Kitap Künyesi
Yazar: Jennifer L. Armentrout
Çevirmen: Deniz Başkaya
Orijinal Adı: Struggle
Yayın Evi: Dex Yayınları
İSBN: 9786050946284
Sayfa Sayısı: 392
--reklam--
Mücadele Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Seth, Josie’ye istemeden zarar verebileceği korkusuyla onu terk etti. Bu zor ayrılığın üstüne hazmetmesi gereken bir gerçek daha var: “Tanrı Katili Seth”in artık “Tanrı Seth”e dönüştüğü gerçeği… Yeni güçlerine ve istemese de ona hizmet etmeye gönüllü yeni hizmetkârlarına alışmaya çalışan Seth, başka bir haberle sarsılıyor: Josie, Hyperion’un eline düşmüş ve işkence görüyor. Böyle bir durumda sevdiği kadından ne kadar uzak durabilir? Bir tanrı olarak buna nasıl izin verebilir? Seth’le Josie’nin tekrar bir araya gelmesi hiç beklenmedik bir sürprizle taçlanıyor. Tüm bu göksel varlıkların amansız mücadelesinde, yeni bir haberle ve Josie’nin babası Apollo’dan aldığı kehanet yeteneğiyle, hayatları beklenmedik bir dönemece giriyor. Yazdığı maceralarla tüm dünyada çok sevilen yazar Jennifer L. Armentrout’un “Titan” serisi, Mücadele ile sürüyor!
--reklam--
Mücadele Alıntıları - Sözleri
- "Alexandria'nın Apollyon olması beklense de sizin kaderinizde hep çok daha fazlası olmak vardı." Karina bana baktı. "Kabullenmesi güç olabilir fakat bunu kabullenmeniz gerekiyor." "Yoda gibi konuşuyorsun," diye mırıldandım. "Anlamadım?" "Önemli değil."
- "Sence o yer California'da olabilir mi?" Alex'in bir omzu kalktı. "Belki. Fakat Aiden dağların arasında bir yeri daha fazla severdi." "Ya sen?" Viski rengi gözleri gözlerimle buluştu. "O neredeyse orayı severim ben."
- Herkes rahat olabilir. Buraya kargaşa çıkarmaya ya da çatıyı başınıza yıkmaya gelmedim." "Nasıl?" diye mırıldandı Deacon. "Sen nasıl..." "Uzun hikâye ve içimden açıklama yapmak gelmiyor hiç."
- "Tanrı olman sana yumruk atmayacağım anlamına gelmiyor." "Evimde misafir olman seni okyanusta boğmayacağım anlamına da gelmiyor."
- “Elveda Seth Yaşamın Tanrısı…” Kıyıdan çıkan bir şimşek okyanusta yiterken, omurgamdan aşağı bir ürperti indi. Peri başını eğdi. “Ve Ölümün.”
- Apollo'nun göğsü şişti. "Tanrı olmak büyük sorumluluk gerektirir..." "Bunu Örümcek Adam'dan mı aşırdın sen?"
- "...Josie'yi korumasız bırakmam. Yanında sen bile olsan. Başka bir çözüm düşün. O bileziklerin çıkması şart." Apollo'nun yüzünde tuhaf bir ifade belirdi. Tuhaftı çünkü neredeyse gururu andırıyordu. Fakat bu bana anlamsız gelmişti. Muhtemelen kabızlık çekiyordu.
- “Kader ağlarını örüyor,” diye ekledi peri. “Olacaklar değiştirilemez. Kader geçmişe ve geleceğe göz gezdiriyor. Tarih tekerrür ediyor.”
- “Zira tanrıların korktuğu an gelip çattı. Eskinin sonu gelirken yeninin başlangıcı müjdelendi.” Ewan’ın sesi yükselik denizin ve kayalıkların ötesine uzandı. “Zira güneş çocuğu ve yeni tanrı yeni bir çağ doğururken büyük yaratıcılar birer birer düşecek, evlerimiz ve ocaklarımızı yeniden şekillendirip insanları ve diğer ölümlüleri hasat edecek.”
- “Kanlı bir yol seçildi. Bir avuç savaşçısı olacak. Büyük Savaş yolda ve sonunda güneş batıp ay, yeni güneş yükselene dek hükmedecek.”
--reklam--
Mücadele İncelemesi - Şahsi Yorumlar
SPOİLER Geldik serimizin üçüncü kitabına. Ne demiştik, Jennifer ablamız ne yazsa okuruz. Ama bu kitabın aşırı stabil ilerlediğini asla göz ardı edemem. Hatta bazı noktalardaki durağan sohbetler, tekrarlanan sıkıntılar beni o kadar sıktı ki atlayarak okumak istedim ama elimdeki kitaba saygımdan bunu yapmadım. MS'den bu seriyi ayıran en büyük konu Josie'nin hamile olması ve bir tanrı ile yarı tanrıdan nasıl bir çocuk çıkacak deli gibi merak ettim. Son kitaba koşmamın en büyük sebebi bu. Diğer sebeplerse MS karakterleri ve sonuç istiyor olmam. Ufak bir Caleb sahnesi beni koca kitapta en çok duygulandıran nokta oldu. Ama genel olarak durağan bir geçiş kitabı olmuş diyebilirim. Bakalım, son kitapta bizi neler bekliyoruz göreceğiiiiiizzzzz. (Damla)
Kitabı çok beğendim. Özellikle ilk yarısını boğazımda bir yumruyla okudum diyebilirim. Josie'nin çektiği acıları ve Seth'in pişmanlığı beni mahvetti. Hiç beklemediğim olaylar oldu ve ilk defa sakin bir sonla bitti kitap. Üç kitap neredeyse üç yıldır elimde ve sırf final kitabı çıkmadığı, çıktıktan sonra da alamadığım için bekletmiştim seriyi ama okusaymışım da bir şey kaybetmezmişim. Hoş okumadığım daha iyi oldu. Böyle peşpeşe okumal daha bi keyifli. Şimdi hızlıca 4.kitaba geçiyorum. J. Armentrout'un en beğendiğim serilerinden biri oldu bu set (ki okumadığım kalmadı) İnşallah finali de beğenirim ;) (Sage Taylors)
Eyy okurdaşlarım!! bunu bir önceki kitapta hatta ondan önceki kitapta da söylemiş olabilirim ama bu seride okuduğum en en en iyisiydi. Seth'im bir yana Josie'de tam bir bebek. Ikisini yanyana okumayı o kadar seviyorum ki Önceki seride Aiden ve Alex'i okurken harcadığım zamanıma yazık ki ne yazık diyorum. Spoiler olmasın ama Seth tam istediğim kıvama geldi. Tanrılar artık siz düşünün Geriye son kitabım kaldı (gözler yaşlı) içim kan ağlaya ağlaya bekleyeceğim, kalbim vedalaşmaya henüz hazır değil. Titan serisi gözümün bebeği sizlerde gözbebeği istiyorsanız şiddetle mutlaka OKUYUN ve OKUTUN KitapRüyasından Sevgilerle (KitapRüyasıOkuyor)
--reklam--
Mücadele PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jennifer L. Armentrout - Mücadele kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Mücadele PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jennifer L. Armentrout Kimdir?
Jennifer Batı Virgina’da, Martindburg şehrinde yaşıyor. Onun hakkında duyduğunuz her söylenti doğru değildir. Yazım işiyle yoğun olarak ilgilenmediği zamanlarda kitap okuyarak, egzersiz yaparak, berbat zombi filmleri izleyerek, yazıyormuş gibi yaparak, kocası ve Jack Russel köpeği Loki ile vakit geçiriyor.
Yazar olma hayali, vaktinin büyük bir kısmını kısa hikâyeler yazarak geçirdiği matematik derslerinde başladı. Bu, matematikten kötü notlar almasının da en büyük sebebidir. Jennifer genç okurlar için paranormal, bilim-kurgu, fantezi ve modern aşk hikâyeleri yazıyor. Ayrıca J. Lynn takma adıyla yetişkinler için aşk romanları da yazıyor.
--reklam--
Jennifer L. Armentrout Kitapları - Eserleri
- Obsidiyen
- Oniks
- Opal
- Köken
- Direniş
- Melez
- Safkan
- Tanrı
- Apollyon
- Avcı
- Kimi Öptüğüne Dikkat Et!
- Hep Seni Bekledim
- Sağdıç
- Saplantı
- Kime Dokunduğuna Dikkat Et!
- Kış Güneşi
- Kan ve Külden
- Kimi Seçtiğine Dikkat Et
- Bodyguard
- Oyuncu
- Unutuluş
- Lanetli
- Geri Dönüş
- Hep Seni İstedim
- Güç
- Paramparça
- Mücadele
- Sonsuzluğun Sonuna Dek
- Ölene Dek Beraberiz
- En Karanlık Yıldız
- Cesur
- A Kingdom of Flesh and Fire
- Kehanet
- The Crown of Gilded Bones
- Ya Yarın Yoksa
- En Aydınlık Gölge
- The War of Two Queens
- Elixir
- A Shadow in the Ember
- Hold Om Mig
- Trust İn Me
- Scorched -
- The Dead List
- Forever with You
- Fall With Me
- Fire In You
- Stay with Me: A Novel
- The Queen: A Wicked Novella
- The Prince: A Wicked Novella
- The King: A Wicked Novella
--reklam--
Jennifer L. Armentrout Alıntıları - Sözleri
- "Orada dikilip duracak mısın yoksa gerçekten bir işe yarayacak mısın?” diye söylendi Tink, Ren’e. “Benim için kutuları yerden alır mısın?” “Tink,” diye çemkirdim. “Kutuları ben alırsam, onları bahçeye fırlatıveririm,” dedi Ren. Tink ellerini yanaklarına vurarak aniden geriye sıçradı. “Buna cesaret edemezsin.” “Hem de öyle bir ederim ki.” “Ah, Tanrım,” diye homurdandım, Ren’in etrafından dolaşarak. Kutuları yerden alıp içeri taşıdım, sonra da kanepeye fırlattım. “Dikkat et!” diye ciyakladı Tink. “İçlerinde paha biçilemez, kırılacak şeyler olabilir.” Ren arkasından kapıyı kapatırken, havada süzüldü. “Ve sen! Sen kutuları bir hanıma taşıttın.” Gözlerimi devirdim. Ren gürültülü bir nefes verdi. “Tanrım; çok sinir bozucusun.” “Ne olmuş?” Tink kanatları hararetle havayı döverek, kanepeye doğru uçtu. “Ben lastiğim, sen yapışkan!” Ren ufaklığa doğru döndü. “Ne?” “Ne söylersen söyle benden sekip gelir sana yapışır!” (Paramparça)
- “Beni kalbimden bıçaklayacak mısın? Tekrar?" "Neden bileğimi bırakıp öğrenmiyorsun?" "Bu kulağa evet gibi geliyor.” (A Kingdom of Flesh and Fire)
- "Alexandria'nın Apollyon olması beklense de sizin kaderinizde hep çok daha fazlası olmak vardı." Karina bana baktı. "Kabullenmesi güç olabilir fakat bunu kabullenmeniz gerekiyor." "Yoda gibi konuşuyorsun," diye mırıldandım. "Anlamadım?" "Önemli değil." (Mücadele)
- Kendimi nasıl hissetiğimle ilgili konuşmak konusunda hiç iyi değildim. Kahretsin, kendimi nasıl hissettiğim hakkında düşünmekte bile iyi değildim. (Melez)
- “Nasıl cadaloz bir şeysin sen böyle,” (Hep Seni Bekledim)
- “Öyle güzelsin ki, Layla. Sonsuzluğun geri kalanında bakabileceğim bir şey seçme imkanım olsaydı seni seçerdim.” (Kimi Seçtiğine Dikkat Et)
- "Aptal aptallık yapandır..." (Hep Seni İstedim)
- “I’m not afraid of her,” I whispered to my reflection. “I’m a Queen. I’m a god. I’m not afraid of her.” (The War of Two Queens)
- “Aşktı bu; aşk değiştirebilirdi insanları.” (Kimi Seçtiğine Dikkat Et)
- Kitaplar. Kitaplar her yerdeydi. Beş adet kitap düzgünce kanepenin köşesine dizilmişti. iki tane de sehpanın üstünde duruyordu. Bir tanesinin içinde parlak bir ayraç vardı. Diğer sehpada üç kitap daha. Bir tane de televizyon sehpasının üstünde. O kitaba da bir ayraç konmuştu. İki kitap birden mi okuyordu acaba? Yoksa daha da mı fazla? Ben bir taneyi zar zor okurken... (Unutuluş)
- Yıldızlar... ne kadar güzel olsalar da, çok uzaktaydılar (Hep Seni Bekledim)
- “Seninleyken kendimi bir canavar gibi hissetmiyorum. Öyle olduğumu unutuyorum. Bana bunu hak ettirmeyen şeyleri yaptığımı unutuyorum.” (Geri Dönüş)
- Bazen… bazen sanki bir tuzak kurulmuş da hepimiz dörtnala koşup tuzakla düşmüşüz gibi geliyordu. (Opal)
- She was hugging me, and I didn’t know how to respond to that for several seconds. My senses were overloaded as I lifted my arms and wrapped them around her, returning the gesture stiffly. The hug felt awkward and strange…but then it felt like something wonderful. Ezra embraced me—squeezed me tightly—and then let go. “I love you, Sera.” Overwhelmed, I watched her step back and smile shakily. I stood there as she turned and made her way back to the carriage. I didn’t breathe until she was inside. I swallowed thickly, briefly closing my eyes. “I love you, too,” I whispered. (A Shadow in the Ember)
- I loved him. I was in love with him, even though that love had been built on a foundation of lies. I loved him even though there was so much I didn’t know about him. I loved him even though I knew I was a willing pawn to him. (A Kingdom of Flesh and Fire)
- Korku zayıflık değildir. Sadece üstesinden gelmen gereken bir durumun işaretidir. (Tanrı)
- Herkes rahat olabilir. Buraya kargaşa çıkarmaya ya da çatıyı başınıza yıkmaya gelmedim." "Nasıl?" diye mırıldandı Deacon. "Sen nasıl..." "Uzun hikâye ve içimden açıklama yapmak gelmiyor hiç." (Mücadele)
- "Biliyor musun?" Aiden'a meydan okuyan bir bakış fırlattım. "Gidelim. Hadi, Seth. Âşık kavgamıza devam edelim biz." Duvardan ayrılan Seth tek kaşını kaldırdı. "Evet, aşkım, bu kulağa çok hoş geliyor. Hançeri unutma da gözümü oyabilesin" (Safkan)
- Aiden boğuk bir kahkaha atıp Alex'e baktı. Alex ona güven telkin eden bir gülümsemeyle karşılık verdi. İkisinin hemfikir oldukları belliydi. Zihinleri ve ruhları birbirine bağlıymış gibi. (Güç)
- “I need you,” he groaned against my lips. “I need you, Poppy.”“You have me,” I told him, echoing the words I’d said to him once before. Now, they felt like an unbreakable vow. “Always.” “Always,” he repeated. (The Crown of Gilded Bones)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin