an PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Turan Dursun Kimdir?
Turan Dursun (1934 - 4 Eylül 1990), Türk yazar, düşünür, eski imam ve müftü. İbnü'r Râvendî'nin tâkipçilerindendir. Yapmış olduğu araştırmalarında İslâmiyeti ve peygamberi Hz. Muhammed'i ağır bir şekilde eleştirmiştir. Monoteistik dinler tarihi eğitimi görmüştür. Ateist olmadan önce imam ve müftü olarak çalışmıştır. Daha sonra 1966 yılında TRT'de işe başlamış ve 10 sene boyunca dini içerikli programlar yapmıştır. Emekli olduktan sonra, 1989 yılında, 2000'e Doğru dergisinde haftalık yazılar yazmaya başlamıştır. İslâm dinini açıkça eleştirdiği için köktendinci İslamcılar tarafından ölümle tehdit edilmiştir. 4 Eylül 1990'da evinin önünde köktendinciler tarafından düzenlenen suikast sonucu hayatını kaybetmiştir.
1934'te Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Gümüştepe köyünde dünyaya geldi. Ailesinin sekiz çocuğundan biriydi. Annesi Kürt, babası Türktür.[4] Beş yaşındayken bütün ailesiyle birlikte Ağrı’nın Tutak ilçesine dedesinden kalma yerlere tekrar sahip olmak ve oraları işletmek maksadıyla göç ettiler.
Ailesi ve eğitimi
Babası, aileyi geçindirmek üzere köylerde imâmlık yapmaya başladı. Kıt kanâat geçinen babasının tek arzusu, oğlunun Basra ve Kûfe’deki din alimleri gibi, çok kuvvetli bir din eğitimi alarak eşi benzeri görülmemiş bir din âlimi olmasıydı. Bu amaca yönelik olarak babası oğlunu yatılı din okullarına, Kur'an kurslarına ve birçok ünlü hocanın yanına eğitim alması için gönderdi. Bu hocalardan dinî eğitim alabilmek için Ağrı'dan Muş'a, Adana'ya ve oradan da Türkiye'nin birçok şehrine, kasabasına ve köyüne gitti. Biri hariç bütün hocalarından bedava ders gördü. İşte bu hocadan ders alabilmek amacıyla kendisinden istenilen, o zamanın parasıyla 100 TL'yi ödeyebilmek için hem esans satmaya, hem de hocalık yapmaya başladı. Kendisine hocalık yapan bu kişi ise daha sonraları Ankara Elmadağ Müftülüğü'ne atandı.
Diyânet İşleri Başkanlığı’nın İlâhiyat Fakülteleri’nde sürdürdüğü Sünnî-Hanefî-Mâtûridîyye İ'tikadî mezhebi ana ilkelerine dayalı olarak Monoteistik dinler tarihi eğitimi almaya karar verdi. Askerlik çağına ulaşana kadar Kürtçe, Çerkezce ve Arapça öğrendi.
Müftülük yılları
Müftülük sınavını kazandıktan sonra ilkokul diploması olmadığı için tayini yapılamadı. Bu yüzden İstanbul Mahmutpaşa İlkokulu'nu kısa sürede dışarıdan bitirdi. Sivas müftüsü iken de ortaokulu dışarıdan bitirdi.
İlk imâmlık deneyimlerini askere alınmadan önce Tarsus'a bağlı Baltalı köyünde yaptı. Askerliğinden sonra İstanbul'da bulunan İsmailağa ve Üçbaş medreselerinde hocalık yaptı. Daha sonra müftülük yapmaya başladı. İlk olarak Tekirdağ'da müftü yardımcısı olarak göreve başladı. Ardından Gemerek'te, Altındağ'da, Sivas'ta ve son olarak da Sinop'un Türkeli ilçesinde müftü olarak görevde bulundu. 1958 yılında başlayan müftülük görevi 1966'da son buldu.
Müftü iken İslâmiyeti, Hıristiyanlığı ve Yahudiliği hem kendi kaynaklarından, hem de diğer kaynaklardan yararlanarak daha detaylı bir şekilde birbiriyle karşılaştırarak kökenlerini aramaya yönelik çalışmalar yürüttü. Yürüttüğü bu yoğun çalışmaların yanında efsaneleri ve hikâyeleri de okudu. Sürdürdüğü bu yoğun çalışmalar esnasında okuduğu efsane ve hikâyeleri kutsal metinlerdekiler ile kıyaslayan Dursun'nun dinî inancında büyük sarsıntılar meydana geldi. Neticede, dinî inancında tezâhür eden bu dilemmanın etkisi altında kalarak müftülük görevinden istifâ etti.
Prodüktörlük ve yazarlık yılları
Bir arkadaşının önerisiyle Türkiye Radyo Televizyon Kurumu'nda ambar memurluğu, malzeme memurluğu, koruma memurluğu ve evrak memurluğu gibi görevlerde çalıştı. Ardından prodüktör sınavlarına girdi ve başarılı oldu. Bundan sonra TRT Kültür Müdürlüğü'nde dinî yayınların hazırlanmasında prodüktör olarak çalıştı ve birçok yapıma imzasını attı. Bunlardan en çok yankı uyandıranlar ise şunlardır: Tarihte Türkler, Başlangıcından Bu Yana İnsanlık ve Akşama Doğru. Araştırmasını kendisinin yaptığı ama bir türlü yapımına izin verilmeyen Birinci Büyük Millet Meclisi Öncesi ve Sonrası adlı bir projesi vardı. TRT'deki 16 yıllık görevinden 1982 yılında emekliye ayrıldı.
1987 yılında Doğu Perinçek'le tanıştı ve onun yardımıyla 2000'e Doğru adlı dergide Din Bilgisi adında bir sayfada yazmaya başladı. Daha sonra Saçak, Teori ve Yüzyıl gibi dergilerde de yazdı. Bunun yanı sıra birçok kitabı yayına hazırladı. İbn Haldun'un Mukaddime adlı eserini Türkçeye çevirdi. Hazırlamakta olduğu kapsamlı Kur'an Ansiklopedisi'nin ancak ilk 8 cildini tamamlayabildi.
Ölümü
Turan Dursun, 4 Eylül 1990 tarihinde İstanbul'da evinden işine giderken uğradığı bir silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Dört yıl sonra, İslami Hareket Örgütü'ne yönelik operasyonda cinayetin çözüldüğü açıklandı. Örgüt üyesi Arif kod adlı Tamer Aslan, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde verdiği ifadede Turan Dursun'un öldürülmesine nasıl karar verdiklerini şöyle anlattı:
“ Mesut (kod adlı İrfan Çağrıcı), yazarlık yapan ve yazdığı yazılarda Hz. Peygamber efendimizle kutsal Kur'an-ı Kerim'i küçük düşüren Turan Dursun'un öldürülmesi gerektiğini söyledi. Bunun üzerine benimle kod adı Kemal olan kişiyle önce bu konuya itiraz ettik. Çünkü bu şahıs öldürüldüğünde basın bu olayı abartılı olarak halka yansıtacak, bundan dolayı da şahsa kötülükten ziyade iyilik yapmış olacağız kanaati benimle Kemal'de hakimdi. Biz bu görüşümüzü Mesut'a ilettiğimizde bizimle 15 gün görüşmedi. Mesut, tekrar Turan Dursun'un öldürülmesi olayını yinelemesi üzerine ben ve Kemal olayın istihbaratını yapmak üzere görev aldık. „
Bu cinayetle ilgili yakalanan İslamî Hareket Örgütü üyelerinden İrfan Çağrıcı, müebbet hapisle cezalandırılmış olup halen tutukludur. Turan Dursun cinayetinin tetikçisi olan Muzaffer Dalmaz ise halen yurt dışında firardadır.
Turan Dursun anısına her yıl Turan Dursun Araştırma ve İnceleme Ödülü verilmektedir.
Uzmanlık alanları
Fıkıhçı, İslam Hukukçusu
Kelamcı, İslam Kelamcısı
Hadis Bilimcisi
Doğu Bilimcisi
Din Etnoloğu
Eserleri
Kulleteyn
Turan Dursun'un çocukluk dönemlerine ilişkin otobiyografik romanıdır. Kitabın sonraki ciltlerinin, yazarın vurulduğu 4 Eylül 1990'da evinden sivil polisler tarafından alındığı öne sürülmüştür.
Kitap, yazarın 11 yaşına kadar aldığı din eğitimi dönemini anlatır. Pek çok baskısı yapılan kitap, çizgi roman olarak da yayımlanmıştır.
Diğer
Allah
Din Bu-1 (Tanrı ve Kur'an)
Din Bu-2 (Hz. Muhammed)
Din Bu-3 (İslamda Toplum ve Laiklik)
Din ve Cinsellik
Dua
Evren Bir Şaka mı?
Kur'an
Kur'an Ansiklopedisi (8 cilt)
Kutsal Kitapların Kaynakları (3 cilt)
Müslümanlık ve Nurculuk (1971)
Şeriat Böyle
Ünlülere Mektuplar
Çevirileri
İbn-i Haldun'un Mukaddime adlı eseri (2 cilt)
Hakkında yazılan kitaplar
Abit Dursun, Babam Turan Dursun
Abit Dursun, Turan Dursun ve Aydınlanma
Şule Perinçek, Turan Dursun Hayatını Anlatıyor
--reklam--
Turan Dursun Kitapları - Eserleri
- Din Bu-1: Tanrı ve Kur'an
- Din Bu-2: Hz.Muhammed
- Kulleteyn
- Din ve Seks
- Din Bu-3
- Din Bu 4: Tabu Can Çekişiyor
- Allah
- Kutsal Kitapların Kaynakları 1
- Evren Bir Şaka mı?
- Kutsal Kitapların Kaynakları I-II-III
- Turan Dursun Hayatını Anlatıyor
- Müslümanlık ve Nurculuk
- Kur'an
- Kutsal Kitapların Kaynakları 2
- Kutsal Kitapların Kaynakları 3
- Dua
- İlhan Arsel'e Mektuplar
- Şeriat Böyle
- Başlangıcından Bu Yana İnsanlık
- Ünlülere Mektuplar
- Allah, Kur'an, Dua, İman
- Kuran Ansiklopedisi
- İbn Haldun'da Uygarlıkların Yükselişi ve Çöküşü
--reklam--
Turan Dursun Alıntıları - Sözleri
- Hangi müslüman ülkeye giderseniz gidiniz, göreceğiniz şey, insanların her alanda geri kalmışlığı, akılcılıktan ve özgürlük denen nimetlerden yoksunluğu, müptezel yaşama alışmışlığı olacaktır. (Şeriat Böyle)
- Ebû Hureyre'den bir aktarılışa göre de Peygamber anlatırken arkadaşlarıyla arasında şu konuşma geçer: -Bir kul günah olan ya da akrabalık bağını koparmaya götürecek şeyi istemedikçe onun duası sürekli olarak kabul edilir. Elverir ki ivedilik göstermesin. (Dua)
- Kur'an'da kimi ayetlerde, Muhammed'in ve Kur'an'ın "nâs"a, yoruma göre insanlığa gönderildiği bildirilirken, En'am Suresinin 92. ve şura Suresinin 7. ayetlerine göre, yalnızca "Ümmü’l-Kura" yani Mekke ve çevresine gönderildiği bildiriliyor. Hiçbir tanrı inancında rastlanamaz ki, "Eksiksiz", "Bilgisi Sonsuz" diye nitelenen bir Tanrı, birini önce bir yere, dar bir çevreye Peygamber olarak göndersin, sonra da "şimdi seni tüm insanlığa Peygamber yaptım!" desin. (Din Bu 4: Tabu Can Çekişiyor)
- İnanç karanlıktır ,aydınlık kesimdeyse "Bilgi" var. Bilginin ışığı önünde, karanlık pek dayanmaz.Bir mum ışığı bile , kocaman bir odadaki karanlığı yırtıp yenebiliyor. (İlhan Arsel'e Mektuplar)
- "Biz varolan bilimin bilginleriyiz..." demiş Montaigne. (Evren Bir Şaka mı?)
- Tek bir insan bile toplumun büyük bir ihtiyacına yanıt verdiği zaman, büyük bir ışık oluyor. (Turan Dursun Hayatını Anlatıyor)
- Ölüm korkusu, en berbat korkulardan. Epikür de bu görüşte. Ama şu görüş de onun: "Kimileri, eski mitolojilerde olduğu gibi, sonsuza dek talihsiz ve felaketli geçecek bir gelecekten korkarlar. Ya da hiç olmazsa, ölümün meydana getirdiği her çeşit duygudan yoksunluğu, insan için büyük bir acı gibi alırlar. Ve ruhun, bu hissizlik içinde bile acı duyacağını sanırlar. Oysa bizim yaşadığımız, bulunduğumuz yerde ölüm yoktur. Ölümün bulunduğu yerde de biz yokuz." (Kutsal Kitapların Kaynakları 1)
- Dürüstlük, açıklıktadır. (Şeriat Böyle)
- İsteklerimin en başında da din-şeriat hastalarının iyileşmesinde ve yeni hastaların doğmasını önlemede biraz katkı sağlamak. (Şeriat Böyle)
- En'am Suresi'nin 39. ayetinde, "Allah kimi dilerse onu saptırır ve kimi dilerse onu doğru yola koyar" denir. (Kutsal Kitapların Kaynakları 1)
- Din ve çıkar çevreleri, Kur'an üstüne bir "kuşku" kondurmak istemiyorlar. Ama bu kuşkuyu önlemeye güçleri yetmez. Bu kuşkuyu yok etmek için ellerinde "kanıt" yoktur. Her şeyden önce, "Kur'an'ın orijinalleri'ni göstermeleri gerekir. Bunu hiçbir yerde bulamazlar. Çünkü hiçbir yerde yoktur. Çünkü yakılıp yok edilmiştir. (Din Bu 4: Tabu Can Çekişiyor)
- Montaigne de der ki: " İnsan, en az bildiği şeye en çok inanır. " (Başlangıcından Bu Yana İnsanlık)
- “‘Yer’, ‘gök’ ya da ‘gökler’ gibi ‘birden-bire’ yaratış, ‘yoktan var ediş’ de efsanelere ve dinsel inançlara özgü deyimlerdir. Bilime göreyse ‘hiçbir şey yoktan var olmaz’ ve birdenbire oluşup meydana gelmez. Her şeyin bir öncesi, bir geçmişi vardır. Ve her şey bir süreç içinde giderek ve değişerek olur. Yıldızlar, gezegenler, bu arada dünyamız ve dünyamızdaki yaratıklar da böyle oluşmuştur. Bir süreç içinde, gelişerek, değişerek…” (Başlangıcından Bu Yana İnsanlık)
- İncelemeleriyle ilgi çeken bir yazanmız: "Arkeolojik araştırmalar, dinsel tasarımların, ancak elli bin yıldan beri var olduklannı tanıtlamıştır. Demek ki, insan, yirmi milyon yıl, din düşüncesinden uzak yaşamıştır" (Kutsal Kitapların Kaynakları 1)
- Ruh da, cisim de Allah’ın eseridir. (Din Bu-2: Hz.Muhammed)
- Çok rahat düşünülebilir ki, İbrahim'in kendisi de aynı dinsel inançtaydı. Yani "yıldıza tapar"dı. Kur'an'da onun "hanif' diye nitelenmesi de bunu anlatır. Çünkü "hanif" sözcüğü, "Arami-Süryani" dilindeki "hanefo" ya da "hanifu" biçimindeki sözcüğün "Arapçalaşmış"ıdır ve "putatapar", "Sabiî=yıldızlara tapar" anlamlarına gelir. (Kutsal Kitapların Kaynakları 1)
- Savaş sırasında "barış"a yönelen ve barış önerenlerle "barış antlaşması" yapılabilir. Bu antlaşma yürürlükte olduğu sürece, saldırı "caiz" olmaz. Saldırı, barışa ve antlaşmaya yanaşmayanlara karşı söz konusudur. İslam inanırları arasında da her zaman "barış" oluşturmak için gereken çaba harcanmalı. (Kuran Ansiklopedisi)
- İslami ideolojinin gerçek sahipleri ideolojinin siyaset alanına yayılmasını işleyen dini çevreler de sorunu şiddet yoluyla çözmeye yöneldiler. Önce radyolarında, dergilerinde tehdit ettiler. Daha sonra öldürme eylemlerine başladılar. Bu kitabın yazarı öldürüldü. Öldürülünce din kurtuldu mu? (Allah)
- Beş duyu ile bilinemeyen, duyulardan gizlenen ruhi varlıkların bütünüdür. Bu anlamda melek ve şeytanlar da CIN sözünün kapsamına girer. Her melek cindir ama, her cin melek değildir. (Evren Bir Şaka mı?)
- -"Yüce Tanrı'mız ('Rabbunâ') her gece, gecenin sonunda üçte biri kaldığında birinci kat göğe iner ve şöyle der: -Kim bana dua eder? Duasını hemen kabul edeyim. Kim benden ister? Hemen istediğini vereyim. Kim benden bağışlanmasını diler. Hemen bağışlayayım." (Dua)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin