Kitap Künyesi

Yazar: Emile Zola

Yazar: Guy de Maupassant

Yazar: J. K. Huysmans

Yazar: Henry Ceard

Yazar: Leon Hennique

Orijinal Adı: Les Soirées de Médan

Yayın Evi: Sel Yayınları

İSBN: 9789755708850

Sayfa Sayısı: 239

Medan Geceleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Natüralizmin öncüsü Émile Zola’nın Médan’daki evinde toplanan dönemin önde gelen yazarları geçmişin anılarına dalarlar ve bu sohbet ortamının sonucunda ortaya 1870 Fransa-Prusya Savaşı’nı konu alan altı öykü çıkar. 1880 yılında yayınlanan ve Médan Geceleri adı verilen bu öykü derlemesi edebiyat çevrelerinde geniş yankı uyandırır.

Cesetlerin ve yıkıntıların ortasında “Zafer!” naraları atan aptal subaylardan, sözde vatansever burjuvaların savaş ortamında iyice su yüzüne çıkan ikiyüzlü ve aşağılık ahlakına, “düşman”la savaşmayı beklerken tek yapabildikleri şey müdavimi oldukları genelevi yerle bir etmek olan “kahraman”lardan, tek bir emirle askerleri ölüme gönderip kendileri zevk ve sefa içinde gününü gün eden generallere ve askerlerin dostluk, korku, hastalık, gözyaşı, bit, pislik, ölüm ve firarına hiç eskimeyen ve değişmeyen bir tablo...

Zola, Maupassant, Huysmans, Céard, Hennique ve Alexis gibi dünya edebiyatının klasikleşmiş yazarlarından savaşın insanlıkdışılığına, dehşetine ve anlamsızlığına dair bu unutulmaz savaş karşıtı öyküler ilk kez Türkçede...

(Tanıtım Bülteninden)

Medan Geceleri Alıntıları - Sözleri

  • İnsanlığa fayda sağlamak için her gün yeni yollar keşfeden onca insan varken neden diğerleri zarar vermek uğruna bu kadar zahmete girmek zorunda?
  • Ne de olsa, sefalet her şeye boyun eğdirirdi.
  • Boşa harcanan paradan söz edildiğini ne zaman duysa acı çekiyor, bu konuda yapılan şakaları bile anlamıyordu.
  • Kendi halinde bir komşuya saldırıldığında savaş bir barbarlıktır; ama vatanı savunmak kutsal bir görevdir.
  • Yabancı düşmanlığı, bir fikir uğruna ölmeye hazır bazı gözüpek insanları her zaman silahlandırır.
  • Doğrusu, ister Prusyalı, ister İngiliz, ister Polonyalı, ister Fransız olsun, insanları öldürmek çok kötü bir şey değil mi ? Size zararı dokunan bir kişiden öç alırsanız, bu kötü bir şey olur mahkum edilirsiniz; ama delikanlılarımızı av hayvanı gibi tüfekle gebertirseniz, demek bu iyi, çünkü en çok gebertene madalya veriyorlar! Hayır bakınız, ben bunu hiç bir zaman anlatmayacağım!
  • Gençlere cesaret vermekte aşk gibisi yok!
  • Hukuk pek hoşuma gitmiyordu. Yasaların bazı kişileri en küçük sözcükler üzerinde uzun uzadıya tartışma fırsatı vermek için bile bile yanlış yazıldığı kanısındayım; bugün bile hâlâ, açık açık yazılmış bir cümlenin mantıken bu kadar çok değişik yorum içeremeyeceğini düşünüyorum.
  • Fazla tiksinmeden yapabileceğim bir meslek arayarak kendimi yokladığım sırada müteveffa imparator bana bir meslek bulmuştu bile: Politikasının beceriksizliği yüzünden beni asker yaptı.
  • "Evet, savaş... Neye yarıyor bu?"
  • Uzaktaki köşesinden çıkıp gürültü patırtıyla diktatörlük mevkisine yükseliyordu; vatanın bütün umutlarının umutsuzca bağlandığı bu gönüllü efendi için kendisine boyun eğdirmek daha baştan kolaydı.
  • Süvariler, piyadeler, topçular, seyyar birliğin erlerine kadar ordunun her kademesinde sevgilisi vardı. Aşkta sınıflandırma yapan ve kadının sadakatsizlikleri yüzünden değil, sadakatsizlikleri atlarla işlediği için şerefini lekelenmiş sanan general, birlikleri ve rütbeleri öfkeli ve taşkın bir sesle sayıp döküyordu.
  • Bir isyan patlak verdi. Her şeyden yoksunken hiçbir şeyimizin eksik olmadığını söyleyen bu maraşele inanmamıştık; şikayetlerimizi zorla bastırmaktan söz ettiğinde, koro halinde, bangır bangır bağırdık.
  • Düşünün!..

Medan Geceleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Altı ünlü yazarın Fransa- Prusya savaş zamanında anılarından yola çıkarak yazdıkları eser; Savaşın anlamsızlığı ile acımasızlığını açıkça ortaya koyarken kendilerini zorlayan şartlar altında yaşayan insanların ne denli ikiyüzlü, fevri ve korkakça davranabileceklerini gözler önüne sermektedir. (Büşra)

Medan Geceleri/Zola-Maupassant- Huysmans-Geard-Hennique-Alexis /Kapra Yayınları/246 Sayfa. Kitabın ilk sayfalarında her bir yazarın kısa özgeçmişlerine yer verilmiş. Kitap; Zola ile Medan'da başlığı altında Emile Zola'nın Medan'daki evinde, arkadaşlarını ağırlarken, onlardan birer hikâye yazmalarını istemesiyle başlıyor, sonrasında Leon Hennique'in önsözüyle devam ediyor ve kitap her birinin birer hikayesinden oluşuyor. Emile Zola'nın Değirmene Saldırı, Guy de Maupassant'ın Yağ Tulumu, Joris-Karl Huysmans'ın Sırt Çantası, Henry Ceard'ın Kan Dökme, Leon Hennique'in 7 Numara, Paul Alexis'in Savaştan Sonra isimli hikâyelerinin hepsi Prusya ve Fransa savaşını anlatıyor. Çoğu hikâyede askerlerden çok fransız halkının yaşadığı zorluklar anlatılmış. Hepsi birbirinden güzel ve sürükleyici hikâyeler ve çok anlamlı betimlemeler de eklenmiş. Beni en çok etkileyen iki hikâye vardı. Biri Zola'nın, diğeri de Maupassant'ın hikâyeleri. Zola'nın hikâyesinde, fedakârlık, seçme zorunluluğu, arada kalmışlık duygusu ve umut çok güzel kaleme alınmıştı. Maupassant'ın hikâyesinde ise insanların çıkarları söz konusu olduğunda, her ne şartta olursa olsun, çok kolay tavır değiştirebilecekleri ve bir insanın çaresizliği çok güzel anlatılmıştı. Kitap genel anlamda çok başarılı bir kitaptı. (Kapalı Mavi)

Medan Geceleri: Bir kaç bölümden oluşan özel dizi gibi harika hikayeler sizleri bekliyor. Etkileyici hikayeler olmasına rağmen Avrupa gözümde hep bir kirli göründüğü için sanırım hikayelerin insanları da kirli geldi. Bir iki cümle dışında altını çizmeyi ve tekrar dönmeyi gerektirecek bir şeyler bulamadım. "Yabancı düşmanlığı, bir fikir uğruna ölmeye hazır bazı gözü pek insanları her zaman silahlandırır." "Doğrusu, ister Prusyalı, ister İngiliz, ister Polonyalı, ister Fransız olsun, insanları öldürmek çok kötü bir şey değil mi ? Size zararı dokunan bir kişiden öç alırsanız, bu kötü bir şey olur, mahkum edilirsiniz; ama delikanlılarımızı av hayvanı gibi tüfeklerle gebertirseniz, demek ki bu iyi, çünkü en çok gebertene madalya veriliyor! Hayir, bakınız, ben bunu hiç bir zaman anlayamayacağım!" (İhsan Duruk)

Kitabın Yazarı Emile Zola Kimdir?

Émile François Zola (2 Nisan 1840 – 29 Eylül 1902), Fransada natüralizm akımının öncüsü olan ünlü bir yazardır. Zolanın edebiyat dışındaki şöhreti ise, Dreyfus Davasında takındığı aydın tavrından kaynaklanmaktadır. 1897 yılında Fransız ordusunda Yahudi olması nedeniyle askeri yargının duyarsızlığına kurban giden yüzbaşı Dreyfus’u hükümetin bütün baskılarına rağmen savunan ve Fransa devlet başkanına hitaben “İtham Ediyorum” makalesini yayınlayan Zola, baskılardan dolayı Fransayı terkedip bir süre Londrada yaşamak zorunda kaldı. Çabaları sonucunda Dreyfus Davasının yeniden görülüp adaletin yerini bulması sonucu yurduna döndü. Émile Zola, 1902 sonbaharında,kaldığı otelin yatak odasında duman zehirlenmesinden öldü. “Nana”, “Germinal” ve “Meyhane” en tanınmış romanlarıdır.Tüm romanlarında,doğal ve gerçekçi bir tarzla,hayatın zorluklarından bahsedilir.Örneğin Nana adlı romanda yokluktan dolayı batağa sürüklenen bir genç kızın dramı,büyük bir gerçekçilik ve dramla anlatılır.

Emile Zola Kitapları - Eserleri

  • Paris Yıldızı
  • Nana
  • Meyhane
  • Yaşama Sevinci
  • Therese Raquin
  • Hulya

  • Suçluyorum
  • Bir Aşk Sayfası
  • Gerçek
  • Emek (1 Cilt)
  • Döl Bereketi - 1
  • Döl Bereketi - 2
  • Apartman

  • Germinal
  • İtiraf
  • Hayvanlaşan İnsan
  • Paris'in Karnı
  • Toprak 1
  • Rahip Mouret'nin Günahı
  • Sel

  • Bir Gecelik Aşk Uğruna
  • Doktor Paskal
  • Para
  • Plassans Papazı
  • Marsilya'nın Gizemleri
  • Medan Geceleri
  • Aşk Bitmesin

  • Toprak 2
  • Emek 2. Cilt
  • Deneysel Roman
  • Değirmene Hücum
  • Canlı Ölü
  • Başyapıt
  • Germinal

  • Nana
  • Captain Burle
  • Yıkılış
  • Döl Bereketi 3
  • Seçilmiş Əsərləri
  • Nasıl Ölünür
  • Meyhane (II. Cilt)

  • Rougon'ların Yükselişi
  • Rougon'ların Yükselişi 2.Cilt
  • Bir Aşk Sayfası 2
  • Aşkların En Güzeli
  • Bir Aşk Gecesi
  • Beşerdeki İfrit

Emile Zola Alıntıları - Sözleri

  • Bu adamlar sevmiyorlar, sevmekten âciz insanlar, bunlar! Para, iktidar, ihtiras, zevk, evet, bunlar ellerinden gelir, fakat aşk onların kârı değil! (Döl Bereketi - 1)
  • Sonra, tek bir sözcükle sürükledi Pauline'i içeri: "Gel, pis çocuk." (Paris'in Karnı)
  • Elindeki minik demeti, büyük bir hazla kokladı. Evet! İşte kardeşlik bağının getirdiği iyilik, bir başına mutluluk yaratan sevgi, evreni kurtararak, yeni baştan kuracak olan aşk! (Emek (1 Cilt))
  • ''Bu acının tesellisi yok. Yardım istemiyorum.'' (Sel)
  • "Evlendirin; eğer onlar aileleriyle böyle çekişmeye, bütün engelleri aşmaya yönelten büyük bir aşkla birbirlerini seviyorlarsa evlendirin. Mutluluğu ancak sevgi sağlar." (Emek (1 Cilt))
  • Bütün ihtilaller burjuvalar için yapılıyor. (Paris'in Karnı)

  • Gene hasta sandı kendini, sağlığının tama­men yerine gelmesi için son bir şeye gereksinimi vardı: Nerede arayacağını, nerede bulabileceğini bilmediği bir bütünlük gereksinimi, eksiksiz bir doyum gereksinimiy­di bu. (Rahip Mouret'nin Günahı)
  • Therese'nin odasındaydı ve bu içini mutlulukla doldurdu. Sonra bir anda, bir adamın cesedinin de orada olduğu, nişin oyuğundaki perdelerin tenine dediği aklına geldi. Tüyleri ürperdi, bayılacak gibiydi. Therese bu ufak tefek adamı sevmişti, Aman Tanrım! Bu mümkün müydü? Adamı öldürdüğü için kızı affedebilirdi; asıl kanını kaynatan şey , Colombel'in çıplak ayaklarının dantelli yatak örtülerinin ortasında uzanıyor oluşuydu. (Bir Gecelik Aşk Uğruna)
  • ... sonunda sahidende pis bir hal alıyor bu iş. Ben peşleri sıra bir sürü çocuk sürükleyen insanlar gördüğüm zaman sarhoş bir aile görmüş gibi tiksiniyorum. Ondan hiç farkı yok, hatta daha pis. (Döl Bereketi - 1)
  • -İstemiyorum! Kimse gelmesin! (Apartman)
  • Boşa harcanan paradan söz edildiğini ne zaman duysa acı çekiyor, bu konuda yapılan şakaları bile anlamıyordu. (Medan Geceleri)
  • Savunma artık savaşı,savaştan kirli bir şey yok bu dünyada ! (Yıkılış)
  • insan güçlü olmadığı zaman akıllı olmak zorundadır. (Germinal)

  • İnsan tehlikenin gözüne bakarsa ona meydan okur. Kahramanlık denen şey de budur, bundan daha gizemli ya da daha fazla bir şey değil. (Yıkılış)
  • Fakat insanlar gerçekleri bildikleri halde, bunu itiraf etmek istemezler. Bu nedenle suçu daima talihe yüklüyorlar, Tanrı 'nın gazabına uğradıklarını ileri sürüyorlardı. (Meyhane)
  • Kentleri ateşe verin, insanları kırıp geçirin, her şeyi kökünden kazıyın, bu çürümüş dünyadan hiçbir şey kalmadığı zaman yerine daha iyisi biter belki. (Germinal)
  • İşte böyle… Tutku denen şey kaçınılmazdı… (Bir Aşk Sayfası)
  • Ben sözcükleri sevmem... İnsan birini sevdi mi, yapabileceği en iyi şey onu göstermektir. (Apartman)
  • "Beni olduğum gibi kabul etmelisin." (Nana)
  • Evet, modern konuyu ele alıyorlar. Aydınlık renklerle boyuyorlar, fakat bayağı ve düzgün resim tarzını, herkesin yaptığı göze hoş görünür tertibi, hasılı, beri tarafta burjuvalar beğensin diye öğrenilen formülü muhafaza ediyorlar... Sonra işin kolayına bakıyorlar, tahtadan oyuncak boyar gibi çırpıştırma iş görüyorlar. Bu el çabukluğu, bu rahat iş görme tarzı başarı kazandırıyor. Halbu ki kürek cezasına layık görülmeli... Anlıyor musunuz? (Başyapıt)