Kitap Künyesi
Yazar: Tarık Dursun K.
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789750825774
Sayfa Sayısı: 260
--reklam--
Kurşun Ata Ata Biter Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Benim babam da bu meslekteydi" dedi. "Bu kasabanın, bu çevre köylerin tüm adamı bu işten ekmek yer. Kaçakçılık yapmasın da n'apsın? Ekilecek toprağı mı var? Hepsini almış hükümet, sınır demiş, döşemiş mayını. Tarlalar mayın altında... Zeytinlikler mayın deryasında yüzüyor. Babam ki, bu işte ehildi, kokusundan anlardı mayını, rüzgârı dinler, candarmayı bilirdi. N'oldu? Karşı gelemedi yazgısına. Bir gece, sabaha karşı adamın yarısını getirdiler eve. Bitmişti. Başına toplaştık. İşaretle dayımı istetti, bizi çıkarttı odadan. Dayımdan kendisini vurmasını istemiş. Böyle yaşamaktansa, demiş; vur kurtulayım İsmail, demiş ona. İsmail dayım dediğini yaptı, vurdu babamı." Bir sınır kasabasının insanları: Tahir, Üzer, Cevahir, Gazel ve Hediye... Sevgi, dostluk, dayanışma ve güven... Dikenli tellerin "o" tarafında da, "bu" tarafında da ölümle burun buruna yaşayan ama hayattan vazgeçmeyen dirençli ve yalnız insanların çarpıcı hikâyesi...
Farklı türlerdeki eserleriyle 1950 kuşağının en önemli kalemlerinden biri olan Tarık Dursun K., edebiyatın kaynaklarını sinemanın büyüsüyle bir potada eriten Kurşun Ata Ata Biter ile Orhan Kemal Roman Ödülü'nü (1984) kazanmıştı.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Kurşun Ata Ata Biter Alıntıları - Sözleri
- "Hiçbir şey eskisi gibi kalmıyor artık. Dün, bugün değil! Yarın da bugün değil. Babam söylerdi; zaman sana uymaz, sen zamana uyacaksın... Öyle, evet, doğru. Cevahir bile sonunda pes etti, uymaya karar verdi. Eskinin kaçakçısı, bugün bakkal. Peynir, şeker, pirinç tartacak, satacak; para kazanacak."
- Gazel elinde dörtlü tığ, kapının eşiğinde, esintiye karşı kendini siperlemiş, çorap örüyordu. Otobüsün arkasından baktı, içini çekti. Yeniden, bu kez kırmızı tığı batırıp çıkardı, mavi yünden dört ilmiği kırmızıyla karıştırdı.
- Çok para dönen işlerde ağzın sıkı, gözün kör, kulağın sağır olmalı ki, beladan uzak kalasın.
- Mapusluk yata yata Kurşun ata ata biter.
- “Haklı olan, Kasım Ağa... O haklı asıl. Dediği de çok doğru. Zaman değişti, değişiyor. Her şey değişiyor. Biz eski kalıyoruz. İnsanlara halı, saat, ciletbıçağı, ipekli seccade, masa örtüsü, kahve, kakao, teyp bok püsür lazım değil artık. Tabanca lazımmış, makineli lazımmış, mermi lazımmış, gerekirse daha bilmem ne de... Öyle dedi. Bunları hayvan sırtında götüremeyiz. Kimse götüremez. Bu mahalle büyüklüğündeki tırlar olacak ki, Kasım Ağa'nın gözü doysun. Kime neye satıyorsa, onların da gözleri doysun, paraya gark olsunlar."
- Susuz kalmış saksı çiçeği gibi kurutacak mısın kendini?
- Eh, zaman geçince herkes, her şey hikâye olurmuş.
- Hayat ne ki zaten? Göz açıp kapadın mı bitivermiş. Geriye kalan her şey yalan, bir varmış bir yokmuş.
--reklam--
Kurşun Ata Ata Biter İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Tarık Dursun Kakınç’ın Kurşun Ata Ata Biter romanı Yapı Kredi Yayınlarından çıkan 258 sayfadan oluşan bir kitaptır. Kitabın adı Kurşun Ata Ata Biter olunca Kurtlar Vadisi’nin 2003-2005 yılları arasında yayınlanan bölümlerindeki uyuşturucu kaçakçısı Halo Dayı ve Uslan Be Halil İbrahim türküsü aklıma gelirken Sabahattin Ali’nin Aldırma Gönül şiiri de Edip Akbayram’un yorumuyla kulaklarımca çınlamaya başladı. Akıcı merak uyandırıcı bir anlatıma sahip olsa da kitabı genelde lise düzeyinde okunabilecek bir kitap olarak değerlendiriyorum. Tabi kitabın her yaştan insan tarafından rahatlıkla okuna bileceği gerçeğini ortadan kaldırmaz. Kitap, Türkiye –Suriye sınırında bir köyde yaşanan sınır kaçakçılığı merkezli olaylar serisini ele almaktadır. Kitabın ana karakterleri Tahir, Üzer ve Cevahir adlı üç arkadaşla Tahir’in karısı Hediye ve İstanbul’a giderek Küçükçekmece’de hem göle hem de denize bakan bir ev almak isteyen bölgenin hafif meşrep kadını Gazel’dir. Kitapta Gazel, erkeklerle oynaş tutan bir kadın olarak anlatılmaktadır. Bir kaçakçılık sırasında kitabın başında geçen olaydır, sınırı geçerken Tahir mayına basar ve vücudu parça parça olur. Cesedi Üzer ve Cevahir tarafından bir çuval içinde karısı Hediye’ye getirilir. Üzer ve Cevahir bölgenin ağası durumunda olan Kasım Ağa adına sınır kaçakçılığı yapmaktadır. Hediye kaçakçılığın kaderinde ya mayında ölmek ya da jandarmaya yakalanmak var deyip Tahir’in ölümüne dayanmaya çalışır. 1950’li yıllarda insanların kullandığı ne varsa kaçak olarak sınırdan köye sokulmaktadır. Kitabın anlatımı oldukça canlıdır. Sınır ve mayınlı arazilerin anlatıldığı sırada gözümde bölge ve bölgedeki arazi canlandı. Kaçakçılar at sırtında sınırı geçerken ben de kendimi bir adın sırtında buluverdim. Yazar Tarık Dursun Kakınç, İzmirli ve genelde batıda yaşamasına rağmen bölgeyi ve sınır kaçakçılığını çok iyi anlatmış. Biyografisinde göremedim ama askerliğini sınır karakolunda ve birliğinde yapmış olabilir. Gazel, Üzer’in oynaşıdır. Sürekli İstanbul’a gitmek, Küçükçekmece’de göl ve deniz manzaralı bir ev almak ister. Bunun için para biriktirmektedir. Kasım Ağa, elektronik eşya ve günlük malzeme kaçakçılığından yeteri kadar kazanamıyor olsa gerek ki silah kaçakçılığı işine girer. Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen silahlar, Suriye sınırından Türkiye’ye sokulmaktadır. Sınır kaçakçılığı Türkiye’de genelde bölge insanının çaresizliği nedeniyle yaptığı düşüncesi üzerine oturtulur ancak burada insanların tek çaresi olan kaçakçılıktan ziyade başta Türkiye ile Suriye olmak üzere onlarca ülkeyi ilgilendiren bir pay ve pasta söz konusudur. Bir silah kaçakçılığı sevkiyatında Kasım Ağa’nın hasımları sevkiyata çökmek ister. Bu sebeple sevkiyatı yapanları pusuya düşürürler. Cevahir pusuda bacağından yaralanır. Dönemin şartlarında hemen müdahale edilememesi, doktora ulaşımın çok az olması ve ulaşım vasıtalarının eksikliği gibi sebeplerle Cevahir’in yarası kangren olur, hastaneye gittiğinde ise bacağı kesilir. Tahir’in mayında parça parça olmasını izleyen Üzer, Cevahir’in de bacağının kesilmesiyle kahrolur. Tek tesellisi bacağın kesilmesiyle Cevahir’in kurtulmuş olmasıdır. Cevahir için bir şeyler yapmak isteyen Üzer, Kasım Ağa’nın evini basarak ondan Cevahir’in bacağının kesilmesinin payı olarak aldığı parayla Cevahir’e dükkan açar kendisi de silah kaçakçılığını bırakarak sınırda sürü hırsızlığı yapmaya başlar. Sürü hırsızlığının riski daha azdır. Gel zaman git zaman Kasım Ağa’nın silah işi yaptığı insanlarla arazı bozulur. Suriye’ye kaçarak silah kaçakçılığı yaptığı kişilerden kurtulmaya çalışan Kasım Ağa, birisi Üzer’in yeğeni olan Ali olmak üzere iki kişi tarafından köy meydanında kurşunlanarak öldürülür. Bu sırada kör kurşunların hedefi olan bir bacağı kesik olan Cevahir de ölür. Cevahir ölmeden önce Tahir’in karısı Hediye ile nikahlanır. İlk kocası Tahir’i mayına kurban veren Hediye, ikinci kocası Cevahir’i de kör kurşunlara kurban verir. Kadının yüzü bir türlü gülmez. Kasım Ağa’yı ve kazara Cevahir’i öldüren Ali ve arkadaşı, Üzer’den Suriye’ye geçmek için yardım ister. Ali yıllar önce babasıyla Ankara’ya göçmüştür. Ali’yi köyde gören Üzer, bunun nedenini sorunca Ali, kardeşine bir kişinin tecavüz ettiğini kendisinin de tecavüz edeni öldürerek namusunu temizlediğini söyler. Üzer buna inanır. Onu ve arkadaşını sınırdan geçirir. Tahir’den sonra Cevahir’in de öldüğünü öğrenen Üzer, Cevahir’i öldüren kişinin yeğeni Ali olduğunu öğrenince peşine düşer. Üzer’in oynaşı olan Gazel, buna izin vermek istemez. Üzer’in Ali’nin peşine gitmemesi için İStan bul’a gitmekten vazgeçtiğini söylese de Üzer’i durduramaz. Üzer, saklandıkları dağ evinde Ali ve arkadaşını öldürür. Tabi, Üzer, bu olaydan sonra ne yaptı, Gazel İstanbul’a gitti mi Hediye’ye ne oldu bilmiyoruz. (Mustafa BAKIRHAN)
--reklam--
Kurşun Ata Ata Biter PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Tarık Dursun K. - Kurşun Ata Ata Biter kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kurşun Ata Ata Biter PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Tarık Dursun K. Kimdir?
Tarık Dursun K. (veya tam adıyla Tarık Dursun Kakınç; kısaca Tarık Dursun olarak da anılmaktadır.) (d. 1931 İzmir), Türk yazar ve yayınevi yöneticisi.
1949 yılında İzmir'de Anadolu gazetesinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. Sonra sırasıyla Yeni Gün, Ankara Ulus, Yeni İstanbul ve Vatan gazetelerinde gündelik yazılar yazdı. Pazar Postası ve Akis dergilerinde sinema eleştirileri yazdı. Eleştirmen Ali Gevgilili ile birlikte aylık Yeni Sinema dergisini çıkarttı. Senaryo yazarlığı ve rejisörlük yapmıştır. 1969 yılında Kurul Kitapevi’ni açmış, Milliyet gazetesinde kitap tanıtma yazıları yazmış, Milliyet Yayınları’nı yönetmiştir. 1973 yılında Günümüzde Kitaplar adlı bir dergi çıkarmış, 1975 yılında Koza Yayınları'nın kurucuları arasında yer almıştır.
Sanata 1949 yılında şiirle başlamış, 1951 yılında Cengiz Tuncer ile Devrialem isimli ortak bir şiir kitabı yayımlamıştır. Daha sonra hikaye yazarlığına başlamıştır. Çeşitli ödüller alan Tarık Dursun K. halen Eskifoça'da yaşamaktadır. Kardeşi Faruk Kakınç'la beraber girdiği bir yarışmada soyadlarının karışması neticesinde soyadını K. olarak değiştirmiştir
--reklam--
Tarık Dursun K. Kitapları - Eserleri
- Alo, Harika Hanım Nasılsınız?
- Sevmek Diye Bir Şey
- Kırmızı Otobüs
- Kurşun Ata Ata Biter
- Denizin Kanı
- Alçaktan Uçan Güvercin
- İnsan Kurdu
- Hasangiller
- Bağışla Onları
- Sessiz Çığlık
- Ağaçlar Gibi Ayakta
- Rızabey Aileevi
- Hoşça Kal Küçük
- Ona Sevdiğimi Söyle
- İmbatla Dol Kalbim
- Gavur İzmir Güzel İzmir
- Son Yol
- Yabanın Adamları / Bağrıyanık Ömer İle Güzel Zeynep
- Elde Var Hikaye
- Kopuk Takımı
- Hepsi Hikaye
- Aşk Allahaısmarladık
- Yaz Öpüşleri -Yeniden Kurgulanmış Eski Aşklarla- Bütün Eserleri 16
- Gönderdiğin Mektubu Aldım
- İyi Geceler Dünya
- Bağrıyanık Ömer ile Güzel Zeynep
- Kerem'i Kimse İstemiyor
- Sabah Olmasın
- Karanfilli Hikaye / Toplu Öyküler 1
- Kayabaşı
- Bir Gün Bir Issız Adaya Düşerseniz
- Kayabaşı Uygarlığının Yükselişi ve Birdenbire Çöküşü
- Edebiyat Üstüne Narin
- Gönlümün Bir Parçası / Toplu Öyküler 2
- Horoz İle İnci Tanesi
- Kokulu Kentler
- 36 Kısım Tekmili Birden
- Güzel Avrat Otu
- Ve Yağmur Denize Yağar
- Sümbülteber
- Şiirimizde Tabiat
- Şiirimizde Taşlama
- İyilikçi Tilki
- Bir Küçücük Aslancık Varmış
- Göl Hafif Çalkantılı Olacak
- Güzel Uykular Alara
- Atım Kaçtı Ben Vuruldum
- O Şehir Senin Bu Şehir Benim
- Az Gittik , Uz Gittik , Dere Tepe Düz Gittik
- Gün Döndü
- Bir Gün Bir Issız Adaya Düşerseniz
- İzmir, Aah İzmirim!
- Amma da Accayip Dünya 1. Cilt
- Ömrüm, Ömrüm...
- Otobüsüm Kalkıyor
- Deve Tellal Pire Berber İken
- Marx Kimdir Marksizm Nedir?
- Amma da Accayip Dünya 2.Cilt
- Kaş Kaş Üstüne Taş Taş Üstüne
- Geçti Akşam Suları
- Ben Unutmadan
--reklam--
Tarık Dursun K. Alıntıları - Sözleri
- "Hiçbir şey eskisi gibi kalmıyor artık. Dün, bugün değil! Yarın da bugün değil. Babam söylerdi; zaman sana uymaz, sen zamana uyacaksın... Öyle, evet, doğru. Cevahir bile sonunda pes etti, uymaya karar verdi. Eskinin kaçakçısı, bugün bakkal. Peynir, şeker, pirinç tartacak, satacak; para kazanacak." (Kurşun Ata Ata Biter)
- ... gözümüzü aşk bürüyünce aptallaşıyoruz, aklımızı yitiriyoruz; o yitikliğin içinde asıl gerçeği görmüyoruz. (Gönderdiğin Mektubu Aldım)
- ... gerçek tarih insani yeniler,yaşadığı günün değerini açıklar ona ve onu yarına hazırlar. (Gavur İzmir Güzel İzmir)
- hiçbiri merhamet nedir tanımaz. sizi ezerler, kırarlar ve sonsuza dek acılar içinde bırakırlar. (Bağışla Onları)
- Dün cin olmayla bugün adam çarpmaya çıkmış. (Kopuk Takımı)
- Yarılıp çatlamış nar yemişinin ekşi kırmızılığı (Denizin Kanı)
- ''İsmet Paşa Alamana edeceğini etmiş. Rusu, Amerikanı, İngilizi toplamış başına, Adanaya gitmiş, pazarlığını yapmış. Ben bir elimin tersiyle Alamana vurdum mu, Alaman bin parça olur, cam gibi.. demiş. Ama Alaman bizim çok eskiden dostumuz, gavurdan kardeşimiz. Sizse yenisiniz, huyunuzu suyunuzu bilmiyorum. Dediğinizi yaparım, bir de bakarım ki, hesabımı ters çıkartmışsınız. Beni hiç katmayın bu işe, siz başladınız, siz bitirin ... demiş.'' (Denizin Kanı)
- Hep bugünün ötesindeki şeyleri hatırlıyorum. Gereksiz bir sürü şey... Oysa adama dün lazım değil ki! Bugün yaşıyor musun? Ne âlâ! Bugüne bakacaksın. Dünü de yarını da boşvereceksin. Şimdi herkes böyle yapıyor. Bir de ben onlar gibi yapabilsem... (Sessiz Çığlık)
- Nedir adamı adama kul eden? Para! (Denizin Kanı)
- Hayvan kısmıyla dost olmak, insanlarla dost olmaktan valla'a çok daha iyi. (Kayabaşı)
- "Besbelli kanımız alışmış meret denize.Bir inerliği bir çıkarlığını adamın deli gönlü çekiveriyor." (Denizin Kanı)
- "O kadar zaman oldu ki birileriyle konuşmayalı... Sürekli kendime konuştum. İçimden. Kendi sesimi duymadan." (Alo, Harika Hanım Nasılsınız?)
- biz ikimiz , o çağlar aşktık. (Sevmek Diye Bir Şey)
- Yerden bir taş aldım, attım; cama vurdu, tık dedi. Bekledim, çıkmadı. (Hasangiller)
- “Aynadaki kendine bakmayı unutma, yanlışını benden önce görürsün.” (Bağışla Onları)
- Rahip Allaf’a sordum; hani dedim; sevgi üzerine Tanrı’mızın buyrukları? İnsanlar neden birbirlerini eziyor, birbirlerini yiyorlar? Hani öldürmeyecektik, çalmayacaktık, kıskanmayacaktık: Kızmayacak, kinlenmeyecek, düşman olmayacak, yalnız ve yalnız birbirimizi sevecektik? Bunların hiçbirini yapmıyoruz. Tanrı’nın buyruklarını hiçe saydılar, hiçe sayıyoruz. (İyi Geceler Dünya)
- Adam gücü, paraya her zaman yenilir. (Denizin Kanı)
- Salonda kitaplar yan yana, sırt sırta dizili duruyorlardı. Açılmamışlardı; okunmayı, küçük, anlamsız noktalı virgüllü, iki nota üst üsteli, konuşma çizgili; harfler, harfçikler; sayfalar bir bir açılıverdi mi, gözlere üşüşeceklerdi. Gözlere vardıktan sonrası kolaydı artık, yollarını biliyorlardı. (Güzel Avrat Otu)
- Güneş aldı başını gitti. Koyul bir karanlıktır bindirdi. (Güzel Avrat Otu)
- Eşkiyaların yanık yıldızlı köylere yollanmış ayak sesleri dindiler. (Güzel Avrat Otu)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin