Kitap Künyesi

Yazar: Mahfi Eğilmez

Yayın Evi: Remzi Kitabevi

İSBN: 9789751412140

Sayfa Sayısı: 320

Light Günlük Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bir kuşağı etkileyen siyasal ve toplumsal olayların panoramasını çizen Mahfi Eğilmez kitabında şöyle dertleşiyor okurla: Toplumsal korkunun kişisel yansımasını ilk kez 1950’lerde küçücük bir çocukken yaşadığımı hatırlıyorum. Sonra 1960 ihtilali geldi. Ardından 12 Mart’ta evdeki ders kitaplarına bakıp da bizi sol örgüt üyesi diye tutuklarlar mı korkusu. 1980’lerde bu kez piyasa ekonomisine geçiş korkusu. 1990’larda finansal krizler ve devalüasyon korkusu, 2000’lerde ekonomik kriz ve konsolidasyon-moratoryum korkusu. Ayrıca bunların yanında sürekli var olan kimliğimi evde unutmuş olmalıyım korkusu, banyodayken sular kesilir mi korkusu, milli maç yayını sırasında elektrikler kesilir mi korkusu ve daha niceleri

Light Günlük Alıntıları - Sözleri

  • “Biz Ankara’yı Türkiye’nin bir özeti sanırdık.”
  • Bütün bu olumlu gelişmelere karşın, bir eksiklik hissetmemek mümkün değil: Geleceğe ilişkin umut. Türkiye, daha zenginleşmiş ama umudunu yitirmiş bir ülke durumuna gelmiştir. Cumhuriyet'in ilk kuşak kadroları kendilerini ülkelerine adamış insanlardı. Topluma öylesine güven ve umut vermişlerdi ki, bizim çocukluğumuz, Cumhuriyet'in ilk kuşaklarından daha az olsa da sonsuz bir umutla geçti. Ne var ki babalarımızdan devralmadığımızdan belki daha zengin ve varlıklı ama o kadar umutlu olmayan bir ülkeyi çocuklarımıza devretmeye hazırlanıyoruz.
  • Müzik ya da sanatın diğer dallarında yaygın beğeni kazanmış eserlere topluca pop müzik ya da pop art adı veriliyor. Bunların başındaki pop kısaltması popüler sözcüğünden geliyor. Popülerliğin bir başka yönü çabuk beğenilip çabuk bıkılması.
  • "Kadınların türbandan, başörtüsünden kurtulmalarının tek çaresi kendileri. Gelin şu siyasetçilerin üç buçuk oy uğruna sizi mahkum ettiği başörtülerinizi çıkarın. İstiyorsanız Anadolu'da olduğu gibi tülbent veya yazma atın başınıza, ama gün ışığından yararlanmayı yalnızca erkeklerin tekeline bırakmayın. Daha başörtünüzü çıkardığınız ilk anda gün ışığının saçlarınıza, cildinize değdiğini duyacak ve inanılmaz bir yaşam sevinciyle tanışacaksınız. Gün ışığının aydınlığıyla karanlıklardan ve karanlıkların yarattığı ezik görünümden kurtulacaksınız"
  • 1968 yılı tüm dünyada üniversitelerde öğrenci eylemlerinin doruğa çıktığı yıldı. Marksizmin etkisi tüm dünya gençliğini kucağına almıştı. Herkesin elinde Marx'ın, Lenin'in, Engels'in kitapları vardı. Bir de Politzer'in Felsefenin temel ilkeleri kitabı. Yalnız onları okuyordu gençler. Herbert Marcuse'u, Jean Paul Sartre'ı, Albert Camus'yü okumak bir çeşit revizyonculuk sayılıyordu.
  • Sonuç olarak enflasyonu Herkül benzeri birinin düşüreceği gibi bir saçmalığı topluma anlatmaya kadar gidebilirsiniz. O zaman da insanlar, ekonomi yönetiminin niçin Herkül gibi adamlara bırakılmadığını sormaya başlayabilirler. Yani toplum hızla bilimdışı düşüncelere dalabilir. Bilimdışı düşünmeye itilmek Türk toplumunun giderek kaderi haline geliyor. 1980'li yılların ikinci yarısında Darwin'in evrim kuramını ders kitaplarından çıkaran bir ülkenin enflasyonu bilimsel yöntemlerle düşürmeye çalışması kolay değildir. Böyle bir durumda o ülkenin ekonomi yönetiminindeki kişilerin birbirinden farklı şeyler konuşması da çok doğaldır.
  • Yirminci yüzyılda Türkler kadar kendi kendine sorun yaratıp, yıllarını saçma sapan tartışmalar uğruna heba etmiş başka kaç ulus var bilmiyorum, ama Cumhuriyet yıkılırsa altında ilk kalacak olanların kadınlar olacağını biliyorum.
  • Zaman zaman siyasetçilerin konuşmalarını dinlerdik radyodan. İnanılmaz vaatlerde bulunurlardı. Konya'ya deniz getirileceği bile vaat edilirdi.
  • 1960'ların düşünsel modası varoluşçuluk felsefesiydi. Felsefenin özeti "varoluşun özden önce gelmesi" esasında yatıyor. Yani insan önce varolur, sonra özünü oluşturur. Varoluş kişinin elinde olan birşey değildir. Özünü oluşturmak ise elindedir.
  • Cumhuriyet öncesi evine kapatılmış, erkeğe tutsak olmuş kadınlar, Cumhuriyet'le birlikte toplumun içine çıkmış, kısa zamanda erkeğe yetişmiş, hatta geçmiştir. Batı toplumlarını ileri götüren kadınlar, Türkiye'yi de ileri götürecek.
  • Kendi hatasını başkasında arama, doğulu insanın kültürünün bir parçası.
  • Benim globalleşme tanımım şöyle: Kapitalizmin, tüketim kalıpları önderliğinde, kendi kültürünü tüm dünyaya egemen kılma girişimi.
  • Poe, benim en sevdiğim yazarlardan birisi. Yazdıkları hayal gücüne dayalı ve çoğu sembolik konular üzerine kurulu öyküler. Kiminde kesik bir elin, kendisini kesen kişinin peşine düşüşü ile vicdan azabını; kiminde evi icindekileriyle saran devasa bitkilerle bugünkü anlamda çevrenin intikam alışını; ya da son istasyonu cehennem olan bir trendeki yolcuların tarot falına bakan bir yabancının kişiliğinde yaşamla ölüm arasındaki gidiş gelişleri sembolize eden öyküler. Hepsi, bir an önce uyanmayı istediğiniz bir kâbus gibi.
  • Türk siyasetinin liderleri açısından koltuğa yapışmanın sırrı da burada saklı galiba: Liderlerin çoğu, siyaseti esas iş olarak benimsemiş olduğundan, istifa ettiklerinde yapabilecekleri başka iş yoktur.
  • Geçenlerde Financial Times'ın "100 Yıl Önce" sütununda 30 Kasım 1898 tarihli ilginç bir haberin tekrarı vardı. Haberde Osmanlı Sultanı'nın Selanik ve İzmir kentlerinin elektrikle aydınlatılması imtiyazını bir İngiliz şirketine vermeyi kabul etmesine karşılık İstanbul için aynı imtiyazı vermeyi reddettiği konu ediliyordu. Sultan II. Abdülhamit'in İstanbul'a elektrik getirilmesini kabul etmeme gerekçesi ise haberin ilginç yanı. Padişah, elektrik hatları döşenince telefonun yaygınlaşacağını, bu yolla casusluk yapılabileceğini ve elektrik telleri aracılığıyla sarayda bomba patlatılabileceğini söyleyerek öneriyi reddetmiş.

Light Günlük İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Mağfi Eğilmez'in bilindik ekonomist ve bürokratlara benzemediğini tahmin ediyordum Light Günlük'ten sonra emin oldum.Düşünün kariyerinde benim bildiğim 3 istifa var ve bunlardan bir tanesi Hazine Müsteşarlığı gibi devletin en yüksek bürokrasi yetkilerinden,ülkemizde nadir görüldüğünü takdir edersiniz. Light Günlük 1950'li yıllardan 2000'li yıllara Eğilmez'in yaşamından kesitler sunuyor.Bunun yanında 98-2001 arası çeşitli gazetelerde yayımlanan yazıları da var ve anılarıyla yazıları ilgili olarak şekilde sıralanmış bu da etkiyi arttırmış. Okurken Türkiye'nin ekonomik gelişimi,siyasi hareketleri ve bu hareketlerin ekonomiye etkilerini açıkça görüyorsunuz.Serbest piyasa ekonomisi,karma ekonomi,Marksist ekonomi gibi alanlarda basit diliyle bilgiler sunuyor.Ayrıca dönemin Türkiye'sinin sosyal hayatından kesitler ediniyorsunuz. Light Günlük de beni şaşırtan hatta sinirlendiren yazım hatalarıydı.Mağfi Eğilmez'in Örneklerle Kolay Ekonomi'sinde böyle bir sorun yoktu,inanın 10 dan sonra saymayı bıraktım.Umarım diğer eserlerinde böyle bir sorun yoktur. Kitabın en büyük katkısı bana Türkiye'nin ekonomik problemlerinin genel açıklamasını yapabilmesiydi.Ve ne yazık ki değişen bir şey olmadığını üzülerek görüyorum.Hatta katlanarak sorunların arttığı ortada. Son bölümde Eğilmez'in kitabın gidişatından farklı olarak tarihe yönelmesi şaşırttı beni.Tabi ki Anadolu tarihinden bilgiler almak fena olmadi.Özellikle Hitit ekonomisi.O dönemin kralları günümüz siyasetçilerinden daha iyi kararlar alabilmişler maalesef. Nihayetinde Türkiye'nin ekonomik gelişimini usta bir ekonomistten anılarla dinlemek isterseniz okumanız gerek. (Savaş İka)

Kitabın Yazarı Mahfi Eğilmez Kimdir?

1950 yılında İstanbulda doğdu. Ankara Atatürk Lisesini, A.Ü.Siyasal Bilgiler Fakültesini (İktisat ve Maliye Bölümü) bitirdi. Gazi Üniversitesi’nde Kamu Maliyesi dalında doktora yaptı. Yeminli Mali Müşavir ünvanına sahiptir.rnrn1972 yılında Maliye Müfettiş Muavini olarak başladığı kamu hizmetinde Maliye Müfettişi, Gelirler Genel Müdür Yardımcısı (tedvir), Hazine Kamu Kurumları ve İştirakleri Daire Başkanı, Hazine Kamu Finansmanı Genel Müdür Yardımcısı, Washington Büyükelçiliği Ekonomi ve Ticaret Müşaviri, Hazine ve Dışticaret Müsteşarlığı Kamu Finansmanı Genel Müdürü, Hazine ve Dışticaret Müsteşar Yardımcısı, Washington Büyükelçiliği Ekonomi ve Ticaret Başmüşaviri, Hazine Müsteşarlığı Müşaviri olarak görev yaptı. 1997 yılında Hazine Müsteşarlığı’na atandı. 1997 yılı sonunda kamu hizmetinden ayrıldı.rnrnHalen Garanti Bankası yönetim kurulu murahhas üyeliğinin yanısıra Garanti Leasing ve Doğuş İnsangücü Kaynakları A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanlığını yapıyor, Radikal Gazetesinde köşe yazısı yazıyor ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Ekonomi Politilkası dersleri veriyor.rnrnKatma Değer Vergisi (Teori - Uygulama) (1983); Hazine (1996); IMF, Dünya Bankası ve Türkiye (1996); Light Günlük (2000); Krizleri Nasıl Çıkardık? (Ercan Kumcu ile ortak 2001); Anitta’nın Laneti (2001) ve Ekonomi Politikası (Ercan Kumcu ile ortak 2002) adlı yedi kitabı ve çeşitli ekonomik ve mali konularda yayınlanmış makaleleri vardır.rn

Mahfi Eğilmez Kitapları - Eserleri

  • Örneklerle Kolay Ekonomi
  • Tarihsel Süreç İçinde Dünya Ekonomisi
  • Değişim Sürecinde Türkiye
  • İnferis
  • Ekonomide Analiz
  • Küresel Finans Krizi

  • Ekonomi Politikası
  • Makro-Ekonomi
  • Türkiye Ekonomisi
  • Mikroekonomi
  • Ekonominin Temelleri
  • Anitta'nın Laneti
  • Hazine

  • Kendime Yazılar
  • Sahte Sultan
  • Hattuşa'dan Kaçış
  • Kamu Maliyesi
  • Light Günlük
  • Hitit Ekonomisi
  • Krizleri Nasıl Çıkardık?

Mahfi Eğilmez Alıntıları - Sözleri

  • 0 ile 1 arasında değişen Gini Katsayısı, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımının düzeldiğini, bire yaklaştıkçada bozulduğunu gösteriyor. (Ekonomide Analiz)
  • Küresel sistem, kapitalizmin bir ekonomik ve sosyal sistem olarak dünyaya yayılmasıyla ortaya çıkmıştır. (Değişim Sürecinde Türkiye)
  • Şekel: Hitit para birimi (Anitta'nın Laneti)
  • Örneğin hayal gücümüzü bir zaman makinesi gibi kullanabiliriz. İnsanın hayal gücü hiçbir şeyle sınırlı değil nasılsa. (Hattuşa'dan Kaçış)
  • Burada kritik soru şudur: ‘’Giderek artan bir refahı geleceğin refah azalışıyla sağlayarak devam etmek doğru bir karar mıdır?’’ Kapitalizmin önemli çelişkilerinden birisi budur. (Ekonominin Temelleri)
  • Finansal buluşlar bankacılığın esasını değiştirmez. Bankacılığın esası ölçülebilirlik, kredibilite ve risk yönetimi olarak kalacaktır. (Ekonomi Politikası)

  • Bir toplum, geçmişte çekilen acıları hatırlamaz, yapılan hataları değerlendirmezse aynı acıları çekmeye mahkûmdur. Tarihini doğru okumayan kuşaklar, gün gelir o tarihi başkalarından dinlemek zorunda kalırlar. (Değişim Sürecinde Türkiye)
  • Gösteriş tüketimi Veblen'den bu yana kullanılan bir kavramdır.Günümüzde daha çok gelişme yolundaki ülkelerde kişilerin kendi statülerini yüksek göstermek amacıyla imkânlarının ötesinde pahalı mallara ( kredi kullanarak ya da borçlanarak) ulaşma çabalarını açıklamakta kullanılıyor. (Türkiye Ekonomisi)
  • Ülkenin sorunu yasak koymakta değil konulan yasağı uygulayabilmekte. (Sahte Sultan)
  • Sarayın zenginliği, altın kupalar, halkın bulamadığı yiyecekler seni şaşırtmasın. Yiyeceğin ekmek, içeceğin su olmalı. (Anitta'nın Laneti)
  • Keynes'e sormuşlar; - "Görüşlerinizin gerçeklere uymadığını görseniz ne yapardınız?" Keynes yanıtlamış: -"Görüşümü değiştirdim. Ya siz ne yapardınız?" (Makro-Ekonomi)
  • Devletin borcu, alacağı, ödemeye dönüşebilecek her türlü yükümlülükleri Hazine tarafından izlenir ve yönetilir. (Hazine)
  • Vergi politikası, ekonominin gidişine göre vergilerin ar­tırılması veya azaltılması biçiminde uygulanır. (Örneklerle Kolay Ekonomi)

  • Korelasyon katsayısı iki değişken arasındaki ilişkinin yönünü ve gücünü ortaya koyan bir katsayıdır. Bu katsayı - 1 ile +1 arasında bir değer alır. Eksi değerler iki değişken arasında ters yönlü, artı değerler ise doğru yönlü bir ilişki olduğunu gösterir. Katsayının değeri -1 ya da +1'e yaklaştıkça ilişkinin gücü artar. Katsayı sıfıra yaklaştıkça iki değişken arasındaki ilişki azalır, sıfır olursa iki değişken arasında herhangi bir ilişki olmadığı anlaşılır. (Ekonomide Analiz)
  • Cemal Süreya'nın bir sözü zihninde dolaşıp duruyordu: Önce sevdiğiniz terk eder sizi, ardından uykunuz. (Sahte Sultan)
  • Paranın dolaşım hızının artması , likiditeye olan talep artışını gösterir.Bu da enflasyonda artışa yol açar. (Türkiye Ekonomisi)
  • Neden-sonuç ilişkilerinin ortaya konulmasında üç yol vardır: hipotez, bilimsel kanun ve teori. (Ekonomi Politikası)
  • İnsanlar mallarını muhafaza etmenin yollarını öğrendikçe karşılıksız, faizsiz ve yanında bir fazlalık alma şartıyla borç vermeye başladılar. Faiz, insanlar arasında bu şekilde ortaya çıktı. Faiz, ekonomi ve ticaretin genişlemesi ve paranın da alışveriş aracı olmasın sonucu giderek yaygınlaştı. (Tarihsel Süreç İçinde Dünya Ekonomisi)
  • Özğür insanın, düşüncelerini bağımsız tutmayı becerebilen insan olduğuna inanıyorum. (Kendime Yazılar)
  • Ekonominin konusu eldeki sınırlı imkânların sınırsız istekler arasında nasıl tahsis edileceği meselesinin çözümüdür. (Türkiye Ekonomisi)