Kitap Künyesi
Yazar: Erdoğan Aydın
Yayın Evi: Literatür Yayıncılık
İSBN: 9789750406300
Sayfa Sayısı: 360
--reklam--
Nasıl Müslüman Olduk Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Nasıl Müslüman olduğumuzu genellikle sormadık kendimize. Çünkü İslamiyet'i "din ve hidayet aşkıyla", kendiliğinden benimsediğimiz yolunda koşullandırılmıştık. Oysa doğruyu aradığımızda, Müslümanlaştırılma tarihimizin, insanı irkilten bir vahşet süreci olduğu soğuk gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Resmi ve geleneksel söylemse, bu gerçeği ısrarla gizlemeye çalışıyor.
Bugünü anlamak ve demokratik bir Türkiye yaratabilmek için, doğru tarih bilincine sahip olmamız gerektiğinden hareketle Erdoğan Aydın, Nasıl Müslüman Olduk kitabında, Müslümanlaştırılmamızın dramatik öyküsünü ve bunun toplumumuza etkilerini gün ışığına çıkarıyor.
İçindekiler;
Tarihin Aynasında Hak İhlalleri
İslami Yayılmanın Maddi Koşulları ve Dinsel Mantığı
Yayılmacılığın Başlangıcı ve Kürtlerin Müslümanlaştırılması
Şeriat Türkleri Nasıl Görüyor?
Arapların Türk Yurtlarına Saldırılarının İlk Dönemi
Yurtları İşgal Edilirken Türkler Direniyor
Kuteybe, Direnişi Katliamlarla Kırmaya Çalışıyor
"Hidayet"ten Türklerin Payına Kılıç ve Kırbaç Düşüyor
Müslüman İşgalini Kırmak İçin Büyük Atılım ve Yenilgi
Abbasi Devrimi ve İslamiyet'in Kavimsel Karakter Değişimi
Abbasiler Dönemi'nde Türkler
Türk Köleler, İslam Lejyon Ordusunun Temel Gücü Oluyor
Arapların Hazar Yurtlarını İşgali ve Geri Atılmaları
İşgal Öncesi Türkistan'da Dinsel Panorama
İslamiyet'e Karşı İdeolojik Direniş ve Dönüşüm
Türklerin Müslümanlaşmasının Siyasal Biçimlenişi
Selçuklular İslam'ın Siyasal Egemenliğine Yükseliyor
İslamlaşmanın, Türkler Üzerindeki Kültürel Etkileri
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Nasıl Müslüman Olduk Alıntıları - Sözleri
- Kendi dini adına bunca vahşetin, işgalin, komplonun, çirkefin, insanlık ayıbının yapılmasına gözyumabilecek bir tanrı fikri nasıl kabul edilebilir?
- Osmanlı'nın hoşgörüsü üzerine anlatılan yığınla masala karşın Osmanlı hukuk ve siyaset tarihi benzer fetvalar ve katliamlarla doludur. Büyük İslam bilgini olarak saygı gören Şeyhülislam Ebussuud Efendi' nin fetvalarından biri şöyledir. Soru :Kızılbaş topluluğunun dine göre topluca öldürülmesi helal midir? Cevap :Kızılbaşların topluca öldürülmesi elbette dinimize göre helaldir. Bu en büyük kutsal savaştır. Bu yol da ölmek de şehitliğin en ulusudur.
- "Tarihçinin görevi, geçmişi sevmek ya da geçmişten kurtulmak değil, bugünü anlamanın anahtarı olarak onu öğrenip anlamaktır. " E. H. Carr
- Öğretilen kuralları dinleyen Hakan (Hazar Kağanı ) o zamana kadar hiçbir zararını görmedikleri şarap ve domuz yasağına itiraz ettiyse de isteği kabul edilmedi. "Allah öyle emretmişti"! Peki ama madem kötü şeylerdi bunlar o zaman niye şarabı ve domuzu yaratmıştı?.. Yenenler yenilenlere mantık değil emirlerini dayatıyordu.
- Düşünün bir, çağdaş insanlık değerlerini içselleştirmiş birinin ancak utanç duyabileceği bir durum olan başka halklara ait yurtların işgali ve talanını, övünülesi bir olay olarak anlatmak, resmi tarih kitaplarımızın neredeyse temel yaklaşımlarından birini oluşturmaktadır.
- "Egemenliğin kayıtsız şartsız Allah'a ait olduğu" söylemi altında aslında yaptıkları şey, tarih boyunca görüldüğü gibi padişahlar, halifeler, tarikat önderleri olarak, seçme, değiştirme ve denetleme olanağından yoksun bıraktıkları toplumu her ayrıntısında denetim altında tutan, üstelik hem içte hem dışta kanla yürüyen, teokratik ve totaliter diktatörlüklerini kurmaya çalışmaktan başka hiçbir şey değildir.
- Eğer bugün bir Türk kültüre sahipsek, bunu Sünni Arapçı ve görece Farsçı Selçuklu ve Osmanlı saray politikalarına karşı, hain ilan edilmek ve katledilmek pahasına Baba İshak'ların, Şeyh Bedrettin'lerin, Hacı Bektaş Veli'lerin, Yunus Emre'lerin, Pir Sultan'ların önderliğinde direnen Türkmenlere borçluyuz.
- Mekke şehri, İslamiyet öncesi bu çoğulcu Arap toplumunun merkezidir. Daha sonra "Allah'ın evi" diye benimsetilecek olan Kabe, çok Tanrılı Arap toplumunun dinsel merkezi, hac yeridir.
- Kendi dini adına bunca vahşetin, işgalin, komplonun, çirkefin, insanlık ayıbının yapılmasına gözyumabilecek bir tanrı fikri nasıl kabul edilebilir?
- İnsan olan her insanın Buhara ve diğer Türk illerinde yaşanan vahşeti yine de düşünmeye çalışması gerekiyor. Güçlü bir edebiyatçının bile gerçek boyutlarıyla yansıtılabilmekten uzak olan bu vahşeti düşlemeye çalışmak gerekiyor. Kendini kuşatmada, katliamda, yağmada, tecavüzde düşünsün. Herkes kendisini Buhara halkının yerine koysun. Eşleri, çocukları, babaları katledilirken, kendisi de böyle bir vahşet ortamında işgalcilerden birinin cariyesi haline getirilen kadınlardan biri olarak düşünsün.
- "Yezid 12 bin kişiyi böyle feci bir şekilde kılıçtan geçirdikten sonra tepeler gibi yığılıp kalan bu kafa, kol ve gövdeler üzerine doğru suyun mecrasını değiştirdi. Bu kan nehri ilerdeki bir değirmene ulaşıyordu. En sonunda Yezid, bu kanların öğüttüğü unlardan yapılan ekmeklerden yedi. Böylelikle Allah'a verdiği sözü yerine getirmiş oluyordu. "
- Neresinden bakılırsa bakılsın Peygamber'in Türklere ilişkin hadisleri, Türk şeriatçılarını ciddi handikaplara sürükleyecek bir muhtevaya sahiptir.
- Peygambere göre Türklerle Arapların savaşı bir kıyamet alameti olarak sayılacak denli önemlidir.
- Toplumu "kafirler" ve kafir olmayanlar "diye ayırabilme rahatlığını sindirebilenlere gelince, insanlık paydasından onlara edecek ne sözümüz olabilir ki?
- Halid Bin Velid’in İran’lı Komutan Hürmüz’e yazdığı mektup’ta Siz İslam dinine giriniz, emniyet ve güven içinde yaşamaya devam edersiniz. Eğer İslam dinine girmezseniz, o zaman bizim hakimiyetimizi kabul ediniz; zımmi olun, biz de sizi koruyalım. Başkalarının size taaruz etmesine fırsat vermeyelim. O taktirde bize haraç vermeniz gerekir. Yok bunu da kabul etmezseniz size yapılacak bir şeyimiz kalmamıştır. Aramızdaki hükmü Allah verecektir. Fakat biz öyle bir ordu ilr gelmişiz ki, bu ordunun erleri ölümü sizin hayatı sevdiğinizden daha fazla seven kimselerdir.
--reklam--
Nasıl Müslüman Olduk İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Böyle bir kitaba para verdiğime üzüldüm. Nasıl ki Kadir Mısıroğlu'nun kitaplarına para verecek olsam üzülürsem aynı derecede üzüldüm İdeolojik saplantılı, Kadir Mısıroğlu'nun Sol versiyonu bir yazardan Türklerin Müslüman oluşu. Emevilerin katliamlarını 100 sayfalık kısımda anlatıyor ancak onda da gerçek manada katliamları anlatmaktan ziyade marksist terminoloji ile İspanyolların Amerika'yı yağmalamasına benzeterek anlatıyor. Anlatımları Türklere duyduğu saygıdan değil islam dinine duyduğu öfkeden kaynaklanıyor. Selçuklular ilgili bölümlerde büyük bir yanlışa düşüyor. Selçuklu Tarihinde bilimsel bir otorite kabul edilen Osman Turan yeriné bilimsel ve tarihi bir geçmişi olmayan Doğan Avcıoğlunu referans alıyor. Osmanlı Tarihinde Halil İnalcık, İlber Ortaylı neyse Selçuklu Tarinde Osman Turan da o ancak yazar tarih alanında Doğan Avcıoğlunu Osman Turan'a tercih ediyor. Bazı bölümleri atlayarak okudum. Okumak için öyle zorlayacak bir kitap değil basit cümlelerle konuyu anlatan bir kitap. Ciddi şekilde okusam da bir gecede bitirebileceğim bir kitap. Okumak isteyen okusun da kimseye bir şey katacağını düşünmüyorum. Kadir Mısıroğlu bilgi bakımından insana ne verebilir ki bu da aynı o kafada olaya yaklaşıyor. Abbasi dönemiyle birlikte Türklerin İslam'a geçişinde gönüllülük esası başlamıştır. Yazar Türklerin İslam'a geçişini kapsayan 350 yıllık bir dönemin hepsi kılıç zoruyla oldu yanılgısına düşmüş ya da böyle bir intiba bırakma gayretine girişmiş. Görülüyor ki Emeviler döneminde Türklerin toplu halde İslam'a geçişleri yok. Öyleyse Emeviler Döneminde yaşanan olayları, Türkerin İslam'a geçişlerinin tamamını kapsıyor izlenimi yaratması tarihin akışına aykırıdır. İslamiyetin ilk yıllarında Zekat kavramına yüklenen anlam devlete bağlılığın bir ifadesi idi. Bu sebeple müslümamdan Zekat müslüman olmayanlardan ise cizye alınırdı. Kitapta ise yazar, "Madem istenen Zekat ise zekatın nasıl verileceği yazılıyor neden illa halifelere verilsin"diye bir düşünce içine girerek değerlendirmiş buna da güçlünün,İslam Dinini taahküm vasıtası olarak kullandığını söylemeye çalışmıştır. Yazar kitabı Arapların gönüllü müslüman olmadığı yükselen güç karşısında güce boyun eğdikleri düşüncesi üzerine kurmuş ve kitap boyunca buna yönelik bir metin oluşturmuştur. Kendi ideolojik dünyasına göre islamın gelişimini yorumlayan yazar bilimsel kriterlerden çok ideolojik taasubunun etkisiyle kitabı yazmış görünüyor. Kezâ Hazreti Ebubekir döneminde ortaya çıkan yalancı peygamberleri, muhalefet olarak niteleyen yazar, Hazreti Ömer'i ise Hazreti Ebubekir'in halifeliğini pekiştirmek için terör ve baskı uygulayan terör estiren kişi olarak görmüş. Bunlar yazarın kör bir ideolojik saplantı içinde olduğunu gösteriyor. Tarihçilikte bilimsel bir metin ortaya çıkması için elde edilen verilerin metodolojik bir sistem ve değerlendirmeye tabi tutulması gerekir. Nasıl ki bir deney yaparken en doğru sonucu elde etmek için hassas davranılırsa tarihi değerlendirirken de en doğru tespiti yapmak için tarih metodolojisine uymak gerekir. Yazarın uyduğu tek metodoloji ise kendi ideolojik taassubudur. Yavuz Bahadıroğlu, Mustafa Armağan, Kadir Mısıroğlu nasıl gerçekleri sapla samana katarak islami görünümde yalan-yanlış anlatıyorsa bu da onların Sol ve marksist versiyonu olarak onlardan farksız şekilde olaylara yaklaşıyor. Nasıl ki adı geçen islami görünümlü şahısların bir metodolojik sistemi yoksa bu da aynı şekilde sistemden yoksun masalsı bir anlatımla araya Kuteybe Bin Müslim'in katliamlarını serperek gerçek olayları ideolojik saplantıyla değerlendirerek bir neticeye ulaşmaya çalışıyor. Gerçek olan katliamları anlattığı sayfa sayısı 100 civarı. Ancak burada da üzerinde durduğu nokta katliamlar değil islam dinine duyduğu öfke olduğunu düşünüyorum. Çünkü İslam Dinini, ilahi bir din değil sanki birilerinin uydurduğu bir din gibi değerlendiriyor. Kurdupu cümlelerden bunu anlıyorum. Emeviler dönemide yazılan ana kaynak olarak ifade edilen kaynaklardan sadece Taberî Tarihine başvurmuş, Taberî Tarihine de kendisi değil onun üzerine çalışma yapan Zekariya Kitapçı'nın kitaplarından yararlanarak kullanmış böyle bir yöntem tarihçilikte pek itibar edilen bir şey değil. onun dışında hiçbir islam ana kaynağına başvurmamış. Yararlandığı kitaplar Doğan Avcıoğlu. Abbasiler Dönemine ilişkin kaynakları yine Abbasiler döneminde yazılan el yazması eserler değil günümüz yazarlarının yazdığı kitaplar. Mesela Osman Turan Selçuklu Tarihi ile ilgili kitap yazarken Arap, Fars yani İran, Bizans, Süryani ve Ermeni kaynakları kullanmış öyle kitaplar yazmış Erdoğan Aydın önemli bir konuda kitap yazıyor ama dayandığı tek şey kendi ideolojik körlüğü. (Mustafa BAKIRHAN)
Kitabı sonuna kadar zor dayanarak okudum, birçok abartı var. Yazar kafasında birşey kurgulanmış ve buna göre sonuçlar çıkarmaya çalışmış. Kendi barbarlıklarını örtmek için Müslümanları barbar göstermeye çalışanlara hizmet etmekten başka bir şey değil. Ortadoğu bataklığında milyonlarca müslüman öldü. Bunun müsebbibi belli, birleşmiş milletler yardım kamplarında medeni denen toplumların tecavüzleri, zorda insanları köle gibi kullanmış olmaları yeni yeni ortaya çıkıyor. Dünya üzerinde yapılan soykırımların yüzde 80'i Müslümanlara karşı yapılıyor ama sorsan Müslümanlar barbar. Bu kitabı yazan yazar da bu düşünce ile yoğrulmuş beyninde ki kurgularından hiçbir geçerliliği olmayan kaynakları göstererek bir kitap yazmış. İyi bir tarihçi bu kitapta kullanılan kaynakların geçerliliği olmadığını şıp diye anlayacaktır. https://youtu.be/S0BnK1g1AaE bu bağlantıyı izlerseniz ilber hocanın da bu kitap hakkında ki düşüncesini öğrenmiş olursunuz. (Faruk Er)
Kitabın ana tezi şu. Türkler kılıç zoruyla Müslüman olmuştur. Kitabı okurken Araplar tarafından bir çok katliam yağma ve talanın yapıldığının belgeleriyle anlatıldığını gördüm. Özellikle Türkistan bölgesinde Türkleri islamlaştırmak için yapılan katliamlar gerçekten kan dondurucu. Tüm bunlara rağmen kitapta anlatılan tez beni tatmin etmedi. Yani bir toplum kılıç zoruyla neden müslüman olsun? Kılıç zoruyla müslüman olunmaz, kılıç zoruyla takiye yapılır. Nitekim kitapta da anlatılan katliamlardan sonra Türkler yine müslüman olmuyor. Hatta müslüman olmamak için direniyor. Tarihi kaynakları incelediğimizde Türklerin kitleler halinde islama geçmesi 1000 yılından sonra başlıyor. Onun öncesinde Türklerin İslamiyete geçmeleri lokal vaziyettedir. İlk Müslüman Türk devleti Karahanlılar 840 yılında kuruluyor. Yani kitapta anlatılan katliamları yapan Halid Bin Velid ve Ubeyde Bin Cerrah gibi katliamcı komutanların ölümlerinden 200 yıl sonra kuruluyor ilk Müslüman Türk devleti. Karahanlılar kurulduktan sonra da yüzyıllarca Müslüman olamayan Türk devletleri orta Asya’da yaşamaya devam ediyor. Dolayısıyla Türklerin, Müslüman Araplar tarafından katledilmesi doğrudur, tarihsel bir olgudur. Ama Türkler kılıç zoruyla Müslüman oldu demek Tarihsel bir olguyu, ideolojik bir argüman için kullanmak anlamına gelir ve böyle bir şey söz konusu değildir. Türklerin Müslümanlaşması Türkistan’dan çıkarak, Anadolu ve Balkanlar’a yayılarak islamı tebliğ eden Hallac-I Mansur, Hacı Bektaş Veli, Pir Ahmet Yesevi, Hacı Bayram Veli gibi din önderlerinin tarih sahnesine çıkışı ile eşzamanlı olarak incelenmelidir, çünkü Türklerin kitleler halinde islama geçmesi bu şahsiyetlerin tebliğleri sayesinde olmuştur. Dolayısıyla bu konuda kitap yazmak, araştırma yapmak isteyenlere araştıracakları konu Türker’in müslümanlaşması değil “Türkler Nasıl Sunnileşti” olmalıdır. Çünkü bu konuda daha ilginç ve kırılma yaratacak sonuçlara ulaşabilirsiniz. Son olarak kitap iyi bir araştırma olmasına rağmen, Tarihi olayları kendi ideolojik formasyonuna hizmet edecek biçimde tahrif etmesi hoşuma gitmedi. Kitabın önsözünde yazar kendisinin Marksist olduğunu söyleyerek tarihi egemenlerin değil ezilenlerin persfektifi ile yazılması gerektiğini söylüyor. Söylem olarak doğru ama kullandığı yöntem yanlış. Bir Marksist tarihsel ve sosyal olguları değerlendirirken somut durumun somut tahlilini yapar. Olayın yaşandığı dönemdeki ekonomik koşulları, toplumsal koşulları, siyasi örgütlenme düzeylerini göz önünde bulundurur. Cihat ve Fetih gibi olguların ekonomi politiği nedir ? Bu talan ve işgal faaliyetinin ekonomik bir nedeni yok mu? Sadece islamı yaymak, Allah’a hizmet etmek için Cihat yapıldığını mı düşünüyor bu Marksist yazar? Müslüman olmayan toplumlardan daha çok vergi alarak, kasasını daha çok dolduracak olan bir devlet, kitleleri islamlaştırarak bu gelirden mahrum kalmak istemesi devlet aklına uygun mu? Kitabın sonuna Dr Hikmet Kıvılcımlı’nın “İslamın Türk Toplumuna Etkileri” isimli bir makalesi var, okunmaya değer. (V. Bogart Zangiev)
--reklam--
Nasıl Müslüman Olduk PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Erdoğan Aydın - Nasıl Müslüman Olduk kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Nasıl Müslüman Olduk PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Erdoğan Aydın Kimdir?
Erdoğan Aydın(doğum: 1957), gazeteci yazar.
Cumhuriyet'in Cumartesi eki olan Hafta Sonu'nda Tarihçe köşesinin yazarlığını da yapmış olan Aydın Roj TV'deki bir programa katılması nedeniyle gazeteden ayrılmak zorunda kalmıştır.
Eserleri
Nasıl Müslüman Olduk?
Kimlik Mücadelesinde Alevilik
Milliyetçilik: Türkiye'nin Çıkmazı
Aleviliği Ne Yapmalı?
Doğu - Batı Kıskacında Türkiye
Kabustan Demokrasiye Milliyetçilik, Şeriat ve Alevilik
Osmanlı Gerçeği 'Nizam-ı Alem'in Gayri Resmi Tarihi
Demokrasinin Dayanılmaz Ağırlığı
Fatih ve Fetih, Mitler ve Gerçekler
İslamcılık ve Din Politikaları
Kur'an ve Din: İslamiyet Gerçeği 1
İslamiyet ve Bilim: İslamiyet Gerçeği 2
İslamiyette Ahlak ve Kadın: İslamiyet Gerçeği 3
İslamiyetin Ekonomi Politiği: İslamiyet Gerçeği 4
Osmanlı'nın Son Savaşı: Turan Hayalinden Sevr'e
Öteki Tarih
--reklam--
Erdoğan Aydın Kitapları - Eserleri
- Nasıl Müslüman Olduk
- Osmanlı Gerçeği
- Öteki Tarih
- İslamiyet ve Bilim
- Kimlik Mücadelesinde Alevilik
- Fatih & Fetih
- Kur'an ve Din
- İslamiyette Ahlak ve Kadın / İslamiyet Gerçeği 3
- İslamiyetin Ekonomi Politiği / İslamiyet Gerçeği 4
- Milliyetçilik: Türkiyenin Çıkmazı
- Osmanlı'nın Son Savaşı
- İslamiyet Gerçeği 1
- Kur'an ve Din
- İslamcılık ve Din Politikaları
- Demokrasinin Dayanılmaz Ağırlığı
- Kabustan Demokrasiye - Milliyetçilik, Şeriat ve Alevilik
--reklam--
Erdoğan Aydın Alıntıları - Sözleri
- Kendi dini adına bunca vahşetin, işgalin, komplonun, çirkefin, insanlık ayıbının yapılmasına gözyumabilecek bir tanrı fikri nasıl kabul edilebilir? (Nasıl Müslüman Olduk)
- Şeriatçı ve Türkçü tarihçilerin çizdiği Osman ve Osmanlı tablosu orijinal değil sahte bir tablodur. Bunun işlevi ise bu sahte tablo üzerinden kendilerine egemenlik alanı inşa etmek bir bütün olarak Türkiye halkının kontrolünü kolaylaştırmaktır. (Osmanlı Gerçeği)
- Osmanlı Divanında haklı taraf yoktur, çıkar ilişkilerine bağlı olarak koşulların değerlendirilmesinde farklılıklar vardır sadece. (Fatih & Fetih)
- Eğer bugün bir Türk kültüre sahipsek, bunu Sünni Arapçı ve görece Farsçı Selçuklu ve Osmanlı saray politikalarına karşı, hain ilan edilmek ve katledilmek pahasına Baba İshak'ların, Şeyh Bedrettin'lerin, Hacı Bektaş Veli'lerin, Yunus Emre'lerin, Pir Sultan'ların önderliğinde direnen Türkmenlere borçluyuz. (Nasıl Müslüman Olduk)
- Onlar yaşadıkları gibi inanmaya devam etmiş... (Kimlik Mücadelesinde Alevilik)
- Değil mi ki asıl hayat "öbür dünya"dadır... (Fatih & Fetih)
- Görünüşünüz neye benzerse benzesin, nezaket sizi dünyanın en güzel insanı yapar. (Osmanlı Gerçeği)
- Peygamberin yaşadığı ilk dönemde sorunlar, Allah'tan geldiğine inanılan kararlarla çözülüyordu. Burada Muhammed, Allah'ı temsilen(!) sorunların çözüm odağıydı. Ancak kendisi ölüp, ayet düzenleme dönemi bittiğinde görüldü ki, Allah peygamber'den sonra ki dönemde yönetimin nasıl seçileceğini belirleyecek bir yöntem/ hukuk belirlemememişti. (İslamcılık ve Din Politikaları)
- Osmanlı'nın hoşgörüsü üzerine anlatılan yığınla masala karşın Osmanlı hukuk ve siyaset tarihi benzer fetvalar ve katliamlarla doludur. Büyük İslam bilgini olarak saygı gören Şeyhülislam Ebussuud Efendi' nin fetvalarından biri şöyledir. Soru :Kızılbaş topluluğunun dine göre topluca öldürülmesi helal midir? Cevap :Kızılbaşların topluca öldürülmesi elbette dinimize göre helaldir. Bu en büyük kutsal savaştır. Bu yol da ölmek de şehitliğin en ulusudur. (Nasıl Müslüman Olduk)
- Bu ne biçim allah sözüdür ki, müninlere şifa, zalimlere/kafirlere ziyan sözü verdiği halde gerçek hayatta tersi olur. Şifa bilimini kafirler geliştirir, canı kıymetli müslüman zenginler ve yöneticiler de tedavi için gavur ellerine giderler. (İslamiyet ve Bilim)
- Alevilik, insanlar arası ayrımı aşıp kavimleri ve inançları eşit kabul eder. Kaldı ki, çağdaş insanlık değerlerinin de gösterdiği gibi bu özelliği onun üstünlüğüdür. (Kimlik Mücadelesinde Alevilik)
- İsra-31’de “fakirlikten korkulmaması, Allah’ın kimseyi rızıksız bırakmayacağı” ifadelerine rağmen, insanların günümüzde açlıktan ölmeleri de, “ her şeye kadir ve adil” bir gücün varlığını sorgulatan ciddi bir çelişki değil midir? (İslamiyetin Ekonomi Politiği / İslamiyet Gerçeği 4)
- Fetih akınlarıyla birlikte Arapların elde edeceği sınırsız ganimetin temel bir kalemini de köleler oluşturacaktı. Bu kölelerin büyük bir bölümünün emevi ve abbasi döneminde Türklerden oluşmasıdır. (İslamiyetin Ekonomi Politiği / İslamiyet Gerçeği 4)
- “Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır. (Nahl-8) (Kur'an ve Din)
- Müslüman kadın ile erkek arasında da eşitlik yoktur. Erkekten ve erkek için yaratıldığı söylenen kadın erkek karşısında tabi durumdadır ve bu duruma karşı çıkmaya karşı uyarılır (Nisa 32-34). Çok evlilik, boşanma, yani sıra yönetici olmak hakkının yalnızca erkeğe verildiği, boşanma durumunda çocuklar üzerinde hak sahibi olmadığı, kadın mahkemede ve mirasta yarım erkek hakkıyla sınırlandırıldığı bir eşitsizlik hukuk öngörür şeriat. (İslamcılık ve Din Politikaları)
- Şeriat, hiçbir şekilde eşitlik ilkesini kabul etmediğinden dahası, sınırsız eşitsizliği kutsadığından, adalet üretemez. (İslamiyetin Ekonomi Politiği / İslamiyet Gerçeği 4)
- Kuranda akıl özgürce düşünüp araştırarak doğanın gizlerini çözmeye ve insanlık için onu denetim altına almaya çalışan gerçek akıldan temelde ayrılır. Oradaki işlevi doğaüstü bir gücün varlığını ve hikmetini kabullenmektir. (İslamiyet ve Bilim)
- Liberal ekonomi bir yandan toplumda ekonomik bunalımları derinleştirecek, bir yandan ayakta dimdik yoluna devam edecek, nasıl olur bu? Olmaz... Mutlaka payanda lazım. O payandanın en uygunu da din sömürüsü. Amaç beceriksizliklerini ve yağma düzenini inanmış kitlelere her şey Allah’tan diye yutturmak. (Kur'an ve Din)
- İnsanı yaratanın Tanrı değil, aksine Tanrı fikrini ve değişik koşul ve coğrafyalarda farklı dinleri yaratanın insan olduğu... (Kur'an ve Din)
- Bilim, dünyanın yaratılmadığını, maddenin uzay ve zaman içindeki dönüşümüyle oluştuğunu ve oluşumun da altı gün içinde değil, milyarlarca yılda ortaya çıkan değişikliklerin ürünü olarak gerçekleştiğinin bulmuştur. (İslamiyet ve Bilim)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin