Kitap Künyesi

Yazar: Füruzan

Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları

İSBN: 9789753634439

Sayfa Sayısı: 182

--reklam--

Kuşatma Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Ön adıyla uluslararası ilgi çeken öykülerin yazarı bir İstanbullu Füruzan. Öyküleriyle, ülkesinin ve insanlarının kırsal ve kentsel yaşamını içiçe ve birlikte, organik bir bütünlükle bir halı dokur gibi oluşturuyor ve yazdıklarında çok belirgin ve özgün olanı açığa çıkarıyor. - Frankfurter Hefte (F. Almanya)- 

Kişi, Füruzan'ın öykülerini okuyunca Türkiye'yi ve Türk insanını daha iyi tanıyor. - Adelheid Oberhauber. Die Presse (Avusturya)-

Bu öyküler 'özgün Füruzan Olayı'nın dayandığı temelleri açıkta gösteriyor. - Worvearts (Viyana)-

Özellikle liselerimizde, 'konuk işçi'lerle ilgili konularda Füruzan'ın öykülerinin de ele alınması gerektiği kanısındayız. - Mittelungen (Berlin Filologlar Birliği)-

--reklam--

Kuşatma Alıntıları - Sözleri

  • 'Ne olursa gidene’ derler ya ben inanmam bu söze. Ne olursa kalana olur.
  • Yanlış burada işte. Değmeyenle konuşmak.
  • ‘Ne olursa gidene’ derler ya ben inanmam bu söze. Ne olursa kalana olur.
  • Yanlış burada işte. Değmeyenle konuşmak.
  • Çocuk yaşlarında, harcanmaya, yok sayılmaya öylesine alışmışlardı ki bu artık hiç zor değildi.
  • Bu çağımızın gereği olan bir eğilim. Artık içgüdülerimizi zorlamanın yersizliğini öğrendik.
  • İnsanın sanki yaşama deneyi arttıkça, istese de bunalımını engelleyemiyor.
  • Ah paranın gözü kör olsun! Olanda başka dert, olmayanda başka...
  • “Niye olamadık seninle?”
  • "Gençlik işte, gençlik... Yoksulluk falan tanımıyor"
  • Sevdanın öldüğünü siz hâlâ görmediniz mi?
  • Her şey kışın olmuş gibime geliyor benim. Yazlar yok mu hiç? Yazlar yok mu hiç?
  • İnsanları seviyoruz, değil mi, der durmadan...(..) Ne kolay ya insanları sevmek, kentliler için.
  • ‘Yanlış burada işte. Değmeyenle konuşmak.’
  • Yanlış burada işte. Değmeyenle konuşmak..

--reklam--

Kuşatma İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Daha önce Parasız Yatılı hikaye kitabında olduğu gibi beni çok etkiledi ve içime işledi o insanlar ve öyküleri. Başka zamanların başka bir İstanbulunda zorluk, geçim derdi, yokluk içinde insan kalabilmek, kadın olmak, bir kız çocuğu olabilmek... (Menekşe Sağlam)

Sen bize neler ettin Füruzan hanım...: Ne güzel öyküler yazmış Füruzan... Yolda yürürken yanımızdan geçen; piyasa vakti sokağa çıkmak için annesine birbir yalan kıvırmış herhangi bir genç kız, balkondan masa örtüsünü çırpan bir ev hanımı, kapısının önünü süpüren yaşlı bir teyze, geleceğe dair hayaller kuran bir taksi şoförü, sırtında hergün tonlarca yük taşıyan sıradan bir inşaat işçisi, yarın deniz nasıl olur diye kafa patlatan balıkçı, tezgahındaki sebze-meyvenin çürüğünü ayıran manav, kestiği etlerden artan işe yaramaz parçaları kapısının önündeki kedi-köpeğe veren kasap, sabaha karşı işini bitirip pavyondan evine dönen konsomatris, veresiye defterini çekmecesine koyarken kapıda müşteri gözleyen mahalle bakkalı, arka sokaktaki arsada top oynamaktan dizleri kan içinde kalmış, eve gittiklerinde annelerinden dayak yemeleri kesin olan üstleri başları çamur içinde kalmış çocuklar, işinden evine dönerken bu ay da maaştan açık verdik diye düşünen nüfus memuru, kahvede zaman öldüren emekli amca, platonik aşkla sevdiği komşu kızını görmek için evin karşısına sotalanmış delikanlı, akşam olsa da eve gitsek diye hayaller kuran elleri yağ içinde tamirci çırağı, teybinde Müslüm Baba çalan dolmuş şoförü, gurbet hasreti çeken "almancı" vatandaş, geçen yıl gelin ettiği kızının doğumuna gitmeye hazırlanırken yeni doğacak bebeğe ördüğü patikleri koklayıp diğer hediyelerin yanına yerleştiren bir kız annesi,... Kimler, kimler, kimler?.. Küçük ve sıradan diye tabir edebileceğimiz insanları anlatırken müthiş gözlem ve edebi gücünü kullanarak onların iç dünyalarına sızmış, bütün öykülerinde bizi bize anlatmış. Neredeyse her öyküsünün bitiminde benim de bir tarafımda bir şeyler eksiliyor, sarsılıyor, bir kaç gün etkisinden kurtulamıyorum. Sizde de öyle olacak. Okuyun, göreceksiniz. (Cevat Bayhan)

Kuşatma: Kuşatma, Füruzan'ın beş muhteşem öyküsünden oluşuyor. Bakmayın öykü olduklarına, her biri kendi içinde o kadar derine iniyor ki öyküden çok roman okuyormuş hissine bürünüyorsunuz. Karakterleri ince ince işliyor Füruzan, olayları ise öyle oldu bittiye getirmiyor, sindiriyor içinize. Sıradan insanların hayatlarını müthiş bir gözlem gücüyle anlatıyor, siz okurken o insanları aslında ne kadar da yakından tanıdığınızı fark ediyorsunuz. Bir şeylere mecbur kalmış insanların öyküleri, yokluk, yoksulluk, geçim derdi, hayatta kalmak için gidilen bazı yollar... Okurken bu ülkede kadın olmanın, bu ülkede kız çocuğu olmanın, bu ülkede babasız kalmış bir çocuk olmanın sızısı içinize işleyecek. Köyünü bırakıp kente gelen, tutunamayan, sesini çıkaramayan, ay sonunu nasıl çıkaracağını düşünerek işe giden, belki bizim, belki sokakta yanımızdan geçen birinin derdini anlatıyor Füruzan kitabında. Yine çok severek okudum. Özgün kalemine, farklı bakışları bir araya getiren yüreğine sağlık. İyi ki yazmış, iyi ki okuyoruz. Son olarak kitabın kapak fotoğrafını çok beğendiğimi söylemek istiyorum. Alırken bilmediğim ama sonradan öğrendiğim bir bilgi; kapak fotoğrafı Füruzan'ın "Benim Sinemalarım" filminden bir kare. Otobüs durağındaki kadın ise Hülya Avşar... Kitapla kalın. (Melike Sena)

--reklam--

Kuşatma PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Füruzan - Kuşatma kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kuşatma PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Füruzan Kimdir?

Feruze Çerçi veya tanınan adıyla Füruzan (d. 29 Ekim 1932, İstanbul), Türk yazar.

Çağdaş Türk edebiyatının önemli isimlerinden birisidir. Türk öykücülüğünde genellikle "küçük insanlar" diye adlandırılan toplumun ezilmiş, hakkı yenmiş, duyarlıklı iç dünyaları keşfedilmemiş insanlarını yazmıştır. Öykünün yanı sıra şiirden, romana, gezi yazısından, denemeye, şiire ve çocuk kitabına kadar edebiyatın farklı türlerinde eserler vermiş, öykülerinin bazıları tiyatro sahnesine ve sinema perdesine taşınmıştır. 1970'li yıllarda en çok dikkat çeken üç kadın yazardan biri olarak Sevgi Soysal ve Adalet Ağaoğlu’yla birlikte anılır.

Gülsün Karamustafa ile birlikte yönettiği Benim Sinemalarım filmi, Türk sinema tarihinin en başarılı eserleri arasında sayılır.

Hayatı

29 Ekim 1932'de İstanbul'da doğdu. Esnaf olan babasını küçük yaşta kaybetti. 1946 yılında Yalova Demir Köyü İlkokulu'ndan mezun oldu. Ailesinin kısıtlı ekonomik imkanları nedeniyle ortaöğrenimi tamamlayamadı.

1950'li yıllarda tiyatrocu olmaya karar verdi. Bir süre Küçük Sahne’de tiyatro oyunculuğu yaptı. Uzun bir süre resim ile ilgili çalışmalar yaptıktan sonra tamamen edebiyatla ilgilenmeye karar vererek çalışmalarını bu alana yöneltti. İlk öyküsü Olumsuz Hikâye, 1956’da Seçilmiş Hikâyeler Dergisi’nde yayınlandı. 1956’dan 1958'e dek öykülerini Türk Dili, Yenilik ve Pazar Postası’nda yayımladı. 4 Temmuz 1958'de karikatürist Turhan Selçuk ile evlendi. Boşanma ile sona eren bu evliliğinden kızı Aslı dünyaya geldi. Eserlerinde evlenmeden önce Füruzan Yerdelen, evlendikten sonra Füruzan Selçuk, eşinden ayrıldıktan sonra Füruzan imzalarını kullandı.

Yazarlığının ilk dönemini “gençlik hevesi” olarak tanımlayan Füruzan, asıl eserlerini 1960’lı yıllarda vermeye başladı. 1964-1972 arasında Dost, Yeni Dergi ve Papirüs’te yayınlanan öyküleriyle dikkat çekti.

İlk kitabı Parasız Yatılı ile 1972 Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazanınca ünlendi. Bu ödülü kazanan ilk kadın yazar ünvanını aldı. Parasız Yatılı'yı Kuşatma (1971) ve Benim Sinemalarım (1973) adlı öykü kitapları izledi. Öykülerinde kötü yola düşmüş kadın ve kızların, çöküş sürecindeki burjuva ailelerin, yeni yaşama koşullarından bunalan, yurt özlemi çeken göçmenlerin, yoksulluk içinde yaşama savaşı veren, tek silahları sevgi olan yalnız kalmış kadınların, çocukların dramlarına sevecen bir bakışla eğildi. Benim Sinemalarımkitabının ardından öyküye 9 yıl ara verdi.

1973'te ilk romanı Kırkyedililer 'i yayımladı. Türkiye tarihine '68'liler olarak geçmiş, devrim ve isyancı bir kuşak olan 1947 doğumluların hikayesini anlatan eser, geniş bir kitle tarafından sevildi, 1975'te Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'nü aldı.

1975 yılında Alman Akademik Değişim Servisi (A.A.D.D) adlı bir sanatçı programı kapsamında davet edildiği Berlin'e gitti ve bir yıl kaldı. Bu şehirde Türk işçilerle röportajlar yaptı. Röportajlarını Yeni Konuklar adlı kitabında topladı (1977). Dokuz Çağdaş Türk Öykücüsü (1982) adlı antolojisini ve Türkiye Çocukları (1979) adlı çocuk kitabını da Berlin'de hazırladı. Füruzan, daha sonraki yıllarda da göçmen ve gurbetçi işçi soranları üzerinde durmuştur. 1988'de yayımlanan ve belge niteliğinde bir kitap olan Ev Sahipleri 'nde Almanya'nın önde gelen aydınları ile göçmenleri konuşturdu. 1988'de yayımlanan ikinci romanı Berlin'in Nar Çiçeği 'nde de Almanya'daki göçmenlerin hayatını işledi.

Ah Güzel İstanbul öyküsünden uyarlanan aynı isimdeki filmi 1981’de Ömer Kavur ile birlikte yönetti. Film, hiçbir filmin birinciliğe değer görülmediği Antalya Film Festivalindeikincilik ödülü aldı.

1982'de yayımladığı Gecenin Öteki Yüzü kitabında yer alan ve kitapla aynı adı taşıyan öykü, 1986'da TRT tarafından dizi olarak çekildi. Dizi, TRT ve Modern Gazeteciler Kurumu tarafından en iyi dizi olarak seçildi.[5] Bütün çekimlerde sette bulunan Füruzan,[3] bu deneyimden sonra kendisi film yapmak üzere cesaret buldu. 1988-1989’da "Benim Sinemalarım" adlı öyküsünü senaryolaştırdı ve 1989’da Gülsün Karamustafa ile birlikte aynı adla sinema filmi olarak çekti. Film, uluslararası festivallerde büyük ilgi gördü.

Yazar, Redife'ye Güzelleme, Kış Gelmeden ve Sevda Dolu Bir Yaz adlı öykülerini ise oyunlaştırmıştır. "Kış Gelmeden" ve "Sevda Dolu Bir Yaz" Ankara Devlet Tiyatroları tarafından sahnelendi.

1991'de Lodoslar Kenti adlı şiir kitabını yayımladı.

Bosna Savaşı esnasında Balkanlar'ı kapsayan yolculuğunun izlenimleriniİşte Bizim Rumeli (1994) ve yeni baskısı Balkan Yolcusu (1996) kitaplarında paylaştı.

Yapıtları başta Almanca olmak üzere İtalyanca, İngilizce, Fransızca, Boşnakça, Bulgarca, Farsça gibi çeşitli dillere çevrilmiştir.

2006 yılında Ankara Öykü Günleri Onur Ödülü alan yazar[7], 2008 yılında 27. İstanbul Kitap Fuarı'nın Onur yazarı olarak seçilmiş[8] ve hakkında Füruzan Diye Bir Öykü adlı kitap hazırlanmıştır.

--reklam--

Füruzan Kitapları - Eserleri

  • Parasız Yatılı
  • Kırk Yedi'liler
  • Gül Mevsimidir
  • Sevda Dolu Bir Yaz
  • Benim Sinemalarım
  • Yaz Geldi
  • Kuşatma
  • Gecenin Öteki Yüzü
  • Berlin'in Nar Çiçeği
  • Balkan Yolcusu
  • Haraç
  • Lodoslar Kenti
  • Kış Gelmeden Sevda Dolu Bir Yaz
  • Ev Sahipleri
  • Redife'ye Güzelleme
  • Toplu Öyküler - Toplu Romanlar
  • Yeni Konuklar
  • İşte Bizim Rumeli
  • Yedi Öykü

--reklam--

Füruzan Alıntıları - Sözleri

  • Çocukken yaşananlara önem verilmeli. Çünkü insan o yaşlarda sevinmeye öyle hazırdır ki, o sevinçlerin benzerliklerini bile yaşayamayabilir bir daha... Ne yazık, ne yazık... (Kış Gelmeden Sevda Dolu Bir Yaz)
  • Çocukluk, bir ak kitaptır; her şey derin yazılır. (Yaz Geldi)
  • Mehmet Akif Ersoy diyor ki, Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda, Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda, Canı cananı alsın da Hüdâ, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ Ne kadar güzel satırlar. Hakikaten buna bakarak kendi vatanımızı gözbebeğimiz gibi korumak lazımdır. (Balkan Yolcusu)
  • Duygularımızdan, sevgimizden utanır olduk. Sevgisizliği savunmayı aklı yüceltmek sandık. (Parasız Yatılı)
  • ..öylesine konuşmak, ne olduğunu açıkça bilmesem bile söylemek istediğim şeyler vardı ki o sabah. (Benim Sinemalarım)
  • Büyüdüğünde ancak saptayabileceği bir durum olacaktı bu, anlatılası şeylerin niçin hep yazlara rastladığı. (Yaz Geldi)
  • İnsanoğlunu ölümsüz kılan tek şey sevgidir değil mi? Sevgiyi tanımamışsak onurlu olmayı da bilemeyiz. Sevginin olmadığı yerde onur diye tanıtılanlar cimrilik, bencillik, hatta kindir. (Berlin'in Nar Çiçeği)
  • Hayat sabrın caymaz büyük simyacısıdır. Yetiştirme yurtları iyi yürekliliğin artıklarını kuşanırlar. (Lodoslar Kenti)
  • Türkiye'de Harf İnkılâbı olunca buraya kaçan Şeyhülislam Mustafa Sabri bir gazetede, “Ben Pomak olsam, Atatürk'ü ve ve Türklerin kabul ettiği bu alfabeyi kabul etmem, Bulgar alfabesini kabul ederim,” diye yazmış. (Balkan Yolcusu)
  • ‘Ne olursa gidene’ derler ya ben inanmam bu söze. Ne olursa kalana olur. (Kuşatma)
  • İnsanların anıları hep kişisel olmaz ya. Tarihin yarattığı değerlerde en etkili anılar değil midir? (Balkan Yolcusu)
  • Öylesine uzun yaşadım ki ,yaşamak bir oyunmuş gibi oldu şimdi... (Gül Mevsimidir)
  • Ne umutlardı, ne beyhude hevesli bekleyişlerdi, geçti gitti, geçti hepsi. Neyse.. (Toplu Öyküler - Toplu Romanlar)
  • “Bizde rüştüne ermek aile kurmakla olur. Ne on altı yaşıyla, ne üniversite okumakla... Hiçbir çabanız sizi erişkin göstermez çevrenize. Alman toplumu ise başkadır. Orada rüşte ermenin biçimi de başkadır. Yolu yurttaş olmaktan geçer. “Yurttaş olmak” ise bireyin kendi bireyliğini ayrımsaması, onun toplum içindeki konumunu kimlik vererek belirleyen devlet karşısındaki yerini almasıyla olur.” (Ev Sahipleri)
  • "Aklı savunuyoruz,ama güzellikten yanayız." (Parasız Yatılı)
  • Bekle, bahar hep karların altındadır.... (Lodoslar Kenti)
  • Nasıl olsa buralar bıraktığımız gibi duruyor. Sen de gördün ya, hiç değişmiyor. Değişse de aynı onmazlıklar daha başa çıkılmaz oluyor sonunda. Dönerim de, belki döndüğüm fark edilmez bile... (Kış Gelmeden Sevda Dolu Bir Yaz)
  • Bizde her pazar tatilinden önce bir papaz fabrikaya gelip 1 saat konuşur. Bütün makineleri durdururuz. O vaazına başlar azizleri anlatır. Biz işçiler Allah’ın en sevgili kullarıymışız anlatır, Allah için yapabileceğimiz en iyi İbadetin çalışmamız olduğunu anlatır… Papazın dediğine bakılırsa büyük arabalarıyla, bütün lüksleriyle zenginler cennete gitmeyecek anlaşılan. Sonra papaz efendi bu tatil öncesi ziyaret için para toplar. Ve biliyor musunuz bir gün ne oldu? Vaazlardan birini bitirip papaz fabrikadan çıktı avluda kocaman bir Amerikan arabası bekliyordu onu. Zavallı yoksul papaz çıktı binip gitti arabayla. (Yeni Konuklar)
  • Bir fransız düşünür ne demiş: " Gençlik bilebilse, ihtiyarlık yapabilse." (Gül Mevsimidir)
  • ''Bana, güzel olmak gerek, demişlerdi. Çirkinin gençliği tuzsuz yemektir. Anca aç olanlar el atar.'' (Haraç)