Kitap Künyesi
Yazar: Hasan İzzettin Dinamo
Yayın Evi: Tekin Yayınevi
İSBN: 9789944610056
Sayfa Sayısı: 352
--reklam--
Musa'nın Gecekondusu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Siyasilerin verdiği sözler sevinçleri ve umutları göğe çıkarmıştı. Onların isteği ise yalnızca başlarını sokacakları bir barınaktı. Yaptıkları derme çatma gecekondu barınaklarında yaşama tutunmaya bütün güçleriyle asılıyorlardı. Ne yazık ki verilen sözlerle uygulamalar hiç örtüşemedi. Bozuk düzen avcıları her zaman yoksulların kanını sömürme yollarını buldu. Burada da hiç zaman kaybetmeden karşılarına dikilmişlerdi.
Bu kitapta, bozuk düzene ve onun getirdiği yoksulluğa karşı çıkan insanların yaşama tutunma mücadelesine, yakın geçmişte gecekondu bölgelerinde gerçekte nelerin yaşandığına, siyasetin çirkin ayak oyunlarına karşı simgeleşen insanlara, Dinamo'nun anlatımıyla tanık olacaksınız.
Siyaset sahnelerindeki çirkinliklere, gecekondulardaki acımasız yaşam koşullarına ve yakın geçmişe ışık tutan belgesel nitelikte bir roman.
--reklam--
Musa'nın Gecekondusu Alıntıları - Sözleri
- Politikacılar, hiçbir şey vermeksizin halkı siyaset meydanında horoz gibi dövüştürmektedir.
- Kitapların, insanlardan daha iyi dostlar olduğunu, bütün bunu denemiş olanlar gibi, o da biliyordu.
- Toplumda suç işlemeyi, ekmek yemek, su içmek gibi olağan işlerden sayan kişiler, koltuklanarak karşı yandakiler için kullanılıyor, toplumun, kendilerini böyle suçun tatlı yemişleri içine itmesi, onları normal insana karşı daha azgın bir duruma getiriyordu. Şimdiye dek salt normal insanı korumak için bunlara karşı çalışan kanunlar, kapılarını kapayıp halvete çekilmiş, onları ortalıkta başıboş bırakmışlardı. Bu günlerde, bu yüzden suç ile suçlu altın çağını yaşıyordu. Değerlerin altüst olduğu bu ortamda Marx'la Engels 'in, Lümpen Proleter dediği bu kişiler, toplumun egemen sınıfınca bu duruma getirildikleri halde toplumun ezilen sınıflarına ışık tutmaya çalışanlara karşı kullanılıyordu.
- Okumuş, namuslu bir adam, bu memlekette sonuna dek aç kalmaz.
- Herkes, kendi dramının derinliğini yalnız kendisi yaşayabilirdi. Başkalarının dramları, bizler için bayağı birer sahne dramıydı.
- ...insanın evini ancak kendisi, mezarını başkaları yapar. Ben, bunu bilirim.
- ...siyasi partilerde çalışmak istemiyorum. Sanki boyunduruğa vurulacakmışım gibi geliyor bana. Ben serbesttiği seven bir adamım. Bütün iyi insanların, iyi işlerin yanındayım. Tutalım ki sizin partiye girdim... yanı başınızda, hırsları gemi azıya almış nice kişiler bulunacak. Ben, bunlara kavuk sallayamam.
- Tatlı bir kıskançlık, her erkeğe, her kadına gerekliydi. Ama, azgın kıskançlık, bir ailenin yaşamak sevincinin kaynaklarını ağuluyor(zehirliyor), kurutuyordu ...
- En sert gerçeklerle savaşan insanlar, başarıya belki geç ulaşıyorlar, ama, kazandıkları başarı sağlam ve sürekli oluyor. Ben, bu kanıdayım
- Türkiye'nin insan deposu harcamakla biter miydi hiç? ...ülkenin bütün bu bilinçsiz, sayısız insan stokunu olduğu gibi ele geçirmişlerdi. Altına, refaha, zenginliğe en yüksek, en mutlu iktidar standardına erişinceye dek bu stoktan yararlanacaklardı.
- "Bilemezsin, kitap okumaya nasıl açım. Henüz kitap alacak para kazanmaya başlayamadım."
- Geri bırakılmış güzel bir ülkenin bütün bu çocuklarını kendi haline bırakılmış sahipsiz bir ev gibi yabani otlar, ısırıcı böcekler, türlü çirkinlikler sarmıştı. Bu halk, çakır dikenliğiyle örtülü bir tarladan başka neydi?
- İnsan, felaketlerin üstüne üstüne gitmeli, ama sonunda onun pençesinden bir şeyler koparmak umudu olmalı. Yoksa felaketin çarptığı insanlar , topyekun yok olmak üzere onun üstüne giderlerse akıllıca bir iş yapmış olmazlar.
- Herkes, kendisiyle birlikte en yakınlarının bile anlayamadığı bir dram sürükler.
- ...halk, kuzu postu giymiş yeni aç kurtlara kurtarıcısı, sahibi sanarak sevinçle oy veriyordu.
--reklam--
Musa'nın Gecekondusu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Türkiye'de ilk gecekonduların kurulmaya başladığı 1950 li yıllardan 27 Mayıs 1960 darbesine kadar, halkın siyasi partiler etrafındaki gruplaşmalarını anlatan Musa’nın Gecekondusu romanı, Hasan İzzettin Dinamo’nun önceki romanlarında olduğu gibi kendi yaşadıklarını ve döneme dair düşüncelerini anlattığı bir roman. 1950 ve 1960 baharı arasında geçen on yıllık zaman zarfında Türkiye’de yaşanan siyasal faaliyetler ve yazarın aile içi ilişkileri, anlatılıyor. Koyun Baba romanının devamı sayılabilecek bu romanla mekân ve kahramanlar ortak. Hasan İzzettin Dinamo’nun hayatında önemli bir yere sahip olan gecekondusu, şiirlerinin birçoğuna konu olduğu gibi birçok eserinin de kaleme alındığı yerdir. Sıra Musa'nın Hapishanesi' nde (mehmet şenol)
--reklam--
Musa'nın Gecekondusu PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Hasan İzzettin Dinamo - Musa'nın Gecekondusu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Musa'nın Gecekondusu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Hasan İzzettin Dinamo Kimdir?
Hasan İzzettin Dinamo (d. 1909, Akçaabat, Trabzon - ö. 20 Haziran 1989), Türk yazar.
Ailesiyle önce İstanbul'a sonra Samsun'a yerleşti. Babası I. Dünya Savaşı'nda öldü. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'ndeki eğitimini tamamlayamadan ayrılan yazar, geçimini çeviriler yaparak ve özel ders vererek sağladı.
Dinamo, gençliğinde bireysel şiirler yazsa da Nazım Hikmet'in şiirleriyle tanışınca kendine toplumcu bir çizgi çizdi. Nazım'ın yanında, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz ve A. Kadir gibi şairlerle birlikte çalıştı. yedi ciltlik Kutsal İsyan ve Savaş ve Açlar gibi önemli romanlara imza atmıştır. 1977 yılında, "Kutsal Barış" adlı romanıyla, Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazanmıştır. Genellikle savaş dönemini anlatan romanlarının yanında şiir kitapları ve bir de öykü kitabı bulunmaktadır. İlk şiirlerinde Rıza Tevfik , Yusuf Ziya, Orhan Seyfi'nin etkileri görülür. Servet-i Fünûn dergisinde hece vezniyle şiirler yazmıştır. Aruz ölçüsünü kullanmış olsada yeniden heceye dönmüştür. Hapiste sayısız şiirler, romanlar, destanlar yazmıştır. Deniz Feneri, Kutsal İsyan, Savaş Ve Açlar adlı kitapları önemlidir.
--reklam--
Hasan İzzettin Dinamo Kitapları - Eserleri
- Savaş ve Açlar
- Öksüz Musa
- Kutsal İsyan - 1
- Açlık
- Kutsal İsyan - 2
- Kutsal İsyan - 3
- Musa'nın Mapusanesi
- Koyun Baba
- Musa'nın Gecekondusu
- Kutsal İsyan - 4
- Kutsal İsyan - 5
- Ateş Yılları
- Çoban Şiirleri
- Deniz Feneri
- Kutsal Barış 1
- Kutsal Barış 3
- Kutsal Barış 2
- Kutsal Barış 4
- 6-7 Eylül Kasırgası
- Kutsal İsyan - 6
- Kutsal İsyan - 8
- Kutsal İsyan - 7
- Ateş Ormanları Arasından
- Özgürlük Türküsü
- Adalet Sıtması
- Türk Kelebeği
- Kavga Şiirleri
- Anadolu'da Bir Yunan Askeri
- Kenti Yiyen Çocuk
- Gecekondumdan Şiirler
- Tuyuğlar
- Sürgün Şiirleri
- Karacaahmet Senfonisi
- İkinci Dünya Savaşı'ndan Edebiyat Anıları
- Nazım'dan Meltemler
- Savaşta Çocuklar
--reklam--
Hasan İzzettin Dinamo Alıntıları - Sözleri
- Fırsat bulsanız da okuyun, bulmasanız da okuyun." (Öksüz Musa)
- Düşünmek kahramanlıktır, Düşünmek, bir çiğ tanesidir. bir anlıktır. Düşünmenin ötesi, karanlıktır cancazım, karanlıktır. (Kavga Şiirleri)
- Düşünmek, salt insanoğlunun harcı. Yine insanoğlu, en büyük düşman ne yazık, düşünceye karşı. (Kavga Şiirleri)
- <
Türk Kelebeği) - Yine zindan, yine çark, yine bıçak, yine kelepçe, Gece başlıyor, kardeşler, gece. (Kavga Şiirleri)
- Tarihimizi okuyunuz, görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar, hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir. Mustafa Kemal (Kutsal İsyan - 3)
- "Ama çok yoksullar değil mi?" "Çalışan insanlar hep yoksuldur kızım." (Savaş ve Açlar)
- İnsan yürekleri de gittikçe taşlaşmakta. (Çoban Şiirleri)
- "insanoğlundan tiksinicek duruma gelmiştim. İçimde insan sesinin hiç işitilmediği kuytu ormanlara, dağ başlarına kaçmak eğilimi çan çalıyordu." (Musa'nın Mapusanesi)
- İnsan, neden her istediğini olamıyordu? Bu adaletin ya da adaletsizliğin anahtarı kimin elindeydi? Toplum, yetenekli çocuklarını neden elinden tutup yetistirmiyordu? Bir Rousseau, bir Pestalozzi gibi düşünen insanların varlığına dayanan bir toplum, bir eğitim sistemi var olmadıkça bütün yetenekler güz yaprakları gibi yağmurun, rüzgarın önünde sürüklenmek zorundaydı. Toplumlar, çocuğun anası babası olmadıkça yeteneklere kurtuluş yoktu. (Açlık)
- Yapamadım,yol verdim gözlerimdeki yaşa. (Çoban Şiirleri)
- İstanbul soluk alınamayacak, içinde kımıldanılamayacak bir arslan kafesine dönmüştü. İşgalciler, ellerinde ateşten kırbaçları bulunan arslan terbiyecileri gibi bu kafesin kızgın demir çubukları çevresinde dönüp duruyorlardı. (Kutsal İsyan - 1)
- En son türkümde seni söyleyeceğim. Bir emperyalist tankı altında şair yüreğim ezilirken. Ya da dünyanın en güzel bir sabahında Bir duvar dibinde kurşuna dizilirken... (Özgürlük Türküsü)
- Yıkıldı üstümüze zaman bir dağ gibi. (Çoban Şiirleri)
- Umut gerçi kahpe bir şeyse de o gülümsedikçe ortada her zaman sahip olacağımız bir şey var demektir. Sen, şu sırada büsbütün umutsuz değil, salt öfkelisin. Tabancanı, hiçbir vakit öfkelenince kullanma, aziz kardeşim. (Adalet Sıtması)
- Ben, Aziz Nesin’i güçlü mizah sanatiyle orda tanıdım.Eski Marko Paşa’da yazdığı çok güzel yazılarını eski dostum Sabahattin Ali’ce kaleme alındığını sanıyordum, orda bana okumam için verdiği «İt Kuyruğu» adlı hikâye kitabını okuduktan sonra bunun yazarı birden bire gözümde dağ gibi büyüdü. Sonra iyi ahbap olduk. İyi bir okuyucu olduğumu da anlamış olacak ki, bundan sonra bütün oracıkta yarattığı mapusane ürünlerinin sanırım ilk okuyucusu ben oldum. Akbaba’cı Yusuf Ziya ile bağlantı kurar kurmaz sıtmalı bir yazı işine girişti. Artık, başnı kaşıyacak zamanı yoktu. Ha bire yazıyordu. Dışarda serbest gezen okuyuculanın daha sonra okuyup kahkaha patlatacakları ,biraz daha sonra da İtalya’da dünya mizah birinciliği alacak olan Fil Hamdi hikâyesini henüz müsvedde halindeyken ilk okuyan biz oluyor, kasıklarımız çatlarcasına gülüyorduk. O kötü koşullar altında başka hiçbir şey de beni güldürememişti. Bütün emniyet örgütünü son kerte zekice hicveden bu hikâye haklı olarak sonra Altın Palmiyeyi Türkiye’ye doğru yola çıkarmıştı. Aziz Nesin dışarda gene, güzel bir de sevgili bırakarak mapusaneye gelenlerdendi. Bu yüzden de içerde para kazanmak, sonradan karısı olacak sevgiliyi çıkıncaya dek dışarda barındırmak gerekiyordu. Yusuf Ziya da Nesin’i doludizgin sömürüyordu. Bir hikâyesine yedi buçuk yada on lira veriyordu. Geçmiş gün, iyi usumda yok. (6-7 Eylül Kasırgası)
- Kent düzeni, belli bir saatten sonra kentin deliğini deşiğini kilit altına alıyor, yarattığı kanunsuz sürülerini kutsal masallardan uzak tutmaya çalışıyordu. Sokakta işsiz, aşsız, korumasız kalmış bir insan için, toplumların yarattığı kutsallikların ne anlamı olabilirdi? Bütün kutsalliklar en sonra insan denen değerin korunması, daha büyük bir değer olması için değil miydi? İnsan, hiçbir kutsallık için bir kurban değildi. Klan çağlarıyla Ortaçağ, artık tası tarağı toplayıp karanlık mezarına göç etmemiş miydi? (Açlık)
- Biz dünyadan geçip gittikten sonra da ay pek çok kereler doğacak, fakat bizi bulamayacaktır. -O.Henry- (Ateş Yılları)
- En güzel hürriyet düşleri zindanda görülür. Schiller. (Kutsal İsyan - 2)
- ...insanın evini ancak kendisi, mezarını başkaları yapar. Ben, bunu bilirim. (Musa'nın Gecekondusu)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin