Kitap Künyesi
Yazar: Camilla Läckberg
Yayın Evi: Doğan Kitap
İSBN: 9786050986167
Sayfa Sayısı: 480
--reklam--
Melek Koleksiyoncusu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
O küçük iskeletlerin bulunduğu gün,annesi “melekkoleksiyoncusu” olarak anılır oldu.
1974 yılında Fjällbacka'ya komşu bir adada, bir aile çocuklarıyla beraber sırra kadem basmış, evde sadece küçük kız Ebba bulunmuştur. Yıllar sonra adaya geri dönen Ebba, geçmişte babasının işlettiği yatılı okul binasını otele çevirmek ister. Fakat tadilat sırasında bir yangın çıkar ve dedektif Patrik devreye girmek zorunda kalır. Yıllardır 1974'teki olayın izini süren karısı Erica da yeniden canlanan soruşturmaya katılmadan duramaz.
Polisiyenin İsveçli kraliçesiCamilla Läckberg'den bitmesinihiç istemeyeceğiniz bir roman
--reklam--
Melek Koleksiyoncusu Alıntıları - Sözleri
- Acaba o aşk ne zaman nefrete dönüşmüştü?
- O kadar büyük bir kötülük öylece yok olamaz.
- Ne sevgiye, ne sıcaklığa ne de empatiye yer vardı.
- Yağmurla rüzgar ruhuna da sızıyor ve yakmaya çalıştığı mumları acımasızca söndürüyordu.
- Bir adam kendi geçmişini yaratabilirdi.
- "Ne kadar anaçsın" dedi Patrik gülümseyerek. "Iki hamilelik gördüğüm için bu konuda o kadar da bilgisiz sayılmam." "Şunu açıklığa kavuşturalım. İki hamilelik geçiren sen değilsin. Hatırladığım kadarıyla hiç ayak bileklerin şişmedi, bacaklarına kramp girmedi, miden ekşimedi ya da yirmi saat boyunca dogum sancısı çektikten sonra sezeryan olmadın." "Tamam, anladım." Patrik ellerini havaya kaldırdı.
- Eğer bir tek kişi bu kadar çok nefret edebiliyorsa hep birlikte ne kadar çok sevebileceğinizi düşünün.
--reklam--
Melek Koleksiyoncusu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yazar serinin diğer kitapları gibi yine aynı şekilde geçmişle günümüz arasında gidip gelmiş. Ana karakterlerin özel hayatları bir nebze azalmış olsa da ayrıntılı anlatımlar yine var. Yazar, kitaptaki bazı karakterleri ilk bize tanıtıp sonrasında günümüze dönmesi gerekirdi çünkü kitabın ilk 100 sayfası kafa karıştırıcı olmuş. Yani hikayeye farklı farklı karakterler dahil oluyor, sonra kimler olduğunu anlıyoruz. Keşke kitabın başında o beş genci anlatıp sonra günümüze dönse çok daha iyi olacakmış. Ayrıca ilk 150 sayfada kitabı çözmek çok kolay oldu. Sonrasında gelişen olaylar bana sürpriz olmadı yani. Bir de kitapta bazı sayfalarda bölüm arası geçişlerde bir boşluk veya işaret yok. Direkt diğer bölüme geçiyor. Bu da hâliyle okumamızı sekteye ugratıyor. Serinin tüm kitaplarına 8/10 vermiştim. Puanım yine aynı. 8/10 (Nuray Takaz Durmuş)
Polisiye kitaplara olan sevdamı bilmeyen yoktur artık diye düşünüyorum. Özellikle bıkmadan usanmadan takip ettiğim serileri. Patrik Hedström Fjällbacka Serisi (yazmak için spoiler aldığım doğrudur ) de onlardan biri. Sekiz kitap boyunca kasabayı gözümde öyle bir canlandırdım ki yolum oralara düşse asla yabancılık çekmem Kasabamızın yetenekli dedektifi Patrik'in karşısına yıllar önce bir anda ortadan kaybolan bir ailenin gizemi çıkıyor. Altı kişilik aileden geriye sadece 1 yaşındaki Ebba kalır. Yıllar sonra Ebba, kaybettiği oğlunun acısını unutmak için kocasıyla beraber ailesinin ortadan kaybolduğu eve döner. Tabi bu dönüşten memnun olmayanlar birbir kendisini göstermeye başlar. Eve düzenlenen kundaklama ve silahlı saldırı Patrik ve ekibinin de olaya dahil olmasına neden olur. Özellikle Dedektif Gösta için bu olay çok daha duygusal boyuttadır. Zira yıllar önce Ebba'yı o evden çıkaran ve evlatlık verilene kadar ona bakan kişiydi. Kurgu yine geçmiş ve günümüz olarak ilerliyor ve ben yine geçmişte yaşanan olayları daha merakla okudum. Birine saplantı boyutunda aşık olmak! Tırstım Kitapta sevmediğim iki şey, Erica ve Anna'ydı. Off salaklar! Gözümün nuru serim novella kitapları saymazsak on kitaptan oluşuyor. Yayınevi seri kitaplarını yılda bir kez çıkardığını düşünürsek iki seneye final ederiz gibi. Bakalım. Nasip. Sevdiğim serinin sıralamasını vermeyeceğimi düşünmeniz üzer beni 1. Kitap Buz Prenses 2. Kitap Vaiz 3. Kitap Taş Ustası 4. Kitap Yabancı 5. Kitap Saklı Çocuk 6. Kitap Deniz Kızı 7. Kitap Hayalet Adası 8. Kitap Melek Kolesiyoncusu Polisiye ve gizem dolu kitaplar için mutlaka OKUYUN ve OKUTUN KitapRüyasından Sevgilerle (KitapRüyasıOkuyor)
--reklam--
Melek Koleksiyoncusu PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Camilla Läckberg - Melek Koleksiyoncusu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Melek Koleksiyoncusu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Camilla Läckberg Kimdir?
Camilla Läckberg 1974 yılında Fjällbacka'da doğdu. Göteborg Ekonomi Üniversitesi'ni bitirdi. Stockholm'de birkaç yıl ekonomist olarak çalıştı. Katıldığı yaratıcı yazarlık kursunda ilk romanı Buz Prenses'i yazdı. Parlak bir yazarlık kariyerinin başlangıcını oluşturan bu kitabı, dokuz polisiye roman, iki yemek kitabı ve bir de çocuk kitabı izledi. Läckberg'in polisiye romanları sadece ülkesi İsveç'te değil, Danimarka, Fransa ve İspanya'da çok satanlar listelerinde 1 numaraya çıktı.
--reklam--
Camilla Läckberg Kitapları - Eserleri
- Buz Prenses
- Vaiz
- Saklı Çocuk
- Taş Ustası
- Yabancı
- Deniz Kızı
- Hayalet Adası
- Melek Koleksiyoncusu
- Det Gyldne Bur
- Mord og Mandelduft Med Mere
- The Ice Child
- Buried Angels
- Vinger af Sølv
--reklam--
Camilla Läckberg Alıntıları - Sözleri
- Bazı kadınlar o kadar güçlü oluyorlardı ki, hiçbir şey onları yıkamıyordu. Belki biraz sarsılıyorlardı. Ama yıkılmıyorlardı. (Deniz Kızı)
- Farklılık konusuna gelince, kendisi gibi insalara "anormal" denirken, başkalarına "normal" denmesini yanlış buluyordu. Aslında yanlış grupta olmasına yol açan yalnızca toplumsal önyargılardı. O yalnızca... farklıydı. (Taş Ustası)
- İnsanlar her zaman itip kakacakları, küçük görecekleri birini ararlar. (Deniz Kızı)
- Davranışlarının sonuçlarını görmemek ve tarihten ders almamak insanın doğasında var. (Saklı Çocuk)
- En iyi yalan, her zaman için gerçeğin kesitlerini barındırandı. (Deniz Kızı)
- Herkes bir telaş içinde, aslında asla yakalayamayacağı bir şeylerin peşinde koşuyordu. (Buz Prenses)
- Kariyer merdiveninde kendisinden daha yükseğe tırmanan bir kadını takdir edebilmek için gerçek bir erkek olmak gerekirdi. (Yabancı)
- "Sanırım pişmanlık, insanlığın bir tür dışa vurumu. Acaba pişmanlık olmasaydı... Ne halde olurduk?" "Aslında esas mesele şu: Pişmanlık bir şeyi değiştiriyor mu?" (Saklı Çocuk)
- “Tamamen zıt duyguların birleşerek yepyeni bir duyguya dönüşmesi tuhaftı. Sevgi ve nefret, kayıtsızlığa dönüşüyordu. Şevkat ve öfke, bir insanı yıkabilecek büyüklükte bir kedere dönüşüyordu.” (Buz Prenses)
- İnsanlar o kadar saf, kurgulanmış hikayelere o kadar alışkınlardı ki yarım yamalak gizlenen gerçekleri bile fark edemiyorlardı. (Deniz Kızı)
- Tamamen zıt duyguların birleşerek yepyeni bir duyguya dönüşmesi tuhaftı. Sevgi ve nefret kayıtsızlığa dönüşüyordu. İntikam ve merhamet kararlılığa dönüşüyordu. Şefkat ve öfke, bir insanı yıkabilecek bir kedere dönüşüyordu. (Buz Prenses)
- Bir yandan da ruhlarına bahar temizliği yapıyorlardı adeta. Söylenmemiş çok şey, köşelerde birikmiş bir sürü toz vardı ve ikisi de toz bezlerini çıkarma zamanının geldiğini hissediyordu. (Buz Prenses)
- O kadar büyük bir kötülük öylece yok olamaz. (Melek Koleksiyoncusu)
- Yarın yeni bir gün olacaktı. (Buz Prenses)
- Belli ki mucizeler devri henüz kapanmamıştı.. (Deniz Kızı)
- Her zamanki gibi erkekler mangalın etrafında toplanmış, kendilerini He-Man gibi hissederlerken, kadınlar da oturup konuşuyorlardı. Erica, erkekler ile mangal arasındaki ilişkiyi bir türlü anlayamıyordu. (Vaiz)
- Ölüm de tıpkı hayat gibi varoluşun bir haliydi. Neden biri ötekinden daha iyi olsundu ki? (Taş Ustası)
- "Eğer bir kişinin ömrü boyunca başına gelecekleri gösteren kristal bir küresi olsaydı, muhtemelen yataktan bile çıkmazdı. İnsanlar hayatı küçük dozlar halinde yaşamalılar. Acılar ve sorunlarla yutabilecekleri kadar küçük lokmalar halinde yüzleşmeliler.." (Saklı Çocuk)
- Beyninin mantıklı bölümü, bu tür şeyleri düşünmenin bile saçma olduğunu söylüyordu ama korku, mantık dinlemiyordu. (Vaiz)
- .. bugün de parlak gün ışığı denizin üzerindeki kalın buz tabakasına ışıltılı şelaleler halinde dökülüyordu. (Buz Prenses)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin