Kitap Künyesi
Yazar: Ahmet Kabaklı
Yayın Evi: Türk Edebiyatı Vakfı
İSBN: 9789757594352
Sayfa Sayısı: 190
--reklam--
Mehmet Akif Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Özü ile sözü bir adam! Özü - sözü bir olan örnek insanlar ne kadar da azalıyor! Hayatını milletine vakfetmiş çok değerli şairimiz Mehmet Âkif’i bu eser daha yakından tanıtıyor ve daha bir sevdiriyor. Okullara tavsiyeli bu kitabı herkesin elinin altında bulundurması gerekiyor.
--reklam--
Mehmet Akif Alıntıları - Sözleri
- Sahipsiz olan memleketin batması haktır Sen sahip olursan, bu vatan batmayacaktır.
- Endülüs tacı elinden alınan son İslam hükümdarı, bir kayanın sırtına tırmanır da etrafa bakar. O elden çıkardığı zümrüt gibi ovalar, bîçareyi hüngür hüngür ağlatır. Annesi Valide Sultan, onun bu hıçkırıklarını pek haklı görür de şu acı şeyleri söyler: " Mademki düşmanlarla erkek gibi çarpışmadın, şimdi hiç olmazsa kadınlar gibi otur ağla. "
- Akif, Müslümanlığın gerilikle, tembellikle, vurdumduymazlıkla, riya ve gösterişle, merhametsizlikle, haksızlığa boyun eğmekle mümkün olmadığını haykıran mürşittir...
- Akif, menfaat ve nifak erbabına cevap vermeye tenezzül etmiyor; hakikati söylemenin artık faydasız ve tesirsiz olduğunu düşünüyordu.
- ... Ağlarım,ağlatamam;hissederim,söyleyemem; Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım! Oku,şayet sana bir hisli yürek lazımsa; Oku, zira onu yazdım iki söz yazdımsa.
- Ağlarım, ağlatamam, hissederim, söyleyemem. Dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım.
- Eski dünya, yenidünya, bütün akvam-ı beşer kaynıyor kum gibi, tufan gibi, mahşer mahşer yedi iklimi cihanın duruyor karşısında, Ostralya ile beraber bakıyorsun: Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk; sade bir hadise var ortada: vahşetler denk.
- Zira tarih bir tohumdur ve tohumlar ölmez. Yeniden ekilir, bakılır ve korunursa, güzel çiçekler verir.
- Atiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak... Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak. Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle. İmânı olan kimse gebermez bu ölümle: Ey dipdiri meyyit, 'İki el bir baş içindir.' Davransana... Eller de senin, baş da senindir! His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin? Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin. Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz? Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz? Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın? Esbâbı elinden atarak ye'se yapıştın! Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan. Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk! Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk! Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın? Ye's öyle bataktır ki; düşersen boğulursun. Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun! Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar; Me'yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: çözülmez... En korkulu câni gibi ye'sin yüzü gülmez! Mâdâm ki alçaklığı bir, ye's ile şirkin; Mâdâm ki ondan daha mel'un daha çirkin Bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman, Nevmid olarak rahmet-i mev'ûd-u Hudâ'dan, Hüsrâna rıza verme... Çalış... Azmi bırakma; Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma! Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş... Sesler de: 'Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş! ' Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından, Tek kol da yapışsam demiyor bir taraftan! Sâhipsiz olan memleketin batması haktır; Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır. Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar... Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var. Feryâd ile kurtulması me'mûl ise haykır! Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır! 'İş bitti... Sebâtın sonu yoktur! ' deme, yılma. Ey millet-i merhûme, sakın ye'se kapılma. 14 Mart 1913 Mehmet Akif Ersoy
- Demek İslam'ın ancak Namı kalmış müslümanlarda Bu yüzdenmiş demek hüsranı milli son zamanlarda
- Çözde artık yükümün Kördüğüm olmuş bağını Bana çok görme ilahi bir avuç toprağını
--reklam--
Mehmet Akif İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap 3 bölümden oluşmaktadır. İlk bölümü hayatı ikinci bölümü fikirleri,millet-İslam ülküsü, Kur 'an ile ilgisi, şiirleri , İstiklal Marşı ve Tahlili, üçüncü bölümde ise nesirlerinden parçalar anlatılır. Okurken asla sıkılmıyorsunuz tam aksine Âkif'in iç dünyasına giriyorsunuz . Ve öğrendiklerinizden sonra eserlerinden birini veya şiirini okuduğunuz zaman ne anlatmak istediğini çok daha kolay kavrayabiliyorsunuz. On dört asır evvel yine bir böyle geceydi! Kumdan, ayın on dördü bir öksüz çıkıverdi! Lakin o ne hüsranda ki hissetmedi gözler; Kaç bin senedir halbûki bekleşmedelerdi! (Merve GÜL DALYAN)
Mehmet akif ersoy un kısa bir hayat hikayesi ama özellikle akif un fikir dünyası ve şahsiyeti incelenmekte şiir tahlilleri ben çok akif in camii vaazları ve kuran i kerim ayetleri yorumunu beğendim güzel bir eserdi (Mutlu insanlar fotografhanesi.)
Özü ile sözü bir adam! Özü-sözü bir olan örnek insanlar ne kadar da azalıyor! Hayatını milletine vakfetmiş çok değerli şairimiz Mehmet Âkif'i bu eser daha yakından tanıtıyor ve daha bir sevdiriyor. Okullara tavsiyeli bu kitabı herkesin elinin altında bulundurması gerekiyor. (Hakan Arıkan)
--reklam--
Mehmet Akif PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ahmet Kabaklı - Mehmet Akif kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Mehmet Akif PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ahmet Kabaklı Kimdir?
1924 yılında Harput'ta doğdu. 1931 yılında Elazığ Numune mektebine girdi,ilk ve orta öğrenimini tamamladı.
Elazığ Lisesi'nden 1944 yılında mezun oldu ve Edebiyat Fakültesine kayıt yaptırdı.
20 Kasım 1946 tarihinde "Yunus Emre mi Yalan Söylüyor, Gölpınarlı mı? " başlıklı yazısının Son Saat Gazetesinde yayınlanması ile yazı hayatı başladı. "Hareket" Dergisinde "Ayın Hercümerci" başlığı ile yazılar yazmaya devam etti. 1948 yılında İstanbul Edebiyat Fakültesi Türk Dili Edebiyatı Bölümünü bitirdi ve Diyarbakır'da öğretmenlik hayatına başladı, 2 yıl öğretmenlik yaptı ve aynı zamanda "Karacadağ" dergisini yönetti.
Askerliğini yapmak üzere görevinden ayrılıp Manisa'ya gitti; askerlik görevini tamamladıktan sonra 1951 yılında Aydın Ticaret Lisesi'nde yeni öğretmenlik görevine başladı. Aynı lisede öğretmenlik yapan arkadaşı Meşkure Hanım ile 1952 yılında evlendi. 1955 yılında Ankara Hukuk Fakültesine kayıt oldu.
1956 yılında Tercüman Gazetesi'nin düzenlediği fıkra yarışmasında "Üniversitede Münazaralar" yazısı birinci seçildi. Eğitim stajını yapmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bir yıllığına Paris'e gönderildi. Yazılarına "Uzaktan uzağa", "Paris'ten Paris notları", "Paris Mektupları" başlıkları altında Paris'ten devam etti.
1958 yılında Türkiye'ye dönünce İstanbul Çapa Eğitim Enstitüsüne öğretmen olarak atandı. İstanbul Hukuk Fakültesindeki eğitimini 1959 yılında tamamlayıp 1961 yılında İstanbul Barosu Avukatlarına katılarak kısa bir süre avukatlık yaptı.
1961 yılında Tercüman Gazetesinde "Gün Işığında" adlı köşesinde yazmaya başladı. Çapa Eğitim Ensitüsünde 1969 yılına kadar öğretmenlik yaptıktan sonra İstanbul Yüksek Öğretmen Okulunda öğretim görevlisi olarak çalışmaya devam etti. 1974 yılında emekli oldu. İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nda edebiyat dersleri verdi.
1978 yılında Meşkure Kabaklı, Rıfat İzzet Çokum, Sevinç Çokum, İskender Öksüz,Cahit Dodanlı Emine Işınsu Öksüz, Tahir Kutsi Makal, Süha Burçkin, İrfan Atagün, Halis Akaydın, İsmail Gerçeksöz ile beraber Türk Edebiyatı Vakfı 'nı kurdu ve ölünceye dek başkanlığını yaptı.
"Gün Işığında" köşesine 1991 yılından itibaren Türkiye Gazetesi'nde devam etti.
1995 yılından itibaren Türk Dil Kurumu asil üyeliğini görevini de sürdürdü.
14 Aralık 1996 tarihinde Aydınlar Ocağı ve 55 gönüllü kuruluşun desteği ile düzenlenen törende, Atatürk Kültür Merkezi'nde kendisine "Şeyhülmuharririn" unvanı verildi.
17 Kasım 2000 tarihinde geçirdiği kalp rahatsızlığı sonucu hastanede tedavi görmeye başladı, 23 Aralık 2000 tarihinde hayat arkadaşı Meşkure Kabaklı'nın vefatinden 47 gün sonra 8 Şubat 2001 tarihinde vefat etti.
Eserleri
Kültür Emperyalizmi , Müslüman Türkiye , Mehmet Akif , Yunus Emre , Mevlana , Ejderha Taşı , Ecurufya , Sohbetler 1-2 , Temellerin Duruşması 1-2 , Güneydoğu Yakından , Şiir İncelemeleri , Doğudan Doğuş , Sultanü ş Şuara Necip Fazıl , Şair i Cihan Nedim , Türk Edebiyatı 1-2-3-4-5 (5 Ciltlik en önemli eseri
--reklam--
Ahmet Kabaklı Kitapları - Eserleri
- Temellerin Duruşması
- Temellerin Duruşması 2
- Necip Fazıl
- Mehmet Akif
- Kültür Emperyalizmi
- Nazım Hikmet
- Mevlana
- Yunus Emre
- Ejderha Taşı
- Alperen
- Çağlara Hükmedenler
- Türk Edebiyatı
- Türkiye’yi Yoğuranlar
- Türk Edebiyatı
- Müslüman Türkiye
- Sanat ve Edebiyatımız
- Bu Dünyadan Kimler Geçti
- Şiir İncelemeleri
- Sınırların Ötesi
- Aşık Edebiyatı
- İrfan ve İnsan
- Bürokrasi
- Tasavvuf Tarikat Edebiyat
- Türk Edebiyatı - Cilt 2
- Fatih ve İstanbul
- Divan Edebiyatı
- Türk Edebiyatı - Cilt 3
- Edebiyat Akımları
- Mabet ve Millet
- Türk Edebiyatı - Cilt 1
- Edebiyat Türleri
- Gönül Seheri
- İstanbul Güldestesi
- Devlet Felsefemiz
- Ermişlerin Sohbeti
- Muhayyelat-ı Aziz Efendi
- Şair-i Cihan Nedim
- Bizim Alkibiades
- Seyirlik Oyunlar
- Doğudan Doğuş
- Nerede, Ne Yazdı?
--reklam--
Ahmet Kabaklı Alıntıları - Sözleri
- Hâmid Halkçı ve Milliyetçidir. Milliyet anlayışı, İslâmiyetle iç içedir. İslâmlığı her zaman yüceltir. Onu milliyetimizin esaslı bir unsuru sayar. Ama dinde bazı reformlar yapılmasını da ister. Onca din kitapları millî dille yazılmalıdır. İslâmlık dünyaya açık ve iyi anlatıldığı zaman insanlığa ışık tutacak bir dindir. Bu din yobazlığa gelmez ve taassupla hiçbir münasebeti yoktur. İslâmın büyüklüğüne lâyık olmak isteyenlerin geniş kültürlü, hoşgörülü olmaları şarttır. (Türk Edebiyatı)
- Dilberün işi itâb u nâz olur Ceşmi câdu, gamzesi gammâz olur İy gönül sabr it tahammül kıl ana Yâra irişmek işi az az olur (Divan Edebiyatı)
- Allah'tan gelene râzı olursak Allah da bizden râzı olur. (Mevlana)
- Bu yaman vecize, komünizmin ve sosyalizmin boğulup öldürüldüğünü, Mark ve Leninin bütün ütopya ve iddialarının bürokrasi elinde bir yalan, bir ideolojik baskı ve çıkar aracı haline geldiğini gösterir. (Bürokrasi)
- Dolular hazinesinde, bir yığın boşlarız biz. (Gönül Seheri)
- Biz kendilerine söyleyelim:"İrtica" bir peşin fikre körü körüne saplanmak, yani cahillik, yarım aydınlık demektir. Bu kalıpta insanlar, dindar geçinenler arasında bulunduğu gibi komünistler, faşistler ve kendine "İlerici" süsü veren zavallılar arasında da bulunabilir. İrtica, bir de iftiracılık ve saygısızlık demektir. Bir yazar, eğer; şu dünyaya en müspet ve aydınlık dini getirmiş olan Büyük Peygamber'in fikirlerine "geri" diyebiliyorsa, irticayı bulmak için uzağa gitmeye hacet yok. O yazar "Mürteci" nin kendisidir. (Müslüman Türkiye)
- Benim dinim ne ümittir ne korku, Allah ‘ıma sevdiğimden taparım. Ziya GÖKALP (Bu Dünyadan Kimler Geçti)
- “Mecnun, Leylâ"ya mektup yazmak istedi. Kalemi eline alıp şu beyti yazdı: Hayalin gözümde, Adın ağzımda, Yâdın kalbimde, Ben nereye yazayım? Senin hayalin gözlerime yerleşmiş, Adın dilimden düşmüyor, Yâdın canımın içinde yer etmiş. O hâlde mektubu kime yazayım? Sen ki bu yerlerde gezip dolaşıyorsun... Ve kalemi kırıp kâğıdı yırttı.” (Mevlana)
- Saltanat veya dikta ile yönetilen ülkelerde bürokrasi, başbakandan, hatta bazan devlet reisinden başlar. Demokrasilerde ise halk tarafından seçilmiş oldukları için başbakanlar, bakanlar bürokrat değil, halkın temsilcileridir. Demokrasilerde bürokrasinin en üst kademesi müsteşarlardan. (Bürokrasi)
- Câh ile gelmez fazîlet câhile. (Cahil kişi, yüksek mevkie geçmekle faziletli olamaz.) (Bürokrasi)
- Yedi meçhul üstüne açılmış Yedi tepe (İstanbul Güldestesi)
- Yahya Kemale sual: İstanbul ve Paris'ten sonra, en çok kaldığınız üçüncü şehir de Madrit'tir, dedim.Madrit'i yahut bütünüyle "Endülüs"ü nasıl bulmuştunuz? Oradan birkaç intiba lütfeder misiniz? -Madrit, sıkıntılı bir şehir olmakla maruftur. 8-9 asır ewel mutekit ve münzevilerin (dünyadan el ayak çekip yalnız yaşayanların) diyarı olduğu için, Araplar tarafından "mücerrid" ismi verilmiş olan Madrit'ten ben memnundum (Türkiye’yi Yoğuranlar)
- Yoksul, Müslüman halkımızın ve çocuklarımızın bereket ve ümit kahramanı olan Hızır gibi bir sembol dururken, Batı’dan “Noel Baba”lar aşırıp onun mankenlerini süslemeye kalkmak... Kültür emperyalizmi karşısındaki çaresizlik ve şahsiyetsizliğimizin, şapkalı, cübbeli belgesidir. (Şiir İncelemeleri)
- "Çünkü bunlar 'züğürt inkılâpları'dır. Çünkü bunu yapanlar, binlerce yıllık bir kültürle oynayarak oyalanıyorlardı." (Temellerin Duruşması)
- 'Geri gelmesi mümkün olmayan, hatırlanmamalı.' Nâzım Hikmet (Nazım Hikmet)
- Akif, Müslümanlığın gerilikle, tembellikle, vurdumduymazlıkla, riya ve gösterişle, merhametsizlikle, haksızlığa boyun eğmekle mümkün olmadığını haykıran mürşittir... (Mehmet Akif)
- Çok umumileşen yanlış bir düşüncenin aksine: Bu kasidenin Sultan Hamid’e karşı olmak ve onu yermekle hiç alâkası yoktur. Namık Kemal’in “Bâb-ı hükûmet”ten çekilmesi 1867 yılındadır. Bu şiiri, Paris ve Londra’da bulunduğu yıllarda yazdığı anlaşılmaktadır. Çünkü bazı beyitlerine, Londra’da çıkardıkları “Hürriyet” gazetesinde rastlanıyor. O tarihte Osmanlı tahtında Sultan Aziz, sadrazam olarak da Âli Paşa bulunmaktadır. (Şiir İncelemeleri)
- Her türlü zorbalık ve kabadayılıkların dumanımızı attırdığı hürriyetsizlik ve saygısızlıklara karşı çıkmak için elbette demokrasi fazileti gerekiyor. Bunu içine sindiremeyen cağ dışı ve insanlıktan uzak aydınların kahrını bu güzel millet, daha ne zamana kadar çekecek? (Temellerin Duruşması 2)
- Bir millet, yalnız ordusu ile savaşmaz, ancak kültürü, İnan’ı, milli birlik ve ülküleri ile savaşabilir... (Sınırların Ötesi)
- Türk milletinin geleceğe dönük bütün tasarıları, halkçılığı, insancılığı, ahlâkı, kalkınması, ancak yakın ve uzak tarihimizi objektif tarafsızlıkla tanımamız sayesinde gerçekleşir. (Temellerin Duruşması)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin