Kitap Künyesi

Yazar: Kadri Öztopçu

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750710964

Sayfa Sayısı: 128

--reklam--

Kuş Oltası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Izbandut, “Hani şu limana yeni gelen şilep var ya, yük boşaltan,” dedi, “görmüşsündür belki. İngiliz. Tayfa arıyorlarmış. Muharrem Abi, liman idaresinde çalışıyor, tanımazsın, o söyledi. Beni de yazdır, dedim, olur, dedi. Yazdıracak. Yazdırınca da; ta Meksika’ya kadar gidecekmiş şilep; ver elini Meksika.” Barmene döndü, kaygılı bir sesle, “Bu sefer yazdırır, değil mi?” “Yazdırır,” dedi barmen, iç çekip. “Niye yazdırmasın. Madem Muharrem Abi, abimiz... Madem tayfa lazım… Madem şilep taa Mek¬sika’ya…”

Okurlarımızın Yanlış Hikâyeler’le anımsayacakları Kadri Öztopçu’dan yeni bir öykü kitabı: Kuş Oltası. Öztopçu, sizi alıp götüren kendine özgü bir öykü dünyası kuruyor. Bu alabildiğine renkli ve hüzünlü dünyada kişiler her an değişmeye, bambaşka biri olmaya hazır. Mekânlar da öyle. Tekin olmayan, alabildiğine melankolik ama son derece çekici bir dünya. Kadri Öztopçu, öykücülüğümüzün vazgeçilmezleri arasına girmeye aday.

--reklam--

Kuş Oltası Alıntıları - Sözleri

  • Kendimizden artakalanlarla avunuyoruz. Sanki yaşadığımız artık, hayatımız değil de anısı onun.
  • ... böyle böyle akşam oluyor. Vakit ölüyor, ölürken içinde vaktin.
  • Yorgundunuz, çok yorgun. Bütün gün dişe dokunur hiçbir şey yapmamanın, gidecek bir yer, konuşacak bir insan bulamamanın (bunu başkalarının anlaması çok zor) ağır yorgunluğu. Yılların.
  • El ayak çekilmiş evden, herkes kendi yoluna... Kan kurumuş, ölü soğumuş
  • Sessizlik mi dedim? Evet. Sessizlik. Sessizlik, dediğin, biriktirmek aslında Müjgan. Gizlice, dipte. Biriktirmek. Bir gün hatırlamak umuduyla biriktirmek. Bir gün, hatırlanmak umuduyla...
  • Ölüm bir kardanadam Müjgân. Ölüm, dağ başında bir kış gecesi. Karda kaybolmak ölüm. Yolunu yitirmek tipide. Hayatın yolunu. Koca bir ağacın dibine çömelip, çaresiz, uyuyakalmak, gözünde donmuş gözyaşlarıyla. Ölüm, Müjgân, tatlı tatlı gelen bir acı uyku. Yalnız bir uyku ölüm, dışında duvarların, karda. İçinde duvarların; içinin ayazında.
  • Biz, öğlen uykuları uyuyoruz böylece, her gün. Akşamüstü uykuları. Her gün. Sıkıntı uykuları. Düşünmekten, beklemekten, anımsamaktan kurtuluş uykuları.
  • Vakit ölüyor, ölürken içinde biz vaktin.
  • Konuşmuyor da. Söylemiyor, ne düşünür, ne hisseder. Bilmiyorum bu sebepten. Belki düşünmüyor. Hissetmiyor artık. Belki de düşünceleri, duyguları o kadar derin, öyle kederli ki, çıkarıp ortaya ayan beyan açık etmesi zor. Belki acı veriyor.
  • Kimse yok. Ne gelen ne giden. Arayan. Soran. Yok. Herkes bir yana savrulmuş. Kendi derdinde, tasasında. Hayat gailesi, diyorum, kolay mı. Dünya böyle oldu.

--reklam--

Kuş Oltası İncelemesi - Şahsi Yorumlar

geçenlerde hayatını kaybeden kadri öztopçu'nun öykü kitabı. tesadüfe bakın ki, kitabı okumaya başlamamın hemen ardından yazarın ölüm haberini gördüm. tuhaf hissettim doğrusu. öte yandan kitabı çoktan yarılamıştım, kalan bölümleri de aynı tarafsızlıkla okumaya çalıştım. şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, tam benlik öyküler. nahif, içten, sıradan. ama hayat da sıradan, bilirsiniz, çoğumuzun bir günü oldukça sıradan fakat bu sıradanlık esnasında bize farklı hissettiren onlarca, belki yüzlerce detayla karşılaşırız. yazar bu noktalara temas etme konusunda çok başarılı. bilhassa diyaloglar fazlasıyla ilgi çekici. kitaptaki öykülerin hiçbirinde sıkıldığımı anımsamıyorum. hiçbiryer barı ile giriş yapmak harikaydı. kitaptaki en çarpıcı öykülerden. kuş oltası'nı da hakeza sevdim. durum öykülerinden hoşlananlar için önerebileceğim bir kitap. çok hoş bir tadı var, ılık esen rüzgâr misali. (gamby)

Dikkatli olunmazsa size içini açmayan öyküler var. Sıradan insanlardan sıra dışı kelimeler doğurtan bir yazar okuyorsunuz çünkü. İşiniz zor olacaktır. Kitaba dair en acı bilgi sadece iki baskı yapmış olduğudur. Üzüntü verici bir durum. Öyküleri oldukça nitelikli çünkü. Varlığının farkına çok geç varacağımız Kadri Bey bu yıl vefat etti. Kabri nur olsun, ışık olsun. (Zeynel Erbay)

Bir mahalledeki farklı evlerden hikayeler sanki. Herkesin bir hikayesi var. 80'ler 90'lar sıcaklığında. Bana sorarsanız mevsimi kış bu kitabın, cama baktığımda gözlerim kar manzarası aradı. Ezginin Günlüğü de dinledim arada. Gitme gitme gittiğin yollardan dönülmez geri. Gitme gitme el olursun sevdiğim incitir beni... Birkaç farklı tarz denenmiş. Ben kalemini sevdim yazarın, fırsat bulursam diğer kitaplarını da okumak isterim. Tavsiye ediyorum. (İstanbul)

--reklam--

Kuş Oltası PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Kadri Öztopçu - Kuş Oltası kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kuş Oltası PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Kadri Öztopçu Kimdir?

1954'te Samsun'da doğdu. Yazmaya şiirle başladı. Şiirleri,; Yeni Adımlar, Türkiye Yazıları, Güney, Adam Sanat ve Şiiratı; öyküleri ise Adam Öykü, Eşik Cini ve Notos dergilerinde yayımlandı. Reklam yazarlığı yaptı. Çeşitli üniversitelerde öğretim görevlisi olarak çalıştı. İlk öykü kitabı Yanlış Hikâyeler 2006'da yayımlandı. 2009'da yayımlanan ikinci öykü kitabı Kuş Oltası, 2010 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü'ne değer görüldü. 2013'te Yara ve 2019'da Kimsenin Bilmediği İnsanlar adlı kitabı yayımlandı. Türk edebiyatının önemli isimlerinden yazar Kadri Öztopçu, 66 yaşında hayata veda etti.

--reklam--

Kadri Öztopçu Kitapları - Eserleri

  • Kuş Oltası
  • Yara
  • Kimsenin Bilmediği İnsanlar
  • Yanlış Hikayeler
  • Saklıköy'ün Kuşçusu

--reklam--

Kadri Öztopçu Alıntıları - Sözleri

  • - " (...) Derin bir soluk aldım, arkama yaslandım, dünyaya baktım, yaşayanların dünyasına: Ölümden başka hiçbir şey yoktu! Bir de hüzün..." (Kimsenin Bilmediği İnsanlar)
  • Sessizlik en iyi müziktir, derim kendi kendime. (Yanlış Hikayeler)
  • "Bir kayboluş bu , evet, ama kimse bilmiyor." (Yara)
  • "Ölü bir bir babaydı babam, yok bir baba." (Yara)
  • El ayak çekilmiş evden, herkes kendi yoluna... Kan kurumuş, ölü soğumuş (Kuş Oltası)
  • ... bir yorgunluk anıtı gibi oturuyor sandalyesinde. Aykut Olmak 7/10 (Kimsenin Bilmediği İnsanlar)
  • Bir evin canlanması,bir annenin uyanmasıdır her şeyden önce. Usulca sıyrılarak yorganın altından,doğrulmasıdır. (Yara)
  • "Topluca susuyoruz. Sessizlik vicdanlarımızı kanatsa da günü kurtarıyor. Vicdanlarımıza tütün basıyoruz." (Kimsenin Bilmediği İnsanlar)
  • Sessizlik mi dedim? Evet. Sessizlik. Sessizlik, dediğin, biriktirmek aslında Müjgan. Gizlice, dipte. Biriktirmek. Bir gün hatırlamak umuduyla biriktirmek. Bir gün, hatırlanmak umuduyla... (Kuş Oltası)
  • "... Çarşamba. Bir tabancanın namlusunda geçirdi bütün günü. Ölüme kaç var? ... Perşembe. Telefona uzandı. Rastgele bir numara çevirdi. Kimsin, dedi karşıdaki. Canım acıyor, dedi Kimsin, dedi karşıdaki yine. Kimim sahi? Bir bilen var mı beni? Canım acıyor, dedi. Karşıdan ses gelmedi bir daha. Yere bıraktı ahizeyi. Meşgul sinyali. ...Cuma. Dağılmış bir kafatası. Karasineğe gün doğmuş. Acı yok. (Kimsenin Bilmediği İnsanlar)
  • Aslını bulamayan suretiyle idare ediyor. (Kimsenin Bilmediği İnsanlar)
  • Hiçbir zaman iyileşmeyecek derin yaralar bunlar.Kan değil irin sızıyor içlerinden ve sızan bu irin,bir sümüklüböcek izi gibi ardıma düşüyor;biliyorum,artık nereye gitsem, kaçıp hangi deliğe saklansam nafile.Alacakaranlığında ömrümün,bir gün,o izden bulacaklar beni ve... (Yara)
  • Kadehlerimiz boşalmıştı. Barmen dolularını getirdi, "Yanında bir şeyler ister misiniz?” dedi. "Evet," diye yanıtladım, "birazcık umut!" Bir yandan küllüğü değiştirirken, alaycı bir sesle: "Hiç kalmadı abi," dedi, "kainatın hali ortada!" Kainatın hali ortadaydı. Kalbimin kırığıysa masanın üzerinde. Üstelik al birini vur ötekine! (Yanlış Hikayeler)
  • Kimse yok. Ne gelen ne giden. Arayan. Soran. Yok. Herkes bir yana savrulmuş. Kendi derdinde, tasasında. Hayat gailesi, diyorum, kolay mı. Dünya böyle oldu. (Kuş Oltası)
  • “Okumaya kitaplar,yazmaya kağıtlar,kurmaya düşler bekliyor beni. Aşık olmaya kızlar..” (Yara)
  • Bir takvim. Sararmış yaprağı yıllar öncesinin bir eylül gününe aitti. Öncesi yoktu, belli ki yaşanmış ve koparılmış. Sonrası ise, orada, duvarlardaydı işte. Yaşanmamış. Yaşamdan koparılmış. Öylece, belki umut ederek, belki umutsuzca beklemiş. Hüznü kan tadında. Rüzgarı yok. #YanlışHikayeler #KadriÖztopçu (Yanlış Hikayeler)
  • Kulağını dayasan uğultusunu dinlersin akla ziyan bir ömrün. (Kimsenin Bilmediği İnsanlar)
  • Kadehlerimiz boşalmıştı. Barmen dolularını getirdi, "Yanında bir şeyler ister misiniz?” dedi. "Evet," diye yanıtladım, "birazcık umut!" Bir yandan küllüğü değiştirirken, alaycı bir sesle: "Hiç kalmadı abi," dedi, "kainatın hali ortada!" Kainatın hali ortadaydı. Kalbimin kırığıysa masanın üzerinde. (Yanlış Hikayeler)
  • Yorgundunuz, çok yorgun. Bütün gün dişe dokunur hiçbir şey yapmamanın, gidecek bir yer, konuşacak bir insan bulamamanın (bunu başkalarının anlaması çok zor) ağır yorgunluğu. Yılların. (Kuş Oltası)
  • Konuşmuyor da. Söylemiyor, ne düşünür, ne hisseder. Bilmiyorum bu sebepten. Belki düşünmüyor. Hissetmiyor artık. Belki de düşünceleri, duyguları o kadar derin, öyle kederli ki, çıkarıp ortaya ayan beyan açık etmesi zor. Belki acı veriyor. (Kuş Oltası)