Kitap Künyesi
Yazar: Fatma Aliye Hanım
Yayın Evi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İSBN: 9786257999304
Sayfa Sayısı: 64
--reklam--
Levayih-i Hayat Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Fatma Aliye’nin yazarı olduğu Hanımlara Mahsus Gazete’de tefrika edilip kitaplaşan Levâyih-i Hayat –Hayattan Sahneler- adlı mektup romanı, Osmanlı kadınlarının gözünden aşk ve evlilik sorunsalına ışık tutar. Fatma Aliye, farklı kadınlıkları ve erkeklikleri ele alarak evlilik kurumunu, aile içi şiddeti sorgular; kadınların insanca yaşamalarının yolunun ekonomik özgürlük ve eğitimden geçtiğine vurgu yaparken aşk üzerine de felsefi bir tartışma yürütür.
--reklam--
Levayih-i Hayat Alıntıları - Sözleri
- Bir zaman herkes için sevgi hissi duymaya yetenekli olan kalbim, bugün nefret duygusundan başkasını göstermiyor.
- İnsan her şeyin lezzetini ancak ona olan sevgisiyle anlayabilir.
- O dertleri çekmeye tahammül eden vücudum bugün onları anlatma zahmetine tahammül edemiyor.
- Eğitim gören insanın mükemmel olacağını sanıyordum.
- Eğitim gören insanın mükemmel olacağını sanıyordum. Eğitim şeklini hiç düşünmemiştim. Bu ne gaflet!
- Sevmek için evet Mehabe, bence sevmek için sevilecek adamın sevilmeye layık olması gerekir.
- Zavallı kalbim, onlardan yediği darbeler o kadar birbiri üzerine oldu ki artık nasır bağladı.
- Lakin kendim için tahammül ettiğim, bir eş olarak hoş gördüğüm halleri, bir babada, bir aile babasında mümkün değil affedemiyorum. Kendi mutluluğumu feda ettim, mutluluk ümidimi unuttum.
- "... aşk ister bir hastalık olsun isterse bir nevi cinnet olsun öyle bir illet varsa onunla hastalanmaktan kaçınmalı, ta ki bize sevmemize mahsus birini gösterecekleri zamana kadar."
- Mutluluğun servetle olabileceğine inananlardan değilim.
- ... bence sevmek için sevilecek adamın sevilmeye layık olması gerekir.
- Uçmak için kanatlarım yok ki!..
- Aşk ister bir hastalık olsun isterse bir nevi cinnet olsun öyle bir illet varsa onunla hastalanmaktan kaçınmalı,ta ki bize sevmemize mahsus birini gösterecekleri zamana kadar
- Fakat beni kaybetmekten çekinmeyen birinin uğruna fedakârlık. Oh! Bu artık fazla!
--reklam--
Levayih-i Hayat İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Merhaba. Fatma Aliye Topuz. İlk kadın romancımız. Daha doğrusu öyle kabul edilen ilk kadın romancımız. Zafer Hanım'ın 1877 de yazdığı Aşk-ı Vatan romanı basılmadığı ve tek kitap olarak kaldığı için Fatma Aliye bu ilkin kayıtlara geçen ismi olmuştur. Osmanlı son yıllar, zor hayat şartları ve kadınsın. Bir evlilik ve ilk 10 sene eşten gizli gizli kitap okuma. Ama durmak yok. Okumaya ve öğrenmeye devam. Dinleyerek ve kendini geliştirerek Fransızca öğreniyor. 1889 da kitap tercümesi yapıyor. Ref'et, Udi, Enin, Muhadarat, Hayal ve Hakikat yazdığı 5 roman. Okuduğumux Levâyih-i Hayat ise roman türü dışında bir mektuplaşma. Böyle güçlü bir kadın ne yazmış diye merak etmişsinizdir eminim. İlk feministlerden biri olması dolayısıyla okuduğumuz kitap hep kadınlar gözünden yazılmış. Mektupların çoğu Mehabe ve Fehame isimli iki kadının birbirine yazdıkları mektuplardan oluşuyor. Hala dayı kızları iki akraba ve arkadaş. Çocukları birlikte geçmiş iki kadın. Ve evlilik ve ayrılık. Mehabe mesut bir evlilik yapmış ve aşkın en yücesini tatmış. Fehame, istemeye istemeye sırf görev icabı evlenmiş bir kadın, aşkı ne bulmuş ne de bulmaya ümitli. Konu genel hatları ile bu. Şimdi gelelim Fatma Aliye bu kadınları nasıl konuşturmuş kısmına. Kadının toplumda ki yeri, sosyal hayatı ve ev içinde ki görev ve sorumlulukları. Kadını mal olarak gören bir toplumda bu satırları yazmak yürek ister. Erkeği öyle güzel eleştirmiş ki hayran kaldım. Erkek dışında kadının kadına elinde olan ve olmayan şeyler konusunda biraz acımasız olduğunu da gizliden işlemiş. Cümleler ve anlatım su gibiydi desem yanlış olmaz. Karakterler ve mekan biraz eksik olsa da yazıldığı dönem göz önüne alındığında kabul edilebilir. Ve fark ettiğim en güzel yan döneme göre bir karakter oluşturması, Fatma Aliye şundan etkilenmiş demedim okurken. Fatma Aliye kendini bulmuş çok güçlü bir yazar. Tavsiye ederim. (Samet çay)
Umutsuz ev kadınları: Birbiriyle dost/ akraba olan beş kadının birbirlerine yazdıkları mektuplardan oluşan kısa bir mektuproman. Mektuplardaki genel serzenişleri erkeklere ve onlardan dolayı kadınların çektikleri sıkıntılara dair. Bir erkek olarak okurken bile hak vermeden edemedim doğrusu. (Sddk OZAN)
Bu kitap Osmanlı'daki aile içindeki kadınların ağzından o dönemin aile yapısını anlatıyor fakat şunu çok net görebiliriz ki o zamanda yaşamış olan erkeklerin hovardalıkları veyahut tam tersi iyi bir eş olmaları günümüzdeki aile hayatına ne kadar da benziyor. Hepimizin hayatında bu kişiler var. İnsan 7'sinde neyse 70'inde de odur. Ha 1900'ler ha 2000'ler ne farkeder? Kitap hakkında tek rahatsız olduğum konu evliliği çok iyi olan kardeşin evliliği kötü olan kardeşe akıl vermesi ve aşktan meşkten bahsetmesi. Kabul tavsiye verebilir fakat aşktan bahsedip kardeşinin yarasına tuz basmak niye? Ama biliyorum ki aslında kitabın amacı da bu zaten. Hepimiz böyle şeyler yaşayacağız. Kimimiz aşkı tatmadan yaşayacak kimimiz de yaşadığı bu güzel aşkı nispet yapar gibi ballandıra ballandıra anlatacak. Hayatın içinden ve gerçekleri yüzümüze vuran tüm o "muhteşem" Türk aile yapısının aslında ızdırap verici bir işkenceden başka bir şey olmadığını okura sunan kısa fakat dolu dolu bir kitap. Okumanızı öneririm. (Buse)
--reklam--
Levayih-i Hayat PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Fatma Aliye Hanım - Levayih-i Hayat kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Levayih-i Hayat PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Fatma Aliye Hanım Kimdir?
1862′de İstanbul’da doğdu 1936′da yine İstanbul’da yaşamını yitirdi.
İlk kadın romancımız, ilk kadın felsefecimiz, edebiyatımızda ilk kez çeviri yapan, kadın haklarından ve kadın-erkek eşitliğinden ilk kez bahseden, hakkında ilk defa monografi yazılan yazar.
Tanzimat döneminin ünlü devlet adamı Ahmed Cevdet Paşa’nın kızı. Babasının konağında özel öğretmenlerden Fransızca, tarih, edebiyat ve felsefe dersleri aldı. Yazmaya Fransızca’dan yaptığı çevirilerle başladı. İlk çevirisi George Ohnet’den Volente. O dönemde edebiyatla uğraşmak kadınlar için hoş karşılanmadığından çevirisi Meram adı ve “Bir Hanım” imzasıyla yayınlandı. Sonraları “Meram Mütercimi” olarak tanındı. Bir çok makalesi “Mütercime-i Meram” adıyla yayınlandı. Nisvân-ı İslâm adlı anı kitabı Fransızca, İngilizce ve Arapça’ya, Udî adlı romanı Fransızca’ya çevrildi. Fatma Aliye Hanım’ın felsefeye merakı gençliğinde başladı. Olayları dikkatle incelemesi, çeşitli ailelerdeki gözlemleri onu felsefeye götürdü. Felsefeye merakı arttıkça daha çok kitap okudu, babası ve arkadaşlarıyla felsefe tartışmalarına girdi. Babasıyla birlikte Aristotales ve Platon ile İbn-i Rüşt ve Gazali’nin felsefelerini karşılaştırdı. 1904′te ilk felsefe tarihini yazdı. Thales’le başlayıp ilk çağ felsefesini anlattığı bu kitabın ikinci bölümünü İslâm Felsefesine ayırdı. Kahramanları kadın olan öyküler ve romanlar yazdı. En önemli eseri sayılan Muhâdarât’ta bir kadının ilk aşkını unutamayacağı tezini çürütmeye çalıştı. Romanlarında zaman zaman toplumsal sorunları ele aldı, felsefeye yer verdi. Udî adlı romanında müziğin felsefe ile ilişkilerine değindi. Bu romanda, babasının etkisiyle müziğe ilgi duyan bir kızın daha sonra hayatını kazanmak amacıyla dersler vermesi anlatılır. Fatma Aliye Hanım, düşünceleri ve yaşam biçimiyle ilk kadın kadın hakları savunucularından. Döneminin toplumsal koşulları gözönüne alındığında düşünceleri ve savunduğu görüşlerin son derece cesur olduğu ortaya çıkar. Kadın-erkek eşitliğine inanan ve savunan Fatma Aliye Hanım, her iki cinsin aynı eğitim olanaklarından yararlanmasını istedi. Çok kadınla evliliğe karşı çıktı. Boşanmada kadınların da söz hakkı olması gerektiğini savundu.
İlk Türk kadın romancı olma özelliği ile Avrupa ve Amerika basınında kendisinden söz edilen Fatma Aliye Hanım'ın “Nisvan-ı İslâm” adlı eseri Fransızca ve Arapça'ya, “Udî” adlı romanı Fransızca'ya çevrilmiştir. Émile Julliard adlı bir Fransız yazarının Doğu ve Batı Kadınları adlı kitabını Fransız gazetelerine yazdığı bir mektupla eleştirmesi Paris'te büyük yankı uyandırmıştı. Eserleri 1893 yılında Şikago'da Dünya Kadın Kütüphanesi Kataloğu'nda sergilenmiştir. Fatma Aliye Hanım'ın II. Meşrutiyet yıllarına kadar yaygın bir ünü olmasına rağmen zamanla unutulmuştur.
Fatma Aliye Hanım, soyadı yasasından sonra Topuz soyadını aldı.
Fatma Aliye 13 Temmuz 1936 tarihinde İstanbul'da vefat etti. Cenazesi Feriköy Mezarlığı'na gömüldü.
Fatma Aliye Hanım, ilk Osmanlı kadın feministlerden Emine Semiye Önasya'nın ablası, tiyatro ve sinema oyuncusu Suna Selen'in anneannesidir.
Adı, Beyoğlu'nda ve Çankaya'da birer sokağa verilmiştir.
2009 yılında tedavüle sürülen 50 Türk Lirası banknotlarının arka yüzünde portresi bulunmaktadır.
ESERLERİ:
ROMAN:
- Hayal ve Hakikat (Ahmet Mithat ile 1891)
- Muhâdarât (1891)
- Ref’et (1897)
- Udi (1899, Fransızca’ya çevrildi)
- Enin (1912)
ÇEVİRİ:
- Meram (Roman, 1889)
ANI-İNCELEME-MEKTUP:
- Nisvan-I Islam (Tefrika, 1891)
- Levayih-i Hayat (1897-1898)
- Taaddüt-ü Zevcata Zeyl (1898-1899)
- Namdaran-ı Zenan-ı İslamiyan (1899-1901)
- Ahmet Cevdet Paşa ve Zamanı (1912-1913)
TARİH:
- Kosova Zaferi-Ankara Hezimeti (1912-1913)
FELSEFE:
- Teracim-i Felasife (1899-1900)
--reklam--
Fatma Aliye Hanım Kitapları - Eserleri
- Refet
- Levayih-i Hayat
- Muhadarat (Fazıla)
- Udî
- Hayal ve Hakikat
- Nisvan-ı İslam
- Osmanlı'da Kadın
- Ahmed Cevdet Paşa ve Zamanı
- Enin
- İslam Kadınları
- İstila-yı İslam
- İslamda Kadının Gerçek Yeri
- Tedkîk-i Ecsâm
- Kosova Zaferi Ankara Hezimeti
--reklam--
Fatma Aliye Hanım Alıntıları - Sözleri
- " Allah'ın emrine uymayan ve yasaklarından çekinmeyenler günahkâr olurlar ve yarın ceza gününde azabı hak ederler. Fakat yine Müslümandırlar. Sonuçta cennetin nimetlerine ulaşırlar. Cenabı Hak dilerse affeder,dilerse günahı kadar azap ettikten sonra,yine cennete dâhil eder. Allah ile kul arasına girilmez. Müslümanlar günahlarını affettirmek için Hıristiyanların kiliseye gitmeye mecbur oldukları gibi mutlaka camiye gitmeye mecbur değildirler. Tövbe ve istiğfar edecek oldukları hâlde bir köşeye çekilip Cenabı Hak'a yalvarırlar. Allah'tan başkasına sırlarını açıklamaya mecbur olmazlar. " (Osmanlı'da Kadın)
- “”Edeceğim yemini tutabileceğimden emin olmaksızın nasıl yemin ederim? O halde daha büyük fenalıkta bulunmuş olmaz mıyım?” (Udî)
- Şu "seviyorum " kelimesi ne acayip bir kelimedir ! Ne çok söylenirse söylensin eskimez ! Anlamını yitirmez ! Modası geçmez ! Bir bedbahtın saadetine, bir aşığın felaketine sebep olabilir. Kimini canına kıydırır, kimini mutluluk içinde yaşatır. Nice defalar yalan yere söylenmiş, sahtekarların işine yaramış, nice masumların baştan çıkarılmasına hizmet etmiş, binlerce vaadin yerini tutmuş da hala bu söze itibar ediliyor. Her yerde söylenip duruyor ! Hala bir aşığın yüzünü güldürüyor. Bir bedbahtı bahtiyar ediyor. Her gün, her an ve her dakika bir yerlerde etkisini gösteriyor !.. (Muhadarat (Fazıla))
- ... bence sevmek için sevilecek adamın sevilmeye layık olması gerekir. (Levayih-i Hayat)
- Felaket insanı pişirir. Sıkıntı, insanı vaktinden evvel kocaltır. (Muhadarat (Fazıla))
- (...) Fransızcayı da kesb-i malumat için değil alafranga olmak maksadıyla öğrenmişler ve ahkâm-ı şeriyyeden bihaber oldukları gibi âdât-ı milliyelerini de terk ederek tamamıyla alafranga yaşamakta bulunduklarından bunlar ile görüşmek Beyoğlu'ndaki Frenk familyalarıyla konuşmak gibi olacağı cihetle kendilerinden hiçbir şey öğrenilemez. (Nisvan-ı İslam)
- Gözler kalbin tercümanıdır. (Osmanlı'da Kadın)
- “Şimdiye kadar hep âşıkların halini tarif ile vakit geçirilmiş aşk hakkındaki tarif ve tetkik ne kadar ihmal olunmuş bilir misin?” (Udî)
- Ağızdan çok yalanlarda çıkar. Fakat gözler sahtekârlık edemez. Ağız yalan söylerken gözlere bakılacak olursa gerçek anlaşılır. (Osmanlı'da Kadın)
- Güzellik şansla, talihle karşılaştırılamaz, güzel olan herkes şanslı olmuyor ki.. (Muhadarat (Fazıla))
- Sevmek için evet Mehabe, bence sevmek için sevilecek adamın sevilmeye layık olması gerekir. (Levayih-i Hayat)
- "Yârin bize bir selamı yok mu? İnsafın o yerde namı yok mu?" (Hayal ve Hakikat)
- Başkalarının giydiği kirli bir elbiseyi, insan olanın üzerine geçirmesi kabil olabilir mi ? (Muhadarat (Fazıla))
- “Onu tabiat kendi kendine hissettirir. Teneffüs eylediği hava nüfuz ettirir, nesim ta derununa üfler.” (Udî)
- "Zevçlerinin muhabbetleriyle iftihar edecek kadınlar varsa onlar da İslam kadınlarıdır Madam." (Nisvan-ı İslam)
- İnsanlar arzu ve niyetlerini istedikleri gibi düzenlerler... (Muhadarat (Fazıla))
- Hiçbir sözüm yoktur. Hiçbir sözümden caymıyorum ki. Ayıplanayım. (Hayal ve Hakikat)
- Kötü tecrübeler insanı pişi rir, olgunlaştırır. Sıkıntı, dert insanı çabuk yaşlandırır. (Muhadarat (Fazıla))
- Zira birbirleriyle aşk ve sevda ile tezevvüç edenler miyanında altı ay, bir sene sonra o aşktan kendilerinde eser kalmayanlar epeyce çoktur. (Nisvan-ı İslam)
- Başlarına çöken heves belasını aşk sanarak birçok delilik yapan ne kadar zavallı gençler vardır. O yanılgı , onları ana babalarını kırmak, baba ocağından firar ile ailesini terk etmek derecelerine kadar götürür. Bari sonra o zan kendilerini bırakmasa da pişmanlığın acı tesirini duymasalar. Lakın heyhat !!! Başta aşk sandıkları o yanılgıdan sonra o kadar ikrah ederler ki sonları bir dram olur. (Osmanlı'da Kadın)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin