Kitap Künyesi
Yazar: Marcel Proust
Çevirmen: Gizem Yazlı
Yayın Evi: Palto Yayınevi
İSBN: 9786058259171
Sayfa Sayısı: 80
--reklam--
Lemoine Vakası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Limoine Vakası, Proust'un Fransa’da yaşanmış bir skandaldan esinlenerek yarattığı bir novelladır. Kömürden elmas üretebileceğini iddia eden Henri Lemoine, aralarında De Beers elmas madeni şirketi ve Proust’un kendisinin de olduğu birçok insanı ikna etmişti. Başka yazarların üsluplarını taklit ederek yazdığı bu metinde Proust, bir skandalın ardından Paris yüksek sosyetesinin yaşadığı utancı, kendisiyle de alay ederek ve aralarında Flaubert, Balzac ve Saint-Simon’un da olduğu birçok büyük Fransız yazarı ustalıkla hicvederek anlatıyor.
İnce bir zeka ürünü olan alaycılık, büyüleyici kelime oyunları, arkadaşlarına ve kurmaca karakterlere atıfta bulunduğu kinayelerle, birçok Proust uzmanı Lemoine Vakası’nı taklitçiliğin edebi zirvesi olarak görmektedir. Proust’un sosyal hayattan elini ayağını çekmesinden hemen sonra yazılan bu eserde, yazarın kendi eşsiz ve mükemmel sesi her satırda duyulmaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Lemoine Vakası Alıntıları - Sözleri
- 《Saygınlık, tüm yaşam boyunca edinilir, bilime, insanlığa atfedilir. Bir zamanlar, edebiyatın tek ölçü olduğu ve deyim yerindeyse aklın medeni çiçeği, kendi tercihleri ve amaçları olan ancak kötülük ve alay tasvirlerinin yanı sıra masumiyet ve erdemlik tasvirlerine de olanak sağlayan insan, doğanın çiçeği olduğu zamanlarda edebiyat da saygınlık kazandırabiliyordu.》
- "İnsan en çok kaçtığı şeyden asla kurtulamıyor."
- 《Güzel kadınlarının, asillerin vücutlarının gerçek elmaslarla süslendiği bir toplum, bu geri dönüşü olmayan kabalığa mahkumdur. Dünya zevklerine düşkün bir kişi, klasik eğitim sisteminin verdiği sahte mantığın, tamamen yüzeysel aklın yeterli olduğunu düşünen bir kişi bundan zevk alabilir. Gerçekten saf ruhlar, iyi ve doğru olana tutkulu bir şekilde bağlı olan zihinler böyle bir toplumda dayanılmaz bir bunalma hissini tadacaktır.》
- Bizler renklerin bize gösterdiklerinden dolayı değil, bizler renklerin bize kurdurduğu hayallerden dolayı etkileniriz.
- IV. HENRI DE RÊGNIER Elması pek de sevmem. Güzel görünmüyor. İnsanın yüzünde bıraktığı o küçük güzellik, etkisindense daha çok yansımasındandır. Ne zümrüdün okyanus berraklığı ne de safirin sonsuz maviliği vardır onda. Elmastansa topazın sisli parıltısını ve tüm o opallerin alacakaranlık büyüsünü tercih ederim. Simgesel ve iki yönlüdürler. Ay ışığının bir yönü gökkuşağı gibi renkliyken, diğer yönü gün batımının pembe ve yeşil ışıltılarıyla kırmızıya çalan bir renkte görünür. Bizler renklerin bize gösterdiklerinden dolayı değil, bizler renklerin bize kurdurduğu hayallerden dolayı etkileniriz. Kendi kaderi dışında kendisinden öte hiçbir şeyle karşılaşmayan birisi öteki ciddi yüzünü gösterir. Hermas'ın beni götürdüğü şehirde böylelerinden çok vardı. Yaşadığımız ev, sağladığı konfordan ziyade daha çok konumunun güzelliğinden dolayı değerliydi. Orada, mülklerin dekorasyonunun planlanmasındansa ufuk görünümü daha da itinayla düzenlenirdi. Orada uyumaktansa dalıp gitmek daha güzeldir. Rahat olunacak bir yerden ziyade resmedilmeye değer bir yerdi. Gün boyunca sıcaktan bunalan tavus kuşlarının kaçınılmaz olan alaycı bağırtıları tüm gece boyunca duyulurdu. Aslında bakılırsa, bu bağırtılar orayı uyumaktansa tam dalıp gitmelik bir yer yapıyordu. Zillerin sesi, insanı sabah boyunca uyumaktan ve her ne kadar daha sonraki uyku erken saatte tamamen uyumamaktan kaynaklı yorgunluğu en azından belli bir dereceye kadar giderse de, insanın gün ışığı öncesinde gerçekten keyfini aldığı uykudan mahrum bırakıyordu. Saatini çanların duyurduğu törenlerin görkemi, bir kimsenin uyuması gerektiği, istediği takdirde daha sonra ilerleyen saatlerde uyumaktan yararlanması gerektiği bir saatte uyandırılmanın verdiği kızgınlığı telafi etmekte zayıf kalıyordu. O zamanlar yapılacak tek şey ise o çarşafı ve tüylü yastığı bırakıp evin içerisinde gezinmekti. Aslına bakılırsa biraz da olsa cazibesi olsa da bu girişim tehlikeliydi de. Tehlikeli olsa da zevkliydi. Bir kimse maceraya koşmaktansa onun zevkinden vazgeçmeyi tercih eder. M. de Séryeuse'nin adalardan getirdiği parke döşemeler; çok renkli ve bağlantısız, kaygan ve geometrikti. Mozaikleri parlak ve düzensizdi. Burada büyütülen ve orada parçalanan tahta zemindense, şimdi kırmızı-siyah olan baklava dilimi biçimi çok daha hoş bir görüntü sunuyordu ve isabetli bir yürüyüşü gerektiren adım gerektiriyordu. Birisinin avluda yapacağı yürüyüşün albenisi, o kadar riskli olduğundan dolayı değildi. Öğlenleri birisi orada gezinebilirdi. Güneş kaldırımı ısıtırdı ya da damlardan yağmur damlaları düşerdi. Bazen rüzgâr hava okunu gıcırdatırdı. Devasa ve bakır pasla kaplı kapının önünde heykeli yapılmış Hermes, kadüsenin şeklini tasarladığı bir tasavvurunu yansıtıyordu. Yakınlardaki ağaçlardaki solmuş yapraklar, topuklarına kadar dönerek düştü ve mermerden kanatların üzerine altın kanatlar istiflenirdi. Adak olarak verilen güvercinler alınlığın geniş kısmında veya başkemer nişlerinde tünemeye gelirdi ve genelde yaprağa benzeyen gri, sönük renkli tüylerini düşürürlerdi. s.27-28
- İnsan en çok kaçtığı şeyden asla kurtulamıyor.
- Bizler renklerin bize gösterdiklerinden dolayı değil, bizler renklerin bize kurdurduğu hayallerden dolayı etkileniriz.
- "İnsan en çok kaçtığı şeyden asla kurtulamıyor."
- Bizler renklerin bize gösterdiklerinden dolayı değil, bizler renklerin bize kurdurduğu hayallerden dolayı etkileniriz. Kendi kaderi dışında kendisinden öte hiçbir şeyle karşılaşmayan birisi öteki ciddi yüzünü gösterir.
- İnsan en çok kaçtığı şeyden asla kurtulamıyor.
- Insan en cok kactigi seyden asla kurtulamiyor
--reklam--
Lemoine Vakası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Lemoine Vakası, Marcel Proust'un az bilinen, hatta belki de hiç bilinmeyen bir kitabı. Kömürden elmas üretebileceğini söyleyen Henri Lemoine, bir maden şirketini, Marcel Proust'u ve daha birçok kişiyi ikna ediyor. Aslına bakarsanız dolandırıyor. Marcel Proust ise bu kitapta, içine düştükleri bu komik durumla alay ediyor, üstelik de bunu ünlü yazarların üsluplarını taklit ederek yapıyor. Balzac, Flaubert, Ernest Renan.. En çok Ernest Renan'a atıfta bulunduğu (taklit ettiği) bölümü sevdim. Okuması çok keyifli, güzel bir hiciv örneğiydi. Okurken görüyoruz ki; Marcel Proust kendisi olarak ne kadar iyi yazıyorsa, başkası olarak da en az o kadar iyi yazıyor. Okumanızı öneririm. Proust sevenler için farklı bir deneyim olacaktır. Marcel Proust ve Kayıp Zamanın İzinde: https://youtu.be/_b8vIjqmcxI Kayıp Zamanın İzinde Okuma Rehberi: https://youtu.be/7dLBP0GAPNk (Begüm Çakır)
Dünyaca ünlü Fransız Yazar Marcel Proust'un neredeyse hiç bilinmeyen bir kitabıyla karşınızdayım. "Aşk Karşılıklı İşkencedir" aforizma kitabıyla yazarla tanıştım ve 7 ciltlik eseri "Kayıp Zamanın İzinde" serisini okumak için kendimce ön okumalar yapıyorum. Bilindiği üzre, çok üst düzey bir dili olan yazarı okumak kolay değil.. . Lemoine Vakasını 80 sayfalık bir atıştırma olabilir diye okumaya başlamışken, adeta sarsıldım. Anlaşılması bir o kadar zor bir dil ve konu, bir sürü fransız isimlerle dolu ve başta anlayabilmek için ilk sayfalarını en az üç kez okumak zorunda kaldığım kitap. Anlamakta zorlanınca yaptığım araştırmalar sonucunda, Proust'un burada pastiş yazarı olarak ele aldığı olayı farklı farklı yazarların üslubuyla anlatmış makalelerden oluştuğunu görüyoruz. Daha açık bir deyişle, Lemonie Vakası, Proust'un Fransa'da yaşanmış bir skandaldan esinlenerek yarattığı bir novelladır. Kömürden elmas üretebildiğini iddia eden Henri Lemoine, aralarında elmas madeni şirketi ve Proust'un kendisinin de olduğu bir çok insanı elmas yapımının sırrını bulduğu konusunda ikna etmiş ve dolandırmıştır. Bu yaşadığı utancı, kendisiyle de alay ederek ve aralarında Balzac, Flaubert, Saint-Simon'un da bulunduğu birçok büyük Fransız yazarı ustalıkla hicvederek anlatıyor. Alışık olmadığımız bir tarzda yazılan kitap, taklitçiliğin edebi zirvesi olarak görülmektedir. . 《Lemoine'in kelimelerle muhteşem hir şekilde oynayarak yalnızca berraklık ve tazelik bakımından değerli olan bildiğimiz su damlalarını "değerli taşlar" olarak adlandırıldığı gün, idealizmin gayesi ebediyen kazanılmıştı.》 . 《Eğer bir elmas yangında kararıyorsa, o zaman kömürden elmas yapılamaz mı?》 (Yeliz GÜL DURAN)
Kömürden elmas elde edilebileceği ile alakalı bir olay, cemiyet hayatı ve özellikle o yaşanılan dönemin önemli kalburüstü yazarlarını hicveden ,aslında onlarla birlikte kendini de bu hiciv içerisine alan yazar bu eseriyle bizi düşündürdü. (İsmail SARIKAYA)
--reklam--
Lemoine Vakası PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Marcel Proust - Lemoine Vakası kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Lemoine Vakası PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Marcel Proust Kimdir?
Fransız modern edebiyatının temsilcilerinden Marcel Proust, 10 Temmuz 1871'de, Paris yakınlarındaki Auteuil'de doğdu. Babası varlıklı bir profesör olan Adrien Proust ile annesi Jaenne Weil tarafından Paris'te büyütülen Marcel Proust, 10 yaşına geldiğinde bir astım krizi geçirdi ve bundan sonraki yaşamında hastalıkların pençesinden kurtulamadı. Hastalığına rağmen okulunu başarılı bir öğrenci olarak tamamladı ve askeri hizmetinden sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girdi. Bir yandan üniversiteye devam eden Proust bir yandan da Sorbonne'da felsefeci Henri Bergson'un derslerine katılıyordu. Ailesinin maddi varlığı nedeniyle rahat yaşamı garanti altına alındığından, mesleki bir eğitime gerek duymayan Marcel Proust, tüm zamanını küçüklükten beri ilgi duyduğu yazarlığa ayırmaya karar verdi. Düzyazıları ve makaleleri 1892 yılından itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmaya başladı.
1895'ten itibaren Eğitim Bakanlığı'nda çalışmaya başlayan Marcel Proust, Bakanlık'ta kaldığı beş yıl içinde Hazlar ve Günler adlı öykü kitabını yazdı. Gerek eleştirmenler gerekse okur tarafından pek başarılı bulunmayan bu eser bir anlamda yazarın bundan sonra ele alacağı konuların açıklanması açısından önem taşıyordu: Yabancılık çekilen bir dünyadaki yalnızlık ile kendi kimliğinin arayışı içindeyken aşk, hastalık ve zamanın etkileri.
Proust, ilk kitabının ardından sekiz yıl boyunca bir kitap üzerinde çalıştı. Kitabı tamamlamasına çok az bir zaman kala uğradığı hayal kırıklığı nedeniyle sekiz yıllık uğraşının ürünü kitabını yırttı ancak onu atamadı. 1952'de Jean Santeuil adı altında yayınlanan bu kitap yazarın başyapıtı olarak değerlendirilen Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Kayıp Zaman İzinde adlı romanın bir tür hazırlık çalışması olarak değerlendirildi. Jean Santeuil'in odak noktasının anlatıcının subjektif öyküsü oluşturmuştur. Yazar bu eseriyle geçmiş olaylarla ilgili duyguların içinde bulunulan anda yaşanılanlardan daha kuvvetli olduklarını kanıtlamak istiyordu. Düşüncelerini vurgulamak için her şeyin tekrarlandığı bir anlatım biçimi uyguladı. İlk anlatılanda olayların gerçekten olup bittiği zamanı diğerinde ise akılda kalanları anlatıyordu.
1903 yılında babasını kaybeden ve annesiyle birlikte yaşayan Marcel Proust'un yaşamındaki en önemli olaylardan biri 1905'te annesi Jaenne Weil'i kaybetmesidir. O tarihte 34 yaşına giren eşcinsel yazar için annesi hayatının en önemli kadınıydı. Geçirdiği sinir buhranlarından ve gördüğü tedavilerin ardından Proust, deneme yazılarında önemli edebiyatçıları ve felsefecileri inceledi. Bunların başında çalışmalarını Fransızca'ya çevirdiği John Ruskin ve eleştirilerinin hedefi olan Charleb Augustin Sainte-Beuve geliyordu. Aynı dönemde üzerinde çalıştığı Bergson'un bilgi kuramı, Proust'un anlatım tekniğini düzeltmesindeki en önemli etkendir. 1908'de kaleme almaya başladığı ancak 11 yıl sonra yayınlanan Taklitler ve Seçmeler adlı yapıtı başyapıtı için ön çalışma oldu.
1908'den sonra tamamen inzivaya çekilerek hiç ara vermeksizin yedi bölüme ayırdığı Geçmiş Zaman Peşinde adlı dizi romanı üzerinde çalıştı. Bu roman 1927'ye kadar 15 cilt ve yedi bölüme ayrılmış olarak yayınlandı. 1913 Swannların Semtinde çıktıktan sonra onu izleyen diğer bölümler; Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde, Guermanteslerin Semtinde, Sodom ve Gomorra, Mahpus Kadın, Kaybolan Albertine, Yeniden Kazanılan Zaman yayınlandı.
Otobiyografik bir havanın estiği bu roman dizisinde birbirine paralel iki düzlem bulunmaktadır. Proust'un yaşantısından alınan tek tek epizotlar, burjuvazinin tam bir tablosu ve en ince ayrıntılara kadar araştırıp anlattığı aristokrasinin çöküşü olarak yoğunlaşır. Proust bunu yaparken şimdiki zamana ve geçmişe ait bilinç içindekileri çağrışımlı olarak birleştirmek amacıyla olayları kronolojik bir sıraya koymadı. Geçmiş zaman anımsama yoluyla ve birinci şahıs olarak öyküyü anlatan kişinin içsel birliğine uyan kayboluşu zaman yeniden kazanılmaktadır. Sürekli geriye bakışlarla yaşam daimi bir dolaşım halindedir. Roman dizisinin sonunda şair yani Proust, kendi yaşantısını anlatan romanı yeniden yazmaya karar verir. Yazar anlattığı düşünceleri doğrudan doğruya yansıtabilmek için edebi teknik olarak iç monoloğu kullanmıştır. Benliğin zaman içindeki psikolojik değişimi ile güncel ve eski olayları bir bütün haline getirerek insanın ruhsal yaşantısını işleyen Marcel Proust, 18 Kasım 1922'de, Paris'te yaşamanı yitirdi.
Eserleri
Roman: Swannların Semtinde (Du cote de chez Swann, 1913), Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Geçmiş Zaman İzinde (A la recherche du temps perdu,1918), Guermanteslerin Semtinde (Le cote du Guermantes, 1920), Sodom ve Gomorra (Sodome et Gomorrhe, 1921), Mahpus Kadın (La prisonniere, 1923), Kaybolan Albertine (Albertine disparue, 1925), Yeniden Kazanılan Zaman (Le temps retrouve, 1927), Taklitler ve Seçmeler (Pastiches et melanges, 1919)
Öykü: Hazlar ve Günler (Les plaisirs et les jours, 1896)
--reklam--
Marcel Proust Kitapları - Eserleri
- Hazlar ve Günler
- Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
- Okuma Üzerine
- Kayıp Zamanın İzinde
- Swann'ların Tarafı
- Guermantes Tarafı
- Sodom ve Gomorra
- Mahpus
- Albertine Kayıp
- Yakalanan Zaman
- Sainte-Beuve'e Karşı
- Swann'ın Bir Aşkı - I
- Edebiyat ve Sanat Yazıları
- Swann'ın Bir Aşkı
- Üst Kat Komşusuna Mektuplar
- Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - I
- Swann'ın Bir Aşkı - II
- Aşk Karşılıklı İşkencedir
- Kayıp Zamanın Etrafında
- Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde
- Lemoine Vakası
- Prenses'e Mektuplar
- Swann'ların Tarafı - Combray
- Kalan Son Güzel Kağıdım
- Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - II
- Swann'ların Tarafı - Memleket İsimleri: İsim
- Kıskançlık
- Swann'ların Semtinden 2. Cilt
- Vikont’un Ölümü
--reklam--
Marcel Proust Alıntıları - Sözleri
- ".. hangi aşkın yarası Öldürdü sizi terk edildiğiniz o sahillerde!” ______ (Hazlar ve Günler)
- Hayatta önemli olan, neyin sevildiği değil, sevmektir. (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - I)
- Kuşlar gelene dek ağaç, panjurları kapalı, boş, ölü bir ev gibidir. (Kayıp Zamanın Etrafında)
- "Ya acı çekmekten ya da sevmekten vazgeçmeliydim." (Kıskançlık)
- “Saçma sapan izler peşinde değerli zamanlar yitirirken hiç farkına varmadan gerçeği ıskalarız.” (Kıskançlık)
- Bizler, başkaları için konuşup kendimiz için susarız. Ayrıca sessizlik, konuşmanın aksine kusurlarımızın ve yapmacıklığımızın izlerini taşımaz. (Okuma Üzerine)
- Kıskançlık, bir türlü kovulamayan, türlü türlü biçimlerde hortlayan bir iblistir. (Kıskançlık)
- Ne yazık ki onları kendi içimde aramak zorundaydım, çünkü insanları değiştiren zaman, onların içimizde sakladığımız suretlerini değiştirmez. _____ (Yakalanan Zaman)
- İnsanın birini kendine âşık edebilmek için ne içtenlik göstermesine hatta ne de yalanı iyi kıvırabilmesine ihtiyaç var. Burada aşk derken karşılıklı bir işkenceden bahsediyorum. (Kıskançlık)
- Başkalarının ne düşündüğünden bana ne? Duygulara ilişkin konularda başkalarıyla ilgilenmek bence çok abes. İnsan kendisi için hisseder, elâlem için değil. (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde)
- .. Araba beni, tek gerçek olduğuna inandığım, beni gerçekten mutlu edebilecek şeyden uzağa sürüklüyordu; hayatım gibi. _____ (Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde)
- (...) çünkü aşkla ölüm birbirine benzer; her ikisi de bizi gerçekliğini kavrayamamaktan korktuğumuz kişiliğin sırrını daha derinlemesine sorgulamaya iter. (Swann'ın Bir Aşkı - II)
- Bütün iyi kitapları okumak, bu kitapların yazarı olmuş geçmiş yüzyılların en değerli insanlarıyla konuşmak gibidir. (Okuma Üzerine)
- Hor görülseler bile fikirlerin,sokuldukları zihinlerde hemen ölmediklerini,etkilerini orada sürdürdüklerini biliyorum… (Prenses'e Mektuplar)
- "Mutluluğumuz sadece kaygımızın bitişine bağlıdır." (Albertine Kayıp)
- "Allah hikmeti dilediğine verir." Bakara 269 (Üst Kat Komşusuna Mektuplar)
- Kitaplarımızda genel olarak bahsettiğimiz şeyler bizde ilhamı neyin tetiklediğini gösterir, çok geçmeden zihnimize bütün gücüyle hakim olan şeyi görürüz. (Edebiyat ve Sanat Yazıları)
- Tıpkı bazı mutluluklar gibi bazı felaketler de fazlasıyla gecikirler ve bir süre önce gelseler içimizde ulaşacakları boyuta ulaşamazlar. (Albertine Kayıp)
- "Soluk aynalar ve sönmüş alevler" en değerli lütuf; ve kuşkusuz hâlâ o aleve boyun eğerek (bu defa Baudelaire'den değil Hugo'dan bir alıntı: "O (kadın) yarı canlıydı, ben yarı ölü") (Prenses'e Mektuplar)
- “Çoğunlukla nefret ederiz kendimize benzeyenden, kendi kusurlarımızı dışarıdan görmek bizi çileden çıkarır.” (Kıskançlık)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin