Kitap Künyesi

Yazar: Hasan İzzettin Dinamo

Yayın Evi: Tekin Yayınevi

İSBN: 9789754780550

Sayfa Sayısı: 608

--reklam--

Kutsal İsyan - 5 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Türkiye Büyük Millet Meclisi Ordularına Afyonkarahisar, Dumlupınar büyük meydan savaşında zalim ve mağrur bir ordunun asıl unsurlarını inanılmayacak kadar az bir zamanda yok ederek büyük ve soylu ulusumuzun fedakarlıklarına değer olduğunuzu isbat ediyorsunuz. Sahibiniz olan büyük Türk ulusu, geleceğine güvenmekte haklıdır. Savaş meydanındaki beceriklilik ve fedakarlığınızı yakından gözlüyor ve izliyorum. Ulusumuzun, hakkınızdaki değerlendirmelerine aracılık etmek ödevini durmadan ve sürekli olarak yapacağım. Başkumandanlığı önerilerde bulunulmasını cephe kumandanına buyurdum. Bütün arkadaşlarımın Anadolu'da daha başka meydan savaşları verileceğini göz önüne alarak ilerlemesini ve herkesin us güçlerini, yiğitlik ve yurtseverlik kaynaklarını yarışma ile göstermeyi sürdürmesini isterim. İlk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri! (Arka Kapak)

--reklam--

Kutsal İsyan - 5 Alıntıları - Sözleri

  • Bilelim ki, milli benliği bilmeyen milletler, başka milletlerin şikarıdır(avıdır). Mustafa Kemal.
  • Tarihimizi okuyunuz, görürsü­nüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir. Mustafa Kemal.
  • -Biz bayrağımızın gölgesinden başka bir gölgede yaşamak istemeyiz.
  • Ben, kimim? Bunu size anlatmak bir sözcük ile de olur. Kocaman bir kitap olarak da...
  • Başkalarının keyfine göre yaşamak, sefaletin en büyüğüdür. Syrus.
  • Yönetim kurulu üyeleri, genç boksör için bir takma ad arıyordu. Kendisi, taa Galatasaray lisesindeki «Üç Ök­süzler» den biri olan Kemal’i anarak : — Takma adım Kemal olsun, dedi. Hacim bey : — Pek iyi! Dedi. Vehbi bey yine tatlı ve siyasî gülüşiyle gülerek : — Canım, dedi, yalnız Kemal olmaz. (İngiliz Kemal olsun!) Eski boksör Esat tarihe karışmıştı. Genç adam, ömrünün sonuna dek artık "İngiliz Kemal" olarak kala­cak, bu arada hayali güçlü insanları bile şaşırtacak se­rüvenler yaşayacaktı.
  • Bugün vatanımızda bir ulusal güç varsa o akım felaketlerden ders alan ulusun kalp ve kafa­sından doğmuştur. Mustafa Kemal. 1919.
  • Türki­ye, parça parça kodaman devletlerle ufacık, minyatür devlet ve milletlerin boyunduruğuna girecekti...
  • Bundan sonra asker oluşumuz artık eskisi gibi başkalarının hırs ve şöhreti ve keyfi için değil, yalnız bu aziz topraklarımız içindir. Mustafa Kemal.
  • -Fransızlar, buralara uygarlık getireceklerdir.
  • Satrançta olduğu gibi, yaşa­mada da har zaman ileri dü­şünce üstün gelir. Charles Button.
  • ...Kilikya şehir ve köylerinde yaşayan bütün Türkler, her türlü koruyucu insan, kanun ve örgütten yoksundular. Buna karşılık, Kilikya’yı "Bü­yük Ermenistan"'ın bir bölümü yapmak isteyen Ermeni azınlığı, alabildiğine örgütleniyor, silahlanıyor ve güçle­niyordu. Adana’da örgütlendirilen "intikam alayı", kan­dan, baruttan ve ateşten başka bir şeyi gözü görmeyen Ermenilerden devşirilmişti. Bu alayı, Fransız işgal yöne­ticileri kurmuştu. Bu "Öç alayı" doğal bir özgürlük savaşı için değil, doğrudan doğruya bu bölgedeki Türk hal­kını toptan yok etmek için hazırlanmıştı. Şundan ki Kilikya’da kalacak bir tek Türk bile onların amacına zarar­lı olabilirdi. Eskiden Çarlık Rusya politikasının Ermeni halkına oynadığı oyunun yönetmenliğini bu kez de Fransızlar, İngilizler ve Amerikalılar üstlerine almışlar, bu zavallı halkı bir kez daha kanlı bir serüvene atmağa ha­zırlanıyorlardı. Pek uzaklardan, Fransa’dan, Amerika’­ dan ve Kafkasya’dan gelen "Beyaz kalpaklı, kamalı, çifte tabancalı" Ermeniler, Adana’yı doldurdukları gibi, Kozan livasına da gelmeğe başlamışlardı. Birçokları, Kafkas­ya’da Çar ordusunda hizmet eden Antranik çetesine ve anarşist örgütlerine bağlı bu adamlar uzun süre şekavetle(haydutlukla) yaşadıklarından ve bunu bir sanat ve geçim aracı olarak benimsediklerinden gözleri kanlanmış birer insan kasabı olmuşlardı. Yakmak, yıkmak ve öldürmek biricik amaçlarıydı. Garip üniformalarıyle bu anarşist­ler, herkese kendilerini türlü rütbede Fransız subayı ola­rak tanıtıyorlardı.
  • Türk bu topraklara, bu topraklar da Türk’e ısındı, kaynadı. Sade siz değil, bütün dünya bir araya gelse bizi bu top­raklardan ayıramaz. Sonra sen, hiç ömründe Türk tutsak yaşamaz diye duymadın mı? Namus ve hürriyet için ölüme atılmak ise bize, ağustos ayı sıcağında so­ğuk su içmekten daha tatlı gelir. Sizler canı kıymet­li insanlarsınız. Çatmayınız bize. Bir gün önce toprak­larımızdan savuşup gidiniz. Yoksa kıyarız canınıza.
  • Tutsak Urfa’da da tıpkı daha önce tutsak Maraş’ta olduğu gibi bir olay geçti: Birkaç Fransız askeri kafaları çekerek içi yıkanan Türk kadınlarıyle dolu kadınlar hamamına saldırdı. Çığlıklar, bağrışmalar, çağrışmalar sonunda yetişen halk ve sorumlu­lar sarhoş Fransız askerlerini ordan uzaklaştırdılarsa da şehir Türklerinin kafalarının tası atmıştı. Demek ki Fransızlar, bu şehirde de her yerde olduğu gibi rahat durma­yacaklardı. Bu birkaç Fransız askeri, yüzlerce topun ve tüfeğin yapamayacağı bir iş yapmış esir şehrin kutsal öfkesini ayaklandırmıştı.
  • Demek ki kendisini para ile satın alıp kendi zavallı halkının sırtında kamçı olarak kullanmak istiyorlardı. Ne aşağılık düşünceydi bu.

--reklam--

Kutsal İsyan - 5 İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Serinin son kitabı. Yazar kitap sonunda belirttiği gibi "yarı tanrılaşan Mustafa Kemal" figürüne karşı olduğu için Mustafa Kemal'i biraz sönük göstermiş hatta gereksiz yere yermiş. Bunda sosyalist bir yazar olmasının etkisi vardır muhakkak. Çerkez Ethem hiçbir suçu olmayan her zaman olayları barışla halletmeye çalışan abilerinin ve Mustafa Kemal'in iktidar hırsı arasında yitip giden biri olarak gösterilmiş. Ben beklediğim doyuruculuğu bulamadım kitapta açıkçası. Bazı -bence- gereksiz bilgilere çok fazla yer verirken asıl önemli yerleri 2-3 sayfada geçmiş. Yine de Milli Mücadeleyi ince ayrıntılarıyla anlatan 2-3 eserden biri olduğu için döneme ilgi duyanlar tarafından okunabilir. (semih türk)

Serinin son kitabı, İzmir'in kurtuluşu ile bitiyor. Bu cilt Çerkez Ethem ve Kuvvayı Seyyare özelinde, çetelerin düzenli orduya geçme safhasındaki siyasal durumu, Meclis'in ülke idaresini tamamen eline alırken ortaya çıkan, ülke idaresinde yer kapma hırsları ve Mustafa Kemal'i devre dışı bırakma gayretlerine karşılık onun almak zorunda kaldığı önlemleri, Bolşevikliğin Anadolu sınırları içine girme çabalarını ele alıyor. Dini görüş temelindeki zihinlerin Mustafa Kemal hakkında hissettiklerini, çıkar çatışmalarını az çok anlayabildiğimiz için genel anlamda anladığımızı düşünürüz. İlk kez bu kitapta komünist bir zihnin saklanamaz samimi hislerine şahit oldum. Bir kere tüm ciltleri şöyle bir hafızamda taradıktan sonra yazarın (kitap sonunda kendi ifadesi ile de açıklığa kavuşuyor), Atatürk'ün yarı Tanrılaştırıldığı Kurtuluş Savaşı tarihçesine itirazını, bu tarihçenin içinde Mustafa Kemal'i normal insan duygusallığında ele almaya gayret gösterdiğini gözlemledim. Her ne kadar üstün bir askeri deha olsa da iktidar hırsı ile yanıp tutuşan, bu yolda rakiplerini bertaraf etmek adına, öldürtmek dahil, her şeyi yapabilecek bir resim çizmiş. Anadolu'ya geçtiği sırada sosyalist düşüncelere yatkın olduğu, asker arkadaşları arasında bu akımı yerleştirmek üzere yoklamalar çektiği, iktidarı ele geçirmesine engel olacağını anladığında bu fikri ve empoze ettiği kişileri acımasızca devre dışı bıraktığı fikrini oluşturacak bir anlatım tarzı seçmiş. İlk dört cilt gayet ayarında gitmişken, komünizmin ele alındığı bu son cilt yazarın bir duygu patlaması gibi geldi bana. Bu sebeple Ankara'da kurulan sosyalist partinin genel sekreteri (yani başkanı) olan Çerkez Ethem'in çöküş ve bitiş hikayesinde bile Yunan'a teslim olduğu gerçeği yadsınmış, kardeşlerinin teslim olduğu, onun küçük grubu ile dağlara çıktığı şeklinde bir son oluşturarak bu konudaki tarafsızlığı şüpheli bir hal almış. Rusya'dan gelip Türkiye'de Türkiye Komünist Partisi'ni kurmaya çalışan Mustafa Suphi'nin akla hayale gelmeyecek acımasızlıkla öldürülüşünün bile Mustafa Kemal'in talimatı ile olduğunu söyleyerek de bu şüpheli duygu patlamasının doruğuna ulaşmış. Atatürk hakkındaki özellikle son ciltteki (benim gözümde) kabul edilemez birkaç dokunuşa rağmen değerli bir tarihçe. Kollektif bir başarı öyküsü olan Kurtuluş Savaşı'nın birçok isimsiz kahramanını tanımak çok keyifliydi. Beklediğimin üstünde detaylar öğrendim. Olan biteni tüm hissiyatı ile gözümde, ruhumda canlandırabilmek mutlaka yazarın başarısıdır. Başka bilgilerle ağ kurup, kendi doğru-yanlışlarınızla bilgileri bir yerlere oturtabiliyorsanız, taraflı tarafsız herkesin okumasını öneririm. (FİLİZ ERDEM)

Hasan İzzettin Dinamo'nun Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı bütün yönleri ile anlattığı beş ciltlik Kutsal İsyan eserini notlar alarak okuyup bitirdim. Beşinci cilt, 1920 yılının Temmuz ayından 1922 yılının Eylül'ün 19'una kadar geçen süreyi kapsıyor. Kurtuluş Savaşı'nın en hareketli döneminin anlatıldığı 5'inci ciltte, düzenli ordunun kuruluş aşamaları ve dolayısıyla Çerkez Ethem'in Kuvayi Seyyare'si ile birlikte safdışı bırakılmasının hikayesi, Türkiye'nin ilk Komünist Parti'leri kuruluş hikayeleri ve Mustafa Suphi olayı!, İnönü savaşları, Sakarya Meydan Muharebesi, Afyon ve Dumlupınar (Başkumandanlık) Meydan Muharebesi ve nihayetinde İzmir'in kurtuluşu anlatılmaktadır. Genel olarak Kutsal İsyan, Mondros Ateşkes antlaşması ile başlayan işgal ve yok etmeye yönelik kuşatılmışlığa gösterilen bir isyanın, "kutsal isyanın" bir hikayesi. Yanlış anlaşılmasını önlemek için bu eserin bir tarih kitabı olmadığını belirtmek zorundayım. Bir tarih kitabı değil ama kişiler ve anlatılan olaylar gerçektir. Sadece kurgusal diyaloglar ve içseslerle romanlaştırılmıştır. Ben, Kutsal İsyan'ı, birtakım eksikliklerine rağmen beğendim ve bu ülkede yaşayan herkes tarafından okunması gereken eserlerden biri olduğunu düşünüyorum... (Zeki Erdem)

--reklam--

Kutsal İsyan - 5 PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Hasan İzzettin Dinamo - Kutsal İsyan - 5 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kutsal İsyan - 5 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Hasan İzzettin Dinamo Kimdir?

Hasan İzzettin Dinamo (d. 1909, Akçaabat, Trabzon - ö. 20 Haziran 1989), Türk yazar.

Ailesiyle önce İstanbul'a sonra Samsun'a yerleşti. Babası I. Dünya Savaşı'nda öldü. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'ndeki eğitimini tamamlayamadan ayrılan yazar, geçimini çeviriler yaparak ve özel ders vererek sağladı.

Dinamo, gençliğinde bireysel şiirler yazsa da Nazım Hikmet'in şiirleriyle tanışınca kendine toplumcu bir çizgi çizdi. Nazım'ın yanında, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz ve A. Kadir gibi şairlerle birlikte çalıştı. yedi ciltlik Kutsal İsyan ve Savaş ve Açlar gibi önemli romanlara imza atmıştır. 1977 yılında, "Kutsal Barış" adlı romanıyla, Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazanmıştır. Genellikle savaş dönemini anlatan romanlarının yanında şiir kitapları ve bir de öykü kitabı bulunmaktadır. İlk şiirlerinde Rıza Tevfik , Yusuf Ziya, Orhan Seyfi'nin etkileri görülür. Servet-i Fünûn dergisinde hece vezniyle şiirler yazmıştır. Aruz ölçüsünü kullanmış olsada yeniden heceye dönmüştür. Hapiste sayısız şiirler, romanlar, destanlar yazmıştır. Deniz Feneri, Kutsal İsyan, Savaş Ve Açlar adlı kitapları önemlidir.

--reklam--

Hasan İzzettin Dinamo Kitapları - Eserleri

  • Savaş ve Açlar
  • Öksüz Musa
  • Kutsal İsyan - 1
  • Açlık
  • Kutsal İsyan - 2
  • Kutsal İsyan - 3
  • Musa'nın Mapusanesi
  • Koyun Baba
  • Musa'nın Gecekondusu
  • Kutsal İsyan - 4
  • Kutsal İsyan - 5
  • Ateş Yılları
  • Çoban Şiirleri
  • Deniz Feneri
  • Kutsal Barış 1
  • Kutsal Barış 3
  • Kutsal Barış 2
  • Kutsal Barış 4
  • 6-7 Eylül Kasırgası
  • Kutsal İsyan - 6
  • Kutsal İsyan - 8
  • Kutsal İsyan - 7
  • Ateş Ormanları Arasından
  • Özgürlük Türküsü
  • Adalet Sıtması
  • Türk Kelebeği
  • Kavga Şiirleri
  • Anadolu'da Bir Yunan Askeri
  • Kenti Yiyen Çocuk
  • Gecekondumdan Şiirler
  • Tuyuğlar
  • Sürgün Şiirleri
  • Karacaahmet Senfonisi
  • İkinci Dünya Savaşı'ndan Edebiyat Anıları
  • Nazım'dan Meltemler
  • Savaşta Çocuklar

--reklam--

Hasan İzzettin Dinamo Alıntıları - Sözleri

  • Fırsat bulsanız da okuyun, bulmasanız da okuyun." (Öksüz Musa)
  • Düşünmek kahramanlıktır, Düşünmek, bir çiğ tanesidir. bir anlıktır. Düşünmenin ötesi, karanlıktır cancazım, karanlıktır. (Kavga Şiirleri)
  • Düşünmek, salt insanoğlunun harcı. Yine insanoğlu, en büyük düşman ne yazık, düşünceye karşı. (Kavga Şiirleri)
  • <Türk Kelebeği)
  • Yine zindan, yine çark, yine bıçak, yine kelepçe, Gece başlıyor, kardeşler, gece. (Kavga Şiirleri)
  • Tarihimizi okuyunuz, görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar, hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir. Mustafa Kemal (Kutsal İsyan - 3)
  • "Ama çok yoksullar değil mi?" "Çalışan insanlar hep yoksuldur kızım." (Savaş ve Açlar)
  • İnsan yürekleri de gittikçe taşlaşmakta. (Çoban Şiirleri)
  • "insanoğlundan tiksinicek duruma gelmiştim. İçimde insan sesinin hiç işitilmediği kuytu ormanlara, dağ başlarına kaçmak eğilimi çan çalıyordu." (Musa'nın Mapusanesi)
  • İnsan, neden her istediğini olamıyordu? Bu adaletin ya da adaletsizliğin anahtarı kimin elindeydi? Toplum, yetenekli çocuklarını neden elinden tutup yetistirmiyordu? Bir Rousseau, bir Pestalozzi gibi düşünen insanların varlığına dayanan bir toplum, bir eğitim sistemi var olmadıkça bütün yetenekler güz yaprakları gibi yağmurun, rüzgarın önünde sürüklenmek zorundaydı. Toplumlar, çocuğun anası babası olmadıkça yeteneklere kurtuluş yoktu. (Açlık)
  • Yapamadım,yol verdim gözlerimdeki yaşa. (Çoban Şiirleri)
  • İstanbul soluk alınamaya­cak, içinde kımıldanılamayacak bir arslan kafesine dön­müştü. İşgalciler, ellerinde ateşten kırbaçları bulunan arslan terbiyecileri gibi bu kafesin kızgın demir çubuk­ları çevresinde dönüp duruyorlardı. (Kutsal İsyan - 1)
  • En son türkümde seni söyleyeceğim. Bir emperyalist tankı altında şair yüreğim ezilirken. Ya da dünyanın en güzel bir sabahında Bir duvar dibinde kurşuna dizilirken... (Özgürlük Türküsü)
  • Yıkıldı üstümüze zaman bir dağ gibi. (Çoban Şiirleri)
  • Umut gerçi kahpe bir şeyse de o gülümsedikçe ortada her zaman sahip olacağımız bir şey var demektir. Sen, şu sırada büsbütün umutsuz değil, salt öfkelisin. Tabancanı, hiçbir vakit öfkelenince kullanma, aziz kardeşim. (Adalet Sıtması)
  • Ben, Aziz Nesin’i güçlü mizah sanatiyle orda tanı­dım.Eski Marko Paşa’da yazdığı çok güzel yazılarını eski dostum Sabahattin Ali’ce kaleme alındığını sanıyordum, orda bana okumam için verdiği «İt Kuyruğu» adlı hikâye kitabını okuduktan sonra bu­nun yazarı birden bire gözümde dağ gibi büyüdü. Sonra iyi ahbap olduk. İyi bir okuyucu olduğumu da anlamış olacak ki, bundan sonra bütün oracıkta yarattığı mapusane ürünlerinin sanırım ilk okuyu­cusu ben oldum. Akbaba’cı Yusuf Ziya ile bağlantı kurar kurmaz sıtmalı bir yazı işine girişti. Artık, başnı kaşıyacak zamanı yoktu. Ha bire yazıyordu. Dışarda serbest gezen okuyuculanın daha sonra okuyup kahkaha patlatacakları ,biraz daha sonra da İtalya’da dünya mizah birinciliği alacak olan Fil Hamdi hikâyesini henüz müsvedde halindeyken ilk okuyan biz oluyor, kasıklarımız çatlarcasına gülüyorduk. O kötü koşullar altında başka hiçbir şey de beni güldürememişti. Bütün emniyet örgütünü son kerte zekice hicveden bu hikâye haklı olarak sonra Altın Palmiyeyi Türkiye’ye doğru yola çıkarmıştı. Aziz Nesin dışarda gene, güzel bir de sevgili bırakarak mapusaneye gelenlerdendi. Bu yüzden de içerde para kazanmak, sonradan karısı olacak sevgiliyi çıkıncaya dek dışarda barındırmak gerekiyordu. Yusuf Ziya da Nesin’i doludizgin sömürüyordu. Bir hikâyesine yedi buçuk yada on lira veriyordu. Geçmiş gün, iyi usumda yok. (6-7 Eylül Kasırgası)
  • Kent düzeni, belli bir saatten sonra kentin deliğini deşiğini kilit altına alıyor, yarattığı kanunsuz sürülerini kutsal masallardan uzak tutmaya çalışıyordu. Sokakta işsiz, aşsız, korumasız kalmış bir insan için, toplumların yarattığı kutsallikların ne anlamı olabilirdi? Bütün kutsalliklar en sonra insan denen değerin korunması, daha büyük bir değer olması için değil miydi? İnsan, hiçbir kutsallık için bir kurban değildi. Klan çağlarıyla Ortaçağ, artık tası tarağı toplayıp karanlık mezarına göç etmemiş miydi? (Açlık)
  • Biz dünyadan geçip gittikten sonra da ay pek çok kereler doğacak, fakat bizi bulamayacaktır. -O.Henry- (Ateş Yılları)
  • En güzel hürriyet düşleri zindanda görülür. Schiller. (Kutsal İsyan - 2)
  • ...insanın evini ancak kendisi, mezarını başkaları yapar. Ben, bunu bilirim. (Musa'nın Gecekondusu)