Kitap Künyesi

Yazar: Cem Mumcu

Yayın Evi: Okuyan Us Yayınları

İSBN: 9786054054817

Sayfa Sayısı: 105

--reklam--

Makber Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Aradığımız ilk, tek ve son cevap...

Bilmek istediğimiz, anlamak istediğimiz, çözmek istediğimiz ne? Kendi içimizde, sevgilimizin gözlerinde, doğmuş veya doğacak çocuklarımızda, televizyonda, sinemada, gazetelerde, dergilerde, kitaplarda aslında neyi arıyoruz? Ayrıntılar mı merak ettiğimiz? Yoksa bütün ayrıntılarda aradığımız aynı şey mi?

Ayrıntılar üstümüze bu denli şiddetle yağarken asıl sorumuza bu dehşetli gürültünün içinden bir cevap bulabiliyor muyuz?

Niye burada olduğumuzu, niye gideceğimizi, gideceğimizi bile bile niye burada olmayı sürdürmeyi seçtiğimizi bilmeye, anlamaya mı çalışıyoruz?

Aradığımız o tek, ilk ve son cevabı bulmak umuduyla okumadık mı bütün kitapları?

"Hüseyin Bey, her zamanki sakin üslûbuyla devam etti: - Hayat içindeki boşluklar, bekleyişler, durmalar haddizatında boş değildirler. En az hareketler kadar doludurlar. Ne yazık ki herkes acele içinde. Mesela durakta bekleyenler bile durmakta oldukları halde aceleyle duruyorlar. Durmak bile aceleyle yapılabiliyor. Aslında bekleyişler en acele, gelmeyişler en sabırsız. Aslında yürümek, hareket etmek, bir şeyler yapmak, yemek yemek aceleyi, telâşı azaltıyor. Durmak en hızlısı, en yorucusu. Keşke boşlukları istenilen manada boş bırakabilsek. Aslında boşluklar var oluşa imkân tanırlar. Sizinle benim bile ayrı ayrı varoluşumuz aramızdaki boşluktur. Nazım, mimarlık ilmiyle şu oturduğumuz evi yaptığında duvarlar, kirişler, tavanlar yapar. Doğru! Ama asıl yaptığı bunlar değildir, şu içinde oturduğumuz oda, yani boşluktur. Resim yapanlar bilirler, boşluğa hakim olamazsanız boşluğun arasından kendini gösterecek asıl form görünmez. Notalar aralarındaki boşluklar nedeniyle müzikal bir kaliteye ulaşırlar. Yoksa curcuna olurdu duyduğumuz. Kalp atışlarımızın, soluk alış verişi mizin sıhhatli olması için aralarında boşluklar olmalıdır. Bizi yaşıyor kılan da ölecek olmamızdır. Hayat ölümle vardır."

(Makber, Cem Mumcu)

(Tanıtım Bülteni'nden)

--reklam--

Makber Alıntıları - Sözleri

  • Cezalandırıcı, cezalandırırken, cezalandırdığına benzememeyi nasıl başarabilir?
  • Ölümle sakatlanmışız Hayır Ölümden yapılmışız
  • Boşluk, hareketsizlik, uyku... Her biri ölümün küçük birer kopyası..
  • Kimi ölenin peşine, kimiyse ölenin peşinden ağlıyordu. Ama hepsi önünde sonunda kendi ölümüne, ölümün hakikatine ya da hakikatin ölüm olmasına göz yaşı dikiyordu. Kimisi de beklettiği bütün ağlamalara ağlıyordu.
  • Aslında bekleyişler en acele, gelmeyişler en sabırsız.
  • Feylesofi bilmeyi sevmek demektir. Mesele sevmektir. Sevgi de hırsı, iktidarı barındırmaz içinde.
  • Son sayfasında bile tam olarak anlamadığım, ama her sözcüğünden lezzet aldığım bu kitabı tekrar tekrar okumak isterdim.
  • Uzak zamanları hissetmeyi öğrenmişti fark etmeden
  • Daha şimdiden hayattan hiçbir şey beklememeyi ve her şeyi beklemeyi öğrenmişti
  • İnsan geçmişini yakabilir miydi? Geçmişini yakarken kendisi de yanmaz mıydı? Küllerini yok edebilir miydi? Geçmişiyle ısınabilir miydi? Geçmişiyle yıkanıp arınabilir miydi?
  • Sonu bilinmeyen mesafeler nasıl aşılırdı? Nereye kaçtığını bilmeyen kaçakların belirsiz gidişlerine yollar bile yol gösteremezdi.
  • Mesele sevmektir. Sevgi de hırsı, iktidarı barındırmaz içinde. Özlemeyi, çile çekmeyi, beklemeyi, durmayı ister.

--reklam--

Makber İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Tanıdık Örüntüler: "Kimi ölenlerin peşine, kimiyse ölenin peşinden ağlıyordu. Ama hepsi önünde sonunda kendi ölümüne, ölümün hakikatine ya da hakikatin ölüm olmasına gözyaşı döküyordu." "Beşikte ağlamaya başlayan Muharrem'in sesi onun iç seslerinin önüne geçemiyordu. Muharrem ağlamaktan vazgeçmişti. Çarelerin hiçbir zaman olmayacağını, feryatların faydasız olduğunu daha o ilk gün anlamıştı." "İnsan geçmişini yakabilir miydi? Geçmişini yakarken kendisi de yanmaz mıydı? Küllerini yok edebilir miydi? Geçmişiyle ısınabilir miydi? Geçmişiyle yıkanıp arınabilir miydi?" Kör inançların gölgesinin masum bir bebeğin hayatını nasıl etkilediği etrafında şekillenen bir hikaye. Bir insanın bir aileyi nasıl karanlık inançlarıyla ve dogmalarıyla felakete sürükleyebileceğinin romanı. Hayatı, ölümü, yaşama körlüğünü, cinneti, bastırılan her bir unsurun nasıl patlak verdiğini anlatan bu kitapta Cem Mumcu, bizlere hayata, aileye hatta bence toplumsal çarpıklıklara dair bir fotoğraf sunuyor. Aynı zamanda, karakterlerin nasıl o hale geldiklerinin psikolojik altyapısı da adım adım anlatılıyor. Pek çok yerin altını çizdiğim, çok beğendiğim bir roman oldu. Özellikle dogmatik inançların yarattığı korkunun, insanın ve çevresindeki insanların hayatlarını nasıl karartabileceğinin bir hikaye üzerinden bu denli güzel anlatılabilmesi, beni çok etkiledi. Kültürümüze ve yaşattığımız toplumsal "değerlere" karşı da eleştiri olarak algılanabilecek olan bu kitap, bir takım karanlıkta kalmış, üzerine pek konuşulmayan konuları anlama konusunda faydalı olabilir. Önerimdir. Keyifli okumalar dilerim. (Demet Elmas)

Harikulâde: Başka. Hep bir aynanın karşısında, daha da kendinizle kendinizle olma hissi. Dikiz aynasından değil, arkası sırlı bir aynadan kendinizi ne kadar görmeye tahammül edebilirsiniz? (M. Lela Dinçer)

"Hayat, kime ne zaman merhamet edeceği, hangi çocuğun ne zaman başını okşayacağı belli olmayan bir anneydi. Ne zaman ne kadar süt vereceğini bilemediğimiz koca memeli bir anne..." Coğrafya ne kadar kaderse, doğduğun ev de bir o kadar kaderindir aslında. Seni doğuran ana seni sevgiyle sarıp sarmalarsa, sen de o şevkat ile başlarsın hayata. Şevkati annenizden görüp öğrenemezseniz, yüreğinizdeki o boşluğa kin nefret kolayca yerleşip büyüyebilir. Öyle bir yerleşir ki, anne olduğunda yavruna aktaracağın şevkat yerine işte bu kini nefreti aktarırsın.. "Mesele sevmektir. Sevgi de hırsı, iktidarı barındırmaz içinde. Özlemeyi, çile çekmeyi, beklemeyi, durmayı ister." . (mihrunnisa ersöz)

--reklam--

Makber PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Cem Mumcu - Makber kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Makber PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Cem Mumcu Kimdir?

1966 Akçaabat doğumlu. Çok erken yaşta okumaya ve yazmaya başladı. Hayatı kitap ve edebiyatın etrafında dönüp durdu. Tıp Fakültesini bitirdiğinde kendisini "çuvala tıkılmış gibi" hissetti. "Çuvaldaki delik" dediği psikiyatriden başını dışarı uzattı. Psikiyatride de artistik yaratıcılık ve duygudurum ile ilgili bilimsel araştırmalar yaptı. Şiir, öykü, roman, deneme ve eleştiri türlerinde eserler üretti. Yazar olmanın dışında yayıncı, editör ve kitapçı olarak da deliliğinin peşinden sürüklendi. 2001 yılında 1001 tane olmasını düşündüğü Binbir İnsan Masalları isimli Edebiyat projesine başladı. Hiçbir ödüle eser göndermedi. Doruktakiler 2004 Öykü Yazarı ödülü kendisine verildi. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Artistik Yaratıcılık ve Sanat Psikolojisi dersi veriyor. Vatan Gazetesi'ne her pazar köşe yazıyor. Okuyan Us Yayınevi'nin Genel Yayın Yönetmeni.

--reklam--

Cem Mumcu Kitapları - Eserleri

  • Kendine Bakma Kitabı
  • Makber
  • Başladıysa Biter O Yüzden Güzel
  • Üçüncü Sayfa Güzeli
  • Ölmeden Önce Mümkünse Yaşamanız Gereken 1 Hayat
  • Hassas Ruhlar Terazisi
  • Sahici Aşklar Külliyatı
  • Hayat Kırıklığı
  • Karmakarışık Sarmaşık
  • Muallakta, Araf'ta ve Düşlerde
  • Binbir İnsan Masalları 1-139
  • Hayat Gerçeğe Perde
  • Terapi Şeysi
  • Yaşlılık Ve Depresyon

--reklam--

Cem Mumcu Alıntıları - Sözleri

  • Aşk... Kalabalıktan uzağa yağan... (Sahici Aşklar Külliyatı)
  • Ama benim ayrıntılarım onunkilerin yanında ayrıntıydı!... (Hayat Gerçeğe Perde)
  • Demlerle demlediğiniz bu hayata, "Hayatım" diyerek onu size ait kılın önce. (Kendine Bakma Kitabı)
  • Aşk: Ne yazık ki kaybedecek bir şeyi olmak... (Sahici Aşklar Külliyatı)
  • Ölüm kalabalık toplamıyorsa bir sokakta, o sokakta zenginler oturuyor demektir.Çünkü zenginler birbirlerini tanımaya ve birbirlerine destek olmaya ihtiyaç duymayacak kadar zengindir.Fakirlik,üşümek olsa bile sıcaktır (Karmakarışık Sarmaşık)
  • Hüdayinabit; hiç sulamaya gerek olmayan, güneşi alıp almadığına dikkat edilmeyen, doğada kendi kendine biten bitki.(çantada keklik) (Ölmeden Önce Mümkünse Yaşamanız Gereken 1 Hayat)
  • Bir damla tükürüğünun ağzımda bıraktığı tadın,kaybetme korkumun hiçlik aşısını etkisiz kılacağını biliyorum.Bir yılanın dili gibi kaçıyorum dilinden.Dilindeki varlık zehrinden.Cunku tüm sınavları lanet olası tatlı bir huzura taşıyor bedenimi ve ruhumu.Huzura yakalaniyorum.Ağa düşmüş bir balık gibi kivraniyorum onun denizinde. Aşk: Ne yazık ki kaybedecek bir şeyi olmak.... (Binbir İnsan Masalları 1-139)
  • Rabel, sürahiye sözcükleri doldurdu. Buz ekledi üstüne ve dondurdu. Şimdi yavaşça çözülen sözlerden duygular eriyerek ıslatacak kalemini... (Üçüncü Sayfa Güzeli)
  • "Normal dediğimiz şey baskılamanın, inkârın, bölünmenin, yansıtmanın, içe atmanın ve yaşantı üzerindeki diğer tahripkâr eylemlerin bir ürünüdür, varlığın yapısına toptan bir yabancılaşmadır." R. D. Laing (Hayat Kırıklığı)
  • Çiftin cinsel hayatı iyi gitmiyorsa her biri bakacak, birlikte bakacaklar bu duruma. Bunun 'suçunu' tek bir tarafa yüklemek, kadına yüklemek, büyük bir aşağılamayı da beraberinde getiriyor. (Ölmeden Önce Mümkünse Yaşamanız Gereken 1 Hayat)
  • Gerçek şuydu:' Yaşam anlamsız bir şeydir' (Yaşlılık Ve Depresyon)
  • On üçüncü kattan atlamış, görenler uçak gibiydi diyorlar. Ellerini iki yana açmış, kanatlı gibiymiş. Düştüğünde parçalanmış bedeninin orta yerinde, giydiği tulumun cebinden bir kara kutu çıkmış. Kara kutuya düşüş nedeni diye şu notu yazmış: Pervaneme kuş girdi. Çıkaramadım. (Binbir İnsan Masalları 1-139)
  • Kimi ölenin peşine, kimiyse ölenin peşinden ağlıyordu. Ama hepsi önünde sonunda kendi ölümüne, ölümün hakikatine ya da hakikatin ölüm olmasına göz yaşı dikiyordu. Kimisi de beklettiği bütün ağlamalara ağlıyordu. (Makber)
  • Yazacağım,yazmak istediğim en iyi öykünün susmak olduğunu ve oraya henüz gelmemiş olmanın aczini bile bile... (Binbir İnsan Masalları 1-139)
  • Yoktu işte,bir şey,hiçbir şey yoktu.Yalnizligi bir buluta bile takilamamisti. (Binbir İnsan Masalları 1-139)
  • Aslında bekleyişler en acele, gelmeyişler en sabırsız. (Makber)
  • Giderayak olduğumu, giderayak olduğunu, giderayak olduğumuzu görünce gitmez olacağım. (Hassas Ruhlar Terazisi)
  • Boşluk, hareketsizlik, uyku... Her biri ölümün küçük birer kopyası.. (Makber)
  • Eksik olduğumuzu hatasız yapmaya çalışıyorduk, oysa o hüzün dolu eksiğimiz sadece hata yapabilme özgürlüğü ile tamamlanabilirdi.. (Ölmeden Önce Mümkünse Yaşamanız Gereken 1 Hayat)
  • Anahtarı ikimizde de olan bu kelepçenin bizi bağlamasını isteyişimizi, kelepçenin şakırtısını duymayınca ikimizinde gözlerinde beliren korkuyu seviyorum... (Karmakarışık Sarmaşık)