Kitap Künyesi
Yazar: Arthur Schopenhauer
Çevirmen: Elif Yıldırım
Yayın Evi: Oda Yayınları
İSBN: 9789753854092
Sayfa Sayısı: 167
--reklam--
Mantıksal Düşünce Doktrini Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Mantık, diyalektik ve retorik bir bütün oluştururlar. Çünkü birlikte bütün bir zihinsel yönetimi meydana getirirler. Aynı zamanda mantık kendi düşünce yapımızın, diyalektik başkalarıyla tartışmanın ve retorik de çok sayıda kişiye hitap etmenin yöntemini öğretir…
--reklam--
Mantıksal Düşünce Doktrini Alıntıları - Sözleri
- Doğru bir hipotez, önümüzde duran, hipotezin sahibinin gerçek tabiatını ve içsel bağlantısını sezgisel olarak kavradığı bir gerçeğin doğru ve eksiksiz ifadesinden başka bir şey değildir.
- Zira tıpkı bir ulusun dilinin, onun zihninin bir sureti olması gibi stil, doğrudan ifade, fizyognomi de bir yazarın zihnini yansıtır. Ondan fikirler değil de sadece gerçekler elde etmediğimiz müddetçe, onunla bizimkinden daha belirsiz bir bölgeye adım attığımızı hissettiğimiz anda elimizdeki bir kitabı fırlatıp atarız. Bundan başka sadece anlayışı, bizimkinden daha net ve daha keskin olan ve bizim düşünüşümüzü köstekleyecek yerde ilerleten o yazardan bir kazanım sağlanması mümkündür. Oysaki diğer durumda düşünüşümüz bizi, kendi düşünüş biçiminin düşe kalka izlediği yolu paylaşmaya zorlayan kasvetli bir zihin tarafından engellenecektir.
- Zihinde daha önceden algıda bulunmayan hiçbir şey yoktur.
- Belagat, bizim herhangi bir şey hakkındaki görüşümüzün veya ona yönelik fikrimizin başkalarında da uyanmasını sağlayan, o konu üzerine duygularımızı başkalarında da canlandıran ve böylelikle de onları bizimle bir duygudaşlık içine sokan bir yetidir ve bunların hepsi de bizim, kendi fikir akışımızı sözcükler aracılığıyla onların zihinlerine iletmemizle başarılır; böylesi bir güçle bu akış, onların kendi düşüncelerini, o ana kadar izlemekte oldukları yoldan saptırır ve bizim kendi düşünce akışımızla aynı yola sokar. Onların fikirleri, önceden bizimkilerden ne kadar farklıysa elde edeceğimiz o oranda büyük ve ustalıklı bir başarı olacaktır.
- Bazen bir düşünce zincirinden öylesine hızlı bir biçimde geçeriz ki, böylesine kısa bir zamanda onları sözcüklere dökmeyi düşünemeyiz bile. Fakat böylesi durumlar mantık yetisinin sadece dil yoluyla erişilebilecek, fazla güçlü bir biçimde çalıştırılmasını gerektiren istisnalardır. Mantık yetisinin dile ne kadar yakından bağlı olduğunun örneğini, sağır ve dilsizlerin durumlarında görebiliriz Eger hiçbir dil türünü öğrenmemişlerse fillerin ve orangutanların ortaya koyduklarından daha üstün bir zekâ ortaya koyamazlar; çünkü mantık yetileri, neredeyse tamamen işlev dişıdır.
- Sıradan zihinler, en önemsiz olaylar ve ilişkilerde dahi kendi yargılarına karşı bir güvensizlik sergilerler çünkü kendi tecrübelerinden bilmektedirler ki, bunun onlara hiçbir faydası dokunmayacaktır. Onlar için önyargı ve ardından da başkalarının değerlendirmeleri kendi öz yargılarının yerini almıştır. Bu şekilde, kendilerini yüzlercesi arasından zar zor bir tane yargının serbest kalabileceği sürekli bir reşit olmama hali içinde tutmuş olurlar. Tabiatıyladır ki, açıkça kabul edilmiş bir şey değildir bu çünkü kendi kendilerine karşı bile aslında birtakım yargılarda bulunuyor görünürler.
- Bir başkasını önceden sıkı sıkıya bağlı olduğu bir yanlışla çatışma içinde olan bir doğruya ikna edebilmek için, izlenilmesi gereken ilk kural, hayli kolay ve tabiidir, yani: Bırakın önermeler önce gelsin, sonuç onu takip eder. Yine de bu kurala pek ender olarak uyulur ve insanlar onun tam aksi yönünde gitmeyi tercih ederler çünkü ateşlilik, acelecilik ve dogmatik inanç bizi, sonucu, onun tam zıddındaki hataya bağlanmış olan insanın yüzüne yüksek sesle ve gürültülü bir biçimde haykırmaya sevk eder. Bu da karşımızdaki kişinin kolaylıkla mahcup olmasına ve sıkılganlaşmasına yol açar ve sonra da onu hangi sonuca götüreceklerini zaten bildiği halde mümkün olan bütün savları ve önermeleri kullanarak bizim ileri sürdüğümüz görüşe şiddetle karşı çıkar. İşte bu yüzden sonucu bütünüyle kendimize saklamalı ve yalnızca önermeleri, açık seçik, eksiksiz ve her bakış açısına göre ortaya koymalıyız.
- Bedenimiz için ayağımızı basacağımız sağlam bir zemin ne anlama geliyorsa algının da zihnimiz için aynı anlamı ifade ettiği açıkça görülür.
- Dünya malı elinden gittiyse, Üzülme buna, hiçtir o; Ve bir dünya malı geçtiyse eline, Sevinme buna, hiçtir o. Önünden geçer acılar ve zevkler Geç dünyanın önünden, hiçtir o.
- Bir şeye sahip olmamanın, onu kaybetmekten çok daha az acı verici olduğunu dikkate almak zorundayız ve anlamalıyız ki yoksulun acı çekmek için ne kadar az şeyi varsa o kadar az şeyi kaybetmek zorunda kalır... Bir şeyi elde edememek onu kaybetmekten daha kolay ve daha katlanılırdır... Diogenes bunu öyle iyi başarmıştı ki artık kendisinden alınabilecek hiçbir şeyi yoktu...
- Birbirine meyleden iki çizgi şayet yeteri kadar ileri gidecek olurlarsa mutlaka kesişir.
- Hayvanların bilinci, sadece o anda gerçekleşen ancak yine de hiçbiri, ne gerçekleşmesinden önce gelecek ne de sona ermesinden sonra geçmiş olarak var olmamış olayların birbirini izlemesinden ibarettir ve bu da insanların bilincini hayvanlarınkinden ayıran o belirleyici karakteristik özelliği oluşturur. Dolayısıyla hayvanlar, bizim çektiğimizle mukayese kabul etmeyecek ölçüde az acı çekerler çünkü onlar, doğrudan içinde bulunulan anın meydana getirdiğinden başka herhangi bir acıyı tanımazlar.
- Materyal bütün zihinlerde aynıdır fakat fark her bir insanın gördüğünü var saydığı biçimin kusursuzluğunda yatar ve zekanın birbirinden hayli farklı dereceleri de nihayetinde bu farka dayanır.
- Fransız yazar ve ahlakçı Vauvenargues şunu derken son derece haklıdır: Hiç kimse hata yapmaya sadece düşünerek hareket edenler kadar meyilli değildir.
- Basmakalıp ve monoton ifadeler ile beylik teşbihler sadece bu sıradan zihinler tarafından kullanılırlar. Onlar, eserlerinin bütün o sıkıcı boşluğunda kendi bayağılıklarını ortaya koymak pahasına naif olmaya hiçbir zaman cesaret edemezler. Onun yerine üsluplarında kendilerini göstermeye çalışırlar. Bundan dolayıdır ki, Buffon şöyle demiştir: «Üslup, insanın kendisidir »
--reklam--
Mantıksal Düşünce Doktrini İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Mantıksal Düşünme Doktrini: Ne zaman çelişkilere ve belirsizliklere düşsem hemen Shopenhauer alırım elime. Beni şöyle bir sarsar kendime getirir. Aslında çok sevmem kendisini hatta hayatıyla ilgili bazı ayrıntılarından dolayı da haz etmem. Ama çok sinir bozucu bir şekilde doğru konuşuyor. Bu kitap bütün olarak çok süper diyemiycem ama bazı bölümleri ( ki kitap bölümlerden oluşuyor, böylece istediğiniz merak ettiğiniz bölümü okuyarak zamandan tasarruf edebilirsiniz ) çok iyi. Bazen kendinizi aşırı romantik ve idealist hissederseniz Shopenhauer okuyunuz. Sizi kendinize getirir. (Zerrin Gamsızkan)
Keşke schopenhaur abiciğim seni gerçekten anlayabilsek .. okudum bitirdim ve bu kitabın bir kere okunamayacağını biliyordum zaten henüz inceleme dökemeyeceğim 3 4 okuduktan sonra görüşürüz :)) (Ümit irim)
Arthur Schopenhauer'in anlaşılması çok zor bir dili var, kavramların birbirine karışması işten bile değil, cümlenin sonuna yaklaştığında başı ile olan bağını çoktan kaybediyorsun ancak bütün bunların yanında paha biçilemez bir derinliğe sahip. Felsefi eserlerin doğası gereği anlaşılır anlaşılmaz bütün bakış açınızı değiştirmeye muktedir gücü de yadsınamaz. (Alper)
--reklam--
Kitabın Yazarı Arthur Schopenhauer Kimdir?
Arthur Schopenhauer (d. 22 Şubat 1788, Danzig - 21 Eylül 1860, Frankfurt), Alman filozof, yazar ve eğitmendir. Aynı zamanda Immanuel Kant'ın en çok değer verdiği öğrencisiydi. Schopenhauer, Alman felsefe dünyasındaki ilklerdendir ve dünyanın anlaşılmaz, akılsız prensipler üzerine kurulu nedenselliklerinin olduğunu söyleyerek dikkatleri çekmiştir.Ayrıca Schopenhauer, Nietzsche'nin ilk akıl hocasıdır.
--reklam--
Arthur Schopenhauer Kitapları - Eserleri
- Bilmek ve İstemek
- Düşüncenin Çağrısı
- Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
- İnsan Doğası Üzerine
- Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine
- Bilim ve Bilgelik
--reklam--
- Felsefe Tarihinden Kesitler
- Hayatın Anlamı
- Aşkın Metafiziği
- Fikirlerin Bilgisi Üzerine
- Eristik Diyalektik
- Akıl Sağlığı
- Ölümün Anlamı
--reklam--
- Din Üzerine
- İdeal ve Gerçek
- Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine
- Güzelin Metafiziği
- Okumaya ve Okumuşlara Dair
- Ölüm ve İçsel Doğamızın Yok Edilemezliği ile Olan İlişkisi
- İstencin Özgürlüğü Üzerine
--reklam--
- Merhamet
- Üniversiteler ve Felsefe
- Hiçliğin Mutlu Sessizliği - Aforizmalar
- Arthur Schopenhauer - Bir Filozofun Huzurunda
- Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine
- Hayatın Bilgeliği
- İsteme ve Tasarım Olarak Dünya
--reklam--
- Okumak Yazmak ve Düşünmek Üzerine
- Akıl Zayıflığı
- Varolmanın Acısı
- Aşk ve Cinnet
- Mantıksal Düşünce Doktrini
- Edebiyat Dersleri
- Parerga ile Paralipomena
--reklam--
- Arthur Schopenhauer - Toplu Eserler 2
- Arthur Schopenhauer - Toplu Eserler 1
- Kişilik Oluşumu ve Sorunları
- Yaşamın Bilgece Deneyimleri
- Aforizmalar
- Ruh Görme Üzerine
- Dünyanın Istırabı Üzerine
--reklam--
- İrade Felsefesi
- Mutlu Olma Sanatı
- Kötümserlik Üzerine
- Fikir Mimarları Dizisi 19
- On Women
- Müxtəlif Predmetlər Haqqında Düşüncələr
- The Horrors and Absurdities of Religion
--reklam--
- Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine
- Studies in Pessimism
- Parerga ve Paralipomena 2
- Seçme Yazılar
- Mutluluk Kendi Kendine Yetenlerindir
- Düşünceler
- Kadınlar ve Diğer Konular
--reklam--
- The Art of Literature
- Aklın Yolu
- Writings Of Schopenhauer On Various Themes, Vol. 1
- Aşkın Metafiziği
- Həyat Müdrikliyi Aforizmləri
- Cinsel Aşkın Metafiziği
- Metafizik İhtiyacı
--reklam--
- Doğadaki İsteme Üzerine
- Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
- Kant Felsefesi Eleştirisi
--reklam--
Arthur Schopenhauer Alıntıları - Sözleri
- les grandes pensées viennent du coeur* Büyük düşünceler kalpten gelir. (Dünyanın Istırabı Üzerine)
- “Her şeyin niçin olduğunun bir temeli vardır.” (Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine)
- Güzelin nadiren yararlı olanla birleştiğini görürüz. Uzun ve narin ağaçlar meyve vermez, meyve ağaçları ufak tefek, bodur ve çirkindir... En güzel binalar, kullanışlı, işe yarar binalar değildir; bir tapınak barınacak bir mesken değildir. (Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine)
- Hafıza düşünülmüş bir şeyi düşünür. (Düşüncenin Çağrısı)
- Okumaksızın geçen boş zaman bir tür ölüm, insanın canlı canlı gömülmesidir(Seneca, 82) (Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine)
- Bir düşüncenin esas yaşamı sadece kelimelerin sınır noktasına varıncaya kadar sürer. Orada taşa dönüşür, donakalır ve hayatı sona erer, fakat hayvan ve bitki fosilleri gibi ölümsüzdürler. Geçirdikleri kısa yaşamları bir kristalin kesilme anına benzer. Çünkü düşüncemiz kelimeleri bulduğu andan itibaren içtenliğini kaybettiği gibi ciddi olmaktan da çıkar. Başkaları için varolmaya başladığı andan itibaren içimizde yaşamaya devam etmesi son bulur, tıpkı bir bebeğin annesinden kopup kendi benliğine adım atmaya başlaması gibi. Şairin de dediği gibi: "Beni itirazla şaşırtmayın! İnsan konuşmaya başladığı anda yanılmaya da başlar." (Edebiyat Dersleri)
--reklam--
- Dünya cehennemin ta kendisidir ve insanlar da bir yandan zulüm gören ruhlar, öte yandan cehennemdeki şeytanlardır (Dünyanın Istırabı Üzerine)
- Dar kafalılık ve ahmaklık her zaman ve her yerde, bütün durum ve koşullarda, anlayıştan, zekâdan ve yetenekten nefret ettiği kadar şu dünyada başka hiçbir şeyden böylesine içten ve yürekten nefret etmez. (Üniversiteler ve Felsefe)
- Kendisinin görgül karakterine dair edindiği kesin bilgi kişiye edinilmiş karakter denilen şeyi sağlar. O kişi iyi ya da kötü kendi özelliklerini ve bu yüzden kendisine ne için inanıp inanamayacağı ya da kendisinden ne beklenip beklenemeyeceğini kesinlikle bilir. Görgül karakteri sayesinde önceden sadece doğallıkla oynadığı rolünü artık artistik ve yöntemli bir şekilde ciddiyet ve kayrayla, söylendiği gibi karakterine hiç vefasızlık etmeden oynar. Kişi ne zaman karakterine sadık kalmazsa kendisi hakkında yanılır. (İstencin Özgürlüğü Üzerine)
- Doyum dilenciye atılan sadaka gibidir, sadaka onu bugün canlı tutar, böylece onun sefaleti yarına uzatılabilir. (İsteme ve Tasarım Olarak Dünya)
- “Yaptığımız her eylemde ilk önce “İnsanlar ne der?” diye düşünmekteyiz. Hayat sıkıntılarının neredeyse yarısı sırf bu yüzden oluşmaktadır.” (Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar)
- Keder içerisinde neşe, neşe içerisinde keder. (Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine)
- Hayat. hayat ismiyle anılır, ama gerçekte ölümdür o. (Hayatın Anlamı)
--reklam--
- Voltaire “Saadet sadece bir rüyadan ibarettir.” der ve ekler:Sinekler örümcekler tarafından,insanlarsa acılar tarafından yenilmek üzere vardırlar. (Merhamet)
- Kavrayışı bir suç, doğumu bir ceza, yaşamı bir iş ve ölümü de bir gereklilik olan bir insan, kendisiyle nasıl gurur duyabilir ki? (İnsan Doğası Üzerine)
- Çünkü her nesne gölge verir; her cisim kesinlikle özgül ağırlığına karşılık gelen bir ağırlıkla düşer... (Ruh Görme Üzerine)
- Hayal gücü mahsulü olan her eser işkenceler içerisindeki insan yüreğinin kasılmalarını ve çırpınmalarını seyrettiğimiz bir gösteri kutusudur. (Hayatın Anlamı)
- Zihinsel bir uğraşı içermeyen boş zaman ölümdür ve diri diri gömülmektir." (Aforizmalar)
- Felsefe, sığınılacak bir limandan çok çıkılan bir yolculuğa benzer. (Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine)
- Bu sıkılma hali varoluşun kendi içinde değersiz olduğunun dolaysız bir kanıtıdır, çünkü sıkılma hali varoluşun boşluğunu algılamaktan başka bir şey değildir. (Dünyanın Istırabı Üzerine)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin