Kitap Künyesi
Yazar: Ahmet Büke
Yayın Evi: On8 Kitap
İSBN: 9786054603596
Sayfa Sayısı: 164
--reklam--
Mevzumuz Derin Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ahmet Büke'nin genç blog kahramanı Bedo, şimdi bir roman kahramanı!
"İnsanın en becerikli olduğu alan, kendini ikna etmesidir işte. Annemi hıçkırıklar, kendimi de uçuşan sorular içinde bırakıp, içi boş bir elbise gibi gidip yatağa uzandım. Havadaki tehlike kokusunu sonuna kadar alıyordum. Ama uyursam, yarın olursa, güneş doğarsa, hiçbir şey olmamış gibi hayatıma devam edebilirim sanıyordum."
Ortak hiçbir anıya sahip olmadığı babasının yokluğuyla her gün sınanan Bedo için hayat, cevapları sürekli ertelenen bir sorular zinciri; parçaları özenle gizlenmiş, çok gölgeli bir yapboz. Kafasında dönenen sorularınsa sonu yok. Bedo'nun hayatı boşluklarla ve bu boşluklara dair sorularla epeydir delik deşik. Cevaplarsa ne ailesinden gelecek gibi, ne de okuduğu kitaplardan. Ancak bu sessizlik oyununda, umulmadık bir perde daha var. Anlayacağınız, mevzu derin.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Mevzumuz Derin Alıntıları - Sözleri
- Ben birini bu kadar sevicek miydim acaba ?Sevmesem daha iyi olur galiba. Kalbinin üzerinde ömür boyu çimento torbası taşımak gibi olmalı. Ona dokunmadan, onu öpemeden, aynı yatağa giremeden geçen yıllar.
- Ama içimdeki termometre ona yaklaştıkça sürekli yükseliyordu ve bu benim asla arkamı dönemeyeceğim bir şeydi.
- Ama işte hayat böyle galiba. Aniden gelenler ve gidenler oluyor hep.
- Gülümsedi bana. Yine de içim ısındı. İnsan bu yüzden ölümlü işte. Ölümünü sevebiliyor.
- Gülümsedi bana. Yine de içim ısındı. İnsan bu yüzden ölümlü işte. Ölümü sevebiliyor.
- Annelerin kalbi ve kertenkelelerin kuyrukları aynı maddeden yapılmış kendilerini kurtarmak için kopuyor, sonra kendilerini yeniliyorlar.
- Ama içimdeki termometre ona yaklaştıkça sürekli yükseliyordu ve bu benim asla arkamı dönemeyeceğim bir şeydi.
- İnsanın en becerikli olduğu alan kendini ikna etmesidir.
- "Planların ve hedeflerin olmalı." Şimdi kutsal kitaplar yeniden inebilseydi eğer, bu cümleyle başlardı galiba.
- Çok şey isteriz hayattan. Bazen Allah duyar ama hayat umruna koymaz.
--reklam--
Mevzumuz Derin İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Finali pek etkili olmasa da kendini okutan bir kitap.Sonunu az çok tahmin edebiliyorsunuz.Başlarda klasik gençlik romanı havası verirken sonradan içeriğin değişmesi güzel olmuş.Ayrıca Hüseyin Boradan çekil aradan'ı unutmayacağım (Aslı)
Bir öykü yazarının romanı nasıl olur acaba? Öyküde yetkin biri romanda aynı başarıyı gösterebilir mi? Gösterirmiş. Gençlik romanı olan Mevzumuz Derin, Bedo'nun yaşamını ele alıyor. Yaşamın bir çok yönüne el atıyor kitap; aile kavramını, ırk ayrımı, darbelerin insanlar üzerine etkisi, kitaplar ...Bir öğretmen olarak gençlere (Yetişkinlere de) tavsiye edilebilecek bir roman. (Taha Mutlu)
--reklam--
Mevzumuz Derin PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ahmet Büke - Mevzumuz Derin kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Mevzumuz Derin PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ahmet Büke Kimdir?
1997 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünden mezun oldu. Ölümsüz Öyküler Yayımevinin düzenlediği "Xasiork 2002 Kısa Öykü Yarışması"nda “Kayıp Dua Kitabı” isimli hikâyesi birincilik ödülüne layık görüldü. 2008'de "Alnı Mavide" ile Oğuz Atay Öykü Ödülü'nü, 2011'de Kumrunun Gördüğü adlı kitabı ile Sait Faik Hikâye Armağanı'nı aldı.Öyküleri, e-edebiyat, AdamÖykü, Özgür Edebiyat ve Patika dergilerinde yayımlandı. Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi ve Derkenar isimli internet dergilerinde kısa öyküler yazmaya devam ediyor.
--reklam--
Ahmet Büke Kitapları - Eserleri
- Varamayan
- Kumrunun Gördüğü
- Yüklük
- Ekmek ve Zeytin
- Alnı Mavide
- İzmir Postası'nın Adamları
- Çiğdem Külahı
- Deli İbram Divanı
- İnsan Kendine De İyi Gelir
- Cazibe İstasyonu
- Kırlangıç Zamanı
- Evde Kimse Yok
- Mevzumuz Derin
- Eyvah, Babam Şiir Yazıyor!
- Gizli Sevenler Cemiyeti
- Neşeli Günler
- Annemle Uzayda
- Gökçe'nin Yolu
- Paspas Tepemde Kapiş Paçamda
- Çayırın En Tuhaf Yuvası
- 100 Tuhaf Kitap
--reklam--
Ahmet Büke Alıntıları - Sözleri
- "...Yalnız adamlar sürüsünü yitirmiş Afrika fillerine benzerler.Zihinlerinde kolektif hatıralar kazılıdır..." (Çiğdem Külahı)
- "İnsan öleceğini bildiği halde neden bu kadar zalim?" (Gizli Sevenler Cemiyeti)
- Uzun uzun geceyi ve ışıkları seyretti. Şimdi ondan uzak sokaklarda, gecenin serinliği ve nefeslerin kirli sıcaklığı birbirine karışıp duruyordu. Uslu bir kedi gibi kıvrılan bu şehir aslında hayatına nasıl da benziyordu. Sakince yatağında akan rutin yaşamı, yani uzun tuvalet anlarında okuduğu gazeteler, gazetelerdeki köşe yazıları, haftada bir çıkan çizgi roman ekleri, akşama doğru yediği kurabiyeler, gece Lamia’nın yarı aydınlık göbeğindeki kelebek dövmesi, kısaca doğum ve ölüm kadar normal olan her şey nasıl da değişivermişti. Artık yarısı çalışmayan vücudu, gidip gelen zihni ve anılarıyla sadece uzaktan aynı insandı. Bilgisayarında yanıp sönen uyarı ışığı yapması gereken işi anımsattı. Puflayıp klavyeyi önüne çekti. Özel şifresiyle ana veri tabanına giriş için gereken ilk adımı attıktan sonra diğer onaylama işlemine gelmişti sıra. Bilgisayarına bağlı optik okuyucunun güç düğmesini çevirip aktif hala getirdi önce. Ardında retina taraması için kızıl zeminli küçük ekranın üzerine eğildi. İnce çizgi göz hattı boyunca dijital sesler çıkararak geçti. Başını geri çekmek üzere davrandığında ensesinden kavrayan bir el, hareketini bitirmesine engel oldu. Çırpınıp kurtuldu ve arkasından baskı yapan bileği kavrayıp yana doğru itti. Sendeleyen gölge yan masaya doğru geriledi. Heyecanla ayağa fırlamıştı ama kısık gülme sesiyle durakladı. Masa lambasının ışığı çevirdiğinde sesin sahibi ortaya çıkıverdi. “Hala tavşan kadar korkaksın be Orkun...” (Evde Kimse Yok)
- Zaman kesindir. Geri döndürülemez, tamir edilemez, her şeyden ve herkesten bağımsız halde sadece kendinde bir akışla dünyaya açar kendini. (Deli İbram Divanı)
- “...ama insanı insana kilitlemek en iyi yol. Birbirlerini bogazlayamazlar, cunku kimse yanında bir cesetle yuruyemez. Yaralamazlar da birbirlerini, aksayan adım birbirini bezdirir hayattan. En iyi yol mahkumu mahkuma baglamaktır. (Ekmek ve Zeytin)
- "Planların ve hedeflerin olmalı." Şimdi kutsal kitaplar yeniden inebilseydi eğer, bu cümleyle başlardı galiba. (Mevzumuz Derin)
- Çocuklar koşarken çizgi çizgi böldüler zamanı. Kızardı yollar. Elleri tutuştu hepsinin. (Yüklük)
- Beni sevmeye mecbur mu? Değil elbette ama düşünmeli. Bir insan bu denli çaresiz bırakılamaz. (Varamayan)
- Ölümün verdiği ağrının giderek azalması ve sonunda kül kadar hafiflemesi için tek ilaç geçmişle barışmaktı. (Alnı Mavide)
- “Atlılar. Siyah örtülerine bürünmüş adamlar. Uzun bir şarkının ağır vuruşlarını andırırcasına yürüyorlardı.” (Evde Kimse Yok)
- Uzaydan koptum geldim. Zımpara gibi havadan geçerken alev aldım kesin. En çok da ayaklarım yanıyor. Çıra kokusu. Kim fırlattı lan, beni? (Kumrunun Gördüğü)
- "Kalbim, boş bir kağıt gibi duruyor önümde." (Gizli Sevenler Cemiyeti)
- Bahçemizde nar vardır. Dallarına karıncalar basar güzün. Bal yapıyor ağlayan gözleri. Bu iyi değil onun için ama çaresini bulamadık. “İlaçlamak olmaz,” dedi babaannem. “Narın ne diyeceğini bilmiyoruz. Belki memnun karıncadan.” (İnsan Kendine De İyi Gelir)
- Bilmek başka bir görmek haliymiş. (Yüklük)
- ‘Hayat, kapıya tek bir umudun gelme ihtimaliyle sürüp gidebiliyor bazen.’ (Gizli Sevenler Cemiyeti)
- "...Romanın arkasına saklanabilir yazarlar.Trençkotla siste yürüyen insanlar gibi.Vücut kıvrımlarını göremezsiniz.Sadece gittiği yönü anlayabilirsiniz yazarın.Ama öykü öyle değil işte.En sevdiğiniz öyküyü usul usul yeniden okuyun.Yazarı sizden gözlerini kaçırmaya uğraşacaktır.Ama nafiledir bu da.Bir sarraf tartısı gibi anlarsınız onun kıymetini..." (Çiğdem Külahı)
- Hayret yani, bu hayatta her şey oluyor. (Kumrunun Gördüğü)
- İnsan dediğin ürperir. Üşür sonra. Üşüdükçe de rüya mı görür? Çölde soğuk rüzgârlar eser üzerine. Güneşe doğru açtıkça yüzünü sırtında soğuk, karlı bir dağ büyür. Dönmek ister, olmaz da olmaz. (Kumrunun Gördüğü)
- "Her şey değişince ölüyor insan." (Cazibe İstasyonu)
- Soru soran bir karınca. Dünyasını çözmeye çalışan bir imalat hatası. (Evde Kimse Yok)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin