Kitap Künyesi
Yazar: Hüseyin Bayçöl
Yayın Evi: Timaş Yayınları
İSBN: 9799752633680
Sayfa Sayısı: 182
--reklam--
Leyla ile Mecnun Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Mecnun ki âşıklık makamlarını bir bir yaşıyordu. Pişiyordu yavaş yavaş... Her geçen gün biraz daha değişiyordu. Kurtuluyordu emanet bedenden. Ruhu eski zaman bilgeleri gibi uzaklaşıyordu arzulu cismaniyetten... Ve Mecnun şimdilik Leylâ faslıyla sınanıyordu.
Neylesin ki, Leylâ hâlâ onun dünyada vazgeçemediği tek varlıktı. Leylâ birkaç yudum suydu içtiği. Leylâ birkaç lokma azıktı yediği. Fikrinde gene o, zikrinde gene o...
Hayalinde Leylâ...
Düşünde Leylâ...
Leyla ile Mecnun Alıntıları - Sözleri
- Ey ömrünü insanı çözmede harcayan..! Bil ki kadının sevgisiyle nefretini ayırmak güçtür. Bil ki kadın bir sevdi mi o sevgiyi bitirir. Fakat erkeğin aksine içinde yeniden başlatır.
- Ya Rab...! Sen ki hiç sönmeyen bir nur sahibisin.Sen ki medh ü senalar sahibisin.Sen ki sınırı olmayan nice saltanatlar sahibisin. Ya Rab...! Bu mukaddes beytin hakkı için.Makam-ı İbrahim hakkı için.Aşk binamın temellerini Kâbe gibi daim eyle. Ben ölsem dahi aşkımın namını, Kâbe gibi kaim eyle. "Vazgeç" diyorlar bana Leylâ'dan.Ama sen bir lâhza dahi ayırma beni aşka dair beladan.
- Ey ömür mehtabımın dolunayı..! Kadınını ve silahını seçerken asla başkalarına güvenip başkalarına inanma. Kadının da silahın da meleklik ile şeytanlık arasında bir yerde durduğunu kesinlikle unutma. Bilmelisin ki kadınların en büyük zevki, bir erkeği kendilerine köle ettiklerini bilmeleridir. En büyük rahatsızlıkları da nedense kendilerinden orta karar olunmasının istenmesidir. Çünkü onlar ya hepten sever ya da hepten nefret ederler. Ama şu da var ki kadınlar, birden sönmek yerine eriye eriye tükenmekten hoşlanırlar. Ve şu da var ki ıstırabın bağladığı kadınlar, her zaman güçlü olurlar.
- Yanmak gerekiyordu… İyiden iyiye tutuşmak gerekiyordu… Aşık ki hepten yanmalı, zira hakiki aşık hepten yanandır.
- Bakışlarından feyizler akan pirler dolaştırdılar. Kubbeleri yemyeşil türbeler gezdirdiler. Günahsız bebeklerin avuçlarını açtırıp dualar ettirdiler. Nice ocaklara, nice dergahlara yüz sürdüler. Müneccimlere takvim-i sema okuttular. Remilcilere nice nice fallar baktırdılar. Çok büyüler yapıldı. Çok muskalar yazıldı. Ama bu ezeli yara kapanmadı. Bu onulmaz derde bir deva bulunmadı. Dünya, gittikleri her yerde Mecnun’un başına terkedilmiş bir zindan kesildi.
- Ben kimim, Leyla kimdir, bu olanlar nedir? Bu muydu yoksa sevda… Bu muydu yoksa “Kalu: Bela”… Bu muydu Mecnun’un nasibi dünyadan… Sahiden gayrı bir şey yok muydu alemde, Leyla’dan…
- Ey umut göğümün parlayan ayı..! Niçin bir kadın uğruna bu hallere düşmektesin. Bilmez misin ki kadının her hali pişmanlık verir. A, oğul! Kadın öyle bir şeydir ki onsuz yaşasan da pişman olursun, onunla yaşasan da pişman… Kadın ki hem erkeği er edendir, hem de erim erim eritendir.
- Derken bir seher vaktinde bütün günahlara bedel sancılar...
- Yoktur sana koşmaya mecalim. Zaten her yanım sensin. Hep seni anlatır bütün ahvalim. Öyle ki gayrı yoktur senlik, benlik. Gitti hepten benliğim. Kalan, yalnız ve yalnız içimdeki senliğim. O yüzden gel, suretini olmayan bir aynaya karşı tutma. Gel de cismi ve benliği olmayan bir varlıktan karşılık umma. Çünkü çoktan geçtim ben adımdan… Geçtim canımdan… Geçtim varlığımdan…
Leyla ile Mecnun İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Sağım yalan solum yalan, giden yalan dönen yalan. Döndüm baktım dünya yalan. Senin gibi, senin gibi..." Şu zamanda aşk bir şarkı olsaydı bu olurdu. Leyla ile Mecnun. Bazen düşünüyorum gerçekten yaşamış olabilirler mi diye. Ben çok sevda okudum ama bu kadar ikiden bir çıkaranı görmedim, okumadım. Ne bir çirkinlik ne bir kıskançlık. Saf sevgi. Efsane olmadığını biliyorum. Ben bu hikâyede Mecnun'a hayran kalıyorum. Çünkü Mecnun varsa Leyla olur. Leyla değildi Kays'ı Mecnun eden. Mecnun'du Leyla'yı var eden. Dillere düşüren değil, o Leyla'nın herkesce huri kızı olarak bilinmesini sağlayan Mecnun. Allah'ım bu dünyayı bu yüzden yarattın biliyorum. Kim ne derse desin ben böyle düşünüyorum. İnsanlar bana deli de dese veli de dese bu değişmeyecek. Dünya satılık ruhların, kalplerin, bedenlerin, akılların değil, işte böyle sevgilerin yüzü suyu hürmetine dönüyor. Âşığın kendisi olmam gerekmiyor. Ben aşka aşığım. Ama aşk da aşk olacak. Öldürecek, delirtecek. Bunlar vallahi sevdalı dedirtecek. Birinden alınan kan diğerinden akacak. Tenler kavuşmasa da olur. Kalpler ayrılmayacak. İhanet lügatten çıkacak. Sadakatin adı anılmayacak. Bir gün biri mezarıma kapanıp ölmeyecekse sevildim demeyeceğim asla. 3 gündü bu dünya alemi. Çoğu gitti azı kaldı, bitiyor. Öyle ucuz değil sevildim demek. Öyle kolay değil kalp teslim etmek. Önce canını teslim edene yürek emanet edilecek. Yoksa mana alemini dünyalıklarla dolduranların kalbinde boşuna aşk, sevda, muhabbet aramak. Bırakın sevgiyi sizde "sananlara". Ben öyle yaptım. Bu hikâyeyi baştan sona Amasya'da dinlemiştim birinden. Kerem ile Asli'yı, Ferhat ile Şirin'i de. O zaman verdim kararımı. Hepsinden ileri olan Mecnun demiştim. Hepsini var eden bu hallere sokan üstad Mecnun gibi gelmişti o zaman. Yaşadıkları zaman dilimi hiç önemli değil. (Seren ÖZDEMİR)
Mecnun ki âşıklık makamlarını bir bir yaşıyordu. Pişiyordu yavaş yavaş...Her geçen gün biraz daha değişiyordu. Kurtuluyordu emanet bedenden. Ruhu eski zaman bilgeleri gibi uzaklaşıyordu arzulu cismaniyetten... Ve Mecnun şimdilik Leylâ faslıyla sınanıyordu. Neylesin ki, Leylâ hâla onun dünyada vazgeçemediği tek varlıktı. Leylâ birkaç yudum suydu içtiği. Leylâ birkaç lokma azıktı yediği. Fikrinde gene o, zikrinde gene o... Hayâlinde Leylâ... Düşünde Leylâ Gününüz aydın olsun kitap dostları Bugün sizlere herkesin az çok hikayesini bildiği tasavvuf dalında olan"Leyla ile Mecnun" kitabından bahsedeceğim. Konusuna değinmeden önce birkaç seye değinmek istiyorum.Tasavvufta kemale erebilmek için üç basamak vardır. Bunlar; insan-i aşk, ilahi aşk ve hakik-i aşk. Mecnunda bunları tek tek aşarak aşk ile meczup olup yanmış, pişmiş ve olmuştur. Kısacası, tasavvufta ele alınan aşk makamı Allahü Teala’ya karşı beslenen yoğun sevgi ve muhabbettir. Bizlere düşen tasavvuftaki bu aşka ulaşmaya çalışmaktır. Allah’ı sevmenin dilde başlayıp amellerle devam ettiğini de unutmamaktır. Yazar bir hikaye ile bunları aşama aşama muhteşem bir şekilde anlatmış. Kalemine sağlık. Keyifli okumalar dilerim. Sağlıcakla kalın (Tasavvuf dalına ilgili kitapseverler için harikulade bir eser.) (Zeynep Bayrak)
Kitabı gördüğümde kapağı çok ilgimi çekmişti. Fakat içeriğini o kadar da ilgi çekici bulmadım. Çok fazla anlamını bilmediğim kelimelere yer verilmiş. Bu yüzden sıkılarak okudum.Tasavvuf sevenlere tavsiye edebilirim. :) (Sena)
Leyla ile Mecnun PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Hüseyin Bayçöl - Leyla ile Mecnun kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Leyla ile Mecnun PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Hüseyin Bayçöl Kimdir?
İlk ve orta öğrenimini Erzurum’da tamamladı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Fatih Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptı. Viyana Üniversitesi’nde doktoraya devam ediyor. Üniversite yıllarında, Zaman Yorum ve Radikal 2’de yayımlanan yazılarını Umurumda Dünya ismiyle kitaplaştırdı. Türk Edebiyatı, Yağmur, Kubbealtı gibi çeşitli dergilerde edebî yazıları yayımlanıyor. Halihazırda Avrupa Zaman’da köşe yazarı…
Gazetedeki köşesinde ağırlıklı olarak gündelik hayat sorgulamaları, sosyal analizler, felsefi meseleler, edebî metinler ve yer yer reel politik yazılar kaleme alıyor. Ara ara Türkiye’de Zaman Yorum, Zaman Kitap, Yeni Şafak Yorum, Star Açık Görüş ve Radikal 2 gibi mecralarda düşünce ve değerlendirmeleri yayımlanıyor. Viyana ve İstanbul’da yaşıyor.
--reklam--
Hüseyin Bayçöl Kitapları - Eserleri
- Leyla ile Mecnun
- Gül ile Bülbül
- Umurumda Dünya
--reklam--
Hüseyin Bayçöl Alıntıları - Sözleri
- Hayır! Yaşamımızı Dişe dokunur işlere ve duygulara, büyük düşüncelere, gerçek aşklara ve kalıcı şeylere adayalım. Çünkü hayat küçük olamayacak kadar kısa. (Umurumda Dünya)
- "Keşke Doğu'nun arifleri daha fazla entelektüel; Batı'nın da entelektüelleri biraz daha arif olsaydılar." (Umurumda Dünya)
- Ben kimim, Leyla kimdir, bu olanlar nedir? Bu muydu yoksa sevda… Bu muydu yoksa “Kalu: Bela”… Bu muydu Mecnun’un nasibi dünyadan… Sahiden gayrı bir şey yok muydu alemde, Leyla’dan… (Leyla ile Mecnun)
- Uzun ve çetin yola düşmeden, şairlerin, ozanların hikmetlerinden nefeslenmeden, menzil menzil durmadan, bütün geçitleri terk etmeden, derin derin sulardan inmeden erilemez hakikate. (Gül ile Bülbül)
- Gitme ey varlığım! Ey ben. Yoksan... Zaten,yokum ben. (Gül ile Bülbül)
- Tabii ücret mevzuunda anlaşmak için masaya oturduklarında yazarımızın teklifi: "Eğer başkalarına verdiğiniz sütün kadar bana yer verirsiniz onlara verdiğiniz ücretin aynısına, hatta daha azına razıyım. Fakat sütün diğerlerinin kullandığı alanın yarısı kadar olacaksa, o zaman ben de diğerlerine verdiğiniz ücretin iki katını isterim." Evet, insan belki sadece düşüncesi ile var ve düşünce belki de beşerin kullandıkça artan tek melekesi. (Umurumda Dünya)
- Yoktur sana koşmaya mecalim. Zaten her yanım sensin. Hep seni anlatır bütün ahvalim. Öyle ki gayrı yoktur senlik, benlik. Gitti hepten benliğim. Kalan, yalnız ve yalnız içimdeki senliğim. O yüzden gel, suretini olmayan bir aynaya karşı tutma. Gel de cismi ve benliği olmayan bir varlıktan karşılık umma. Çünkü çoktan geçtim ben adımdan… Geçtim canımdan… Geçtim varlığımdan… (Leyla ile Mecnun)
- Fakat sadece mütevazı ve biraz ukalaca (her ikisi birden 'ukalalık-mütevazılık' ancak, ukalalığı kabul etmekle olur ya...) (Umurumda Dünya)
- Dert büyük, dava büyük ve omuzlar meselenin büyüklüğü kadar küçük... (Gül ile Bülbül)
- Derken bir seher vaktinde bütün günahlara bedel sancılar... (Leyla ile Mecnun)
- Böylelerin dimağları emlakçıya teslim edilmiş kiralık daireler gibidir. Sahibi tarafından kullanılmayan ve kullanılmadığından da bir ömür boyu, asıl fiyatına nispeten çok cüzi bir fiyatla başkalarına teslim edilmiş bir değer... (Umurumda Dünya)
- Ya Rab...! Sen ki hiç sönmeyen bir nur sahibisin.Sen ki medh ü senalar sahibisin.Sen ki sınırı olmayan nice saltanatlar sahibisin. Ya Rab...! Bu mukaddes beytin hakkı için.Makam-ı İbrahim hakkı için.Aşk binamın temellerini Kâbe gibi daim eyle. Ben ölsem dahi aşkımın namını, Kâbe gibi kaim eyle. "Vazgeç" diyorlar bana Leylâ'dan.Ama sen bir lâhza dahi ayırma beni aşka dair beladan. (Leyla ile Mecnun)
- Bakışlarından feyizler akan pirler dolaştırdılar. Kubbeleri yemyeşil türbeler gezdirdiler. Günahsız bebeklerin avuçlarını açtırıp dualar ettirdiler. Nice ocaklara, nice dergahlara yüz sürdüler. Müneccimlere takvim-i sema okuttular. Remilcilere nice nice fallar baktırdılar. Çok büyüler yapıldı. Çok muskalar yazıldı. Ama bu ezeli yara kapanmadı. Bu onulmaz derde bir deva bulunmadı. Dünya, gittikleri her yerde Mecnun’un başına terkedilmiş bir zindan kesildi. (Leyla ile Mecnun)
- (Zaten olmayan ve belki hiçbir zaman olmayacak... öbür türlüsü Adem'le Havva'nın dünyaya ayrı ayrı olarak indirildikleri ilk ana dönmek olur...) (Umurumda Dünya)
- Yazıcı, ortalığı zehre boğduktan sonra, tehlike halâ gitmemişse, yaptığı en iyi şey en sonunda kendisini zehirleyip öldürmek. (Umurumda Dünya)
- Ey ömrünü insanı çözmede harcayan..! Bil ki kadının sevgisiyle nefretini ayırmak güçtür. Bil ki kadın bir sevdi mi o sevgiyi bitirir. Fakat erkeğin aksine içinde yeniden başlatır. (Leyla ile Mecnun)
- Aşk yolunda her cefayı bir lütuf bilmedikçe, ciğer kanını gözyaşı eylemedikçe canan kokusunu alamazsın. (Gül ile Bülbül)
- Züleyha'nin kösnül meyline, Züleyha'nın ihtiraslı eline maruz kalan Yusuf'un çaresizce Rabbe sığındığı andadır Andelib. (Gül ile Bülbül)
- Ve Erich Fromm'dan bir ifade: "Doğal afetlerden korkmadığımız kadar düşünceden korkmaktayız". (Umurumda Dünya)
- Aşk yolunda her cefayı bir lütuf bilmedikçe, ciğer kanını gözyaşı eylemedikçe canan kokusunu alamazsın. (Gül ile Bülbül)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin