Kitap Künyesi
Yazar: Sibel K. Türker
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750726538
Sayfa Sayısı: 328
--reklam--
Mecnun Kelebekler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Tamam öldüm öldüm de, bir sor acaba yaşadım mı ben?"
Sibel K. Türker'in yeni romanı Mecnun Kelebekler, bambaşka bir dünyanın diliyle yazılmış. Ev işlerine giden Filiz, bir markette kasiyerlik yapan kızı Nilay, Filiz'in ayrıldığı kocası tekel büfecisi İsmet ve Filiz'in arada bir oturmaya gittiği falcı Vedia… Ve aynı alt sınıf çevresinden yan karakterler… Sibel K. Türker, şaşırtıcı bir başarıyla anlattığı bu renkli karakterleri, usta bir ressam gibi, tüm renkleriyle, adeta nakşediyor.
Mecnun Kelebekler, başka romanlara benzemiyor, Sibel K. Türker'in bugüne dek yazdığı romanlara da benzemiyor; alabildiğine renkli ve çoksesli bir Türkçe, dozu gittikçe artan bir mizah, her biri mecnun kelebekler gibi sayfaların arasında dolaşan karakterler -değeri bilinmemiş şairler, görüşü sorulmamış filozoflar, medyum bile sayılmamış simyacılar- aracılığıyla çizilmiş unutulmaz bir "günümüz Türkiye'si"…
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Mecnun Kelebekler Alıntıları - Sözleri
- "Kaderlerde,bahtlarda ve tenlerde sanki suç ve günahlar siyahta yuva yaparmış gibi aklık gözetiliyordu.Toplumun bu fikrisabit aklık duygusundan,bu amansız saplantısından içi bulanıyor ancak olan biteni biraz uzaktan izlemenin eğlencesiyle avunuyordu.Böyle akların içinde kara olmanın bir tadı vardı doğrusu.Ve berbat da bir sorumluluğu."
- Sözle ölmüyordu İsmet. Sözle belki çok yaşlılar, kalbi, tansiyonu, astımı olanlar ölebilirdi. Bir de kitaba düşkün olan hassas ruhlar.
- Tecrübe, ancak ölmemeyi sağlarsa tecrübeydi.
- Işıklar dünyasında alınan her biçim onu bezdiriyordu. Karanlığın şekle gönül vermeyen bir gururu, ağırbaşlılığı vardı.
- "...Demek bir imge uçuşan anlar gibi yakalanamaz bir şeydi."
- Aşkın tepelerde değil, çukurlarda bulunabileceğine iyice kâni olmuştu.
- Hayatın yükünü ayaklar mı yürek mi çekerdi acaba? Akılsız başın cezasını ayaklar çekerdi de, akılsız hayatların cezasını elbet yürekler göğüslenirdi.
- Mükemmel son için yalnızca biraz sabır gerekliydi.
- Bir devrimci de olsa insan hep ama hep dışarıdaki özgürlüğü arardı.
- Sabah dediğimiz şey, boğucu ve yıldırıcı yalnızlığımızın, şu işgünü dedikleri çilenin başlangıç saatleriydi.
--reklam--
Mecnun Kelebekler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Mecnun Kelebekler", daha önce kendisini bazı gazetelerin kültür-sanat eklerinde yazdığı yazılarla tanıdığım Ankaralı yazar ve hukukçu Sibel Kayalı Türker'in ikinci kez okuduğum kitabı. Basit bir temizlikçiden (Filiz) ülkenin en tepesindeki isme kadar, kitaptaki tüm kahramanların içinde zamanı geldiği ve mekânı uygun olduğunda uyanacak "mecnun" kelebekler var. Kitap, galiba bunu anlatıyor. Kitabın, "aklı başında" tek kahramanı olmaması, romanı bu anlamda ismiyle müsemma bir eser kılıyor. (Burhanettin Şimşek)
Mecnun Kelebekler bir sokak kavgasıyla başlıyor ve kavganın tek gerçek şahidi Cemal abisi ile yürüyüşe çıkan efsunlu Vedia'nın kör oğlu Ferhat. Parklarda, bahçelerde gezerek hiç görmediği dünyanın hayatlarını anlatıyor Cemal abisi Ferhat'a, Vedia halasında kalmaya başladığı günden beri Cemal kendi kavgasının sorgusunu içinde veriyor. Böylelikle gerisin geri başlıyor herkes sorguya takkesini önüne koyup, özellikle Filiz, kocası İsmet onu terk edince iyi saatte görünsünlerle kendi iç maneviyatına dönüp dolaşıp sıkışıp kalıyor. Gündelikçilikle geçirdiği evini, maddi varlığını umursamıyor hatta gözü tek evladı Nilay'ı bile görmüyor. Nilay eski devrimci idealist büfeci babası İsmet ve mum ışığında kendini arayan annesi arasında ikiye bölünüyor. Filiz her dara düştüğü vakit tek dostu Vedia ablasına koşuyor okuyup üflesin diye, neler okumuyor ki Vedia abla lakin boynu bükük bir gül olmaktan öteye gidemiyor Filiz. Çok severek okudum Mecnun Kelebekler'i, yalın bir anlatım ile yağmurlu bir günün sabahı dinlenen o güzel şarkı gibi bir etki bıraktı üzerimde. (Her Bir Sayfa)
Eserin isminin bizi şöyle hafiften kanatlandırdığını kabul edelim önce dimi? Aslında kendi halinde, sıradan, öyle içimizden birilerini belki..biraraya getirmiş yazar, hayatlarını kesiştirmiş işte. En çok Vedia'yı sevdim galiba, eserin bir kısmında kendi sol ayağını konuşturuyor, bir kısmında da sol eli ile ilgili düşüncelerini paylaşıyor. Düşünüyorum da aynı benim sol el-ayağım! (bknz;83-31) Oluşan farkındalığım sonrası, sol ayağıma ara ara öncelik vereceğim ve sol elime daha fazla sorumluluk yükleyeceğim sol el ve ayağını, sağ el ve ayağına oranla daha az kullananlar orantısız davranmaktan vazgeçin! . (Enesay)
--reklam--
Mecnun Kelebekler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Sibel K. Türker - Mecnun Kelebekler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Mecnun Kelebekler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Sibel K. Türker Kimdir?
Sibel K. Türker, 1968'de Ankara'da doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Uğur Mumcu Araştırma Gazetecilik Vakfı seminerlerine katıldıktan sonra öykü yazmaya başladı. Şiirleri Sombahar dergisinde; denemeleri Radikal İki ve Milliyet Sanat'ta; öyküleri ise Hayalet Gemi ve Adam Öykü'de çıktı. Kalp Yazan ve Öykü Sersemi adlı ilk iki öykü kitabı Doğan Kitapçılık tarafından yayımlandı.
--reklam--
Sibel K. Türker Kitapları - Eserleri
- Hayatı Sevme Hastalığı
- Ağula
- Burada Kalmak
- Şair Öldü
- Meryem'in Biricik Hayatı
- Benim Bütün Günahlarım
- Mecnun Kelebekler
- Öykü Sersemi
- Kalpyazan
- Aşk'ın Kalplerimizdeki Mutat Yolculuğu
- Öykü Sersemi
- Şair Öldü
--reklam--
Sibel K. Türker Alıntıları - Sözleri
- "Yanımda , bavulumda taşıdığım , gözüm gibi sakındığım tek bir anım bile yok. Çocukluğun , hayat denen güvenli kucakta bir saat oturmuşluğu , uykuya dalmışlığı yok." (Ağula)
- "Bu ülkede vizyon yok, genişlik yok.Hep gerçek; yekpare çirkin Allahsız gerçek. Ne hayrını gördük ki?" (Ağula)
- “…Çünkü hakikate ulaşmak zaman alırdı. Çünkü hakikatin katmanları deniz tarağı Ming’in kiler kadar kolay sayılmazdı.” (Meryem'in Biricik Hayatı)
- Çok yaşa demeyeyim çocuğum, bilinçli yaşa. (Ağula)
- Hiçbir şey dilemiyoruz, hiçbir şey öbür dünyadan; Yalnız deniz üstünde bir ışık, deniz üstünde yalınayak bir ışık ve uykuya dalmış karalar... (Kalpyazan)
- "Korktukça gelir seni bulur," diyor odaya seğirterek. "Batıl gelir seni bulur..." (Hayatı Sevme Hastalığı)
- İnsan sesinden uzakta,tek bir dalın ya da kuşun,yaprağın,hışırtının,belli belirsiz yaşamanın dokunulmazlığına sığınırdım. (Şair Öldü)
- Bir parça akıl,ne bileyim derinlik,aşk,duygu,yetenek ısmarlayacağımız bedeli çoktan ödenmiş varlığımız bizi bekler,bizi kuşatır,sizi bırakmaz.Kendimize dair köleliğimiz çok eskidir insan azat edilme beklentisiyle doğar.... (Şair Öldü)
- " İnsan, uzayın ve tarihin herhangi bir noktasında unutulmuş bir taştır. Kimse yerinden kaldıramaz onu, Tanrı bile..." (Öykü Sersemi)
- Kimse beni dövmedi,ama acıyor. Acıyor işte... (Burada Kalmak)
- "İşte seni sırf bunun için kabul ederim. Harf oyunlarına girme. Seni, orijinal yalnızlığın için takdir ederim." (Şair Öldü)
- Fakat annenizin ani ölümü size şunu öğretir: ertesi günün olmadığını. Sadece onun için değil sizin için de olmayacağını. (Hayatı Sevme Hastalığı)
- "Geriye hiçbir şey kalmazmış... geriye boşluk kalırmış. Boşluk kalabilir mi ki? (Burada Kalmak)
- “İnsanlar aşağı yukarı birbirine benzer ve yazgıları da...” (Meryem'in Biricik Hayatı)
- Hayat kendini yazdırıyorsa bunda ne aramak gerek?Önem ve hile.Azıcık hile.Çünkü hayat düzenbazdır (Şair Öldü)
- Bir de tuhaf ama bütün bu sıkıntılarla yaşamak güzeldi. Baş ağrısı hissetmek nedense güzeldi. Of çekmek ve bununla dağları yerinden oynatamamak, insanın evrendeki etkisizliği harikuladeydi. (Benim Bütün Günahlarım)
- Hayatın yükünü ayaklar mı yürek mi çekerdi acaba? Akılsız başın cezasını ayaklar çekerdi de, akılsız hayatların cezasını elbet yürekler göğüslenirdi. (Mecnun Kelebekler)
- Sözle ölmüyordu İsmet. Sözle belki çok yaşlılar, kalbi, tansiyonu, astımı olanlar ölebilirdi. Bir de kitaba düşkün olan hassas ruhlar. (Mecnun Kelebekler)
- "Kaderlerde,bahtlarda ve tenlerde sanki suç ve günahlar siyahta yuva yaparmış gibi aklık gözetiliyordu.Toplumun bu fikrisabit aklık duygusundan,bu amansız saplantısından içi bulanıyor ancak olan biteni biraz uzaktan izlemenin eğlencesiyle avunuyordu.Böyle akların içinde kara olmanın bir tadı vardı doğrusu.Ve berbat da bir sorumluluğu." (Mecnun Kelebekler)
- İnsanlar ricadan filan değil yalnız emirden anlıyorlardı.Sindirilmis toplum. (Benim Bütün Günahlarım)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin