Kitap Künyesi

Yazar: Fatma Aliye Hanım

Yayın Evi: Bilge Kültür Sanat

İSBN: 9786054921843

Sayfa Sayısı: 400

--reklam--

Muhadarat (Fazıla) Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Muhadarat, ilk Türk kadın romancı ve yazar Fatma Aliye Hanım’ın en önemli romanlarından biridir ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen “100 Temel Eser” arasındadır.

Romanda evlilik konusunda gençlerin söz sahibi olması, üvey annenin çocuklar üzerindeki olumsuz etkisi, çocuk terbiyesi, yakın akrabaların konak hayatında yol açtığı sıkıntılar, eğitimli bir kadının olaylar üzerindeki etkisi üzerinde durulmaktadır. Eserde özellikle cariyelerin hayatı ve emeklilikleri hakkında özgün bilgiler vardır.

Zengin ve yaşlı Sâi Bey on yedi yaşındaki Câlibe Hanım’la evlenir. Üvey anne, Sâi Efendi’nin kızına ve oğluna iyi davranmaz. Hatta kızının nişanlısından ayrılması için çeşitli entrikalara dahi başvurur. Bunun üzerine Fâzıla bütün yaşadıklarından bıkar ve intihar etmeyi düşünür. Romanda yaşananlar İstanbul’da başlar, Beyrut’ta devam eder. Beyrut’ta yaşanan aşırı tesadüfler oldukça merak uyandırıcıdır.

“100 Temel Eser” arasında yer alan Muhadarat bir kadın gözüyle ilk defa Osmanlı aile hayatına yer vermesi açısından önemli bir eserdir.

--reklam--

Muhadarat (Fazıla) Alıntıları - Sözleri

  • Başkalarının giydiği kirli bir elbiseyi, insan olanın üzerine geçirmesi kabil olabilir mi ?
  • Şu "seviyorum " kelimesi ne acayip bir kelimedir ! Ne çok söylenirse söylensin eskimez ! Anlamını yitirmez ! Modası geçmez ! Bir bedbahtın saadetine, bir aşığın felaketine sebep olabilir. Kimini canına kıydırır, kimini mutluluk içinde yaşatır. Nice defalar yalan yere söylenmiş, sahtekarların işine yaramış, nice masumların baştan çıkarılmasına hizmet etmiş, binlerce vaadin yerini tutmuş da hala bu söze itibar ediliyor. Her yerde söylenip duruyor ! Hala bir aşığın yüzünü güldürüyor. Bir bedbahtı bahtiyar ediyor. Her gün, her an ve her dakika bir yerlerde etkisini gösteriyor !..
  • Aşk ve muhabbet gerçekleri ne kadar örter!...
  • Kadınların hepsinin aynı derecede duygusal olduğunu düşünmek büyük bir yanılgıdır. Kalplerine hoş gelen şeylerin mantıklı olup olmadığını düşünürler...
  • Kadınların "tertip düzen " dedikleri şeyler kendi alışkanlıklarından başka bir şey değildir de nedir ?
  • Güzellik şansla, talihle karşılaştırılamaz, güzel olan herkes şanslı olmuyor ki..
  • Zengin olmakla asil olmak arasında ne kadar ince bir fark varsa, aç gözlü olmakla, ileri görüşlü ve idareli bir hanım olmak arasında bu kadar ince bir fark bulunur..
  • İnsanlar arzu ve niyetlerini istedikleri gibi düzenlerler...
  • Siz kendi kendinize çok büyük kararlar veriyorsunuz dayı bey ! Fakat kimsenin karışmayacağı bir şey varsa o da gönüldür.
  • Şu "seviyorum" kelimesi ne acayip bir kelimedir! Ne kadar çok söylenirse söylensin eskimez! Anlamını yitirmez! Modası geçmez! Bir bedbahtın saadetine, bir aşığın felake tine sebep olabilir. Kimini canına kıydırır, kimini mutluluk içinde yaşatır.
  • Henüz hafifçe parlayan bir ateş üflemekle söner, ama alevlendikten sonra üfledikçe parlar...
  • Felaket insanı pişirir. Sıkıntı, insanı vaktinden evvel kocaltır.
  • Kötü tecrübeler insanı pişi rir, olgunlaştırır. Sıkıntı, dert insanı çabuk yaşlandırır.
  • Tedbirde kusur edip de taktirde eksiklik etme

--reklam--

Muhadarat (Fazıla) İncelemesi - Şahsi Yorumlar

İlk kadın yazarımız olduğunu öğrendiğim Fatma Aliye nin bu eserini severek okudum. Akıcı sade bir dili var. Başlar biraz sıkıcı gibi dursada sakın bırakmayın sonrası hiç beklemediğim bir kurguyla geldi. Ayrıca kitap dönemin kadınlarının rolllerini yaşantı şekillerini görmemi sağladı. Hikayede aşk ihanet, intikam... ne ararsanız var. Öyle bir hikaye ki Senaristler bu eserden ikinci bir aşkı memnu dizisi çıkarır (Ferdane)

Muhadarat, ilk Türk kadın yazarlarımızdan Fatma Aliye Hanım'ın eseridir. Yazar dönemin konak hayatını, taşra hayatını, evliliği, dönemin insanlarının zihniyetlerini ve cariyeliği tasvir ve yorumlarıyla eserinde işlemeye çalışmış. Olaylar çocuk yaşta öksüz kalan Fazıla'nın etrafında cereyan etmektedir. Saî Efendinin Calibe'yle evlenmesiyle konakta entrikalar dönmeye başlar. Eser ilk okunmaya başlandığında çok sıkıcı gibi geliyor. Fakat biraz sonra olayın akışına kapılık gidiyorsunuz. Beğendim ve okumanızı tavsiye ediyorum. (Ertuğrul AKDENİZ)

2020'nin ilk kitabı ilk yerli kadın yazar olan Fatma Aliye Hanımın "MUHADERAT "kitabı olsun istedim. Dili oldukça sade ve anlaşılırdı. Anlatımı akıcı ve sürükleyiciydi. Pürüzlü ,ağdalı hiçbir yanı yoktu.Gereksiz ve süs için kullanılan ağır cümleler yoktu.Ki 1900'lü yılların başlarından bahsediyoruz . Olay örgüsü beklenmedik bir şekilde gelişti.Tahmin etmediğim bir şekilde sonlandı. Her defasında tahmin yürüttüğüm yerden yanıldım.Hep şaşırdım,hep şaşkına uğradım. Ve son olarak kurgu gayet güzel işlenmişti. Ee bütün bunlar bir araya gelince de elimden bırakmak istemedim.Beni çekmişti yani içine. Sınav döneminde olmasaydım 2-3 güne biterdi net!OKUYUN!OKUTUN! kitap/muhaderat--128710 yazar/fatma-aliye-hanim (Beti)

--reklam--

Muhadarat (Fazıla) PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Fatma Aliye Hanım - Muhadarat (Fazıla) kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Muhadarat (Fazıla) PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Fatma Aliye Hanım Kimdir?

1862′de İstanbul’da doğdu 1936′da yine İstanbul’da yaşamını yitirdi.

İlk kadın romancımız, ilk kadın felsefecimiz, edebiyatımızda ilk kez çeviri yapan, kadın haklarından ve kadın-erkek eşitliğinden ilk kez bahseden, hakkında ilk defa monografi yazılan yazar.

Tanzimat döneminin ünlü devlet adamı Ahmed Cevdet Paşa’nın kızı. Babasının konağında özel öğretmenlerden Fransızca, tarih, edebiyat ve felsefe dersleri aldı. Yazmaya Fransızca’dan yaptığı çevirilerle başladı. İlk çevirisi George Ohnet’den Volente. O dönemde edebiyatla uğraşmak kadınlar için hoş karşılanmadığından çevirisi Meram adı ve “Bir Hanım” imzasıyla yayınlandı. Sonraları “Meram Mütercimi” olarak tanındı. Bir çok makalesi “Mütercime-i Meram” adıyla yayınlandı. Nisvân-ı İslâm adlı anı kitabı Fransızca, İngilizce ve Arapça’ya, Udî adlı romanı Fransızca’ya çevrildi. Fatma Aliye Hanım’ın felsefeye merakı gençliğinde başladı. Olayları dikkatle incelemesi, çeşitli ailelerdeki gözlemleri onu felsefeye götürdü. Felsefeye merakı arttıkça daha çok kitap okudu, babası ve arkadaşlarıyla felsefe tartışmalarına girdi. Babasıyla birlikte Aristotales ve Platon ile İbn-i Rüşt ve Gazali’nin felsefelerini karşılaştırdı. 1904′te ilk felsefe tarihini yazdı. Thales’le başlayıp ilk çağ felsefesini anlattığı bu kitabın ikinci bölümünü İslâm Felsefesine ayırdı. Kahramanları kadın olan öyküler ve romanlar yazdı. En önemli eseri sayılan Muhâdarât’ta bir kadının ilk aşkını unutamayacağı tezini çürütmeye çalıştı. Romanlarında zaman zaman toplumsal sorunları ele aldı, felsefeye yer verdi. Udî adlı romanında müziğin felsefe ile ilişkilerine değindi. Bu romanda, babasının etkisiyle müziğe ilgi duyan bir kızın daha sonra hayatını kazanmak amacıyla dersler vermesi anlatılır. Fatma Aliye Hanım, düşünceleri ve yaşam biçimiyle ilk kadın kadın hakları savunucularından. Döneminin toplumsal koşulları gözönüne alındığında düşünceleri ve savunduğu görüşlerin son derece cesur olduğu ortaya çıkar. Kadın-erkek eşitliğine inanan ve savunan Fatma Aliye Hanım, her iki cinsin aynı eğitim olanaklarından yararlanmasını istedi. Çok kadınla evliliğe karşı çıktı. Boşanmada kadınların da söz hakkı olması gerektiğini savundu.

İlk Türk kadın romancı olma özelliği ile Avrupa ve Amerika basınında kendisinden söz edilen Fatma Aliye Hanım'ın “Nisvan-ı İslâm” adlı eseri Fransızca ve Arapça'ya, “Udî” adlı romanı Fransızca'ya çevrilmiştir. Émile Julliard adlı bir Fransız yazarının Doğu ve Batı Kadınları adlı kitabını Fransız gazetelerine yazdığı bir mektupla eleştirmesi Paris'te büyük yankı uyandırmıştı. Eserleri 1893 yılında Şikago'da Dünya Kadın Kütüphanesi Kataloğu'nda sergilenmiştir. Fatma Aliye Hanım'ın II. Meşrutiyet yıllarına kadar yaygın bir ünü olmasına rağmen zamanla unutulmuştur.

Fatma Aliye Hanım, soyadı yasasından sonra Topuz soyadını aldı.

Fatma Aliye 13 Temmuz 1936 tarihinde İstanbul'da vefat etti. Cenazesi Feriköy Mezarlığı'na gömüldü.

Fatma Aliye Hanım, ilk Osmanlı kadın feministlerden Emine Semiye Önasya'nın ablası, tiyatro ve sinema oyuncusu Suna Selen'in anneannesidir.

Adı, Beyoğlu'nda ve Çankaya'da birer sokağa verilmiştir.

2009 yılında tedavüle sürülen 50 Türk Lirası banknotlarının arka yüzünde portresi bulunmaktadır.

ESERLERİ:

ROMAN:

- Hayal ve Hakikat (Ahmet Mithat ile 1891)

- Muhâdarât (1891)

- Ref’et (1897)

- Udi (1899, Fransızca’ya çevrildi)

- Enin (1912)

ÇEVİRİ:

- Meram (Roman, 1889)

ANI-İNCELEME-MEKTUP:

- Nisvan-I Islam (Tefrika, 1891)

- Levayih-i Hayat (1897-1898)

- Taaddüt-ü Zevcata Zeyl (1898-1899)

- Namdaran-ı Zenan-ı İslamiyan (1899-1901)

- Ahmet Cevdet Paşa ve Zamanı (1912-1913)

TARİH: 

- Kosova Zaferi-Ankara Hezimeti (1912-1913)

FELSEFE:

- Teracim-i Felasife (1899-1900)

--reklam--

Fatma Aliye Hanım Kitapları - Eserleri

  • Refet
  • Levayih-i Hayat
  • Muhadarat (Fazıla)
  • Udî
  • Hayal ve Hakikat
  • Nisvan-ı İslam
  • Osmanlı'da Kadın
  • Ahmed Cevdet Paşa ve Zamanı
  • Enin
  • İslam Kadınları
  • İstila-yı İslam
  • İslamda Kadının Gerçek Yeri
  • Tedkîk-i Ecsâm
  • Kosova Zaferi Ankara Hezimeti

--reklam--

Fatma Aliye Hanım Alıntıları - Sözleri

  • " Allah'ın emrine uymayan ve yasaklarından çekinmeyenler günahkâr olurlar ve yarın ceza gününde azabı hak ederler. Fakat yine Müslümandırlar. Sonuçta cennetin nimetlerine ulaşırlar. Cenabı Hak dilerse affeder,dilerse günahı kadar azap ettikten sonra,yine cennete dâhil eder. Allah ile kul arasına girilmez. Müslümanlar günahlarını affettirmek için Hıristiyanların kiliseye gitmeye mecbur oldukları gibi mutlaka camiye gitmeye mecbur değildirler. Tövbe ve istiğfar edecek oldukları hâlde bir köşeye çekilip Cenabı Hak'a yalvarırlar. Allah'tan başkasına sırlarını açıklamaya mecbur olmazlar. " (Osmanlı'da Kadın)
  • “”Edeceğim yemini tutabileceğimden emin olmaksızın nasıl yemin ederim? O halde daha büyük fenalıkta bulunmuş olmaz mıyım?” (Udî)
  • Şu "seviyorum " kelimesi ne acayip bir kelimedir ! Ne çok söylenirse söylensin eskimez ! Anlamını yitirmez ! Modası geçmez ! Bir bedbahtın saadetine, bir aşığın felaketine sebep olabilir. Kimini canına kıydırır, kimini mutluluk içinde yaşatır. Nice defalar yalan yere söylenmiş, sahtekarların işine yaramış, nice masumların baştan çıkarılmasına hizmet etmiş, binlerce vaadin yerini tutmuş da hala bu söze itibar ediliyor. Her yerde söylenip duruyor ! Hala bir aşığın yüzünü güldürüyor. Bir bedbahtı bahtiyar ediyor. Her gün, her an ve her dakika bir yerlerde etkisini gösteriyor !.. (Muhadarat (Fazıla))
  • ... bence sevmek için sevilecek adamın sevilmeye layık olması gerekir. (Levayih-i Hayat)
  • Felaket insanı pişirir. Sıkıntı, insanı vaktinden evvel kocaltır. (Muhadarat (Fazıla))
  • (...) Fransızcayı da kesb-i malumat için değil alafranga olmak maksadıyla öğrenmişler ve ahkâm-ı şeriyyeden bihaber oldukları gibi âdât-ı milliyelerini de terk ederek tamamıyla alafranga yaşamakta bulunduklarından bunlar ile görüşmek Beyoğlu'ndaki Frenk familyalarıyla konuşmak gibi olacağı cihetle kendilerinden hiçbir şey öğrenilemez. (Nisvan-ı İslam)
  • Gözler kalbin tercümanıdır. (Osmanlı'da Kadın)
  • “Şimdiye kadar hep âşıkların halini tarif ile vakit geçirilmiş aşk hakkındaki tarif ve tetkik ne kadar ihmal olunmuş bilir misin?” (Udî)
  • Ağızdan çok yalanlarda çıkar. Fakat gözler sahtekârlık edemez. Ağız yalan söylerken gözlere bakılacak olursa gerçek anlaşılır. (Osmanlı'da Kadın)
  • Güzellik şansla, talihle karşılaştırılamaz, güzel olan herkes şanslı olmuyor ki.. (Muhadarat (Fazıla))
  • Sevmek için evet Mehabe, bence sevmek için sevilecek adamın sevilmeye layık olması gerekir. (Levayih-i Hayat)
  • "Yârin bize bir selamı yok mu? İnsafın o yerde namı yok mu?" (Hayal ve Hakikat)
  • Başkalarının giydiği kirli bir elbiseyi, insan olanın üzerine geçirmesi kabil olabilir mi ? (Muhadarat (Fazıla))
  • “Onu tabiat kendi kendine hissettirir. Teneffüs eylediği hava nüfuz ettirir, nesim ta derununa üfler.” (Udî)
  • "Zevçlerinin muhabbetleriyle iftihar edecek kadınlar varsa onlar da İslam kadınlarıdır Madam." (Nisvan-ı İslam)
  • İnsanlar arzu ve niyetlerini istedikleri gibi düzenlerler... (Muhadarat (Fazıla))
  • Hiçbir sözüm yoktur. Hiçbir sözümden caymıyorum ki. Ayıplanayım. (Hayal ve Hakikat)
  • Kötü tecrübeler insanı pişi rir, olgunlaştırır. Sıkıntı, dert insanı çabuk yaşlandırır. (Muhadarat (Fazıla))
  • Zira birbirleriyle aşk ve sevda ile tezevvüç edenler miyanında altı ay, bir sene sonra o aşktan kendilerinde eser kalmayanlar epeyce çoktur. (Nisvan-ı İslam)
  • Başlarına çöken heves belasını aşk sanarak birçok delilik yapan ne kadar zavallı gençler vardır. O yanılgı , onları ana babalarını kırmak, baba ocağından firar ile ailesini terk etmek derecelerine kadar götürür. Bari sonra o zan kendilerini bırakmasa da pişmanlığın acı tesirini duymasalar. Lakın heyhat !!! Başta aşk sandıkları o yanılgıdan sonra o kadar ikrah ederler ki sonları bir dram olur. (Osmanlı'da Kadın)