Kitap Künyesi
Yazar: Demet Altınyeleklioğlu
Yayın Evi: Nemesis Kitap
İSBN: 9786059545747
Sayfa Sayısı: 688
--reklam--
Nakşidil Güneşin Kızı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Korsanlar tarafından kaçırılıp doğduğu topraklardan çok uzağa, payitahta getirilmiş bir Fransız kızıydı Aimèe.
Baktığı herkesi derinlere daldıracak kadar güzel gözleri; güneşi kıskandıracak kadar sarı, upuzun saçları; incecik, narin vücudu ve herkesi sevmeye yetecek kadar büyük, merhametli kalbi onu payitahttaki herkesten ayırıyordu.
Osmanlı Sarayı’nın haremine hediye edildiğinde, aklına Paris’in yoksulluk ve acı dolu sokaklarında ekilmiş tohumlar yeni yeni filiz veriyordu. Aklında devrim vardı: hürriyet, adalet, kardeşlik. Dünyayı değiştirebileceğine inanmışken bir hareme gönderilerek padişahın cariyesi olma kaderine mahkûm edilen Aimèe’nin adı artık Nakşidil’di. Gönül süsü Nakşidil. Sultan Abdülhamit’in haremi Nakşidil. Abdülhamit’in onun güzelliği karşısında büyük bir aşka düşmekten başka şansı yoktu.
Düştü de… Ancak hem sarayın hem de payitahtın dört bir yanında pusuya yatmış isyan, tek bir kıvılcım bekliyordu parlayıp alev alev yanmak için. Ve o kıvılcım, devrimin ta kendisi olabilirdi.
--reklam--
Nakşidil Güneşin Kızı Alıntıları - Sözleri
- Cennete gitmiş. Annem cennetin çok güzel olduğunu söylüyor. Kardeşim orada mutluymuş.
- Bir karanlıktan ötekine gidiyoruz...
- Allah'ın yarattığı hiçbir can uğursuz değildir.
- ...Hele az daha bekle... Meraklı gözlerin uykuya yenildiği, serçenin kanat çırpışını bile duyan kulakların sağırlaştığı vakti bekle.
- Siz soylu zenginler böylesiniz.Hep üzgünsünüz.bizim için çok ama çok üzülüyorsunuz.biz de varlığımızla sizi üzmemek için geberip gidiyoruz işte.
- Kul kısmına tende can, kesede akçe lazımdır, Akçe olmadıkça kulda saltanat kime hükümdür, Sevda-yı aşk ile serhoş olsa dahi taht-ı Osman, Vallah insaf bilmez, hak diye hak almak farzdır.
- Ol güzelin sevdasıyla kor ateşteyim, Sanma ki koynunda vuslatına eriştim, Etrafında dönen bahtsız pervaneyim, Yarsız cennet dahi olur cehennemim.
- "Saray çok bileni, devlet tez canlı olanı sevmez."
- "Ah demek doğru. Tanrı onların cezasını versin. Majestelerine başkaldırmak ihanettir. Hem Tanrı'ya hem Fransa'ya... Kral, Tanrı'nın seçimidir. Tanrı'nın tercihine isyan etmek günahtır. Nankör ayak takımı. Bir yığın köylü, serseri, fahişe."
- "Soylular, zenginler neredeyse orada yoksulluk, açlık, veba, ölüm vardır. Bizim yarattıklarımızla onlar yer, onlar içer, onlar yaşar; biz aç ölürüz. Onlar pudra kokar, biz bok. Tek şey istiyoruz onlardan. Eşitlik, adalet ve kardeşlik."
- Burjuva ne demek? "Halkın sırtından geçinenler,onu soyup sömüren soylu zenginler.."
- Iyice yıkayın, keseleyin. Derisini yüzün. Kafasina kaynar sular dökün, tarayin. Bitli mitli olmasin. Üstüne bir şeyler uydurun. Geceyi avluda geçirsin. Şermi kalfa bu yellozun dilinden o anlar.
- Sarayda ölüm daima pusudadır. Kimi, ne zaman bulacağı belli olmaz.
- En iyi rehber kılıç değil, akıldır. Rehberin akıl, tedbir arkadaşın olsun. Adın kılıçla değil, sevgiyle yücelsin. Esirlerin kölelerin kralı olacağına, doğrunun, fakirin, fukaranın hamisi olsın. Savaş meydanlarının kartalı değil, barışın güvercini olasın.
--reklam--
Nakşidil Güneşin Kızı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap tamamen gerçekleri çarpıtma: Merhaba arkadaşlar, Bir kitabı elstirecek konumda olduğumu düşünmüyorum, lakin tarihimi iyi biliyorum. Bu kitap kesinlikle Osmanlıyı ve dahi sultan Abdülhamit'i kötülemek maksadıyla yazıldığı konusunda eminim. Yabancı tarih ve yazarların bile Abdülhamit han hakkında yazdıkları onca güzel yazılara rağmen, sözde türk bir yazar olduğu vurgulanan yazar'in geçmişi, nasıl uygun bir dille kötü gösteririm çabası. Bu kitap kurgu roman olabilir, ama kitapta bahsi geçen konu gerçek konular üzerine dayanılan, aslı olmayan şanlı bir adamı kötü gösterme çabasından başka bir şey değil. Sevmediğin bir kişi hakkında kitap yazmaz ne kadar doğru olurdu? Ben yazarım vs diyorsan da namuslu bir şekilde tarafsız yazman gerekir. Kitap sultan Abdülhamit'i öyle bir anlatıyor ki! sürekli karı kız peşinde koşan devlet ile alakasız, kadınlar peşinde koşarken akla hayale gelmeyecek aşağılayıcı bir şekilde tasvir ediliyor. Bu kitabı yazan kişi, ya Osmanlı ve Abdülhamid düşmanı, yada ahlak ve dürüstlük ten bihaber. Bir kitap yazacak kadar bilgiye ve eleştiriye sahip değilim ama bu kadar bilgiye sahip olupta yanlış bilgilerle yazan kişilere yazıklar olsun. Ben bir okur olarak şahsi bir şekilde bu kitabı eleştiri hakkına sahip olduğumu, bunun karşılığında eleştiri hakkımı kullanıyorum. Osmanlı sultanları içindeki en iyi strateji ve istihbarat alanında en başarılı gösterilen, sultan burada çok farklı bir kişi. Kitabın ilk 20-30 sayfasında kitabın nasıl neden yazıldığı izlenimi ve sonuç kafamda belirdi, lakin acele etmemek için kitabın yarısından fazlasını okudum, ama inanın o kadar saygısız bir dille bahsediliyor ki, yazar ya terbiye nedir bilmiyor yada düşmanca tarihe saldırıyor. Şahsım o kadar bilgili ve akıllı değil ama neyin ne ima ettiğini bilecek kadar aklım ve hayat tecrübem bulunmakta. (Fatih Yayla)
-1 üzerinden -1-¹: Bir tarihçi olarak, haremi, Abdülhamid'i, saray yaşamını ve inceliklerini, Osmanlı kültürünü, harem ağasını ve hadım ağasını, valide sultanı ve bu insanların yaşamlarının nasıl olduğunu, saraya "kız"ların nereden ve nasıl süreçlerden- sınavlardan- geçerek geldiklerini bilmeyen birinin yazdığı zerrece kıymeti olmayan bu kitaba inceleme yazmak konusunda gidip geldikten sonra bir kaç bir şey yazmak gerektiği kanısına vardım; yazar/demet-altinyeleklioglu ,sadece ve sadece Osmanlı'daki vakıf sisteminin ne denli köklü ve kapsayıcı olduğunu bilseydi bunların yarısını dahi yazmaya eli varmazdı.. Ayrıca devlet politikası sandığı gibi "uçkur yerine fetih" olan koskoca bir imparatorluk padişahına da böyle dil uzatamazdı. Tarihî gerçeklik algısından tamamen uzak yazılmış olan tamamen hayal ürünü yarı aldatmaca yarı macera derken ortaya çıkmış bir eser(!) olmuş. Yazar kendi tarihini bilmekten acizken bir zahmete girip, ben bununla ilgili bir kitap yazacağım acaba nedir ne değildir diye bir araştırıp öğreneyim kitabımı okuyacak olanlara yanlış bilgiler yansıtmayayım, bir yazar olarak "objektif" olmalıyım, çizgisinden uzak bir kitap kaleme almış... *** Kitabın içeriğinin tarihi yansıtma(ma)sı söyle bir dursun edebî içerik olarak da okunası bir kitap değil.. Sahiden okurken aklıma durmadan kitap/otomatik-portakal--5909 kitabı gelip gelip durdu onda da aynı şeyleri hissetmiş ve büyük bir miğde bulantısıyla kitabı okuyup bitirmiştim, bu kitap ise ondan daha beter çıktı. ••• Eğer Muhteşem Yüzyıl vari bir şeyler okumak istiyorsanız tam size göre bir eser- ve tabiki diğer eserleri de öyledir- *** Bu şekilde karalamaya çalıştığı padişah olmasaydı şuan kendi ülkesi ve kendi toprakları hatta konuştuğu kendi dili dahi olamayacak olan bir kişinin bu denli şuursuz ve pervasızca bir kitap yazmayı aklınz getirmiş olması da... bilemiyorum diyebileceğim tek şey şu ki, Bir kitabı almadan önce araştırmanın sadece öneriyle veya merakla kitap almamanın gerekliliğini bir kez daha öğrenmiş oldum resmen insanın parası boşa gidiyor, 9 TL 9TL'dir en nihayetinde :) (neyseki indirimden almıştım şuan tek tesellim bu oldu) Kesinlikle tavsiyem De Ğil Dir! Okumayın HumreGazale ***•••*** Dipnot: Tarihî inceliğe sahip değilseniz ve sizlerde kendi tarihinizi böyle aşağılamaktan hoşlanıyorsanız okuyabilirsiniz. (『Şemsüş şitâ』)
Demet Altınyeleklioğlu nun Sultan hanımlar serisini çok severek okudum. En alakasız diyebileceğiniz her olayı bilimsel olarak mutlaka bir tezde bir kitapta rastlarsınız. Anlatılanların kendisi de kurgu olduğunu zaten vurgular ancak dönemi gözlerinizde canlandırmak adına harika romanlar. Kaleminizr sağlık. (İlknur Sultan)
--reklam--
Nakşidil Güneşin Kızı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Demet Altınyeleklioğlu - Nakşidil Güneşin Kızı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Nakşidil Güneşin Kızı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Demet Altınyeleklioğlu Kimdir?
13 Şubat 1955 doğumlu Türk yazar ve TRT prodüktörü. Daha çok tarihi kurgu türünde eser vermiştir; TRT televizyonlarında yüzlerce programın yapımcılığını üstlenmiştir. Altınyeleklioğlu, kendisi de bir yazar olan Ceyhan Altınyeleklioğlu ile evlidir.
Hayatı
13 Şubat 1955 yılında Ankara' da doğmuştur. TED Ankara Koleji'nin 1971 mezunlarındandır. 1975 yılında Ankara Üniversitesi / Siyasal Bilgiler Fakültesi, Basın Yayın Yüksek Okulu'nu bitirdi. 1978 yılında Hacettepe Üniversitesi'nde Eğitim İletişimleri konusunda yüksek lisans yaptı. 1980 yılından itibaren TRT Televizyonu'da çalışmaya başladı. Bu tarihten itibaren sayısız programın yapımcılığını üstlendi. Çeşitli kademelerde yöneticilik yaptı. Yazarlığı ve prodüktörlüğünün yanı sıra çevirmenlik de yapmakta olan Altınyeleklioğlu'nun çevirileri arasında Philippa Gregory gibi tanınmış yazarların eserleri bulunmaktadır.
İlk romanı Moskof Cariye Hürrem 2009 yılında yayınlandı. Bu romanıyla büyük bir okur kitlesi edindi. Popüler edebiyatta ve TV dizilerinde Osmanlı Sultanları akımının başlamasını tetikleyen Moskof Cariye Hürrem, aylarca çoksatanlar listesinde yer aldı. Ardından Alkışlarla Lamia (2010), Cariyenin Kızı Mihrimah (2010), Cariyenin Gelini Nurbanu (2011), Altın Cariye Safiye (2011), Pargalı ve Hatice (2011), Kara Kraliçe Kösem (2012) romanları geldi. Bu romanlar da büyük ilgi gördü ve uzun süre çoksatanlar listesinde kaldı. Moskof Cariye Hürrem Bulgaristan’da yayınlandı. Yunanca, Rusça ve Arapça çeviri çalışmaları devam ediyor.
Alkışlarla Lamia adlı eserinde ilk romanından farklı olarak 20. yy. kadın yaşantısını işlemiştir. Türk sinemasının ilk kadın yıldızı olan Cahide Sonku'nun hayatını kendi kurgusuymuş gibi gösterdiği yönünde eleştiriler almıştır. Ancak konu kısa sürede gündem dışı kalmıştır.
Evli ve bir çocuk annesi olan Demet Altınyeleklioğlu İstanbul ve Miami’de yaşamaktadır.
--reklam--
Demet Altınyeleklioğlu Kitapları - Eserleri
- Moskof Cariye Hürrem
- Cariyenin Kızı Mihrimah
- Cariyenin Gelini Nurbanu
- Altın Cariye Safiye
- Kara Kraliçe Kösem
- Pargalı ve Hatice
- Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan
- Cem Sultan
- Gülüm
- Alkışlarla Lamia
- Sustum Anne
- Nakşidil Güneşin Kızı
- Kösem Sultan
- Roma Kulübü
- Kara Zeybek
- Nihavent Hıçkırık
--reklam--
Demet Altınyeleklioğlu Alıntıları - Sözleri
- "Sevda denilen şey, katlanmasını bilmektir." (Cariyenin Kızı Mihrimah)
- ''Cem Kabe'ye gidip hacı olunca pusulası şaştı anlaşılan. Bambaşka bir insan olduğunu yazmış son mektubunda. Gözünde ne taht varmış ne taç? Ordu, savaş filan kalmamış fikrinde. Allah'a ibadete adayacakmış kendini. Birde kurt diye bir laf ediyor ikidebir. Kızılkurt. Kurdunu öldürmüş. Ne demekse ?'' (Cem Sultan)
- Her ayrılık acıdır, öyle değil mi? (Gülüm)
- Ben kapattım kendimi dünyaya. (Sustum Anne)
- "Ya bir garip çalı bülbülünün günahı ne olabilir ki, cellat kılıcı reva görülsün?" (Pargalı ve Hatice)
- Tanrının insanlara bahşettiği en büyük zenginlikmiş akıl. (Kara Kraliçe Kösem)
--reklam--
- Bu memlekette kadın kısmının kendini hasrete alıştırmaktan başka çaresi yok. Ha bir de, kadınlar burada sevdiği adamı, aşkıyla vatan sevdası arasında tercih yapmaya zorlamaz. Kaybedeceklerini bilirler çünkü. (Roma Kulübü)
- Nereden çıktı şimdi bu yürek çarpıntısı? Herkes sana bakıyor. Neden sen sadece onun gözlerini gördün? (Cariyenin Kızı Mihrimah)
- Alexander gibi yürekli, korkusuz, pervasız ol. Fakat, Alexander gibi aklını hırsına köle etme. Koşmasını da, durmasını da bil.. (Pargalı ve Hatice)
- Birinin ayağındaki pantolondan dizi fırlamıştı dışarı. Ötekinin pantolonunun bir bacağının dizden aşağısı tamamen yırtıktı. (Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan)
- Keşke neyin doğru olduğunu da yanlışı fark ettiğim kadar kolay bulabilsem. (Roma Kulübü)
- "Ölmüş bir ruhu taşımak zordu. Çünkü o yük her gün biraz daha ağırlaşıyordu." (Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan)
- Ol güzelin sevdasıyla kor ateşteyim, Sanma ki koynunda vuslatına eriştim, Etrafında dönen bahtsız pervaneyim, Yarsız cennet dahi olur cehennemim. (Nakşidil Güneşin Kızı)
--reklam--
- Nasıl bir dünyasa yaşıyor bu insanlar? Birbiriyle acımasızca, ölesiye, öldüresiye mücadele eden insanlarla doluydu dünyaları. (Kara Kraliçe Kösem)
- "Yakanı anılara kaptırmaya başladın mı bil ki kocuyorsun." (Kara Zeybek)
- Bedenin esir fakat ruhunu köleleştirmelerine izin verme. Ruhun, Sava nehri kadar özgür, başın karşı dağlar gibi dik olsun.. (Pargalı ve Hatice)
- Olması gerekenler olmuyor, olmaması gerekenler oluyordu. (Cariyenin Gelini Nurbanu)
- Belki de anlıyordu çocuklar yalanı. Gidenin bir daha dönmeyeceğini seziyorlardı. Kim bilir. Fakat ses etmiyor, yüze vurmuyor, ama gece sessiz gözyaşlarıyla ıslatıyorlardı yastıklarını. (Sustum Anne)
- Büyük Millet Meclisi ordu kuruyordu kurmasına da, imkânlar yetmiyordu işte koca orduyu giydirmeye, kuşatmaya, silahlandırmaya, karnını doyurmaya. Millet neyi varsa yarısını orduya bağışlıyordu. 2 yumurtanın biri askerindi. Bir somunun yarısı. İki çift çorabı olan bir çiftini koşup şubeye getiriyordu. Kadınlar, gelin kızlar makineyle, elle askere bir şeyler dikiyordu yorulmadan. Akşehir'den bu tarafa at sürerken gözleriyle görmüşlerdi. Sultandağı'nın eteklerinde, çay yolunda, Şuhut Ovası'nda, İhsaniye'de. Kağnılar yürüyordu dağlarda gacır gucur. "Adamlar askere koşmuş, bu işleri yapacak kimse kalmamışsa, avrat kısmı ne güne durur?" demişti besbelli kadınlar. Genci, ihtiyarı kağnılarla ileri hatlara cephane, yiyecek, giyecek taşıyordu. Kiminin bebesi kucağındaydı, kiminin sırtında. Kimi cephane sandığını beşik yapmıştı bebesine. Kağnı yetmemişse, kalan top mermilerini omuzlamıştı gelin kızlar. (Kara Zeybek)
- "Ah demek doğru. Tanrı onların cezasını versin. Majestelerine başkaldırmak ihanettir. Hem Tanrı'ya hem Fransa'ya... Kral, Tanrı'nın seçimidir. Tanrı'nın tercihine isyan etmek günahtır. Nankör ayak takımı. Bir yığın köylü, serseri, fahişe." (Nakşidil Güneşin Kızı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin