Kitap Künyesi

Yazar: Berna Durmaz

Yayın Evi: İletişim Yayınları

İSBN: 9789750525117

Sayfa Sayısı: 91

--reklam--

Metal Hayatlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Pencereden bakıyoruz kedimle. Dışarısı bir dünya curcuna.

Ne acelesi varsa, açılmış kabak çiçeği gibi, soyunmuş dökünmüş

pirüpak sabah. Şehrin çocuğu, yaşlısı, çalışanı dökülmüş sokaklara…

Gün başladı ya, durmayın evlerinizde. Doldurun sokakları, otobüsleri,

binaları. Akın akabildiğiniz kadar oluk oluk. Delin, deşin, parçalayın

yerin yüzünü. Derinine temel atıp, bıçak gibi saplayın toprağın karnına

binalarınızı. Camlar, metaller giydirin üzerlerine ki ışısın... Bahçe

zararlıları gibi kıymık kıymık, parça pinçik her gün, her saat, düzenli

yiyip bitirin dünyayı. Bu yüzden bu sabahın erkeninde kalkmalar.”

Metal Hayatlar’da, modern dünyanın insan hayatını kâbusa çevirişi;

insanın mekanikleşip sistemin dönen çarklarından biri haline gelişi,

kendine ve içinde bulunduğu topluma yabancılaşması anlatılıyor. Sert,

eleştirel tonda anlatılmış, her biri ayrı tatlar bırakan derin, sarsıcı

öyküler. Üzerine beton dökülmüş, metalle kaplanmış hayatlar…

Berna Durmaz, günümüzün en özgün ve usta öykücülerinden… Şiirsel

üslubu, baş döndürücü atmosferleriyle iz bırakan bir yazar. “Hayat”

denilen aldatmacayı sorguluyor, sorgulatıyor.

--reklam--

Metal Hayatlar Alıntıları - Sözleri

  • "Düzlüğün ortasında kurulmuş fabrika. Öyle olunca etrafını, örümceğin ağını sarması gibi, döne dolana evler, yollar, okullar, dükkânlar sardı.” 
  • Doldurun sokakları, otobüsleri, binaları. Akın akabildiğiniz kadar oluk oluk. Delin, deşin, parçalayın yerin yüzünü. Derinine temel atıp, bıçak gibi saplayın toprağın karnına binalarınızı.
  • Bir Sabah evden çıktım ve bir daha dönmeyeceğimi anladım.
  • Dört duvarın, çatının, camın nasıl cendere olup çıktığını bilmezler bu iki gövdeye.
  • Derler ki Hıdırellez gecesi sabaha dek bekleyin Hızır Aleyhisselam'ı. Bir eli bahar, bir eli berekettir. Beklersin. Eşiğe bir leğen kum koyarsın. Hızır'ın ayak izini ararsın sabaha. Görürsen yıl boyu esenlik senin. Uğur, yücelik senin...
  • Bahçe zararlıları gibi kıymık kıymık, parça pinçik her gün, her saat, düzenli yiyip bitirin dünyayı.
  • "...Odun gibi olmalı insan.Yağmurda çürümeli.Güneşte kavlamalı.İçinde büyüyen kurtlarıyla delik deşik olmalı.Günü gelince de sünger gibi, un ufak olup karışmalıydı toprağa..."
  • Ölmeden geçen uzun bir ömür, katlanılır şey değildi.
  • Annem bir heykeldi, kuşlar konuyordu üzerine.
  • Kapanır sanmışlar konu. Sessizliğin örtüsü altında hepten büyümüş.
  • Parmaklarımın arasında annemin bahçesinden getirdiğim tüylü sardunya. Aşağıda, iki adımlık bahçede bolca ağaç. İyi ki.
  • Giderek çoğalıyoruz. Köprüden, kuleden atlayanlar, sokaklarda mumya gibi dolaşanlar arttı. Çoğalıyoruz, sonra hepimiz teker teker eksiliyoruz.
  • Eski aşkların, iz sürücüsü, eski gün özlemcisi, yeni şiirlere uzak.
  • Normallik, eskinin, kokuşmuşluğun kalıcılığını istemek değil mi aynı zamanda?
  • Aslında hiç bir hayal gerçeğini bu kadar özlemezdi.

--reklam--

Metal Hayatlar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

On altı öyküden oluşuyor. Öyküler şehrin insanı hapsedişini, otobüs içindeki ter kokularını, bürolarda çalışanların kendini kafese kapatışını, paranın insan yaşamından önemli olduğu fabrikaları, kalabalık sokakları, betonlaşan çevreyi, yok olan müstakil evler kültürünü ele almış. İnsanlar mutsuz şekilde şehre mahkum yaşamaktadır. Erik Bozumu öyküsü diğer öykülerden biraz çıkıp tatil için deniz kenarı yerleşim yerine götürüyor. Tatil bölgeleri de betonlaşsa da insanlar oraya mahkum değiller. İnsan şehirden sadece şehir toplumunun dışlamasıyla kurtulur. Son öykü "İz"de elindeki yara izinden ötürü dışlanan insan karakteri çizilmiş. İnsan toprak, bitki ve böcek içinde huzur bulmuş ve özgürleşmiştir. (Mutlu Özçelik)

Berna Durmaz'la tanışma kitabım içi gibi kapağı da ilgi çekici olan "Metal Hayatlar" oldu. Yazarın anlatmak istedikleri hakkında eserin adı ve kapak görseli okura ipuçları veriyor. Şöyle bir kapağı açtığımızdaysa aslında çok bilindik ama yazarın üslubuyla bir o kadar farklılaşan dünyaya adım atıyoruz. . Adına "modern hayat, modern dünya, modern zamanlar" dediğimiz şu çağda kendi kendimize yapıp ettiklerimiz var öykülerde. Betonlaşma, doğanın yok edilmesi, makineler ve bunların arasında kendine yer edinmeye çalışan insan. Hayatını kolaylaştırdığını düşünürken kendini bir kafesin içine kapatan insan. . Benim için kitabın ilk öyküsü "Demir Çağı" bu tarz bir kitap için muhteşem bir başlangıç öyküsü. Merkezde bir fabrikanın ve bu fabrikada çalışan insanların olduğu, zaman içinde bu insanların uzuvlarının metale dönmesi istemsiz bir şekilde Nazım Hikmet'in "Makinalaşmak İstiyorum" şiirini akla getiriyor. Sonrasında gökdelenlerden zarar gören kuşlar, evlerin içinde insanlarla tıkılı kalan kediler, kesilen ağaçlar, tahrip edilen doğa derken son öykü olan "İz"de bir umut ışığı beliriyor. . İlk öyküyle yavaş yavaş metale dönen insanlara inat son öyküde kahramanına şunları söyletiyor yazar: "Parmaklarımın toprağa değdiği yerden başlayan değişimle ben de onlar gibi olmaya başlıyordum. Ben de giderek toprak, ot, böcek, ot ve güneş oluyordum." (Harun Eytemiş)

Berna Durmaz'ın son öykü kitabı Metal Hayatları okudum. Fasit Daire ile gönlüme taht kurmuştu. Metal Hayatlar'da kendime çok yakın bulduğum öyküler okudum. Betona, metal ve kaporta sellerine boğulan şehirlerde korkularıyla, yalnızlıklarıyla, çırpınışlarıyla, sömürülüşleriyle insanları, emekçi sınıfları okudum. Şehirler, fabrikalar, yollar, evler kurmuş Durmaz. Ve bu kurduğu mekanlar insanlara dokunmuş, dokunduğu ne varsa kendine benzetmiş, "metal hayatlar"a dönüştürmüş güzel yaşamaları. Berna Durmaz'ın sözcük seçimleri, seçtiği sözcükleri birbirine yakıştırışı usta işi. Bu öykülerde karakterler bir koronun farklı sesleriyle aynı acıyı, aynı yoksulluğu, aynı kaybedişi anlatıyor yada ben öyle anlıyorum. Çağdaş öykücülüğümüzün üslup sahibi yazarlarından Berna Durmaz'ın yazacağı kitapları merakla bekliyorum. #bernadurmaz #metalhayatlar #iletişimyayınları #öykü #türkiyerdebiyatı #kitap #book #iyikitap #neokusam #neokudum #bookstagram #instagram #kitaplık (Özgür Çırak)

--reklam--

Metal Hayatlar PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Berna Durmaz - Metal Hayatlar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Metal Hayatlar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Berna Durmaz Kimdir?

BERNA DURMAZ, 1972 yılında, İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldu. Öyküleri, Adam Öykü, Notos, Sözcükler gibi dergilerde yayımlandı.

Bir dönem Sema Kaygusuz’un öykü çalışmalarına, iki dönem de Semih Gümüş’ün Notos Edebiyat Atölyesi’ne katıldı.

--reklam--

Berna Durmaz Kitapları - Eserleri

  • Karayel Üşümesi
  • Bir Hal Var Sende
  • Metal Hayatlar
  • Bir Fasit Daire
  • Tepedeki Kadın
  • Pati Öyküleri
  • Ağaçlı Gül ve Hayal
  • Tepedeki Kadın

--reklam--

Berna Durmaz Alıntıları - Sözleri

  • Yatanın acısı yatanla gitti. Şimdi kalanın derdine yanacağı gündü. (Bir Hal Var Sende)
  • Her rüya güzel olmaz, biliyordum. (Bir Hal Var Sende)
  • Donup kalmış bir film karesi gibiydik. Ya da objektife bakmadan verilen bir poz gibi. (Bir Hal Var Sende)
  • "Köşesine oturur, örümcek gibi durmadan ağ örerdi annem. Benim takılıp yem olacağım ağlar, dantelden.Yetmiş numara iplerle, sık delikli, gül motifli, yatak, masa sehpa örtüleri." (Bir Fasit Daire)
  • Derler ki Hıdırellez gecesi sabaha dek bekleyin Hızır Aleyhisselam'ı. Bir eli bahar, bir eli berekettir. Beklersin. Eşiğe bir leğen kum koyarsın. Hızır'ın ayak izini ararsın sabaha. Görürsen yıl boyu esenlik senin. Uğur, yücelik senin... (Metal Hayatlar)
  • Kedi düşkünlerinin kaçınılmaz yazgısıdır bu: Bir miyavlamanın sonu gelmiyorsa, senin ona gitmen gerekir. Hem de derhal! (Pati Öyküleri)
  • Ne yüzler ne insanlar gelir geçer de bir zulüm kalır yeryüzünde. Bir fasit dairedir zulüm, kuyruğunu yutmuş yılan… Döner döner tekrarlanır, döner döner tekrarlanır, döner… (Bir Fasit Daire)
  • "Ömür sona yaklaşınca basitleşiyor." (Karayel Üşümesi)
  • Bir avuç ipekli bir mendilin, koca bir taş olup yüreğime oturduğunu bilse… O zaman diyemezdi: “Hasret etamin işle. Dolap içlerine örtü, tam yetmiş parça. Sandığın içini boşalt, metre metre mermerşahi, lekesini al, kolala, ütüle, katla bıçak gibi. “ (Bir Fasit Daire)
  • Partal parça birşey oldu. Yarasalar gibi döndü ortada, kör. Şeytan uçurtmasının upuzun kuyrugu olup, kıvrılarak uzaklaşıp gitti. (Karayel Üşümesi)
  • Kadınlar pırıltılı uzun elbiseler içindeydi,erkekler tiril tiril gömlekler.Çocuklar oyun pistinde sebil gibi.Oğlanlar koşmaktan kan ter içinde,kızların kuaför yapımı topuzları sökülmüş erkenden.Müzik durmadan çaldı.Gelinle damadın göğüslerine takılı altınların ışıltısı vardı üzerlerinde.Ondan gerisi bitimsiz karanlık.Hele gelinin yüzünde bir uçurum fazladan.Bakan gözünü kaçırdı. Oyun havalarına geçildi.Orkestranın ezgileri eğlenceyi çoğaltmaya yetmedi. (Bir Fasit Daire)
  • Vay, dedim kendi kurduğum Çemberime tutuldum. Çemberler böyledir, başı sonu yok ya girişi çıkışı olmaz. Kendi içinde döner döner bir nokta olur. Büzüştüm bir nokta oldum oturdum ortasına. (Bir Fasit Daire)
  • Annem bir heykeldi, kuşlar konuyordu üzerine. (Metal Hayatlar)
  • "Düzlüğün ortasında kurulmuş fabrika. Öyle olunca etrafını, örümceğin ağını sarması gibi, döne dolana evler, yollar, okullar, dükkânlar sardı.”  (Metal Hayatlar)
  • Nehir her şeyi yutarken içinden bir adamı atıyor dışına. Adamın giyitleri partal parça, hali bin perişanlık. Elimi uzatıyorum, yardım ediyorum sudan çıkmasına. İyi ki geldin diyor bana ‘ben bin yıldır bu sulardaydım, sen olmasan daha binyıl sürüklenir dururdum. (Bir Fasit Daire)
  • İnsanın muhtaçlığı sağken gömülmek gibiymiş. Ömürlerinde avuç açmayan, el etek öpmeyenin, sırt verip kadem basmayanın muhtaçlığı, çok daha ağır olurmuş ötekilerden (Karayel Üşümesi)
  • "Herkesin anlatacak bir şeyleri olurdu ama ben en çok onunkileri dinlemeyi severdim." (Bir Hal Var Sende)
  • "Yüreği olanın olmalı sözü"diyor."parlamalı, taşmalı, sakınmasız olmalı ve düştüğü anda yakmalı yeri, heyhat.insan olan insan tutmalı sözünü. Yerden kalksın diye başı." (Karayel Üşümesi)
  • Bir Sabah evden çıktım ve bir daha dönmeyeceğimi anladım. (Metal Hayatlar)
  • Köşesine oturur, örümcek gibi durmadan ağ örerdi annem. Benim takılıp yem olacağım ağlar, dantelden. Yetmiş numara iplerle, sık delikli, gül motifli, yatak, masa, sehpa örtüleri. (Bir Fasit Daire)