Kitap Künyesi
Yazar: Charles Dickens
Çevirmen: Murat Belge
Orijinal Adı: The Life and Adventures of Martin Chuzzlewit
Yayın Evi: İletişim Yayınevi
İSBN: 9789750509308
Sayfa Sayısı: 866
Martin Chuzzlewit Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İngiliz edebiyatının Oliver Twist ve David Copperfield gibi kültleşmiş kahramanlarının yaratıcısı Charles Dickens, Martin Chuzzlewit büyük bir aile içinde mirastan pay kapmak uğruna dönen entrikaları anlatırken gerilimi tırmandırarak heyecanlı bir roman sunuyor okurlarına. Çıkar çatışmaları sonucu insan ilişkilerinin ne kadar çirkinleştiğini, aile içi gerilimlerin ne boyutlara ulaştığını gördüğümüz Martin Chuzzlewit'te. Amerika seyahatinin yer aldığı bölümlerdeyse yazar, Amerikan yaşam tarzını, geleneklerini ve siyasi düşüncesini nükteli bir üslupla eleştiriyor.
İngiliz edebiyatının bu önemli eserini Murat Belge'nin çevirisi ve G.K. Chesterton'ın dönemi ve eseri inceleyen sonsözüyle sunuyoruz.
"İnsanlar neşelenmek istediklerinde ve tutkunun acınası çekişmelerinden yorularak en silik şeylerde bile şiirin gizemli müziğini aradıklarında, Dickens hep unutulduğu yerden çıkıp gelecektir."
-Stefan Zweig-
"Dün Dickens'tan aşağı yukarı yüz sayfa okudum... Ne kadar doğrudan, renkli. Daha çok tekdüze, ama nasıl da zengin ve yaratıcı. Ancak yüce bir yaratıcılık değil bu. Ne varsa orta yerde."
-Virginia Woolf-
Martin Chuzzlewit Alıntıları - Sözleri
- Bu nasıl hafiflik böyle? Sebepsiz yere gülmemeye dikkat edelim, sonra bakarsınız ağlarız.
- -Nen var? -Anlatmaya değer bir şey yok. Dün olandan biraz fazla, umarım yarın olacağından da çok fazla. Keyifsizim.
- "Çünkü biliyorsunuz ilk izlenimler önemlidir ve uzun zaman hatırda kalır."
- "Yarım ücretli memur bakışınızla bana bakmayınız, bayan lütfen. Buna izin veremem."
- Bize biner, arabaya koşarlar. Döver, söver, kendi zevkleri için sakatlarlar bizi, ama ölüyorlar, yaşasın ölüyorlar!
- Yeterince ölü değilim.
- "Şu dünyanın harikuladeliğini temaşa ediniz, ne muhteşem bir manzara! Şu ışıl ışıl alemlere baktıkça, insanların didinmelerinin ne kadar boşuna olduğunu görüp birbirleriyle göz kırptıklarını sanıyorum. İnsan kardeşlerim" diye haykırdı, "çok yanılıyorsunuz! Yıldızlar kendi alemlerinde çok memnunlar, öyle olduklarına inanıyorum. Siz niye memnun değilsiniz? Ah daha zengin olmak için uğraşıp boğuşmayın, birbirinizi kandırmaya çalışmayın, gelin benimle gökyüzüne bakın!"
- "Hiç tutamayacağım kendimi. Bir Miss Pinch'in var olmaya cüret etmesi fikri bile yetiyor insanı öldürmeye, ama bir de görmek.. ay bayılacağım"
- ... Topluma karşı ödevi paçavralar içindeki mahkumu cezaya, ölüme çarptırmak olan yargıç, onu dar ağacına çağıran yüz açık kapıyı kapatıp dürüst bir hayata giden o tek kapıyı açmak da senin ödevin değil miydi?
- -Nasıl kalbini kırdın, bir bilsen! -Kalbinin neresinde olduğunu bilseydim, inan ki bu dediğin yolda elimden geleni esirgemezdim. Ama olmayan bir şeyi, kendisinin de bilmediği, ancak başka insanlarda bulup bıçakladığı bir şeyi kıramayacağıma göre, korkarım bu iltifatını hak etmiyorum.
- Ve ne büyük mutluluktu uyanıp bunların kaybolan gölgeler olduğunu görmek.
- Şimdiye kadar hiçbir zaman engebesiz olmayan şey, bizim için özelliğini değiştiremez, onun için geldiği gibi kabul etmeli, sabırla ve güler yüzle elimizden geldiğince istediğimiz biçime sokmalıyız.
- Kendini hayatında ilk defa gerçekten görmüştü. Gözleri görmek için yaratılmıştı fakat o âna kadar dünyann sürekli değişen manzaralarına bakmakla o kadar meşgul olmuştu ki kendisine bakmaya fırsat bulamamıştı.
- Şiirsel adaletten daha yüksek bir adalet var. O, olayları aynı ilkeye göre düzenlemiyor. Onun için de kitaplarda kahramanların hikayelerini okuyan ve kendilerini kitap kahramanı olarak görmek isteyen insanlar, dünyada her şey onların kişisel isteklerine uygun olmadığı için karamsar ve hoşnutsuz.
- Herhalde otuz yaşlarındaydı ama on altı ile altmış arasında herhangi bir yaşta olabilirdi; hiç yaşlanmayan ama en genç oldukları zaman en yaşlı görünen ve gençliklerini de pek çabuk kaybeden şu garip yaratıklardan biriydi
Martin Chuzzlewit İncelemesi - Şahsi Yorumlar
MARTIN CHUZZLEWIT Yazar: CHARLES DICKENS Çeviri: MURAT BELGE İLETİŞİM YAYINLARI 1. BASKI 2011 866 SAYFA Konuşmacının ara sıra tanık olduğumuz hitabet patlamalarına ne kadar hayran olursak olalım, yazılmış soylu sözcükler genelde, nasıl ki yıldızlarla dolu gök kubbe nasıl bulutların arkasındaysa, uçup giden konuşma dilinin çok çok arkasında ya da yukarısındadır. Bir yıldızlar vardır, bir de onları okuyabilenler. Astronotlar durmaksızın yıldızlar üzerine yorum yapar ve onları gözlemler. Bu sözcükler günlük konuşmalarımız ve buğulu nefesimiz gibi birer soluktan ibaret değildir. Genelde konuşma sırasında hitabet gücü olarak adlandırılan çalışma sırasında yalnızca retorik olduğu ortaya çıkar. Konuşmacı geçici bir anın ilhamına yenik düşer ve önündeki kitleye, onu duyabilenlere konuşur; fakat daha sakin bir hayat yaşayan ve konuşmacıya ilham veren olaya ve kalabalıkta dikkati dağıtacak olan yazar insanlığın aklına ve kalbine, onu anlayabilecek her çağdan her insana konuşur. Charles Dickens onu anlayabilecek her çağdan her insana konuştuğunu düşünüyorum. Martin Chuzzlewit insanlar arasındaki çıkar çatışmalarını, aile içi ilişkilerinin gerilimler sonucunda ne boyutlara ulaştığını sergiliyor. Martin yaşlı ve zengin bir kişidir. Bazılarının sandığı kadar zengin olmasa da varlıklıdır. Bazılarından duyduğumuz kadarıyla cimri olduğu söylenir ve herkes buna inanır ama cimri değildir. Para saklamaktan hiç zevk almaz, para sahibi olmak ona zevk vermez. Zenginliğinin başka ellerde iyi işler yaptığını yada yaradığını düşünür, başka ellerde zafere ulaştığını, bir kıvanç vesilesi olduğunu, dürüstlük, talih ve zevk yollarının kapalı kapılarını açacak anahtar olabildiğini bilir. Hangi adama ya da kadına, hangi değerli, dürüst, yozlaşmayacak yaratığa, şimdi ya da öldükten sonra, böyle bir teslim edebileceğini düşünür durur. Zengin bir adam olarak her sınıftan, her tabakadan insanlar arasında bulunur; dostlar, akrabalar, yabancı kişiler; yoksul durumdayken güvendiği insanlardır bunlar ama zengin olduktan sonra, içinde duyguları zorlaşmayan tek bir insan bulamaz. İhanet, hile, aşağılık planlar; bütün aile çevresine ve akrabalarına karşı nefret, düşmanlık; küçüklük, yalancılık, alçaklık, uşaklık hisleri ile dolup taşmıştır. Kardeş kardeşe, oğul babasına düşman, arkadaşlar birbirlerine ihanet içinde. İşte bu düşünceleri insanların gözlerinde gören Martin Chuzzlewit tüm tanıdıklarından kaçarak yaşamaktadır. Farklı birçok kişilik ve duyguların sarmalandığı Charles Dickens Romanı İnsanların çıkar çatışmalarındaki duygularını onu anlayabilecek her çağdan her insana konuşturur. (Richard Wagner)
Kitabın Yazarı Charles Dickens Kimdir?
Charles Dickens (7 Şubat 1812 – 9 Haziran 1870), İngiliz yazar.
Memur bir babanın oğlu olarak 1812 yılında doğan Dickens'ın ilk yılları refah içinde geçse de babasının borçları yüzünden hapse girmesiyle sefaletle tanıştı. Henüz 11 yaşında iken bir boya fabrikasında çalışmak zorunda kaldı. 15 yaşında bir avukatın yanına giren genç Dickens, öğrenmeye meraklı olduğu için boş zamanlarında stenografi öğrendi. 1835 yılında Morning Chronicle gazetesine stenograf olarak girdi ve 1835'te 'Boz' takma adıylaBoz'un Karalamaları başlığında notlar yayımlamaya başladı.
1837'de ise esas onu ünlendirecek olan Bay Pikvik'in Serüvenleri adlı kitabını yayımladı. Aynı yıl içinde Catherine Hogarth ile evlendi. 1840 yılında ölen baldızı Mary'e ithaf ettiği Antikacı Dükkanı romanını yayımladı.
1840'ta Amerika'ya gitti ve burada büyük bir coşkuyla karşılandı, ama Genel Okur İçin Amerika Notları kendisini o kadar içtenlikle ağırlamış olanlarda şiddetli tepkilere yol açtı. 1843 ile 1846 arasında bol bol seyahat eden Dickens, bu seyahatlerde dönemin ünlü yazarlarıyla tanışma fırsatı buldu. Bu dönemde yine Daily News gazetesini ve Household Words dergisini çıkardı.
1858 yılında karısından ayrılan Dickens, bu dönemden itibaren yine sık sık seyahate çıktı, konferanslar verdi. Ama sonunda çok yoruldu ve Gadshill'deki evinde istirahate çekilmek zorunda kaldı. 1870'te de şöhretinin zirvesindeyken öldü. Mezarı Londra'daki Westminster Kilisesi'nde bulunmaktadır.
Charles Dickens Kitapları - Eserleri
- İki Şehrin Hikâyesi
- Antikacı Dükkanı
- Oliver Twist
- Yedi Yoksul Gezgin
- Perili Ev
- Gelin Odasındaki Hayalet
- Zor Zamanlar
- Mister Pickwick'in Serüvenleri
- Bir Noel Şarkısı
- Büyük Umutlar
- David Copperfield
- Edwin Drood'un Gizemi
- Martin Chuzzlewit
- Gizemli Öyküler
- Kasvetli Ev (2 cilt)
- Müşterek Dostumuz
- Büyük Macera
- Gece Yürüyüşü
- Doktor Marigold
- Oliver Twist - Define Adası
- Denizden Gelen Haber
- Dedektifler
- Barnaby Rudge
- Nicholas Nickleby
- Küçük Dorrit
- Antikacı Dükkanı - 2. Cilt
- The Haunted Man and the Ghost's Bargain
- İşaret Memuru
- Dickens at Christmas
- Gulyabani
- Çaydanlık ile Cırcır Böceği
- Classic Detective Stories
- The Trial of William Tinkling
- Çanlar
- Christmas Books
- Dombey and Son
- Pictures from Italy
- Mugby Junction
- The Life of Our Lord
- The Mudfog Papers
- Supernatural Short Stories
- Sketches of Young Ladies, Young Gentlemen and Young Couples
- Poems
Charles Dickens Alıntıları - Sözleri
- "Her şey uçup gitti, bir hüzün baki." (Müşterek Dostumuz)
- Bütün suskun adamların bir ağırlığı olur. Bütün suskun, ağzı bağlanmış adamlara inanılır. Bağları çözmenin saklanmış ve asla kullanılmamış gücü mü insanlığı büyüler, yoksa bilginin eli kolu bağlandığı zaman yoğunlaşıp artar mı ya da çözüldüğü zaman buharlaşır mı bilinmez: Ama şurası kesindir ki önem, ağzı bağlı kişiye atfedilir. (Küçük Dorrit )
- Aklı başında insanlar yaşadıkları sıradan olayları değerlendirirken tesadüfleri yeterince hesaba katmıyorlar.. (İşaret Memuru)
- Ve ne büyük mutluluktu uyanıp bunların kaybolan gölgeler olduğunu görmek. (Martin Chuzzlewit)
- ..."Onun yaşamı 1ölünün arkasından sonsuza dek yas tutanların yaşamı gibiydi. Ölen kendisiydi."... (Gizemli Öyküler)
- Fielding der ki, erkek ateş, kadın kavdır; Şeytan onları tutuşturur. (Mister Pickwick'in Serüvenleri)
- Ben münzevi hayatı yaşayan bir adamım. Kendimden başka güvenebileceğim kimse yok. (Müşterek Dostumuz)
- Eğer hırsızlık sanatsa, hırsız yakalama bir bilimdir. (Dedektifler)
- Biz yoksullar neden dünyaya gelmişiz; bilmiyorum. (Çanlar)
- "Özel bağlar olmadan toplum hayatının ne anlamı var?" (Kasvetli Ev (2 cilt))
- "Birçok fiziksel hastalık gibi insanların kötülüğünde yetişen, sonra da cehaletleriyle yayılan bu salgınlar bir zaman sonra ne cahil ne de kötü olan birçok mağdura bulaşır. " (Küçük Dorrit )
- "Şu suyun akışını durdurmak nasıl elimizde değilse (...) bu saatlerin akışını durdurmakta elimizde değil." (Büyük Umutlar)
- Bize biner, arabaya koşarlar. Döver, söver, kendi zevkleri için sakatlarlar bizi, ama ölüyorlar, yaşasın ölüyorlar! (Martin Chuzzlewit)
- "Ama insan yemek yemeden önce parasını kazanmak zorundadır!" (Dedektifler)
- Ahlaksal bir hastalığın fiziksel olan kadar engellemesi zor bir şey olduğu; böyle bir hastalığın veba kadar habis ve hızlı bir şekilde yayılacağı, bir kere ilerlemiş olan salgının sınır tanımadan, en sağlıklı insanları bile ele geçirebileceği ve en olmadık bünyelerde gelişeceği insan denen mahlukun bir atmosferde nefes alması kadar tecrübeyle sabittir. Bu ölümcül bozuklukların zayıflık ya da kötülükleriyle beslendiği lekeliler, zehrin bulaşmasına fırsat vermeden anında yakalanıp tecrit edilebilse ( hatta fazla uzatmadan boğazlansa), insanlık takdir ötesi bir hayır duası alırdı. (Küçük Dorrit )
- Sahnede ışık ve müzik neyse, hayatta şiir odur. (Mister Pickwick'in Serüvenleri)
- "Talihsiz bir kadını dünyaya getirmekten tek çıkarlarının bunu onun burnundan getirme özgürlüğü olduğunu sanıyorlar." (David Copperfield)
- Zararsız bir neşe ve iyi huyun cennette gömlek yakasından daha büyük bir günah olduğuna inanmıyorum. Takan da bir, takmıyan da... (Antikacı Dükkanı - 2. Cilt)
- Hiçbir sözcük duygularımı tam anlatamaz. (Gizemli Öyküler)
- Fakat her saadetin bir sonu vardır, ikinci bir saadetin zevki da burada değil midir? (Antikacı Dükkanı - 2. Cilt)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin