Kuyu - Rasim Özdenören Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Kuyu kimin eseri? Kuyu kitabının yazarı kimdir? Kuyu konusu ve anafikri nedir? Kuyu kitabı ne anlatıyor? Kuyu PDF indirme linki var mı? Kuyu kitabının yazarı Rasim Özdenören kimdir? İşte Kuyu kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...
Kitap Künyesi
Yazar: Rasim Özdenören
Yayın Evi: İz Yayıncılık
İSBN: 9789753553926
Sayfa Sayısı: 112
Kuyu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Çağdaş Türk hikayeciliğindeki güçlü konumuyla kendinden sonra gelen pek çok öykücüyü derinden etkileyen Rasim Özdenören, Kuyu'daki öykülerinde değişim, uyumsuzluk, yabancılaşma konularını hikayeciliğimizde ilk kez yerli bir bakış açısıyla ve bütün boyutlarıyla dile getiriyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Kuyu Alıntıları - Sözleri
- İnsan nedir, var olmak nedir sorusu kafasını kurcalayıp duruyordu.
- ..ama bunları düşünmenin sırası değildi; uyumalıydı.
- Giydiği elbiselerden belliydi kendisinin bile kendisine dar geldiği
- Geceleri yatağına yattığında kalbinin atışlarına kulak veriyordu: Kalbi, güçlü vuruşlarla, uzaklardan duyulan bir davul tokmağı gibi vuruyordu, fakat onun sürekli, bitmeden, durmadan nasıl vurabildiğine hayret ediyor, günün birinde bu vuruşlar duracak olsa ya da en azından şöyle bir durmayı denese bu duruşu nasıl önleyebileceğini bilemiyor, o zaman nasıl da aciz, umarsız bir yaratık olduğunu derinden kavrıyor, başı dönüyordu.
- Nereye gitse? Bin türlü pişmanlıklar içindeydi... Allah’ın adıyla Allah’ın adıyla Rahman olan Rahim olan adıyla...
- Aynalarla aran nasıl? Beğeniyor musun kendini?
- Nefsine itibar etmediğini sanıyordu, ama acaba nefsini, ona itibar etmediğini söyleyerek mi izzetliyordu?
- - Hemşerim bu yol nereye çıkar? + Gideceğin yere bağlı ahbap.
- O şimdi kendinden kaçmayı yaşıyordu. Nasıl başarabilirdi bunu? Böyle bir şey yapılabilir miydi?
- Sevmenin hazırlığı mı olurmuş? Sevgi başlar ve başladığı anda da zaten olgunlaşmış olur.
- Madem ağladım, madem ağlıyorum, ağlayabiliyorum, öyleyse 1400 yıl önceki insanlarla benim aramda kesintisiz bir ilgi olmalı, değişmeyen, insanı sarsan, derinden kavrayan ilintiler olmalı...
- "...ağrıyan bedeni değil ruhu..."
- Bir şey mi düşünmek istiyor, bilmiyor. Ağlasa mı, bilmiyor. Gülse mi, bilmiyor. Hiçbir şey bilmiyor. Yalnızca kendi içine yumulup kalmıştır, ama onu da ayrımsamıyor.
- Akşama daha çok var. Canı mı sıkılıyor, bilmiyor. Bir şey mi yapmak istiyor, bilmiyor. Orada durup akşamı beklemek mi istiyor, bilmiyor. Bir şey mi düşünmek istiyor, bilmiyor. Ağlasa mı, bilmiyor. Gülse mi, bilmiyor. Hiçbir şey bilmiyor. Yalnızca kendi içine yumulup kalmıştır, ama onu da ayrımsamıyor.
- Dünyaya bakışları farklıydı! Eğer bu onların bir arada bulunamayacaklarını anlatıyorduysa niçin ısrar ediyordu?
Kuyu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
“Soluk alıp vermesi, kımıltılar..canlı varlığın görünen bütün devinimleri… her şey, her şey ona aczini, zavallılığını haykırıyordu. Ama ah, şimdi uyuması gerekiyor.” Ülfet.. Günümüz Türkçesiyle; alışma. Gönül perdelerimizi şöyle bir sıyırırsak binbir mucizeyle dayalı döşeli şu kâinata kaç gaflet perdesinin ardından bakıyoruz, göreceğiz. Şu yağan kara, bir köşede kulağını kaşıyan kediye, taşın kalbinden fışkıran ota, etimize, kemiğimize, kendimize… Biliyoruz, elbet çağın bir kıskacıdır hayret duygusunu yitirmek. Tefekkür kalesinden pusatlarımızı indirip göğsümüzü gere gere indiğimizden beridir başımızın etrafında uçuşan sineklerin alay malzemesi olduk.(Ömer.F. Sönmez’e kalb-î selâm). Biz bu kaleyi terkedeli çok kuyuya da baş aşağı yuvarlanır olduk. Her kuyudan öte dünya kuyusuna. Hepimizin bir parçasıyla, kiminin gözüyle, kiminin diliyle, kiminin gönlüyle, kiminin aklıyla yuvarlandığı dünya kuyusuna. Rasim Özdenören bu kitabında hülâsa-i kelâm, düştüğü kuyulardan çıkma ümidiyle geldiği küçük bir kentte gömleğinin önden yırtılmasıyla daha büyük bir kuyuya yuvarlanan Yusuf’un hikâyesini konu almakta. İsimlerden aşikar, merkezde Hz. Yusuf (as)’ın kıssası ilham alınmakta. Davetçiyse Züleyha değil Zeliha. Kuyuya itecek abiler yok. Kuyuya itenler şehvet, şefkat, acıma. Nefs. Kuyudan kurtaracak kervansa günahına bin nedâmetle ağlayanların yanı başında olduğu gibi Yusuf’u da bir cami avlusunda buluyor. Rahmet esintisi gibi gelen bir adamın sözleriyle irkiliyor ve dahi diriliyor: “Sen başıboşlardan mısın? Köpekler de, dedi adam, başıboş gezerler, insanların köpeklerden farkı… bir yere bağlı olmaları. Bağlandıktan sonra da köpek gibi bağlı olmaları…sadakatle. (s.48)” “ve ne tuhaf çağrışımlar söyle kardeş başıboşlardan mısın sen de evet köpekler gibi başıboşlardanım ben de ama bağlanacağım köpek gibi sadakatle”(s.54) Ve böylece tövbe ile, bağlılık ile, gülün yanına oturmak ile ve nihâyetinde nefsi ayağının altına alış ile başlayan bir yükseliş. Kuyudan çıkış. Evet sağı solu, basamağı yok bu kuyudan ancak nefsi ayağın altına almakla çıkılabilir. Yükselebilir. İnsan, ömrünce adı sanı farklı sayısız kuyuya düşer; bazısı derindir hiç çıkılmaz zannedilir, bazısı dardır içinde eziliriz zannedelir. Oysa düştüğümüz kuyulardan çıkmanın kuyuya düştüğümüzün idrâkine varmakla başlayacağını öğrendiğimiz an ateşlenen bir topun ucundayız demektir. Gerisi tövbe, nedâmet, gözyaşı.. İstifadeli okumalar… (şüheda)
Yusuf’un evinde kaldığı kadın, onun nefsinden gönlünü tatmin etmek istedi. Kapıları kilitledi, “Hadi, gel!” dedi. Yusuf, “Allah’a sığınırım, Rabbim beni güzel bir barınağa kavuşturmuştur. Zalimler iflah olmaz” dedi. (Yusuf Suresi, Ayet-23) • Elinizde Kuyu. İçinde misiniz, dışında mısınız bilmiyorum. Size kalmış demek isterdim. Ama diyemiyorum. Çünkü; “… kaçacak hiçbir yer yoktur! Kaçmaya heveslenene bütün delikler kapatılmıştır.”(s.691) • Benim ilk Özdenören eserim bu. İncelememi ‘münferit’ kitabı Kuyu altına yapıyor olsam da okumamı onun 1967-2017 yılları arasındaki yarım asırlık hikaye dönemini kapsayan kitabı kitap/elli-yilin-oykusu--94781 üzerinden yaptım. Baskısı var mı bilmiyorum; ama edinme şansınız varsa kaçırmayın derim. • Kuyu; arayış, adımlayış ve yolda oluş hikayesi. Bir varış hikayesi değil asla. Nereye varacağız ki ne aradığımızı bilmeden, bilemeden sorarım. • Üçüncü tekil olarak başlayan anlatım, kahramanımız Yusuf sonrası ismini buluyor. Evet Hz. Yusuf kıssasına çokça gönderme mevcut. İnsan ve nefs. Terk edilemeyen. Terk edilmemesi gereken belki de. • Ben seveceğini düşünüyorum. Boşlukta yükselmek isteyenler olarak seveceksin. (Adem Kara)
“Belki de kuyuda başlamıştı her şey: her şey, yani kapana kıstırılmış olma hali. kuyunun daha dibi yok, kuyunun sağı ve solu yok; önü ve ardı yok. Kuyunun bir çıkış yolu var, o da yukarıya, göğe doğru olan boşluğu. öyleyse o boşlukta yükselmeyi denemesi gerekiyor: ama bir yandan da kendi kendine diyor ki, boşlukta yükselmek de ne demek?“ (Dilara)
Kuyu PDF indirme linki var mı?
Rasim Özdenören - Kuyu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kuyu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Rasim Özdenören Kimdir?
Rasim Özdenören (d. 1940, Maraş), Türk öykü ve deneme yazarı. İlk ve orta öğrenimini Maraş, Malatya, Tunceli gibi Güney ve Doğu şehirlerinde tamamladı. İ.Ü. Hukuk Fakültesini ve İ.Ü.Gazetecilik Enstitüsü'nü bitirdi. Devlet Planlama Teşkilatı'nda uzman olarak çalıştı. Bir ara araştırma amacıyla ABD'nin çeşitli eyaletlerinde, 1970-1971'de iki yıl kadar kaldı. 1975 yılında Kültür Bakanlığı Bakanlık Müşavirliği görevine geldi. Aynı bakanlıkta bir yıl da müfettişlik yaptı. 1978'de istifa ederek ayrıldığı devlet memurluğuna bir süre sonra tekrar döndü. Çok Sesli Bir Ölüm ve Çözülme adlı hikayeleri ayrıca TV filmi yapılmış, bunlardan ilki, Uluslararası Prag TV Filmleri Yarışmasında jüri özel ödülünü almıştır.
Rasim Özdenören'in, Türk edebiyatında adını duyurmaya başladığı yıllar, köy romancılığının etkisinin artık azalmaya başladığı, varoluşçu yazarların etkisinin daha fazla hissedildiği yıllardır. O yıllarda roman ve öykü yazarları genel olarak Batı kaynaklı bir anlayışla, sanki dışarıdan bakan bir gözle eserlerini yazmışlardır. Özdenören ise daha çocukluğunda Anadolu'nun birçok ilini gezerek, orada yaşayarak, köyünü, kasabasını, şehrini tanıyarak, kendisine ';ayrıntı avcısı' dedirtecek bir özellik ve güçlü bir tasvir yeteneğiyle, insanın evrensel yanlarını öne çıkararak yazmıştır öykülerini. Yazar, gençliğinin ilk yıllarından itibaren kendine edebiyatı ciddi bir meşale olarak seçen insanlardan oluşan bir arkadaş grubuna dahil olmakla, sonraki yıllarda şekillenecek edebi şahsiyeti için çok önemli bir zemin bulmuştur. Bu arkadaş grubu Özdenören'in anlaşılmasında kilit konumdadır. Çünkü Özdenören'in okumaları, edebi ilgileri büyük oranda bu arkadaş grubunda şekillenmeye başlamış; sonraki yıllarda tanıştığı Sezai Karakoç'un etkisiyle bir bütünlük kazanmıştır. Özdenören'in Amerika'ya gidip orada iki yıla yakın bir süre kalması vesilesiyle çağdaş dünyanın en önemli merkezini tanımasının da eserlerine olumlu yansımaları olmuştur. O, yerli olmak nedir, bu nasıl gerçekleştirilir, sorularının cevabını öyküleriyle vermiş bir yazardır. Hikayelerinin kahramanları, çevremizde rahatlıkla görebileceğimiz, dokunabileceğimiz kişilerdir.
Rasim Özdenören, gerek denemelerinde gerekse öykülerinde, meselenin anlatmak olduğunu ilk öykülerinden başlayarak kavramış bir yazardır. O, İslami kimliğiyle tanınan bir öykücü olmasına rağmen öykülerinde hiçbir zaman, dönemindeki birçok yazarda görüldüğü gibi, inandığı şeyleri okuyucusuna dayatmamış, vermek istediği mesajı öyküyü örselemeden, akışı ve yapıyı bozmadan anlatmayı bilmiştir. Anlatırken de dili ustaca kullanmış, yer yer de adeta şiir yazmıştır.
Rasim Özdenören Kitapları - Eserleri
- Gül Yetiştiren Adam
- Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
- Müslümanca Yaşamak
- Kafa Karıştıran Kelimeler
- Çok Sesli Bir Ölüm
- Yeniden İnanmak
- Kuyu
- Ansızın Yola Çıkmak
- Çözülme
- Aşkın Diyalektiği
- Denize Açılan Kapı
- Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı
- İpin Ucu
- Eşikte Duran İnsan
- Uyumsuzlar
- Ben ve Hayat ve Ölüm
- Hastalar ve Işıklar
- Acemi Yolcu
- Yeni Dünya Düzeninin Sefaleti
- Hışırtı
- Toz
- Yaşadığımız Günler
- Köpekçe Düşünceler
- Yüzler
- Çarpılmışlar
- İmkansız Öyküler
- Ruhun Malzemeleri
- Düşünsel Duruş
- Red Yazıları
- Çapraz İlişkiler
- Edebiyat ve Hayat
- Açık Mektuplar
- Kent İlişkileri
- İki Dünya
- Hadislerin Işığında Hz. Muhammed
- Yazı, İmge ve Gerçeklik
- Siyasal İstiareler
- İmkânsız Öyküler
- Elli Yılın Öyküsü
- Çözülme
Rasim Özdenören Alıntıları - Sözleri
- Çünkü bir sevgi daima, inanılmaz bir durum, ama, daima tahammül edilemez bir şeydir, insanca bir şey.. uzaklıklar, unutmalar.. bunlarla diri kılınabilirdi sevgi.. (Hışırtı)
- Kısır niyetler, kısır sonuçlar doğurur.Niyete bir aşkınlık yükleyerek, daha doğrusu aşkın niyetlerle yola çıkarak bereket ülkesine ulaşmak mümkünken, kendi nefsanîliğinin dar sınırları içinde kalmak onu eşya ile kendi nefsi arasındaki çorak bir alanda bırakır. (Yeniden İnanmak)
- "Senden uzak kalan tesellisini hasret yaşlarında bulur; düşünelim, ya seni bulan ne olur?" (İmkansız Öyküler)
- “Sevginin içinde o alevi söndürecek Tükenmekte olan fitil gibi bir şey vardır.” Shakespeare (İmkânsız Öyküler)
- "Kalplerimizi dinin üzerine sabit kıl" (İmkansız Öyküler)
- kentin bu derin uğultusu, bu sürgünlük ve krallık bir gün silinip gidecektir. ne tuhaftır ki, ebedîlik iştiyakı da bu sürgün hayatının ve bu fena olma halinin içinden sökün ediyor. (Kent İlişkileri)
- Ne zaman elimi ona doğru uzatsam elim boşlukta kalıyor. (Uyumsuzlar)
- Hakkın hiçbir zuhuratı yoktur ki, mümin için iman tazelemesine yol açmasın. (Müslümanca Yaşamak)
- Ve şimdi, öyle düşünüyorum ki, tecrübe denilen şey, insanın hayatında yer etmiş olan hayal kırıklıklarının toplamıdır. (İpin Ucu)
- O sıralarda ben kendim miyim, değil miyim, sorusunu tartışıyordu kafasında. Diyordu ki, ben kendimsem, benim benden ayrılmam, benim benden kaçmam mümkün olmamalı: ama ben kendim değilsem, ben kendimden kaçıp kurtulabilirim. (Elli Yılın Öyküsü)
- İnsanın, sevgisi ne türden olursa olsun, onun dışına çıkması diye bir şey söz konusu olmaz ki, onu denesin. Ve zaten böyle bir şey denenebilecek bir şey olsa, o deney o sevginin bitirilmiş olduğu yerde başlar. (Aşkın Diyalektiği)
- Hayatı elde tutmak ölümü ele geçirmekle, mümkün oluyor ve ölümün ele geçirilişi, onu ele geçirenin kendi ölümünü sonuçluyor. (Eşikte Duran İnsan)
- Durmak her zaman beklemek anlamına gelmez. (Toz)
- Onun görmesinden nereye kaçacaksın diye fısıldadı kadın... (Çarpılmışlar)
- Günümüzde kendisine Müslümanım diyenlerin çoğu "çağın gözüyle İslam'a bakma" yaklaşımını benimsemiş durumdadır.. Oysa Müslüman, çağın gözüyle İslam'a bakmaz, İslam'ın gözüyle çağa bakar.. (Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler)
- Dünya kendi dışında cebinde duran herhangi önemsiz yabancı bir nesne gibiydi. (Çarpılmışlar)
- İnsan, yeryüzünü kendisi için kötü bir döşek haline getirmiştir. (Red Yazıları)
- Özgürlüğümü yitirdiğim yalan. (Ansızın Yola Çıkmak)
- zaman zaman, dön dolaş aynı noktaya gelip takıldığımı, belki daha isabetli bir ifadeyle hiçbir yere kıpırdamamış olduğumu hissediyor; yalnız bunu hissetmekle de kalmıyor, bu hissi de daha önce yaşamış olduğum hissine yakalanıyorum. (Kent İlişkileri)
- "İslâm diyalektiğinin dışında kalan birine her çeşit izahın yetersiz ve kısır kalacağı aşikârdır. Böyle bir hükmün sırrını ancak bir mümin kavrayabilir." (Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler)