Kitap Künyesi
Yazar: Melek Özlem Sezer
Yayın Evi: Kor Kitap
İSBN: 9786052283202
Sayfa Sayısı: 232
--reklam--
Masallar ve Toplumsal Cinsiyet Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Timsahlarla aynı ırmakta yüzmezsiniz, vahşi bir ormana silahsız dalmazsınız, bir aslan karşı dağdan bile kükrese kaçarsınız. Ama yemyeşil bir kırda uzanıp göğe bakarken rahat; çimlerden yavaş yavaş zerkedilen bir zehir varsa, savunmasızsınız. Belki de masallarla mışıl mışıl uykuya dalarsınız. Derken günü gelir sorarsınız:
Bir ölü olan Pamuk Prenses'in öpülmesi neden bizi dehşete düşürmez?
Yalnızca basit bir öpücük boğazındaki elmayı nasıl çıkarır?
Yoksa ima edilen bir sarsılma mıdır?
Hansel ve Gretel'in aileleri tarafından fakirliğe çare olarak ormana atılmaları ve haneye tecavüz, yamyamlık, cinayet, hırsızlıkla devam eden maceralarının anlamı nedir?
Cam tabut, camdan pabuçlar ve peri kızlarının kuğu kanatları çalınınca evlenmeye mecbur olması ne anlama gelir?
Elmanın yalnızca kırmızı tarafının zehirlemesi, kırmızı pabuçları sevdiği için ayakları kesilen Karin, Kırmızı Başlıklı Kız…
Kırmızı neyin simgesidir?
Masallarda işlenen kodlar, yetişkin yaşamımızda bizi nasıl etkiler?
Bu masal analizi kitabında aslında hep bildiğiniz şeylerle şaşıracaksınız.
--reklam--
Masallar ve Toplumsal Cinsiyet Alıntıları - Sözleri
- Bir evliliğin başlaması için pek çok iyi ya da kötü neden olabilir. Ama hiçbiri, tecavüz kadar tuhaf bir başlangıç yaratamaz. Hele kız çocuğunun genital bölgesini, mikroplardan korumak işlevinde olan bir zarın kaybının, bir insanın yaşamını değiştirmesi kadar akıl dışı bir şeye zor rastlanır. Bu, evine girerken camı kıran hırsıza evin tapusunu vermek ve gönüllü hizmetçisi olmayı teklif etmek kadar mantığın iflasına işaret eder. Evlilik öncesi taraflar birbirini araştırır ve kötü bir özellik gördüğünde de bu evlilikten vazgeçer. Peki birinin tecavüzcü olduğunu bile bile evlenmenin amacı nedir? Bir barbarın tecavüzlerine evlilik içinde rahat rahat devam etmesi mi? Diyelim ki şişmiş gözleri mosmor bir kadına soruyorsunuz: "Peki, neden seçtin kocanı?" O da şöyle bir cevap veriyor: "Çünkü o, bir tecavüzcü." Eğer bu söz saçmaysa, kızları tecavüzcüleri ile evlendirme anlayışı da bir o kadar saçma ve ahlaksızca. Bir zar değil ki kadın, bir birey ve değerini altı üstü bir zar belirleyemez. Öyle olsaydı, soğan kat kat zarlarıyla en değerli şey olurdu.
- Taciz konusunda sıkıntılı bir nokta daha vardır: Kadın yalnızca tacizciye değil, başkalarının bu tacize karşı duruşuna vereceği puana göre de davranmak zorundadır. Tepkisi abartılı, yetersiz ya da nahoş bulunabilir. Bir yerde çekip gitmesi beklenirken, bir diğerinde bağışlayıcı ya da anlayışlı(!) olması beklenebilir. Dahası bu tacizi davet ettiği söylenebilir. Dişi köpek kuyruk sallamazsa... Bu yüzden pek çok kadın yaşadıklarını gizlemek zorunda kalır. Ki bir kez daha tacizcinin değil, kadının tavrı sorgulanmasın. Üstelik iyi bilir ki ceza yalnızca tacizciye kesilmeyecektir.
- Pamuk Prenses'in kadınlar için öğretisi şudur: "Sen sesini çıkarma, evini ve kalbini temiz tut. Biri gelir kurtarır." Acaba kaç kadın gizli gizli bu bahtın özlemini duymuş ve kaç kişi, hangi bedel karşılığında kurtarılmıştır?
- İçine ata ata kendini hasta eden, çektiği azaba, ona zulmeden kişilere yaptığı fedakarlıklara şahit olarak büyüdüğümüz ve hep onlara kaybettiklerini verme hayaliyle yaşayıp hep de kendimizi kayıplarını telafide eksik hissettiğimiz annelerimizle mutlu muyduk? Yoksa kendini ezdirmeyen, hayatın tadını doyasıya çıkaran, dünle bitmemiş hesaplarıyla uğraşacağına yarınla ilgili gezi planları yapan, ne kırılan, ne darılan, yalnızca fikrini ve tavrını ortaya koyarken bizi de hayata karşı bilgili ve güçlü kılan bir anne modelini mi tercih ederdik?
- Din sömürüsünün ulaştığı uç noktalarda, bizi en çok sömüreni huşu içinde destekleyen kitlelerin; dolandırıcının yaptıkları ne kadar ayyuka çıkarsa çıksın, bir türlü uyanamaması şaşırtır.
- Tahir Alangu, ateş yakmanın cinsel ilişkinin sembolü olmasını, Hindistan'da ateş yakmayla çiftleşmenin birlikte tasavvur edilişiyle örnekler. Bu bilgiden yola çıkarak, dul kalan kadının yakılmasının, kocadan ayrı yaşanacak cinselliğin yakılmasını ifade ettiğini söyleyebiliriz.
- Pamuk Prenses başına gelen belalardan ders çıkarmayan, kendi aklıyla önlem, hatta ev işleri dışında sorumluluk almayan, her şeye safça inanan, düşünsel değil, bedensel çaba harcayan biridir ve nedense ideal kadın tipidir. Her zaman himaye ister. Zenginliği de, yoksulluğu da başkalarına bağlıdır. Baba sayesinde prenses, üvey anne nedeniyle hizmetçi, fakir ve çaresiz olur, ölüm tehdidi altına girer, sonra avcı ve yedi cüceler sayesinde kurtulur, derken üvey anne tarafından öldürülür ve nihayet prens sayesinde dirilerek beklenen güzel bahtına kavuşur.
- Uyuyan Güzel, sanırım Sıradan Erkek'in hayalindeki kadın. Uyur ve bekler. İlk uyarlamalarda apaçık bir biçimde peri masalının ideolojisi, kızın, genç adamın fantezilerini yazacağı bir tabula rasa, bir boş levha olduğudur. Uyuduğu için genç adama sorun çıkartmaz, küstahlık etmez. Genç adam ona her istediğini yapabilir. İlk anlatımlarda, kız uyurken ırzına geçer. Sonraları, Grimm Kardeşler ve Disney tarafından derlenen öykülerde, genç adam kızı öperek uyandırır.
--reklam--
Masallar ve Toplumsal Cinsiyet İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Muhteşem bir inceleme kitabı. Özellikle ebeveynler lütfen bu kitabı okusun. Çocuklarınıza anlattığınız masallar hiç de masum değil. Özellikle Hansel ve Gretel masalı. Aman Tanrım! O masalı kim uydurmuş çocuklar için. Çocuğun o masaldan alacağı hiçbir pozitif önerme yok. Aksine çocuğun psikolojisine zarar verebilir. Masallar bir toplumun aynasıdır ama olmaz olsun böyle ayna! En azından çocuklar için. Yazar kitapta masallar ve asıl anlattıklarından, masallardaki ögelerden, bu masalların toplumsal cinsiyet açısından değerlendirilmesinden bahsetmiş. Kitabın sonlarına doğru da daha çok sosyolojik bir değerlendirme yapmış. Kitabın çok sevdiğim birkaç bölümü vardı: - "Cadının fırınına kim odun taşıyor?": Hansel ve Gretel masalının iç yüzünün anlatıldığı bölüm. - "Nasıl Büyüdük?": Kız ve erkek çocukların yetiştirilme tarzının etkilerinin incelendiği bölüm. - "Pamuk Prenses Masum Mu?": Pamuk Prenses masalında Pamuk Prensesin ne kadar aciz duruma düşürüldüğünü ve kadınlara-kız çocuklarına öğretisinden bahsedildiği bölüm. - "Evlilik": Masalların evlilik ile bitmesinin değerlendirildiği, günümüzde kadınlar ve evlilik arasındaki sorunların işlendiği bölüm. Bunlara ek olarak üvey annelerin masallarda kötü gösterilmesinin çocuklarda "Üvey anneler kötüdür." algısı yaratacağından da bahsetmiş. Güzel bir nokta. Kitabın en sonunda ekler kısmında da kitapta geçen masalları kısaca vermiş, çok iyi olmuş bu. Güzel noktalara değinmiş yazar, öneririm. (• Büşra)
Masallarda Toplumsal Cinsiyet ve Bir Kore Dizisinin bu bağlamda incelenmesi.: Harika bir kitap okudum. Neden harika? Çünkü masallara bakış açımı değiştirdi, geliştirdi. Diğer bir deyişle, ufkumu açtı. Kitapta masallarla ilgili pekçok detay mevcut. Ama ben hepsinden değil sadece kitapta masallarla ilgili en çok bahsedilenlerden ve benim de en çok ilgimi çeken 4 kısımdan bahsedeceğim. Beni en çok şaşırtan ilk konu bekaretti. Pamuk Prenses’teki cam tabut, Külkedisi’ndeki camdan ayakkabı aslında bekaretin temsiliymiş. Dikkatimi çeken ikinci konu ise masallarda iyi kadın karakterlerin pasifliğinden bahsedilmesiydi. Şöyle bir düşününce gerçekten de masallarda özellikle iyi kadın karakterlerin pasif, her zaman susan, sevgi pıtırcığı olduklarını fark ettim. Kötü kadın karakterler ise genellikle cadılar, üvey anneler olur. Bu kötü karakterlere femme fatale denir. Femme fatale ise gizemli şekilde çekici olan ve insanların başına bela açan/olan kadına denir. Bu duruma benzer şekilde birçok Türk dizisinde adamın karısı kötü karakter olarak gösterilirken adamın karısını aldattığı kadın melekten de öte bir iyi olarak gösteriliyor. Yani bu durumda kötü karakterli birini aldatmak hata değil mi? Değilmiş demek ki (!). Ki bana göre o dizilerdeki kötü kadın karakterler aldatmayı hak edecek bir şey yapmıyorlar, gerçi aldatmanın hakkı falan olmaz ama … Masallardaki üçüncü konu ise kadının inanılmaz güzellikteyken, erkeğin fiziksel gücünün nam salmış olmasıdır. Masallardan bu konuda öğreneceğimiz şey kadınlar sadece güzelliğiyle, erkekler de güçleriyle mi ön plana çıkar olmalı, değil mi? Günümüzde zihin gücü beden gücünden çok daha önemliyken ve karşılığı (maaşı) daha yüksekken kişi (cinsiyeti her ne olursa olsun) sadece dış görünüşüyle veya sadece fiziksel gücüyle Survivor’a taş çıkartan dünyada hayatta kalabilir mi? Ne kadar süre dayanabilir? Bence yok öyle bir dünya (mankenlik gibi istisnalar olsa da… Herkes başımıza artiz kesilecek değil ya! :D) Masallardaki son konu “evlilik” mevzusu. “40 gün 40 gece düğün yaptılar ve sonsuza dek mutlu yaşadılar”. Ayyy yeriiim! Ne kadar da ciciş bir şey o öyle! Bu sona tepkim uzunca bir “peeeeeeehhhh!” olur. Bir kere insan ömrünün bir sonu varken çift, sonsuza kadar nasıl mutlu yaşayabilir? Mutluluğun ölçüsü nedir? Büyük ihtimalle en ufak bir tartışma bile olmadan birbirlerine sürekli pişmiş kelle gibi sırıtıp “aşkitoşkom, pembiş gelinim” nidalarıyla hoplaya zıplaya el ele dolaşan çiftlerdir, değil mi? Yok öyle bir dünya! (keşke olsa mıydı acaba ?Tartışılabilir tabii:D) Kavga olmasa bile tartışma mutlaka olur ve bana kalırsa olmalı da. Tartışmadan neye varılabilir ki? Üsluplu bir tartışmayla birçok sorun kolayca halledilebilir ve fikir alışverişinde bulunmak son derece faydalıdır. Bir konuda birinin düşünmediğini diğeri düşünebilir. Ayrıca 40 gün 40 gece düğün diyerek işi abartmaya, görgüsüzleşmeye (:D) hiç gerek yok bence, bildiğin israf! Düğün için o kadar masraf yapmaktansa 4000 fakiri doyur mesela, değil mi? Evliliğe bu kadar meraklı olmak niye? Evlenmeyince n’oluyor? Hiiiç bir şey olmuyor, insan ne artıyor ne eksiliyor. Masallar çoook eski zamanlara dayandığı için evlilik o zaman çok önemli olabilir ama günümüzde aynı masallardaki gibi tek amacı evlilik olarak belirlemek oldukça saçma, gereksiz ve komik. Dahası, evliliği (yani erkeği) tek çıkış yolu ve tek mutluluk kaynağı olarak görmek masallarda bile saçma dururken 21.yüzyılda (evet evet 2020 yılındayız!) aynı şekilde düşünenler beni hayrete düşürüyor. İnsan evlenmek isteyebilir, bu gayet normal bir şey ama bunu saplantı haline getirip yegâne amaç haline getirmek fazlasıyla komik, kusura bakmasınlar! Buna örnek verebileceğimiz (ne yazık ki!) birçok Türk dizisi var. Ben sadece “Bay Yanlış” dizisinden biraz bahsetmek istiyorum. Dizinin ismi bile konusunu ve senaryoyu anlamak için yetiyor aslında. Yine bir ultra mükemmel, kaslı bir erkeğin etrafında pervane olan/olacak salak, tek amacı evlilik olan bir kadın! Kadının eski sevgilisi onu terk etmiş, sebebi ise kadının aynı bir anne gibi davranmasıymış. Yani kadın adamın üstüne o kadar çok düşüyormuş ki adamın kadını kaybetme korkusu hiç yokmuş, yoksa çoook iyi bir insanmış da mış mış. Sonra bu eski sevgili 3 ay önce tanıştığı kadına evlilik teklif etmiş. Bizim kız çıldırmış tabii. “ben ona 3 yılımı verdim, 3 yılımı…!” “ben evlenecektim onunla!” ühü ühü ühü! Burada adamın yaptığı tam bir karaktersizlik, hatta adama ne denirse azdır. Ama burada bir diğer önemli sorun başrol kadının aldatılmasından çok evlenemiyor oluşuna dert yanıyor oluşu. Bizim pembiş gelin adayımız sonrasında bu acı durumdan çooook kısa zaman sonra bir doktoru gözünü kestirip onunla evlenmenin yollarını aramaya başlar. İşte tam bu esnada ise kendisine bu konuda yardım edecek olan ultra yakışıklı, kaslı, çapkın (!), serseri bir adamla tanışır. Şimdi bu dizinin masallardan ne farkı var? Hiçbir fark yok, değil mi? Eskinin masalı Pamuk Prenses ve Yedi Cüce, şimdikinin Bay Yanlış’ı. Bazı şeyler değişmiyor işte böyle! Strong Woman Do Bong Soon adlı Kore Dizisinin Masallarda Toplumsal Cinsiyet Bağlamında İncelemesi (dizi ile ilgili spoiler içerir!!) Kitapla aynı zamanlarda tamamen tesadüfen izlemeye başladığım bir diziden bahsedeceğim. Çok eğlenceli ve bazı klişelerden uzak olduğu için diziyi herkese tavsiye ederim. İlk bölümden beri gülmekten ölüyorum :D (diziyi yarıladım bu arada). Masallardaki ezik, salak kadınlarla güçlü erkekler bu dizide rolleri değiştirmiş. O kadar çok hoşuma gitti ki! Dizi isminden de anlaşılabileceği gibi “güçlü” bir kadın karakteri anlatıyor. Bu güç fiziksel güç ve ailede anneden kıza geçen harika bir güç! Ezik kadın karakter Kore dizilerinin klişelerinden biri olduğu için bu dizi bu yönüyle bana oldukça sıradışı geldi ve ba-yıl-dım. Ahh dedim, keşke ben de onun kadar güçlü olsam! Gerçi bu gücübir metafor olarak düşünebiliriz. Yani insan sadece fiziksel olarak güçlü olmaz, zihinsel/psikolojik güç de en az fiziksel güç kadar hatta bazen ondan da daha önemlidir. Bu konuyu diziden bir örnekle açıklayabilirim. Mesela kadın karakter fiziksel olarak çok güçlü olmasına rağmen psikolojik olarak tam tersi durumda. Çünkü annesi o zamana kadar erkek kardeşini daha çok düşünmüş (çürük meyveyi kadına verip en güzel meyveleri erkek kardeşine vermek gibi) ve kadın bu özel gücünü herkesten saklamak zorunda kalmış. Ama mahallede bir psikopat, güçsüz, zayıf (43-48 kilo aralığındaki) kadınları kaçırmaya başladıktan sonra bizim süper kadınımız (süperman’a bir rakip, hem de en diş(i)lisinden:D) gücünü artık saklamak istemiyor ve bu gücü “güçsüz” kadınları korumak için kullanmak istiyor. İşte kadının gerçek gücü budur! Normalde masallarda iyi kadın karakterler salak oldukları kadar (çünkü erkek diye yanıp tutuşuyorlar ve tek kelime ettikleri yok, her ne olursa kabulleniyorlar) pek bir nazlı olabiliyorlar veya şöyle diyeyim “ kızlar nazlıdır, kız evi naz evidir.” Değil mi? İşte bu dizide pek öyle değil, tam tersi. Kadının patronu bir nazlı ki, sormayın gitsin.:D Kadın yanlışlıkla her seferinde patronunun bir yerlerini kırıyor (:D), adam da naz yapıyor, duygu sömürüsü yapıyor. Diğer erkek karakter ise güçlü kadının çocukluk arkadaşı. Hele bu kişi var ya, salaklıkta masallardaki bazı kadınlardan bin beter. O kadar salak ki! Çünkü bizim super kadının adamdan hoşlandığını kadının patronu bile 2 saniyedeki anladı. Ama bizim salak, gram anlamadı. Bu salaklıkta kaçıncı seviye acaba? :D Super kadının gücünü şu linkten (https://www.youtube.com/watch?v=RQj_wxq-EVA) izleyebilirsiniz. Mafya üyelerinin hepsini hastanelik etmişti. :D Ayrıca şöyle bir prens vardı da (https://images.app.goo.gl/tZ9MqSKQrEny4wFcA) biz mi kaçırıp evlenmedik kardeşim? :D Kadın da evlenecek adamı pekala kaçırabilir. Kadın da romantik olabilir. Erkek çalışmayıp ev işleriyle uğraşırken kadın işe gidip evini geçindirebilir. Bu ve benzeri konularda erkeklere fazla sorumluluk yüklememek lazım. Ayrıca toplumumuzda kadınların çalışmama hakkı varken ( ki bence mecburiyet yoksa kesinlikle olmamalı) erkeklere bu hakkın tanınmaması büyük haksızlık. Bu konuda “kadın mutlaka çalışmalı” denilerek daha çok kadının açısından değerlendirme yapılıyor ama bana kalırsa erkekler bu konuda kadınlardan biraz daha şanssız. Çünkü her ne kadar kadının iş konusunda türlü sıkıntıları olsa da erkeğin çalışmama gibi bir lüksü yok, çünkü toplum buna izin vermiyor. Son söz olarak bunları yazmış olayım. Not: Kitapla ilgili onlarca alıntı paylaşmıştım. Kitap hakkında fikir sahibi olmak için alıntıları okuyabilirsiniz. 07.08.2020 22:14 ekleme: korkunç Hansel&Gretel masalıyla ilgili şu korkunç alıntıyı ekleyeyim. gonderi/81167812 08.08.2020 15.23 ekleme: kitabı pdf olarak okumak isteyenler için gonderi/80105885 (Medine T.)
Kitabı beğendim ve kadından önce bütün erkeklerin okumasını tavsiye ediyorum.Sebebi biraz kişisel olabilir.Elime alıp okumaya başladığımda uzun uzun öfkelerim oldu ama iyi oldu hala olaylara geniş pencereden bakabilen ve hatta pencerenin ham maddesinin ne olduğunu bilen insan varlığından haberdar oldum.(Rahatlatıcı) (Refika Rümeysa Tombul)
--reklam--
Masallar ve Toplumsal Cinsiyet PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Melek Özlem Sezer - Masallar ve Toplumsal Cinsiyet kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Masallar ve Toplumsal Cinsiyet PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Melek Özlem Sezer Kimdir?
Hacettepe Üniversitesi, Ekonomi Bölümü’nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı’nda yüksek lisans yaptı ve “Masallarda Toplumsal Cinsiyet” konulu bir tez hazırladı.. Üniversitelerde masal analizi dersleri verdi. Milliyet Çocuk (Miço) dergisinde köşe yazarlığı yaptı. Çocuk tiyatrosuna emek verdi. TRT radyolarına yetişkinler ve çocuklar için masal, özel radyolarda şiir programları hazırlayıp sundu. TRT Çocuk kanalı için animasyon senaryoları yazdı, seslendirme yaptı. Sinema, halkbilim ve şiir dalında pek çok ödül sahibi olan yazar, çocuklar ve yetişkinler için yirmiyi aşkın eser kaleme aldı. Derin adlı şiir kitabıyla 1998 Cemal Süreya Şiir ödülünü almıştır.
--reklam--
Melek Özlem Sezer Kitapları - Eserleri
- Masallar ve Toplumsal Cinsiyet
- Masal Masal Matitas
- Büyüklere Mektuplar
- Eldivenlerimi Kim Çalıyor?
- Eyvah, Gölgeler Değişiyor!
- Kırk Yamalı Ayna
- Karagöz'ün Gölgesini Kim Çaldı
- Nefser
- Sakız Çiğneyen Kedi
- Büyüklerle Dalga Geçme Dersleri
- Şiir Yazdım Masal Sandım
- Sen Hiç Kebikeç Gördün mü?
- Şapkadaki Balık
- Derin
- Bana Ezop De!
- Yokoko Maceralı Bir Yolculuk
- Sordum Durdum
- Dolapta Kim Var
- Yusuf ile Zeliha
- Taşa Yazdığım
- Söğüt Sefası Meyhanesi
- Ne Güzel Dedemsin Sen Nasreddin Hoca
- Ben de Karagöz ve Hacivat'la Eğlenmek İstiyorum
- Ejderhamın Sevdiği Oyunlar
- Benim Adım 13
- Uuuuu
--reklam--
Melek Özlem Sezer Alıntıları - Sözleri
- İnsan çok acı bir olay yaşadığında, sevdiği birini yitirdiğinde ya da o ilişki kendiliğinden yitip gittiğinde, bir ismin anlamı değiştiğinde, çok sevilen bir beden ölümün kıyısına çekildiğinde kalbinde kırk tane mum yanarmış. Zamanla bu mumlar teker teker sönermiş. Alevle birlikte acı da azalırmış. Ama bir mum hep yanarmış. İyi ki de yanarmış. Çünkü o yaşadığımızın kanıtıymış... (Masal Masal Matitas)
- Din sömürüsünün ulaştığı uç noktalarda, bizi en çok sömüreni huşu içinde destekleyen kitlelerin; dolandırıcının yaptıkları ne kadar ayyuka çıkarsa çıksın, bir türlü uyanamaması şaşırtır. (Masallar ve Toplumsal Cinsiyet)
- Bir gün Abhaz Halkının Masalları'nı okuduğumda, çevremde ve ne acıdır ki annemde bile anlam veremediğim pek çok şeyin şifresini buldum. İnsan, masallarını bilmeden halkını gerçekten tanıyamaz ki... (Kırk Yamalı Ayna)
- Bence öğrencisinden öğrenmeyi bilmeyen öğretmen çiçek açamaz. (Büyüklere Mektuplar)
- Hiç masal anlatılmamış bir çocuk olmak kadar anadilinde masal dinlememiş olmak da kavurur içimi. Bu masal antolojisini, ana diline sahip çıkan ve yeni nesillere öğretenlerle, anadili hakkı için mücadele edenlere adıyorum o nedenle. Abzıyaras! (Kırk Yamalı Ayna)
- Şimdi yemekler yeniliyor hapır hupur Vah canım, anneler hep böyle mi yorulur Düşmüş başı sofraya, uyukluyor horul horul Biz diyoruz ki aman ne nefis, oh oh oh Annem müziğine devam ediyor, hor hor hor! (Sakız Çiğneyen Kedi)
- Kediler ve Kadınlar Sarı boya,en sarı boya,kızıl boya Kahverengi,kestane,siyah boya Bütün bunları karıştırıp Çizgiler de yapıyorlar arada Kuaför sürekli boya hazırlıyor Ve herkesten farklı olmak için Ah çekip didiniyor kadınlar Oysa hiç uğraşmaz kedilerim Eşi yoktur güzelliklerinin Birinin tüyündeki desen Benzemez ki diğerine Saçı boyalı kadınlara bakarken Gülmeleri bundandır işte! (Sakız Çiğneyen Kedi)
- Anne, doğum günün kutlu olsun Ben öptükçe, kalbine mavi kuşlar konsun! (Sakız Çiğneyen Kedi)
- Ah ah yalnız kalmaktan beter acı var mı insana? (Masal Masal Matitas)
- Melahat Abla, birbirimize yardım etmemiz için sevgi yeterli değil mi? Neden hep borçlardan söz ediyorsun? (Büyüklere Mektuplar)
- bilsen öyle yorgunum ki martılar kanat çırpmıyor uykularımdan geçerken (Derin)
- Bence, "Erkekler ağlamaz," denilen bir yerde, asıl ağlamak cesurların ve güçlülerin işidir. (Büyüklere Mektuplar)
- Masal insanın en özgürleştiği anlatım biçimi olduğundan; anlatıcı başka bir zeminde söylese kafasının uçurulacağı fikirleri, alkış alarak anlatıyor. Etrafını masalın acar diliyle eleştirirken ya da ortak anılara gönderme yaparken kahkahalar göğü çınlatıyor. (Kırk Yamalı Ayna)
- 1864'teki Büyük Sürgün'den beri Türkiye diasporasında yaşayanların anavatanlarındaki nüfusu aştığı ama Türkiye'deki çoğu kişinin adını bile bilmediği Abhaz halkının Apsuva kolundan doğdum ben. Tarihi boyunca katliamlara uğramış, dalları koptuça kökü de sarsılmış; kırık dökük gemilerle yaptığı sürgün yolculuğunu, balıkların kardeşlerini yediğine şahit oluşunu birkaç kuşak anlatmış ve sonra unutmayı seçmiş bir halk. (Kırk Yamalı Ayna)
- Düştüm sanırken dalgın aklıyla batağa saplanmış.. (Masal Masal Matitas)
- Uzun süre şair olarak davet edildiğim etkinliklerde punduna getirip masal anlattım örneğin. "Önce biz çocuk muyuz, masal da neyin nesi dedik ama sonra hoşumuza gitti. Büyük olmamıza rağmen..." dedi dinleyiciler. "Büyük olmamıza rağmen" benim yıkmak için en çok uğraştığım yargılardan. (Kırk Yamalı Ayna)
- Çocuklaşmanın formülü çok basit aslında: Neşe, cıvıltı ve pırıl pırıl bir zekâyla bakmak hayata! (Büyüklere Mektuplar)
- Ah Nefser, dertlerimi başkalarına anlatmaya Çok üşeniyorum... (Nefser)
- Uyuyorum Nefser, uyanıyorum da üstelik Ama ne gün, ne gece bir nebze değişmiyor Başlamak için heves, bitirmek için mecal Ömrümüz var da Nefser, hayat niye yok? (Nefser)
- ... muhatap alınmadığında, bir dil öğrenilmiyor ve bu insanın canını fena acıtıyor. O zaman kırgın, buruk, üstelik kâh coşkuyla koşan kâh küsüp uzaklaşan bir sevgi geliştiriyor insan kendi kültürüne karşı. Sanırım bana bırakılan en kötü miras, bu çaresiz sevgi. (Kırk Yamalı Ayna)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin