Kitap Künyesi
Yazar: Fatih Onaydın
Yayın Evi: Arunas Yayıncılık
İSBN: 9786052287347
Sayfa Sayısı: 216
--reklam--
Mor Oda Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Aşka acı değerse rengi ne pembedir ne kırmızı. O artık mordur.”
İçinden kimsenin sağ çıkamadığı ve bu yüzden günden güne duygusuzlaşan hastane personelinin “Morg” diye ulu orta telaffuz ettiği bir oda… Ve nice uğraşın, kavganın ardından bu çirkin telaffuzu kısmen de olsa değiştirmeyi başarıp “Mor” yapan ve bu söylem kalıcı olsun diye odanın girişine “Mor Oda” tabelasını asan idealist ve mesleğine âşık bir hemşire… Ölümle yaşam arasına sıkışan beş ayrı kanserli hasta ve bu odaya yeni nakledilen tuhaf bir adam Can…
Ölüm bir kez daha Mor Oda’yı ziyarete hazırlanıyor ancak bu defa bir kişi bu rutini değiştireceğini iddia ediyor. Can tüm yaşanacakları değiştireceği iddiasıyla rüyasını hatırlamaya çalışırken garip kehanetlerde bulunuyor… Arzu hemşire odaya nakledilen bu tuhaf adamın anlattığı mistik cümlelerin etkisinde kalıp tüm rasyonel dayanaklarını ve yıllar süren tıp geçmişini bir kenara mı itecek yoksa bu yakışıklı adama karşı hissettiği duyguların fişini çekip işini profesyonelce yapmaya devam mı edecek?
Koca hastane çalkalanırken, hemşireler hastane koridorlarında koşuşturacak, ülkenin en ileri terapistleri bu önemsiz görülen meseleyi ciddiye bindirecek, bıçağı keskin cerrahlar ameliyathanelerde değil bilinmezlerin masasında sınanacak. Gözle görülür somut gerçekler mistik âlemden taşıp gelen soyut dayanaklarla bir sonbahar mevsiminde hastane odalarında çarpışacak. Acaba Mor Oda’nın soğuk duvarları arasında ölümle yaşamın, gerçekle, soyutun bu bitmek bilmez savaşında kim galip gelecek?
“Cerrah olmak çocuk oyuncağı, bir eti kes diğerini dik. Tek sorun şu ki ne biz çocuğuz, ne de onlar oyuncak!”
(Tanıtım Bülteninden)
Mor Oda Alıntıları - Sözleri
- Tuhaftır ki insanlar üzüntü ve benzeri durumları görünüşü güzel insanlara nedense konduramıyordu.
- "İnsanlar baş aşağı dururken göz yaşı dökemez. Bundan daha garibi bir çoğu ayakları üzerindeyken bile gülmeyi beceremez."
- Ah be kadın, niyetin buysa… Sevmek zordur karanlık adamları; kıskanır, kıyar güzelliğine gölgeler Tüh be kadın, esmersin oysa… Git eli yüzü düzgün adamlar avutsun seni, burada adım başı çirkinlik var Kimse sevmez böylesi canlı ve parlak teni, sana sadece aptallar ilgi duyar Kokun nice karanfilin çığlığı yürüyüşün sanki zamanı kusturan tıkırtılar Acıdan derindir aşkın sığlığı çirkin adamları öpemez senin gibi kadınlar Eh be kadın sabrım taşıyor ha Bastığın yer bıkkın ruhların hudududur o neşeli ayaklarını bu diyardan çek Güzellik, yalancı aynaların çocuğudur benliğin bunu nasıl kabullenecek Avutamazsın sen hayatın izini kaybetmiş adamları şiirlere hayli uzaksın Her yanın yaşanmışlık kokuyor belli ki ölüler için gönderilen bir tuzaksın Söv be kadın bari son satırda İçten bir küfür kadar samimi bitsin lafımız bu kadar mı edebiyattan ıraksın Ellerin bir kalemin utancı, ruhun makyajsız Bir toprağa göre hayli kuraksın Çek git eli yüzü düzgün adamlar avutsun seni Burada adım başı çirkinlik var Kimse sevmez böylesi canlı ve parlak bir teni Sana sadece aptallar ilgi duyar
- "söz söyleme dilim gök kubbe darılmasın feryadına, hayat biraz böyledir bir kış üşür bin yaz ısınırsın. Dayanmak mecburiyet olarak sunuldu madem hakkına. Bugün çokça düşebilirsin belki ama yarın herkesten dik ayağa kalkmalısın."
- Cerrah olmak çocuk oyuncağı,bir eti kes digerini dik.Tek sorun şu ki ne biz çocuğuz ne de onlar oyuncak!.
- “İnsanlar baş aşağı dururken gözyaşı dökemez. Bundan daha garibi birçoğu ayakları üzerindeyken bile gülmeyi beceremez.”
- Gaddar bir fırtınadan artakalan enkaz gibi darmadağındım. Kalbime irice bir kıymık saplanmıştı. Şunca yıllık ömrümde ilk kez bir adamı sevmiştim ve hayat bana en büyük imtihanı sunmaya hazırlanıyordu.
- Çünkü hastane tuhaf bir yerdi. Yaşam ve ölüm buraya asla maske takıp gelmezdi.
- Neticede yalnızlığın en güzel yanı kendinden başka üzülecek kimsenin olmamasıydı. Zira bir canlıyı sevmek demek onu kaybettiğinizde doğacak tüm acıları da evlat edinmek demekti.
- Aynalardaki hüzünlü yüzüm Kafiyeye uymayan mısralar gibi çıkar at beni hayatından. Acımadan ve hiç pişman olmadan Bir ağlama nöbetinde yitirilen bütün güzel duygular gibi Şiirlere ve şairlere düşman olurcasına...
Mor Oda İncelemesi - Şahsi Yorumlar
13 yaşım en çok kitap okuduğum kitap okumayı en sevdiğim dönemimdi. 13 yaşındaki kuzenimin kitaplığında görüp o yıllarıma dönmek istediğimi söyleyerek mor odayı seçtim. Ve gördüm ki kitap 13 yaşımdan da öte.. Dilini çok sevdim. Dile getiremediğimiz bazı durumları çok yalın ve somut bi dille içimizi okur gibi sıralamış cümleleri yazar. Mor odanın şerifi ve daha fazlası olan Arzu’yu, mor odayı gökkuşağı renkleriyle şenlendiren hastalarını, Çiğdem hemşirenin değişimi, içten konuşması ve sonlara doğru yaptığı sürprizini, Serkan Hocanın bakış açısı ve tüm insanlara tek tek değer vermeye başladığı hikayesini, Fırat hocanın masada kalan hasta yakınına yaptığı konuşmasını, mor odada tek kadın olarak bulunan papatyayı.. Arzu’nun leb demeden çorum dediği dostu Pelin’i ve bi kalıba sığdıramayacağım Can’ı.. çok sevdim. Can’ın Arzu’yu güldürme çabaları, ona olan sevgisinin saflığı, yer yer kişilerarası diyaloglarındaki manevi konuşmaları ve bıraktığı mektupta barındırdığı duyguların ağırlığı.. gerçekten etkileyiciydi. Bu kitabın filmi çekilsin isterim. Yazarın kalemine, yüreğine sağlık. ️ (Bi Oğuz)
İdealist bir hemşire, Arzu.. Geçmişte yapmış olduğuna inandığı hatayı düzeltmek için hayatından feragat eden bir hasta, Can.. Can ın hastaneye gelmesiyle başlıyor her şey. Yüksek enerjisi herkesi etkilemeyi başarıyor, profesyonel bir iş insanı, mantık çerçevesinde hareket eden Arzu'yu bile.. Mor(morg) Oda nın hemşiresi olan Arzu nun Can ile tanışması, Can ın mor oda ya gelmesiyle başlıyor. Kısa bir süre içerisinde herkes tarafından tanınılıyor Can, yetenekleriyle (kahinliğiyle). Mor Oda daki insanların nasıl ne zaman öleceğini bilen Can bunu önlemek için arayışlara giriyor önce Arzu ya sonra hastanenin önemli doktorlarına söylüyor, delilikle suçlanan Can ispat için ünlü psikiyatri doktoru Serkan hocanın gelmesini ister. Serkan hocanın hipnoz etkileşimiyle Can ın bilinçaltına girmesiyle olaylar gün yüzüne çıkar... Kurgu olarak beğendiğim anlatım olarak zayıf bulduğum bir kitap. Bazı yerlerde gereksiz ayrıntılara girilmiş (Bilal e anlatır gibi anlatılmış) düşük seviyelilere hitap edilmiş bence. Okumaya yeni başlayanlar için önerilebilir bir kitap sade, akıcı, zorlamayan kitap. (Medeni Öztürk)
Mor Oda PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Fatih Onaydın - Mor Oda kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Mor Oda PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Fatih Onaydın Kimdir?
--reklam--
Fatih Onaydın Kitapları - Eserleri
- Hayalet Tren
- Kutup Kelebeği
- Mor Oda
--reklam--
Fatih Onaydın Alıntıları - Sözleri
- Allah öyle merhametlidir ki rüyalarda gözleri olmayanlara bile ışığı gösterir. (Kutup Kelebeği)
- ''Hayatta mucizeye tanık olmak için illa büyük olaylar görmek gerekmiyordu. Anlayana böyle ufak olaylar bile bir mucizeydi.'' (Kutup Kelebeği)
- ''Gözlerim dolmuştu lakin ne kadar zor zaman yaşarsanız yaşayın fazlaca akıtılan gözyaşı diğer insanları daima rahatsız edip usandıracağından güç bela yutkundum ve kendimi toparladım.'' (Kutup Kelebeği)
- -kelimelerin tuzağına düştüğünde cümlelerin ne derece hayati olduğunu anlarsın- (Kutup Kelebeği)
- Bizler zamanda sıkışan kayıp ruhlarız. (Hayalet Tren)
- Hayatta mucizeye tanık olmak için illa büyük olaylar görmek gerekmiyordu. Anlayana böyle ufak olaylar bile bir mucizeydi. (Kutup Kelebeği)
- Gözlerim dolmuştu lakin ne kadar zor zaman yaşarsanız yaşayın fazlaca akıtılan gözyaşı diğer insanları daima rahatsız edip usandıracağından güç bela yutkundum ve kendimi toparladım. (Kutup Kelebeği)
- Tuhaftır ki insanlar üzüntü ve benzeri durumları görünüşü güzel insanlara nedense konduramıyordu. (Mor Oda)
- Güneşe kızıp karanlığa bürünürsen aya boyun eğmek zorunda kalırsın. (Kutup Kelebeği)
- Hayat her daim karın ağrısı değildir, kimi zaman insana anaç duygularla yaklaştığı da oluyor. (Hayalet Tren)
- Cerrah olmak çocuk oyuncağı,bir eti kes digerini dik.Tek sorun şu ki ne biz çocuğuz ne de onlar oyuncak!. (Mor Oda)
- Garip olan ayrılmak değil, onca yaşanmışlıktan sonra iki yabancıya dönüşebilmek. (Kutup Kelebeği)
- Hayat ne kadar mutluluk verdiyse bir o kadar acı yaşatır insana, yahut tam tersini. Kimse bir şeyler içim bedel ödemeden mutlu olamaz. (Hayalet Tren)
- Çünkü hastane tuhaf bir yerdi. Yaşam ve ölüm buraya asla maske takıp gelmezdi. (Mor Oda)
- Ah be kadın, niyetin buysa… Sevmek zordur karanlık adamları; kıskanır, kıyar güzelliğine gölgeler Tüh be kadın, esmersin oysa… Git eli yüzü düzgün adamlar avutsun seni, burada adım başı çirkinlik var Kimse sevmez böylesi canlı ve parlak teni, sana sadece aptallar ilgi duyar Kokun nice karanfilin çığlığı yürüyüşün sanki zamanı kusturan tıkırtılar Acıdan derindir aşkın sığlığı çirkin adamları öpemez senin gibi kadınlar Eh be kadın sabrım taşıyor ha Bastığın yer bıkkın ruhların hudududur o neşeli ayaklarını bu diyardan çek Güzellik, yalancı aynaların çocuğudur benliğin bunu nasıl kabullenecek Avutamazsın sen hayatın izini kaybetmiş adamları şiirlere hayli uzaksın Her yanın yaşanmışlık kokuyor belli ki ölüler için gönderilen bir tuzaksın Söv be kadın bari son satırda İçten bir küfür kadar samimi bitsin lafımız bu kadar mı edebiyattan ıraksın Ellerin bir kalemin utancı, ruhun makyajsız Bir toprağa göre hayli kuraksın Çek git eli yüzü düzgün adamlar avutsun seni Burada adım başı çirkinlik var Kimse sevmez böylesi canlı ve parlak bir teni Sana sadece aptallar ilgi duyar (Mor Oda)
- Ah be Kenan ,hadi karışmayayım diyorum ama hem kendine eziyet çektiriyorsun hem de bu arkadaşa! Ne diye açıyorsun eskileri? (Hayalet Tren)
- Aynalardaki hüzünlü yüzüm Kafiyeye uymayan mısralar gibi çıkar at beni hayatından. Acımadan ve hiç pişman olmadan Bir ağlama nöbetinde yitirilen bütün güzel duygular gibi Şiirlere ve şairlere düşman olurcasına... (Mor Oda)
- Gaddar bir fırtınadan artakalan enkaz gibi darmadağındım. Kalbime irice bir kıymık saplanmıştı. Şunca yıllık ömrümde ilk kez bir adamı sevmiştim ve hayat bana en büyük imtihanı sunmaya hazırlanıyordu. (Mor Oda)
- Yaşamın tüm acıları İzimi kaybedecekti.. #1000kitap (Hayalet Tren)
- Yuvadan uçmak için kanat açan kuşlar yere çakıldığında, bir yamalı tekne sabıkalı bir fırtınanın tutsağı olduğunda, dünya başka gezegenlerde yaşam aramaya koyulmuşken yanı başındaki çocuklar açlıktan öldüğünde sen hâlâ içinde umut taşıyor musun? Taşımalısın çünkü hiç kimse insanın yere nasıl çakıldığıyla ilgilenmez. Onlar için yerde yatanlar değil her şeye rağmen ayağa kalkanlar kıymetlidir. Bu sebeple bil ki kimse seni düştüğün yerden kaldırmayacak. Yanı başında sürünenler dahi sana yardım edemeyecek. Asla çektiğin dertler anlaşılmayacak. Seni anlamalarını ümit etme. Etraftan anlayış dilenenler kendini anlama fedakarlığını gösteremeyenlerdir. Sakın pes etme. Unutma, bir gün gökyüzünü süsleyecek ağaçların tohumu şu an toprağın en dibinde, var olmak adına mücadele veriyor. (Kutup Kelebeği)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin